Ingilizce Sifatlarin Derecelendirilmesi Comparative Superlative

Comparative

İngilizcede sıfatlara daha anlamı katmak için hece sayısına göre sıfatlar kısa sıfatlar ve uzun sıfatlar diye önce iki gruba ayrılır; Bir veya bazen iki heceden oluşan kısa sıfatlara daha anlamını katmak için sıfatların sonuna er takısı getirilir.

 

Kısa sıfat:

Tall (uzun) – tall + er =taller (daha uzun)

Short (kısa) – short + er = shorter (daha kısa)

Old (eski, yaşlı) – old + er = older (daha yaşlı)

 

1.Ortada bir sesli etrafında iki sesizden oluşan kısa sıfatların bir bölümüne daha anlamını katmak için son harf tekrarlandıktan sonra ‘er’ takısı getirilir.

Fat (şişman) –  fatt + er = fatter (daha şişman)

Big (büyük) –  bigg + er = bigger (daha büyük)

 

2.Son hafleri bir sessiz ve hemen ardından ‘y’ ile biten kısa sıfatlara daha anlamını katmak için ‘y’ düşer yerine ‘i’ geldikten sonra ‘er’ takısı kullanılır.

Easy (kolay) – eas + ier = easier (daha kolay)

Happy (mutlu) – happ + ier = happier (daha mutlu)

 

3.Son  harfleri ‘e’ ile biten sıfatlara daha anlamını katmak için sıfatların sonuna sadece ‘r’ harfi getirilir.

Late (geç) – late + er = later (daha geç)

 

Uzun sıfat:

Uzun sıfatlara daha anlamını katmak için ise sıfatların başına ayrı bir kelime olarak more getirilir.

Different : farklı                                 more different : daha farklı

İnteresting : enteresan                     more interesting : daha enteresan

Economical : ekonomik                   more economical : daha ekonomik

Karşılaştırma cumlelerinde than sözcüğü kullanılır.

A mercedes is more expensive than an Opel.(Bir mersedes bir Opel’den daha pahalıdır.)

Marry is taller than Lucy. (Marry Lucy’den daha uzundur.)

Fenerbahçe is more succesful than Galatasaray. Fenerbahçe Galatasaray’dan daha başarılıdır.

. Erzurum is more colder than Trabzon.Erzurum Trabzon’dan daha soğuktur

Sezen Aksu is more famous than Yeşim Salkım. Sezen Aksu Yeşim Salkım’dan daha meşhurdur.

 

Aşağıdaki boşlukları sıfatlara daha anlamını katacak şekilde doldurun.

1.You are more pessimistic than me.(pessimistic:kötümser)

2.He is more stubborn even than a goat.(stubborn:inatçı)O keçiden bile daha inatçı.

3.Steve is shorter than Lucy.(short)

4.Life more diffucult than death.(diffucult:zor)Hayat ölümden daha zor.

5.Antalya is hotter than Kayseri.(hot:sıcak)

6.Wo is richer Sakıp or you? (rich:zngin) Hanginiz daha zengin Sakıp mı sen mi?

7.Everything is more expensive now.(expensive:pahalı)Şimdi herşey daha pahalı.

8.My suitcase is heavier than yours.(heavy:ağır)Bavulum seninkinden daha ağır.

9.You are more beautiful than roses.(beautiful:güzel)Sen güllerden daha güzelsin.

10.Mr. Brown is more torpid than his wife.(torpid:uyuşuk)Mr.Brown kaısından daha uyuşuk.

 

Superlative 

İngilizcede kısa sıfatlara en anlamını katmak için sonlarına est takısı getirilir. En anlamını kazanmış bir sıfata sahip olan nesne tek olacağından the ile kullanılır.

Short : kısa                the shortest : en kısa

Tall: uzun                  the tallest :  en uzun

 

1.Ortada bir sesli ve etrafında iki sessizle biten sıfatların bir bölümü “en” anlamını kazanmak için sonlarına est alırken ilk önce son harfleri tekrarlanır.

Fat : şişman               the fattest : ne şişman

Big : büyük                the biggest : en büyük

 

2.Son harfleri bir sessiz ve hemen ardından y ile biten kısa sıfatlar “en” anlamını kazanacakları zaman y düşer yerine “i” geldikten sonra “est” takısı kullanılır.

Easy : kolay               the easiest: en kolay

3.Son harfleri e le biten kısa sıfatlar “en” anlamını kazanacakları zaman sadece “st“ takısını alırlar.

Late : geç                   the latest : en geç

 

İstanbul is the biggest city in Turkey. İstanbul Türkiye deki en büyük şehirdir.

İstanbul is the biggest city of Turkey. İstanbul Türkiye’nin en büyük şehirdir.

Which one is the cheapest? Hangisi en ucuz?

My mother is the oldest person in our family. Annem ailemizin en yaşlı kişisidir.

 

Uzun sıfatlara “en” anlamını katmak içinse sıfatların başına ayrı bir kelime olarak “most” getirilir.

Optimistic:iyimser                the “most”optimistic : en iyimser

You are the most beautiful girl of the world. Sen dünyanın en üzel kızısın.

 

Irregular Adjektives-Düzensiz Sıfatlar)

Bu sıfatların ikinci ve üçüncü dereceleri ezberlenmesi gerekir.

Good : iyi                   better : daha iyi                    the best : en iyi

Bad : kötü                 worse : daha kötü                 the worst : en kötü

Far : uzak                  farther : daha uzka              the furthest : en uzak

Much,many : çok      more : daha çok                    the most : en çok

Little :az                    less : daha az                         the least : en az

 

1.İstanbul is the most crowdet city of Turkey.(crowdet:kalabalık) İstanbul Türkiye’nin en kalabalık şehridir.

2.Unemployment is the most important problem of Turkey.(important:önemli) İşsizlik Türkiye’nin en önemli problemidir.

3.Fenerbahçe is the best football team of the univerce.(good:iyi,univerce:evren) Fenerbahçe evrenin en iyi takımıdır.

4.You are the most interesting person of the world.(interesting:ilginç)Sen dünyanın en ilginç insanısın.

5.Rüştü is the best goal keeper of Turkey.(good)Rüştü Türkiye’nin en iyi kalecisidir.

6.This is the most serious problem of our company.(serious:ciddi)Bu şirketimizin en ciddi problemidir.

7.What is the most famous food of your country?(famous)Ülkenizin en ünlü yemeği nedir?

8.Lake Van is the largest lake of Turkey.(large:geniş) Van Gölü Türkiye’nin en geniş gölüdür.

9.Who is the fattest student in this class?(fat:şişman)Sınıfın en şişman öğrencisi kim?

10.I am the happiest man of the world.(happy:mutlu)Ben dünyanın en mutlu adamıyım.

 

Eşitlik Derecesi as …. as kadar 

You are as beautiful as roses . Güller kadar güzelsin.

She is as stubborn as a goat. O keçi kadar inatçı.

Işıl is as hardworking as bees. Işıl arılar kadar çalışkandır.

You are as fat as me. Benim kadar şişmansın.

You aren’t as lucky as me. Sen benim kadar şanslı değilsin.

 

Demonstrative pronouns (iyelik zamirleri)

Mine : benimki

Yours : seninki

His : onunki

Hers :onunki

İts : onunki

Ours : bizimki

Yours : sizinki

Theirs : onlarınki

 

THE SAME AS (aynısı)

Your skirt is the same as mine. Gömleğin benimkiyle aynı.

My calculator is the same as yours. Hesap makinem seninkiyle aynı.

Is your car the same as mine? Senin araban benimkiyle aynı mı?

My refrigerator is the same as Ali’s. Benim buzdolabım Alininkiyle aynıdır.

My computer is the same as my son’s. Benim bilgisayarım oğlumunkiyle aynı.

 

DIFFERENT FROM  (……. den farklı)

Jack’s computer is different from mine. Jack’in bilgisayarı benimkinden farklıdır.

My personality is different from yours. Benim kişiliğim seninkinden farklı.

Turkey’s climate is different from England’s. Türkiye’nin iklimi İngiltere’ninkinden farklı.

Everything is different from 1960’s. Herşey 1960 lardan farklıdır.

Bir cevap yazın