# 2016 Ygs Turkce Online Test

- Bağlantı: https://eegitimim.com/2016-ygs-turkce-online-test/
- Yayımlanma: 2026-05-10T11:04:02+03:00
- Yazar: admin

1.  Sina Akyol, şiir yaşamına Su Tadında’yla başladığı günden bu yana daima okurunu
     da işin içine katmış, hatta okurunu şair yapacak boşluklar bırakmaya başlamıştır.
     Dizelerinde avazı çıktığı kadar susması bundan. Bu suskunluk, okur için bir sağaltım
     süreci aynı zamanda. Akyol’u okumak; okuru besleyen, koruyan ve düşündüren bir
     uğraş… Bu parçada geçen “avazı çıktığı kadar susmak” sözüyle anlatılmak istenen
     aşağıdakilerden hangisidir?
 2.   a.   ?    İlk şiirlerinden itibaren okurun düşüncesine uygun yazmak
      b.   ?    Edilgen bir okur kitlesi oluşturmaya çalışmak
      c.   ?    Anlamı oluşturmada okurun da sorumluluk almasını sağlamak
      d.   ?    Şiirinin anlam derinliklerini yüksek kültüre mensup okurlara açmak
      e.   ?    Kısa şiirler yazarak okuru dinginleştirmek
 3.  Pek çok sanatçı, bayağılaşmak korkusuyla hâlâ çoğunluğu yok sayarak eski yollarında
     ayak diriyor. Hâlbuki çoğunlukla anlaşmak, mutlaka bayağılaşmak demek değildir.
     Yunan tragedyası çoğunluğun dilediği veya beğendiği gibi olmakla bayağılaşmamıştı.
     Değerini düşürmeden büyük kalabalıklarla uzlaşabilen bir sanattı. Zamanımızın 
     istediği de bu olsa gerek. Bu parçada geçen “çoğunluğu yok saymak” sözüyle anlatılmak
     istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 4.   a.   ?    Her zorluğa göğüs germek
      b.   ?    Sanatı; sanat için değil, halk için yapmak
      c.   ?    Geniş kitleleri görmezlikten gelmek
      d.   ?    Yaygın kanaatleri değiştirmek
      e.   ?    Sosyal hayatı gözden geçirmek
 5.  Son yirmi yılda akıllı teknolojik cihazların —- tasarımları ile ilgi çekici —-
     stratejileri, bu cihazların bir önceki sürümlerinin değerini kaybetmesine ve çöp—-
     için potansiyel atık hâline gelmesine neden olmaktadır. Bu cümlede boş bırakılan
     yerlere, düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisi sırasıyla getirilmelidir?
 6.   a.   ?    resmî – tanıtım – kutuları
      b.   ?    güzel – piyasa – bölgeleri
      c.   ?    resmî – tanıtım – kutuları
      d.   ?    uygun – reklam – tesisleri
      e.   ?    gösterişli – pazarlama – alanları
 7.  “Kullanmak” sözcüğü, aşağıdaki cümlelerin hangisinde “sarf etmek” anlamında kullanılmıştır?
 8.   a.   ?    Sema, sabahları evinden işine giderken toplu taşıma araçlarını kullanıyordu.
      b.   ?    Yasin, uzun süre bilgisayar kullanmanın olumsuz etkilerini araştıracak.
      c.   ?    Eymen, elindeki şemsiyeyi on yıldır kullandığına kimseyi inandıramadı.
      d.   ?    Hatice, kendisine gönderilen parayı idareli kullanması gerektiğini biliyordu.
      e.   ?    Ali, otomobildeki yedek lastiği şu ana kadar hiç kullanmadı.
 9.  Doğaya tıpatıp uygun! -amma da yalan: Sığdırılabilir mi doğa küçücük bir resme?
     Doğanın en ufak parçası bile sonsuzdur! Öyleyse ressam neyi çizer? Doğada görüp
     sevdiğini. Peki ya neyi sever? Resmedebildiğini! Bu mısraların bir bütün olarak
     içerdiği anlam aşağıdaki cümlelerden hangisiyle ifade edilemez?
 10.  a.   ?    İki ayrı ressamın aynı yere odaklanıp aynı resimleri üretmeleri beklenemez.
      b.   ?    Ressamın kendi yaptığı resmi beğenme nedeni, resim için seçtiği ögeleri
         sevmesidir.
      c.   ?    Ressamların görsel dünyayı birebir tuvale aktardıkları tartışma götürmez.
      d.   ?    Ressamlar gördükleri yeri kendi tarz ve ruh hâllerinin süzgecinden geçirerek
         kâğıda aktarırlar.
      e.   ?    Ressamlar aslında eserlerinde kendi seçtikleri ögeleri resmederler.
 11. Türk edebiyatının önemli sanatçılarından Yaşar Kemal’in, düşlerine sığınarak hayata
     tutunmaya çalışan sokak çocuklarının unutulmamaya mühürlenen hayat hikâyelerini
     anlattığı Neredesin Arkadaşım, büyük ustanın çocuklarla yaptığı söyleşilerden 
     oluşmaktadır. Bu cümleden kesin olarak çıkarılabilecek yargı aşağıdakilerden hangisidir?
 12.  a.   ?    Yaşar Kemal’in sokak çocukları üzerine yaptığı araştırmalar okurlarca 
         beğenildiği için bir araya getirilmiştir.
      b.   ?    Sokak çocuklarının hayat hikâyelerini konu edinen Neredesin Arkadaşım 
         adlı öykü kitabı üzerine Yaşar Kemal’le yapılan röportajlar bir kitap hâline 
         getirilmiştir.
      c.   ?    Sokak çocuklarından edindiği izlenimlerle Yaşar Kemal, Neredesin Arkadaşım
         adlı öyküyü sokak çocuklarına ithaf etmiştir.
      d.   ?    Sokak çocuklarından edindiği izlenimlerle Yaşar Kemal, Neredesin Arkadaşım
         adlı öyküyü sokak çocuklarına ithaf etmiştir.
      e.   ?    Neredesin Arkadaşım adlı eser, Yaşar Kemal’in sokak çocuklarıyla yaptığı
         röportajların bir seçkisi olarak yayımlanmıştır.
 13. (I) Yahya Kemal’in şiirlerini ikiye ayırarak yarısına eski, yarısına yeni demek
     garip bir hatadır. (II) Bir ruh nasıl hem yeni hem eski olabilir, özellikle Yahya
     Kemal gibi kişiliği bilinen bir şairde birbirine karşıt iki dünya nasıl bir arada
     yaşayabilir? (III) Herhâlde bu yanlışlık, onun gazellerini birer taklit olarak
     görmekten, Yahya Kemal’i taklitçi olarak değerlendirmekten ileri geliyor. (IV)
     Belki birçok kişi taklit yapabilir, taklitçi olabilir ama onun bu sınıflandırmaya
     girmediği kesinlikle doğrudur. (V) O, yeni şiir anlayışıyla oluşturduğu gazellerinde
     Türkçenin lezzetine ve öz şiire susamış bir şair olarak çıkar karşımıza. Yahya
     Kemal’in anlatıldığı bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıda
     verilenlerden hangisi yanlıştır?
 14.  a.   ?    III. cümlede, şaire ilişkin bir görüşün sebebi belirtilmiştir.
      b.   ?    I. cümlede, şiirlerine yönelik oluşmuş bir yanılgıdan söz edilmiştir.
      c.   ?    V. cümlede, şairin dil ve şiir anlayışındaki duyarlılık ifade edilmiştir.
      d.   ?    II. cümlede, kişiliğiyle ilgili araştırmaların yetersizliğine değinilmiştir.
      e.   ?    IV. cümlede, kimi şairlerden ayrılan yönüne dikkat çekilmiştir.
 15. (I) Bugünlerde bazı eleştirmenler tarafından şiirin, şiirimizin geçmişe göre gerilediği
     iddia ediliyor. (II) Hatta günümüzde büyük şairlerin de artık çıkmadığı, insanları
     derinden etkileyen güçlü şiirlerin de yazılmadığı söyleniyor. (III) Ben bu iddialara
     ve onun delillerine inanmadığım gibi aslına bakılırsa inanmak da istemiyorum. (
     IV) Fakat bu iddiayı hazırlayan pek çok nedenin sorgulanmasını ve konunun mutlaka
     aydınlığa kavuşturulmasını istiyorum. (V) Aslında roman ve öyküde ortaya çıkan
     çalışmaların niceliksel artışı düzyazıyı ön sıraya taşımışa benziyor. (VI) Şiirde
     ise niceliksel artışın onun niteliğine katkı sağlaması her zaman mümkün olmamasına
     rağmen bu alanda bir gerileme varmış gibi görünüyor. Bu parçadaki numaralanmış
     cümlelerin hangilerinde çıkarım yapılmıştır?
 16.  a.   ?    IV. ile V.
      b.   ?    V. ile VI.
      c.   ?    I. ile II.
      d.   ?    II. ile III.
      e.   ?    III. ile IV.
 17. (I) Dizüstü bilgisayar ekranları çaprazlama, bir köşeden ters köşeye genellikle
     12 ile 20 inç arasında boyutlara sahiptir. (II) Büyük ekranların çözünürlükleri
     daha yüksek olduğundan görüntü daha keskin olur. (III) Büyük ekranlar daha çok
     yer kaplar, daha ağır olur ve pil ömrünü kısaltır. (IV) Dizüstü bilgisayar; film
     izlemek, oyun oynamak veya video izlemek için kullanılır. (V) Temel işlemler için
     kullanacak veya sıkça yanınızda taşıyacaksanız daha küçük ve hafif bir ekran tercih
     etmelisiniz. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde hem bir karşılaştırma
     hem de öneri söz konusudur
 18.  a.   ?    V.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    III.
      d.   ?    I.
      e.   ?    II.
 19. “Çevresi” büyük bir piknik alanı olarak düzenlenip halka açılan Mogan Gölü’nün
     kuşların kuluçka ve yavrulamasına “ayrılan” doğal park “kısmında” “kıvrımlı” ahşap
     yayla “yolları” ve kuş gözlemevleri yapılmış.
     Bu cümledeki tırnak içerisindeki
     sözcüklerin hangisinde ünlü düşmesi yoktur?
 20.  a.   ?    III.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    II.
      d.   ?    V.
      e.   ?    I.
 21. Yapılandırıcı dil yaklaşımına göre dinleme, gelişimsel ve etkileşimsel bir süreçtir.
     Aşağıdaki cümlelerin hangisi, ögelerin dizilişi bakımından bu cümleyle aynıdır?
 22.  a.   ?    Etkili bir dinleme için dinleyici ön bilgilerini harekete geçirmelidir.
      b.   ?    Dinleme, sadece iletişim kurmak için yapılan bir etkinlik değildir.
      c.   ?    Dinleme becerisinin geliştirilmesi için etkinlik önemli bir unsurdur.
      d.   ?    Dil öğrenme süreci dinleme yoluyla anne karnında başlar.
      e.   ?    Dinleme eğitiminin bir diğer amacı zihinsel becerilerin geliştirilmesidir.
 23. (I) Çiğdemlerden sonra gök rengindeki elbisesiyle yeni açmış sümbül görünür. (
     II) Gözleri yaşlı, saçları dağınık ve hâli perişandır. (III) Güzel kokusundan 
     sarhoşa dönen şair, ona bu gönül okşayıcı kokuyu nereden, hangi aktardan aldığını
     sorar. (IV) Sümbülün verdiği cevap çiğdemin cevabına karşılık gelmektedir. (V)
     Önceleri ezel bağında henüz açılmadık bir gonca olan ve güzel kokusunu sevgilinin
     rüzgârından alan sümbül, bu bahar ülkesinden hicran sahiline atılmıştır.Bu parçadaki
     numaralanmış cümlelerden hangisi, yüklemin türü bakımından ötekilerden farklıdır?
 24.  a.   ?    III.
      b.   ?    V.
      c.   ?    IV.
      d.   ?    II.
      e.   ?    I.
 25. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde tırnakla ayrılmış söz, eylemin nasıl gerçekleştiğini
     bildirmektedir?
 26.  a.   ?    Zaman hızla akarken “çoğu kez, ” çevremizdeki güzelliklerin farkına varamıyoruz.
      b.   ?    Güvercinler yiyecek bulmak için “her zaman” buraya gelirlerdi.
      c.   ?    Genleriyle oynanmış tohumların kullanımı “hızla” yaygınlaşıyor.
      d.   ?    “Biraz sonra”, yaklaşık iki saat sürecek maceralı bir yolculuğa çıkacağız.
      e.   ?    İşinin “akşama kadar” biteceğini umuyordu ama düşündüğü gibi olmadı.
 27. Kendisine “2’inci” Aristo sıfatı verilen Farabi, insan ihtiyaçlarının farklılığı
     nedeniyle toplum içindeki “iş birliğinin” önemli olduğunu vurgulamıştır. “Özel
     mülkiyeti” “kabul eden” Farabi, topluma ait pek çok malın “herkesçe” kullanılması
     gerektiğini belirtir. Ona göre devlet, toplumsal sözleşmeye dayanarak adaleti 
     sağlar.Bu parçadaki tırnak içine alınmış sözcüklerden hangisinin yazımı yanlıştır?
 28.  a.   ?    V.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    II.
      d.   ?    III.
      e.   ?    I.
 29. Mutluluğun en önemli sırlarından bazıları bence şunlardır ( ) ömrümüzün sonuna
     dek çalışmak ( ) yeteneğimiz elverdiği ölçüde yararlı yapıtlar ortaya koymak ()
     gücümüz yettiğince ailemize ve çevremize destek olmak ( ) Bu parçada ayraçlarla()
     belirtilen yerlere, aşağıdakilerin hangisinde verilen noktalama işaretleri sırasıyla
     getirilmelidir?
 30.  a.   ?    (:) (,) (,) (…)
      b.   ?    (;) (,) (;) (.)
      c.   ?    (;) (,) (.) (…)
      d.   ?    (:) (;) (,) (.)
      e.   ?    (:) (;) (,) (…)
 31. I. Evet, İzmit ve Bursa gibi büyük sanayi şehirlerini ve körfezdeki dev fabrikaları
     hatırlatan bir görüntü bu.
     II. Sabaha karşı şehre girerken yolun solunda sis, 
     duman ve alevler içindeki Karabük Demir Çelik Fabrikası’nın silo şeklindeki dev
     bacaları hafızalarımızı yokluyor.III. Gece yollara düşüyoruz, sabahın erken saatlerinde
     Safranbolu’dayız.IV. Yolda birkaç dakika seyrettiğimiz bu devasa fabrikayı geçtikten
     sonra Karabük şehir merkezine giriyoruz.V. Yalnız Safranbolu’dan önce Karabük’ten
     kısaca bahsetmek istiyorum.Yukarıdaki numaralanmış cümleler anlamlı bir bütün 
     oluşturacak biçimde sıralandığında hangisi baştan üçüncü olur
 32.  a.   ?    III.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    I.
      d.   ?    V.
      e.   ?    II.
 33. I. Kehribar, bir ağacın milyonlarca yılda oluşan reçinesidir.
     II. Sadece iki ülkede
     olduğunu bildiğimiz ve ileriki yıllarda artık kalmayacağını düşündüğümüz bu malzemenin
     yurt dışına çıkarılması yasak.III. Bu pahalı reçinenin; sarılık, guatr ve stres
     başta olmak üzere çoğu hastalığa ciddi faydası vardır.IV. Bu nedenle doktorların
     guatr hastalarına kehribar kolyesi tavsiye ettiği bilinir.V. Bu kadar uzun sürede
     oluştuğu için fiyatı oldukça yüksektir.Yukarıdaki numaralanmış cümlelerin anlamlı
     bir bütün oluşturması için aşağıdakilerden hangilerinin birbiriyle yer değiştirmesi
     gerekir?
 34.  a.   ?    III. ile IV.
      b.   ?    II. ile III.
      c.   ?    II. ile V.
      d.   ?    I. ile III.
      e.   ?    II. ile IV.
 35. (I) Hikâye etme ve masal anlatma, Doğu kültüründe önemli bir yere sahiptir. (II)
     Yakın Doğu ve Orta Doğu ülkelerinin halk edebiyatları; efsane, hikâye ve masallarının
     çokluğuyla bunu ispatlar. (III) Bunların derlenmesiyle oluşturulmuş kitaplar da
     birçok ailenin kütüphanesinde bulunur. (IV) Olağanüstü ögelerin, hikâyelerde önemli
     bir yer tuttuğu inkâr edilemez. (V) Ama Türkler, Orta Asya bozkırlarında yaşadıklarını
     hikâye, masal ve efsane olarak İslam dünyasına taşımıştır. (VI) İşte bu nedenle
     Türk edebiyatında hikâyenin, başlangıçtan itibaren daha “gerçekçi” bir söyleyiş
     kazandığı görülür.Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi
     cümleyle başlar?
 36.  a.   ?    V.
      b.   ?    IV.
      c.   ?    III.
      d.   ?    II.
      e.   ?    VI
 37. (I) XIX. yüzyılda dışarıdan gelebilecek herhangi bir salgın hastalık tehlikesine
     karşı karantina idaresi kurulmuş. (II) Karantina, İtalyancadan alınmış ve “kırk,
     kırklık, kırktan ibaret” anlamına gelen bir sözcük. (III) Salgın hastalık tehlikesine
     karşı İstanbul’dan sonra ikinci karantina idaresi 1840’ta İzmir’de kurulmuş. (
     IV) Önce gemiler İzmir Karantina İdaresinin bulunduğu sahilde kırk gün bekler 
     ve yolcular barakalarda kalırmış. (V) 1846’da Mithat Paşa Meslek Lisesinin yanındaki
     yerde bir karantina binası inşa edilmiş ve o günden sonra semtin adı Karantina
     olarak kayıtlara geçmiş. (VI) 1863’te Karantina İdaresi Urla’ya taşınsa da semt
     sakinleri arasında bu ismin kullanımı günümüze kadar devam etmiş.Bu parçadaki 
     numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
 38.  a.   ?    IV
      b.   ?    III.
      c.   ?    II.
      d.   ?    VI.
      e.   ?    V.
 39. (I) Fatih Balkış, Baht Dönüşü adlı romanında, kişisel müzik çalışmalarına ara 
     veren bir piyanistin hayatının müzik üzerinden sorgulanmasını işliyor. (II) Önemli
     olan müzisyenin müzik aletini asla yarı yolda bırakmaması ve ihanet etmemesidir.(
     III) Eline aldığı her müzik aleti, evrenin en uzak noktalarından buralara gelen
     bir canlıymış hissi uyandırmalıdır onda. (IV) Sanatçının piyanosunun suskunluğu,
     bitirilmemiş eserlerinin yalnızlığı hepimizin matemi sayılmaz mı? (V) Müzisyenin
     yolculuğu, o müzik aletinin lisanıyla açıklanabilecektir.Bu parçadaki numaralanmış
     cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
 40.  a.   ?    V.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    I.
      e.   ?    IV.
 41. (I) “Yazdıklarım boyumu aştı!” diyenlerden değilim. (II) Ben de elimden geldiğince
     iyi eserler vermeye çalıştım. (III) Ama bu eserlerdeki kaliteyi ve yeterli olup
     olmadığını ben değil, toplum söyleyecek. (IV) Ben de sorumluluk sahibi her insan
     gibi toplumsal birikime katkıda bulunmaya devam edeceğim. (V) Sağlığım el verirse
     çok yakın bir zamanda yeni bir romanda okurlarımla buluşmayı düşünüyorum.Bu parçadaki
     numaralanmış cümlelerin hangisinde anlatım bozukluğu vardır?
 42.  a.   ?    IV.
      b.   ?    V.
      c.   ?    III.
      d.   ?    II.
      e.   ?    I.
 43. Bolu’nun bence en güzel ilçesi Göynük, İstanbul’la Ankara’nın tam ortasındadır.
     Görünüşü ilk bakışta bile etkiler insanı: vadinin tabanında akan incecik dere,
     kıyı ve yamaçlarında eski Türk evleri, tepede yenilenmiş saat kulesi, ağaçlar,
     çiçekler… Usta ressamın elinden çıkmış resim gibidir Göynük. Bu tablodaki her 
     şey çok dengeli. Abartılı renk, güzelliği bozan çirkinlik yok. Friglerden Osmanlıya
     birçok uygarlık bu topraklardan geçmiş, hepsi de iz bırakmıştır.Bu parçanın anlatımıyla
     ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
 44.  a.   ?    Öznellik söz konusudur.
      b.   ?    Karşıt anlamlı sözcükler kullanılmıştır.
      c.   ?    Benzetme yapılmıştır.
      d.   ?    Sayısal verilere yer verilmiştir.
      e.   ?    Betimlemelerden yararlanılmıştır.
 45. Orhan Veli Kanık kendisiyle yapılan ve öykülerinin toplandığı Hoşgör Köftecisi’nde
     yer alan söyleşide sanatla edebiyatı birbirinden ayırdığını söyler. Şiiri sanata
     sokar, öyküyü ise roman ve tiyatroyla birlikte edebiyata. Orhan Veli, “Fikir sanatta
     yer alamıyor ama edebiyat fikre dayanıyor.” diye açıklar edebiyatla sanatın farkını.
     Ve şöyle de devam eder: “Bu itibarla edebiyatın halk kitlelerine bir şeyler söylemesi
     lazım. Okur ve yazarları halka doğru götüren bir edebiyat isterim. Yani edebiyatın
     çoğunluğa hitap etmesini istiyorum. Çoğunluk okuyup anlamalıdır.”Bu parçanın anlatımıyla
     ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
 46.  a.   ?    Tanık gösterilmiştir.
      b.   ?    Tahminde bulunulmuştur.
      c.   ?    Alıntıya yer verilmiştir.
      d.   ?    Nesnel anlatımdan yararlanılmıştır.
      e.   ?    Karşılaştırma yapılmıştır.
 47. Türkiye’nin programlı modernleşme çabalarıyla Türk romanının ortaya çıkışı eş 
     zamanlı olmuştur. Batı Avrupa’nın doğusundaki kimi ülkelere ait romancılar gibi
     Türk romancıları da çoğu zaman aşağılık duygusuna varan bu gecikmişlik duygusunu,
     yakın zamanlarda roman küresel bir yönelime girinceye kadar üstlerinden atamadılar.—-.
     Bu parçada boş bırakılan yere, düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisi
     getirilmelidir?
 48.  a.   ?    Türk romancıları çağdaş romanın anlatı stratejilerini yeniden işleyerek
         dünyaca benimsenen tema ve üsluplarla çağdaşlarına önceden olduğu gibi yol göstermektedir
      b.   ?    Böylelikle, Türkiye’de romanın ilk evresindeki bocalama, bir uygarlığın
         dönüşüm yaratma çabalarını gösteren bir sorun olarak değerlendirilebilir
      c.   ?    Ne yazık ki aradan koca bir yüzyıl geçmesine rağmen Türk romanı beklenen
         atılımı henüz gerçekleştirememiştir
      d.   ?    Çağdaş Türk romanının sorunlarını ve içinde bulunduğu durumu daha iyi 
         anlayabilmek için Tanzimat yıllarına kadar gitmek gerekmektedir
      e.   ?    Gecikmişlik hissini uzun süredir üzerinden atamayan Türk romancısı, çağdaşlarına
         yetişmiş bir durumda ve Türk romanı, Batı romanından daha parlak bir vaziyettedir
 49. Durmadan artıyor edebiyata ilişkin tutarsızlıklar. —-. Bir yandan da belgesiz 
     savlar, yanlış anlamalar, aldatıcı ön yargılar kaplıyor ortalığı.Bu parçada boş
     bırakılan yere, düşüncenin akışına göre, aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
 50.  a.   ?    Şiir, hikâye ve roman okuyanların sayısı büyük bir hızla artıyor
      b.   ?    Yazarların magazin programlarına nesne olacağı günler geliyor
      c.   ?    Masum umutlarla yola çıkmış yeni kalemler yaşatıyor dergileri
      d.   ?    Kitap satışları ve dergi abonelikleri gün geçtikçe düşüyor
      e.   ?    Yazarın kimlik arayışını doğal olarak bu arayışın bunalımı izliyor
 51. Genelde mistik Doğu’nun, özelde Türk edebiyatının en büyük mutasavvıflarından 
     biridir Mevlana. Halk ve Hak âşığı olan Mevlana, kişisel gelişim serüvenini “Hamdım,
     piştim, yandım.” ifadesiyle özetler.Mevlana bu sözleriyle aşağıdakilerden hangisini
     anlatmak istemiştir?
 52.  a.   ?    İnsan ruhunun mükemmelleşmek zorunda olduğunu
      b.   ?    Her insanın kendine özgü bir serüveninin olduğunu
      c.   ?    Olgunluğun aşamalar sonucu gerçekleştiğini
      d.   ?    Bu dünyanın geçici olduğunu
      e.   ?    Hiçbir gelişmenin sebepsiz olmayacağını
 53. Çok defa bir romancı, romanına girerken hatta bir şair, şiirine başlarken kelimeler
     onu takar peşine ve götürür götüreceği yere. Ne konu kalır ne plan. Yazarlar ve
     şairler her zaman konularına tam hâkim olamaz. Ben bir saniye sonra kullanacağım
     cümlenin bir kelimesini şimdiden size söyleyebilir miyim?Bu parçada asıl anlatılmak
     istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 54.  a.   ?    Kelimeler, sanatçının varacağı noktayı belirleyen esas unsurlardır.
      b.   ?    Sanatçı temel yapıyı kurduktan sonra yazma işi kolaylaşır.
      c.   ?    Plan, kurgunun sağlamlığı açısından yazarın vazgeçilmez rehberidir.
      d.   ?    Yazıda plan yapmak, yazarın düş dünyasını sınırlandırır.
      e.   ?    Üslup kaygısı edebî metnin temel dinamiğidir.
 55. Dünyada arasanız da benden daha küreselini bulamazsınız. Hangi memlekete gitsem
     yalnız orada oturduğumu sanıyorlar. Küreselim ve bütün insanların dostluk, kardeşlik,
     barış içinde sevgi ve saygıyla yaşamasını, yardımlaşmasını istiyorum.Bu parçada
     yazar, aşağıdakilerden hangisini vurgulamaktadır?
 56.  a.   ?    Farklılıklara saygı duyulması gerektiğini
      b.   ?    Bütün dünyayı kendi evi gibi hissettiğini
      c.   ?    Farklı ülkeleri gezmeyi çok sevdiğini
      d.   ?    Her insanın bir bütünün parçası olduğunu
      e.   ?    Her memlekette bir evi olduğunu
 57. Reşat Nuri Güntekin’e atfedilen güzel bir söz var: “Niye kitap okumuyor demek,
     niye piyano çalmıyor demek gibi bir şeydir. Kafayı kitap okumaya alıştırmak, parmakları
     piyanoya alıştırmaktan daha kolay değildir.”Bu parçada kitap okumayla ilgili olarak
     anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 58.  a.   ?    Küçük yaşta kazanılabilecek bir davranış olması
      b.   ?    Uzun zamanda edinilecek bir alışkanlık olması
      c.   ?    Okuma becerisinin zaman ve çaba gerektirmesi
      d.   ?    İnsanın sonradan geliştirdiği bir eylem olması
      e.   ?    Zihinsel yönüyle öne çıkan bir edinim olması
 59. Indiana Üniversitesinden bir grup araştırmacının gerçekleştirdiği çalışmaya göre
     uzun süre oturma durumunda kalanların saatte bir beş dakika yürümesi, bacak atardamarlarının
     zarar görmesini önlüyor. Oturma pozisyonundayken kalbe kan pompalayan gevşek kaslar
     yeterince kasılmıyor. Kan, bacaklarda birikebiliyor ve bu durum artan kan akışından
     dolayı damarların genişleme özelliğini olumsuz etkileyebiliyor. Araştırmaya göre
     uzun süreli oturmanın, damarların artan kan akışına karşı genişleme özelliğini
     bozduğu, bunun da kalp ve damar hastalıklarının işaretçisi olduğu belirtiliyor.
     Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
 60.  a.   ?    Kalp ve damar hastaklıklarını tetikleyen bazı nedenlere
      b.   ?    Bacaklarda meydana gelen kan birikiminin sebeplerine
      c.   ?    Bacaklarda meydana gelen kas erimesinin nedenlerine
      d.   ?    Yürüyüşün damar sağlığı açısından önemine
      e.   ?    Duruş pozisyonunun insan sağlığına olan etkisine
 61. Erkek diliyle yazan kadınlara rastladığım da oluyor, eserlerini okuduğumda kadın
     olduklarına yemin edebileceğim erkekler de tanıyorum. Cinsiyetin yazıdaki yansımaları
     özellikle dikkatimi çekiyor. Erkeklerin erkeklikleriyle, kadınların kadınlıklarıyla
     nasıl hesaplaştığını izlemek, cinsel kodların nasıl da kolayca sızıp yazıda kendine
     yer açtığını görmek hem can sıkıcı hem öğretici. Bunun farkında olabilmek ve ötesine
     geçerek yazabilmek benim için çok önemli.Aşağıdakilerden hangisi bu parçadan çıkarılabilecek
     bir yargı değildir?
 62.  a.   ?    Yazarın cinsel kimliğiyle dilsel seçimleri arasındaki ilişkiyi çözümlemek,
         okur için ilginç olabilir.
      b.   ?    Eserlerinde karşı cinsin hassasiyetlerini dikkate alan bir yazar, ustalığa
         ulaşmış sayılmalıdır.
      c.   ?    Bir metinde, cinsiyete ait kodlar bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde
         kendine yer bulabilmektedir.
      d.   ?    Yazarlar dil ve söylemleriyle kendi cinsel kimliklerini eserlerine yansıttıklarını
         fark etmeyebilirler.
      e.   ?    Yazarın eserini yaratırken kendi cinsel kimliğinin dışına çıkabilmeyi 
         başarması, pek kolay değildir.
 63. Edebiyat eleştirileri, edebiyat tarihlerine öncülük etmek gibi ciddi ve önem gerektiren
     bir işlevi yerine getirir. Bunun bilincine varmamış birçok uzman eleştirmenimizin
     de amatörce eleştiri yazanlar gibi ideolojik bir tavır sergilemeleri gözden kaçmayan
     bir gerçektir. Bunun acı sonucu; eleştirmenlerin yazarları ve eserleri kamplara
     bölüp etiketleyerek kendi ideolojileri doğrultusunda olmayanları yok saymaları
     ve bu etiketlemenin sağlıklı olup olmadığını dahi araştırma zahmetine girmeyişleridir.
     Bu parçadan aşağıdakilerin hangisi çıkarılamaz?
 64.  a.   ?    Yaptığı işin ciddiyetini kavrayan eleştirmenlerin sayısı her geçen gün
         artmaktadır.
      b.   ?    Edebiyat eleştirmenleri okurları yönlendirirken büyük bir sorumluluk üstlenmiş
         olurlar.
      c.   ?    Eleştirmenlerin, bir eseri kendi dünya görüşlerine göre değerlendirmeleri
         yanlış bir tutumdur.
      d.   ?    Usta eleştirmenlerin de sıradan eleştirmenlerle aynı hatalara düştükleri
         yadsınamaz bir gerçektir.
      e.   ?    Kimi eleştirmenlerin zaman zaman eleştirilerinde tarafsız olmadıkları 
         gözlemlenmektedir.
 65. Hiç kimse yalancı veya sahtekâr olmak istemez. Fakat başkalarıyla iletişimimizde,
     içimizden geçenleri olduğu gibi açıkça söylersek iç dünyamızın reddedilme tehlikesini
     de göze almışız demektir. Herkes, her yerde ve her zaman bu riski göze alamaz.
     Onun için çoğu kez maskelerimizin arkasına sığınıp bir korunma davranışı içine
     gireriz. Bunu öylesine sık yaparız ki bu göstermelik davranışımız bizim artık 
     ikinci doğamız olur. Bu parçadan aşağıdakilerin hangisine ulaşılamaz?
 66.  a.   ?    Bizim dışımızdaki insanların gerçek düşüncelerimizi bilmesini istemeyiz.
      b.   ?    Başkalarına baskı uygulayarak eleştirilmekten kurtulacağımızı sanırız.
      c.   ?    Eksik ve noksanlarımızın başkaları tarafından bilinmesinden hoşlanmayız.
      d.   ?    Dışlanmaktan korktuğumuz için olduğumuzdan farklı görünmeye çalışırız.
      e.   ?    İç dünyamızı, farklı davranışlarla başkalarından saklamaya çalışırız.
 67. 34. – 35. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.(I) Barnum Müzesi’ndeki
     öykülerin zengin bir hayal gücü, dünyaya epey farklı bakan bir göz ve keskin bir
     zekâyla yazıldıkları aşikâr. (II) Ancak öykülerin esas ayırıcı özelliği; hayal,
     düş ve gerçeklik arasındaki o kalın ve tozlu perdeleri kaldırıp yerine ince birer
     tül çekmelerinde. (III) Bu bakımdan Barnum Müzesi’ni kütüphanelerinizdeki Borges
     ve Poe külliyatının yanına yerleştirmek yerinde olacaktır. (IV) Hem Poe Eureka’nın
     başında, “Bu kitabı düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum.” demiyor
     muydu? (V) Sahiden soruyorum o zaman, nedir bu gerçek?34. Bu parçadaki numaralanmış
     cümlelerin hangisinden sonra, düşüncenin akışına göre, “Nitekim bu yazarlar rüya
     ile gerçek arasındaki sınırda gezinir dururlar.” cümlesi getirilebilir?
 68.  a.   ?    I.
      b.   ?    II.
      c.   ?    III.
      d.   ?    V.
      e.   ?    IV.
 69. (I) Barnum Müzesi’ndeki öykülerin zengin bir hayal gücü, dünyaya epey farklı bakan
     bir göz ve keskin bir zekâyla yazıldıkları aşikâr. (II) Ancak öykülerin esas ayırıcı
     özelliği; hayal, düş ve gerçeklik arasındaki o kalın ve tozlu perdeleri kaldırıp
     yerine ince birer tül çekmelerinde. (III) Bu bakımdan Barnum Müzesi’ni kütüphanelerinizdeki
     Borges ve Poe külliyatının yanına yerleştirmek yerinde olacaktır. (IV) Hem Poe
     Eureka’nın başında, “Bu kitabı düşlerin tek gerçeklik olduğuna inananlara adıyorum.”
     demiyor muydu? (V) Sahiden soruyorum o zaman, nedir bu gerçek?35. Bu parçada geçen“
     kalın ve tozlu perdeleri kaldırıp yerine ince birer tül çekmek” sözüyle anlatılmak
     istenen aşağıdakilerden hangisidir?
 70.  a.   ?    Benzerlikleri ortaya koymak
      b.   ?    Birbirine yaklaştırmak
      c.   ?    Kapsamı belirginleştirmek
      d.   ?    Farklılığa dikkat çekmek
      e.   ?    Anlamları somutlaştırmak
 71. 36. – 37. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.Tanzimat Dönemi’nde eleştiri
     yapanların amaçları estetik değerlendirmeler ve metin çözümlemesi yapmak değildi
     kuşkusuz. Bu dönem yazarları roman, tiyatro ve anı gibi türlerin ilk örneklerini
     verirken nasıl “bakir” bir alanda ilerliyor idiyseler eleştiri alanında da önlerinde
     örnek olabilecek çalışmalardan yoksun olarak işe başladılar. Fransız edebiyatının
     çoğu zaman gelişigüzel olarak seçtikleri ürünlerini model aldılar. Ancak bir yanlarıyla
     da eskiye bağlı olan ilk Tanzimat kuşağının Fransız eleştirisinden gerektiği gibi
     yararlanmadığını, kendilerine özgü birer eleştiri anlayışı geliştirdiklerini de
     belirtmek gerekir. Çünkü onlar için sanat yapıtı “kendi için” incelenecek, çözümlenecek
     bir yaratı değil; toplumsal düşüncelerini yaymak için bir “araç”tı.36. Bu parçaya
     göre aşağıdakilerden hangisi, Tanzimat Dönemi yazarlarının özelliklerinden biri
     değildir?
 72.  a.   ?    Çok yönlü bir eleştiri kültürüne sahip olmaları
      b.   ?    Mesaja odaklı bir sanat anlayışı geliştirmeleri
      c.   ?    Edebiyat anlayışlarında geçmişin izlerinin de olması
      d.   ?    Pek çok edebî türün ilk örneklerini vermeleri
      e.   ?    Genellikle Fransız edebiyatından esinlenmeleri
 73. Tanzimat Dönemi’nde eleştiri yapanların amaçları estetik değerlendirmeler ve metin
     çözümlemesi yapmak değildi kuşkusuz. Bu dönem yazarları roman, tiyatro ve anı 
     gibi türlerin ilk örneklerini verirken nasıl “bakir” bir alanda ilerliyor idiyseler
     eleştiri alanında da önlerinde örnek olabilecek çalışmalardan yoksun olarak işe
     başladılar. Fransız edebiyatının çoğu zaman gelişigüzel olarak seçtikleri ürünlerini
     model aldılar. Ancak bir yanlarıyla da eskiye bağlı olan ilk Tanzimat kuşağının
     Fransız eleştirisinden gerektiği gibi yararlanmadığını, kendilerine özgü birer
     eleştiri anlayışı geliştirdiklerini de belirtmek gerekir. Çünkü onlar için sanat
     yapıtı “kendi için” incelenecek, çözümlenecek bir yaratı değil; toplumsal düşüncelerini
     yaymak için bir “araç”tı.37. Bu parçaya göre, Tanzimat Dönemi sanatçılarını 37.
     Fransız sanatçılardan ayıran en önemli özellik aşağıdakilerden hangisidir?
 74.  a.   ?    Eski sanat anlayışına bağlı kalmaları
      b.   ?    Her edebî türü aynı yaklaşımla incelemeleri
      c.   ?    Eserlerinde işledikleri konuları farklı alanlardan seçmeleri
      d.   ?    Fransız edebiyatında görülmeyen türleri üretmeleri
      e.   ?    Sanattan toplumsal fayda beklemeleri
 75. 38. – 40. soruları aşağıdaki parçaya göre cevaplayınız.Çıkarcı yani reklamcı bir
     çağda yaşıyoruz. Buzdolapları ve çamaşır makineleri gibi edebiyat ürünlerinin 
     de sürüm yöntemleri var. Bunların en sahteleri bile gerek televizyon aracılığıyla
     gerekse okunmadan yazılan tanıtımlarla yaldızlanırsa hele ki bilmem kaçıncı baskıyı
     yaptığı abartıyla anlatılırsa satış rekoru kırmaları işten bile değildir. Gerçekler
     ne kadar çalkantılı ne kadar bulanık ne kadar çıkarcı olursa olsun, insanoğlu 
     gene de düşten vazgeçmiyor. Bakınız, ne güzel ne doğru söylemiş Baudelaire: “Bana
     gelince, elbet çıkacağım sevinçle Eylemle düşü kardeş saymayan bu dünyadan.” Gerçekten
     de edebiyatın dorukları düşlerden doğmamış mıdır?38. Bu parçada aşağıdakilerin
     hangisinden yakınılmaktadır?
 76.  a.   ?    Sanatçıların eserlerini piyasa kaygısı ile kaleme almalarından
      b.   ?    Bilinçli eleştirmen ve düzeyli eleştiri ürünlerinin yokluğundan
      c.   ?    Edebî eserlerin güncel olaylara kayıtsız kalmasından
      d.   ?    Edebî eserlerin, birtakım yollarla olduğundan farklı gösterilmesinden
      e.   ?    Nitelikli sanat eseri sayısında belirgin bir düşüş olmasından
 77. Çıkarcı yani reklamcı bir çağda yaşıyoruz. Buzdolapları ve çamaşır makineleri 
     gibi edebiyat ürünlerinin de sürüm yöntemleri var. Bunların en sahteleri bile 
     gerek televizyon aracılığıyla gerekse okunmadan yazılan tanıtımlarla yaldızlanırsa
     hele ki bilmem kaçıncı baskıyı yaptığı abartıyla anlatılırsa satış rekoru kırmaları
     işten bile değildir. Gerçekler ne kadar çalkantılı ne kadar bulanık ne kadar çıkarcı
     olursa olsun, insanoğlu gene de düşten vazgeçmiyor. Bakınız, ne güzel ne doğru
     söylemiş Baudelaire: “Bana gelince, elbet çıkacağım sevinçle Eylemle düşü kardeş
     saymayan bu dünyadan.” Gerçekten de edebiyatın dorukları düşlerden doğmamış mıdır?
     39. Bu parçada geçen “eylemle düşü kardeş saymak” sözüyle vurgulanmak istenen 
     aşağıdakilerden hangisidir?
 78.  a.   ?    Sanatın barış için en güçlü araç olması
      b.   ?    Çıkar amaçlı sanat faaliyetlerinden arınılması
      c.   ?    Sanatçının gerçeklerden uzak durması
      d.   ?    Sanat eserlerinin hayale dayanması
      e.   ?    Edebî eserin kendi kurallarına göre şekillenmesi
 79. Çıkarcı yani reklamcı bir çağda yaşıyoruz. Buzdolapları ve çamaşır makineleri 
     gibi edebiyat ürünlerinin de sürüm yöntemleri var. Bunların en sahteleri bile 
     gerek televizyon aracılığıyla gerekse okunmadan yazılan tanıtımlarla yaldızlanırsa
     hele ki bilmem kaçıncı baskıyı yaptığı abartıyla anlatılırsa satış rekoru kırmaları
     işten bile değildir. Gerçekler ne kadar çalkantılı ne kadar bulanık ne kadar çıkarcı
     olursa olsun, insanoğlu gene de düşten vazgeçmiyor. Bakınız, ne güzel ne doğru
     söylemiş Baudelaire: “Bana gelince, elbet çıkacağım sevinçle Eylemle düşü kardeş
     saymayan bu dünyadan.” Gerçekten de edebiyatın dorukları düşlerden doğmamış mıdır?
     40. Bu parçada aşağıdakilerin hangisine değinilmemiştir?
 80.  a.   ?    Sanat eserlerinin gerçeklik ve düş çatışmasından doğmasına
      b.   ?    Modern hayatın edebî eseri sunuş biçimine
      c.   ?    Edebî eserlerin esin kaynağına
      d.   ?    Eserin baskı adedinin satış taktiği olarak kullanılmasına
      e.   ?    İnsanlığın her ortamda hayale ihtiyaç duymasına
