# 2013 Ygs Turkce Online Test

- Bağlantı: https://eegitimim.com/2013-ygs-turkce-online-test/
- Yayımlanma: 2026-05-03T09:41:33+03:00
- Yazar: admin

1.  Yağmur yağarken gök gürlerse hiç korkmam. Ses olsun yeter ki. Kuşlar ötüşerek 
     uçuşsun gökyüzünde. Çaylar şekerli olsun ki kaşıklar şıkır şıkır sesler çıkarsın.
     Konuşulacak bir şeyler olsun. Dost olsun, arkadaş olsun; teyzeler, amcalar olsun.
     Evrenin boşluğuna bırakırken kendimizi, avuçlarımızda sımsıcak kalbimiz olsun…
     Olsun, her şey olsun ama sessizlik olmasın.Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden
     hangisi yoktur?
 2.   a.   ?    Yinelemelere yer verme
      b.   ?    Birden fazla duyuya seslenme
      c.   ?    Nesnel bir anlatımdan yararlanma
      d.   ?    Devrik cümleye yer verme
      e.   ?    Pekiştirmeye başvurma
 3.  Mutlu değil, yalnız ve tedirgindir. Kafasını meşgul eden bir şeyler vardır daima.
     Her zaman eşikte yani ne bu tarafta ne öbür tarafta olduğu için katmerlenir ızdırabı.
     Uzun uzun konuşmalar hoşuna gitmez. Zira her insan onu anlamayacaktır. Kendisiyle
     kavga ederek kendisini caddelere, bulvarlara, pasajlara atar. Telaş içinde koşuşturan
     insanları, onların zamanın peşinden koşuşlarını alaycı bir bakışla seyreder. Seyretmek,
     onun için dünyadaki en güzel iştir.Kahramanından böyle söz edilen bir roman, aşağıdakilerden
     hangisini anlatıyor olabilir?
 4.   a.   ?    Hayatı sadece çalışmak üzerine kurulmuş ve ömrü hafta sonu tatillerini
         beklemekle yitip giden bir memuru
      b.   ?    Yaşanmışlık duygusu uyandırsın diye insanların arasına karışan, hayatın
         içinden parçalar toplayan gözlemci bir yazarı
      c.   ?    Rahat bir yaşam sürebilmek için yurt dışına gitmiş, metropollerin uçsuz
         bucaksız kalabalığında özünü kaybetmiş bir gurbetçiyi
      d.   ?    Sürekli sorgulayan, söylediklerine bir anlam verilemeyen, anlaşılması 
         güç, özgür ruhlu,sıra dışı bir adamın dünyasını
      e.   ?    Hayatının son günlerini yaşadığını düşünen, geçmişiyle hesaplaşması bitmemiş
         mutsuz bir ihtiyarı
 5.  Attila İlhan, hece ölçüsünün öne çıktığı bir ortamda yazılmakta olan serbest şiire
     belli bir mesafeden ama ilgili bir mesafeden baktı. Yazılmaktan çok, söylenen 
     bir şiirde müzikaliteyi gözeterek toplum hayatından âdeta şairane tablolar çıkardı.
     Destan havası taşıyan şiirlerinde de bireysel konulardaki kısa şiirlerinde de 
     Türk müziğinin ritmini korumaktan ve konuşma dilindeki zengin çağrışımlı, eski
     sözcükleri kullanmaktan çekinmedi. Bu yanı kırklı yılların, memleketçi şairlere
     yakınlığı da ellili yılların şairlerinden ayırdı onu. Bir bütün olarak bakıldığında
     Attila İlhan’ın şiiri, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın evrenle ve onun düzeniyle ilgili
     olmayan ve hikâye etme yolunu seçtiği eserlerine yakın bir yerde durmaktadır.Bu
     parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
 6.   a.   ?    Karşılaştırmaya başvurulmuştur.
      b.   ?    Çıkarımda bulunulmuştur.
      c.   ?    Açıklamaya başvurulmuştur
      d.   ?    Öznel değerlendirmeler vardır.
      e.   ?    Örneklemeden yararlanılmıştır.
 7.  Eserlerinde kullandığı özgün biçimler ve canlı renklerle, değişimin birey üzerindeki
     etkilerini yansıtıyor.Bu cümleyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi yanlıştır?
 8.   a.   ?    Bulunma durumu eki almış sözcük vardır.
      b.   ?    Fiilden isim yapma eki almış sözcük vardır.
      c.   ?    İyelik eki alan sözcük yoktur.
      d.   ?    Nesne, isim tamlamasından oluşmaktadır.
      e.   ?    Çatısı bakımından etkendir.
 9.  Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
 10.  a.   ?    Bu davranışımı tehdit olarak algıladığını belirtiyorsun.
      b.   ?    Yaptıklarınla herkesi şaşırtmaya devam ediyorsun.
      c.   ?    Bu sözlerinle beni sinirlendirmek için çalışıyorsun.
      d.   ?    Sorduğun sorularla konuyu başka bir yere çekmeye çalışıyorsun.
      e.   ?    Kurallara uymamakta ısrar ediyorsun.
 11. Gombrich, “Sanat ve Bilim” başlıklı incelemesinde, sürekli soru sormayı ve sordurmayı
     bilimsel tutumun doğal bir gereği sayar. Soru sorulmadan yapılan sanat eğitiminin,
     kendini yinelemeye yol açabileceğinden söz eder. Ünlü sanat kuramcısına göre, 
     sanat alanındaki bilimsel çalışmalar, yapılmışı yineleyerek değil, sanata özgü
     olan bir tür serüven ruhundan, “bilinmeze adım atabilme ruhundan” kendine yeni
     besin kaynakları bulabilir. Buna karşılık sanatçıya da sanatta cesaretin her şey
     demek olmadığını ancak eleştirel bir tutuma eşlik eden cesaretin kişiyi gerçek
     başarıya götürebileceğini öğretebilir.Bu parçada, sanat alanındaki bilimsel çalışmalarda
     aşağıdakilerden hangisi önerilmektedir?
 12.  a.   ?    Daha önceki bilimsel araştırmaları rehber edinme
      b.   ?    Sıra dışı konularda yazılmış eserlere gereken değeri vermek
      c.   ?    İyi eserle yetersiz eserin farkını tarafsız biçimde ortaya koymak
      d.   ?    Yenilikler ortaya koymak ve irdeleyerek çalışmak
      e.   ?    Sanatçının, ileriye yönelik girişimlerini desteklemek
 13. Bir yanda, insanların yalnızca hırslarıyla büyüyebildiği, kişisel reklam ve promosyon
     yöntemini benimsememişse görünmez olduğu, içindekini saklayarak hayatta kaldığı
     bir dünya… Öbür yanda, her şeyi bir milyona (şimdiki bir TL) satan “bi milyoncu”
     gibi hepimizin gününü kolaylaştıran, kalıcı olmasa bile her gün bir yenisinin 
     edinilebileceğine dair umut doğuran, küçük sevinçlere kaynaklık eden bir öykücü
     dükkânı… Yazar böyle bir tablo çizmiş. Aslında öykücülük de bir tür “bi milyonculuk”
     değil mi zaten: Çok satışlı, az kârlı, küçük dertlere çare…Bu parçada, sözü edilen
     yazarın değindiği konular arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
 14.  a.   ?    İnsanlarda gelecekte güzel şeyler olacağı duygusu uyandırma
      b.   ?    Olumsuz koşullar içinde yaşayabilmenin kişiyi güçlendireceğine inanma
      c.   ?    Özel tanıtım yöntemleriyle ön plana çıkmaya çabalama
      d.   ?    Kendi gerçeklerini ortaya dökmekten kaçınarak yaşamda bir yer edinme
      e.   ?    Bazı tutkulara aşırı ölçüde bağlanarak değer ve önem kazanmaya çalışma
 15. 2011’in sonuna doğru gösterime giren bu film, geleneksel sinemanın kullandığı 
     tekniklere bağlı kalmadan, bir hayatta kalma savaşımını insanda yoğunlaşarak anlatıyor.
     
     Bu cümleden söz konusu filmle ilgili olarak aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir?
 16.  a.   ?    Yılın çok izlenen filmleri arasında yerini almıştır.
      b.   ?    Bugüne değin beyaz perdeye taşınmamış bir sorun işlenmiştir
      c.   ?    Oyuncuların gösterdiği başarıyla çok boyutlu bir yapı kazanmıştır.
      d.   ?    Yeni çekim yöntemlerine başvurulmuştur.
      e.   ?    Belirli bir izleyici kitlesine seslenmek amaçlanmıştır.
 17. Ülkemizde; alanında uzman, yetişmiş birçok çevirmen var. Ancak bu, çeviri alanındaki
     yetersizliğimizi gidermez. Giderilmesi; okulların yetiştirmesine, editörlerin 
     sabredebilmesine, yayıncıların da, çevirmenin emeklerinin karşılığını vermesine
     bağlıdır. Bununla birlikte bir başka yönü daha var bu konunun. Günümüzde herkes
     yorulmadan para kazanma derdinde. Yalnızca iyi bir çeviri yapmış olmanın hazzı
     peşinde koşanların sayısı sanırım çok değil. Sözcüklerin kokusunu, derdini, derinliğini
     bilmeyenler için nedir ki çeviri!Bu parçada aşağıdakilerden hangisi bir çevirmenden
     beklenenler arasında sayılmamıştır?
 18.  a.   ?    Hak ettiği ücreti alabilme
      b.   ?    İstenilen nitelikte eserler seçme
      c.   ?    Çeviriyi zevk alarak yapma
      d.   ?    İyi bir eğitimden geçmiş olma
      e.   ?    Çalışmalarını titizlikle sürdürme
 19. (I) Antakya’daki kazılarda Geç Hitit Dönemi’ne ait olduğu düşünülen kalıntılar
     ortaya çıkarıldı. (II) Buluntular arasında eşsiz, anıtsal boyutlarda bir insan
     figürüyle kabartmalı bir sütun altlığı yer alıyor. (III) Bazalttan yapılan her
     iki eserin de kaleye girişi sağlayan yapı kompleksi boyunca uzanan, yüzeyi taş
     döşeli koridorun altına gömüldüğü düşünülüyor. (IV) Bel hizasının hemen üstünden
     baş kısmına kadar olan yüksekliği 1,5 metreye ulaşan figür, dik duran bir insanı
     canlandırıyor. (V) Toplam boyu, büyük olasılıkla 3,5-4 metreyi bulan sakallı erkek
     figürünün, gözleri siyah ve beyaz taşlardan yapılmış.Bu parçadaki numaralanmış
     cümlelerin hangisinde betimleyici ögelere yer verilmemiştir?
 20.  a.   ?    III
      b.   ?    IV
      c.   ?    II
      d.   ?    V
      e.   ?    I
 21. Bazı insanlar yapabileceklerinin farkında olmadan, sürekli bir özgüven eksikliği
     içinde yaşarlar. Bazıları da abartılı bir özgüvenle, hayatta her şeyi başarabileceklerine,
     her alanda en iyi olduklarına inandırırlar kendilerini. Oysa insan kendisine içbükey
     veya dışbükey aynada değil, düz aynada bakmalıdır.Bu parçadaki altı çizili sözle
     anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 22.  a.   ?    İnsanlar, hayattaki olumsuz durumları da olumlu durumlardaki gibi olgunlukla
         karşılamalıdır.
      b.   ?    İnsan, yeteneklerinin sınırlarını gerçekçi bir tutumla belirlemeli, kendisini
         tarafsız bir gözle değerlendirmelidir
      c.   ?    İnsanın kendisine güvenerek başladığı her işte başarılı olması mümkündür
      d.   ?    İnsan, her alanda kendisinden daha üstün birilerinin olabileceğini unutmamalıdır.
      e.   ?    Yaşamda mutlu olmak için olumsuzluklar karşısında direnmeli, önüne çıkan
         engelleri sabırla aşmaya çalışmalıdır.
 23. Sera gazlarının sıvılaşarak okyanuslara karışmasıyla okyanuslardaki asit oranının
     gittikçe arttığı belirtiliyor. 1751 yılındaki tahminî okyanus yüzeyi pH’sinin 
     8,25 ve 2004 yılında ölçülen değerin 8,14 olduğu, 2100 yılında ise 7,85 olacağı
     tahmin ediliyor. Peki bu, sudaki hayatı nasıl etkileyecek? Uzmanlar, asitleşen
     okyanuslardaki balıkların, tehlikeli seslere karşı kayıtsız kalacağını belirtiyor.
     Özellikle genç balıkların korkutucu sesten uzaklaşma içgüdüsünün sekteye uğrayacağı
     vurgulanıyor. Yapılan bir çalışmada, gittikçe asitleşen okyanus suyunun kimyasal
     yapısına benzer yapıya sahip bir ortamda yetiştirilen genç palyaço balığının, 
     okyanusa yerleştirilen, sesler yayan bir hoparlöre doğru kayıtsızca yüzdüğü gözlemlendi.
     Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılabilir
 24.  a.   ?    Sera gazları, atmosfere zarar verdiği gibi okyanuslara karışarak deniz
         canlılarını da zehirlemektedir.
      b.   ?    Her balığın vücut yapısının, yaşadığı ortama göre şekillendiği ileri sürülmektedir.
      c.   ?    Palyaço balığı, sese duyarlılık bakımından deniz canlıları içinde en zayıf
         olanıdır.
      d.   ?    Asit oranı yüksek okyanus suları, deniz canlılarında fiziksel değişime
         neden olur.
      e.   ?    Asit oranı yüksek okyanus suyu, balıkların ses algılama yeteneklerini 
         dolayısıyla savunma reflekslerini olumsuz yönde etkilemektedir.
 25. L. Frank Baum, (I) bu dünyadan geçerken öyle derin (II) izler bıraktı ki (III)
     yaşamanın değerini milyonlarca kez kanıtlamış oldu. Bu ölümsüz yazarın (IV) eli
     değdiği anda çocuk edebiyatı (V) yeşermeye başladı .
     (I) bu dünyadan geçerken(
     II) izler bıraktı(III) yaşamanın değerini(IV) eli değdiği(V) yeşermeyeBu parçadaki
     numaralanmış sözlerden hangisinde mecazlı bir söyleyiş yoktur
 26.  a.   ?    IV
      b.   ?    I
      c.   ?    II
      d.   ?    V
      e.   ?    III
 27. (I) Almanya’nın Berlin kentinde bir kooperatif “Devrilen Ağaçlardan Halk Kitaplığı
     Yapma Kampanyası” başlattı. (II) Bu kampanyaya katılmak isteyenler, fırtınadan
     veya yağmurdan devrilen ağaçların gövdelerini raf şeklinde oyup bunları kaldırımlara
     yerleştiriyorlar. (III) Raflara, takas edilecek kitapları koyuyorlar. (IV) Berlin
     halkı da içlerinden okumak istediklerini alıp yerine kendi kitaplarından birini
     bırakıyor. (V) Bu, “Eğitim İçin Sürdürülebilir Gelişme Projesi”nin bir parçası
     olarak devlet tarafından desteklenen bir kampanyadır.Bu parçadaki numaralanmış
     cümlelerle ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
 28.  a.   ?    IV. cümle, içinde isim tamlaması bulunan olumlu bir cümledir.
      b.   ?    III. cümle, nesnesi sıfat tamlaması olan birleşik bir cümledir.
      c.   ?    II. cümle, özne ve yüklemden oluşan kurallı bir cümledir.
      d.   ?    I. cümle, içinde belirtisiz nesne olan bir fiil cümlesidir.
      e.   ?    V. cümle, yüklemi ek eylemle çekimlenmiş bir cümledir.
 29. I. Hepimiz onu çocukça hareketlerine karşın çok severdik.
     II. Anlatacaklarımı 
     güzelce dinle de ondan sonra işini yapmaya başla.III. Daha önceki çalışmaları 
     incelemedikleri sürece iyi bir proje hazırlamaları imkânsız görünüyor.IV.Alfabesinin
     zorluğu, Japonca öğrenmeyi güçleştiren bir etken.V. Konuyla ilgili genişçe bir
     rapor hazırlayıp önümüze getirmişti.Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin hangilerindeki
     altı çizili sözcükler tür bakımından aynıdır?
 30.  a.   ?    II. ve III.
      b.   ?    II. ve IV.
      c.   ?    I. ve IV.
      d.   ?    IV. ve V.
      e.   ?    I. ve III.
 31. Kaplumbağalar, roman kişileri ve kullanılan dil bakımından Fakir Baykurt’un, aynı
     zamanda köy edebiyatının (I) başyapıtlarından biri olarak okunmalıdır. Kahramanların
     gerçekliğinin (II) yanısıra, (III) dilleri de kişiliklerini adım adım oluşturan(
     IV) yetkinliktedir. Ayrıca, çok sayıda romanı ve öykü kitabı yayımlanmış (V) herhangi
     bir yazarı, Kaplumbağalar gibi bir roman bile ölümsüzleştirebilir.
     (I) başyapıtlarından(
     II) yanısıra,(III) dilleri de(IV) yetkinliktedir.(V) herhangi birBu parçadaki 
     numaralanmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
 32.  a.   ?    I.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    III.
      d.   ?    V.
      e.   ?    II.
 33. Motorun burnu kıyıya dönük. Çok çok yirmisini yeni geçmiş gösteren görevli, binme
     sırası gelene elini uzatıyor. Genç erkekler, ellerini vermeden atlıyorlar. Yardıma
     gereksinimi olmadığını düşünen orta yaşlılar da… Kadınların çoğu uzatıyor elini.
     Kolunu hızla yukarı kaldırıp tuttuğu eli bırakıveriyor görevli, hemen bir arkadakine
     uzanıyor. Yardımsız binenler, onun yanından atlayıveriyorlar. O zaman elini geri
     çekip bir sonrakine uzatıyor görevli. Omzunu kastığı, gücünü koluna, bileğine 
     topladığı anlaşılıyor yüzünden. Kimsenin yüzüne bakmadan yapıyor bunları sanki.
     Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
 34.  a.   ?    Farklı cümle türleri kullanılmıştır.
      b.   ?    Öznellik ağır basmaktadır.
      c.   ?    I. kişili anlatım kullanılmıştır.
      d.   ?    Tahmin söz konusudur.
      e.   ?    Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir.
 35. “Edebiyat dergilerinde sevmediğin, sıkılarak okuduğun yazılar hangisidir?” diye
     sorsalar hiç düşünmeden, “Belli bir şiir kitabı üzerine yazılmış tanıtım yazılarıdır.”
     derim. Sorun belki de bendedir ama bu tür yazıların neye göre yazıldığını anlayamıyorum.
     Tanıtımı yapan iyi niyetli yazar, genellikle ilgili şairin söz konusu kitabındaki
     dizelerden esinle bir şeyleri duyumsatmaya, şairin şiir dünyasına kendisi ile 
     birlikte katılmaya çağırır bizi. Kendince eklemeler de yapar o şiirlerde oluşturulmaya
     çabalanan etkileyici havaya. Ama söz konusu kitap, okurca önceden okunmadığı, 
     belki de tanıtıcı üzerine aldığı işi gerektiği gibi yapmadığı için kitaba yönelik
     ilgi oluşturulamaz çoğu zaman. —-.Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden
     hangisi getirilebilir?
 36.  a.   ?    Edebiyat dergilerinde tanıtım yazılarına az yer verilmesi kitaplara duyulan
         ilgiyi azaltmaktadır
      b.   ?    Oysa tanıtma yazıları şiire dönük olmayan sorunlarla şişirildiği için 
         ilginçliğini yitirir
      c.   ?    Bu yazılarda şairi, şiir yazmaya yönlendiren etkenler üzerinde de durulmalıdır
      d.   ?    Bu nedenle okuyucunun şiir bilgisini zenginleştirecek açıklamalara yer
         verilmelidir
      e.   ?    Böylece okuyana eziyet eden, onu yoran, anlamsız ve sıkıcı bir metin ortaya
         çıkar
 37. Şiir, yalnızca acıları, yoksunlukları, mutsuzlukları dile getirmemelidir. —-?
     
     Bu sözler aşağıdakilerden hangisiyle sürdürülemez?
 38.  a.   ?    Okuyucunun şiirden alacağı hazzı sınırlamaya gerek var mı
      b.   ?    Günümüzde insan yaşamının trajik yönlerini yansıtan eserler de ilgi çekmiyor
         mu
      c.   ?    Şiir okuyucusunu karamsarlığa itmenin bir anlamı var mı
      d.   ?    Türk halk müziğinde uzun havalardan sonra oyun havalarına geçilmez mi
      e.   ?    Gerçekte de sevinçle hüzün, ölümle yaşam yan yana karşımıza çıkmaz mı
 39. Okumayı; televizyon izlemek, futbol oynamak gibi boş zamanları dolduran eğlendirici
     bir iş olarak değerlendirenlere söyleyecek sözüm yok. Onlarınki okuma değil, oyalanmadır.
     Modaya uymak için raflarına çok satan kitapları dizenlerin yaptığı da aynı şeydir.
     Oysa her kitap bir okyanustur. Ben okyanusun kıyısında gezinti yapmak yerine küçük
     teknesiyle dalgalar arasında boğuşan gerçek okuyucunun peşindeyim.Böyle diyen 
     bir yazardan aşağıdakilerden hangisini söylemesi beklenmez?
 40.  a.   ?    Okurken yorulmayı göze alan okuyucu olmak gerekir.
      b.   ?    Romanın, öykünün, denemenin labirentlerinde dolaşmayan okuyucu, sanatçının
         dünyasını tanıyamaz.
      c.   ?    Birikimli okur, yazarın söylediklerinden, söylemediklerini çıkarmaya çalışmalıdır.
      d.   ?    Her edebiyat eseri, açık ve anlaşılır olmalı ki okuyucu, yönünü bulabilsin.
      e.   ?    Yazar, eseriyle okuyucusunu düşüncenin derinliklerine taşımaya çalışır.
 41. Sözlük hazırlamanın en güç yanı sözcükleri anlam kayganlığından kurtarma, onları
     belli bir yere oturtmadır. Bu da ancak Samuel Butler’in dediği gibi onların belirsiz
     yanlarını söz duvarlarıyla uşatmakla gerçekleşebilir.Bu cümledeki altı çizili 
     sözle, sözcüklere yönelik olarak ne yapıldığı anlatılmıştır?
 42.  a.   ?    Çağrışımsal değerlerinin belirtildiği
      b.   ?    Kullanım sıklığının yansıtıldığı
      c.   ?    Birbirlerinden etkilenişlerinin gösterildiği
      d.   ?    Tanımsal sınırlar koyulduğu
      e.   ?    Zenginleştirme yollarının açıklandığı
 43. Bayan Jean Brodie’nin Baharı adlı romanın kahramanı Bayan Brodie, İskoçya’nın 
     ıslak, puslu, eski ve soylu şehri Edinburg’ta bir kız okulunda öğretmendir. En
     güzel ve en verimli yıllarını, seçtiği bir grup kız öğrenciye adayarak onları 
     hem dönemin hem de okuldaki diğer öğretmenlerin anlayışından farklı bir pedagojik
     anlayışla eğitmeye çalışmaktadır. Sınıfını sık sık bir ağacın altına götüren, 
     burada ders işlediklerinin düşünülmesini sağlayacak şekilde kızların kitaplarını
     ellerinde tutmalarını isteyen, tarih anlatması gerekirken önceki yaz yaptığı Mısır
     gezisini anlatan, bazen nişanlısından bahseden, bazen de kentin yoksul semtlerini
     tanıtan, sanatsal etkinlikleri izlemelerini sağlayan geziler düzenleyen genç bir
     öğretmendir Bayan Brodie.Bu parçaya göre aşağıdakilerden hangisi, sözü edilen 
     öğretmenin bir özelliği olamaz?
 44.  a.   ?    Kendi yaşadığı olumsuzluklardan öğrencilerin ders çıkarmasını bekleyen
      b.   ?    Öğretimin farklı ortamlarda sürdürülmesi gerektiğini düşünen
      c.   ?    Yaşam gerçeklerinin farkında olan
      d.   ?    Eğitimde kendine özgü yöntemler kullanan
      e.   ?    Yaşamdaki kimi olguların anlatılarak değil görülüp yaşanarak öğrenileceğini
         düşünen
 45. Yeşil, upuzun kavaklıklar geride kalıyor. Uzaktan, kaleye sırtını dayayan kocamış
     konaklar, çıplak, boz renkli tepeler görünüyor. Konak balkonlarının korkulukları,
     Doğu masallarından
     ödünç alınmışçasına büyüleyici. Renkler her ayrıntıyı belirginleştiriyor
     sanki; ağaçlar yeşil, şehir kahve, kale siyah.(I) Upuzun kavaklıklar(II) kaleye
     sırtını dayayan kocamış konaklar,(III) çıplak, boz renkli tepeler(IV) Konak balkonlarının
     korkulukları,(V) her ayrıntıyıBu parçadaki altı çizili tamlamalardan hangisi, 
     tür bakımından ötekilerden farklıdır?
 46.  a.   ?    I.
      b.   ?    III.
      c.   ?    II.
      d.   ?    IV.
      e.   ?    V.
 47. Attila İlhan, hece ölçüsünün öne çıktığı bir ortamda yazılmakta olan serbest şiire
     belli bir mesafeden ama ilgili bir mesafeden baktı. Yazılmaktan çok, söylenen 
     bir şiirde müzikaliteyi gözeterek toplum hayatından âdeta şairane tablolar çıkardı.
     Destan havası taşıyan şiirlerinde de bireysel konulardaki kısa şiirlerinde de 
     Türk müziğinin ritmini korumaktan ve konuşma dilindeki zengin çağrışımlı, eski
     sözcükleri kullanmaktan çekinmedi. Bu yanı kırklı yılların, memleketçi şairlere
     yakınlığı da ellili yılların şairlerinden ayırdı onu. Bir bütün olarak bakıldığında
     Attila İlhan’ın şiiri, Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın evrenle ve onun düzeniyle ilgili
     olmayan ve hikâye etme yolunu seçtiği eserlerine yakın bir yerde durmaktadır.Bu
     parçada söz konusu şairle ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
 48.  a.   ?    Kimi zaman çağdaşlarından ayrı düştüğ
      b.   ?    İşlediği temaların benzerlik gösterdiği
      c.   ?    Şiirlerini estetik değer taşıyan resimlere dönüştürdüğü
      d.   ?    Sözcüklerin ses değerlerinden yararlandığı
      e.   ?    Dilin geniş anlamsal olanaklarından yararlandığı
 49. Bir sabah işinize giderken kırmızı ışıkta durdunuz ve aracınızı tekrar çalıştıramadınız.
     Her insanın başına gelebilecek bu sıradan olay için iki ayrı olasılığı düşünelim.
     Birinci olasılıkta arkadaki araçların şoförleri kızgınlıkla kornaya basıyor, siz
     de bir kazaya yol açmamak için kan ter içinde bu durumdan kurtulmaya çalışıyorsunuz.
     İkinci olasılıkta, arkanızdaki araçtan inen bir taksi şoförü, bekleyen araçlara
     işaret ederek onların yan şeritten devam etmelerini sağlıyor. Araçlar sakince 
     geçtikten sonra yanınıza geliyor, birkaç yayayla birlikte aracınızın yol kenarına
     çekilmesine yardımcı oluyor. Ne siz ne de bir başkası gergin ve telaşlı. İşte 
     bu örnekte olduğu gibi bir toplumun gelişmişlik düzeyini belirleyen asıl şey, —-.
     Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
 50.  a.   ?    kurallara uyarak sorunları ortadan kaldırmaktır
      b.   ?    yaptığımız hatanın sonucunu üstlenebilmektir
      c.   ?    sorunlara pratik çözümler bulmaktır
      d.   ?    başka insanları zor duruma düşürmemektir
      e.   ?    insanlar arasındaki iletişim biçimidir
 51. Eskiden ülkelerin zenginliğinin ölçütü, sahip olunan toprak ve doğal kaynakların
     miktarıydı; zenginleşmenin yolu, daha geniş topraklara hükmetmekten geçiyordu.
     20. yüzyılın ikinci yarısında bilimsel araştırmalara ağırlık verilmesiyle bu anlayış
     değişti, bilgi üretimi önem kazandı.Bu parçada aşağıdaki ses olaylarından hangisi
     yoktur?
 52.  a.   ?    Ünlü türemesi
      b.   ?    Ünsüz yumuşaması
      c.   ?    Ulama
      d.   ?    Ünlü düşmesi
      e.   ?    Ünsüz benzeşmesi
 53. Dünyanın yedi harikası olur da üç kıtada yüzyıllarca hüküm sürmüş, altı yüzyılı
     aşan varlığından geriye olağanüstü bir kültür hazinesi bırakmış Osmanlının yedi
     harikası olmaz mı? Gerçi tarihçiler, sanat tarihçileri ve mimarlar varken en önemli
     yedi Osmanlı eserinin hangileri olduğuna ben karar verecek değilim. Ancak okuduklarımdan
     ve gördüklerimden hareketle tamamen kişisel bir beğeni listesi oluşturmamın önünde
     bir engel yok sanırım. İşte benden Osmanlının yedi harikası: Süleymaniye Külliyesi,
     Selimiye Camisi, Mostar Köprüsü, Mağlova Kemeri, Kavalalı Mehmet Ali Paşa Camisi,
     Kubbetü’s-Sahra, Hamidiye Çarşısı.Bu parçada aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
 54.  a.   ?    Öyküleyici anlatım
      b.   ?    Betimleyici anlatım
      c.   ?    Tartışmacı anlatım
      d.   ?    Kanıtlayıcı veriler kullanma
      e.   ?    Tanımlamadan yararlanma
 55. “Rüyaları gerçekleştirmenin yolu, uyanıvermektir uykulardan.” demiş bir düşünür.
     Öyleyse ne duruyoruz, hemen silkinip kalkalım yumuşak yataklarımızdan!Bu parçada,
     aşağıdakilerden hangisi yoktur
 56.  a.   ?    Şimdiki zamanla çekimlenmiş fiil
      b.   ?    Zarf-fiil
      c.   ?    Sıfat-fiil
      d.   ?    İstek kipiyle çekimlenmiş fiil
      e.   ?    Tezlik-fiili
 57. Bir gazeteci, söyleşi yaptığı kişinin rahatsız olabileceği bir soruyu, kendisiyle
     soru arasına mesafe koyarak üçüncü kişilerin ağzından sormalıdır.
     Aşağıdakilerden
     hangisi bu ilkeye dikkat edilerek hazırlanmış bir sorudur?
 58.  a.   ?    Çok önemli iki ödül almasına rağmen son romanınızın çok satılmamasının
         nedeni ne olabilir?
      b.   ?    Eserlerinizde soyut konuları ele alışınızın okuyucuyu yorduğunu düşünmüyor
         musunuz?
      c.   ?    Bazı eleştirmenler son romanınızın bazı bölümlerinin bir Alman yazarın
         romanından alındığını iddia ediyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz?
      d.   ?    Eserlerinizde aynı konuyu işleyip durmaktan kurtulamamanızı neye bağlıyorsunuz?
      e.   ?    Bazı yazarlarımızın dediği gibi “Keşke yayımlamasaydım!” diye düşündüğünüz
         yazılarınız oldu mu?
 59. (I) ABD’li bilgisayar uzmanı Scott Fahlman tarafından bulunan ve İnternet’in vazgeçilmezlerinden
     olan gülen surat (smiley) tam 30 yaşında. (II) Fahlman, duyguların yazı dilinde
     ifade edilmesini kolaylaştırmak için iki nokta ve parantez işaretlerini kullanarak
     bir ifade oluşturdu. (III) Bu “gülen surat”ı ilk olarak üniversitenin e-posta 
     listesine yolladığı bir notta kullandı. (IV) Fahlman, öğrencilere ve çalışma arkadaşlarına
     şöyle yazdı: “Şaka yaptığınızı belirtmek için şunu kullanmayı öneriyorum: :-)”(
     V) Kısa zamanda kabul gören bu mutluluk ifadesini bugün İnternet’te yazışırken
     sıklıkla kullanıyoruz. (VI) Mutluluğumuzu artık bununla ifade ediyoruz.Gülen suratın(
     smiley) anlatıldığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda
     verilenlerden hangisi yanlıştır?
 60.  a.   ?    II. cümlede, yeniliğin hangi amaçla ortaya konduğu belirtilmiştir.
      b.   ?    V. cümlede, bir saptama yapılmıştır.
      c.   ?    IV. cümlede, önerisini kimlerle paylaştığı dile getirilmiştir.
      d.   ?    I. cümlede, kaç yıl önce ortaya çıktığı açıklanmıştır.
      e.   ?    VI. cümlede, işleviyle ilgili bir değişiklikten söz edilmiştir.
 61. Fast-fooda karşı hâlâ direnen, (I) her zaman sevilerek yenen yiyeceklerden biridir
     balık ekmek. Denizin kirlenmediği, (II) balığın bol ve ucuz olduğu, (III) Boğaz’dan
     çıkan palamutların kasaları doldurduğu eski zamanlarda balık ekmek satıcıları,(
     V) yalnızca kıyıya yanaştırılmış sandallarda değil, mahalle meydanlarında, (V)
     futbol maçlarının olduğu günlerde stadyumların kapılarında da
     görülürdü.
 62.  a.   ?    V.
      b.   ?    I.
      c.   ?    III.
      d.   ?    II.
      e.   ?    IV.
 63. Beyaz Geceler Dostoyevski’nin en saf, en lirik kitabıdır. Saflık kelimesiyle “
     karmaşık olmayan”ı kastediyorum. Kitap sözü de okuyucuyu yanıltmasın: Dostoyevski
     Beyaz Geceler’i bir gazetede yayımlanacak basit ve coşkulu bir hikâye olarak tasarlamıştı.
     Hikâye saflık ve yalınlığını, kahramanlarının hep aynı kumaştan ve renkten yapılmasından
     alır. Onların sözlerine hemen inanırız. Önce inandıklarının, sonra tam tersine
     inanan tipik Dostoyevski kahramanları yok bu kitapta. Bu bakımdan Beyaz Geceler
     Dostoyevski’nin en özel, en ayrıksı kitabı. Burada bizi etkileyen şey, kitabın
     ve kahramanlarının bu saflığından gelen bir çeşit çocuksu dürüstlük ve bizi yormayan
     tavırlarından yansıyan bir mutluluk duygusu.Bu parçada Beyaz Geceler’le ilgili
     olarak aşağıdakilerin hangisinden söz edilmemiştir?
 64.  a.   ?    Oluşturuluş aşamasından
      b.   ?    Kahramanlarının özelliklerinden
      c.   ?    Adının veriliş öyküsünden
      d.   ?    Diğer kitaplarından ayrılan yönlerinden
      e.   ?    Okuyanda bıraktığı etkiden
 65. (I) İngiliz şairi Browing; sayfa sayfa, her kelimesini ayrı ayrı inceleyerek sözlük
     okurmuş. (II) Sözlükte öğütler, eğlendirici şeyler de bulurmuş. (III) Hatta bu
     çalışmaya romantik bir yön de katar, ay ışığında oturup bir bir çevirirmiş sözlüğün
     sayfalarını. (IV) Bizde sözlükler, kütüphanelerin en kuytu köşelerinde uyuklayarak
     ömür tüketir. (V) Günler ve geceler boyu “Bilinmeyen bir kelime çıksın da hatırlanalım.”
     diye dua ederler âdeta. (VI) Sözcüklerin bu uzun ve sessiz bekleyişleri iki kapak
     arasında geçer.Bu parça iki paragrafa ayrılmak istenirse ikinci paragraf hangi
     cümleyle başlar?
 66.  a.   ?    III.
      b.   ?    II.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    VI.
      e.   ?    V.
 67. Diller yeşerdikleri kültürle büyüyor, onunla zenginleşiyor. (I) Öyleki dillerin
     ölümüyle (II) kültürler de yitip gidiyor ve bu (III) yok oluş yalnızca o dili 
     konuşan insanları değil, dünyayı da etkiliyor. Her (IV) on dört günde bir içlerinden
     biri daha sessizliğe doğru uğurlanan diller, dünya (V) mozaiğinin bir parçasını
     da beraberinde götürüyor.
     (I) Öyleki(II) kültürler de(III) yok oluş(IV) on dört(
     V) mozaiğininBu parçadaki altı çizili sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
 68.  a.   ?    V.
      b.   ?    II.
      c.   ?    I.
      d.   ?    III.
      e.   ?    IV.
 69. Özellikle ilgi duyduğum için sinema konusu üzerine çok düşünürüm. Bana göre, birisi
     bir ürün ortaya koyuyorsa ilk koşul ürünün teknik açıdan başarılı olmasıdır. Ancak
     ondan sonra ürünün sanat açısından iyi mi, kötü mü olduğu tartışılabilir.Bu parçadaki
     düşünceye en yakın görüş aşağıdakilerden hangisinde vardır?
 70.  a.   ?    Her kuşak, edebiyatı biraz daha çağdaşlaştırmıştır. Çünkü dünya değişirken
         edebiyat da değişir. Buna ayak uydurabilmek gerekir.
      b.   ?    Yayımlanan romanlardan zaman ayırabildiklerimi ilk on sayfasına kadar 
         okuyor, onları üç ana özellik olan dil, anlatım ve zaman bakımından değerlendiriyorum.
         Olmamışsa devamını okuma gereği duymuyorum.
      c.   ?    Yazmaktan başka hiçbir şey düşünmedim ve kendimi geliştirmekten başka 
         bir amacım olmadı hiç. Bu kadar çok ödül almamı buna borçluyum
      d.   ?    Yazmaya yeni başlayan bir insanın, beğendiği sanatçılara kurgu bakımından
         öykünmesi çok doğaldır. Önemli olan, yazdıklarının içerik bakımından yenilikler
         taşımasıdır.
      e.   ?    Bir dönemin sanatçıları güçlüyse oluşturdukları ürünler de yankı uyandırır,
         eleştirmenlerin süzgecinden geçerek edebiyat tarihindeki yerlerini alırlar.
 71. Öykülerinde ağırlıklı olarak eski ile bağlarını koparmış, yeni ile de uyum sağlayamamış
     bireyin, toplum içinde yalnızlaşmasını ve bir çöküşe doğru yol alışını anlatır.
     Bu, bir anlamda topluma yabancılaşmış bireylerin kaçınılmaz yazgısıdır. Toplumu,
     aileyi ayakta tutan iç dinamikler, ahlaki özellikler kaybolmuş, bunların yerini
     alması düşünülen şeyler de bu boşlukları dolduramamıştır. Böylece toplumsal yapıda
     artık hiçbir şeyi yerinde bulamayan birey, hastalıklı bir hâlde “ortalıkta dönüp
     durmaktadır”. Bu yabancılaşmaya kimi bireyler çeşitli başkaldırı yöntemleriyle
     karşı durmaya çalışırlar. Ama bu karşı koyuşlar, kişiyi, yanlış işleyen toplumsal
     yapı içinde ezilmekten kurtaramaz. Birey, dramatik bir kurban olarak olumsuz şartlarda
     yaşamanın bedelini ağır bir şekilde öder.Bu parçada tanıtılan yazar ve öykü kişileri
     ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
 72.  a.   ?    Çoğunlukla çevresinden ve değerlerinden kopmuş olan bireyin tek başına
         kalışını işlemiştir.
      b.   ?    Toplumla uzlaşamayan, çatışma hâlinde olan kişilere yer vermiştir.
      c.   ?    Aile kurumunun geçirdiği sarsıntıları ele almıştır.
      d.   ?    Sahip oldukları değerler için mücadele etmek yerine olup biteni uzaktan
         izlemeyi yeğleyen kişileri anlatmıştır.
      e.   ?    Toplumda ortaya çıkan yeni değerler bireyler açısından eskileri kadar 
         işlevsel olamamıştır.
 73. Klasik eserleri okumaya en çok, kendi yazdıklarımı tekrar ettiğimi hissettiğim
     zamanlarda ihtiyaç duyarım.Aşağıdakilerden hangisi bu cümleye anlamca en yakındır?
 74.  a.   ?    Kimi eserlerin her dönemde okunurluğunu sürdürdüğü bilinir.
      b.   ?    Çağını aşmış eserleri okuma, yaratıcılığı besleyen bir etkinliktir.
      c.   ?    Yazar, benzer ürünler ortaya koymaktan kaçınmak istiyorsa yazdıklarını
         ara sıra gözden geçirmelidir
      d.   ?    Bir yazarın, okuduklarından etkilenmeden yazması mümkün değildir.
      e.   ?    Her eser, başka metinlerden alınan parçalarla renklenen bir tablodur.
 75. Her dize veya her satır, yazıldığı andan başlayarak insanlara gönderilmiş bir 
     ileti niteliği taşır. Üreten kişinin, onun nasıl okunacağını denetleme, nasıl 
     anlaşılması gerektiğini dayatma gibi bir hakkı yoktur. Yazar bu hakkı, daha eserini
     yayımladığı anda yitirmiştir veya kendi isteğiyle başkalarına bırakmıştır. Okuma;
     okuyanın kişiliğine, bilgisine, anlama ve yorumlama yeteneğine, beğenisine göre
     değişiklik gösterir; yazılırken amaçlananların gerisinde de kalabilir, ötesine
     de geçebilir. Bu son durumda, yeniden üretme söz konusudur artık. Elbette, ortaya
     çıkan ve eleştiriler içeren metnin bir edebî değer taşıması koşuluyla.Bu parçadan
     aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
 76.  a.   ?    Farklı okuyucular yazarın anlatmak istediğini kendilerince yorumlayabilirler.
      b.   ?    Her metin, çözümü yazarında olan birtakım gizler içerir.
      c.   ?    Bir metnin, okur tarafından değerlendirilebilmesi için sanatsal nitelikler
         barındırması gerekir.
      d.   ?    Okurun bir eser karşısındaki tutumu, birikimiyle ilgilidir. Bir metnin,
         okur
      e.   ?    Yazarlar, okurları yönlendirmemelidir.
 77. Uçsuz bucaksız bir dünyadır edebiyat. Ne kadar çok örnek incelersek inceleyelim
     yine de yaptığımız, okyanusta bir damla gibidir. Nicelik ve nitelik bakımından
     sonsuz sayıda biricik eserle bezenmiştir bu uzay. Bunun için, Türk edebiyatındaki
     birkaç şiire veya romana bakarak bu edebiyata ilişkin kapsamlı saptamalar yapmak
     mümkün değildir.Bu sözleri söyleyen bir yazardan aşağıdakilerin hangisini yapması
     beklenebilir?
 78.  a.   ?    Aşk kavramının Türk şiirindeki yerini, İslamiyet’ten önceki dönemden günümüze
         değin bütünüyle incelemes
      b.   ?    Batı etkisindeki Türk edebiyatını Cumhuriyet Dönemi Türk şiirinden başlatarak
         incelemesi
      c.   ?    Halit Ziya’nın romanlarından hareketle Türk romanını tarihsel açıdan ele
         alması
      d.   ?    “Şiirimizde vatan” konulu çalışmasını, Namık Kemal’in bütün şiirlerini
         inceleyerek oluşturması
      e.   ?    Etkilendikleri eserleri ölçüt alarak sanatçıları değerlendirmesi
 79. (I) Şiirleri çeşitli dergilerde yayımlanan bir şairimiz… (II) İkinci kitabıyla
     tekrar okuyucunun karşısında. (III) Açık ve yalın anlatımlı, kısa dizelerden oluşan
     şiirlere imza atmış. (IV) Sanatçının bu kitabındaki tüm şiirleri yine okuyucunun
     duyumsama ve düş kurma yetilerini harekete geçiriyor. (V) Şair, şiirleriyle okuyucuyu
     kimi zaman yoğun karanlıkların içine, kimi zaman da aydınlık gündüzlere götürüyor.
     Bir şairden ve şiirlerinden söz edilen bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili
     olarak aşağıda verilenlerden hangisi yanlıştır?
 80.  a.   ?    II. cümlede, kimi ürünlerini bir araya topladığı belirtiliyor.
      b.   ?    III. cümlede, şiirlerinin dil ve biçim özellikleri dile getiriliyor.
      c.   ?    IV. cümlede, işlev yönünden önceki şiirleriyle benzerliği olduğu sezdiriliyor.
      d.   ?    I. cümlede, okurların beğenisini kazandığı üzerinde duruluyor
      e.   ?    V. cümlede, şiirlerde birbirine karşıt durumların işlendiğinden söz ediliyor.
