# 2000 Oss Turkce Online Test Haziran

- Bağlantı: https://eegitimim.com/2000-oss-turkce-online-test-haziran/
- Yayımlanma: 2026-05-14T16:05:04+03:00
- Yazar: admin

1.  Depremde evde değildik. Eve gelince gördük ki dolaplar, kitaplıklar devrilmiş;
     binlerce kitap yerlerde. Şimdi o kitaplar ne olacak? “Canını kurtarmışsın, yetmez
     mi?” demeyin. Kitaplar da insanın canı gibi. Birine bile zarar gelse içimden bir
     şeyler kopar.
     Bu parçada geçen “içinden bir şeyler kopmak” sözüyle anlatılmak 
     istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
 2.   a.   ?    Birdenbire aşırı heyecana kapılmak
      b.   ?    Bedensel bir acı duymak
      c.   ?    Yapabileceği bir şeyi yapamaz hale gelmek
      d.   ?    İstediği gibi davranamadığı için rahatsız olmak
      e.   ?    Bir olay karşısında derin bir üzüntü duymak
 3.  Maviyle yeşilin kucak kucağa olduğu Kanlıca, hep kıpır kıpır, hep hayat dolu ve
     hep kendi gibi kalmak istiyor.
     Bu cümlede geçen “kendi gibi kalmayı istemek” sözüyle
     anlatılmak istenen, aşağıdakilerden hangisidir?
 4.   a.   ?    Sahip olduğu özellikleri koruma çabası içinde olmak
      b.   ?    Önemli bir yer olduğunu kanıtlamaya çabalamak
      c.   ?    Benzerlerinden farklı olmaya çalışmak
      d.   ?    En iyi biçimde tanıtılmayı istemek
      e.   ?    Canlılığını çevresine hissettirmek
 5.  Bıkmadan, yorulmadan, yılgınlığa düşmeden, sürekli okumalıyız. Okurken bir yandan,
     daha önce okuduklarımızdan belleğimizde kalan izin üzerini örten tozu, kiri temizlemeli,
     bir yandan da bu izi derinleştirmeye çalışmalıyız.
     Bu parçada geçen “belleğimizde
     kalan izin üzerini örten tozu, kiri temizlemek” sözüyle anlatılmak istenen, aşağıdakilerden
     hangisidir?
 6.   a.   ?    Edinilmiş bilgilerin önemini anlamak
      b.   ?    Doğruyu yanlıştan ayırmak
      c.   ?    Gereksiz bilgilerle oyalanmamak
      d.   ?    Unutulmaya yüz tutmuş bilgileri anımsamak
      e.   ?    Yeniliklere açık olmaktan kaçınmamak
 7.  I. Zekânın, pek kolay kavranamayan çok karmaşık bir yapısı vardır.
     II. Zekâ, doğuştan
     getirilen gücün, çevre olanaklarıyla işlenmesi sonucu oluşur.III. Zekâ ne sadece
     kalıtsal ne de sadece çevresel etkenlerle açıklanabilir.IV. Önce zekâyı tanımlamak,
     sonra da bu tanıma uygun bir ölçme aracı geliştirmek gerekir.Yukarıdaki numaralanmış
     cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
 8.   a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    I. ve IV.
      c.   ?    II. ve III.
      d.   ?    II. ve IV.
      e.   ?    III. ve IV.
 9.  I. Yapılan her yanlış, daha iyi bir sistem oluşturmak için bir fırsattır.
     II. 
     Yaptıklarının bilincinde olmayanlar, yanlışlarını sürekli yinelerler.III. Hiç 
     yanlış yapılmaması, her şeyin kusursuz olduğu anlamına gelmez.IV. Doğruya ulaşabilmek
     için, yapılan yanlışlardan ders almasını bilmek gerekir.Yukarıdaki numaralanmış
     cümlelerden hangileri anlamca birbirine en yakındır?
 10.  a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    I. ve IV.
      c.   ?    II. ve III.
      d.   ?    II. ve IV.
      e.   ?    III. ve IV.
 11. (I) Öykülerimdeki biçimsel ve içeriksel yenilikler salt kendi çabalarımın ürünü
     değildir. (II) Onları oluştururken öyküyü öykü yapan bütün geleneklerden ve yeniliklerden
     ararlanmaya çalışıyorum. (III) Olay, konu, karakter, tip, durum, kesit, diyalog…(
     IV) Öyküyü oluşturan bütün öğeler eşit ölçülerde girmeli öyküye diye düşünüyorum.(
     V) Öykünün ağırlık merkezini yaymaya çalışarak bunlardan birinin, ötekinin önüne
     çıkmasını engellemek istiyorum.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangileri
     anlamca birbirine en yakındır?
 12.  a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    I. ve IV.
      c.   ?    II. ve III.
      d.   ?    II. ve IV.
      e.   ?    IV. ve V.
 13. Şiir öylesine bir dilsel düzenlemedir ki sözcüklerinden biri çıkarılır ya da birinin
     yeri değiştirilirse şiirin tüm büyüsü bozulur.
     Bu cümlede anlatılmak istenenle
     aşağıdakilerden hangisi arasında anlamca yakınlık yoktur?
 14.  a.   ?    Şiirde her sözcük, bulunduğu yerde güzeldir.
      b.   ?    Sözcük, şiirin en önemli öğesidir.
      c.   ?    Şiirde dil, kendine özgü bir biçimde kullanılır.
      d.   ?    Şiirin dili, seçilen imgelerin çeşitliliğiyle zenginleşir.
      e.   ?    Şiirin güzelliği, sözcüklerin birbiriyle uyumundan gelir.
 15. (I) İhtiyar Adam ve Deniz, Ernest Hemingway’e Nobel Ödülü kazandıran romanlarından
     biri. (II) Psikolojik yanı ağır basan ve sinemaya uyarlanması neredeyse olanaksız
     görünen bu roman, ünlü bir yönetmence sinemaya uyarlanmış. (III) Filmde, balıkçılıkla
     geçinen ihtiyar bir adamın yaşamı, ilgi çekici bir biçimde anlatılmış. (IV) Uzun
     süredir balık yakalayamayan ihtiyar adamın, son kez şansını denediğinde büyük 
     bir balık avlaması ve onu karaya çıkarmak için gös- terdiği insanüstü çaba, izleyiciyi
     oldukça etkiliyor. (V) İhtiyar Adam ve Deniz, izlenmeye değer en iyi filmlerden
     biri.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde öznellik yoktur?
 16.  a.   ?    I.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    IV.
      e.   ?    V.
 17. (I) Toroslar, Çukurova’nın bereketli topraklarını İç Anadolu’nun bozkırından ayırır.(
     II) Çukurova’yı at nalı biçiminde kuşatmış bir duvardır sanki. (III) Ovadan bakılınca
     çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır. (IV) Toroslar
     öylesine sarp ve yüksektir ki kolay kolay geçilmez. (V) Tren bile Toroslar’ı geçerken
     tünelin birinden çıkıp ötekine girer.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin
     hangilerinde benzetme yapılmıştır?
 18.  a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    I. ve III.
      c.   ?    II. ve III.
      d.   ?    II. ve IV.
      e.   ?    IV. ve V.
 19. (I) Anadoluhisarı’nın bulunduğu bölgenin tarihi, eskiye dayanıyor. (II) Kaynaklara
     göre, Anadoluhisarı, Boğaz’dan geçişleri kontrol etmek amacıyla Yıldırım Beyazıt
     tarafından yaptırılmış. (III) Yapılırken kullanı- lan malzemeler arasında, Bizans
     yapılarından alınmış taşlar da var. (IV) Bu durum, burada eski bir Zeus Tapınağı’nın
     bulunduğu yolundaki düşünceleri daha da güçlendiriyor. (V) Boğaz’ın en dar yerinde,
     Göksu Deresi kıyısında bulunan bu bölgenin, bugün olduğu gibi, Osmanlı öncesinde
     de yerleşim alanı olarak kullanıldığı çeşitli kaynaklarda belirtiliyor.
     Yukarıdaki
     parçada numaralanmış cümlelerin hangisinde belirtilenler “tahmin” niteliği taşımaktadır?
 20.  a.   ?    I.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    IV.
      e.   ?    V.
 21. (I) Günlük yaşamımızda renklerin önemli bir rolü var- dır. (II) Bu nedenle renklerle
     ilgili pek çok bilimsel çalışma yapılmıştır. (III) Yapılan araştırmalar göstermiş-
     tir ki soluk alışımız, kan basıncımız, renklere bağlı olarak değişebilmektedir.(
     IV) Renklerden açık mavi, gevşetici ve rahatlatıcı; koyu mavi, uyarıcıdır. (V)
     Bu da renklerin etki gücünün birbirinden farklı olduğunu göstermektedir. (VI) 
     Bu gerçeği göz önünde bulundu- ran içmimarlar, ev içi ışık düzenlemelerinde renk
     öğe- sine özel bir önem verirler.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangisi,
     kendinden önceki cümlede belirtilen yargıyı örneklendirmektedir?
 22.  a.   ?    II.
      b.   ?    III.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    V.
      e.   ?    VI.
 23. (I) Günü gününe pek uymaz bu kentin. (II) Bir bakar- sın, yaz ortasında buz kesmişsin;
     bir bakarsın, kasım ortasında ceket fazla gelmiş. (III) Geçen eylül ayının son
     günü kente yağmur yağarken, kentin sırtını dayadığı dağa kar yağıyordu. (IV) Ertesi
     gün ise mayıs sonu güneşine benzeyen, pırıl pırıl bir hava… (V) Neredeyse tüm 
     ekim ayı, böyle geçti. (VI) Oysa daha güneyimizdeki bir başka kente çoktan kış
     gelmişti.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerden hangisi kendinden önceki
     cümlenin açıklaması durumundadır?
 24.  a.   ?    II.
      b.   ?    III.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    V.
      e.   ?    VI.
 25. (I) Türk yazınının önemli yapıtlarından olan Dede Korkut öyküleri yeniden okurlarla
     buluştu. (II) Öykülerin dili, özüne dokunulmadan sadeleştirildi. (III) Dede Korkut
     öykülerinin üslubu ve dili, her şeyden önce, 13.-14. yüzyıllarda konuşulan Oğuz
     Türkçesi’ne dayanmaktadır. (IV) Bu öykülerde Türkçe’nin yüzlerce yıl önceki güzelliğini
     ve şiirselliğini tadacak, kendi dil evreninizin sınırlarını genişleteceksiniz.(
     V) Bu güzel öyküleri okudukça, Türk dünyasının görkemli ve zevkli serüvenlerini
     tanıyacak; kültürümüzün zenginliğiyle övüneceksiniz.
     Yukarıdaki parçada numaralanmış
     cümlelerin hangilerinde, söz konusu öykülerin okurlara sağ- layacağı yararlardan
     söz edilmiştir?
 26.  a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    II. ve III.
      c.   ?    III. ve IV.
      d.   ?    III. ve V.
      e.   ?    IV. ve V.
 27. (I) Karagöz’ün yaşamımızdaki yeri için: “Bitti.” deni- yor. (II) Bu doğru değil.(
     III) Karagöz, 14. yüzyıldan beri kendini sürekli yenileyerek bugünlere gelmiştir.(
     IV) Onda, edebiyat, müzik kısaca güzel sanatlar adına ne biliyorsak, hepsi vardır.(
     V) Dini bakımdan bakarsanız, tasavvuf vardır onda. (VI) Böyle bir sanatı nasıl
     yok etmeye çalışırız?
     Yukarıdaki parçada numaralanmış cümlelerin hangilerinde,
     I. cümlede belirtilene karşı çıkışın gerekçelerine yer verilmiştir?
 28.  a.   ?    II., III., IV.
      b.   ?    II., IV., V.
      c.   ?    III., IV., V.
      d.   ?    III., V., VI.
      e.   ?    IV., V., VI.
 29. Bir öykünün, yer aldığı kitaba adını verebilmesi için kitaptaki öteki öyküler 
     arasında seçkinlik kazanması gerekir. (I) Okuduğum son öykü de bu türden. (II)
     Olay yine parçalı, kişilerin ağzından tek tek anlatılıyor. (III) Her anlatıcı 
     konunun bir yönünü tamamlıyor. (IV) Kişiler öylesine doğal, içten konuşturuluyor
     ki hemen her kişi benliğinize girerek sizi zenginleştiriyor. (V) Düşüncenin akışına
     göre, “Böylece siz de öykünün bir parçası oluyorsunuz.” cümlesinin yukarıdaki 
     parçada numaralanmış yerlerden hangisine geti- rilmesi uygun olur?
 30.  a.   ?    I.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    IV.
      e.   ?    V.
 31. Dünyada neler olup bittiğini böylesine iyi bilen I. (, ) okuma II. (, ) çalışma
     gücü yüksek III. (, ) oldukça bilgili bu genç IV. (, ) insanın kullandığı sözcüklere
     V. (, ) alışık olmadığımız yeni anlamlar kattığını görüyorum.
     Yukarıdaki cümlede,
     numaralanmış virgüllerden (,) hangisinin yeri değiştirilirse anlam karışıklığı
     giderilmiş olur?
 32.  a.   ?    I.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    IV.
      e.   ?    V.
 33. Anıları yazmanın belli bir çağı var mıdır ( ) Genellikle yaşlılık dönemi gösterilir
     bu çağ için ( ) Çünkü yaşlılığın bir belirtisi de kişinin gözlerini geleceğe değil,
     geçmişe çevirmiş olmasıdır. Bir yazarın ( ) “Gençler umutlarla, yaşlılar anılarla
     yaşar.” sözü de bu görüşü destekler ( ) Bu parçada ayraçlarla ( ) belirtilen yerlere
     aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla getirilmelidir?
 34.  a.   ?    (?) (…) (!) (.)
      b.   ?    (?) (.) (:) (.)
      c.   ?    (!) (.) (;) (…)
      d.   ?    (…) (…) (;) (.)
      e.   ?    (?) (!) (,) (…)
 35. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
 36.  a.   ?    Art arda yaşadığımız sıkıntılar, doğruyla yanlışı ayırtetmemizi sağladı.
      b.   ?    Onu gördükten sonra kendi durumuna şükretti.
      c.   ?    “O ana kadar sesimi çıkarmadım, sabrettim; ama daha fazla dayanamadım.”
         dedi.
      d.   ?    Azmetti; karşılaştığı bütün engelleri yenerek amacına ulaştı.
      e.   ?    Böylesine güzel bir günde bana hayatı zehretti.
 37. I. Teyzelerin dün sinemaya gittiler.
     II. Çiçeklerine yazın bolca su vermelisin.
     III. Kalemlerini başka kutuya yerleştirdi.IV. Ceketlerimizi dolaba astım.V. Evleri
     bize çok yakındır.Yukarıdaki cümlelerin hangilerindeki altı çizili sözcüklerin
     aldığı ekler, onlara hem ikinci, hem de üçüncü tekil kişiye ait olma anlamı katmıştır?
 38.  a.   ?    I. ve II.
      b.   ?    I. ve V.
      c.   ?    II. ve III.
      d.   ?    III. ve IV.
      e.   ?    IV. ve V.
 39. Türemiş sıfatlar, adlarla fiillerin kök ya da gövdelerine yapım ekleri getirilerek
     oluşturulur.
     Aşağıdaki atasözlerinin hangisinde bu yolla yapılmış bir sıfat vardır?
 40.  a.   ?    Güneş balçıkla sıvanmaz.
      b.   ?    Korkunun ecele faydası yoktur.
      c.   ?    Her ağacın meyvesi olmaz.
      d.   ?    Mızrak çuvala sığmaz.
      e.   ?    İşleyen demir pas tutmaz.
 41. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru, özneyi buldurmaya yöneliktir?
 42.  a.   ?    Beni mi aradılar?
      b.   ?    Aşağı mı ineceğiz?
      c.   ?    Dün mü geldiniz?
      d.   ?    Yağmur mu yağıyor?
      e.   ?    Çok mu yoruldun?
 43. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, öğelerinin sayısı bakımından ötekilerden farklıdır?
 44.  a.   ?    Altmış yıllık arkadaşımdı.
      b.   ?    Sabırlı ve titiz bir araştırmacıydı.
      c.   ?    Bütün gün kitaplarıyla baş başaydı.
      d.   ?    Seçkin bilim adamlarımızdan biriydi.
      e.   ?    Herkesi duygulandıran, soylu bir davranıştı.
 45. Yeniden baktım “Başaklar” tablosuna. Belli ki rüzgâr var, başaklar eğilmiş. Başakların
     kimisi yanındakine yaslanmış, kimisi baş başa vermiş. Kırılacak gibi büküleni 
     de, usulca eğileni de var. Dimdik duran başak görünmüyor hiç.
     Bu parçada aşağıdaki
     cümle türlerinden hangisi yoktur?
 46.  a.   ?    Ad (isim) cümlesi
      b.   ?    Eksiltili cümle
      c.   ?    Sıralı cümle
      d.   ?    Bileşik cümle
      e.   ?    Basit cümle
 47. Fiyatlar çok pahalı olduğu için satışlar çok durgun.
     Bu cümledeki anlatım bozukluğunu
     gidermek için aşağıdaki değişikliklerden hangisi yapılmalıdır?
 48.  a.   ?    “çok” sözcükleri atılmalı
      b.   ?    “durgun” yerine “az” sözcüğü getirilmeli
      c.   ?    “olduğu için” yerine “olduğundan” sözcüğü getirilmeli
      d.   ?    “satışlar” yerine “alışveriş” sözcüğü getirilmeli
      e.   ?    “pahalı” yerine “yüksek” sözcüğü getirilmeli
 49. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?
 50.  a.   ?    Bu konuda nasıl bir çalışma yapılması gerektiği, uzmanlarca tartışılacak.
      b.   ?    Olaydan büyük bir üzüntü duyduğunu, suçlula- rın cezalandırılmasını istedi.
      c.   ?    Yeni binaların ne zaman hizmete açılacağını, basın aracılığıyla duyuracaklarını
         belirtti.
      d.   ?    Sorunlara sağduyuyla yaklaşmanın, onların çö- zümünü kolaylaştıracağı 
         sonucuna varıldı.
      e.   ?    Bölgede, kış mevsiminin uzun sürmesi nedeniy- le alınması gerekli önlemler
         yetkililere bildirildi.
 51. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bo- zukluğu vardır?
 52.  a.   ?    Ozan, 1940 yıllarında yeni şiirimizin başta gelen adlarından biriydi.
      b.   ?    O, 1946 yılında düzenlenen bir yarışmada birin- ci olmuştu.
      c.   ?    Aradan yıllar geçmesine karşın şiir anlayışında bir değişiklik olmadı.
      d.   ?    Onun ilgi çekici yanlarından biri de konuları abartarak anlatmasıdır.
      e.   ?    Toplumsal ve bireysel olaylara, yan tutmadan bakar.
 53. Yaptıklarını kendi ağzıyla itiraf etti.
     Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin
     hangisinden kaynaklanmaktadır?
 54.  a.   ?    Yüklemin III. tekil kişili olmasından
      b.   ?    Nesnenin çoğul eki almasından
      c.   ?    Gereksiz söz kullanılmasından
      d.   ?    Yüklemin di’li geçmiş zamanlı olmasından
      e.   ?    Nesnenin yanlış yerde kullanılmasından
 55. O kurumda eğitim görmüş herkes, saygılı, hoşgörülü ve esnek olmak gibi çok önemli
     erdemler kazanmışlardır.
     Bu cümledeki anlatım bozukluğu aşağıdakilerin hangisinden
     kaynaklanmaktadır?
 56.  a.   ?    Gereksiz yere sıfat kullanılmasından
      b.   ?    Gereksiz yere bağlaç kullanılmasından
      c.   ?    Yükleme ekfiil getirilmesinden
      d.   ?    Öznenin sözcük öbeği olmasından
      e.   ?    Özne-yüklem uyuşmazlığından
 57. Aşağıdakilerin hangisinde verilen dizelerde düş- sel öğeler yoktur?
 58.  a.   ?    Bir tren gelir her gün bu saatte Aralıksız öter düdüğü
      b.   ?    Yağmur ana, yeşil yünden Örmüş tarlanın hırkasını
      c.   ?    Bir rüzgâr esiyor dağlardan ovaya doğru Okşayarak ağaçları, otları
      d.   ?    Tanı beni, her mektupta yumak yumak Rüzgârla pullayıp gönderdiğim bulut
      e.   ?    Sesin gömlek yerine asılı balkonumda Her zaman yıkanmış, her zaman ıslak
 59. Eylülde Kaçkarlar’ın çevresinde “kestane karası fırtınası” gelip çatar. Kestanelerin
     dökülme zamanıdır artık. Yöre insanı için kestanenin hem meyvesi, hem de kerestesi
     çok değerlidir. Çünkü evlerin özellikle dış cephesi bu ağaçtan yapılır. Rüzgârlar
     vadilerde uğuldamaya, yapraklar dökülmeye başlamıştır bugünlerde. Karın habercisi
     olan “karakuş” birazdan pencerenin pervazına tüner. Derinden kurt sesleri gelir.
     Orman tüm yaşamıyla hazırdır uzun ve beyaz kışa.
     Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin
     hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?
 60.  a.   ?    Karşılaştırma, tanımlama, öyküleme
      b.   ?    Açıklama, öyküleme, betimleme
      c.   ?    Tartışma, karşılaştırma, öyküleme
      d.   ?    Tanımlama, örnek gösterme, betimleme
      e.   ?    Açıklama, tartışma, örnek gösterme
 61. Japongülleri, her sabah yüzlerce çiçekle ala boyanırdı. Dil büyüklüğünde beş yapraktan
     oluşan çiçeklerin tomurcukları sabahları hızla açılır, akşamları aynı hızla kapanırdı.
     Solan çiçekler, bir sonraki gün ağacın altındaki toprağa kızılımsı bir ölüm damgası
     vururdu. Bu hızlı değişim, beni hüzünlendirir, içimi karartırdı.
     Bu parçada aşağıdakilerden
     hangisi yoktur?
 62.  a.   ?    Söz sanatlarına başvurma
      b.   ?    Gözlem gücünden yararlanma
      c.   ?    Olayları oluş sırasına göre anlatma
      d.   ?    Deyimlere başvurarak anlatımı güçlendirme
      e.   ?    Söylenenleri, örneklerle zenginleştirme
 63. (I) Rize’nin Pazar ilçesinde, Verçenik Yaylası’na gidecek minibüse bindiğimizde,
     uzun süren otobüs yolculuğunun yorgunluğunu unutmuştuk. (II) Yaklaşık beş saat
     süren minibüs yolculuğundan sonra, kararlaştırılan buluşma noktasına ulaştık. (
     III) Oradakilerle hoşbeşten sonra çadırları kurduk; sırt çantalarımızı boşalttık.(
     IV) İlk günler için getirilen taze yiyeceklerle, hemen küçük bir ziyafet sofrası
     kurduk kendimize. (V) Geceleri fark ettik ki, gökyüzü burada her zaman yıldızlarla
     doluydu. (VI) Hemen her gece yıldızlara bakarak düşler kuruyorduk.
     Yukarıdaki 
     parça iki paragrafa bölünmek istense, ikinci paragrafın kaçıncı cümleyle başlaması
     uygun olur?
 64.  a.   ?    II.
      b.   ?    III.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    V.
      e.   ?    VI.
 65. (I) Umarım siz benden çok daha fazla yaşarsınız; ama bu yaşlara gelince insanda
     yaşlılığın farklı bir etkisi oluyor. (II) Yeni bir işe başlarken endişeleniyorsunuz,
     bitirebilir miyim diye. (III) İtiraf edeyim ki “Kö- leler ve Tutkular”a başlarken
     bu endişeyi yaşadım. (IV) Romanda her konu, yazılış süresini kendi belirliyor.(
     V) Hiçbir kitabımın üzerinde bu kadar yoğun çalıştığımı söyleyemem. (VI) Tam bir
     ağır işçi gibi sabah 8.30’dan akşam 20.00’ye kadar… (VII) Böyle- sine yoğun çalışmama
     karşın, kitabı tamamlamam iki yılımı aldı.
     Bu parçada numaralanmış cümlelerden
     hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
 66.  a.   ?    II.
      b.   ?    III.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    V.
      e.   ?    VI.
 67. Savaşa gidecek askerlerin omzunda gördüğümüz torbalara benzer bir torba da bizim
     evde hazırlandı. Gerçi babam daha askere çağrılmamıştı; ama çağrılacağı günün 
     pek uzak olmadığını hepimiz biliyorduk. Bu nedenle annem ona, dikişteki bütün 
     becerisini göstererek, kaba patiskadan bir torba dikti. Sanırım dikerken kendi
     kalbini de içine koydu. Çünkü babam aramızdan ayrıldıktan sonra, annemin bir kalp
     taşıdığını gösteren bütün izler kalkmıştı ortadan.
     Bu parçada sözü edilen anneyle
     ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
 68.  a.   ?    Çevresindekilerden hiçbir destek görmüyor.
      b.   ?    Eşinin gidişinden sonra acıma ve sevme duygularını yitiriyor.
      c.   ?    Çocuklarıyla birlikte geçim sıkıntısına düşüyor.
      d.   ?    Savaşın, çocuklarının iç dünyasını etkileyeceğine inanıyor
      e.   ?    Savaşa karşı büyük bir öfke duyuyor.
 69. Lisede öğrenciyken, elli yaşında biri ölünce, eh zamanı gelmiş de ölmüş, diye 
     düşünürdüm. Altmışında biri ölmüşse sanki ölümü biraz gecikmiş gibi gelirdi bana.
     Hele yetmişindekiler… Yalnızca yirmi, otuz yaşlarında ölenlere acırdım. Bu acımasızlığım,
     hainliğimden gelmiyordu; öyleyse neden?
     Bu parçanın son cümlesindeki sorunun yanıtı
     aşağıdakilerden hangisi olabilir?
 70.  a.   ?    Ömre yönelik değerlendirmelerin yaşla birlikte değişmesinden
      b.   ?    Olgun insanın, kimsenin kötülüğünü istememesinden
      c.   ?    İnsanların giderek daha merhametli olmasından
      d.   ?    İnsanın, yaşlanınca doğruları yanlışlardan daha iyi ayırabilmesinden
      e.   ?    Yaşlandıkça düşünceleri değiştirmenin zorlaşmasından
 71. İster olay öyküsü olsun, isterse durum öyküsü; benim öyküm, okunduktan sonra belleklerden
     uçup gitmemeli. Konusuyla, özüyle, diliyle, biçimsel ustalıklarıyla okuru kuşatmalı.
     Kişi, öyküyü okuyup bitirdikten sonra değişmeli. Yıllar sonra o öykünün anımsanan,
     insanı etkileyen bir yanı bulunmalı. Sait Faik’in “Hişt Hişt” adlı öyküsü, lirizmi
     ve şiirselliğiyle, Sabahattin Ali’nin “Değirmen” adlı öyküsü iletisiyle böyle 
     değil mi?
     Böyle diyen bir kişiye göre, öykünün temel niteliği nedir?
 72.  a.   ?    Ünlü öykücülerin yazdıklarını düşündürmesi
      b.   ?    Belirli bir olay ya da durumdan yola çıkması
      c.   ?    Bilinen, somut gerçeklere dayanması
      d.   ?    Okurları, unutamayacakları biçimde etkilemesi
      e.   ?    Çelişkilere dayalı bir yapısının olması
 73. Anadili öğretimini Türkçe’nin söz değerlerine dayandırmak gerekir. Yıldız yerine“
     star”, gösteri yerine “şov” gibi yabancı sözcükleri kullanır; sürekli olarak, 
     anlamını bilmediğimiz Arapça sözcükleri yinelersek çocukların söz dağarcığı karmaşık
     bir hal alır. Bundan da öte, sözcükler açık ve aydınlık bir anlam ka- zanamaz.
     Çocuklarımız arasından sanatçıların, bilim adamlarının çıkmasını daha başlangıçta
     engellemiş oluruz. Çünkü bilgin ya da sanatçı, bulgu ve yargılarını, gözlem ve
     deneyimlerini, anadilinin kavramları üzerine kurar. Kavramlar açısından duruluk
     kazanmamış bir zihin, açık seçik düşünemeyeceğinden, bir buluş ya da yapıt ortaya
     koyamaz.
     Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakiler- den hangisidir?
 74.  a.   ?    Söz dağarcığının konuşma gücünü etkilediği
      b.   ?    Dil eğitiminin toplumsal gelişme açısından önemli olduğu
      c.   ?    Yaratıcılığın önkoşulunun yüksek düzeyde bir eğitim görmek olduğu
      d.   ?    Kimi sözcüklerin anlamda bulanıklığa yol açtığı
      e.   ?    Anadilini iyi bilmemenin yaratıcılığı engellediği
 75. Genel anlamda insan düşüncesinin ürettiği değerlerin tümünü iki ana kümeye ayırabiliriz.
     Bunlardan ilki maddi kültürdür. Maddi kültür, insanoğlunun doğaya egemen olmak
     için yaptığı tüm araç ve gereçler ile bunları kullanma bilgisidir. İkincisi ise
     yaşamı düzenlemek, zenginleştirmek, korumak için konulmuş kurallar dizgesi olan
     manevi kültürdür. Bu iki kültür, birbirinden ayrılmamalıdır. Böyle bir yaklaşım,
     kültürü daha anlamlı ve yararlı kılar.
     Bu parçada kültürle ilgili olarak vurgulanmak
     iste- nen aşağıdakilerden hangisidir?
 76.  a.   ?    Bir bütün olarak ele alınması gerektiği
      b.   ?    Kişiden kişiye değişen boyutlarının olduğu
      c.   ?    Toplumsal değerlerin önemli bir yer tuttuğu
      d.   ?    Kişiliklerin oluşumunda etkili olduğu
      e.   ?    Toplumsal yaşayışı belirlediği
 77. Ozanları, yaşadıklarını, duyduklarını yazan kişiler diye tanımlamak yanlıştır.
     Sözgelimi Cahit Sıtkı, yaşadıklarını, duyduklarını yazan bir ozan olarak bilinir.
     Oysa ölüm acısını tatmamış, yaşamamıştır. Bununla birlikte, sık sık ölümden duyulan
     acıyı işlemiştir. Onunla yıllarca arkadaşlık yaptım. Bir gün bile ölüm sözcüğünü
     işitmedim ondan. Ölmüş bir sevdiği de yoktu yanılmıyorsam. Ölüm yalnızca bir temaydı
     onun için.
     Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 78.  a.   ?    Her ozanın şiiri, belirli konuları içerir.
      b.   ?    Ozanların, şiirleriyle yaşantıları arasında ilişki olmayabilir.
      c.   ?    Her ozanın, şiir evreni aynı zenginlikte değildir.
      d.   ?    Şiirin etki gücü, okuyucuyu duygulandırmasıyla ölçülür.
      e.   ?    Hiçbir ozan, duygulanmadan şiirini oluşturamaz.
 79. İnsanın doğayla savaşımında korkunun rolü yadsınamaz. Önemli olan, bu insanca 
     duyguyu iyi değerlen- direbilmektir. Nasıl ki kullanılması bilinmeyen bir silah
     bazen geri tepip büyük zararlara yol açabiliyorsa, korku da denetim altında tutulmayıp
     kendi başına bırakılırsa sonuç hiç kimse için iyi olmaz. Korkalım; ama neden, 
     niçin korktuğumuzu bilelim. Korkuya yenilme kaygısının tutsağı olmayalım.
     Bu parçanın
     sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
 80.  a.   ?    Korkuyla birlikte yaşamayı öğrenelim.
      b.   ?    Korkudan, uygun biçimde yararlanmaya çalışalım.
      c.   ?    Korkunun, toplumu değişik yönlerden etkilediğini unutmayalım.
      d.   ?    Korkuyu bir engel değil, bir araç olarak görelim.
      e.   ?    Korkumuzun nedenini öğrenip ona göre davranalım.
 81. Hayır. Sanatçı, sanatçıdır. İşini doğru yapan, ne yapmak istediğini iyi bilen 
     biri, her ortamda saygı görüyor. Türkiye’de de, dünyanın her yerinde de. Kadın
     ya da erkek, fark etmiyor.
     Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak
     söylenmiş olamaz?
 82.  a.   ?    Yurtdışında sanatçı olarak yaşamanın zorlukları var mıdır?
      b.   ?    Kadın yönetmen olmak güçlük doğurur mu?
      c.   ?    Yurtiçinde sanatçı olmakla yurtdışında sanatçı olmanın farkları var mıdır?
      d.   ?    Sanatçı olarak ilgi görmek koşullara göre değişir mi?
      e.   ?    Saygı gören bir sanatçı olmak için bazı niteliklere sahip olmak gerekiyor
         mu?
 83. Ödüllerin, her şeyden önce, genç yazarların tanınmasında, geniş kitlelere ulaşmasında
     çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Elli yıl öncesine kadar Türkiye’de edebiyat 
     ödülü yoktu. Bugün ise çok sayıda, belki de gereğinden çok ödül var. Ödüllerin
     sayıca artması onlara verilen önemi azaltıyor. Ayrıca bu ödüllerin bir bölümü 
     tek bir yazınsal türe özgü. Oysa bütün türleri kapsayan ve her yıl düzenli olarak
     verilen ödüller edebiyat dünyasında daha büyük önem taşıyor. Ödülün değerini bulmasını
     sağlayan en önemli öğe de seçici kurulunun aynı kalması. Böylece, yapılan değerlendirmeyle
     ilgili bir ölçüt, ortak bir beğeni oluşuyor.
     Bu parçada ödüllerle ilgili olarak
     aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
 84.  a.   ?    Niçin önemli olduğuna
      b.   ?    Kimilerinin belirli sınırlar içinde kaldığına
      c.   ?    Sayısı çoğaldıkça önemini yitirdiğine
      d.   ?    Yazarlara maddi destek sağlama işlevi olduğuna
      e.   ?    Yerleşmiş olanların önem taşıdığına
 85. Yetkin insan, bilgilenme, bilinçlenme yoluyla aydınlanmanın ışığından geçmiş insandır.
     Soran, sorgulayan, aydınlığı arayan bir kişiliği vardır onun. Bu tür bir kişilik
     kumaşının dokunduğu tezgâhın bir adı da eleştirel okumadır. Eleştirel okuma kişiyi
     bilinçlendirir. Bu yolla bilinçlenmiş kişinin nitelikleri arasında ise okuduklarını
     yargılama ve onlardan kendine özgü sonuçlar çıkarma başta gelir.
     Bu parçada, eleştirel
     okumanın hangi yönü üzerinde durulmamıştır?
 86.  a.   ?    Yararlı bir okuma yöntemi olduğu
      b.   ?    Kimilerinin belirli sınırlar içinde kaldığına
      c.   ?    Sayısı çoğaldıkça önemini yitirdiğine
      d.   ?    Yazarlara maddi destek sağlama işlevi olduğuna
      e.   ?    Kişiye, değerlendirme yetisi kazandırdığı
 87. Sahnenin tozunu ilk yuttuğunda çocuk denecek yaşlardaydı ve o günden bu yana inmedi
     sahneden. Oyunculuk dışında oyun yazarlığı, yönetmenlik, çevirmenlik gibi uğraşlarla
     da ilgilendi. Tiyatro dünyamızın en kıdemlilerinden, en renkli kişiliklerinden
     biri olan, seyircisiyle müthiş bir iletişim kurabilen bu yetenekli sanatçının 
     ilgi alanı tiyatroyla da sınırlı kalmıyor. Güncel konular üzerine yazdığı yazılarıyla,
     düşüncelerini, eleştirilerini okurlarla paylaşıyor. O, aynı za- manda bir konuşma,
     bir anlatım ustası; anlatanla dinleyeni, oyuncuyla seyirciyi bir araya getiren
     bir usta.
     Bu parçaya göre söz konusu sanatçıyla ilgili olarak aşağıdaki yargılardan
     hangisine varılamaz?
 88.  a.   ?    Okuru incitici konuları işlemekten kaçınır.
      b.   ?    İzleyicisini etkiler, onlarla bütünleşir.
      c.   ?    Dilin olanaklarından çok iyi yararlanır.
      d.   ?    Oyunculuk dışındaki işlerle de ilgilenir.
      e.   ?    Mesleğinde çok başarılıdır.
 89. Yazar, dili, ses, biçim, anlam özellikleriyle iyi bilen ve kullanan kişidir. Bu
     anlamda dile yeni kavramlar, kalıplar, sözcükler kazandırabilir. Gerçekte hiçbir
     yazar, bakalım bu romandan, bu öykü ya da şiirden dilciler kaç kural çıkaracak,
     diye yazmaz. Yazamaz; ama yazdıklarıyla dile yeni sözcükler katar. Dili işlerken
     yalnızca dilciye değil, edebiyat tarihçisine, toplumbilimcilere, başka araştırmacılara
     da malzeme yaratır.
     Bu parçadan, yazarlarla ilgili olarak aşağıdakiler- den hangisi
     çıkarılamaz?
 90.  a.   ?    Dilin söz varlığını geliştirdikleri
      b.   ?    Dilin anlatım olanaklarını genişlettikleri
      c.   ?    Yapıtlarıyla, yeni çalışmalara olanak hazırladıkları
      d.   ?    Dil konusunda, geniş bir bilgiye sahip oldukları
      e.   ?    Dile kazandırdıklarıyla kalıcı olmaya çalıştıkları
