Almanca Ismin e Halinde Kullanilan Edatlar

CategoriesA2AlmancaB1B2C1C2Tagged ,

Almanca Ismin e Halinde Kullanilan Edatlar

Präpositionen mit Dativ

Bu edatlar sadece ismin -e,-a, ye, ya halinde yani “Dativ” halde kullanılırlar. Sıklıkla kullanılan “Dativpräposition” lar şunlardır;

   
ab den,dan itiberen mit ile
aus den,dan ayrılma  mitsamt birlikte,içinde,beraber
außer dışında,hariç nach yönelme,göre
beide,da,sırasında nahe yakın,yakınında
binnen*içerisinde nebst beraber,birlikte
dank*sayesinde samt dahil,birlikte
entgegen karşı,zıt seit den dan berri
entsprechend uygun vis à vis
fernuzak,uzağında von den,dan ayrılma,iyelik
gegenüber karşısında zu yönelme,için
gemäß gereğince,uyarınca,göre zufolge göre,sonucunda,uyarınca
getreu uygun,sadık zuliebe hatrına,hatrı için,aşkına
laut*göre,nazaran,uyarınca  

***Yıldız işareti bulunan ve kırmızı ile gösterilen edatlar hem dativ hem genitiv halde kullanılabilir.

Ab nächstem Monat habe ich wieder Zeit. (Önümüzdeki aydan itibaren zamanım tekrar olacak)

Nimm doch den Bleistift aus der Schublade. (Çekmeceden kalemleri al!)

Er trifft sich beim Siemens. (Simenste buluşuyor) 

Das Krankenhaus ist gegenüber dem Bahnhof.(Hastane tren garının karşısında)

Mit den Freundinnen geht sie in die Stadtmitte einkaufen.(Kız arkadaşlarıyla alışverişe çarşıya gidiyor)

Ich möchte nach Osten reisen.(Doğuya tatile gitmek istiyorum)

Seit letztem Montag habe ich sie nicht gesehen.(Geçen haftadan berri onu görmüyorum)

Er ist gerade vom Flughafen gekommen.(Hava limanından az önce geldi)

​İsmin dativ halde kullanımına ve Artikel değişimlerine bir göz atalım.

 Fall  Singular   Plural  
Maskulin Nurtrum Feminin Maskulin,Nurtrum,Feminin
Dativ mit dem Bus
mit einem Bus
mit dem Auto
mit einem Auto
mit der Bahn
mit einer Bahn
mit den Bahnen

ab den,dan itiberen

Bir yer ile birlikte;
Abfahrt nach Schweden ab dem Hauptbahnhof ist um 18.00 Uhr.Ana gardan sveçe kalkış saat 18.00’de. 

Ab dem Flughafen gibt es viele Reisebüros.Hava alanından itibaren birçok seyehat acentası vardır.

Ab der Stelle kannst du allein weitergehen.Buradan itibaren yalnız devam edebilirsiniz.

Ab den nächsten Tagen werde ich nach Bodrum reisen.Önümüzdeki günlerden itibaren Bodruma gideceğim.

Abfahrt nach Schweden ab dem Hauptbahnhof ist um 18.00 Uhr.Ana gardan sveçe kalkış saat 18.00’de. 

Bir zaman ifadesiyle birlikte;

Ab dem Februar beginnen die Semesterferien. (der Februar).Şubattan itibaren yarıyıl tatili başlıyor.

Ab dem nächsten Jahr wird das Schulsystem ändern (das Jahr) Önümüzdeki yıldan itibaren okul sistemi değişiyor.

Ab der nächsten Woche begintt der Kurs (die Woche) Önümüzdeki hafta kurs başlıyor.

Ab den nächsten Tagen werde ich nach Bodrum reisen.Önümüzdeki günlerden itibaren Bodruma gideceğim.

Ab heute bin ich achtzehn Jahre alt.Bugünden itibaren 18 yaşındayım.

Ab morgen habe ich wieder Zeit.Yarından itibaren zamanım var.

aus den,dan ayrılma

Bir yer ile birlkte kapalı ortamlardan ayrılma​;

Sie ging aus dem Haus. (das Haus) Evden çıktı.

Holl den Mantel aus dem Schrank. (der Schrank) Montu dolaptan al

Nimm den Bleistift aus der Schublade. (die Schublade) Çekmeceden kurşun kalemi al

​Aus den Klassen laufen die Kinder. (Pl. Klassen) Sınıflardan öğrenciler koşuyor.

Belli fiillerle birlikte;
Das Werk stammt aus dem Mittelalter (das Mittelalter) Eser ortaçağdan geliyor.

​Er fällt das Geld aus der Hand (die Hand) Cebinden parayı düşürdü

Die Halskette besteht aus Gold  (das Gold) Kolye altından.

bei de,da,yakınıda,yanında,sırasında

Bir yer ismiyle: 

Treffen wir uns bei dem Rathaus. (das Rathaus) Belediye binasında buluşalım

Das Kiosk ist gleich bei dem Bahnhof. (der Bahnhof) Büfe tren garının yanında

Bei der Post warte ich auf dich. (die Post) Postanede seni bekliyorum.

Bei den Flughäfen protestieren die Passagiere gegen die abgesagten Flüge. (Pl.Flughäfen) Hava lanlarında yolcular iptal edilen uçuşu protesto ediyor.

​Sırasında anlamında:

Bei dem Essen spricht man nicht (das Essen) Yemekte (sırasında-iken) konuşulmaz.

Bei dem Unfall ist ein Mann schwer verletzt. (der Unfall) Kazada bir adam ağır yaralı.

Bei der Dämmerung vertiefe ich mich in den Gedanken (die Dämmerung) Hava kararırken düşüncelere dalıyorum.

Ich wohne bei meinen Eltern (Pl.Eltern) Büyük annem ve Büyük babamda oturuyorum.

Hast du bei sich kein Geld? Yanında para var mı?

Was gibt es bei euch neues. Sizde yeni neler var?

Bei diesem Wetter kann man nicht ausgehen. Bu havada dışarı çıkılmaz.

Sie arbeitet bei Siemens. Siemenste çalışıyor.

mi tile,birlktelik,aracılığıyla

Er fährt mit dem Zug zur Schule. (der Gabel)  O trenle okula gidiyor.

Er fährt mit dem Fahrrad nach Hause (das Fahrrad)  Eve bisikletle gidiyor.

Er fährt mit der Bahn zur Arbeit. (der Gabel) İşe trenle gidiyor.

Sie fliegt mit der Freundin nach Paris (die Freundin) Arkadaşşıyla Paris’e uçuyor.

Er geht mit den Freunden in die Stadtmitte spazieren (Pl.) Arkadaşı ile çarşıya gezmeye gidiyor.

​Zarf görevinde ve çoğunlukla artikelsiz

Er macht seine Arbeit mit Freude.Neşeyle ödevlerini yapıyor.

Er hat das mit Absicht nicht gemacht. Bunu bilerek yapmadı.

Sie verlässt das Zimmer mit großen Schritten. Odayı büyük adımlarla terk etti

Die Übernachtung mit Frühstück kostet 50 Euro. Kahvaltı ile gecelik 50 Avro

nach yönelme,göre,-den -dan,sonra

-den -dan sonra

Scchon wenigen Minuten nach dem Unfall war der Krankenwagen da. (der Unfall) Kazadan birkaç dakika sonra ambulans oradaydı.

Nach dem Essen gehen wir spazieren (das Essen) Yemekten sonra gezmeye gidiyor.

Nach der Streit haben wir uns gleich versöhnt. (die Streit) Tartışmadan hemen sora barıştı.

Yer Yön fadelerinde

Ich reise von Osten nach Westen.  Doğudan batıya seyehat ediyorum.

Er dreht den Kopf langsam nach links. Kafasını yavaşça sola çeviriyor.

Der Zug fährt von Darmstadt über Frankfurt nach Wiesbaden​. Tren Darmstadtdan Frankfurt üzeri Wiesbaden’a gidiyor.

Saat ifadelerinde geçe anlamında

Es ist zehn nach sechs. Saat 6’yı 10 geçiyor

Görelik anlamı

Meiner Meinung nach müssen wir das Problem anders lösen. Bence (bana göre) broblemi farklı bir şekilde çözmek zorundayız

Bazı kalıplaşmış ifadelerde, sıfat, fiil, zarflarla

Die Suche nach Erdöl in der Südtürkei ist wieder gescheitert. (Suche nach) Türkiye’nin güneyindeki petrol aramaları başarısız oldu.

Ich bin gierig nach Süßigkeiten. Tatlıya aç gözlüyüm

Ich sehne mich nach meinem Heimat. Yurduma özlem duyuyorum.

​Streben nach Reichtum. Zenginlik için çaba

***Bazı edatlar artikelden önce ya da sonra kullanılabilir.

zu yönelme,için

Yönelme durumu

Zum Bahnhof fahren sie (der Bahnhof/ zu dem= zumOnlar tren garına gidiyor.

Er geht ​zum Kongress (der Kongress) O kongreye gidiyor.

Er geht ​zum Sprachkurs (der Sprachkurs) O dil kursuna gidiyor

Wie kann ich zum Park gehen? Parka nasıl gidebilirim.

Die Straße geht direkt zum Supermarkt. Cadde direk süpermarkete çıkar gider

Ich gehe zur Bank. Bankaya gidiyorum.

Wir gehen jeden Tag um 08,15 zuSchule Her gün saat 08.15’te okula gidiyoruz.

Von Montag bis Freitag fahre ich zur Arbeit. Pazartesiden cumaya kadar okula gidiyorum.

Ich bin zur Party eingeladen. Partiye davet edildim.

Ich muss am Mittwoch zur Tagung gehen. Çarşamba günü toplantıya gitmek zorundayım.

Der Postbote hat die Briefe zu der Post zurückgebracht. (die Post/ zu der= zur) Postacı mektupları postaneye geri götürüyor.

​Ich war gestern zu Hause. Dün evdeydim.

Zu Fusss gehst du zum Rathaus (das Rathaus/ zu dem=zum) Belediye binasına yürüyerek gidiyorsun.

Er geht ​zum Konzert. O konzere gidiyor.

Er geht zum Kino. O sinemaya gidiyor.

Er geht zum Theater. O tiyatroya gidiyor.

Gleich nach der Pause laufen die Schüler zu den Klassen (Pl./kısaltma yok) Tenefüsten hemen sonra öğrenciler sınıfa koşuyorlar

**Kısaltmalar yukarıda parantez içerisinde gösterilmiştir.

Uyarı: Dativ halde kullanılan ve yönelme hali bildiren iki tane istisnai edat vardır. (“nach,zu”)
Zaman anlamı taşıyan sözcükler

Zu Beginn der Tagung hat er ein langes Gespräch geführt. Toplantının başlangıcında uzun bir konuşma yaptı. 

Zum Schluss verbeugte sich der berühmte türkische Pianist Fazıl Say vor den Zuhörern. Ünlü Türk Pianist Fazıl Say bitimde dinleyicilerin önünde eğildi.

Yönelmenin nasıl gerçekleştiğini

Er geht nach Hause zu Fuss. Eve yaya gidiyoruz.

Diğer kullanımlar.

Wir sind zu zweit. 

Zum Teil ist es meine Schuld. Kısmen benim suçum.

Ölçü birimleri

Wir geben Benzin in Kanistern zu 20 Liter ab. Vidona 20 litre benzin aktardık.

Im Kaufhaus werden ein paar Socken zum halben Preis angeboten. Alış veriş merkesinde bir çift çorap yarı fiyata indirilmiştir.

Das Fussballspiel endete ​drei zu null. Maç 3-0 bitti

​Amaç sebep,vesile,için

Zu Weihnachten haben die Eltern einen Kuchen gebacken. Noel için Ebeveynleri pasta yaptı.

Aitlik

Man trinkt zu Fisch Weißwein. Balık yanında kırmızı şarap içilir/eşlik eder, 

​seit den dan berri

Zaman fadeleriyle 

Seit dem letzten Monat haben wir uns nicht mehr gesehen. (der Monat) Geçen aydan berri birbirimizi görmedik.

Seit dem letzten Jahr studiert er an der Üni Hacettepe in Ankara. (das Jahr) Geçen yıldan berri Ankarada Hacettepe üniversitesinde öğrenim görüyor.

Seit der letzten Woche warte ich auf einen Anfruf von dir. (die Woche) Geçen haftadan betti senden bir arama bekliyorum.

Seit den Tagen liege ich im Bett (Pl.)​ Gümlerdir yatakta uzanıyorum.

von den,dan ayrılma,iyelik.

Bir yerden çıkma, ayrılma

Er nimmt den Topf von dem Geschirrschrank. O tencereyi kablıktan tencereyi aluyor

Sie wischt den Schweiß von der Stirn. O alnından teri siliyor

Sie kommt von der Küste. O sahilden geliyor.

Bir yerin başlangıç noktasını; ve bitiş noktası yer-yön zarflarıyla

Lies den Text von Anfang bis Ende! Metni baştan sona kadar oku!

Von München nach Erfurt fahren wir am Wochenende. Münihten Erfurt’a hafta sonu gidiyoruz.

Von hier bis zum Fluss erstreckt sich die Wald. Orman buradan ırmağa kadar uzanıyor. 

Von Montag bis Freitag dauert das Festival. Pazartesiden cumaya kadar şenlik sürüyor.

Von hier an ist es nur noch 50 Meter bis zur Stadtmitte. Buradan itibaren (başlayarak) çarşıya sadece daha 50 metre var

Von hier ab lies den Text wieder. Buradan başlayarak metni tekrar oku

Von der Straße her hört man laute Musik. Sokaktan buraya yüksek seste müzik duyuluyor

​​Belli bir zaman dilimi, ölçü vs ifadelerde

Der Tischler stellt einen Schrank von 2 Meter hoch her. İki metre yüksekliğinde bir dolap yapıyor.

​Ein Urlaub von zwei Wochen würde mir gefallen. İki haftalık bir tatil hoşuma giderdi/beğenirdi

​Das ist ein Kunstwert von einem Gemälde. Bu bir tablodan sanat eseri

Bir şeyin özelliğini bildirirken, bir bütünün parçası aitlik

Er erhält eine Nachricht von großer Wichtigkeit. Çok önemli bir mesaj/haber alıyor.

​Jeder von uns hat seine Fehler. Aramızdan herkes (her kişi) hata yapıyor

Sie ist Mutter von zwei Töchtern. İki kız annesidir

Neden,sebep ifadelerinde

Von der Geschrei erwachte er erschrocken. Bağırıştan korkuyla uyandı (bağırışma yüzünden) 

Edilgen cümlelerde örtülü özne gösterirken

Von der Mutter wird das Baby gestilt.Anne tarafından bebek emziriliyor.

İyelik eki yerine

Wir haben einen Brief von meiner Tante aus dem Ausland bekommen. Yurt dışındaki teyzemden bir mektup aldık.

​Er ist ein Freund von mir. O benim arkadaşım

Bir edat ile kullanılan isim,fiil,sıfat ile kalıplaşmış 

Sie ist finanziell abhängig von seinen Eltern. O ailesine ekonomik olarak bağımlı.

​Ich bin müde von der Arbeit. Çalışmadan yorgunum.

​Ich träumte von seiner Urlaub. Tatili rüyasında görüyor.

gegenüber karşısında,nispeten,karşın

Yer isimleriyle

​Sein Haus steht gegenüber dem Kino.

Gegenüber dem Blumenladen gibt es ein Restaurant.

Der Apotheke gegenüber befindet sich ein Supermarkt

​Den Gebäuden gegenüber sind viele Geschäfte.

İki öğeyi karşılaştırken

Gegenüber der Hochsaison ist die Nachsaison besonders billig. Yoğun sezona nispeten sezon dışında fiyatlar özellikle daha ucuz 

Mir gegenüber ist er sehr nett. Sana karşı çok iyi.

Yukarıdaki edatlar dativ halde kullanılan en önemli öncelikle öğrenilmesi gereken edatlardır.

außer dışında,hariç

Außer Peter kommen alle zur Party. Peter’in dışında herkes partiye geliyor.

Außer Sonntags verkehrt der Bus täglich. Pazar günün hariç otobüs günlük dönüş seferi yapıyor.

Außer Lebensgefahr ist der Schwerverletzte. Hayati tehlikenin dışında ağır yaralı.

Vor Zorn ist er außer sich. Kızgınlıktan kendini kaybetti

Kimi zaman genitiv halde kullanılır.

außer des Landes – Ülkenin dışında 

außer des Hauses  Evin dışında

nahe yakın,yakınında

Nahe der Universität wohht er im Studentenheim. Üniversite yakınlarında bir yurta kalıyor.

Nahe dem Bahnhof gibt es viele Geschäfte. Garın yakınında bir çok dükkan var

Nahe dem Gasthaus befindet sich auch eine Disko. yakınında bir diskotek de var

In der Nähe von kalıbı şeklinde de kullanılır.

In der Nähe von Apotheke-Eczane yakınlarında

fern uzakta,uzağında 

Fern der Heimat – Yurdun uzağında

Fern der Stadt- Şehrin uzahında 

nebst beraber,birlikte

ich möchte ein großes Haus nebst Garten mieten. Duşun yanında büyük bir ev kiralamak istiyorum.

samt dahil,birlikte,ilavaten

Er verkauft seinen Wagen samt Zubehör. O arabasını aksesuarlarıyla satıyor 

mitsamt birlikte,içinde,beraber,yanında

Er verkaufte das Haus mitsamt den Möbeln. Evi mobilyayalarla birlikte içinde satıyor.

Sie kam mitsamt der ganzen Familie. O, yanında ailesi ile birlikte geldi.

entgegen karşı,zıt

Entgegen meinem Wunsch ist sie nicht abgereist. Benim isteğim aksine seyahat etmedi.

entsprechend-uygun

Seiner Qualifikation entsprechend hat er endlich eine Stelle gefunden. Nihayet yeteneklerine uygun bir iş buldu.

gemäß gereğince,uyarınca,göre

Edat çoğunlukla isimden önce ya da sonra gelir. 

Die Soldaten verhandelte dem Befehl gemäß Askerler emir uyarınca gereğince göre davrandı

zufolge göre,sonucunda,uyarınca

Seiner Aussage zufolge hat er kein Schuld an dem Unglück. İfadesi göre onun kazada bir suçu yok.

Seiner Aussage zufolge hat der Fahrer keine Schuld an dem Unfall İfadesi göre sürücünün kazada bir suçu yok.

Edat başta ise genitiv halde kullanılır.

zufolge des Gerichtes-Mahkemeye göre

zuliebe hatrına,hatrı için,aşkına,dolayı,uğruna

Edat isimden sonra gelir.

Sie hat ihrer Karriere zuliebe auf das Kind verzichtet. Kariyeri uğruna çocuğu reddetti.

Das habe ich doch dir zuliebe getan. Senin hatrına/uğruna/için bunu yaptım

getreu uygun,sadık

Edat ismin genelikle önünde yer alır.

Verhalte dich getreu deinem Versprechen. Sözüne uygun sadık hareket et

laut*göre,nazaran,uyarınca

Bu edat hem genitiv hem da dativ halde kullanılır.

Çoğunlukla artikelsiz kullanılır

Laut dem Fahrplan muss der Zug schön längst hier sein. Zaman cizelgesine göre tren çoktan burada olmalı 

binnen*içerisinde

Bu edat hem dativ halde hem genitiv halde kullanılır.

Er hofft, seine Arbeit binnen zwei Jahren erledigt zu haben. İki ay içerisinde işini bitirmeyi umuyor

Binnen weniger Augenblicke ist die Straße mit Schnee bedeckt. Çok kısa bir süre içinde caddeler karla kaplandı

dank*sayesinde

Çoğunlukla olumlu anlamda kullanılır. Genitiv ya da dativ halde kullanılır.

Sie konnte das Problem dank ihrer Erfahrungen lösen. Deneyimi sayesinde problemi çözebildi.

Çoğul çekimde genelikle dativ tercih edilr

Dank meinen Fleißen hat er die Schwierigkeiten überwunden. Zekası sayesinde zorlukları aştı

Dank seiner Unpünktlichkeiten haben wir den Zug verpasst (ironisch) Dakikliğin sayesinde treni kaçırdık (tariz)

About the author

1985-1988 Dörtler Köyü İlköğretim Okulu 1988- 1993 Sakıp Sabancı İlköğretim Okulu 1993-1996 Orhan Çobanoğlu Lisesi 1997-2000 Almanya'da Turist 2001-2002 Vatani Görev Isparta Muş'ta yaptım 2002-2004 Açiköğretim Lisesinden Üstün Başarı 2005-2010 Hacettepe Üniversitesi Alman Dili Öğretmenliğinde Mezun Oldum 2010-2011 Halk Eğitim Merkezinde Almanca Öğretmenliğine Başladım 2011-2013 Çeşitli Özel Dersane ve Okullarda çalıştım 2013- .... Milli Eğitimde Almanca Öğretmeni olarak çalışmaya devam ediyorum