Read Time:13 Minute, 5 Second

TÜRKİYE’DE NÜFUS DAĞILIŞINI ETKİLEYEN FAKTÖRLER

DOĞAL FAKTÖRLER

İKLİM

BİTKİ ÖRTÜSÜ

YERŞEKİLLERİ

SU KAYNAKLARI

TOPRAK YAPISI

 

BEŞERİ FAKTÖRLER

ULAŞIM

SANAYİ

TARIM

TURİZM

YER ALTI KAYNAKLARI

TARİHİ YAPI

 

BİR YERDEKİ DOĞUMLAR ÖLÜMLERDEN ÇOKSA BUNA DOĞAL NÜFUS ARTIŞI DENİR. DOĞUM,ÖLÜM VE GÖÇLERLE BİRLİKTE GERÇEKLEŞEN NÜFUS ARTIŞINA İSE GERÇEK NÜFUS ARTIŞI DENİR.

Türkiye’de Nüfus Artışı ve Nedenleri

Ayrıca cumhuriyetin kurulduğu yıllarda yurdumuzun uzun yıllar süren savaşlarda erkek nüfusunun önemli bir kısmını kaybetmiş olması, toplam doğurganlık oranını oldukça düşürmüştür.

Bu nedenle 1965'e kadar nüfus artışını teşvik edici politikalar izlenmiştir. 1965'ten itibaren doğurganlığı teşvik edici politikaların yerine nüfus planlamasına önem verilmesi ise nüfus artışının yavaşlamasında etkili olmuştur.

NÜFUSUN TARİHİ SÜRECİ:

İlk nüfus sayımı 1927 yılında yapılmıştır.(13milyon)

Son nüfus sayımı 2008 de yapılmıştır(72 mil.)

Türkiye’de en az nüfus artışı 1940-1945 yılları arasında II.Dünya Savaşı nedeniyle yapılan seferberlik döneminde gerçekleşmiştir.

1950-1960 arasında savaşın sona ermesi sonucu doğurganlık oranının artması,sağlık hizmetlerinin gelişmesi,nüfus artırıcı devlet politikalarının uygulanması nedeniyle en fazla nüfus artışı yaşanmıştır.                                                            

1960 tan sonra Avrupa’ya,Almanya’ya yapılan ekonomik amaçlı göçler,nüfus artış hızını düşürmüştür.

1980 sonrası kentleşme,eğitim düzeyinin artması,doğurganlığı azaltmış,nüfus artış hızı düşmüştür.

Günümüzde nüfus artış hızı her geçen gün azalmaktadır.Buna rağmen ülkemizdeki nüfus artış hızı Dünya ortalamasının üzerindedir.

1927-1935 yıllarında nüfus artışının % 28,9'luk kısmını başka ülkelerde yaşayan Türklerin siyasal baskılar nedeniyle yurdumuza göç etmesi oluşturur.

30 Haziran 1939'da Hatay'ın ana vatana katılması 1935-1940 yıllarında %12,5'lik bir artışa neden olmuştur.

 1945-1950 yıllarında seferberlik hâlinin kalkması, ekonomik şartların düzelmeye başlaması,evlenmelerin artması, doğum oranlarının yükselmesi, bu ve bundan sonraki dönemdeki artışları da etkilemiştir.

1960-1965 yıllarında 200 bin kadar işçinin yurt dışına çalışmak için gitmesi nüfus artışında bir yavaşlamaya neden olmuştur.

1975 yılından itibaren nüfus artış hızımızın düşmesinde, kentleşme ve sanayileşmeyle birlikte doğum oranlarında meydana gelen azalmanın da etkisi olmuştur. Ayrıca cumhuriyetin kurulduğu yıllarda yurdumuzun uzun yıllar süren savaşlarda erkek nüfusunun önemli bir kısmını kaybetmiş olması, toplam doğurganlık oranını oldukça düşürmüştür. Bu nedenle 1965'e kadar nüfus artışını teşvik edici politikalar izlenmiştir. 1965'ten itibaren doğurganlığı teşvik edici politikaların yerine nüfus planlamasına önem verilmesi ise nüfus artışının yavaşlamasında etkili olmuştur.

 

Ülkemizde Göçler

İç göçlerin sebepleri

Köylere yapılan barajlarla tarım topraklarının sular altında kalması

Şehir hayatının cazibesi

Eğitim imkanlarından faydalanmak

Daha iyi şartlarda yaşama isteği

Sağlık imkanlarının daha iyi olduğu erlerde yaşama isteği

Toprağın erozyon sonucunda verimsizleşmesi

İşsizlik

Nüfusun artması

Makineleşme

 

Ülkemizde Göçler

Ülkemizde göçler, yurt dışına ve yurt içine olmak üzere iki yöndedir.

Dış göçler, ülke sınırlarının aşılması ile yapılır.

İç göç, ülke sınırları içinde olur ve büyük kısmı kırsal bölgelerden kentlere doğru yapılır.

 

Yurt dışına yapılan göçler

İşçi göçü

Beyin Göçü

Mübadele

Yurt dışından yapılan göçler

Rusya ve Türk cumhuriyetlerinden yapılan göçler

Ülkemizde, kırsal alanlarda geçim zorluğu, buna karşılık şehirlerde başta sanayi olmak üzere diğer sektörlerde iş bulma imkânları kırdan kente göçü teşvik etmektedir.

Kırsal alanlarda tarım topraklarının azlığı, verimin düşmesi göçleri teşvik etmektedir. Kırsal alanlardan şehirlere doğru göç, kademeli olarak gerçekleşmiştir.

Önce köyden büyük kasaba veya küçük şehirlere, oradan da büyük şehirlere göç şeklinde olmuştur.

1950’lerde göç hareketi köyden kente iken 1980’lerden sonra küçük şehirlerden büyük şehirlere doğru gerçekleşmiştir.

Türkiye'de dış göç hareketi 1960’tan sonra iş gücüne ihtiyaç duyan Batı Avrupa’nın sanayileşmiş ülkelerine gidişle başlamıştır.

1974’teki petrol bunalımı ve bunu izleyen ekonomik durgunluk, bu ülkelerin iş gücü ihtiyacını azaltınca; iş gücü akımı başta Suudi Arabistan ve Libya olmak üzere Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerine yönelmiştir.

Sovyetler Birliği’nin dağılması ile yeni kurulan Türk Cumhuriyetlerine de 1991’den itibaren Türkiye'den göçler olmuştur.

1990 ile 2005 yılları arasında en fazla göç alan ilk on il:

İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin, Bursa, Antalya, Malatya, Manisa ve Kocaeli.

1990 ile 2005 yılları arasında en fazla göç veren ilk on il:

Adıyaman, Ağrı, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Elâzığ, Hakkâri, Mardin, Muş.

Ülkemizden yurt dışına beyin göçü

olmaktadır. Beyin göçü; iyi eğitim görmüş, nitelikli ve alanında yetişmiş bireylerin başka ülkeye göç edip yerleşmesidir.

Beyin göçünün başlıca nedenleri; alanında iş bulamama, verimli çalışma koşullarından yoksunluk ve düşük ücrettir.

Aşağıda belirtilen dönem ve olaylaırn hangisi, Türki- ye’de nüfus artış hızının azalmasında daha az etkili olmuştur?

A)1918-1923 döneminde savaşların yaşanması

B)1940-1945 döneminde II. Dünya Savaşı nedeniyle seferberlik ilan edilmesi

C)1960-1965 döneminde özellikle yetişkin erkek nüfusun işçi olarak yurt dışına gitmesi

D)1970-1980 döneminde kırsal kesimden kentlere olan işçi göçünün yoğunluk kazanması

E)1985-2010 döneminde eğitim seviyesinin yükselmesi ve kadınların iş hayatına daha fazla katılması

Aşağıda belirtilen dönem ve olayların hangisi,Türkiye’de nüfus artış hızının azalmasında daha az etkili olmuştur?

A)1918-1923 döneminde savaşların yaşanması

B)1940-1945 döneminde II. Dünya Savaşı nedeniyle seferberlik ilan edilmesi

C)1960-1965 döneminde özellikle yetişkin erkek nüfusun işçi olarak yurt dışına gitmesi

D)1970-1980 döneminde kırsal kesimden kentlere olan işçi göçünün yoğunluk kazanması

E)1985-2010 döneminde eğitim seviyesinin yükselmesi ve kadınların iş hayatına daha fazla katılması

HIZLI NÜFUS ARTIŞININ GETİRDİĞİ SORUNLAR:

1. Tüketici durumda olan çocuk yaştaki nüfusu ve tüketimi artırır.
   2. Kişi başına düşen ulusal gelir payı azalır.
   3. Ulusal gelirin büyük bölümünün artan nüfus tarafından tüketilmesine bağlı olarak ekonomik kalkınma hızı yavaşlar.
   4. Artan nüfusu beslemek için toprağın aşırı kullanılması toprak erozyonunu hızlandırır. Çeşitli çevre sorunları ortaya çıkar.
   5. Ekonomik bağımlılık oranı yükselir.
   6. Yetersiz beslenme sorunu ortaya çıkar.
   7. Kırsal kesimden kentlere doğru olan göçler yoğunluk kazanır.
   8. Kırsal alanlarda ve kentlerde işsizlik ve geçim sıkıntısı başlar.
   9. Çarpık kentleşme görülür.

 

NÜFUSUN CİNSİYET DURUMU

1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.
Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır

 

HIZLI NÜFUS ARTIŞININ OLUMSUZ SONUÇLARI:

Tüketim artar,ihracat azalır,ithalat artar,tasarruflar azalır

Kalkınma hızı yavaşlar

İşsizlik artar,kişi başına düşen gelir azalır,

Çevre sorunları artar

Demografik yatırımlar artar(yol,su,elektrik,konut,hastane..)

Mal ve hizmetlere talep artar

Ekonomide çeşitlilik artar

Ülke savunması güçlenir

İşçi ücretleri düşer

Ülkenin vergi gelirleri artar

Türkiye’de seyrek nüfuslu bölgeler;

_Doğu Karadeniz’in iç kesimleri(yerşekillerinin engebeli olması )
_Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki yüksek platolar(sıcaklık ortalamalarının düşük olması)
Hakkâri Bölümü(yer şekillerinin engebeli olması ve sıcaklık ortalamalarının düşük olması)
_Menteşe Yöresi (yer şekillerinin engebeli olması)yağış miktarının yeterli olmasına rağmen seyrek nüfuslanmıştır.
_Teke ve Taş eli Platoları (yer şekillerinin engebeli olması ve karstik arazinin varlığı)
_Yıldız Dağları Bölümü (yer şekillerinin engebeli olması ve önemli ulaşım yollarına sapa olması)
_Tuz Gölü çevresi (yağış miktarının az olması ,kuraklık ,toprakların verimsiz olması

BÖLGELERİN NÜFUS DURUMU

                          NÜFUS       YOĞUNLUK(km²)

MARMARA:     17 MİLYON              241

EGE           :      9 MİLYON               100

AKDENİZ   :     8.5MİLYON              98

G.D.AND   :      6.5MİLYON              88

KARADENİZ:    8.4 MİLYON            73

İÇ ANADOLU:  11MİLYON               63

DOĞU.AND.:    6 MİLYON                42

NÜFUS PİRAMİDİ

Nüfus Piramitleri herhangi bir yerin nüfus özelliklerini (nüfusun yaş ve cinsiyet yapısını) göstermede temel araçlardan biridir.

AKTİF NÜFUS

Aktif nüfus, çalışma çağında yani 15-64 yaş grubunda olup kurumsallaşmamış nüfustan oluşmaktadır.

Kurumsallaşmamış nüfus, Devlet istatistik Enstitüsü’ne göre; “Okul, yurt, otel, çocuk yuvası,huzurevi, özel nitelikli hastane, hapishane, kışla ve orduevi gibi yerlerde ikamet edenlerle yabancı uyruklular dışındaki nüfustur”.

BAĞIMLI NÜFUS

Çalışan nüfusun bakmakla yükümlü olduğu kişi sayısını ortaya koymaktadır.

KALİFİYE ELEMAN

Kendi alanında uzmanlaşmış ve iyi yetişmiş elemanlara kalifiye eleman denir.

Nüfusun Yaş Yapısı

60-üstü:Bu nüfusun bir ülkede çok olması,iyi bir durumdur,gelişmiş ülkelerde yaşam standartı yüksek olur.

MESKEN TİPLERİ:

AHŞAP: Doğu, Orta ve Batı Karadeniz  görülür.

TOPRAK (Kerpiç): Güney Doğu ve İç Anadolu.

TAŞ EVLER (Kireçtaşı): Akdeniz ve Güney Doğu Anadolu

KÖY ALTI YERLEŞMELERİ

Köyden küçük,idari ve ekonomik olarak köye bağlı olan bu yerleşmeler çeşitli nedenlerle köyden ayrılarak küçük birimler halinde oluşturdukları yerleşmelerdir.Köy altı yerleşmelerinin ortaya çıkma nedenleri:

Tarım arazilerinin yetersiz ve birbirinden uzak  olması

Hayvanlar için barınak ve  otlak temini

Devlete ait arazilerin topraksız aileler tarafından kullanılması

En küçük kırsal yerleşme biçimidir

Ekonomik etkinlikler tarım ve hayvancılığa dayanır

Dağınık ve toplu yerleşmeler şeklindedir

Su kaynaklarına yakınlık önemlidir.

-Geçici Yerleşmeler :

Ülkemizde kır yerleşmelerinin, ekonomik açıdan tamamlayıcısı olarak  gelişmiş, ekonomik faaliyetin  tarım ve hayvancılığa dayalı olduğu yerleşmelerdir.  Yayla, mezra, oba, kom, ağıl gibi adlar verilen geçici yerleşmeler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygın olarak görülür. Ayrıca mevsimlik olarak konaklamak amacıyla gidilen yazlık siteler, dağ ve bağ evleri de geçici yerleşmelerdir.
Yayla : Yaz aylarında hayvan otlatmak veya tarımsal faaliyette bulunmak amacıyla gidilen geçici yerleşmelerdir. Yaylalar dinlenmek  amacıyla gidilen yazlık sayfiye yerleri de olabilir.
Mezra : bazı ailelerin tarım alanlarının az olması, kan davaları gibi nedenlerle bulundukları sürekli yerleşmelerden ayrılıp daha uzak bir yere yerleşmesiyle oluşmuş yerleşmelerdir. Tarımsal faaliyetler hayvancılığa göre ön plandadır. Bir kaç  ev ve eklentilerden oluşan mezralar zamanla sürekli yerleşme haline gelebilir. Örneğin Elazığ, Harput'un bir mezrası iken zamanla büyüyerek kent haline gelmiştir.
Oba: Daha çok göçebe hayvancılık yapan toplulukların geçici olarak yerleşip, çadır kurdukları yerleşmelerdir.
Dam: Köy ailelerinin geçici bir süre için yararlandıkları yerleşme biçimidir. Bölge köy yerleşmelerinde bir kısım aileler, birkaç aylık süre için köylerinden ayrılarak, kendi bahçe, tarla ve otlaklarındaki damlarda oturduktan sonra, tekrar köylerine dönerler.

Kom: Ekonomik faaliyetin büyük ölçüde hayvancılığa dayalı olduğu aileler veya kişiler tarafından oluşturulan geçici yerleşmelerdir.
Ağıl: Hayvanların barındığı, çevresi taş veya ahşap ile çevrili yerlere ağıl adı verilmektedir. Ağıllar zamanla nüfusun artmasına bağlı olarak sürekli yerleşme haline gelebilir. Sürü sahipleri tarafından kurulan ağıllar kış mevsiminde hayvanların korunması amacıyla kullanılır.

Divan:Birbirinden uzakta kurulu olan ve birlikte köyü oluşturan mahallelere denir

About Post Author

Erdem OVAT

1985-1988 Dörtler Köyü İlköğretim Okulu 1988- 1993 Sakıp Sabancı İlköğretim Okulu 1993-1996 Orhan Çobanoğlu Lisesi 1997-2000 Almanya'da Turist 2001-2002 Vatani Görev Isparta Muş'ta yaptım 2002-2004 Açiköğretim Lisesinden Üstün Başarı 2005-2010 Hacettepe Üniversitesi Alman Dili Öğretmenliğinde Mezun Oldum 2010-2011 Halk Eğitim Merkezinde Almanca Öğretmenliğine Başladım 2011-2013 Çeşitli Özel Dersane ve Okullarda çalıştım 2013- .... Milli Eğitimde Almanca Öğretmeni olarak çalışmaya devam ediyorum
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın