Germen

tum tarih notlari 2015

Okuma Süresi:162 Dakika, 9 Saniye
Loader Loading…
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

İndir/Yükle

Ramazan Yetgin’in Öğrencilerine Yadırdığı Defter Notu….
İSLAMİYET ÖNCESİ TÜRK TARİHİ
Türk kelimesi ;türeyen,çoğalan,miğfer,güçlü,erdemli,olgun anlamına gelir.Türk kelimesi Çin ,Bizans, Arap, Pers
(İran) kaynaklarında geçer.
TÜRK GÖÇLERİNİN NEDENLERİ
 Çin ve Moğol baskısı
 Kuraklık (iklim değişikliği )
 Yeni yerler görme isteği
 Nüfusun artması
 Türk cihan hâkimiyeti iddiası
 Boylar arası mücadele
 Göç eden bir boyu diğerinin de takip etmesi
TÜRK GÖÇLERİNİN SONUÇLARI
 Kültürel etkileşim yaşanmıştır.
 Göç eden Türklerin dil ve din yapısında değişiklikler olmuştur.
 Türk tarihinin bir bütün içinde incelenmesi zorlaşmıştır.
 Gidilen bölgelerde Türkler devlet kurmuşlardır.
 Bilinen ilk Türk boyu İskitler’dir. Günümüzde Rusya’da yaşayan Yakut Türkleri İskitlerin torunları olarak
kabul edilir. Bozkırın Kuyumcuları olarak bilinirler.
 Bilinen ilk Türk devleti ise Asya Hun Devleti’dir.
ASYA HUN DEVLETİ
 Başkenti Ötüken’dir. Türklerin milli başkentidir.
 En bilinen hükümdarı Mete Han’dır.
 Türk tarihinde bütün Türk boylarını bir bayrak altında toplayan ilk devlettir.
 Mete Han bulduğu onluk sistem sayesinde kalabalık ve düzensiz Çin ordularını mağlup edip onları vergiye
bağlamıştır.(Milli benliklerini kaybetmemek kalabalık Çin nüfusu içinde asimile olmamak için)
 Metehan ‘ın ölümünden sonra devlet ikiye ayrılmıştır.
KAVİMLER GÖÇÜ SONUÇLARI
 Doğu imparatorluğu ikiye ayrıldı.
 Avrupa’nın bugünkü milletleri oluştu.
 Avrupa da Hristiyanlık yayıldı.
 Avrupa da feodalite rejimi (derebeylik)ortaya çıktı.
 Avrupa Hun devleti kuruldu.
 İlk Çağ kapandı Orta çağ açıldı.
AVRUPA HUN DEVLETİ
 En önemli hükümdarı Attila’dır.
 Attila Doğu Roma üzerine yaptığı seferler sonucu bu devleti Margos ve Anatolyus Antlaşmaları ile vergiye
bağladı. Daha sonra ise Roma’ya kadar gelmiştir. Ancak;
 Papa’nın ricası,
 Doğu’da Sasani tehlikesinin bulunması,
 Roma’nın Hıristiyanlarca kutsal kabul edilmesi,
 Batının gücünü kırdığına inanması gibi sebeplerden dolayı Roma’yı almaktan vazgeçti.
 Atilla’ya bu olaydan sonra Hıristiyanlar tarafından Tanrı’nın Kamçısı unvanı verildi. Ayrıca Almanların
Nibelungen Destanı’nda Attila “ Etzel” olarak geçmektedir. Nibulengen destanı Hun-Burgond mücadelesini
anlatmaktadır.
AVARLAR (JUAN JUAN)
 İstanbul’u kuşatan ilk Türk devletidir.(Sasaniler ile birilikte)
 Avarlar Hunlar gibi hem Orta Asya’da hem de Avrupa da devlet kurmuşlardır.
PEÇENEKLER

 Devlet kuramamışlardır.
 1071 Malazgirt Savaşı sırasında taraf değiştirerek savaşın kazanılmasını sağlamışlardır.
 Bizans’ta ücretli askerlik yapmışlardır.
KUMANLAR
 Oğuzlar ile yaptıkları mücadeleler Dede Korkut hikâyelerine, Ruslarla yaptıkları mücadelelerle İgor
destanına konu olmuştur.
SİBİRLER
 Bugünkü Sibirya’ya adını veren Türk boyudur. Sibir veya Sabar “Yolundan sapan” demektir.
BULGARLAR
 İtil Bulgarları: İslamiyeti kabul ettiler. İlk Müslüman Türk Devleti’dir.(Almış Han zamanında)(2015
Müfredat Değişikliğidir.)
 Tuna Bulgarları: Hıristiyanlığı kabul ettiler. Çar Unvanını kullanan ilk Türk devletidir.
ORTA ASYA’DA KURULAN TÜRK DEVLETLERİ VE BOYLARI
KÖKTÜRKLER
 Kurucusu Bumin Kağan’dır.İl kağan Unvanıyla başa geçmiştir.
 Türk adıyla kurulmuş ilk Türk devletidir.
 Orta Asya’dan Bizans’a ilk elçi gönderen (yani ilk diplomasiyi başlatan) devlettir. Elçinin adı Manyak’tır.
 Asya Hunları’ndan sonra Orta Asya’da siyasi birliği kuran ikinci Türk devletidir.
 İpek yoluna hâkim olabilmek için Akhunlar’a karşı Sasanilerle, Sasaniler’e karşı Bizans’la işbirliği yapmıştır.
Zamanla Çin Devleti tarafından yıkılmışlardır.
Bu esaret döneminde Çin e karşı ilk istiklal hareketini Kürşad başlatmıştır.(İlk milli istiklal ayaklanmasıdır.)
Kürşad’dan hariç Nişufu denilen bir askerde isyan etmiştir.
KUTLUKLAR (II.KÖKTÜRK)
 Orhun Abideleri bu devletin zamanında yazılmıştır.
 Batılıların “Türklerin Bismarc’ı” dedikleri Vezir Tonyukuk bu dönemde yetişmiştir.
UYGURLAR
 Türk tarihinde ilk kez din değiştiren devlettir. (Budizm, Manihaizm )
 İlk defa yerleşik hayata geçen Türk devletidir.
 Zamanla savaşçılık özelliklerini kaybettiler.
 Harf hareketli matbaayı kullandılar.
 Türk tarihinde ilk defa kütüphane kurdular.
 İlk örgün eğitim kurumlarını oluşturdular.
 İlk defa Türk tiyatrosunun temelleri attılar. Yine şan, opera ve pandomim sanatlarında ileri gittiler.
 Moğolları devlet yönetiminde etkilediler. Moğollar Uygurlar için “ Hocam” ifadesini kullanmışlardır.
 Töreleri yazılı hale getirdiler.
 Türk tarihinde bankacılığın temellerini attılar.
 Çinlilerin Uygur veya Tatar tuzu olarak nitelendirdikleri Nişadır denilen madeni kullandılar.
KIRGIZLAR
 Dünyanın en uzun destanı olan Manası oluşturdular.
 Cengiz Han’a itaat eden ilk Türk devletidir.
 Ölülerini yakan tek Türk kavmidir.
OĞUZLAR
 Büyük ve Anadolu Selçuklu ile Osmanlı yı kuran boydur.
 Müslüman olanına Türkmen denir.
 Oğuz adından ilk defa Orhun Abideleri’nde bahsedilir.
 Hristiyan Oğuza “Uz” denir. Günümüzde Uzlar Romanya’nın Dobruca bölgesinde Gagauz Türkleri olarak
yaşamlarını sürdürmektedir.
KARLUKLAR
 İslamiyeti kabul eden ilk Türk boyudur

 Karahanlılar devletinin kurulmasında ve Talas Savaşı’nın kazanılmasında etkili olmuşlardır.
HAZARLAR
 Museviliği kabul eden ilk ve son Türk devletidir.
 Kürk Yolu’nu kullanarak zenginleşmişlerdir.
 Ordularına ücretli askerler almışlardır.
 Hazar denizine ismini vermişlerdir.
 Yaşadıkları döneme Hazar Barış Çağı denilmiştir.
 Müslüman Araplarla savaşarak İslamiyet’in Kafkasya da yayılmasını bir süreliğine engellediler.
 Hazarların içinde yaşayan Müslümanları yönetenlere Hazz adı verilmiştir.
 Günümüzde Polonya’da Karaim veya Karaçay Türkleri olarak varlıklarını sürdürmektedirler
TÜRGİŞLER
 Baga Tarkan kendi adına para bastırdı.
 Hazarlar gibi Müslüman Araplarla savaşarak İslamiyet’in Orta Asya’da yayılmasını bir süreliğine engellediler.
AKHUNLAR ( EFTALİTLER)
 Afganistan’da kurulmuştur. İranlılar tarafından Eftalit olarak isimlendirilmişlerdir.
 Bir süre İpek yoluna hakim olmuşlardır. Hindistan bölgesine ilk egemen olan Türk devletidir.
BAŞKURTLAR
 1736-39 yılları arasında Rusya’ya başkaldırmışlardır. Günümüzde Rusya’ya bağlı Başkurdistan Devleti olarak
yaşamlarını sürdürmektedir.
İSLAM ÖNCESİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

  1. DEVLET YÖNETİMİ
     HÜKÜMDAR
     Sembolleri
     Otağ (çadır)
     Nevbet (davul)
     Örgün(taht)
     Asa
     Kotuz (sorguç)
     Ordu
     Toy (ziyafet)
     Kama
     Kemer
     Tuğ (sancak)
     Yay
     Kılıç
     Unvanları
     Kağan
     Hakan
     Han
     Erkin
     İlig
     İdikut
     İlteber
     İlteriş
     Yabgu
     Tanhu
     Şanyü

 Hükümdarın görevleri
 Ülkenin bağımsızlığını korumak
 Kurultaya başkanlık etmek
 Törelerin değişmesi için kurultaya istek göndermek
 Ordunun başında sefere çıkmak
 Töreleri uygulamak
Gök tanrının hükümdarı donattığı yetkiler:
 Kut: Siyasi Küç (güç): Askeri Ülüş (ülüg): Ekonomik kuvvet

  1. DEVLET GÖREVLİLERİ
     Ayuki: hükümet
     Ayguci: vezir
     Apa: sivil yönetici
     Tudun: vergi memuru
     Tamgacı: yazıcı
     Ağılığ: hazineden sorumlu
     Tarkan: komutan
     Sübaşı: Oğuzlar’da komutan
     Yargan: yargıç
     Yarlığ: hakanın emri
     Tigin: hükümdarın oğlu
     Ataman (İnanç)( İnal) Tiginlerin eğitiminde sorumlu devlet görevlisi.
     Şad: hanedan üyesi komutan
     Tutuk: askeri vali
     Otacı: tabip
     Böri: kağan muhafızları
  2. İKİLİ TEŞKİLAT (FEDERATİF DEVLET ANLASYIŞI )
    Batı: Yabgu batı kanadı sorumlusu Doğu: Hakan
    Federatif devlet anlayışı bulunur. Yani batı içişlerinde serbest dış işlerinde doğuya bağlıdır.
  3. KURULTAY (TOY,KENGEŞ)
     Hükümdarı seçer ve törelere uymayan hükümdarları görevinden azleder.
     Hükümdarın isteği ile töreleri değiştirir.
     Savaş barış antlaşma gibi devlet ve toplumsal kararlar alır.
    Üyeleri şunlardır;
     Hakan
     Hatun: Elçi kabul eder, asker ve sarayı var, devleti yönetir.
     Hanedan üyeleri
     Boy beyleri
     İleri gelenler
     Komutanlar
    Kurultay’a katılan tüm üyelere Toygun adı verilir.
  4. HUKUK
     Sözlü hukuk kurallarına töre denir.
     Töreleri yazıya geçiren Uygurlar’dır.
     Töreler hakanın isteği ile kurultayın kararıyla değişir.
     Göçebe yaşamdan dolayı hapis cezaları kısadır.
     Töreye hakan da dâhil herkes uymak zorundadır.
  5. SOSYAL HAYAT
     Managomi tipi evlilikler görülür
     Halkın kaldığı çadırlara yurt adı verilir
     Toplumsal sıralama şöyledir.(Yukarıdan aşağıya)
     İl : devlet
     Budun : millet
     Boy: bod
     Urug: sülale
     Oguş : aile
    Göçebe yaşamın sonuçları;
     Savaşçılık özelliği artmıştır.
     Yazı geç kullanılmıştır.
     Sınıf farklılıkları görülmez.
     Hayvan üslubu kullanılır.
     Mimari bulunmaz.
     Sanat eserleri taşınabilir malzemeden yapılır.
     Hapis cezaları kısadır.
  6. DİN VE İNANIS
     DİNLER
     Gök tanrı
     Hrıstiyan
     Musevilik
     Maniheizm
     İslamiyet
     Budizm
     İNANÇ
     Atalar kültü: Öldükten sonra ataları ziyaret etme.
     Doğalar kültü: Doğadaki bazı varlıkların kutsal olduğuna inanma.
     Şamanizm : Büyü,sihir.
     Totem : Herhangi bir varlığın gücüne inanma.
     KAVRAMLAR
     Kült: İnanç
     Kurgan: Mezar
     Balbal: Mezartaşı (bengütaş) (Akkoyunlular ve Karakoyunlular bu geleneği sürdürmüşlerdir.)
     Kam(baksı): Din adamı
     Şaman: Din adamı
     Tamu: Cehennem
     Uçmağ: Cennet
     Eşük: Kefen
     Yuğ: Cenaze töreni
  7. ORDU
    Onlu sistem sıralaması
     On takım onbaşı
     Yüz bölük yüzbaşı
     Bin tabur binbaşı
     Onbin tümen tümenbaşı
    Türklerin onlu sistemi kullanılmasıyla beraber hemen hemen bütün Türk ve dünya devletleri bu sistemi kullandı.

 Türkler dünyayı en çok askerlik alanında etkiledi.
 Ordu-millet anlayışı bulunur.
 Savaş öncesi düşmanın durumunun öğrenilmesi amacıyla Yelme adı verilen keşif birlikleri gönderilir.
 Ordu, Hilal (turan),Sahte Ricat (geri çekilme) Kurt Kapanı ve Pusu taktikleri kullanmıştır.

  1. EKONOMİ
    PARA CİNSİ DEVLET
    Yarmak Bez Köktürkler
    Kamdu Bez Köktürkler
    Kuanpoyu Bez Uygurlar
    Çav Kağıt Uygurlar
    Böz Bez Uygurlar
    Not: Türk tarihinde parayı ticarette bir değişim aracı olarak kullanan ilk devlet Köktürkler’dir.
  2. SANAT
     Minyatür
     Fresko: Duvar resmi (Bu resimle uğraşanlara Bedizci denir.)
     Çadırcılık
     Dokumacılık
     Halıcılık ( Dünyanın en eski halısı Pazırık Halısı’dır.)
     Maden işlemeciliği
     Çinicilik
     Heykel (balbal taşlarının yontulması)
  3. YAZI DİL VE EDEBİYAT
     Alfabe;
     Köktürk (Orhon)
     Uygur
     Çin
     Soğd (İran)
     Kiril
     Fars
     Arap
     Latin
     EDEBİYAT
    YAZILI EDEBİYAT
    1.ORHUN ABİDELERİ
     8.yy yazılmıştır.
     Moğolistan’da bulunur.
     Türk tarihi ve edebiyatının ilk yazılı örneğidir.
     W.Thomsen tarafından okunmuştur.
     Hükümdarın halka karşı görevleri anlatılır.
     Vezir Tonyukuk (725) Bilge Kağan (732) ve Kültigin (735) adına Yollug Tigin tarafından dikilmiştir.
     İlk Türk tarihçisi ve yazarı vezir Tonyukuk’dur.
     Runik yazı çeşidindeki işaretler kullanılmıştır.
     Bir tarafı Türkçe bir tarafı Çince’dir.
     Kutluklar zamanında dikilmiştir.
    NOT: Kök Türklere ait en eski kitabe ise Bugut Yazıtları’dır.
    2.Şine Uşu ,Karabalgasun Moyen-Çur ve Taryat (Terhin): Uygurlara aittir.
  4. Yenisey Yazıtları: Kırgızlara aittir.

SÖZLÜ EDEBİYAT
 Sav: Atasözü
 Koşuk: Kopuz (saz) eşliğinde söylenen şarkılar)
 Sagu: Ağıt
 Hikaye : Dede korkut (Oğuz –Kıpçak mücadelesi)

 Destanlar
 ALPER TUNGA/ŞU : İSKİTLER
 ERGENEKON/BOZKURT: KÖKTÜRKLER
 OĞUZ KAĞAN: ASYA HUN
 TÜREYİŞ VE GÖÇ : UYGURLAR
 ATTİLLA /SİHİRLİ GEYİK: AVRUPA HUN
 MANAS : KIRGIZLAR
İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ
TALAS SAVAŞI:
Orta Asya’ya egemen olabilmek için Çinliler ile Abbasiler arasında yapılan savaşı Karlukların yardımı ile Abbasiler
kazanmıştır.
Bu savaş sonunda Abbasilerin hoşgörüsünden etkilenen Karluklar topluca İslamiyet’e girdi. Bu olay Türk-İslam
tarihinin başlangıcı sayılır.
Ayrıca ilk defa kağıt Çin dışında Semerkant’ta (Şehirlerin şahı) üretimine başlanmıştır.
ORTA ASYA DA KURULAN İLK MÜSLĞMAN TÜRK DEVLETLERİ
 KARAHANLILAR
 Orta Asya’da kurulan ilk Müslüman Türk devletidir.
 Satuk Buğra Han (Abdülkerim) zamanında İslamiyet devletin resmi dini haline geldi.
 Yöneticisi ve halkı tamamen Türk’tür.
 Resmi dilleri Türkçe’dir.
 Türk tarihinin ilk sistemli posta teşkilatını kurdular.
 İlk Türk-İslam medresesini yaptılar. (Tamgaç Buğra Han zamanında yapılan Semerkant Medresesi.)
 Dünyanın ilk burslu öğrencilik sistemini başlattılar.
 İlk Türk –İslam hastanesini (Bimarhane) yaptılar.
 İlk defa gulam sistemini uyguladılar.
 İlk Türk-İslam edebi eserlerini verdiler.
 Ribat adı verilen kervansaraylar yaptılar.
NOT: Ribatların kervansaraylardan farkları ise şunlardır;
1.Yol güvenliğini sağlayan askerlerin yer alması,

  1. Din adamlarının İslamı yaymak için bulunmaları,
    3.Gazilerin sığınak merkezi olması.
     GAZNELİLER
     Afganistan’ın Gazne kentinde kuruldu. Kurucusu Alp Tigin’dir.
     Kurulduğu yerden ismini almıştır.
     En önemli hükümdarı Gazneli Mahmut’tur.
     Abbasileri Şii Büveyhoğlu tehlikesinden kurtardığı için halife tarafından kendisine Sultan unvanı verildi.
     Hindistan’a 17 sefer yaparak İslamiyet’i yaydı. Böylece Hindistan’daki kast sistemi zayıfladı. Bugünkü
    Pakistan ve Bangladeş devletlerinin Müslüman olmasında etkili oldu. Bu seferlerin dördüne Biruni’de
    katılmıştır. Bunun üzerine Sultan Mahmut Biruni için “ Sarayımın en değerli hazinesi.” demiştir.

 1037 Serash 1038 Nesa ve 1040 Dandanakan Savaşı sonucu Selçuklulara yenilip yıkılma sürecine girmiştir.
 Afgan yerli halkı Gurlular tarafından yıkılmışlardır.
MISIRDA KURULAN TÜRK İSLAM DEVLETLERİ
 TOLUNOĞULLARI
 Mısırda kurulan ilk Türk-İslam devletidir. (Abbasilerden ayrılıp yine Abbasiler tarafından yıkılmıştır.)
 Yöneticileri Türk halkı Arap olduğu için çabuk yıkıldılar.
 Maristan adında hastaneler inşa ettiler.
NOT: Abbasilerin zayıflamasıyla ortaya çıkan küçük devletçiklere Tevaif mülük denir.
 İHŞİTLER (AKŞİTLER)
 Kutsal topraklara (hicaz) egemen olan ilk Türk-İslam devletidir.
 İhşid; “Prens” demektir. Akşit ise “Nur yüzlü” demektir.
 EYYUBİLER
 1187 yılında Hıttin Savaşı’yla Haçlıları mağlup edip Mısır a egemen olmuşlardır. Eyyubiler’de yetişmiş en
ünlü tıp bilgini İbni Meymun’dur. Ayrıca Avrupalı şövalyeler arma sistemlerini Eyyubiler’den almışlardır.
 MEMLÜKLER
 Veraset sistemi tek değişik olan Türk devletidir.(Her komutan sultan olabilir.)
 1260 Ayn Calud ve 1277 Elbistan savaşları ile Moğolları dünyada ilk defa yendiler.
 1258 yılında İlhanlı devletinin Abbasileri yıkmasıyla halifelik Memlüklere geçmiştir.
 1517’ de Ridaniye Savaşı’nı Yavuz’a karşı kaybederek tarih sahnesinden silindiler.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ
 Oğuzların Kınık Türklerinin kolu tarafından kuruldu
 1040 Dandanakan savaşı sonrası İran’da kuruldu. Yurt bulmak için Anadolu’ya keşif hareketlerinde bulundu
 1048 yılında Bizans devleti savaşı olan Pasinler savaşı kazanıldı
 1055 Bağdat Seferi’ne çıkan Tuğrul Bey Şii Büvehyoğulları’nı yıktı.(Doğunun ve batının sultanı unvanı Tuğrul
beye verildi.)
 1058 Abbasi halifesi törenle siyasi yetkilerini Tuğrul Bey e devretti. İslam’ın koruyuculuğu Türklere geçti.
 1064 Sultan Alparslan Hıristiyanlarca kutsal kabul edilen Ani şehrini fethederek halifeden “Ebul Feth”
(fetihlerin babası) unvanını almıştır.
 1071 Sultan Alparslan ile Romen Diyojen arasında Malazgirt Savaşı yapıldı.
MALAZGİRT SAVAŞININ SONUÇLARI
 Anadolu’nun kapısı Türklere açıldı.(1176 Miryakefalon Savaşı ile Anadolu’nun Türk yurdu olduğu kesinleşti)
 Türkiye tarihi başladı.
 Türkleri tek başına yenemeyeceğini anlayan Bizans Avrupalı devletlerden yardım isteyerek Haçlı
Seferleri’ne neden olmuştur.
 Anadolu’da ilk Türk devletleri kurulmuştur.
 İlk defa bir Bizans imparatoru Türklere esir düşmüştür.
 Bizans’ta paralı askerlik yapan Peçenekler, Uzlar ve Kumanlar Selçuklular tarafına geçmiştir. Buda savaşın
kazanılmasında önemli rol oynamıştır.
BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİNİN YIKILMA NEDENLERİ
 Haşhaşilik hareketinin ortaya çıkması (Bâtınilik faaliyeti)(Hasan Sabbah hareketi (Hasan Sabbah dünyanın ilk
teröristi sayılır.)
 Abbasilerin gizli faaliyetleri.
 Oğuzların devlete küsmesi.
 Taht kavgaları.
 1141 yılında Karahitaylar ile yapılan Katvan Savaşı’nın kaybedilmesi.
 Melik ve atabeylerin bağımsızlık çalışmaları.

ANADOLUDA KURULAN İLK TÜRK DEVLETLERİ (DSMAÇ)
 DANİŞMENTLİLER
 Sivas ve Tokat çevresinde kuruldu.
 Kayseri Ulu camii
 Tokat Çukur Medrese (2014’te bulundu.)
 Yağıbasan medresesi (Niksar/Tokat) (Anadolu’da kurulan ilk medresedir.)
 Anadolu Selçuklu Devleti’ni en çok uğraştıran beyliktir.
 Anadolu Selçuklu Devleti son verdi.
 SALTUKLULAR
 Erzurum ve çevresinde kuruldu.
 Anadolu’da kurulan ilk Türk devletidir.
 Mama hatun türbesi
 Tepsi minare
 Üç kümbetler
 Kale camii
 Anadolu Selçuklu Devleti son verdi.
 MENGÜCEKLİLER
 Erzincan ve Divriği çevresinde kuruldu.
 Divriği Ulu Camii ve Külliyesi.
 Mengücekliler zamanında Davut Şah döneminin bilim insanı Muvaffakidün Abdüllatif (Tıp,fizik,bilim insanı)
Erzincan sarayında yaşamıştır.)
 Mengücek eserleri Erzincan Depremleri yüzünden çoğu günümüze gelmemiştir.
 ARTUKLULAR
 Mardin, Diyarbakır, Batman çevresinde kuruldu.
 Hasankeyf
 Kızıltepe Ulu camii
 Malabadi Köprüsü
 Semanın Medresesi
 Hüsreviye Medresesi
 Koçhisar Ulu camii
 Necmeddin Külliyesi
 Hatuniye Medresesi
 Robotik ve sibernetik biliminin kurucusu El Cezeri (İbnül İzz) bu dönemde yaşamıştır.
 Ünlü seyyah Marco Polo Artuklar Devleti’ni ziyaret etmiştir.
 Anadolu Selçuklu Devleti son verdi.
 ÇAKA(N) BEYLİĞİ
 İzmir ve çevresinde kuruldu.
 İlk Türk denizcisi Çakan Bey’dir.
 1081 yılında kurduğu donanma günümüzde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın kuruluş yıl dönümü olarak
kutlanır.
NOT: Bitlis Ulu Cami ise Dilmaçoğulları’ndan günümüze kalmıştır.

İLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

  1. DEVLET YÖNETİMİ

A. HÜKÜMDAR
 SEMBOLLERİ (HÜKÜMDARLIK ALAMETLERİ)
 OTAĞ
 NEVBET
 TUĞ (SANCAK)
 KOTUZ(SORGUÇ)
 YAY ÖRGİN
 HUTBE
 HİLAT(HEDİYE)
 TIRAZ(ELBİSE)
 ÇETR (ŞEMSİYE)
 MENŞUR(HALİFE ONAYII
 BERAT(ATAMA ONAYI)
 PARA BASTIRMA
 ASA
 UNVANLAR
 KARA
 İLİG
 ERKİN
 MELİK
 SULTAN
 SULTAN-I AZAM
 BEY
 HAN
 HAKAN
B. SARAY GÖREVLİLERİ
 Candar: Sarayı ve hükümdarı korur.
 Silahtar: Hükümdarın silahıyla ilgilenir.
 Çaşnigir: Hükümdarın yiyecekleriyle ilgilenir
 Hansalar: Hükümdarın sofrasıyla ilgilenir.
 Emir-i şikar: Hükümdara av partileri tertip eder.
 Camedar: Hükümdarın kıyafetleriyle ilgilenir.
 Şarapdar: Hükümdarın içecekleriyle ilgilenir.
 Taştdar: Hükümdarın temizlik işleri ile ilgilenir.
 Hacip: Hükümdar ve vezirden sonra gelen en yetkili kişidir.Hükümdar ile hükümet ,
hükümdar ile halk arasındaki bağları kurar,elçileri kabul eder,törenleri düzenler,uygun gördüklerini divan-ı
mezalime çıkarır.En bilgili hacibe “Has Hacip veya Hacibülhüccab” denir.
C. Devlet görevlileri
 Amid: Sivil yönetici (şehirlerdeki mülki idareci)
 Amil : Vergi toplayan kişi
 Şıhne: Askeri vali
 Muhtesib: Belediye işlerinden sorumlu
 Melik (tigin): Hükümdarın oğlu
 Atabey(ataman): Hükümdarın eğitiminden sorumlu komutan
D. DİVAN-I SALTANAT (DANIŞMA MECLİSİ)
 Devlet ve toplumun sorunlarının tartışılıp karara bağlandığı yerdir.
 Başında sultan bulunur. Sultan yoksa Naip başkanlık eder. Son söz hükümdara aittir.

 Bu divana bağlı alt divanlar şunlardır;
 Divan-ı arz (ceyşül arz): Askerlik le ilgili işlemleri yapar başında, emri arz vardır.
 Divan-ı tuğra-i (inşai): Yazışmalara bakar başında tuğrai vardır.
 Divan-işraf (denetim): Denetim yapar ancak ordu hukuk denetlemez başında müşrifi memalik
( memleketin denetçisi) bulunur.
 Niyabet-i saltanat: Hükümdarın olmadığı zamanlar toplanır.
 Divan-ı istifa(düzenlemek) : Ekonomi ile işleri yapar başında müstevfi bulunur.
 Divan-ı mezalim: Zalimden zulüm görenlerin divanıdır. Başında Sultan vardır.
Divan-ı Mezalim’in Görevleri;
 Memurlar hakkındaki şikâyetleri inceler.
 Katipleri aracılığı ile vakıfları denetler.
 Siyasi suçları karara bağlar.
 Muhtesib’in yerine getiremediği görevleri yerine getirir.

  1. HUKUK
    İlk Türk- İslam devletlerinde hukukun oluşmasında;
     Köktürk-Akhun ve Uygur gelenekleri
     Oğuzların kabile gelenekleri
     İslamın getirdiği esaslar etkili olmuştur.
  2. TOPRAK YÖNETİMİ
    MİRİ TOPRAK :
     Has: Geliri hükümdara ayrılan topraklardır
     Vakıf: Geliri dini ve sosyal kurumlara ayrılan topraktır
     İkta: Geliri devlet memurlarına ve komutanlara ayrılan topraklardır. Bu toprakların özellikleri ise
    şunlardır;
     Toprağın boş kalması engellenmiştir.
     Vergiler toplanmıştır.
     Memur maaşı ödenmiştir.
     Masrafsız bir ordu kurulmuştur.
     Bölgenin güvenliği sağlanmıştır.
     Yetişen askere sipahi (barış zamanı) yada cebeli (savaş zamanı) denir.
     Göçebe toplulukların yerleşik düzene geçirilmiştir.
     Üretimin devlet kontrolünde yapılması sağlanmıştır.
     Üretimde süreklilik ve verim sağlanmıştır.
     Eyaletlerde devlet otoritesi sağlanmıştır.
    MÜLK TOPRAK:
     ÖŞRİ: Müslümanlara verilen topraktır.
     HARACİ: Gayri Müslimlere verilen topraktır.
  3. SOSYAL HAYAT
     Kümbet: Siyasilerin adına dikilmiş anıt mezar
     Türbe: Din adamlarının mezarı.
     Tekke –zaviye-dergah: Din öğretilen kurumlar.
     Bimarhane-darülafiye-darüşşifa-maristan: Hastane
     İmarethane: Aş evi
     Tabhane: Hasta yakınlarına yapılan konuk evi
     Debbahhane (Tabakhane): Deri işlenen yerlerdir.
     Kapan: Tek bir cins malın satıldığı yerdir.

 Kapan emini: Kapanı koruyan görevli.
 Bedesten: Birden fazla çeşidin bulunduğu günümüz alışveriş merkezleridir.
 Sebil: Çeşme
 Külliye: Camii yanlarına yapılan toplu yapılardır.
 Tutmaç: Türklerin milli yemeği 11.yy da Ramazan ayının ilk günü yapılır.

  1. ORDU
    a. GULAM
     Gulaman-i saray: Merkezi ordudur. Biştegani adı verilen 3 ayda bir maaş alır. Türk-
    gayrimüslim bir arada bulunur. Hükümdarı korur.
     Hassa: Ordunun vurucu gücüdür. Topraktan alınan vergiler (ikta) ile geçinir.
    Sadece Türklerden oluşur.
    b. Eyalet askerleri
     Sipahiyan
    c. Yardımcı kuvvetler
     Türkmenler
    d. Melik ve atabeylerin askerleri
    e. Bağlı beylik ve devlet ordusu
    Not: İslam öncesine göre orduya getirilen en büyük yenilik Gulam sistemidir.
  2. EĞİTİM
     İlk medrese Karahanlılar zamanında açılan Semerkant medresesidir. Anadolu’da açılan ilk medrese
    Yağıbasan Medresesi’dir.
     Büyük Selçuklu Devleti’nin en önemli medresesi Nizamiye Medreseleri’dir. Büyük Selçuklu Devleti’nin ilk
    medresesi Nişabur Medresesi’dir.En önemli medresesi ise ilki Nişabur’da açılan ve en ünlüsü Bağdat’ta
    bulunan Nizamiye Medreseleri’dir.Bu medreselerin açılma nedenleri ise şunlardır ;
     Bilim insanı yetiştirmek
     Zararlı fikirlere fikir ile karşılık vermek
     Devlet memuru ihtiyacını karşılamak
     Medresenin öğretmenine müderris, öğrencisine danişment, alınan diplomaya ise icazetname denir.
     Medreseler de okutulan dersler ikiye ayrılır.
    1.AKLİ BİLİMLER:
     Heyet Astronomi
     Nücum Astroloji-Yıldızlar
     Riyaziye Matematik
     Müsellesat Trigonometri
     Cebr Matematik
     Simya Kimya
     Hesap Matematik
     Mantık dersleri
     Dil dersleri
     Tarih
     Coğrafya
     Fizik
     Hendese Mühendislik
    2.NAKLİ BİLİMLER
     Megazi Hz.Muhammed’in savaşları
     Hadis Hz.Muhammed’in sözleri. Uğraşana Muhaddis denir.
     Sünnet Hz.Muhammed’in davranışları

 Siyer Hz.Muhammed’in hayatı
 Arapça
 Kuran-ı Kerim
 Kelam İslam felsefesi
 Fıkıh İslam hukuku
 Tefsir Uğraşana Müfessir denir.
 Meal
 Farsça
MİMARİ VE SANAT
Mimari:
 Ayşe Bibi türbesi ve Arap Ata türbesi Karahanlılar
 Leşker-i Bazaar Camii ve Zafer Kuleleri Gazneliler
 Mimaride Türk üçgeni kullanılırken minareler çifte yapılmıştır. Çift devleti sembolize etmektedir.
Sanat :
 Bu dönemde Arapçayı güzel yazma sanatı olan Hat sanatı gelişmiştir
 Bilinen ilk Türk Hattatı Amasyalı Yakut’tur.
 Resmin yerini ise minyatür sanatı almıştır.
 Dönemin bilim insanı Cezeri yaptığı mekanik tasarımları Otomato aslı eserinde toplamıştır.
 Ayrıca kitap süsleme sanatı olan Tezhip bu dönemde gelişmiştir.
 Ayrıca dokumacılık, çinicilik, ebru sanatı, vitray (cam süsleme) telkari, malakari gelişme göstermiştir.
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ
 1075 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah tarafından İznik’te kurulmuştur.
 I.Haçlı Seferi sonunda merkezini İznik’ten Konya’ya taşımıştır.
 Zamanla Danişmentliler, Saltuklar, Artuklular ve Mengücekler’e son vererek Anadolu da Türk siyasi birliğini
sağlamıştır.
 1176 Miryakefalon (Yurt tutan savaşı)(Kumdanlı) ile Bizans’ı mağlup etti.(Anadolu kesin Türk yurdu haline
geldi I.Mesut’tan itibaren Avrupalı kaynaklar Anadolu’dan Türkiye diye bahsetti.)
 Bu devletin zamanında ticareti geliştirmek için;
 Alanya, Antalya, Sinop, Samsun ve Kırım’ın Suğdak limanı fethedilmiştir.
 Kervansaraylar yapılmıştır.
 Dünya’da ilk defa sigortacılık sistemi başlatılmıştır.
 Kıbrıs krallığı ve Venedik ile ticaret antlaşmaları imzalanmıştır.
 Sivas ticarette istasyon merkezi haline gelirken, Kayseri’de milletlerarası fuar olan “ Yabanlu Pazarı”
kurulmuştur.
 1230 yılında Yassı Çemen Savaşı’yla Harzemşahlar yenildi.
 1240 yılında Türk tarihinin ilk dini nitelikli toplumsal ayaklanması olan Baba İshak İsyanı ortaya çıktı.
İsyanın nedenleri; devletin iyi idare edilememesi, Türkmenlerin otlaklar yüzünden yerli halkla
geçinememesi ve Türkmenlerin Müslüman olmalarına rağmen eski inançlarını terk edememeleri.
 1243 yılında İlhanlılarla yapılan Kösedağ Savaşı kaybedildi. Bu savaşın sonuçları şunlardır;
 Anadolu da Türk siyasi birliği bozuldu. İkinci kez Türk beylikleri kuruldu. Anadolu tahrip edildi.
 Anadolu Selçuklu Devleti İlhanlılara tabi(bağlı) hale geldi.

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
A. DEVLET YÖNETİMİ
a. Hükümdar: Keyhüsrev, Keykavus, Keykubat Farsça unvanlar olup bunları kullanan tek devlet Anadolu
Selçuklu Devleti’dir.dir. “Key” ise sultan anlamına gelmektedir.

b. Divan-ı Ala: Tüm devlet meselelerinin tartışılıp karara bağlandığı yerdir. Divan-ı Pervane ise ;ikta
topraklarının dağıtımından sorumlu olan divandır.Görevlisine ise pervaneci denir.
Divan-ı berid: Haberleşme, posta işlerine bakar.
 İLİM İNSANLARI
 Sadrettin Konevi: Konya’ ya ismini veren ilim insanıdır.
 Hz. Mevlana: Kebir ve Mesnevi
 Yunus Emre : Risalettin-i nushiye
 Hacı Bektaşi Veli: Makalat
 Nasrettin Hoca: Nükte ustasıdır.
 Aşık paşa: Garipname eseriyle ünlüdür.
 Hacı Paşa: Anadolu’nun İbni Sinası’dır.
 Ravendi: Tarihçidir. Türkiye Selçuklu Tarihi adındaki eserini I.Gıyaseddin’e sunmuştur.
B. EKONOMİ
 Allah yolunda birliktelik anlamına gelen fütüvvet anlayışına göre birleşen esnaf örgütlenmesine Ahilik
denir. Ayrıca o dönemde Avrupa’da sadece Hrıstiyanların üye olabildiği Gild ve Hansa adında esnaf
teşkilatları bulunmaktadır.
 Kurucusu Ahi Evran’dır.
 Bu teşkilatın felsefesini kuruluş yapısını Ahi Evran’ın yazdığı Letaif-i Hikmet kitabından öğrenilir.
 Bu teşkilata gayrimüslimler giremez.
 Ahilik Osmanlı’da Lonca olarak devam etmiştir
 İhtiyaca göre mal üretimi yapar.
 Malın kalitesini denetler.
 Ahiler yalan söyleyemez.
 Gerektiğinde Cihat’a katılır.
 Mesleki eğitim verir.
 Yeni dükkân açacaklara kredi verir.
 Hâsılat ne kadar esnaf varsa bölüştürülür.
 Hâsılatın %1 ile %10 u arasında ortak sandığa para kesilir.
 Malın fiyatını belirler.
 Merkezleri Kırşehir, Konya, Kayseri’dir.
 Ahi Evran’ın eşi Fatma Bacı da esnaf eşlerini eğitmek ve yetim kalan kız çocuklarını korumak için Bacıyan-ı
Rum ( Anadolu Kadınları) teşkilatını kurmuştur. Bu teşkilatın sloganı “aşına, eşine ve işine dikkat et”dir.
C. MİMARİ
 Osmanlı’ya ait eserler; Edirne, İstanbul, Bursa ve Trabzon şehirlerinde yoğundur. Ayrıca eserin içinde
Sultan, Paşa, Yeşil kelimeleri varsa Osmanlı’ya aittir.
 Kayseri, Konya,Alanya,Antalya,Sivas,Erzurum,Ankara,Kırşehir ‘deki eserler ASD’ye aittir.Örneğin;
 Kırşehir: Cacabey Medresesi
 Konya : Alaeddin Camii,Karatay Medresesi,Beyşehir Ulu camii
 Kayseri: Hunad Hatun türbesi
 Sivas : Gök Medrese
 Erzurum : Çifte Minareli Medrese
 Ankara: Akköprü, Arslanhane Camii
Anadolu Selçuklu Devleti’nin ilkleri;
 En eski camii: Konya Alaaddin Camii
 En eski hastane: Kayseri Gevher Nesibe Darüşşifası
 En eski medrese: Kayseri Koca Hasan Medresesi
 En eski kervansaray: Alay Han
ANADOLU’DA KURULAN II.TÜRK BEYLİKLERİ
 OSMANOĞULLARI: Söğüt ve Domaniç’te kuruldu. Merkezi otoritesi en güçlü olan Türk İslam devletidir.

 KARAMANOĞULLARI: Karaman ve Konya çevresinde kuruldular. Kendisini Anadolu Selçuklu Devleti’nin
varisçisi saydı. Bu yüzden Osmanlı’yı en çok uğraştıran beylik oldu.1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey
Türkçeyi resmi dil ilan etti.
 GERMİYANOĞULLARI: Kütahya ve çevresinde kuruldu. Osmanlı devletine çeyiz yoluyla katılmışlardır.
 DULKADİROĞULLARI: Maraş’ta kuruldular. Osmanlı’ya katılan en son beyliktir.
Denizci olanlar:
 HAMİTOĞULLARI: Isparta, Antalya, Eğridir’de kurulmuşlardır. Osmanlı devletine topraklarını satarak para
yoluyla katıldılar.
 KARESİOĞULLARI: Çanakkale, Balıkesir de kuruldu. Osmanlıya katılan ilk beyliktir.
 SARUHANOĞULLARI: Manisa
 MENTEŞEOĞULLARI: Muğla’da kuruldular. Güney Batı Anadolu’nun Türkleşmesine katkı sağladılar.
 CANDAROĞULLARI (İSFENDİYAROĞULLARI):Sinop ve Samsun’da kuruldular.
 AYDINOĞULLARI: Aydın’da kuruldu. Türk tarihinde Venedik’e ilk kapitülasyon veren devlettir.(1348)
10.VE 13.YY’DA KURULMUŞ DİĞER TÜRK DEVLETLERİ
 AKKOYUNLULAR
 En önemli hükümdarı Uzun Hasan’dır. Avrupa’da “Küçük Türk” diye anılır.( Fatih’ten ayırt etmek için )
 Kuran-ı Kerim-i Türkçe’ye çevirmişlerdir.
 Şii karakterli bir devlettir.1402 Ankara Savaşı’ndan sonra Osmanlı’ya rakip olmuşlardır.
 1473 yılında Fatih ile yaptığı Otlukbeli Savaşı’nı kaybedip yıkılmıştır.
 Dönemin bilim insanı Ali Kuşçu hem Akkoyunlular’da hem de Fatihin daveti üzerine Osmanlı Devleti’nde
yaşamıştır.
 Balbal dikme geleneğini devam ettirmişlerdir.
 HARZEMŞAHLAR
 Harezm bölgesinde kurulmuştur.
 Kurulduğu yerin ismini almıştır.
 Kendini Büyük Selçuklu Devleti’nin varisçisi olarak görmüştür.
 İlhanlılar Otrar Faciası’nı yaşatmışlardır.
 TİMUR DEVLETİ
 1402 Ankara Savaşı’yla Osmanlı’yı Fetret dönemine sokarken Karadeniz’in üstünde bulunan Altın ordu
devletinin yıkarak Rusların Karadeniz’e inmesini sağlamıştır.
 Bu zamanda Uluğ Bey, Hüseyin Baykara, Ali Şir Nevai ve İsa Savcı gibi önemli bilim insanları yetişmiştir. Ali
Şir Nevai; Muhakemetü’l lugateyn adında yazdığı eserinde Türkçe nin Farsça’dan üstün olduğunu ispat
etmeye çalışmıştır. Kendisi Çağatay Türkçesi’nin en büyük şairi kabul edilir.
 MOĞOL İMPARATORLUĞU
 Kurucusu Cengiz Han’dır. Kendisi ölmeden önce oğulları ve torunları arasında ülkeyi paylaştırmıştır.
Moğol Devleti parçalanarak; Altınordu, Kubilay (Çin’de kurulmuştur. Asimile olmuştur. Ünlü seyyah
Marco Polo bu devleti ziyaret etmiştir.) İlhanlı ( 1258’te Abbasiler’e son vermiştir. Ayrıca Batıniliği’de
ortadan kaldırmıştır.) Çağatay devletleri kurulmuştur.
 BABÜR İMPARATORLUĞU
 1526’da Hindistan’da kuruldu.
 Babür Şah’ı Cihan Şah Eşi Mümtaz Sultan’a ( Nur Banu Sultan ) Hindistan’ın Agra kentinde Tac Mahal’i
yaptırmıştır. Ayrıca Babür Şah kendi yaşamını anlattığı eseri “Vekayi”(Babürname)’dir.
 1858’de İngiltere yıkmıştır.
OSMANLI DEVLETİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
A. DEVLET YÖNETİMİ
a. Hükümdar
Görevleri:

 Orduya komutanlık eder.
 Divan-ı hümayuna başkanlık eder.(Fatih’e kadar.)
 Herhangi bir şeyi yasaklar.( Yasakname)
 Herhangi bir konuda emir verir (Ferman)
 Herhangi bir konuda adaletsizliği giderir.(Adaletname)
 Herhangi bir konuda kanun çıkarır.(Kanunname)
 Herhangi bir konuda devlet memurunu göreve atar veya görevinden alır.(Beratname)
 Herhangi bir devşirme çocuğu öldürebilir. (Kulluk hakkı)
 Herhangi bir devlet memurunun mallarına el koyar. (Müsadere)
NOT: Padişahlar Cülus Töreni ile tahta çıkar ve Eyüp Sultan türbesinde kılıç kuşanırlardı.
Hükümdarlık Sembolleri Otağ, nevbet, tuğ, tuğra, kotuz(sorguç),miğfer, sikke, hutbe, tıraz
(elbise)hilat (hediye),Çetr(şemsiye),menşur (halife onayı),berat (atama onayı),cülus bahşişi, kılıç kuşanma,hattı
hümayun vs…
Hükümdarlık unvanları:
Bey, gazi, sultan, Hüdavendigar, han, padişah
OSMANLI DEVLETİNDEKİ VERASET DEĞİŞİKLİKLERİ
 OSMAN BEY : Ülke hükümdar ve ailesinin ortak malıdır.
 I.MURAT: Ülke padişah ve oğullarına aittir.(ilk değişiklik)
 FATİH SULTAN MEHMET: Ülke bekası için kardeşine önlem alınabilir.
 I.AHMET: Ülke en büyük (EKBER) ve en akıllı (ERŞED) erkek üye tarafından yönetilir.
NOT: Osmanlı şehzadeleri 12 yaşına geldiğinde ülke sancaklarına Vali olarak atanır. Gittikleri zaman
“Çelebi” unvanı alır. Şehzade sancakları ise Çorum, Çankırı, Bolu, Antalya, Amasra, Amasya, Kütahya,
Manisa ve Kefe’dir.( Anadolu dışındaki tek şehzade sancağıdır.)
OSMANLI DEVLETİ MERKEZLERİ (BAŞKENTLERİ)
 Söğüt (1293)
 Karacahisar (1303)
 Bilecik (1317)
 Bursa (1326)
 İznik (1329)
 Edirne (1363)
 İstanbul (1453)
OSMANLI DEVLETİ’NDE SARAYLAR
 Osmanlı devletinin ilk sarayı Orhan Bey döneminde Bursa da açılan Bey Sarayı’dır.
 Osmanlı devletinin en uzun süre yönetim merkezi olan saray Topkapı Sarayı’dır.
 TOPKAPI SARAYI
 BİRUN
 Dış kısımdır.
 Elçiler kabul edilir.
 Dıvan-ı hümayun toplantıları Babüssaade kapısındaki Kubbealtında yapılır.
 ENDERUN
 İç kısımdır.
 Devlet memuru yetişir. Okul’dur.
 Türk öğrencisi alınmaz. (Türk bürokrasisi oluşmaması için)( Yahudiler ise devşirilmez.)
 I.Murat tarafından 1363’te Edirne’de kurulmuştur.(2015 müfredat değişikliği)
 HAREM
 Kız kısmıdır.
 Okul’dur.

 Padişah ve ailesinin özel hayatını geçirdiği yerdir.
DİVAN-I HÜMAYUN:
 Devlet ve millet sorunlarının tartışılıp karara bağlandığı ve en son söz hakkının padişaha olduğu bir bakanlar
kuruludur.
 Orhan Bey kurmuştur. II. Mahmut kaldırmıştır.
 Alınan kararlara “Hüküm” ,hükümlerin kaydedildiği deftere “Mühimme” denir.
 Bu hükümleri yazıya Tahvil, Rüus, Amedi ve Beylikçi kalemleri geçirir.
 En son yargı organıdır. Herhangi bir davaya itirazı olan Gayrimüslim –Müslim fark etmez divanın içinde
bulunan “Kazasker”e başvurabilir. Bu yönüyle divan Türk-İslam devletlerinde Divan-ı Mezalim’e benzer.
 Alınan kararların dine uygunluğu Şeyhülislam tarafından denetlenir.
 Sadrazam (Vezir-i azam)
 Padişahtan sonra gelen en yetkili devlet adamıdır. Padişahın mührünü taşır. Padişahın sefere çıkamayacağı
zaman “ Serdarı Ekrem” unvanıyla ordunun başına geçer. Sadrazamın yerine ise Sadaret Kaymakamı bakar.
 Kubbealtı Veziri
 Günümüzün bakanıdır. Devlet işlerinde yardımcı olur. Sayıları zamanla artmıştır.(Sınırların genişlemesine
bağlı olarak devletin iş yükü arttığı için.)
 Kazasker
 Günümüzün milli eğitim ve adalet bakanıdır. Müderris ve kadı ataması yapar(taht kadılar hariç).Doğuştan
Müslüman olmak zorundadır. Divana gelen davalara son şeklini verir. Tuttuğu devlete “Ruznamçe” denir.
Rumeli ve Anadolu olmak üzere sayıları iki tanedir.
 Nişancı
 Devletin yazışma işlerinden sorumludur. İlk defa Fatih zamanında atanmıştır. Örfi hukukun Divan’daki
temsilcisidir. Yazılı belgelere padişahın tuğrasını çeker. Tapu ve kadastro işleri ile ilgilenir. Fethedilen
bölgelerin sosyoekonomik yapısı ve demografik yapısını “Tahrir” defterlerine kaydeder.
 Reisülküttab
 17.yy da Nişancı’dan ayrılarak devletin dış yazışmalarından sorumlu hale getirildi.
 Defterdar
 Günümüzün maliye bakanıdır. Bütçe yapar. Paranın değerini korur, kapıkulu ulufelerini dağıtır ve hazinenin
anahtarını taşır. Rumeli ve Anadolu olmak üzere sayıları iki tanedir.
 Kaptanı Derya
 Kanuni Sultan Süleyman zamanında divana üye oldu. Denizcilik ile ilgili kanunların çıkmasını hazırladı.
 Yeniçeri Ağası
 Rütbesi vezir ise divan toplantısına katılır. Ordunun durumu hakkında bilgi verir.
 Şeyhülislam
 Divanda alınan kararların dine uygun olup olmadığı hakkında “İfta” (Fetva) verir.18.yy da divana üye oldu.
Protokolde Sadrazamla eşittir. İlmiye sınıfının başkanıdır. Atamasını padişah yapmıştır.
YÖNETİCİ SINIFLARI
 SEYFİYE (YÖNETİCİ+ASKER)
 PADİŞAH
 SADRAZAM
 VEZİR

 BEYLER BEYİ (VALİ)
 SANCAK BEYİ(KAYMAKAM)
 Subaşı
 Yeniçeri ağası
 Kaptan-ı derya
 Levent
 Tımarlı sipahiler
 İLMİYE ( DİN+HUKUK+EĞİTİM)
 ŞEYHÜL İSLAM (Başkanıdır.)
 İMAM
 MÜEZZİN
 KAZASKER
 KADILAR
 NAİBLER
 MÜDERRİS
 MUİD
 KALEMİYE SINIFI (YAZICI /MEMUR)
 DEFTERDAR
 NİŞANCI
 REİSÜL KÜTTAP
 KATİPLER
 İSTANBUL TEŞKİLATI
İSTANBUL YÖNETİCİSİ
BOĞAZLAR K.DERYA
GÜVENLİK Y.AĞASI
ADALET TAHT KADISI
BELEDİYE İŞLERİ ŞEHREMİNİ
GENEL SADRAZAM

TAŞRA TEŞKİLAT
BİRİM ADALET GÜVENLİK YÖNETİCİ
EYALET KADI SUBAŞI BEYLERBEYİ
SANCAK KADI SUBAŞI SANCAK
BEYİ
KAZA KADI SUBAŞI KADI
KÖY NAİB YİĞİT BAŞI KETHÜDA

EYALETLER:
 SALİYANELİ EYALETLER (Yıllıklı,maaşlı)
 Merkeze uzak yerlerdir.
 İltizam sistemi ile vergi alınır.(İhale yoluyla vergi toplamaya “İltizam” ihaleyi kazanana “Mültezim” denir.
 MISIR, TRABLUSGARP,TUNUS,CEZAYİR,FAS,HABEŞ ve YEMEN bu eyaletler içindedir.
 SALİYANESİZ EYALETLER ( Maaşsız Eyaletler)
 Merkeze yakın yerlerdir.
 Yöneticileri devletten maaş almaz.
 Tımar sistemi uygulanır.

 Vergiler ve devlet memurlarının maaşları topraktan elde edilen gelirlerle karşılanır.
 ANADOLU, RUMELİ, MARAŞ, BUDİN, BASRA, SİVAS, KARAMAN, KÜTAHYA, ERZURUM vs. bu eyaletler
içindedir.
 İMTİYAZLI EYALETLER (Ayrıcalıklı)
 KIRIM, EFLAK, BOĞDAN, ERDEL HİCAZ-MEKKE-MEDİNE( En imtiyazlısıdır. Vergi vermezler askere gitmezler.)
B. HUKUK
Osmanlı Devleti’nin hukuk sistemini oluşturmasında;
 Fethedilen yerdeki uygulamalar,
 İslam’ın getirdiği esaslar,
 Orta Asya Türk gelenekleri etkili olmuştur.
KADI BÖLGELER ATAYAN
TAHT KADISI BURSA/EDİRNE/İSTANBUL PADİŞAH
MEVLEVİYET KADISI DİĞER YERLER KAZASKER
NOT:İlk kadı atamasını Osman Bey yapmıştır.İlk atanan kadı Dursun Fakih’tir.
TANZİMAT ÖNCESİ MAHKEMELER(KLASİK DÖNEM)
 Şeri (Müslümanların davalarına bakar.)
 Konsolosluk (Fransa’ya verilen kapitülasyonlarla ortaya çıktı. Fransız tüccarların davasına bakar.)
 Cemaat ( Gayrimüslimlerin davalarına bakar.)
 Osmanlı Devleti’nde kanun çıkma sırası şöyledir; Divan üyeleri gündeme alır. Nişancı’ya yazdırılır.Divan
toplantısında kararı alınır.Daha sonra padişaha sunulur.Padişah onay verirse Mühimme defterine yazılır ve
ülke geneline ferman olarak duyurulur.
C. SOSYAL HAYAT
Osmanlı toplumu din esasına göre bölerek yönetmiştir. Bu sisteme millet sistemi denir. Ayrıca toplum
düzeninin sağlanması amacıyla hakkaniyet çemberi kullanılır. Bu çembere göre sağlanması en gerekli şey
adalettir. Bu çemberin unsurları şunlardır; Devlet, kanun, millet, servet, ordu, hükümranlık(mülk) tır.
 Darülaceze: Yoksullar veya düşkünler evi
 Darüşşafaka: Çocuk yurtları
 Darüleytam: Yetimler yurdu
 Darülbedayi: Tiyatro
 Darülelhan: Konservatuar
 Hilali Etfal: Çocuk hastanesi
 Vakıf gureba: Kimsesizler hastanesi
TEREKE DEFTERİ: Osmanlı Devleti içinde aile yapısı mirasçıların durumu,çocuk sayısı çift evliliklerin hangi amaçla
yapıldığının yazıldığı defterdir.Kadılar tutar kısaca aile yapısının durumu öğrenilir.
D. TOPRAK YÖNETİMİ
 MİRİ TOPRAK
 PAŞMAKLIK: Geliri padişahın annesi ve kızlarına ayrılan topraklardır.
 YURTLUK: Geliri sının boylarında oturanlara ayrılan topraklardır.
 OCAKLIK: Geliri kale muhafızlarına ve tersanecilere ayrılan topraklardır.
 MALİKANE: Geliri devlete yararlılık gösterenlere ayrılan topraklardır.
 MUKATAA: Geliri doğrudan hazineye aktarılan topraklardır. (İltizam usulünün uygulandığı
topraklardır.)
 VAKIF: Geliri kamu yararına veya dini sosyal kurumlara ayrılan topraklardır.

 DİRLİK: Geliri devlet memurlarına ve komutanlara ayrılan topraktır.kendi içinde 3’e ayrılır.
 HAS: Geliri 100.000 akçeden fazla olan topraklardır. Padişah ve divan üyeleri ile beylerbeyi
ve sancakbeyine ayrılır.
 ZEAMET: Geliri 20.000-100.000 akçe arasındaki arazidir.beylerbeyi,sancakbeyi,
müderris,naib,tabibe ayrılır.
 TIMAR: Geliri 3.000-20.000 akçe arasındadır.En düşük devlet memuruna verilir.
 MÜLK ARAZİ
 ÖŞRİ: Müslümanlara ayrılan topraklardır.
 HARACİ: Gayrimüslimlere ayrılan topraklardır.
E. EĞİTİM
 ÖRGÜN EĞİTİM
 SARAY
 ŞEHZADEGAN MEKTEBİ: 7 yaşına geldiğinde şehzadeler Badi Bismillah olarak ilk derse başlarlar.
 ENDERUN
 HAREM
 SIBYAN MEKTEBİ (Çocuk Mektebi)
 MEDRESE
Osmanlı Devleti’nin ilk medresesi Orhan Bey döneminde İznik’te açılan İznik Orhaniyesi’dir. Ancak bu medrese
günümüze ulaşmamıştır.
Osmanlı Devleti’nden günümüze kalan en eski medrese ise İznik Süleyman Paşa Medresesi’dir.
Medrese’ye atanan ilk müderris Davud-u Kayser’dir.
Fatih döneminde ise dönemin Yüksekokulu sayılan günümüzdeki İlahiyat Fakültesi ayarında Sahn-ı Seman
Medresesi açılmıştır.Bu medreseye öğrenci temini içinde Tetimme Medreseleri açılmıştır.
Kanuni döneminde ise İstanbul’da Süleymaniye Medreseleri açılmıştır.( En büyük medrese).
Medreselerdeki akademik kariyer basamakları ise şöyledir;
SOFTA -DANİŞMEND – MUİD ( Müderris yardımcısı veya stajyer öğretmen) – MÜLAZIM (Atanmayı bekleyen
Öğretmen) – MÜDERRİS ( Öğretmen )
İHTİSAS MEDRESELERİ
 DARÜTTIP: Tıp fakültesi
 DARÜLHENDESE: Mühendislik okulu
 DARÜLKURRA: Kuran öğreticisi yetiştirir.
 DARÜLHADİS: Hadis öğreticisi yetiştirir.
YAYGIN EĞİTİM
 CAMİLER VE MESCİTLER
 TEKKE VE ZAVİYELER
 ESNAF TEŞKİLATI
OSMANLI BİLİM İNSANLARI
 KADIZADE-İ RUMİ: Ali Kuşçu ve Uluğ Bey’in hocasıdır. Astronomi ve matematik ile uğraşmıştır.
 MOLLA FENARİ: II. Murat zamanında yaşamıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk Şeyhülislamı’dır.
 ALİ KUŞÇU: Fatih zamanında yaşamıştır. Akkoyunlular’da elçi iken Osmanlı’ya gelerek Ayasofya
medresesinin müderrisliğini yapmıştır. İstanbul’un ilk enlem ve boylamını hesaplamıştır.
 ALTUNCUZADE: Fatih zamanında yaşamıştır. İdrar yollarına yönelik çalışmalar yapmıştır.
 SABUNCUOĞLU ŞERAFETTİN: Fatih zamanında yaşamıştır. Osmanlının ilk ve en ünlü cerrahıdır. Kitabül
Cerrahiyet’ül Haniyye adlı eserini Fatih’e sunmuştur. Kendisi deneysel farmakolojinin öncüsüdür.

 AKŞEMSEDDİN: Mikroplarla uğraştı. Fatih’in hocasıdır.
 PİRİ REİS: Kanuni zamanında yaşamıştır. Kitab’ül Bahriye’yi yazdı. Bu eserinde Amerikan’ın keşfi ve dünya
haritasından ve dünyanın yuvarlaklığından bahsetti. Çizdiği ilk dünya haritasını Yavuz Sultan Selim’e sundu.
Hint deniz savaşında ki başarısızlığından dolayı idam edildi.
 SEYDİ ALİ REİS: Kanuni zamanında yaşamıştır. Kitab’ül Muhit (yön kitabı) ve Mirat’ül memalik (Ülkelerin
Aynası) (Hint denizi seferi sırasında yazmıştır.) adında eserleri bulunur.
 EBU SUUD EFENDİ: Kanuni zamanında yaşamıştır. Ünlü fıkıhçıdır.
 TAKİYÜDDİN MEHMET: III. Murat zamanında yaşamıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk rasathanesini (gözlem evi)
açmıştır. Kendisi otomatik makineler üzerine Osmanlı’da ilk eser verendir.
 EVLİYA ÇELEBİ: 17.yy yaşamıştır. Seyahatname adlı eseri vardır.
 KÂTİP ÇELEBİ: 17.yy yaşamıştır. Bibliyograf’tır. Keşfü Zünun ( Merak edilen şey ) adlı serinde 15000’e yakın
eseri künyesiyle birlikte vermiştir. Avrupa’da Hacı Kalfa ve Hacı Halife olarak bilinir. Cihannüma adında da
bir Coğrafya eseri bulunmaktadır. Tarhuncu Ahmet ile denk bütçe görüşmelerindeki kurulun içinde yer
almıştır. Yaptığı bu ekonomi ile ilgili çalışmaları IV. Mehmet’e sunmuştur.
 LAGARİ HASAN ÇELEBİ: IV. Murat zamanında yaşamış insanlık tarihinin ilk roketle uçan insanıdır.
 HEZARFEN AHMET ÇELEBİ: IV. Murat zamanında yaşamış insanlık tarihinin ilk başarılı uçuşunu yapan
insandır. Dünya tarihinde ilk uçuş denemesini yapan Abdullah ibni Firnas’tır. (2015 Müfredat
değişikliğidir.)
 KOÇİ BEY: IV. Murat zamanında yaşamıştır. 17.yy da devletin durumunu, yapılacak ıslahatları belirlemek
amacıyla rapor ( risale )yazmıştır.
 HUMBARACI AHMET PAŞA: I.Mahmut zamanında yaşamıştır. Osmanlı Devleti’ne gelen ilk batılı teknik
uzmandır. Topçu ocağını ıslah etmiştir.
 NAİMA: 18.yy da yaşamıştır. Osmanlı Devleti’nin ilk resmi tarihçisidir( Vakanüvist).Son resmi tarihçi ise
Abdurrahman Şeref Efendi’dir.
 AHMET CEVDET PAŞA: 19.yy da yaşamış batı tarzında bir devlet adamıdır. Mecelle’yi yazmıştır. Kısas-ı
Enbiya ( Peygamberler Tarihi) ve Tarih-i Cevdet adında bir kitap yazmış ve bu eserini Sultan Abdülmecid’e
sunmuştur.
F. ORDU:
İlk düzenli orduyu Orhan Bey yaya ve müsellem adıyla kurdu. Ancak bu ordunun fetih hareketlerine
yetişememesinden dolayı Murat Edirne’de Kapıkulu Ocakları’nı kurdu. Bu ocağın özellikleri ise şunlardır;
 Asker ihtiyacını Pençik (esir edilen her beş kişiden birinin askere alındığı sistem) ve Devşirme usulleriyle
(her Hristiyan ailelerden gönül rızası alınarak Müslümanlaştırıp asker ve memur ihtiyacını giderme sistemi)
karşılanmıştır.
 Bu sınıfa bağlı olan askerler merkezde bulunur.
 Evlenemezler. Askerlik dışında başka bir işle uğraşamazlar
 Bu sınıftaki askerler her padişah değişikliğinde Cülus bahşişi alırlar ve her üç ayda birde Ulufe adında maaş
alırlar.
 En etkili ocağı Yeniçeri Ocağı’dır. İlk defa Edirne’de kurulan Yeniçeri’nin sefere çıkmadan önce okudukları
duaya GÜLBANK denir.

 KARA KUVVETLERİ
 KAPIKULU OCAĞI
 Acemioğlanlar: Herkesin ilk geldiği yer. Günümüzdeki Acemi birliği.
 Yeniçeriocağı : Ordunun vurucu kısmı

 Cebeci ocağı: Silah bakım ve onarım
 Topçu ocağı: Top yapar.
 Top Arabaları ocağı: Top arabası yapar.
 Humbaracı ocağı: Ateşli silahlar yapar.
 Lağımcı Ocağı: Tünel kazar,fitil yani dinamit döşer.
 Bostancı Ocağı: Yalıları korur.
 EYALET ASKERLERİ
 Ordunun en kalabalık sınıfıdır.
 Tımar toprağından elde edilen gelirle geçimini sağlar.
 Ancak Tımar sistemi XVII.yy dan itibaren bozulmuştur.
 XVII yy a kadar askere tımarlı sipahi denilirken, XVII yy’dan itibaren orduya alınan ücretli askerlere Sekban
veya Saruca denilmiştir.
 YARDIMCI KUVVETLER
 Beşliler (Savaş esnasında acil beş evden alınan bir erkeğin oluşturduğu birlik)
 Sakalar (Sucu)
 Turnalar (Haberci)
 Deliler (Cesaretli)
 Akıncılar (Sınır boylarını korur.)
 Gönüllüler
 Azaplar( Bekar erkek)
 Yaya ve müsellemler
 DENİZ KUVVETLERİ
 Karesioğulları’na son vererek denizci olundu.
 Komutanına kaptan-ı derya askerine ise levent denir.
 Gelibolu;Rusçuk,Edincik,Sinop,Samsun,Trabzon,Karasamürsel,İzmir,Antalya’da tersaneler açıldı.
 Fatih zamanında Karadeniz,Kanuni zamanında ise Akdeniz bir Türk gölü haline geldi.
 En ünlü denizcileri;
 Evrenos Gazi
 Hacı İlbeyi
 Ece Halil
 Baltaoğlu Süleyman
 Turgut Ali Reis
 Piyale Paşa
 Kemal Paşa
 Barbaros Hayrettin Paşa
G. EKONOMİ
 Gelenekçilik: Arz talep dengesi gözetilerek malın üretilmesidir. Yani ihtiyaca göre mal üretilmesidir.
 İaşecilik: Bir malı ülkede bulundurma durumudur.
 Fiskalizm: Gelirleri en üstte giderleri en düşüğe azaltmayı benimseyen ekonomik anlayıştır.
 Merkantilizm: Zenginliğin ölçüsünün toprak değil de altın ve gümüş gibi değerli madenlerle ölçüldüğü
sistemdir. Osmanlı ekonomisini olumsuz etkilemiştir.
 Narh sistemi: Eksik rekabet şartlarından dolayı devletin fiyatlarına müdahale etmesidir.
 Gedik: İş yeri açma ruhsatıdır.
 Lonca teşkilatı: Ahilikten farkları; Gayrimüsliminde üye olması ve cihata katılım olmayışıdır. Başında
bulunana Şeyh veya Pir denir. Lonca’nın devletle veya esnafla ilişkisini Kethüdalar sağlar.Esnafı

Muhtesipler denetler.Esnafları Yiğitbaşı korur.Malın kalitesini ise Ehli Hibre’ler yapar. Devlete
fiyatlandırma konusunda yardımcı olur.
 Menzil Teşkilatı: Kervanlar arası haberleşmeyi sağlar.
 Derbent Teşkilatı: Yollarda köprü ve geçitlerde devlet için vergi alan ve bu köprü ve geçitlerin bakım ve
onarımını yapan teşkilattır.
 Mekkari Taifesi: Özel ulaşım şirketleridir. Tüccarlara lojistik destek sağlar.
 Hirfet Teşkilatı: Küçük esnafın oluşturmuş olduğu birliğe verilen addır.
 Beytülmal Emini: Kamu haklarını korumakla sorumlu devlet görevlisi.
PARALAR
BASAN PADİŞAH CİNSİ İSMİ
ORHAN BEY GÜMÜŞ AKÇE
II.SÜLEYMAN BAKIR AKÇE
FSM Altın SİKKE-İ HASENE
S.ABDÜLMECİT KAĞIT MECİDİYE(KURUŞ)
DEMİR SULTANİ

VERGİ
a. ŞERİ VERGİLER
 ÖŞÜR: Müslümanların ürünlerinden peşin olarak 1/10 oranında alınan vergi.
 HARAÇ : Gayrimüslimlerin ürünlerinden peşin olarak 2/10 oranında alınan vergi.
 İSPENÇ: Gayrimüslimlerin ödediği arazi vergisi.
 CİZYE: Gayrimüslimin askere gitmemesi karşılığı ödediği vergi.
 AĞIL: Hayvan (küçükbaş) barınaklarından alınan vergi.
 AĞNAM: Küçükbaş hayvanlardan alınan vergi.
 ÇİFTHANE: Bir köylünün bir çift öküzüyle devlete ait olan tarlayı sürdüğü kadar ödediği vergi.
 ÇİFTBOZAN: Mazeretsiz olarak iki yıl üst üste ekmeyenden alınır. Üretici üçüncü yılda ekmezse toprak
elinden alınır.
 İHTİSAB: Panayır vergisidir.
 İLTİZAM GÜMRÜK VE MADEN: İhale bedeli ve gümrük ve madenlerden alınır.
b. ÖRFİ VERGİLER
 İMDADİYE SEFERİYE: Sefer sırasında toplanır.
 İMDADİYE HAZARİYE: Barış zamanında toplanır.
 İANE-İ CİHADİYE: Cihad zamanında toplanır.
 İZNİ SEFİNE: Boğazlardan geçen gemilerden alınır.
 KÜREKÇİ Gemilerde kürek çekenlerden alınır.
 AVARIZ: Olağanüstü durumlarda alınır.
 DERBENT: Köprü yol ve geçitlerden geçenlerden alınır.
 BAC: Pazarcılardan alınır.
H. MİMARİ VE SANAT

  1. MİMARİ
    a. SARAYLAR
     Osmanlı Devleti’nin ilk sarayı Orhan Bey zamanında Bursa’da açılan Bey Sarayı’dır.

 En uzun süre yönetim merkezi olan sarayı Topkapı Sarayı’dır.
 İlk ısıtmalı sarayı XVIII. yy’da Ağrı Doğubayazıt’ta inşa edilen İshak Paşa Sarayı’dır.
 Batı tarzında yapılan ilk sarayı mimarlığını Serkis Balyan’ın yaptırdığı II. Abdülhamit’in yönetim merkezi
olarak kullandığı saray Yıldız Sarayı’dır.
b. Ayrıca Sultan Abdülaziz zamanında Çırağan ve Beylerbeyi sarayları da yapılmıştır.
c. CAMİLER
 Osmanlı devletinin ilk camisi İznik’te yapılan Hacı Özbek Cami’dir.
 Mimar Sinan ise yaptığı camileri kategoriye ayırmıştır. Buna göre;
 ÇIRAKLIK: Şehzade Camii
 KALFALIK: Süleymaniye Camii
 USTALIK: Selimiye Camii
 Osmanlıda batı tarzında yapılan ilk cami İstanbul’da yer alan Nuruosmaniye Camii’dir.
 Dört ve altı minareli camilere sadece Osmanlı Devleti’nde rastlanır.
 Sultan Ahmet Camii ise Mimar Sinan’ın öğrencisi Sedefkar Mehmet Ağa tarafından yapılmıştır.

  1. SANAT
    a. Hat: Arapça’yı güzel yazma sanatıdır. Hattın en önemli temsilcisi “hattatların kıblesi” unvanlı Şeyh
    Hamdullah’tır. Hafız Osman, Hattat Osman ve Ahmet Karahisari ünlü hattatçılardandır.
    b. Minyatür: Uğraşana Nakkaş veya Musavver denir. Resmin yerini almıştır. Perspektif kurallarına uyulmayan
    ve içindeki insani figürlerin boyutlarını statüye göre değişen sanat dalıdır. En önemli nakkaşlar Matrakçı
    Nasuh, Levni ve Nakkaş Sinan Bey’dir.Sinan Bey’in yapmış olduğu Gül Koklayan Fatih eseri minyatürü
    portre görünümüne geçirmiştir.
    c. Tezhip: Kitap süsleme sanatıdır. Uğraşana “Müzehhip” denir.
    d. Resim:
     Portresini yaptıran ilk padişah Fatih’tir. Fatih’in portresini İtalyan sanatçı Bellini yapmıştır.
     II. Mahmut ise portresini devlet dairelerine astırdı.(Tasvir-i Hümayun)
     Osmanlı’da ilk resim sergisini Şeker Ahmet Paşa açmıştır.
     Kaplumbağa Terbiyecisi ve Silah Tacirleri tabloları ile ise Osman Hamdi Bey ünlendi.
    e. Müzik
     “Müzik ilminin şeyhi” lakaplı Itri, Dede Efendi, Tanburi Cemil Bey ve Hacı Arif Bey önemli bestekarlardır.
    Osmanlı’da batı tarzı müzik dersi alan ilk padişah Sultan Abdülmecid’dir.
    f. Kalemişi: Sadece mimaride kullanılır.
    g. Çinicilik: İstanbul, İznik, Diyarbakır ve Kütahya önemli çini merkezleridir.
    YAZI, DİL VE EDEBİYATI
    a. Sözlü Edebiyat: Karacaoğlan (17.yy), Dadaloğlu, Köroğlu önemli sözlü edebiyatçılarıdır.
    b. Yazılı Edebiyat: Baki, Nebi, Nabi, Nefi (17.yy Siham-ı kaza (kaza okları) adında bir eseri vardır.),Fuzuli (Leyla
    ile Mecnun) ve Nedim

OSMANLI DEVLETİ KURULUŞ DÖNEMİ
 OSMAN BEY
 Lakabı Fahruddin’dir.1302 yılında Bizans ile yaptığı Koyunhisar Savaşı’nı kazanıp Bilecik’i merkez yaptı.
 İnegöl, Yarhisar, Karacahisar ve Akçakoca’yı fethetti.
 İlk defa vergi aldı.
 İlk defa kadı ataması yaptı.( İlk kadı Dursun Fakih’tir.)
 ORHAN BEY DÖNEMİ
 1326 yılında Bursa’yı alıp başkent yaptı.
 Bursa’nın alınmasına tepki duyan Bizans ile 1329 ‘da Palekanon (Maltepe) ( Eskihisar) Savaşı’nı kazanarak
İznik’i alıp başkent yaptı. Bizans imparatoru olmak isteyen Kantakuzen’e yardım etti ve karşılığında

kendisine Çimpe Kalesi hediye edildi. Bu kale Osmanlı’nın Rumeli’deki ilk toprak parçasıdır.
Karesioğulları’na son verilerek Anadolu Türk siyasi Birliği için ilk adım atıldı. Kendisi döneminde ayrıca;
 İlk defa tımar ve iskân politikası uygulandı.
 İlk defa Yaya ve Müsellem adıyla ordu kuruldu.
 İlk defa Divan-ı Hümayun kuruldu.
 İlk defa vezir ataması yapıldı. (Atanan ilk vezir Alaaddin Paşa’dır.)
 İlk defa medrese açıldı. (İznik’te açılan bu medrese İznik Orhaniyesi adındadır.)
 İlk defa müderris ataması yapıldı. (Medreseye atanan ilk müderris Davud-u Kayser’dir.)
 İlk defa para basıldı. (Gümüş olan bu paraya akçe ismi verildi.)
 İlk defa bütçe oluşturuldu.
 İlk defa gayrimüslim bir hatunla evlenildi. (İlk gayrimüslim haseki sultan Nilüfer Hatun’dur.)
 İlk defa bedesten açıldı.( Bursa’da)
 İlk defa tersane açıldı. (Karamürsel Tersanesi)
 İlk defa camii yapıldı. (İznik Hacı Özbek Camii ve ya Çarşı Camii)
 İlk defa saray yapıldı.( Bursa’daki Bey Sarayı )
 İlk defa Sultan unvanını kullandı.( Sultan’ül Guzat ( Gazilerin Sultanı)unvanını kullandı.)(2015 Müfredat
Değişikliği)
 I.MURAT DÖNEMİ
 Gazi Hünkâr ve Hüdavendigar unvanlarıyla anıldı. Ahilerden Ankara’yı aldı
 Germiyanoğulları’nı çeyiz yoluyla, Hamitoğuları’nı para yoluyla satın aldı
 1363 yılında Bizans ile yapılan Sazlıdere Savaşı sonrası Edirne alınarak başkent yapıldı. Bunun üzerine
Bizans Avrupa devletlerinden yardım isteyerek bir Haçlı İttifakı oluşturdu.
 İlk Osmanlı-Haçlı Savaşı Sırp Sındığı Savaşı kazanıldı. (1364)( Sırpsındığı’nın diğer adı I.Çirmen Zaferi olarak
eklenmiştir.)
 1371 yılında ise II.Çirmen Savaşı ile Sırplar mağlup edildi.
 1389 da ise I.Kosova Savaşı Haçlılara karşı kazanıldı. Savaş meydanında gezen I.Murat bir Sırplı tarafından
şehit edildi.(Osmanlı tarihinde ilk ve son defa bir padişah savaş meydanında şehit edilmiştir. Bu olay
üzerine Osmanlı diplomasi kurları değiştirilerek Padişah’a hiçbir yabancı devlet adamı ve elçinin
yakınlaşması engellenmiştir.)
 Bu savaşta ilk defa top kullanılmıştır.
I.MURAT DÖNEMİ DİĞER GELİŞMELER
 Rumeli Beylerbeyliği kuruldu. (Manastır’da kurulan bu beylerbeyliğine Lala Şahin Paşa atanmıştır.)
 İlk defa sistemli olarak iskan ve tımar politikası uygulanmıştır.
 İlk defa kazasker, subaşı ve defterdar ataması yapıldı.
 İlk defa Edirne’de Kapıkulu Ocağı kuruldu ve bu ocağa bağlı Acemioğlanlar, Yeniçeri ve Topçu ocakları
kuruldu.
 Kapıkulu ordusunun asker ihtiyacının karşılanması için Pençik sistemi (Mevlana Rüstem’in önerisiyle hayata
geçirildi) uygulanmaya başlandı. Ancak Ankara Savaşı’ndan sonra ise “ Devşirme Kanunu” çıkarıldı.
 Pençik sistemi: Esir edilen beş kişiden birinin ücreti verilerek ve yaş farkına bakılmaksızın askere alındığı
sistemin adıdır.
 NOT: Osmanlı Devleti kuruluş yıllarında Bizanslı Tekfur(vali)larla dostça görünmüştür. Bu politikaya Müdara
denilmiştir. Ayrıca Osmanlı Devleti Balkanlarda Kalp kazanmak için İstimalet (Hoşgörü) politikasını da
uygulamıştır.
 YILDIRIM BAYEZIT

 İstanbul’u kuşatan ilk Osmanlı padişahıdır. (1391-1401 yılları arasında dört defa kuşatmıştır.)
 Bu kuşatmaların başarısız olma nedenleri ise şunlardır;
 Karamanoğulları’nın iki defa isyan etmesi,
 1396 Niğbolu Savaşı’nın çıkması, (Savaş sonrası Eflak-Boğdan ( Memleketeyn) Osmanlı üstünlüğünü
tanıdı. Bulgaristan tamamen Osmanlının eline geçti ve halife Yıldırım Bayezit’e “Sultanı İklimi Rum”
(Anadolu Memleketinin Sultanı) unvanını verdi.
Not: Kuşatmalara yardımcı olmak için Güzelcehisar yani Anadolu Hisarı yapılmıştır.
 Doğu’da Timur tehlikesinin görülmesi.
NOT: Beyazıt; Candaroğulları, Menteşeoğulları, Saruhanoğulları, Aydınoğulları ve Karamanoğulları’na son
vererek ilk defa geniş ölçüde Anadolu’da Türk siyasi birliğini sağlamıştır.
1402 ANKARA SAVAŞI’NIN NEDENLERİ
 Timurdan kaçan beylerin (Karakoyunlular,Celayiroğulları) Osmanlı’ya sığınması ve Osmanlı’nın da bu beyleri
Timur’a geri vermemesi.
 Karşılıklı küfürlü mektuplar.
 İkisinin de Türk dünyası lideri olmak istemesi.
 Beylikleri sona eren beylerin ve Akkoyunlular’ın Timur’un Anadolu’ya gelmesi için kışkırtması.
 Timur’un Sivas’ı işgal etmesi.
ANKARA SAVAŞI’NIN SONUÇLARI
 Anadolu Türk siyasi birliği bozuldu.
 Yeni beylikler ortaya çıktı.
 Yıldırım Beyazıt, eşi ve Mustafa Çelebi Timur a esir düştü.
 İstanbul’un alınması 50 yıl gecikmiştir.
 Yıldırımoğulları arasında 1402-1413 yılları arasında taht kavgaları başlamıştır. Bu döneme Fetret ya da
“Fasıla-i Saltanat” denir.
NOT: Bu dönemde Anadolu Beylerbeyliği kurulmuştur. Merkezi Kütahya’dır. Balkanlar’da bu dönemde toprak
kaybı olmamıştır.
 ÇELEBİ MEHMET
 Osmanlı devletinin ikinci kurucusu sayılır.
 Kendisi döneminde Musa’yı destekleyen Şeyh Bedrettin İsyanı çıkmıştır.(Bu isyan Osmanlı Devleti’ndeki ilk
dini nitelikli toplumsal ayaklanmadır.)
 Bu dönemde Düzmece Mustafa isyanı çıkmıştır.
 İlk defa Venedik devletiyle deniz savaşı yapılıp kaybedilmiştir.
 II.MURAT (Hayır Babası)
 Tahta çıktığında Macaristan üzerine sefer yapan Murat Anadolu’da Karamanoğulları isyan edince Macarlar
ile kuruluş döneminin en kötü antlaşması olan Edirne Segedin Antlaşması’nı imzalamıştır. Bu antlaşmaya
göre Sırp krallığı kurulacak ve 10 yıl boyunca savaşılmayacaktır. Bunun üzerine II. Murat tahtını 12 yaşındaki
oğlu II. Mehmet’e bırakmıştır. Ancak ufak yaştaki bir çocuğun tahta geçtiğini gören Avrupalılar Edirne
Segedin’i bozup bir haçlı ordusu oluşturmuştur. Bunun üzerine devlet adamları yeniçerileri kışkırtıp
Buçuktepe İsyanı’nın çıkmasını sağlayarak (ilk yeniçeri isyanı)Fatih’in babasına bir mektup yollamasını
sağladılar. Bunun üzerine ordunun başına geçen II. Murat Varna Savaşı’nı sonrada II. Kosova Savaşı’nı
Haçlılara karşı kazandı.
II. Kosova Savaşı’nın sonuçları ise şunlardır;

 1683 II. Viyana’ya kadar Osmanlı’nın üzerine bir haçlı ittifakı kurulamadı.
 Balkanlar kesin Türk yurdu haline geldi.( Tarihteki Miryakefalon Savaşı ile sonuçları açısından benzerlikler
gösterir.)
OSMANLI DEVLETİ YÜKSELME DÖNEMİ XV.YY
 FATİH SULTAN MEHMET
 İstanbul’un fethinin nedenleri;
 İstanbul’un Anadolu ve Rumeli toprak bütünlüğünü bozması
 Bizans’ın Anadolu beylikleri ile işbirliği içinde olması
 Peygamber efendimizin Hadis-i Şerifi
 Bizans’ın Avrupalı devletlerden yardım isteyerek Haçlı Seferleri’ne neden olması
 İpek yolu ve boğazlara sahip olması
 Bizans’ın Osmanlı şehzadelerini devlete karşı kışkırtması
 Fetih için yapılan hazırlıklar
 400 parçalık donanma hazırlandı.
 Rumelihisarı yaptırıldı.(Boğazkesen)
 Şahi toplarının döktürülmesi.
 Anadolu beylikleriyle saldırmazlık (Karamanoğulları ile) antlaşmaları imzalanması.
 Hareketli kuleler ve mancınık sisteminin oluşturulması.(Silivri ve vize kaleleri alındı.)
 Bizans’ın aldığı önlemler
 Grejuva ateşini çoğaltmaları.
 Haliç’e zincir çekildi.
 Avrupa’dan yardım istendi.
Bizans savaş sırasında komple Katolik oldu ve bu Katolikliğe bir tek kişi karşı çıktı. Bizans’lı yüksek devlet
memuru olan Notaras “ İstanbul’da Latin külahı görmektense Osmanlı’nın sarığını görmeyi tercih ederim.”
demiştir.
 İstanbul 29 Mayıs 1453’te fethedildi. Fethin sonuçları şunlardır;
 II. Mehmet Fatih unvanını aldı.
 İstanbul başkent yapıldı.
 Ortaçağ kapandı Yeniçağ başladı.
 İpek yolu ve boğazlar Osmanlı’nın denetimine girdi. Bunun üzerine Avrupalı devletler İspanya ve Portekiz’in
önderliğinde 1492 yılında Coğrafi Keşifler başladı.
 Ateşli silahların surları yıkabileceğinin anlaşılması üzerine feodalite rejiminin sonuna gelindi.
 Osmanlı’nın kuruluş dönemi sona erdi yükselme dönemi başladı.
 İstanbul’dan kaçan bilginler İtalya’ya giderek Rönesans’ın başlamasına neden oldular.
Fatih döneminde ilk defa Osmanlı-Memlük ilişkileri Hicaz suyolları probleminden dolayı bozulmuştur.
Bu dönemde Venedik ile yapılan savaş sonucu 1479 yılında ilk defa Osmanlı devleti kapitülasyon vermiştir.
ANADOLU’DA;
 Candaroğulları’ndan Sinop ve Samsun,
 Karamanoğulları’ndan Konya ve Karaman,
 Trabzon –Rum İmparatorluğu’na son verildi.
 Cenevizliler’den Amasra alındı.
 1473 Otlukbeli Savaşı’yla Akkoyunlular’dan Doğu Anadolu alındı.
 BALKANLAR’DA;
 Sırbistan (Belgrat hariç)
 Arnavutluk
 Bosna-hersek

 Eflak(Romanya)
 Boğdan (Moldova)
 Mora yarımadası
 EGE ADALARI
 Ege adaları
 Yunan adaları
 Bozcada
 Gökçeada
 Kırım alındı (Karadeniz Türk gölü haline geldi.)
 Rodos kuşatıldı fakat alınamadı.
Not: Bizans’tan kaçan şehzadeler Mora Yarımadası ve Trabzon Rum İmparatorluğu’na gitmişlerdir. Fatih’in bu iki
yeri fethetmesi Bizans’ın tekrar dirilme umutlarını sona erdirmiştir.
Not: Kanuni Belgrat, Rodos ve Akdeniz’i alarak fatihi tamamlayacak.
FATİH DÖNEMİ DİĞER GELİŞMELER
 Topkapı sarayı yapıldı.
 İlk defa altın para basıldı.(Sikke-i hasene)
 İlk defa İstanbul’da medrese açıldı (Sahnı Seman Medresesi (ilahiyat fakültesi)
 Sancağa çıkma usulü yasalaştı.
 Cülus bahşişi vermek gelenekselleşti.
 İltizam sistemiyle müsadere usulü ilk defa uygulandı.
 Kanunname-i Ali Osmani yani örfi hukuk kuralları yazılı hale getirildi.(Padişahın mutlak otoritesi için kardeş
katlini getirmiştir.)
 Enderun faaliyete geçti.
 Veraset sisteminde değişikler yapılarak kardeşine karşı önlem alabilirsin hükmü eklendi.
 Fatihle beraber divana sadrazamlar başkanlık etmeye başladı.
II.BEYAZIT DÖNEMİ
II. Beyazıt taht kavgasına giriştiği cemi mağlup etti. Bunun üzerine Cem önce Karamanoğulları’na (bunun
üzerine Beyazıt Karamanoğulları’na tamamen son verdi.) sonra sırasıyla Dulkadiroğulları, Memlükler (bunun
üzerine Memlükler ile altı yıl savaşıldı ancak bir sonuç alınmadı.) oradan da Rodos Şövalyeleri’ne ve en sonunda
Papa’ya teslim edildi. Böylece Osmanlı tarihinde ilk defa bir iç sorun bir dış sorun haline geldi. Yine bu dönemde
Antalya’da çıkan Şah kulu isyanı bastırıldı. Beyazıt dönemine yükselmenin içinde duraklama dönemi denir.
YAVUZ SULTAN SELİM
 1514- Safeviler’e karşı Çaldıran Zaferi ile Doğu Anadolu’daki Şii tehlikesi önlenmiştir.
 1515- Turnadağ Savaşı’yla Dulkadiroğulları beyliğine son verilerek Anadolu Türk siyasi birliği kesin olarak
sağlandı.
 1516- Mercidabık Savaşı’yla Memlükler mağlup edilerek Suriye ele geçirildi.
 1517- Ridaniye Savaşı’yla Memlükler Devleti’ne tamamen son verildi.Ridaniye Savaşı’nın sonuçları ise
şunlardır;
 Halifelik Osmanlı’ya geçti. Böylece teokratik yönetim güçlendi.
 Kutsal emanetler Topkapı Sarayı’na nakledildi.
 Baharat yolu Osmanlı Devleti’nin eline geçti.
 Mısır hazinesi, İstanbul’a getirildi. Bunun üzerine Yavuz “ Kim benden sonra benim kadar hazineyi
doldurursa hazine kapıları onun mührüyle, dolduramazsa benim mührümle mühürlenmeye devam
edecek.” Vasiyetini yazmıştır.
Not: Yavuz Sultan Selim Ridaniye Savaşı’nı yaparken Avrupa’da yaşanan eş gelişme Reform’dur.

Not: İlk defa Celali İsyanı Yavuz Sultan Selim zamanında ekonomik nedenlerden dolayı çıkmıştır. Celali isyanını
ilk başlatan Bozoklu Celal’dir. İlk olarak Tokat’ta çıkmıştır.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN
Tahta çıktığı ilk günlerde Baba Zünnun, Kalenderoğlu ve Ahmet Paşa gibi isyanları bastırdıktan sonra 1521 de
Belgratı 1526’da Mohaç Meydan Muharebesiyle (2 saatte kazanıldı) Avusturya nın elindeki Macaristan’ı aldı.
1529 da ise ilk defa Viyana kuşatıldı ancak olumsuz kış şartlarından dolayı ordu İstanbul’a geri döndü.
Avusturya’nın Osmanlı’ya ait Macaristan’a saldırması sonucu Osmanlı Ferdinand’a imtiyaz veren Roma Germen
İmparatoru Şarlken’in üzerine Alman seferine çıktı. Ancak karşısına ordu çıkmadı. Bunun üzerine Şarlken’in
elindeki Fransa kralı Fransuva serbest bırakıldı. Ayrıca Avusturya ile de 1533 yılında İstanbul Antlaşması
imzalandı.
Bu antlaşmaya göre; Avusturya arşidükü Osmanlı Devleti’nde sadrazama denk sayılmıştır. Bu olay sonucunda
orta Avrupa’nın siyasi üstünlüğü Osmanlı Devleti’nin eline geçmiştir.1535 yılında ise Akdeniz ticaretini
canlandırmak ve Fransa’yı Avrupa Hristiyan birliğinden koparmak için Kapitülasyon Antlaşması imzalandı.
1555 yılında ise İran’la ilk defa Amasya Antlaşması imzaladı. Kanuninin son seferi ise Zigetvar’dır.
DİĞER GELİŞMELER
 Trablusgarp, Tunus, Cezayir ve Fas fethedilerek Kuzey Afrika’nın fethi tamamlandı. Osmanlı’nın Kuzey
Afrika’daki egemenliğini pekiştiren olay ise 1560 yılında Haçlılarla yapılan Cerbe Deniz Savaşı’nın
kazanılmasıdır. Sakız ve Rodos fethedildi.
 Akdeniz’i bir Türk Gölü haline getiren savaş ise Preveze Deniz Savaşı’dır. Barbaros Hayrettin Paşa’nın Andre
Doria’ya karşı kazandığı bu savaşın yıldönümü günümüzde “donanma günü” olarak kutlanır.
 Ayrıca Kanuni döneminde Rodos alınmıştır ve Hint denizine bölgedeki Müslüman Sultanların Portekizliler
karşısında yardım istemesi üzerine 4 defa sefer yapılmıştır. Bu seferlere Piri Reis ve Seydi Ali Reis’de
katılmıştır. Piri Reis başarısız olmasından dolayı idam edilmiştir. Seydi Ali Reis ise Seferlerde gördüklerini
“Mirat’ül Memalik” adlı eserinde toplamıştır.
Seferlerin başarısız olmasının nedenleri şunlardır;
 Gücerat sultanlarının bize yardım yardım etmemesi
 Seferlere gereken önemin verilmemesi
 Okyanusa dayanıklı gemilerimizin olmaması
SOKULLU MEHMET PAŞA DÖNEMİ
 Kanuni’nin son iki senesi II. Selim ve III. Murat döneminde sadrazamlık yapmıştır.
 Kendisinin döneminde Kıbrıs fethedilmiştir.
 Kıbrıs’ın alınmasına tepki duyan Haçlılar İnebahtı’da gemilerimizi yaktı.İnebahtı Deniz Savaşı’nda Don
Kişot’un yazarı Cervantes’in eli kopmuştur.Bunun üzerine Sokullu “ Biz sizden Kıbrıs’ı alarak kolunuzu kestik
siz ise İnebahtı’da sakalımızı kestiniz.” demiştir.Osmanlı’nın tarihte dört defa donanması yakılmıştır.Bunlar ;
1571 İnebahtı (Haçlılar)
1770 Çeşme (Ruslar)
1827 Navarin (İngiltere-Fransa-Rusya)
1853 SİNOP (RUSYA)
SOKULLU’NUN PROJELERİ;
 Don ve Volga ırmaklarını birleştirme projesi
 Ruslar’ın güneye inmesini engellemek.
 Kırımı korumak, İran’ı kontrol altında tutmak (İran savaşlarında donanmadan yararlanma)
 Karadeniz güvenliğini sağlayarak İpek yolu ticaretini canlandırma.
 Don-Volga kanal projesiyle Karadeniz ile Hazar gölü arasında bağlantı kurmak.

 Süveyş Kanalı Projesi: Kızıldeniz’i Akdeniz ile birleştirerek Baharat Yolu’na işlerlik kazandırmak.
Amaçlanmıştır.1869yılında İngiltere ve Fransa tarafından açılmıştır.
 Marmara Karadeniz Projesi: İstanbul’un güvenliğinin sağlanması için bu proje oluşturuldu. Amaç
Marmara’dan Karadeniz’e bir kanal daha açarak Marmara Denizi’ni Karadeniz’e bağlamaktı.
Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi ( XVII.yy ) (1579-1699)
 Duraklamaya Girilmesi’nin Nedenleri
 Küçük yaştaki çocukların tahta geçmesi.
 Sancak sisteminin kaldırılıp kafes sistemine geçilmesi. Bununda deneyimsiz padişahların başa geçmesine
neden olması.
 Saray kadınlarının devlet yönetimine karışması.
 Devlet içinde rüşvet ve iltimasin (torpil) artması.
 Savaşların uzaması ve ganimet gelirlerinin azalması.
 Yeniçeri Ocağı’na usulsüz asker alınması ve “Ocak devlet içindir.” anlayışının “Devlet ocak içindir.”
anlayışıyla değişmesi.(Yeniçeri Ocağı III.Murat’tan itibaren bozulmaya başlamıştır.)
 Doğal sınırlara ulaşılması (dağ,okyanus vb)
 Avrupa’nın bilimsel ve teknolojik açıdan ilerlemesi
 Coğrafi keşifler sonucu İpek ve Baharat Yolu’nun öneminin kaybetmesi.Bununda gümrük vergilerinin
azalmasına neden olması.
 Medreselerden pozitif bilimlerin çıkarılması
 Beşik ulemalığı sisteminin getirilmesi.(Hocanın oğlu hocadır anlayışı)
 Tımar sisteminin bozulması
 Kapitülasyonların olumsuz etkilerinin görülmeye başlanması
DURAKLAMA DÖNEMİ SİYASİ OLAYLARI
 1590-İran ile yapılan Ferhat Paşa Antlaşması’yla Osmanlı doğuda en geniş sınırlara ulaşmıştır.
 1606-Avusturya ile yapılan Zitvatorok Antlaşması’yla Orta Avrupa’nın siyasi üstünlüğü elimizden çıktı.
 1639-İran ile yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşması’yla Günümüz Türkiye-İran sınırı hemen hemen belli oldu.
 1645-Venedik’in elindeki Girit Adası kuşatıldı.
 1669-Girit yirmi dört senelik bir kuşatma sonucunda fethedildi.
 1672-Lehistan ile yapılan Bucaş Antlaşması’yla Osmanlı batıdaki en geniş sınırlara ulaşmıştır.
 1683-99:Viyana ikinci kez kuşatılmıştır. Ancak Avusturya Osmanlı’yı mağlub edince diğer Hristiyan devletler
Avusturya’nın çağrısı üzerine Kutsal ittifak’ı oluşturdu. (Malta, Rusya, Lehistan, Venedik, Avusturya)
 1699-Osmanlı Devleti ile kutsal ittifak devletleri arasında ( Rusya Hariç) Karlofça Antlaşması imzalandı.
Osmanlı devleti batıda ilk kez toprak kaybetti.
 1700- Karlofça’nın devamı sayılan İstanbul Antlaşması ise Rusya ile imzalandı. Böylece Ruslar Karadeniz’e ilk
defa inme fırsatı elde etti.
17.yy ISLAHATLARININ GENEL ÖZELLİKLERİ
 Avrupa örnek alınmamıştır.
 Kişilere bağlı kalmış ve devlet politikası haline getirilememiştir.
 Islahatlara saray, ulema (din adamları) ve yeniçeri (askerler)karşı çıkmıştır.
 Baskı ve şiddet yoluyla benimsetilmek istenmiştir.
 Islahatçıların şifresi “TOKMAK”tır.
 Islahatlar kalıcı olmamıştır.
17.yy ISLAHATÇILARI VE ISLAHATLARI (TOKMAK ) ( Bu sıralama kronolojik bir sıralama değildir.)
TARHUNCU AHMET PAŞA
 İlk modern bütçeyi yaptı. Gelir ve gideri eşitledi. Sarayın masraflarını kıstı.
 Devletin alacaklarını kişi ve kurumlardan tahsil etti.

 II.OSMAN(GENÇ OSMAN)
 Osmanlı devletinde ilk ıslahat yapan padişahtır.
 Saray dışından evlendi. Başkenti İstanbul dışına (Yozgata) taşımayı düşündü.
 Şeyhülislamın yetkisi kıstı.
 Yeniçeri Ocağı’nı kaldırmayı düşündü.(Hotin seferi sonrası yeniçerilerin disiplinsiz davranışları sebebiyle)
 KUYUCU MURAT PAŞA
 Merkezi otoriteyi sağladı.
 Celali isyanlarını bastırdı.
 IV.MURAT
 Saray kadınlarını devlet yönetiminden uzaklaştırdı.
 Yeniçeriyi disiplin altına aldı.
 Kahvehaneleri yasakladı. (İlk kahvehane kanuni s.s zamanında İstanbul’da açıldı)
 İçki ve tütün içme yasağı getirdi.
 Gece sokağa çıkma yasağı getirdi.
 Koçi bey risalesi ve Katip Çelebi risalesi IV.Murat’a sunuldu :Rüşvetin kökünün kazınılması,halka adil
davranılması,kanunu kadimin ihyasını içeriyordu.
 I.AHMET
 Ekber (büyük evlat) ve Erşet (en akıllı) sistemini getirdi.
 Osmanlı’da taht kavgaları tamamen sona erdi.
 KÖPRÜLÜLER
 Köprülü Mehmet Paşa, Osmanlı sadrazamı olarak (saraya şartlar sürerek oldu)başa geçti.
 Maliyeyi düzenledi.
 Yeniçeri Ocağı’nı disiplin altına aldı.
 Çanakkale Boğazı’nı Venedik ablukasından kurtardı.
 Köprülü Fazıl Ahmet paşa
 Amcazade Hüseyin
 Merzifonlu Kara Mustafa Paşa
 Duraklama’nın içinde yükselme dönemini yaşattılar.
17.yy İSYANLARI
 İSTANBUL (MERKEZ, YENİÇERİ) İSYANLARI
NEDENLERİ :
 Merkezi otoritenin bozulması
 Ocak devlet içindir anlayışının değişmesi
 Ulufe maaşları ile cülus bahşişinin geç veya eksik ödenmesi
SONUÇLARI:
 Vakayı vakvakiye (Çınar olayı) IV Mehmet zamanında 30’a yakın devlet adamı öldürüldü.
 Genç Osman öldürüldü.
 İstanbul’da can ve mal güvenliği kalmadı.
 ANADOLU (CELALİ) İSYANLARI
NEDENLERİ:
 Merkezi otoritenin bozulması (tımarın iltizama verilmesi)
 Tımar sisteminin bozulması
 Köylünün ağır vergileri ödeyememesi
 Savaşların tımar topraklarında yapılması
 GÜRCİ NEBİ, KALENDEROĞLU, CANBOLATOĞLU, TAVİL AHMET
SONUÇLARI:
 Anadolu’da can ve mal güvenliği kalmadı.
 Köyden kente göçler arttı.
 Üretim ve vergi gelirleri azaldı.

 Boşalan köylere eşkıyalar yerleşti.
 EYALET İSYANLARI:
 Merkezi otoritenin bozulması
 Osmanlı devleti idarecilerinin halk kötü davranması
Not: Bu dönemde (17.yy) çıkan isyanları 19.yy da çıkan “Ulusçuluk “isyanları ile karıştırılmamalıdır. Bu yy.da
çıkan isyanlar da bağımsız devlet kurma fikri bulunmamaktadır.
18.yy da OSMANLI DEVLETİ GERİLEME DÖNEMİ
 1711-PRUT ANTLAŞMASI (OSM-RUSYA):Osmanlı karlofça ve İstanbul Antlaşması ile kaybettiği toprakları
geri ama umudu doğdu
 1715-1718 PETERVARADİN SAVAŞI (OSM-AVUSTURYA):Avusturya kazandı
 1718-PASAROFÇA ANTLAŞMASI (OSM-AVUSTURYA)Batının üstünlüğünü kabul etti. Lale devrine girildi,
kaybettiği toprakları geri alma umudu son buldu
 1736-1739 BELGRAT SAVAŞI (OSM-RUSYA/AVUSTURYA):I.Mahmut’un yaptığı askeri ıslahatlar bu savaşta
faydalı oldu. Belgrat Osmanlının oldu, Rusya artık Karadeniz’de ticaret ve savaş gemisi bulundurmayacaktı.
Osmanlı’nın batıda imzaladığı son kazançlı antlaşmadır.
 1740 ; Antlaşmaya arabuluculuk yapan Fransa ya verilen kapitülasyonlar sürekli hale getirildi.
 1746-KERDEN ANTLAŞMASI (OSM-İRAN):Son Osmanlı İran antlaşması
 1768/1774 –OSM-RUS SAVAŞI: Ruslar kazandı, Savaş sırasında Osmanlının donanması Çeşmede yakıldı.
 1774-KÜÇÜK KAYNARCA ANTLAŞMASI (OSM-RUSYA):
Antlaşmanın Maddeleri:
 Kırım bağımsız olacak (Tamamı Türk ve Müslüman olan bir toprak parçası kaybedildi.)
 Kırım halkı dini açıdan halifeye bağlı kalmaya devam edecek(halifelik ilk defa siyasi bir güç olarak
kullanıldı
 Osmanlı Rusya’ya ilk defa savaş tazminatı ödeyecek.
 Rusya İstanbul’da elçi bulundurabilecek.(Osmanlı Devleti’nin politikasını yakından takip etme fırsatı
elde etmiştir.)
 Rusya Balkanlar’da veya istediği bir yerde konsolosluk açabilecek (Panslavizm politikası Osmanlı
toprakları üzerinde daha etkili olmaya başlamıştır.
 Ortodoksların koruyuculuğu Ruslara geçecektir.(olmayan madde olmuş gibi)
 Osmanlı devleti Azak Kalesi’ni Rusya’ya verecek ve Karadeniz tersanelerinde gemi yapamayacak
(Karadeniz’deki Türk egemenliği sona erdi)
 1779- AYNALI KAVAK TEHKİHNAMESİ (SÖZLEME) OSM-RUSYA :Kırım özerk hale geldi içişlerinde serbest
dışişlerinde rusyaya bağlı oldu
 1787-1792 –OSM-RUSYA+AVUSTURYA:Kırımı geri alabilmek için hem rusyaya hemde Avusturya ile
savaştıkçsavaş sırasında eş gelişme olarak Fransız İhtilai çıktı.Bu ihtilalden etkinenen Avusturya 1791 yılında
Osmanlıyla ZİŞTAVİ ANTLAŞMASIimzalayarak savaştan çekildi.Yalnız kalan Rusyayla da 1792 yılın YAŞ
ANTLAŞMASI imzalandı.Osmanlı Yaş antlaşması ile Kırımın Rusyaya ait olduğunu kabul etti
 1801-EL ARİŞ ANTLAŞMASI:Napolyonun mısırı işgal etmesi üzerine Osmanlı devleti Nizam-ı Cedid ordusunu
Cezzar Ahmet Paşa komutanlığında Mısara gönderdi.AKKA KALESİ nde Cezzar Nopolyon u yendi.Osmanlı
tarihinde ilk defa İngiltereden yardım isteyerek denge politikasını uygulamıştır.Fransa ile EL –ARİŞ
ANTLAŞMASI imzalanarak Fransa Mısırdan çekildi
18 yy ISLAHATLARI
GENEL ÖZELLİKLERİ
 Avrupa örnek alınmıştır.
 Batıdan teknik uzmanlar getirildi.
 17.yy a göre daha kalıcıdır.
 Saray, ulema ve asker ıslahatlara karşı çıkmıştır.

 Hukuk ve eğitim hariç her alanda ıslahat yapılmıştır.
 Islahatçıların şifresi 31313 tür.
 3.AHMET (LALE DEVRİ)
LALE DEVRİ’NİN ÖZELLİKLERİ:
 Hiç askeri ıslahat yapılmamıştır.
 Sadrazamı Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’dır.
 Minyatürcüsü “Levni” şairi “Nedim”dir.
 1718 Pasarofça Antlaşması’yla başladı.
 1730 Patrona Halil İsyanı’yla sone erdi.
ISLAHATLAR
 Batıdan ilk defa matbaa getirildi (İBRAHİM MÜTERFERRİKA VE SAİT EFENDİ getirdi. özel bir matbaadır.Bu ilk
Türk matbaasında dini eserlerin basımı yasaktır. (hattatlar ve kitap çoğaltma işi yapan müstensihler işsiz
kalmasın diye)Yalova’da matbaanın kağıt ihtiyacını karşılamak için kağıt fabrikası açıldı.ilk eser Vankulu
Lügatı’dır.
 Avrupa’ya ilk defa geçici elçilikler açıldı (Paris’e atanan ilk elçimiz 28.Mehmet Çelebi Pariste gördüklerini
Sefaretname (batıya açılan pencere)adlı eserinde toplamıştır.Viyana ,Varşova,Moskova)
 Tulumbacılar ocağı (itfaiye)kuruldu.
 Yalova’da kağıt fabrikası açıldı.
 İran’dan çiçek aşısı getirildi.
 Tercüme odaları kuruldu.
 Barok,Rokıkı ve Gotik tarzı mimari üslup benimsendi.Batı tarzında yapılan ilk eser 3.AHMET ÇEŞMESİ dir
 1.MAHMUT
 Batıdan teknik uzmanlar getirdi CONTE DE BANNEVAL (Müslüman olup HUMBARACI AHMET PAŞA oldu)
 Hendeshane kuruldu (mühendis okulu)(batı tarzında açılan ilk kurum)
 İlk defa yurt içinde Kütüphane açıldı
 3.MUSTAFA
 Mühendishane –i Bahri hümayun açıldı (deniz subay okulu)
 Sürat topçuları kuruldu (baren de tott kurdu)
 İlk defa ermeni ve Yahudilerden borç para alındı (kpssesam senedi adı verilen bu borçlanma kağıtları
ileride kağıt paraya geçişin ilk adımı sayılır)(galata bankerleri:azınlıkların zenginleri)
 1.ABDÜLHAMİT
 İstihkam okulunu açtı (köprü yol yaparlar)
 Cülus bahşişi verme geleneğini kaldırdı
 Yeniçeri sayımı yaptı
 Ulufe alım satımı yasakladı(başkasının yerine askerlik)
 3.SELİM
ÖZELLİKLERİ
 Yaptığı tüm ıslahatlara “NİZAMI CEDİT” denir
 Islahatlarda fransayı örnek almıştır
 Meşveret meclislerini kurdurarak yapılacak olan ıslahatları belirlemiştir.Bu mecliste bulunanlar 3. Selime
“lahiyalar” (raporlar) sunmuştur
 Osmanlı devletinde ilk radikal yönde ıslahat yapan padişahtır
 Kabakçı Mustafa Paşa isyanıyla sona ermiştir
ISLAHATLAR:
 NİZAM-I CEDİT adında ordu kurulmuştur .Bu ordunun masraflarının karşılanması için “irad-ı cedit”hazinesini
kurdurdu.Halk bu ıslahata tepki göstermiştir
 Mühendis Hane-i Berri Hümayun kuruldu (Kara subay okulu) sadeve askeri okullarda okutulması amacıyla
FRANSIZCA Osmanlı devletinin ilk resmi yabancı dili olmuştur
 İlk defa kalıcı elçilik açılmıştır.LONDRA da elçimiz YUSUF AGAH EFENDİ dir.

 Şeyhül İslamın yetkileri kısıtlanmıştır
 Levent ve Selİmiye kışlası yapılmıştır.
 İlk devlet matbaası açılmıştır (MATBAAYI AMİRE)
 Yerli malı kullanılması özendirilmiştir.

XIX. YY. ISLAHATLARI

A) II. MAHMUT ISLAHATLARI
1) Sened-i ittifak (1808) : II. Mahmut ve Ayanlar arasında, ayanların varlığı resmileşti.
İlk defa padişahın yetkileri sınırlandırıldı. Osmanlı Devleti’nde ilk demokratikleşme hareketidir.

2) Askeri alanda Yapılan Yenilikler;

1) Sekban-ı Cedid Ocağı kuruldu.
2) Eşkinci Ocağı kuruldu.
3) Yeniçeri ocağı kaldırıldı yerine Asakar-i Mansure-i Muhammediye ordusu kuruldu. Bu ordunun asker
ihtiyacının karşılanması amacıyla da Mektebi Funün-u Harbiye kuruldu.
 Tarihte yeniçeri ocağının kaldırılmasına Vakayi Hayriye denir.
4) Askeri amaçlı ilk nüfus sayımı yapıldı.
5) Mekteb-i Tıbbiye ( Tıbbiyeyi Şahane ) ve Mekteb-i Hayriye kuruldu.
6) Mızıkayı hümayun kurularak Mehteran kaldırıldı.(İtalyan Donizetti önderliğinde açılmıştır.)
7) Tımar sisteminin kaldırılmasıyla köy-kasabaların korunması için Redif Birlikleri kuruldu.
8) Askerlik işlerinin düzelmesi amacıyla Dar-ı Şura-yı Askeri kurulmuştur.
3) Yönetim Alanında Yapılan Yenilikler;

1) Müsadere usulü memurların üzerinden kaldırıldı.
2) Kanun, tüzük, yönetmelik çıkarılması için Meclis-i Valay-ı Ahkâm-ı Adliye kuruldu.
3) Memurların terfi işlemleri için Dar-ı Şurayı Babıâli kuruldu.
4) Tımar sistemi kaldırıldı.
5) Memurlar maaşa bağlandı, eyaletlere Müşir ve köylere muhtar atandı. Ayanlıklar ortadan kaldırıldı.
6) Posta teşkilatı kuruldu.
7) Takvim-i vekayi adında ilk resmi gazete çıkarıldı.
8) Enderun mektebi kaldırıldı yerine Mekteb-i Maarifi Adliye açıldı.
9) Memura ceket, fes, pantolon giyme zorunluluğu getirildi.
10) II. Mahmut devlet dairelerine portresini astırdı.(Tasvir-i Hümayun )
11) Pasaport uygulamasına geçildi.
12) İstanbul’ a vize uygulaması başlatıldı. ( Mürur tezkeresi )
13) Divan-ı hümayun kaldırıldı yerine Heyet-i vükela kuruldu.
Divan-ı hümayun Heyet-i vükela
Sadrazam Başvekâlet
Nişancı Dâhiliye Nazırlığı
Defterdar Maliye Nazırlığı
Reisül küttap Hariciye Nazırlığı
Kazasker Nezaret-i adevi (Adalet Bakanlığı) — Meclis-i Maarifi Umumiye Nezareti (MEB)
Şeyhülislam Babı meşihat dairesi

4) Eğitim, Sağlık, Kültür alanında Yapılan Yenilikler;

1) Avrupa’ya eğitim amaçlı ilk defa öğrenci gönderildi.
2) Karantina servisi uygulandı.
3) İstanbul’da ilköğretim zorunlu hale geldi.
4) Rüştiye (Ortaokul) ve Mekteb-i Ulum-u Edebiye (Orta dereceli okullar) açıldı.

5) Ekonomi alanında;

Bu dönemde Mısır sorununun çözümü için İngiltere ile Balta Limanı Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile
yabancıların ödemiş oldukları gümrük vergisi %15’den %3’e, yerli tüccarların ödemiş oldukları gümrük vergisi
%5’den %12’ye çıkarıldı. Ayrıca yabancıların ödemiş olduğu iç gümrük vergisi de kaldırılmıştır. Bu antlaşma
Sonucunda Lonca Teşkilatı iflas etti, yerli üretici battı, Osmanlı ekonomisi dışa bağımlı hale geldi. II. Mahmut bu
duruma önlem almak için;
1) Yerli malların kullanılmasını zorunlu hale getirdi.
2) Memurun giydiği fes için Çuha fabrikası açtı.

B) TANZİMAT FERMANI (1839)

İlan Edilme Nedenleri;
 Mısır Sorunu’nun çözümünde Avrupalı devletlerin desteğini almak.
 Fransız İhtilali’nden yayılan Ulusçuluk akımının etkisini azaltmak.
 Gayrimüslimlerin haklarını artırarak devlete bağlılıklarını artırmak ve devletin parçalanmasını engellemek.
Bu ferman ile olarak II. Mahmut döneminde hazırlanmıştır. Sultan Abdülmecit zamanında ise Osmanlıcılık
politikası doğrultusunda Mustafa Reşit Paşa tarafından hazırlanıp Gülhane Parkı’nda okunmuştur.
Fermanın maddeleri;
 Herkesin can, mal ve ırz güvenliği korunacak.
 Herkes mal ve mülk sahibi olacak.
 Herkesin gelirine göre vergi alınacak.
 Askerlik vatan hizmetine dönüştürülecek.(Yani herkes askere gidecek.)
 Mahkemeler açık olacak ve kimse yargılanmadan cezalandırılmayacak.
Fermanın önemi
 Anayasacılığa geçişin ilk belgesidir.
 Hukukun üstünlüğü benimsenmiştir.

C) ISLAHAT FERMANI (1856)

İlan edilme nedenleri;
 Tanzimat fermanının ilan edilme nedeniyle aynıdır.
 Paris Barış Konferansı kararlarında etkili olmak için ilan edilmiştir.
 İngiltere ve Fransa’nın dış baskıları sonucu hazırlanmıştır.
Fermanın maddeleri;
 Gayrimüslimi küçük düşürücü sözler söylenmeyecek.
 Gayrimüslimler, banka, şirket, okul açabilecek.
 Gayrimüslimler bir kereliğine mahsus olmak üzere nakit bedel ödeyerek askerlikten muaf tutulacak.
 Cizye vergisi kaldırılacak.
 İltizam usulü kaldırılacak.(Devlet vergiyi Muhassılllar aracılığıyla toplanmaya başlanmıştır.)
 Gayrimüslimler devlet memuru olabilecek.
 Gayrimüslimler il genel meclislerine üye olabilecek.(Kazandıkları ilk siyasi haktır.)
D) Tanzimat Dönemi Yenilikleri (1839-1876)

Bu dönemde iki tane padişahın (Sultan Abdülmecit, Sultan Abdülaziz) yaptığı yenilikler şunlardır;
 Meclis-i Ahkâm-ı Adliye kuruldu.
 Meclis-i Ali Tanzimat kuruldu. (İkisi 1861’ de birleşti. Kanun-yönetmelik-tüzük çıkarır.)
 Divan-ı Ahkâm Adliye kuruldu.(Yargıtay)
 Şurayı Devlet (Danıştay) (Fransa’daki Conseil d’etat yapısından örnek alınmıştır.)

 1840-1867-1871 Vilayet Nizamnamesi yayınlandı.(Eyalet.-Liva -Kaza-Nahiye-Köy)
 1869 Maarif Nizamnamesi ile öğretim kurumları İptidai-Rüştiye-İdadi-Darülfünun şeklinde düzenlendi.
 Encümen-i Daniş kuruldu.(Talim Terbiye Kurulu’nda ünlü tarihçi Hammer ve İngiliz Redhouse yer almıştır.)
 Meclis-i Maarif-i Umumiye Nezareti kuruldu.(MEB)
 Galatasaray Sultanisi ve Darülfünun açıldı.
 Darülmuallimin (erkek) ve Darülmuallimat (kız) öğretmen okulu açıldı.
 Mecelle yayınlanmaya başladı.(1868)
 Posta pulu basıldı.
 Vapur işlerinin düzenlenmesi amacıyla Şirket-i Hayriye kuruldu.
 İlk defa demir yolu yapıldı.(Aydın-İzmir arası)
 İlk defa dergi çıkarıldı.(Vekayi Tıbbiye)
 İlk kadın dergisi çıkarıldı.(Terakki muhaderat – İlk Türk kadın yazar Fatma Aliye Hanım’dır.)
 İlk defa Miladi takvim kullanan gazete olarak Sabah yayınlanmaya başlandı.
 İlk defa özel gazete çıkarıldı.(Tercüman-ı ahval–Şinasi ve Agâh efendi tarafından çıkarılmıştır.)
 İlk mizah dergisi çıkarıldı.(Diyojen-Teodor Kasap tarafından çıkarılmıştır.)
 İlk hukuk gazetesi çıkarıldı.(Ceride-i mahakim. Modern hukuka geçişin ilk aşaması sayılmıştır.)
 İlk defa dış borç alındı.(İlk dış borcu İngiltere’den Kırım Savaşı sırasında alınmıştır.)
 İlk defa yabancı sermayeli banka açıldı.(Bank-ı Osmani-İngiliz-Para basmaya yetkili bankadır.)
 Ziraat bankası 1863’te Memleket Sandıkları adıyla açıldı.
 İlk defa bir padişah yurtdışına çıktı. Sultan Abdülaziz’in yurt dışına çıkma nedenleri;
1) Borç para bulabilmek.
2) Osmanlı’nın içinde yaşayan Hristiyanlara padişahın nasıl saygı duyulduğunu göstermek.
3) Rusya’nın planlarını anlatmak.

E) I.MEŞRUTİYET (1876)
 Genç Osmanlıların baskısıyla, II. Abdülhamit tarafından ilan edildi.
 Halk yönetime katıldı.
 Padişahın atadığı Ayan ve halkın seçtiği Mebusan Meclisi oluştu.
Türk tarihinin ilk yazılı anayasası olan Kanuni Esasi ilan edildi. Bu anayasanın maddeleri ise şunlardır;
 Osmanlı Devleti, Osmanoğulları sülalesinden gelen en büyük erkek evlat tarafından yönetilir.
 Resmi dili Türkçe’dir.
 Resmi dini İslam’dır.
 Yasama yetkisi Ayan ve Mebusan Meclisi’ne aittir.
 Yürütme yetkisi Heyet-i Vükela’ya aittir.
 Sürgün ve Angarya cezasını padişah verebilir.
 Hükümet yaptığı işlerden Padişah’a karşı sorumludur.
 Padişah önüne gelen bir kanunu sınırsız veto etme hakkına sahiptir.
 Meclisi açma-kapama yetkisi Padişah’a aittir.
1877-78 Osmanlı-Rus savaşı ve Ermenilerin Mebusan meclisinde bağımsızlık isteklerini dile getirmeleri üzerine
Abdülhamit meclisleri kapattı ve Kanuni Esasi’yi de yürürlükten kaldırdı.
 1878’den 1908’e kadar ülke baskı altında yönetilmiştir. Bu döneme İstibdat Dönemi denir. Bu dönemin
yenilikleri ise şunlardır;
 Haydar Paşa tren garı yapıldı.
 Engelliler için ilk defa kurum açıldı.
 Sanayi Nefise Mektebi kuruldu.
 Berlin-Bağdat demiryolu çalışmaları başladı.(Berlin-Bosof-Bağdat demiryolu projesidir. Projenin fikir babası
II.Wilhelm’dir.)
 Ermeni isyanlarının bastırılması amacıyla Hamidiye Alayları kuruldu.
 İstihbarat Teşkilatı kuruldu. Bu teşkilata haber götürüp getirenlere Jurnal denir.
 İlk arkeoloji müzesi olan Asar-ı Atika açıldı.
 Günümüzdeki belli başlı idadiler yani liseler açıldı.Kendisine, döneminde camiden çok okul yaptırdığı için
“Maarifperver” denilmiştir.
 1881 senesinde Osmanlı Devleti, Muharrem Kararnamesi ile iflas ettiğini açıkladı. Bunun üzerine alacaklı
devletler Düyun-u Umumiye İdaresi (Genel Borçlar İdaresi) kurdular.

 1863 kurulan Memleket Sandıkları, Emniyet sandıkları ve Menafi Sandıkları ile birleşerek Ziraat Bankası’na
dönüştü.
Abdülhamit’in bu baskılarına karşı ilk adı İttihadi Osmanî, daha sonra ismini değiştirerek İttihat ve Terakki ismini
alacak olan ve Osmanlı subaylarından oluşan bu cemiyet 1908 yılında İngiltere ile Rusya arasında yapılan Reval
Görüşleri’ne tepki vermeyen Abdülhamit’e karşı Selanik ve Makedonya’da Meşrutiyet’in bir kez daha ilan
edilmesi amacıyla Selanik ve Makedonya’da isyan başlattı.
İsyanı bastıramayan Abdülhamit ikinci kez Meşrutiyet’i ilan etti. Bu seferde Meşrutiyeti istemeyenler, halkın
bir kısmı, ulema sınıfı, medrese öğrencileri ve padişaha bağlı avcı taburları Meşrutiyet’i devirmek için 13 Nisan
1909’da tarihe 31 Mart Vakası olarak geçen bu gerici ya da diğer adıyla irticacı isyanı başlattılar. Abdülhamit
isyanı bastıramayınca Selanik ve Makedonya’da İttihat ve Terakki’ye bağlı bir odu harekete geçerek İstanbul’a
kadar geldi. Bu ordunun komutanı Mahmut Şevket Paşa, Kurmay Yüzbaşı’sı ise Mustafa Kemal’di. ( Mustafa
Kemal’in tarih sahnesine çıktığı ilk olaydır.)
İsyan, Hareket Ordusu tarafından bastırıldı ve Padişah II. Abdülhamit meclis kararıyla görevinden alındı. Yerine
ise V.Mehmet Reşat getirildi. Bu olaydan yararlanan;
1) Girit, Yunanistan’a bağlandı.
2) Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti.
3) Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Bosna Hersek’i ilhak etti.
Uyarı: Osmanlı tarihinde rejime değiştirmeye yönelik çıkan ilk ve son isyan “ 31 Mart Vakası” dır.
1909 KANUN-İ ESASİ DEĞİŞİKLİKLERİ
1876’daki ilk beş madde değişikliğe uğramamıştır. Değişikliğe uğrayan maddeler ise;
6) Sürgün ve Angarya cezası kaldırılacak.
7) Hükümet yaptığı işlerden halka (yani meclise) karşı sorumlu hale gelecek.
8) Padişah önüne gelen kanunu bir kez veto etme hakkına sahiptir.
9) Padişah isteği ve Mebusan Meclisi’nin 2\3’ünün çoğunluğu ile meclis kapanabilir.
10) Herkes siyasi parti kurabilir.
II. Meşrutiyet ile kurulan partiler ise şunlardır;
 İttihat ve Terakki Fırkası
 Ahrar Fırkası
 İttihadi Muhammediye Fırkası
 Osmanlı Demokrat Fırkası
 Hürriyet ve İtilaf Fırkası
 Fedekaran-ı Millet Partisi
 Osmanlı Sosyalist Fırkası

İNKILÂP TARİHİ
Trablusgarp Savaşı
Nedenleri;
 İtalya’nın siyasi birliğini tamamlayıp sömürgecilik yarışına girmesi.
 Osmanlının bölgeyi koruyacak güçte olmaması.
 İtalya’nın bölgeye Osmanlıya göre daha yakın olması.
 Avrupalı devletlerin işgale onay vermesi.
 Trablusgarp’ın zengin hammadde yataklarına sahip olmak.
Mustafa Kemal Gazeteci Şerif Bey ismiyle Derne ve Tobruk’a gitmiştir.

Enver Paşa ise Hamdi ismiyle Bingazi’ye gidecektir.
Uşi Antlaşması (1912);
 Trablusgarp ve Bingazi İtalya’ya bırakılacak.(Osmanlının KuzeyAfrika’da toprağı kalmadı.)
 Trablusgarp halkı dini açıdan halifeye bağlı hale geldi.(Halifelik K.Kaynarca ve Uşi’de siyasi amaçlı kulanıldı.)
 Balkan Savaşı sonuna kadar 12 Ada İtalya’ya bırakılacak.
 Kapitülasyonların kaldırılması için İtalya Osmanlıya yardım edecek.
I.BALKAN SAVAŞI
Savaşa katılan devletler; Yunanistan, Bulgaristan, Sırbistan ve Karadağ ’dır. (Savaşı başlatan devlettir.)
Bu devletlerin arkasında ise Rusya vardır. Savaşta en etkili devlet ise Bulgaristan’dır. Bulgar orduları aramızda
sınır olan Meriç nehrini aşarak İstanbul’a kadar gelince İngiltere araya girerek Bulgaristan ile Osmanlı arasında
Londra Antlaşması imzalandı. Buna göre Osmanlı ile Bulgaristan sınırı Midye Enez hattı oldu. Osmanlı bu
hattın batısını kaybetti.
Savaşın kaybedilme nedenleri;
 65 bin askerin savaş öncesi terhis edilmesi
 4 cephede birden savaşılması
 Ordunun içine siyasetin girmesi (Savaşın kaybedilmesinin en önemli nedenidir.)
Savaşın sonuçları;
 En karlı çıkan devlet Bulgaristan oldu.Buda II.Balkan Savaşı’na neden olmuştur.
 Günümüze kadar gelen Batı Trakya Azınlık Sorunu başlamıştır.
 Arnavutluk savaş sırasında bağımsızlığını ilan etmiştir.(Balkanlar’da kaybedilen en son toprak parçasıdır.)
 Osmanlıcılık önemini yitirmiş Türkçülük fikir akımı önem kazanmıştır.
 Yenilgiden hükümeti sorumlu tutan İttihat Terakki Babı Ali Baskını’nı yaparak hükümeti ele geçirmiştir.
 Selanik, Makedonya, Ege adaları, Doğu Trakya, Batı Trakya ve Arnavutluk kaybedilmiştir.(Böylece Osmanlının
Balkanlar’da toprağı kalmamıştır.)
II. BALKAN SAVAŞI
I.Balkan savaşında karlı çıkan Bulgaristan’a karşı Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan aralarına Romanya’yı
da alıp Bulgaristan’a saldırdı. Osmanlı da bu savaştan istifade edip Doğu Trakya’yı Bulgaristan’ın elinden geri
aldı. Bulgaristan ile Balkan ülkeleri arasında Bükreş Antlaşması imzalanırken, Osmanlı Devleti Bulgaristan’la
İstanbul, Yunanistan’la Atina, Sırbistan’la da hiçbir toprak bağlantısı olmadığı halde arada bulunan Türklerin
haklarını korumak ( taşınmaz Mallar) için İstanbul Antlaşması imzalandı.
 Bulgaristan bu toprak kayıplarının telafisi için I.Dünya Savaşı’na katılacaktır.
 Bu savaşta Edirne Fatihi unvanını Enver Paşa alırken, Hamidiye Kahramanı unvanını ise Rauf Orbay almıştır.
 Bu savaşta Doğu Trakya’nın geri alınmasında Mustafa Kemal’in de etkisi olmuştur.
I.DÜNYA SAVAŞI(1914-1918)
Savaşın nedenleri;
 Fransız İhtilali’nden yayılan Ulusçuluk akımı.
 Rusya ile Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun Balkanlar’da nüfuz elde etmek istemesi.
 Sanayileşmiş devletlerin Hammadde ve pazar arayışı.
 Rusya’nın Panslavizm ve sıcak denizlere inme politikası.
 Almanya ve Fransa arasındaki Alsas Loren sorunu.
 Ülkeler arası bloklaşma ve silahlanma yarışı
 Almanya veİtalya’nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışına girmeleri.
 Avusturya-Macaristan veliahdı Ferdinand’ın bir Sırplı tarafından öldürülmesi.
Bloklar;
Anlaşma (İtilaf): İngiltere, Fransa, Ç.Rusya..Daha sonra ise ABD,( Savaşın süresini kısaltan, Yunanistan (son
katılan) Japonya,(ilk çekilen) İtalya (taraf değiştiren)
Bağdaşma(İttifak): Almanya, İtalya, Avusturya-Macaristan, sonradan Osmanlı, Bulgaristan
Almanya’nın Osmanlı’yı yanında savaşa sokma nedenleri;
 Yeni cepheler açılmasını sağlayarak kendi savaş yükünü azaltmak.

 Osmanlı’nın jeopolitik gücünden yararlanmak.
 Osmanlı’nın demografik gücünden faydalanmak.
 Osmanlı’nın dini gücünden yararlanmak.
Osmanlı’nın Almanya yanında savaşa girme nedenleri;
 Siyasi yalnızlıktan kurtulmak.
 İttihat ve Terakki’nin Alman hayranlığı.
 Kaybettiğimiz toprakları geri almak.
 Almanların Türk ve Müslüman bir sömürgeye sahip olmaması.
Osmanlının savaşa girmesinin sonuçları;
 Kutsal cihat ilan edildi.(İlan eden Osmanlı Padişahı Sultan V.Mehmet Reşat’‘tır.)
 Boğazlar kapatıldı ve kapitülasyonlar tek taraflı olarak kaldırıldı.
 Yeni cepheler açıldı ve Almanya’nın savaş yükü hafifledi.
 Savaşın süresi uzadı.
CEPHELER
TAARRUZ : Kafkasya ve Kanal cepheleri (Bizim açtığımız cephelerdir.)
SAVUNMA : Çanakkale, Suriye-Filistin, Irak ve Hicaz-Yemen cepheleridir.
YARDIM : Makedonya, Romanya, Galiçya cepheleri (iç sınırların dışında savaşıldığı cephelerdir.)
KAFKASYA CEPHESİ (taarruz)
Açılma nedenleri;
 Kars, Ardahan, Batum’u Ruslar’dan geri almak.
 Bakü petrollerine ulaşmak.
 Türk ırkı ile buluşup Turancılık (Pantürkizm) gerçekleştirmek.
1915- Halil Paşa‘nın önerilerini dinlemeyen Enver Paşa Sarıkamış Harekâtı’nı başlattı.72.000 şehit verildi.Bunun
üzerine harekete geçen Ruslar; Trabzon,Van,Bayburt,Elazığ,Bitlis,Muş ve Erzurum’u işgal etti.
1915- Ermenilerin özellikle Van‘da Müslüman katletmeleri üzerine Tehcir Kanunu çıkarıldı.
1916- Mustafa Kemal, Bitlis ve Muş ’u Ruslardan geri aldı.
1917- Ekim Devrimi ile Çarlık Rusya yıkıldı yerine Sovyet Rusya kuruldu.
1918- Sovyet Rusya ile İttifak devletleri arasında ise Brest – Litowsk Antlaşması imzalanmıştır. Sovyet Rusya işgal
ettiği topraklardan geri çekilirken 1878 Berlin Antlaşması’yla bizden aldığı Kars,Ardahan ve Batum’u
Osmanlı’ya geri verdi. (Osmanlı devleti başarısız olmasına rağmen toprak kazandığı tek cephedir.)
KANAL CEPHESİ
Almanların isteği üzerine Mısır’ı geri alabilmek için açıldı. İki kez taarruz etmemize rağmen İngiltere’nin
sömürgesiyle bağlantısını kesemedik. Burada bulunan Mısır Arapları İngilizlerin yanında yer alınca savaşı
kaybettik.(Ümmetçilik bitti.)
ÇANAKKALE CEPHESİ
Açılma nedenleri;
 Rusya’ya yardım götürmek.
 Rusya’nın buğdayından faydalanmak.
 Kararsız kalan Balkan ülkelerini kendi yanlarına çekmek.
 Osmanlı Devleti’ni yenip Osmanlı’yı savaş dışı bırakarak savaşın süresini kısaltmak.
18 Mart 1915’de Çanakkale deniz savaşlarını Nusrat Mayın Gemisi’nin ve Onbaşı Seyit’in gayretleriyle kazandık.
Bunun üzerine İtilaf Devletleri Gelibolu Yarımadası’na asker çıkaran İtilaf devletlerini ise önce Alman komutan
Limon Von Sander daha sonra ise ondan komutanlığı devralan Mustafa Kemal Kirte,Arıburnu, Conkbayırı,
Anafartalar,Zığındere , Kilitbahir , Seddülbahir ve Krevizdere mevkiilerinde mağlup etti.Mustafa Kemal bu
savaşta askerlerine “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” demiştir.
Savaşın sonuçları;
 Rusya’daki ekonomik kriz derinleşti.
 Bulgaristan İttifak Devletleri’nin yanında savaşa girdi.(Bulgaristan’ın savaşa girmesiyle Osmanlı Devleti ile
kara arasında kara bağlantısı sağlandı.)
 Mustafa Kemal’in rütbesi albaylığa yükseltildi.
 Savaşın süresi en az iki yıl uzadı.

 Mustafa Kemal Anadolu’da tanınan bir komutan oldu.
IRAK CEPHESİ
Açılma amaçları;
 Çarlık Rusya’ya karadan yardım götürmek.
 Musulve Abadan petrollerini ele geçirmek.
 Türklerin İran üzerinden Hindistan’a ulaşmasını engellemek.
Osmanlı bu cephede Kutül Amare’de ( Selman Pakt) mevkiinde İngilizleri yenip 25.00O İngiliz askerini ve
General Towsheand’ ı esir almasına rağmen ilerleyen zamanlarda savaşı kaybetti.
HİCAZ – YEMEN CEPHESİ
Kutsal toprakları korumak adına gittiğimiz bu cephede Mekke Emiri Şerif Hüseyin ile İngiltere’nin Mc Mahon
gizli anlaşmasını yaparak Arapların bağımsızlığı karşısında bölge Arapları Osmanlıya karşı savaştı. Özellikle bu
cephede İngiliz ajanı Lawrence Araplar üzerinde etkisi çok oldu.Böylelikle Ümmetçilik politikası burada da sona
erdi. Bu cephede Medine Savunması’nı yapan “Çöl Ortasında Plevne Kahramanı” unvanını alan Fahrettin
Paşa’dır.
Bu cephede esir düşen askerlerimiz ise Mısır’da bulunan Sidi Beşir Kampı’na götürülerek gözleri kör edilmiştir.
SURİYE – FİLİSTİN
Kanal Cephesi ‘nin devamıdır.Filistin İngilizler tarafından işgal edilirken Suriye cephesinde ise Mustafa Kemal
Halep’in kuzeyinde (Hatay’ın girişinde) İngilizleri durdurdu.
GİZLİ ANTLAŞMALAR
İtilaf devletleri arasında imzalanmıştır.
Savaş sırasında yapmaların nedeni, savaş sonrasında kendi aralarında yapılacak olası bir savaşı engellemektir.
Bu gizli antlaşmaları dünyaya duyuran Sovyet Rusya’dır.
Gizli anlaşmalar ise şunlardır;
 Londra, Boğazlar,Saint jean de Maurienne,Petrograd Protokolü,Mac Mahon ve Sykes Picot’dur.

MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 Ekim 1918)
Osmanlı adına Rauf Orbay İtilaf devletleri adına Amiral Caltrophe tarafından imzalanmıştır. Anlaşmanın
maddeleri;
 İtilaf devletleri güvenliklerini tehdit eden herhangi bir stratejik noktayı karışıklık çıkması durumunda işgal
edecek. (7.madde)
 Bu madde ile Anadolu işgale açık hale gelmiştir.
 Vilayet-i Sitte’de (Van, Elazığ, Sivas, Bitlis, Erzurum, Diyarbakır) bir karışıklık çıkarsa buralar işgal edilecek.(24.
Madde)
 Megali Armenia devleti yani büyük Ermenistan devletinin kurulması amaçlanmıştır.
 Osmanlı ordusu terhis edilecek, tüm silahlar ve cephaneler itilaf devletlerine teslim edilecek.
 Ülke savunmasız bırakılmak istenmiştir.
 Tüm ulaşım ve haberleşme araçları, geçitler, tüneller ve köprüler İtilaf devletlerinin denetimi altına girecek.
 Bu madde ile Türk milletinin işgaller karşısında örgütlenmesi engellenmeye çalışılmıştır.
 Osmanlı elindeki esirleri serbest bırakacak ancak İtilaf devletleri elindeki esirleri serbest bırakmayacak.
 Uluslar arası eşitlik ilkesine ters bir karar alınmıştır.
 Boğazlar İtilaf devletleri tarafından işgal edilecek.
Mondros’tan sonra başlayan işgaller;Musul (İngiltere.-ilk işgale uğrayan), Sancak (Hatay)(Fransa.-Anadolu’da ilk
işgale uğrayan)
PARİS BARIŞ KONFERANSI (18 Ocak 1819)
Yenen devletlerle yenilen devletler arasında yapılacak olan barış görüşmelerinin şartlarının belirlendiği
konferanstır. Konferansta daha önce İtalya’ya bırakılan İzmir ve çevresi İngiltere’nin desteği ile İtalya’dan
alınıpYunanistan’a bırakılmıştır. Bunun üzerine İtalya konferansı terk etmiştir. Bu durum itilaf devletleri

arasındakiilk görüş ayrılığıdır. Konferansta ayrıca ABD’nin isteğiyle Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i
Akvam)kurulmuştur.
Devletler Ateşkes Barış Konferans
Almanya Rethondes Versay Paris barış
Bulgaristan Selanik Nöyyi Paris barış
Avusturya-Macaristan Villa Gusti M\Triyanon, A\Sen Germen Paris barış
Osmanlı Mondros Sevr San Remo
İZMİR’İN İŞGALİ (15 Mayıs 1919)
İlk kurşunu burada Hasan Tahsin(Osman Nevruz Bey) atarak Batı Anadolu’da Milli Mücadele’yi başlattı.
Yunanlılar 2 gün içinde 5 bine yakın Türkü katledince İzmir’in işgali başta Havza olmak üzere tüm yurtta
protesto edildi.Ayrıca Süleyman Fethi Bey Yunan askerleri tarafından “ Yaşa Venizilos” demediği için şehit
edilmiştir.
Bunun üzerine ABD başkanı Wilson, Amiral Bristol’u bölgeye gönderdi. Bristol yaptığı incelemeler sonucunda
Türklerin işgaller karşısında haklı olduğunu, yunanlıların Türklere oranla az olduğunu belirten Amiral Brsitol
Raporu’nu yayınladı. Bu rapor Türklerin haklılığını belirten ilk uluslarası belgedir.
Ayrıca Doğu Anadolu bölgesinde de Türklerin Ermeni nüfustan fazla olduğunu belirten General Harbourd
Raporu yayınlanmıştır.

CEMİYETLER
Yararlı Cemiyetler

İzmir Müdafa-i Hukuk Cemiyeti İzmir ve çevresinde Yunan işgalini engellemek amacıyla kuruldu.
Reddi İlhak İzmir ve çevresinde Yunan işgalini engellemek amacıyla kuruldu.
Trabzon Muhafaza-i H.C Pontus Rum devletinin kurulmasını engelemek için kurulduErzurum
Kongresi’nin toplanmasında etkili oldu.
Doğu Anadolu M.H.C (Şark Vilayetleri) Ermeni devletinin kurulmasını engellemek amacıyla kuruldu.Erzurum
Kongresi’nin toplanmasında etkili oldu. Le Pays (Fransızca),Hadisat ve Albayrak gazetelerini çıkardı.
Kilikyalılar (………………..) Fransa ve Ermenileri Adana ve çevresinden çıkarmayı amaçladılar.
Milli Kongre İşgalleri basın-yayın yoluyla protesto ettiler. Dr. Esat Işık yayınladığı
raporunda ilk kez Kuva-i milliyeden bahsetti.
Trakya Paşaeli Trakya’yı Yunan işgalinden kurtarmak için kuruldu.Ayrıca Osmanlı Devleti’nin
yıkılması halinde yeni bir devlet (Trakya Cumhuriyeti) kurmayı amaçladılar.
Milli Karakol (mim-mim) İstanbul’dan Anadolu’ya silah sevkiyatı yaptı.
Anadolu Kadınları Mustafa Kemal’in isteğiyle Sivas’ta kuruldu.
Vahdet-i Milliye Tüm cemiyetlerin birleştirilmesi fikrini savundu.

Zararlı Cemiyetler

Azınlıkların kurduğu
Mavri Mira Megali ideayı gerçekleştirmek amacıyla kurulmuştur. Kardos Cemiyeti, Patrikhane,
Rum izcilik ve göçmenlik komitesi bu cemiyete destek vermiştir.
Etnik-i Eterya Mavri mira ile aynı amaç için kurulmuştur. Mondros’tan önce kurulan bir cemiyettir.
Pontus Rum Trabzon’da bir Rum devleti kurmayı amaçladı.

Hıncak ve Taşnak Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti kurmayı amaçlamıştır.
Alyans İsrailiti (Maccabi) Kudüs’de bir İsrail devleti kurmayı amaçladı.
Türklerin kurdukları
Wilson İlkeleri Kurtuluşu ABD’nin himayesine girmekte gördü. Halide Edip Adıvar en bilindik üyesidir.
İngiliz Muhipleri Kurtuluşu İngiliz himayesine girmekte gördü. Padişah Vahdettin ve Damat Ferit üyedir.
Sulh Selameti Kurtuluşu Osmanlı halifesine bağlı kalmakta gördü.
Teali İslam Kurtuluşu Osmanlı halifesine bağlı kalmakta gördü.
Kürt Teali Diyarbakır merkeze kendi devletini kurmayı amaçladılar.

KURTULUŞ SAVASI HAZIRLIK DÖNEMİ

Mustafa Kemal Mondros’un imzalandığı gün (30 Ekim 1918) Adana’da Yıldırım Grup Komutanı iken İstanbul’a
geri döndü. (Geldikleri gibi giderler lafını söyledi.)Daha sonra 9.Ordu Müfettişliği görevi ile Samsun’daki Türk-
Rum çatışmasını önlemek için 19 Mayıs’da Samsun’a doğru yola çıktı. Yaptığı incelemeler sonucunda Samsun
Raporu’nu yayınladı.
Daha sonra güvenlik gerekçesiyle Havza’ya geçti. Havza’da yayınladığı genelgede İzmir’in işgalinin her yerde
protesto edilmesini, protestolar yapılırken de azınlıklara zarar verilmemesini istedi. ( Haklı iken haksız duruma
düşmemek için) İlk protesto mitingi ise (İzmir’ in işgali )Havza’da yapıldı. Daha sonra Mustafa Kemal Amasya’ya
geçerek silah arkadaşlarıyla beraber (İsmet İnönü hariç) Amasya Genelgesi’ni yayınladılar.(Amacı Milli
Mücadeleyi kişiselleştirmekten çıkarmak ve halk desteği alabilmekti.)

AMASYA GENELGESİ
 Vatanın bütünlüğü milletin istiklali tehlikededir.
 Milli mücadelenin gerekçelerinden birisi açıklanmıştır.
 İstanbul hükümeti üzerine düşen sorumluluğu yerine getirememektedir.
 Milli mücadelenin bir başka gerekçesi açıklanmıştır.
 Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
 Milli mücadelenin amacı ve yöntemi açıklanmıştır.
 Milleti savaşa çağırdığı için genelgeye ihtilal havası katmıştır.
 Üstü kapalı da olsa ileride ulusal egemenliğe dayalı bir devlete geçileceğinin ilk ipuçları verilmiştir.
 Erzurum’da toplanacak kongreye delege gönderilecektir.
 Sivas’ta ulusal bir kongre toplanacaktır. Bu kongreye her sancaktan halkın sevdiği üç kişi katılacaktır.
 İstanbul hükümeti görevini yapmamaya devam ederse her türlü tepki ve denetimden uzak milli bir kurul
oluşturulacaktır.
 Temsil Heyeti’nin temelleri atılmıştır.
NOT: Milli Mücadele’nin programı Amasya Genelgesi ile belli olmuştur. Mustafa Kemal bu genelgeden sonra
komutanlara ve valiliklere gönderdiği telgrafta ‘ Artık İstanbul Anadolu’ya hakim değil tabi olmak zorundadır.’
demiştir.
Bu genelgeden sonra M.Kemal İstanbul’a geri dönmeyerek hem 9. Ordu müfettişliğinden hem de askerlik
mesleğinden istifa etmiştir.
ERZURUM KONGRESİ
Toplanış amacı bakımından bölgesel aldığı kararlar açısından ise ulusaldır.Mustafa Kemal ve Rauf
Orbay’ın kongreye katılabilmesi amacıyla Cevat Dursunoğlu ve Kazım Yurdalan Mustafa Kemal dokuz kişiden
oluşan başlarda sadece Doğu Anadolu’yu temsil eden ve TBMM açılana kadar görevde kalan, yasama ve
yürütme yetkilerine sahip Temsil Heyeti’ni kurmuştur.
Bu kongre toplanış amacı bakımından bölgesel, aldığı kararlar açısından ulusaldır. Alınan kararlar;

 Ulusal sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
 İlk defa ulusal sınırlardan bahsedilmiştir.
 Manda ve himaye kabul edilemez.
 Tam bağımsızlık hedeflenmiştir, ilk defa manda reddedilmiştir. Dış politikaya yönelik bir karardır.
 Kuvay-i Milliyeyi etkin, Milli İradeyi hâkim kılmak esastır.(ulusal bağımsızlık-ulusal egemenlik)
 İkisinin birlikte gerçekleşeceğini öne sürmüştür.
 Ulusal topraklarımızda gözü olmayan herhangi bir devletten yardım alınabilir.
 Bize en çok desteği Sovyet Rusya verecektir.
 Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilemez.
 Ulusal güçler Padişah ve saltanat makamını düştüğü bu durumdan kurtaracaktır.
 Ulusal egemenliğe ters bir karar olsa da saltanat yanlılarını Milli mücadeleye çekilmek istenmiştir.
 Ülke genelinde seçimler yapılarak Osmanlı Mebusan Meclisi açılacak ve hükümet bu yolla denetlenecektir.

BALIKESİR – ALAŞEHİR KONGRESİ
Hacım Muhittin Bey tarafından toplanmıştır. Saltanat yanlısıdır. Batı cephesi kurulmuştur. Hatta Yunanistan’a
karşı herhangi bir İtilaf devletinden yardım alınabileceği kararı alınmıştır. Mustafa Kemal bu kongreye
katılmamıştır. Ayrıca Celal Bayar’da Galip Hoca lakabıyla kongreleri örgütlemiştir.
NOT: Mustafa Kemal ise Afyon Kongresi’ne katılmıştır.
SİVAS KONGRESİ
Toplanış ve aldığı kararlar açısından ulusal bir kongredir. 38 delege katılmıştır.
Kongreye katılımın az olmasında;
 Milli Mücadelenin önemini kavrayamayan delegelerin kongreye katılmak istememeleri.
 Elazığ Valisi Ali Ali Galip ve Ankara Valisi Muhittin Paşa’nın kongreyi engelleme çabaları.
Kongrede tartışılan konular;
 Kongre başkanlığı
 Saltanata ve padişaha bağlılık yemini
 Manda ve himaye
Alınan Kararlar;
 Tüm yararlı cemiyetler Anadolu ve Rumeli Müdaffa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleşecektir.
o Milli Mücadele tek elden yürütülmek istenmiştir.
 Batı Cephesi Komutanlığı’na Ali Fuat Cebesoy atanmıştır.
o Temsil Heyeti ilk kez yürütme yetkisini kullanmıştır, yani hükümet gibi çalışmıştır.
 Halkın Milli mücadeleden haberdar olması için gazete çıkarılacaktır.
o İrade-i Milliye gazetesi çıkarılmıştır.
 Manda ve Himaye bir daha gündeme gelmemek üzere reddedilmiştir.
o Kesin olarak reddedilmiştir.

MİLLİ MÜCADELEDE GAZETELER
Yararlı
İrade-i Milliye İlk gazetedir.
Hâkimiyeti Milliye TBMM’nin gazetesidir.Daha sonra ismi Ulus Gazetesi olacaktır.
Minber M.Kemal ve Ali Fethi Okyar beraber çıkarmışlardır.
İleri M.Kemal’in isimsiz makalelerinin yayınlandığı gazetedir.
Akşam Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun başyazarlık yaptığı gazetedir.
Vakit Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun başyazarlık yaptığı gazetedir.
İkdam Yakup Kadri Karaosmanoğlu’nun başyazarlık yaptığı gazetedir.
Sebilürreşad Mehmet Akif’in İslam birliğini savunduğu gazetedir.
Albayrak Doğu Anadolu Müdafa-i Hukuk Cemiyeti’nin çıkardığı gazetedir.
Hukuk-u Beşer Hasan Tahsin’in başyazarlık yaptığı gazetedir.

Açıksöz İstiklal Marşı’nı ilk yayınlayan Kastamonu’nun yerel gazetesidir.
Zararlı Gazeteler:Tan, Türkçe İstanbul, Aydede, Güleryüz, Ümit, Alemdar, Peyam-ı Sabah (En zararlısı)
AMASYA GÖRÜŞMELERİ
Sivas Kongresi’nden sonra görevden alınan Damat Ferit’in yerine gelen Ali Rıza Paşa, Mustafa Kemal ile
görüşmesi için bakanı Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderdi. Amasya görüşmelerinde alınan kararlar ise şunlardır;
 Tüm zararlı cemiyetler kapatılacaktır.
 Yapılacak olan barış görüşmelerine Temsil Heyeti’nin seçtiği delegeler katılacak.
 Anadolu ve Rumeli Müdafa-i Hukuk Cemiyeti yasal bir dernek sayılacak, yani tüm faaliyetlerine resmi izin
verilecek.
 Azınlıklara siyasi ve sosyal dengemizi bozucu ayrıcalıklar verilmeyecek.
 Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul’un dışında güvenli bir bölgede açılacaktır.
Not: Amasya Görüşmeleri’yle Temsil Heyeti, İstanbul Hükümeti tarafından resmen tanınmıştır.
Alınan kararlardan ilk 4’ünü Ali Rıza Paşa kabul etmedi. 5. Maddeyi ise Osmanlı Mebusan Meclisi İstanbul’da
açılacak şeklinde değiştirildi.
Yapılan seçimleri Müdafa-i Hukuk grubu kazandı. Mustafa Kemal de Erzurum’dan milletvekili seçilmesine
rağmen hakkındaki idam kararından dolayı İstanbul’a gitmedi.27 Aralık 1919’da ise ;
 Ulaşım ve haberleşmenin olması
 İşgale uğramamış güvenli bir bölge olması
 Batı cephesine yakın olması
 Dağıtılmamış bir kolordunun bulunması
 Halkın Milli mücadele yanlısı olması
 Osmanlı Mebusan Meclisi’nin çalışmalarının yakından takip etme isteği
gibi nedenlerden dolay Ankara’ya geldi.
Mustafa Kemal İstanbul’a gidecek olan heyetten ise;
 Kendisini meclis başkanı seçmesini,
 Müdafa-i Hukuk grubu adında bir grup kurmalarını istedi.
Ancak İstanbul’a giden milletvekilleri Mustafa Kemal’i meclis başkanı seçmedi ve Müdafa-i Hukuk grubu yerine
ise Felah-ı Vatan grubunu kurdular.
Giden bu milletvekilleri daha sonra Misak-ı Milli’yi Osmanlı Mebusan Meclisine kabul ettirdiler. Buna göre;
30 Ekim 1918 (Mondros’un imzalandığı gün) işgale uğramayan tüm Türk toprakları ulusal sınır sayılmıştır.
Misak-ı Milli kararları ise şunlardır;
 Ulusal sınır içinde vatan bir bütündür bölünemez.(İlerde Misak-ı Milli’nin de ilk kararıdır.)
 Batı Trakya’da bir halk oylaması yapılacak.
 Arabistan Yarımadası’nda bir halk oylaması yapılacak.
 Elviye-yi Selase’de (Kars, Ardahan, Batum) bir halk oylaması yapılacak. (Buradaki Türk ve Müslüman
çokluğuna güvenilmiştir.)
 Osmanlı’nın dış borçları Osmanlıdan ayrılan devletlere eşit şekilde paylaştırılırsa üzerimize düşen borç
ödenecektir.
 Siyasi, mali ve adli gelişmemizi sınırlandıran her türlü kısıtlamalar ve sınırlandırmalar
kaldırılacaktır.(Kapitülasyonların kaldırılması gündeme gelmiştir.)
 Boğazlar Marmara Denizi’nin güvenliğini sağladığı takdirde dünya ticaret gemilerine açılacaktır.
 Bir devlet içindeki Müslüman Türk’e ne kadar hak verdiyse Türkiye’de o ülkenin vatandaşına aynı hakkı
verecektir.
Bu Misak-ı Milli kararları Osmanlı Mebusan meclisinde kabul edilen son kanundur.Çünkü bu olaydan sonra İtilaf
devletleri İstanbul’u resmen işgal etmiştir.İşgali Mustafa Kemal’e haber veren iseManastırlı Hamdi Bey’dir.
NOT: Misak-ı Milli’de ulus egemenliği yönünde hiçbir karar alınmamıştır.

I.TBMM DÖNEMİ (1920-23)

Özellikleri;
 Kurucu bir meclistir.(Yeni bir ordu, yeni bir anayasa, yeni bir devlet kurması.)
 Demokratikbir meclistir.(Üyelerin seçim yoluyla başa gelmesi.)
 Ulusal bir meclistir.(İçinde azınlık milletvekili olmaması ve İstiklal Marşı’nı kabul etmesi.)
 Güçler birliği ilkesi ile hareket etmiştir.(Olağanüstü bir meclis olduğunu gösterir.)
 Yapmış olduğu tek inkılâp Saltanatı kaldırmasıdır.
 Meclis hükümet sistemiyle yönetilmiştir.(Meclisin içinden seçilen bir kişi meclis başkanı olur, bu kişi ayrıca
hükümetin de başkanıdır, yani başbakandır. Bakanlar ise meclisin içinden tek tek oylamayla seçilir.)
 İhtilalcı bir meclistir. (Halkın ayaklanarak eski bir düzeni yıkmasına ihtilal denir. İhtilal inkılâbın ön
aşamasıdır.) (Saltanata ve İtilaf devletleri başkaldırmıştır.)
Çıkardığı önemli kanunlar;
 Ağnam Vergisi’nin Artırılması Hakkındaki kanun.(İlk kanundur.)
 Firariler kanunu
 Başkomutanlık kanunu
 Hıyanet-i vataniye kanunu
 Teşkilat-ı esasiye kanunu
 İstiklal mahkemelerinin kurulması hakkındaki kanun
 Nisab-ı müzakere kanunu(Meclis içtüzüğü hakkındadır.)
 Meni İsrafat kanunu.(Su ve tahıl ürünlerinin israfı yasaklandı.)
 Meni Müskirat kanunu (İçki ve tütün içimi yasaklanmıştır.)
24 NİSAN ÖNERGESİ
 TBMM’nin üzerinde hiçbir güç yoktur.(Padişah ve saltanat iradesi yok sayılmıştır.)
 Meclisin içinden seçilen bir kişi meclis başkanı olacak, ayrıca bu meclis başkanı hükümetin de başkanı olacak.
 Geçici olmak kaydıyla bir padişah vekilini atamak veya onu hükümet reisi olarak tanımak doğru
değildir.(Meclisin katılacağı ve alacağı kararlarda bağımsız hareket edeceği vurgulanmıştır.)
 Bir hükümet kurmak zorunludur.
İLK HÜKÜMET ÜYELERİ
Başbakan + Meclis Başkanı Mustafa Kemal
MEB Dr.Rıza Nur
Sağlık Bakanı Adnan Adıvar
Maliye Bakanı Hakkı Behiç Bey
İçişleri Bakanı Cami Baykut Bey
Dışişleri Bakanı Bekir Sami Bey
Genelkurmay Bakanı İsmet İnönü

TBMM’YE KARŞI ÇIKAN AYAKLANMALAR
İSTANBUL HÜKÜMETİ TARAFINDAN DOĞRUDAN ÇIKARILAN AYAKLANMALAR
Nedenleri;
 TBMM’yi yok etmek.
 Kuvay-i Milliye’nin boğazlara yaklaşması.
 İstanbul Şeyhülislamı Dürrizade Abdullah Efendi’nin fetvası.

Ahmet Anzavur (İlk çıkan isyan) Kuvay-ı İnzibatiye veya Kuvay-I Muhammediye (Hilafet ordusu)

İSTANBUL HÜKÜMETİ İLE İTİLAF DEVLETLERİ’NİN ORTAKLAŞA ÇIKARDIKLARI AYAKLANMALAR
Nedenleri;
 TBMM’yi yok etmek.
 Halkın dini duygularını istismar edilmesi.
 Anadolu’daki bazı ailelerin TBMM’nin otoritesine girmek istememeleri.
Bolu, Düzce, Hendek, Adapazarı, Koçgiri, Çapanoğulları, Aynacıoğulları, Cemil Çeto,Malatya Vakası,Şeyh Eşref
ESKİDEN KUVAY-İ MİLLİYECİ OLUPTA SONRADAN AYAKLANANLAR
Nedenleri;
 TBMM’yi yok etmek.
 Düzenli orduya katılmamak.
Çerkez Ethem ve Demirci Mehmet Efe
AZINLIK AYAKLANMALARI
Nedenleri;
 TBMM’yi yok etmek.
 Anadolu içinde devlet kurmak.
Ermeni ve Rum isyanı
TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler
 Hıyanet-i Vataniye Kanunu ile TBMM bu ayaklanmaları önlemeye çalıştı.
 İstiklal Mahkemeleri Firariler Kanunu’nu uygulamak için kurulmuştur. Sonradan Hıyanet-i Vataniye
kanununda da uygulanmıştır. İstiklal Mahkemeleri’nin kurulması ile TBMM ayaklanmaların önüne geçmeye
çalışmıştır.
 Ankara Müftüsü Rıfat Börekçi’nin Milli Mücadele’yi destekleyen fetvası.
 İstanbul Hükümeti ile tüm haberleşmenin kesilmesi

KURTULUŞ SAVAŞI MUHAREBELER DÖNEMİ

A) DOĞU CEPHESİ
Ermenilerin Kars’ı işgal etmesi üzerine harekete geçen Kazım Karabekir Ermenileri Kars’tan çıkardı ve Ermenileri
Gümrü’ye kadar takip etti.( TBMM’nin ilk askeri Başarsıdır)Kazım Karabekir’e bu başarısından dolayı Şark Fatihi

unvanı verildi. Bunun üzerine Ermenilerin isteği üzerine Gümrü Barış Antlaşması imzalandı.( 3 Aralık 1920)
Buna göre;
 Aras nehri ve Çıldır gölü aramızda sınır olacak.
 Ermeniler Sevr’deki isteklerinden vazgeçecek ve Misak-ı Milli’yi tanıyacak.
 1915 yılında çıkarılan Tehcir Kanunu ile Anadolu’dan göç ettirilmiş olan Ermenilerden suça karışmamış
olanlar tekrar yurda geri dönebilecek.
NOT: TBMM’nin uluslar arası alanda yapmış olduğu ilk antlaşmadır. İlk defa bu antlaşmada Türkiye ifadesi
kullanılmıştır. Bu antlaşma TBMM’nin ilk siyasi başarısıdır.
Ancak antlaşmadan 2 gün sonra Sovyet Rusya Ermenistan’ı işgal etti ve bu antlaşma iptal edildi. Bu saatten
sonra TBMM’nin doğu sınırındaki muhatabı Sovyet Rusya olmuştur. Yine Gürcistan’ın Batum’u işgal etmesi
üzerine de Gürcülerle Batum Antlaşması imzalanarak Batum, Gürcistan’dan geri alınmıştır. Ancak antlaşmadan
3 gün sonra yine Sovyet Rusya Gürcistan’ı işgal etmiştir. Batum konusunda da artık muhatabımız Sovyet Rusya
olmuştur.
B) GÜNEY CEPHESİ
Mustafa Kemal Pozantı kongresine katılarak buradaki Kuvay-i Milliyecileri örgütledi. Burada başarılarından
dolayı Antep’e 1921’de Gazi, Maraş’a 1973’de Kahraman ve Urfa’ya 1984’de Şanlı unvanları verilmiştir. Bu
cephede düzenli ordu savaşmamıştır. Özellikle bu cephede Adana’da Tufan bey unvanıyla Yüzbaşı Osman,
Maraş’ta Sütçü İmam ve Rıdvan hoca, Antep’te Şahin Bey takma adıyla Teğmen Said,Karayılan ve Kılıç Ali Bey,
Urfa’da ise Yüzbaşı Ali Saib Bey bu cephenin önemli simaları olmuştur.
Bu cephe Sakarya Meydan Muharebesi’nden sonra yapılan Ankara Antlaşması kapanmıştır.
C) BATI CEPHESİ
Kuvay-i Milliye’nin kaldırılmasının nedenleri (Düzenli ordunun açılma nedenleri);
 Düzensiz ve disiplinsiz olması
 İhtiyaçlarını halktan zorla karşılaması
 TBMM’nin otoritesini tanımaması
 Yunanlıları yurttan atacak gücünün olmaması
 Halktan malzeme vermeyenleri kendi mahkemelerinde yargılaması
 Düzenli orduya katılmak istememeleri
 Gediz Taarruzu’nda başarısız olmaları (Kaldırılmasının en önemli nedenidir.)
NOT: Kuvayi Milliye’nin ilk zaferi Yunan işgali altında bulunan Aydın’ı Yunanlılardan geri almasıdır.
Bunun üzerine Ali Fuat Cebesoy görevinden alınırken yerine İsmet İnönü getirilmiştir. Ali Fuat Cebesoy’da
Moskova Büyükelçiliği’ne atanmıştır.
 Türkiye’ye ilk büyük elçilik açan devlet ise Gürcistan’dır.
I.İNÖNÜ SAVAŞI
Nedenleri;
 Yunanlıların İngiltere’nin verdiği desteği kaybetmek istememeleri.
 Düzenli ordunun güçlenmesinin engellenmek istenmesi ve Çerkez Ethem isyanından faydalanılmak istenmesi
 Eskişehir ve Ankara’yı alarak Milli Mücadele’nin sona erdirilmek istenmesi.
Sonuçları;
 Düzenli ordunun ilk zaferidir.
 Halkın TBMM’ye olan güveni artmıştır.
 Teşkilat-ı Esasiye kabul edilmiştir.
 Sovyet Rusya ile Moskova Antlaşması imzalanmıştır
 Afganistan ile dostluk antlaşması imzalanmıştır.
 Düzenli orduya katılım artmıştır.

 Londra Konferansı düzenlenmiştir.
 İsmet İnönü’nün rütbesi Albaylıktan Generalliğe yükseltilmiştir.
 İstiklal Marşı kabul edilmiştir.
NOT: Yunanlılar bu savaşa “Taarruz-i keşif” demişlerdir.
İstiklal Marşı; Maarif Nezareti’nin düzenlediği bir yarışma sonucunda Mehmet Akif’in yazdığı ( Güfte ) ve ilk
olarak Ali Rıfat Çağatay’ın bestelediği ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından
TBMM’de okunmuştur. İlk defa Açıksöz gazetesinde yayınlanan bu marşı Mehmet Akif Ersoy, Türk Ordusu’na
ithaf etmiştir.O yüzden kendinin ünlü eseri Safahat’a da koymamıştır.
1921 ANAYASASI
 Kanun-i Esasi’nin çelişmeyen maddeleriyle birlikte uygulanmıştır.
 Kısa ve özdür.
 Tek yumuşak anayasamızdır.
 Çerçeve anayasadır.
 Laik değildir.
 7 temel ilkesi bulunur.
 1924’e kadar yürürlükte kalmıştır.
Bu anayasada yapılan ilk değişiklik “Devletin rejimi Cumhuriyet’tir.” maddesinin eklenmesidir.
MOSKOVA ANTLAŞMASI

  1. Bu antlaşmaya göre Çarlık Rusya ile Osmanlı arasında yapılan tüm antlaşmalar geçersiz sayılacak.
    Yorum: Yeni iki devletin kurulduğu anlaşılmıştır.
  2. Birinin tanımadığı bir antlaşmayı diğeri de tanımayacaktır.
    Yorum: Dış politikada ortak hareket edilmesi kararı alınmıştır.
  3. Sovyet Rusya’nın yapacağı yardımlara karşılık Batum, Sovyet Rusya idaresinde Gürcistan’a
    bırakılacaktır.
    Yorum: Misak-ı Milli’den ilk defa taviz verilmiştir.
    LONDRA KONFERANSI
    Sevr Antlaşması’nda ufak değişiklikler yaparak Türk tarafına kabul ettirmek için bu konferans toplandı.
    Konferansa hem Osmanlı hem de TBMM birlikte çağırılmıştır. Amaçları; ikilik yaratıp Sevr’i Türk tarafına kabul
    ettirmektir.
    Osmanlı devleti adına konferansa katılan Tevfik Paşa : “Bu milletin gerçek temsilcisi TBMM’dir.” diyerek sözü
    TBMM temsilcisi Bekir Sami Bey‘e bıraktı.

TBMM bu konferansa katılarak;
 Misak-ı Milli’yi tüm dünyaya duyurmak.
 Türkler barıştan kaçıyor propagandasının önüne geçmek.
 İtilaf devletleri tarafından resmen tanınmayı amaçlamıştır.
 TBMM bu konferansa İtalya tarafından davet edilmiştir.
UYARI: İtilaf devletleri Londra Konferansı ile TBMM’yi resmen tanımışlardır.
II.İNÖNÜ SAVAŞI
Nedenleri;
 I.İnönü Savaşı’nın öcünü almak.
 Londra Konferansı’nın sonuçsuz kalması.
 Yunanlıların İngiltere’nin maddi ve manevi desteğini kaybetmek istememeleri.

Not: Mustafa Kemal savaşın ardından İsmet İnönü’ye gönderdiği telgrafta; “Siz orada sadece düşmanı değil
bu milletin makus talihini de yendiniz.” diyerek savaşın önemini vurgulamıştır.Ayrıca “ İnkılap Tarihimizin bir
sayfası İkinci İnönü Zaferi ile yazıldı.” demiştir.
NOT: Düzenli ordu kaçan Yunan ordularını Aslıhanlar-Dumlupınar mevkiine doğru kovalamasına rağmen başarılı
olamadı. Bu düzenli ordunun ilk taarruz girişimidir.
Savaşın sonuçları;
 Fransa TBMM’ye ateşkes teklifinde bulundu.
 İtalya Anadolu’dan çekilme kararı aldı.
 Fransa Zonguldak’tan çekildi.
 İngiltere Malta’da bulunan 40 Türk’ü serbest bıraktı.
KÜTAHYA – ESKİŞEHİR MUHAREBELERİ
Yunanlılar, İngilizlerin desteğini kaybetmemek, 1.ve2. İnönü’nün öcünü almak, Eskişehir ve Ankara’yı alarak Milli
Mücadeleyi sona erdirmek için Afyon üzerinden ve Eskişehir üzerinden saldırıya geçti. Eskişehir, Afyon ve
Kütahya kaybedildi.
Mustafa Kemal’in ordunun daha fazla yıpranmasını engellemek için orduyu Yukarı Sakarya ırmağının doğusuna
çekti.
Savaşın sonuçları;(%1 milyon kpss)
 Yunan ordusu Polatlı’ya kadar gelince Meclis’in Ankara’dan Kayseri’ye taşınması gündeme geldi.
 Mecliste Mustafa Kemal’e muhalefet arttı. Bunun 2 sebebi vardır.
 Savaş devam ederken M.Kemal Maarif (öğretmenlerle) Kongresi’ni toplaması
 Meclis başkanı olarak orduya geri çekilme emri vermesi
 M.Kemal’e 3 aylığına meclisin Yasama yetkisi de dâhil olmak üzere Başkomutanlık Kanunu çıkarıldı. Böylece
M.Kemal askerlik mesleğine geri döndü.
Mustafa Kemal bu yetkiyle ordunun ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla vermeyenlerin İstiklal Mahkemelerinde
yargılandığı Tekâlif-i Milliye Emirlerini çıkarmıştır. Ancak bu emirler yayınlandıktan 5 gün sonra Sakarya
Meydan Muharebesi çıktığı için çok azı Sakarya’da, büyük bir kısmını da Büyük Taarruz’da kullanacağız.
 İtalya Anadolu’dan çekilme kararından vazgeçti.
 Fransa, TBMM’ye sunduğu ateşkes teklifini geri çekti.

SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ (Subaylar Savaşı)( Melhame-i Kübra)
Ankara’yı alıp Milli Mücadeleyi sona erdirmek isteyen Yunanlıları M.Kemal; “Hattı müdafaa yoktur, sathı
müdafaa vardır.” diyerek topyekûn bir mücadeleyle yunanlıları Polatlı’da durdurduk.
Savaşın sonuçları;
 Son savunma savaşımızdır. 350’ye yakın subayımızı bu savaşta kaybettik.
 Mustafa Kemal’e Gazilik unvanı ile Mareşallik rütbesi verildi.
 Sovyet Rusya’ya bağlı Azerbaycan, Ermenistan, Gürcistan ile Doğu sınırımızı kesinleştiren Kars Antlaşması
İmzalandı.
 Fransa ile Ankara Antlaşması imzalandı. Bu antlaşma ile Güney cephesi kapanırken Suriye’de bulunan Caber
Kalesi’nin Türk mülkü olacağı kararlaştırılmıştır. Ancak bu antlaşmada Hatay, Fransız mandasındaki
Suriye’ye bırakılmıştır.(Misak-ı Milli’den 2. Taviz)
 Ukrayna ile dostluk antlaşması imzalandı.
 İngiltere, TBMM ve Yunanistan’a ateşkes teklifinde bulundu.
 İngiltere politikalarında yalnız kaldı.
 İtalya Anadolu’dan tamamen çekildi.(Anadolu’dan ilk çekilen devlet)
Not: Türklerin 1683 II.Viyana’dan beri geri çekilişi sona erdi.
BÜYÜK TAARRUZ ÖNCESİ YAPILAN HAZIRLIKLAR
 Ankara’da 6 aylığına subay okulu açıldı.
 M.Kemal’e verilen Başkomutanlık yetkisi süresiz uzatıldı.
 Tekâlif-i Milliye emirlerinden gelen yardımlar cephanelere ulaştırıldı.

 Karargâh merkezi Polatlı’dan Akşehir ve Afyon’a taşındı.
 Orduya 11 ay boyunca taarruz eğitimi verildi.
 Sovyet Rusya’dan son kez yardım alındı.
 Dış İşleri bakanı Yusuf Kemal Tengirşenk Avrupa’ya temaslarda bulunması için gönderildi.
Hazırlıkları tamamlayan Türk ordusu Kütahya’da Dumlupınar Meydan Muharebesini Yunan’a karşı kazandı.
Yunanlıların kaçmaya baş,laması üzerine M.Kemal ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!’ emrini verdi.
Bunun üzerine Türk ordusu Afyon, Uşak, Kütahya, Bilecik, Bursa, Balıkesir, Manisa, Aydın ve İzmir’i
yunanlılardan alarak Batı Anadolu’yu düşmandan temizledi.
Savaşın Sonuçları;
 Milli Mücadelenin Muharebeler dönemi sona erdi. Diplomatik dönemi başladı.
 Yunan Başkomutanı General Trikopis Uşak’ta Fevzi Çakmak tarafından esir edildi. Bunun üzerine TBMM Fevzi
Çakmak’a M.Kemal’in isteği doğrultusunda Mareşallik rütbesi verildi.
 Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı.
 Yunanlılar Anadolu’ya ve özellikle İzmir’e büyük zarar verdi.
 Not: Yunanlıların Bursa’yı işgal etmesi üzerine TBMM’nin yas ilan edilerek kürsüye örttüğü siyah örtü bu
savaşın ardından kaldırılmıştır.
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI
 İsmet İnönü katıldı.
 İnönü’nün buradaki başarısı onun Lozan’a gönderilmesini sağladı.
Antlaşma maddeleri;
 Türk-Yunan savaşı sona erecek ve Yunanlılar Doğu Trakya’yı boşaltacak.
Doğu Trakya’yı Trakya Yüksek Komiseri sıfatıyla Refet Bele teslim almıştır.
 Boğazlar ve İstanbul barış antlaşması yapıldıktan sonra TBMM’ye bırakılacaktır.
İstanbul’un TBMM hükümetine bırakılması Osman devletini hukuken yok sayıldığını gösterir.
SALTANATIN KALDIRILMASI
Nedenleri;
 Lozan’a hem Osmanlı’nın hem de TBMM’nin birlikte çağırılması.
 Ulusal egemenlik önünde bir engel teşkil etmesi.
 Lozan görüşmelerine tek taraflı katılma isteği.
 Anadolu’da çift idarenin ulusal çıkarlara aykırı olması.
Sonuçları;
 Laiklik yolundaki ilk adım atıldı.(Vahdettin halife sıfatıyla kaldı.)
 Vahdettin halife sıfatıyla Malta’ya gitti.
 Ulus egemenliği önündeki en büyük engel kalktı.
 TBMM Lozan’a tek gitti.

LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (24 Temmuz 1923)
M.Kemal; İsmet İnönü, Dr. Rıza Nur ve Hasan Saka’yı baş delege olarak atadı. Bu gidecek heyetten
kapitülasyonların kaldırılması ve Ermeni iddiaları konusunda kesinlikle taviz verilmemesini istedi.
Alınan kararlar;
 Sınırlar;
Doğu sınırı, Kars Antlaşması’yla belirlenmiştir.
Batı sınırı, Yunanistan ile Mudanya, Bulgaristan ile İstanbul Antlaşmaları esas alınmıştır.
Güney sınırı, Fransa ile yapılan Ankara Antlaşması esas alınmıştır.
Irak(Musul)sınırı, gündeme gelmesine rağmen çözümü sonraya bırakılmıştır. Lozan’da gündeme gelmesine
rağmen çözülmeyen tek sorundur.
 Kapitülasyonlar; tamamen kaldırıldı ve Duyun-i Umumiye İdaresinin Türkiye’deki görevi sona erdi.
 Ermeni iddiaları; tamamen reddedildi.

 Patrikhane; tüm ısrarlarımıza rağmen İstanbul’dan dışarı çıkaramadık. İki taraf arasında görüşülüp karara
bağlanan ve kâtipler tarafından yazıya geçirilen ilk konudur.
 Yabancı okullar; Türkiye’nin çıkaracağı kanunlara uyulması şartı getirildi.
 İstanbul’un boşaltılması; 45 gün sonra boşaltılmasına karar verildi.
 Ege adaları;Bozcaada, Gökçeada Türkiye’ye,Kıbrıs adası İngiltere’ye diğer Ege adaları Yunanistan’a (Türkiye’ye
yakın adaların silahsızlandırılması şartıyla) verildi.
 Dış borçlar;
Osmanlıdan kalan dış borçlar yüz ölçümü dikkate alınarak Osmanlıdan ayrılan devletlere bölüştürülmüştür.
Türkiye borçları Frank ve Lira cinsinden ödemek istediğini ilgili devletlere bildirmiştir. Türkiye’nin ödeyeceği
borçların taksit-tutar-vadesinin hesaplaması için Duyun-i Umumiye İdaresi görevlendirilmiştir. Türkiye’nin
Osmanlı borçlarını ödeme kararı alması Sovyet Rusya’yı rahatsız etmiştir. (örnek teşkil edeceği için)
 Nüfus mübadelesi; Batı Trakya Türkleri ile İstanbul Rumları hariç geri kalan Rum ve Türklerin yer
değiştirmesine karar verilmiştir.
 Boğazlar; boğazlarda bir komisyonun boğazları yönetmesine devam edilmesi kararı alınmıştır. Bu komisyonun
başkanının Türk olması kararlaştırılmıştır.
 Azınlıklar; hepsi Türk vatandaşı sayıldı.
 Savaş tazminatı; Karaağaç ve Bosnaköyü’nün Türkiye’ye verilmesi kararlaştırıldı.
Lozan’ın önemi;
 100 yıllık bir antlaşmadır.
 Günümüzde de devam etmektedir.
 I.TBMM zamanında görüşmelere başlanmış, II.TBMM zamanında onaylanmıştır.
Lozan’dan sonra gündeme gelen konular;
 Irak sınırı
 Güney sınırı
 Yabancı okullar
 Boğazlar
 Nüfus mübadelesi
 Dış borçlar
Lozan’da aleyhimize çözümlenenler;
 Güney sınırı (Hatay)
 Doğu sınırı (Batum)
 Adalar
 Patrikhane
 Boğazlar

Atatürk Dönemi İç Politika

ÇOK PARTİLİ HAYAT
Chp’nin kurulması
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk cemiyetinin şubelerinin dönüştürülmesi ile kuruldu. Ebedi Şefi M.Kemal,
Milli Şefi İsmet İnönü’dür. Ekonomide devletçilik ve çift dereceli seçim sistemini savunmuştur. 1923-1926
yıllarında inkılâp kadrosunu oluşturmak için çift, 1946-2014 tek dereceli seçim söz konusudur.
En uzun süre tek başına iktidarda kalan partidir.(1923-50)
TERAKKİPERVER CUMHURİYET FIRKASI (liberalizm)
Genel Başkanı- Kazım Karabekir
Önemli İsimleri- Adnan Adıvar, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele.
Ekonomide liberalizm ve tek dereceli seçimi savunmuştur.

Şeyh Sait isyanına destek verdiği gerekçesiyle kapatıldı.
Laiklik ilkesini kötüye kullandığı için kapatıldı.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk muhalefet partisidir.İlk şubesi Urfa’dır.
Şeyh Sait İsyanı(1925)
Cumhuriyet rejimini değiştirmeye yönelik ilk isyandır.Şeyh Sait bu isyan sırasında İngiltere’den yardım almıştır.
İngiltere’nin amacı Türkiye ile Musul arasına tampon bir devlet kurdurarak Türkiye’nin Musul’a ulaşmasını
engellemeyi amaçladı.Diyarbakır’da başlayan bu isyan yayılınca dönemi Başbakanı Ali Fethi Okyar isyanı
bastıramamıştır. Yerine İsmet İnönü hükümeti kurulmuştur. Bölgeye ordu sevk edilerek isyan bastırıldı.
İsyanın sonuçları;
 Olağanüstü hal ilan edildi.
 Takrir-i Sükûn Kanunu kabul edildi.
 İsyana destek veren Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı.
 Ankara ve Diyarbakır olmak üzere İstiklal mahkemeleri kuruldu.
İZMİR OLAYI
“Benim naciz vücudum elbet toprak olacaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.” sözünü
söylemiştir. İstiklal mahkemeleri son kez görev yapmıştır.
BOZKURT – LOTUS OLAYI
Midilli yakınlarında Bozkurt adı verilen Türk gemimizin Lotus adındaki bir Fransız bir gemisi tarafından bilerek
batırılmasıdır.Konu Lahey Adalet Divanı’na götürülmüştür.Türkiye’yi burada Avukat Mahmud Esat(Bozkurt )
temsil etmiştir. Türkiye davayı kazanmıştır.
RAZGRAD OLAYI
Bulgarların Bulgaristan’da bulunan Türk mezarlarını tahrip etmesi olayıdır.
VAGON – Lİ OLAYI
İstanbul’da bulunan Fransız demiryolu şirketinde çalışan Naci Bey’in şirkette Türkçe konuştuğu için işten
çıkarılması olayıdır.
BURSA OLAYI
Ezanın Arapça’dan Türkçeye çevrilmesiyle başlayan olaydır. Bu olay üzerine M.Kemal “Bu bir dil meselesidir din
meselesi değil.” demiştir. İlk Türkçe ezan denemesi Yerebatan sarnıcında Hafız Yaşar tarafından, hoparlörden
ilk okunması ise Fatih Camii’nde olmuştur.
SERBEST CUMHURİYET FIRKASININ KURULMASI
M.Kemal’in isteği ile Ali Fethi Okyar tarafından çok partili hayata geçmek, hükümetin denetlenmesini sağlamak
ve 1929 Dünya ekonomik krizine çareler üretmek için kuruldu. Kuruluşunda Atatürk’ün kız kardeşi Makbule
Hanım’da bulunmaktadır.
Parti ekonomide Liberalizmi, tek dereceli seçim sistemini ve kadınlara siyasi hak verilmesini talep etmiştir.
Ancak partilerin içine gericiler girmesi yüzünden partiyi Ali Fethi Okyar kendisi feshetmiştir. Bu olaydan kısa bir
süre sonra da Menemen İsyanı çıkmıştır.

MENEMEN OLAYI
Derviş Mehmet ve adamlarının “Şeriat isteriz” sloganlarıyla önce iki bekçiyi sonra ise olaya müdahale etmek
isteyen Asteğmen Kubilay’ı şehit etmesi olayıdır. Bu olay sonunda derviş Mehmet ve adamları Divan-ı Harp’de
yargılanmıştır.
Bu olaydan sonra Atatürk zamanında bir daha çok partili hayata geçiş çalışması yapılmayacaktır.
DERSİM OLAYI
1936’da Pir Seyit Rıza’nın İngiltere destekli hükümete başkaldırmasıdır. Bunun üzerine Abdullah Bozdoğan
önderliğinde Sabiha Gökçen tarafından hava harekâtı düzenlenmiştir. Bunun üzerine İsmet İnönü istifa ederken
yerine Celal Bayar gelmiştir. Yapılan operasyonun adı Tunçeli’dir.

ATATÜRK DÖNEMİ TÜRK DIŞ POLİTİKASI

1923-32 Arası;
1) Musul Meselesi
Lozan’da çözülemeyen bu konu 1924’te İngiltere ile yapılan Haliç Konferansı’nda
çözülemedi. Bu konferansta Türkiye’yi Ali Fethi Okyar katılmıştır. Sorun her iki taraf
arasında çözülemeyince Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Cemiyet, Musul’u İngiliz
mandasındaki Irak’a bıraktı. Bunun üzerine Türkiye savaş hazırlıklarına başladı. Ancak
Türkiye Şeyh Sait İsyanı’ndan dolayı Musul üzerindeki etkinliğini yitirdi. Bunun üzerine
İngiltere ile 1926’da Ankara Antlaşması imzalandı.
Antlaşmaya göre;
 Musul İngiliz yönetimindeki Irak’a bırakılacak.
 Mısır petrollerinin %10’u 25 süreyle Türkiye’ye bırakılacak.
 Bu mesele Misak-ı Milliye uygun çözümlenememiştir.
2) Yabancı Okullar
1924 Tevhid-i Tedrisat Kanunu’na uymayan okullar kapatıldı. Bunun üzerine Fransa konuyu
uluslar arası platforma taşımak istedi. Fransa’ya karşı bir direniş göstererek bu konunun
uluslar arası bir platformda görüşülmesi talebini reddettik. Bu olay Türkiye’nin ilk dış
politika zaferidir.
3) Dış borçlar
1929 Dünya ekonomik krizi sonrası Türkiye, Hoover Moratoryumu yararlanarak Fransa ile
tekrar masaya oturulmuştur. Borçların lira üzerinden ödenmesine karar verilmiştir. Bu borç
1954 yılında sona ermiştir.

4) Nüfus Mübadelesi
Yunanistan’ın İstanbul’da daha fazla Rum bırakma isteği yüzünden bu sorun ortaya çıktı.
Konu Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Cemiyet sorunu çözemeyince Yunan Başbakanı
Eleftiros Venizilos Türkiye’ye gelerek bu sorunu çözdü. Lozan’daki karar aynen kabul edildi.
(İadeyi ziyaret için İsmet İnönü Yunanistan’a gitmiştir.)
5) Adana – Mersin Demiryolları’nın Millileştirilmesi Sorunu
Fransa’nın elindeki bu demiryolları satın alınmıştır.

1932-39 Arası
1) Milletler Cemiyeti’ne Giriş (1932)
İspanya’nın davetlisi olarak cemiyete katıldık. Milletler Cemiyeti kendi kuruluş felsefesinden
vazgeçerek ilk defa bir ülkeyi kuruluşa davet etmiştir.
2) Balkan Antantı (1934)
1933 senesinde Türkiye, Yunanistan ile Samimi Antlaşması imzalandı. 1934’te ise Türkiye,
Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında Balkan Antantı kuruldu. Türkiye bu antanta
girmekle batı sınırlarını güvence altına almıştır. Arnavutluk İtalya’nın etkisinde, Bulgaristan
ise Ege Denizi’ne girme isteği üzerinden bu antanta katılmamıştır. Türkiye’nin bu antanta
katılması boğazların geri verilmesinde etkili olmuştur.
3) Montrö Boğazlar Sözleşmesi (1936)
1936’da Almanya Fransa’ya ait Ren, İtalya ise Habeşistan’ı işgal edince boğazlarda
komisyonda olan devletler boğazdaki askerlerini geri çektiler. Bunun üzerine Türkiye
boğazlardaki güvenliği sağlamak amacıyla bir konferans toplanmasını talep etti. Bunun
üzerine İsviçre’nin Montrö kentinde imzalanan sözleşme ile boğazların her iki yakasında Türk
askerlerinin bulunması ve komisyonun kaldırılması karar alındı. Bu karar alınırken SSCB ve
Balkan Antantı üyeleri destek vermiştir.
4) Akdeniz Paktı (1936)
İtalya’nın etkisiyle kuruldu. Türkiye, İngiltere, Yugoslavya ve Yunanistan üyedir.
5) Sadabad Paktı (1937)
Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında kuruldu. Türkiye bu pakta girerek doğu
sınırlarını güvence altına aldı. Suriye ise Irak ile yaşadığı sınır problemleri ve Türkiye ile
yaşadığı Hatay Meselesi yüzünden bu pakta girmemiştir.
6) Hatay’ın Anavatana Katılması (1936-1939)
1936’da Fransa Suriye’den askerleri çekti ve Hatay’ı da Suriye’ye bıraktı. Kararı kabul
etmeyen Türkiye konuyu Milletler Cemiyeti’ne götürdü. Cemiyet “Sandler” adında bir
araştırmacıyı bölgede araştırma yapması için Hatay’a gönderdi. Sandler yaptığı incelemeler
sonucunda Hatay’daki Türk nüfusunun Arap ve Kürt nüfusundan fazla olduğunu belirten
Sandler Raporu yayınlandı. Durumu kabul etmeyen Fransa 1938’de Hatay Cumhuriyeti
kuruldu.Bu cumhuriyetin ilk ve son cumhurbaşkanı Tayfur Sökmen, Başbakanı ise
Abdurrahman Melek’tir. 1939’da İsmet İnönü döneminde Hatay meclisinin aldığı
kararla Hatay anavatan’a katılmıştır. M.Kemal Hatay meselesinde Adana’da yaptığı bir
konuşmada “40 yıllık Türk yurdu düşman eline esir bırakılamaz.” demiştir.

ATATÜRK İLKELERİNİN ÖZELLİKLERİ

  1. Atatürk’ün benim eserim dediği ilkesi; CUMHURİYETÇİLİKTİR.
  2. Atatürk’ün vazgeçemediğim dediği ilkeler; CUMHURİYETÇİLİK VE LAİKLİK
  3. Cumhuriyetçilik ve halkçılık birbiriyle doğru orantılıdır.
  4. Atatürk ilkeleri 1924 AY göre 1937’de yapılan değişiklikle girmiştir.

ATATÜRK İLKELERİ
Cumhuriyetçilik (demokrasi, parti, ulus egemenliği, seçim, seçme seçilme)
 Saltanatın kaldırılması
 Cumhuriyetin ilanı
 Halifeliğin kaldırılması
 Erkan-ı Harbiye Umumiye Vekâleti’nin kaldırılması
 Kadınlara seçme seçilme hakkı
 Partilerin kurulması
 1924 Anayasası’nın kabul edilmesi
Milliyetçilik (ulusal birlik ve beraberlik, ‘Türk’ kelimesi)
 Halifeliğin kaldırılması
 Resmi dilin Türkçe olması
 Tevhid-i tedrisat kanunu
 Türk alfabesinin kabulü
 TTK, TDK açılması
 Kabotaj Kanunu
 Yerli tüccarı koruma kanunu
 Türk parasını koruma kanunu
 TBMM’nin açılması
Laiklik (din ve vicdan özgürlüğü, akılcılık, bilimsellik)
 Saltanatın kaldırılması
 Halifeliğin kaldırılması
 Şeriye ve evkaf vekâletinin kaldırılması
 “Devletin dini İslam’dır.” ibaresinin çıkarılması.
 Milletvekili ve Cumhurbaşkanı yemininin değiştirilmesi
 Medeni kanunun kabulü
 Tevhid-i tedrisat kanunu
 Hayat en hakiki mürşit ilimdir, fendir.
 Kılık kıyafet kanunu
 Medreselerin kapatılması
Halkçılık (insan ve insanlık sevgisi, eşitlik, halkın yararına olan her şey)
 Cumhuriyetin ilanı
 Kadınlara siyasal hakların verilmesi
 Medeni kanunun kabulü
 Tevhid-i tedrisat kanunu
 Millet mekteplerinin kurulması
 Halk evlerinin açılması
 İlköğretimin parasız ve mecburi olması
 Soyadı kanunu
 Aşar vergisinin kaldırılması
 Toprak reformu kanunu
 TBMM’nin açılması
 Teşvik-i sanayi kanunu
İnkılâpçılık (çağdaşlaşma, batılılaşma, ‘yerine’ kelimesi)
 Latin alfabesinin kabul edilmesi

 İstanbul Üniversitesi’nin açılması
 Siyasal bilimler fakültesinin kurulması
 Güzel sanatlar fakültesinin açılması
 Kılık kıyafet kanunu
 Miladi takvimin getirilmesi
 Uluslar arası saatin getirilmesi
 Uluslar arası rakamın getirilmesi
 Metrik siteminin getirilmesi
 Saltanatın kaldırılıp cumhuriyetin ilan edilmesi
Devletçilik (iktisat, maliye, işletme, sermaye, kalkınma)
 İzmir İktisat Kongresi’nin toplanması
 Misak-ı iktisat kararları
 Milli bankaların kurulması
 I.ve II. Beş yıllık kalkınma planlarının hazırlanması
 MTA’nın kurulması
 Adana-Mersin demir yollarının millileştirilmesi
 Merkez bankasının kurulması

CUMHURİYET DÖNEMİ KÜLTÜR VE MEDENİYETİ

1) Devlet Yönetimi
M.Kemal genelge ve kongrelerde;
 Demokratik temsil
 Demokratik meşruiyet
 Hukuki kurallara saygılı olmaya özen gösterdi.
M.Kemal’e göre vatandaş;
 Çağa uygun davranışlar gösteren
 Kalkınma yolunda birlikte ilerleyen
 Hür bakış açısına sahip olan
2) Mimari
Mimar Kemaleddin — Gazi Üniversitesi Rektörlüğü
Vedat Tek — I.TBMM Binası – Ankara Palas
Ali Talat Bey — Beşiktaş ve kuzguncuk iskelelerini tasarladı
Prof. Dr. Emin Onat ve
Doç. Dr. Orhan Ada — Anıtkabir
3) Müzik
Darülelhan Konservatuar
Darülbedayi İstanbul Şehir Tiyatroları (1927’de Muhsin Ertuğrul başa
geçmiştir.)
Musiki Muallim Mektebi Paul Hindemint’in yazdığı rapor doğrultusunda açıldı.

Türk Beşleri
Cemal Reşit Rey 10.Yıl marşı bestecisidir. Klasik batı müziğinin Türkiyede’ki kurucusudur.
Ulvi Cemal Erkin
Hasan Ferit Alnar
Adnan Saygun Türkiye’de ilk operayı kurmuştur.
Necil Kazım Akses
4) Heykelcilik
İlk Atatürk heykeli İstanbul’da açıldı
Heinrich Krippel (Ulus Zafer Anıtı — Samsun Atatürk Anıtı)
Pietro Canonica (Taksim Cumhuriyet Anıtı)

5) Sosyal Hayat
İlk nüfus sayımı 1927 yılında yapıldı.
Mustafa Kemal nüfusu artırmak için;
 Göçmenlere vize muafiyeti getirdi.
 Doğumu engelleyecek araç ve ilaçlar yasaklandı.
 Çok çocuklu ailelere hazineden tarla yardımı yapıldı.
 6 çocuğu olanlara vergi muafiyeti getirildi.
6) Türkiye’de Kadınlar ve Meslekler
 Belediye Başkanı Sadiye Hanım (Artvin/Yusufeli/Ersis Kasabası)
 Muhtar Gül Esin (Aydın/Çine/Karpuzlu)
 Köylü Mebus Kadını Satı Kadın
 Savaş Pilotu Sabiha Gökçen
 Mühendis Sabiha Rıfat
 İnşaat Mühendisi Sabiha Güreyman
 Kadın doğum Uzmanı Pakize İzzet Tarzi
 Milli Sporcu Leyla Asım Turgut (Milli Yüzücü)
 Rallici Azize Hanım (1927 Akropol rallisi birincisi)
 Öğretmen Refet Angan
 Tiyatrocu Afife Jale
 Savaş Fotoğrafçısı Semiha Es ( Kore Savaşı’nı fotoğraflayan tek kadın)
 Vali Leyla Aytaman
 Bakan Türkan Akyol
 Başbakan Tansu Çiller
 Büyükelçi Filiz Dinçmen
 Operatör Doktor Rahime Batu
 Dünya Güzeli Keriman Halis Ece
 Hâkim Suat Berk

7) Eğitim
 1921 Maarif Kongresi ( Günümüzdeki MEB Şuraları’nın temelidir.)
 1924 Tevhid-i Tedrisat kanunu çıkarıldı.
 1925 Medreseler kapatıldı.
 1925 Ankara Hukuk Mektebi açıldı.
 1926 Maarif Teşkilatı Hakkında’ki kanun çıkarıldı.
 1928 Latin Alfabesi kabul edildi.
 1928 Millet Mektepleri açıldı. (Mustafa Necati Bey’in katkılarıyla.) 1935’ten sonra ise ismi
Ulus Okulları olarak değiştirildi.
 1928 Köy Yatı Mektepleri açıldı.
 1931 Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti açıldı. Cemiyetin ilk başkanı Tevfik Bıyıklıoğlu’dur.
 1932 Türk Dil Kurumu açıldı. Cemiyetin ilk başkanı Samih Rifat Yalnızgil’dir.
 1932 Halk evleri açıldı. 1912’deki Türk Ocakları kapatıldı. Yayın organı Ülkü Dergisi’dir.
 1933 Üniversite Reformu açıldı.(Albert Malche yazdığı rapor doğrultusunda açılmıştır.)
 1936 yılında Köylere Öğretmen yetiştirmek amacıyla Eğitmen Kursları açılmıştır.

8) Resim
 İbrahim Çallı Zeybekler tablosu — Hatay’ın Anavatan’a Özlemi
 Namık İsmail
 Ruhi Arel
 Cemal Tollu
 Ali Çelebi Yaralı asker
9) Edebiyat
 Halide Edip Adıvar Ateşten Gömlek (Milli Mücadele üzerine yazılan ilk romandır.)
 Halide Edip Adıvar Türk’ün Ateşle İmtihanı (Orduda geçirdiği yılları anlatmıştır.)
 Kazım Karabekir İstiklal Harbimiz
 Kazım Karabekir Şarkılı İbret (Müzikal bu oyunu şehit çocuklarına oynattı.)
 Ali Fuat Cebesoy Sınıf Arkadaşım Atatürk
 Ali Fuat Cebesoy Milli Mücadele Hatıraları
 Falih Rıfkı Atay Çankaya
 Y.Kadri Karaosmanoğlu Yaban
 Y.Kadri Karaosmanoğlu Ankara
 Kemal Arıburnu Atatürk’ten Anılar
 Tarık Buğra Küçük Ağa ve Osmancık
 Kemal Tahir Yorgun Savaşçı
 Fahrettin Paşa Medine Müdafaası

10) Atatürk’ün Yazdığı Eserler
 Geometri, Vatandaş İçin Medeni Bilgiler
 Cumalı Ordugâhı

 Zabit ve Kumandan ile Hasbihal,
 Nutuk
 Nutuk;
Chp 2. Kongresi’nde okundu.
19 Mayıs’ta Samsun’a çıktım cümlesi ile başlar.
Gençliğe hitabe ile sona erer.
Geliri THK bırakılmıştır.
1919-27 yılları arasını anlatır.
Arap harfleriyle basılmıştır.
11) Atatürk Döneminde İlkler
Fikir hayatını; Namık Kemal, Tevfik Fikret, Ziya Gökalp, J.J.Rousseau, Mehmet Emin
Yurdakul belirlemiştir.
Atatürk sırasıyla; Selanik, Manastır, İstanbul, Sofya şehirlerine gitmiştir.
Tarih sahnesine ilk çıkışı; 31 Mart Olayı’nda Hareket Ordusu’nun başında Kurmay Yüzbaşı
rütbesiyle İstanbul’a gelmesidir.
Sömürgeciliğe karşı ilk savaşı; Trablusgarp Savaşı’dır.
I.Dünya Savaşı sırasında; Çanakkale, Kafkasya ve Suriye cephelerinde savaşmıştır.
İlk görev yeri; Şam 5. Kolordu’dur. Burada kurduğu ilk cemiyet Vatan ve Hürriyet’tir.
TBMM M.Kemal’i; 1923, 27, 31, 35 yıllarında toplamda 4 kez Cumhurbaşkanı seçmiştir.
Cumhurbaşkanlığı döneminde Hatay’a hiç gitmemiştir.
Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen ilk Türk’tür. (1934 senesinde Yunanistan önermiştir.)
Atatürk’ün manevi evlatları; Rukiye, Nebile,Zeynep, Zehra, Abdurrahim Tunçak, Sabiha
Gökçen, Afet İnan, Ülkü Adatepe, Sığırtmaç Mustafa’dır.
Atatürk’ün yaveri; Salih Bozok’tur.
Atatürk mirasının bir kısmını; İş Bankası’na,Ankara ve Bursa Belediyeleri’ne, TTK, TDK,
İsmet İnönü’nün çocuklarının öğrenimi için ayırmıştır.
Doğumunun 100. Yılı UNESCO tarafından “Atatürk Yılı” ilan edilmiştir.
Atatürk’ün öldüğü gün; Başbakan; Celal Bayar, TBMM Başkanı; M.Abdülhalik
Renda’dır.
Atatürk döneminde en çok hükümet kuran; İsmet İnönü’dür.
En uzun Meclis Başkanlığı’nda kalan; Kazım Özalp’tır. (1924-37 yılları arasında)
Atatürk’ün hastalığına ilk teşhis koyan; Yalova’da Nihat Reşat Belger, kesin tanıyı ise
doktoru Dr. Ömer İrdelp koymuştur.
Atatürk’ün naaşı 1953’e kadar Etnografya Müzesi’nde kalmıştır.
Atatürk’ün vefat etmeden önce okuduğu son eser Belleten’dir.

  1. Ünite XX. YÜZYILIN BAŞLARINDA DÜNYA
    A. 1. I. DÜNYA SAVAŞI ve SONUÇLARI
  2. I. Dünya Savaşı

28 Haziran 1914′te Avusturya – Macaristan′ın Sırbistan′a savaş ilan etmesi ile başlamıştır. Savaşın
nedenleri şunlardır;
1) Devletlerarası sömürgecilik ve pazar arayışı
2) Almanya’nın ve İtalya’nın siyasi birliklerini geç tamamlayıp sömürgecilik yarışında İngiltere’ye
ve Fransa’ya rakip olması
3) Devletlerarası silahlanma yarışı
4) Fransa ile Almanya arasındaki Alsace-Lorraine ( Alsas Loren ) sorunu
5) Fransız İhtilali’nden yayılan Ulusçuluk akımı
6) Balkan topraklarında Rusya ve Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun nüfuzunu artırmak
istemeleri
7) Rusya’nın Panslavizm politikası
8) Rusya’nın sıcak denizlere inmek istemesi

  1. Savaşın Sonuçları
    1) Avrupa’nın siyasi haritası değişti. Alman-Rus-Osmanlı ve Avusturya –Macaristan
    İmparatorlukları yıkıldı.
    2) Polonya, Türkiye, SSCB, Ermenistan, Yugoslavya, Çekoslovakya, Avusturya, Macaristan gibi
    yeni devletler ortaya çıktı.
    3) Milletler Cemiyeti kuruldu.
    4) Dünyada milliyetçilik düşüncesi güç kazandı. Yeni milli devletler ortaya çıktı.
    5) 10 milyona yakın insan öldü.
    6) Sömürgecilik isim değiştirerek “ manda yönetimi ” adıyla daha da yaygınlaştı.
    7) Savaş sonunda yapılan antlaşmalarda etnik yapıya dikkat edilmediği için azınlıklar sorunu
    ortaya çıktı.
  2. Paris Barış Konferansı
    Barış antlaşmalarının esaslarının belirlemek ve bozulan uluslararası siyasi dengeleri yeniden
    kurmak amacıyla 32 devletin katılımı ile 18 Ocak 1919′da Paris′te düzenlendi. Konferansta İngiltere ve
    Fransa diğer katılan ülkelere göre daha etkili olmuştur. ABD’nin isteği üzerine dünya barışını korumak
    için Milletler Cemiyeti kurulmuştur. İstediğini elde eden ABD yalnızlık politikasına geri dönmüştür.
    İngiltere ve Fransa bundan Wilson Prensipleri’ni dikkate almadan kendi çıkarlarına göre hareket
    etmiştir. Bu konferansta ilk olarak Almanya ile barış antlaşması imzalanmıştır.
    Monreo Doktrini: 1823 yılında ABD başkanı James Monreo tarafından orta konulan ABD’nin dış
    politika esaslarıdır. Buna göre ABD; Avrupa devletlerinin Amerika kıtasında yeniden sömürgecilik
    yapımlarına izin vermeyecek, Avrupalı devletlerarasında oluşan sorunlara ise karışmayacaktır.
    ABD’nin bu siyasetine yalnızlık (İnfirat) politikası ismi verilmiştir. Bu politikasından ilk defa I.Dünya
    Savaşı’na dâhil olarak çıkmış ancak savaş sonunda yine bu politika gereği kıtasına geri dönmüştür.

B. Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ( SSCB ),Orta Asya’daki Türk Devlet ve Toplulukları

  1. Çarlık Rusyası’nın Yıkılışı ve Bolşevik İhtilali
    I.Dünya Savaşı’nda hayat şartlarının ağırlaşması, yolsuzlukların artması üzerine kadın işçilerin
    başlattığı grev daha sonra toplumsal bir harekete dönüştü.1917 Martı’nda yaşanan bu gelişmeler

sonucunda zor durumda kalan Çar. II. Nikola tahttan çekildiğini açıkladı. Duma adı verilen meclis
tarafından ise geçici bir hükümet kuruldu. Ancak Sürgündeki lider İlyiç Lenin’in ‘Barış, toprak ve
ekmek’ vaatleriyle Petersburg’a gelmesiyle Bolşevikler geçici hükümeti devirerek Ekim 1917’de
‘Bolşevik İhtilali’ ‘ni gerçekleştirdiler. Bunun üzerine Çar yanlılardan oluşan Beyaz Ordu yeni
yönetime karşı saldırıya geçti. Üç yıl süren iç savaşı Bolşevikler kazandı. Bu iç savaşta 13 milyon insan
hayatını kaybederken ülkede kıtlık baş gösterdi. Bunun üzerine devlet başkanı Lenin ekonominin
güçlenmesi amacıyla Novaya ekonomiçeskaya politika (N.E.P) adı verilen yeni ekonomik politikasını
ilan etti. Buna göre;
1) Tarım ürünlerine el konulmaktan vazgeçildi. Çitçiye, esnafa ve tüccara kolaylıklar sağlandı.
2) Küçük sanayiciye destek verildi.
3) Yabancı sermayenin ülkeye girişi sağlandı.
1923’te ülke federasyona dönüştürülerek SSCB adını aldı.1924 yılında İlyiç Lenin’in ölmesiyle
devlet başkanlığına Joseph Stalin geldi. Stalin, birinci beş yıllık kalkınma planını hazırlayarak Rusya’nın
öz kaynaklarıyla büyümesi gerektiğine inandı. Bunun için köylünün elindeki küçük toprakları
birleştirerek ‘Kollektifleştirme Politikası’ izledi. Köylülerin çok sert muhalefeti ile karşılaşılan bu
politika sonucu yaklaşık dört milyon civarında köylü öldü ve tarımsal üretim düştü. Yine bu dönemde
eski fabrikalar modernleştirilerek traktör imalatı ve demir-çelik alanlarında yeni fabrikalar kuruldu.

  1. Rusların Orta Asya’yı İstilası
    20.yüzyılın başlarından itibaren Çarlık yönetimin baskılarına maruz kalan Türkler ve diğer uluslar
    1905 yılında Rusya’ya karşı ayaklandılar. Özellikle Yusuf Akçura ve İsmail Gaspıralı önderliğinde 1905
    yılında ‘Rusya Müslümanları I.Kongresi’ düzenlendi. Çalışmalar sonucunda Rus Meclisi Duma’ya
    temsilciler gönderildi. Bu temsilciler arasında yaptığı çalışmalarla ün kazanan Ufa Müslümanlarının
    temsilcisi olarak gönderilen A.Zeki Velidi Togan’ yer aldı. Ancak siyasi ve kültürel hakları verilmeyen
    Türkler 1916 senesinde Türkistan’da ‘Milli İstiklal Ayaklanması’nı başlattılar. Bu gelişmelerden
    rahatsız olan Rusya harekete geçerek 1920 yılından itibaren Türk devletleri üzerindeki baskıyı artırdı.
    Bağımsız olan Türk devletlerine teker teker son veren Ruslar bölgede asimilasyon politikasını hayata
    geçirmeye başladı. Bunun içinde;
     Bölgedeki Türkler Hristiyanlaştırılmaya çalışıldı.
     Bölgede Rus okulları açıldı. Ancak Türkler bu okullara rağbet etmedi.
     Rus harita ve kitaplarında Türkistan ismi silindi ve kullanılması yasaklandı.
     Türkler arasında birlik ve beraberliğin bozulması amacıyla farklı lehçelerin kullanılmasını
    yaygınlaştırdı. Türkler arasında boy (asabiyet) duygusunu ortaya çıkarıldı.
     Tarih kitaplarında Türklerin milli ruhunu konu alan eserlere yer verilmedi.
     Cami ve mescitler çeşitli bahanelerle yıkıldı. Buraların mal ve mülkleri devleştirildi.
     Din adamı yetiştiren medreseler kapatıldı. Din adamları sürgün edildi.
     Yüz binlerce Türk işçi sıfatıyla Rusya’nın uzak bölgelerine gönderildi.
     Rus Kiril harfleriyle karışık Latin harf sistemine geçerek Türklerin öz dillerini unutmasını
    sağladılar.
  2. Basmacı Hareketi

Baskın yapan, hücum eden manasına gelir.1918 yılında Rusların Milli Hokand Hükümetini
devirmesiyle ortaya çıkan ve amaçları Türkistan’ı Ruslardan kurtarmak olan hareketin genel ismidir.
Hokand kentinde başlayan bu hareket zamanla tüm Türkistan’a yayıldı.1921 yılında Enver Paşa’nın
Basmacı Hareketi’ne katılmasıyla mücadeleler şiddetlendi. Bu tarihlerde Ruslarda genel bir saldırıya
geçince Korbaşı adı verilen Basmacı Liderleri birbirlerinden ayrıldılar.1922 yılında Enver Paşa şehit
oldu.1936 yılına kadar süren bu hareket Basmacı liderlerinin kendi aralarındaki liderlik
mücadeleleri, Ruslar karşısında yeteri kadar askeri teçhizatın olmaması gibi nedenlerden dolayı sona
erdi. II. Dünya Savaşı’nda ise bölge Türkleri zorla savaş meydanlarında ölüme sürüklenirken aynı
zamanda düşmanla işbirliği yaptığı gerekçesiyle de Kırım, Karaçay, Balkar, Ahıska, Çeçen ve İnguş
Türklerini Orta Asya’ya ve Sibirya’ya sürgün ettiler.

C. Orta Doğu’da Manda Yönetimlerin Kurulması
İngiltere ve Fransa San Remo Konferansı’nda Ortadoğu ülkelerini paylaştılar. Buna göre Fransa,
Suriye ve Lübnan’da; İngiltere ise Irak, Filistin ve Ürdün’de manda yönetimler kurdu.
a) İngiltere ve Orta Doğu
1) Arabistan Yarımadası
Mekke Emiri Şerif Hüseyin Savaş bittikten kısa bir süre sonra kendini Arap ülkelerinin kralı ilan
ederken, oğullarını da Ürdün ve Irak’a kral tayin etti.1924 yılında da halifeliğini ilan ederek bölgedeki
konumunu güçlendirdi. Bunun üzerine Necd Emiri Abdülaziz İbni Suud Şerif Hüseyin’e savaş ilan etti.
Yapılan mücadeleyi kazanan İbni Suud kendini Hicaz ve Necd Kralı ilan etti.1932 yılından itibaren ise
Suudi Arabistan Krallığı ismini aldı.1936 yılında Aramco adlı şirkete petrol ayrıcalığı vererek
bölgesindeki ABD’nin etkisini artırdı.

2) Irak
San Remo Konferansı sonucu İngiltere Irak’ta kendi politikalarına uygun bir yönetim oluşturmak
için Mekke Emiri Şerif Hüseyin’in oğullarından biri olan Faysalı Irak krallığına getirdi. Ancak bu
durumu kabul etmeyen Iraklılar bağımsızlık mücadelesine girişti.1930 senesinde yapılan antlaşma
sonucunda Irak bağımsızlığını kazandı ancak İngiltere II. Dünya Savaşı öncesine kadar yönetime kendi
adamlarını getirmek suretiyle Irak’taki egemenliğini sürdürdü.
b) Fransa ve Orta Doğu
San Remo Konferansı’yla kendisine Suriye ve Lübnan verilen Fransa 1920 yılında merkezi Şam
olmak üzere Lübnan ve Filistin topraklarını da içine alan Suriye Krallığı’nı kurdu.Ancak bu zamanlarda
Anadolu’da işgal ettiği yerlerde tutunamayan Fransa TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalayarak
Güney’den çekildi ve tüm dikkatini Suriye’ye yöneltti. Askeri baskılarla buraları elinde tutamayacağını
anlayan Fransa 1926 yılında Lübnan’a, 1930 yılında da Suriye’ye bağımsızlık verdi. Bölgeden ise
tamamen II. Dünya Savaşı’ndan sonra çekildi.

D) Uzakdoğu’da Yeni Bir Güç: Japonya
Japonya 1850’li yıllara kadar derebeylik ile yönetiliyordu ve dış dünyaya da kapalı bir ülke
konumundaydı. Şogun adı verilen ordu komutanları bu derebeyler arasında en güçlü olanından

seçilirdi.1867 yılında tahta geçen İmparator Mutsuhito ülkedeki tüm derebeylikleri kaldırarak
merkezi bir devlet kurdu. Aydınlarında desteğiyle Batı tarzı yenilikler içeren ‘Meiji Restorasyonu’ diye
adlandırılan reform sürecini başlattı. Bu süreçte Meiji ‘’Güçlü ordusu olan zengin bir ülke ‘’hedefiyle;
 Batı tarzı bir hükümet kurdu. Prusya-Alman modeli tarzında bir anayasa yaptı.
 Avrupa’ya öğrenciler gönderdi.
 Kılık Kıyafet inkılâbını gerçekleştirerek gelenekselleşen Japon giyim tarzını tasfiye etti.
 Çağdaş bir bankacılık sistemini kurdu.
 İngiltere donaması örnek alınarak Japon donanması kurdu.
 Dışarıdan modern silahlar getirtti. Ordunun modernize edilmesi için de Prusya’dan
uzmanlar getirtti.
 Ağır sanayi, demir-çelik ve gemi yapımcılığını geliştirdi.
 Geleneksel Japon takvimi Şinto yerine Miladi Takvim’e geçildi.
E) 1929 Dünya Ekonomik Krizi
Nedenleri:
 I.Dünya Savaşı’nın getirdiği ekonomik zorluklar
 ABD’nin savaş sırasında devletlere verdiği kredileri geri alamaması
 ABD ekonomisinin 200 holding tarafından idare edilmesi
 I.Dünya Savaşı’ndan sonra oluşan iyimser havanın ABD borsasını suni( yapay )
olarak yükseltmesi
 İngiltere’nin para birimi poundun aşırı değer kazanması, bununda ihracatta düşüşe
yol açması
 Almanya’nın savaş tazminatını ödemek için karşılıksız para basması bununda aşırı
enflasyona ( hiperenflasyon ) neden olması
 ABD yönetiminin krizin çıkmasını engelleyici tedbirler almaması
3 Ekim 1929 yılında ABD borsasında yer alan şirketlerin hisse senetlerinin düşmesiyle başladı.24
Ekim 1929 Perşembe günü ise borsa dibe vurdu. Tarihe ‘’ Kara Perşembe’’ olarak geçecek bu olay
sonucunda;

 4,2 milyar dolar ABD borsasında yok oldu.
 Çok sayıda banka batarken, binlerce insanın malvarlığı yok oldu.
 Ülkelerde açlık ve kıtlık başladı. İnsanlar takas usulü ticarete geri döndü.
 İnsanların ruh sağlıkları bozuldu.
 Dünyadaki inşaat ve madencilik faaliyetleri durdu
 Dünya genelinde 50 milyona yakın insan işsiz kaldı.
 Dünya ticaret hacmi % 65 oranında azaldı.
Not: Bu kriz en çok sanayileşmiş toplumları vururken, Sovyet Rusya komünizmden dolayı bu
krizden en az etkilenen devletlerden biri olmuştur. Türkiye ise bu krize karşı şu önlemleri
almıştır;
 Devlet korumacı-iktisatçı politikalara yönelmiştir.
 İthalata kısıtlamalar getirilirken, gümrük vergileri yükseltilir.
 Ülkede yerli malı kullanılması için devlet tarafından propagandalar yapılır.

 Milli iktisat ve Tasarruf Cemiyeti kurulur.
 Malımı sattığım devletten mal alırım prensibi hayata geçirilir. (Kliring Sistemi)
F) İki Savaş Arasında Avrupa
1) Barışın Sürekliliğini Sağlama Çabaları
I.Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle barış çabaları ABD önderliğinde başlatıldı.32 devletin katılımı ile
toplanan Paris Barış Konferansı’nda uluslararası bir teşkilatın kuruması kabul edildi. Bunun üzerine
10 Ocak 1920 tarihinde merkezi Cenevre olmak üzere Milletler Cemiyeti kuruldu.
Uluslararası barışı korumak amacıyla bir araya gelen Almanya, İtalya, İngiltere, Belçika, Polonya,
Fransa ve Çekoslovakya arasında ise 1925 tarihinde Locarno Antlaşması imzalandı. Böylece Almanya
uluslararası işbirliğine tekrar dâhil oldu. Bu antlaşmadan kısa bir süre sonra ise Almanya Milletler
Cemiyeti’ne de üye oldu. Barışın sürmesi yolundaki çabaların en önemlilerinden biriside 1928 yılında
Paris’te ABD, İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya, Çekoslovakya, Belçika, Almanya ve Polonya tarafından
imzalanan Briand-Kellogg Paktı oldu. Bu akta aynı yıl SSCB ve Türkiye’de dâhil oldu. Buna göre
savunmaya dayanmayan savaş, kanun dışı sayılmıştır.

  1. Totaliter Rejimlerin Kuruluşu
    a) İtalya’da Faşizm
    I.Dünya Savaşı’ndan umduğunu bulamayan İtalya’da ekonomisi de felce uğramıştı. Özellikle asker
    kaçakları, aydınların maddi ve manevi beklentileri, işsizlik iç politikada ki istikrarı bozdu. Bu durum
    Benito Mussolini’nin liderliğini yaptığı Faşist Parti’nin işine yaradı. Zamanla taraftar sayısında artış
    yaşanan bu parti 1919 yılında girdiği seçimlerde meclise giremedi.1922 yılında ülke genelinde yapılan
    işçi grevlerine destek veren bu partinin sempatizanları yani ‘’Kara Gömlekliler’’ Napoli’den Roma’ya
    yürüyüş gerçekleştirdiler. Ülkede bir darbe olabileceğini düşünen mevcut hükümet istifa etti ve
    başbakanlığa Mussolini getirildi.1924 yılından itibaren bu seferde Mussolini’ye karşı muhalefet arttı.
    Bunun üzerine Mussolini mevcut anayasayı kaldırarak yeni bir anayasa ilan etti. Ceza kanununda
    değişiklik yaparak kendi partisi haricindeki diğer partileri kapattı. Böylece İtalya’da diktatörlük
    dönemi de başlamış oldu. Mussolini “ Sürekli barış mümkün ne de faydalıdır. Sadece savaş insan
    enerjisini en yüksek gerilimde tutar ”.diyerek dış politikasının ne üzerine kuracağını da göstermiştir.

b) Almanya’da Nazizm
I. Dünya Savaşı’ndan sonra Alman İmparatorluğu yıkıldı ve yerine Cumhuriyet ilan edildi. Ancak
Versay Antlaşması’nın imzalanmasıyla Almanya’da iç istikrasızlıklar arttı. Bunun üzerine ‘’Weimar
Anayasası’’ yürürlüğe konularak demokrasiye geçildi ve partiler kuruldu. Bu partilerden bir olan Nazi
partisi 1924 yılındaki seçimler sonucunda parlamentoya girdi.1932 seçimlerinde ise en güçlü parti
olarak çıktı.1933 yılında Hitler başbakan oldu ve meclisten dört yıllığına olağanüstü yetkiler alarak
diktatörlüğünü ilan etti. Gestapo adı verilen gizli bir örgüt kurarak muhalefet ve toplu üzerinde baskı
kurdu. Sanatçılar, bilim adamlarına yasaklar getirildi. Kütüphanelerdeki kitaplar okunur okunmaz
ibaresi konuldu. Nazi ideolojisiyle uyuşmayan herşey ders kitaplarında çıkarıldı. Naziler bu rejime
‘’Halk Toplumu’’ dediler. Hitler “ Nasyonal-Sosyalist akım onu bugünkü dar yurdundan çıkarıp yeni

topraklara doğru yürütmek cesaretini göstermek zorundadır.’’ diyerek dış politika hedeflerini ortaya
koydu.
c) İspanya’da Franco Dönemi
İspanya’da 1923’te asker darbe yaparak yönetimi ele geçirdi. 1936 yılında İspanya iç savaşı
başladı. Cumhuriyetçiler ile Milliyetçiler arasında süren üç yıllık savaşı Almanya ve İtalya’nın
desteklediği General Franco kazandı.

G) İki Savaş Arasında Dünya
I. Dünya Savaşı’ndan sonra siyasi, ekonomik, kültürel, teknolojik ve bilimsel birçok gelişme
yaşandı. Bu gelişmeleri şöyle sıralayabiliriz;

  • Sanayide kullanılan petrol ve elektrik evlere girdi.
  • Taşıt üretimi arttı. Uluslararası yolcu uçakları faaliyete geçti.
  • Şehircilik ve mimari gelişti. Mimari bir akım olan Bauhaus şehir planlamasında öne çıktı.
  • ABD’de ‘’ Empire State Building ‘’ yapıldı ve gökdelen sayısında artışlar yaşandı.
  • Radyo kullanımı yaygınlaştı. Radyonun kullanılmasıyla ‘’Konuşan Basın’’ denilen dönem başladı.
  • Çizgi Film endüstrisi oluştu. Sinema sektörü gelişti.
  • Albert Einstein İzafiyet Teorisi ile bilim dünyasında çığır açtı.
  • Bazı hastalıkların tedavisi için aşılar ve ilaçlar bulundu. Organ nakline başlandı. Tüberküloz tedavisi
    için BCG aşısı bulundu.
  • Alexander Fleming penisilini keşfetti.
  • Psikoloji önem kazandı. Varoluşçuluk ve Fenomenoloji gibi yeni akımlar ortaya çıktı.
  • Tarih yazcılığı değişti. Gelenekselleşen tarih yerine yerel, sosyal, ekonomik ve medeniyet konuları
    ön plana çıktı.
  • 1929 yılında iki savaş arası Avrupa ve Dünya’yı özetleyen John Steinbeck’in ‘’Gazap Üzümleri’’ eseri
    büyük ilgi gördü.
  • Bütün toplumu ve burjuva sanatını tamamen ve sert bir biçimde reddeden ve akımın öncülüğünü
  • Salvador Dali’nin yaptığı‘’Sürrealizm’’( Gerçeküstücülük) ve ’Ekspresyonizm’’ (Dışa vurumculuk)
    akımları ortaya çıktı.
  • ABD’de başlayan ‘’Caz’’ tüm Avrupa ülkelerinde yayıldı.
    H) Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
    Lozan Barış Anlaşmasıyla uluslar arası alanda bağımsızlığını kazanan Türkiye,1923 -30 yılları
    arasında Lozan’dan kalan sorunları çözmeye uğraşırken,190-38 arasında ise uluslararası barışa katkı
    sağlamak ve yaklaşan II. Dünya Savaşı tehlikesine karşı sınırlarını güvence altına almak istemiştir. Dış
    politikada Atatürk’ün ‘yurtta barış, dünyada barış’ sözünü ilke edinen Türkiye barışçı bir politika
    izlemeye çalışmıştır.
    1) Dış Politikadaki Gelişmeler
    a) Türkiye’nin Milletler Cemiyeti’ne Girişi ( 18 Temmuz 1932 )

1930’lardan itibaren Avrupa’da gruplaşmaların belirli bir durum alması uluslararası barış ve
güvenliği tehdit etmeye başladı. Türkiye’nin bölgede yükselen bir güç olduğunu gören Batılı ülkeler,
Türkiye’yi Milletler Cemiyeti bünyesine katmak istedi. Bunun üzerine Milletler Cemiyeti Türkiye’yi
üyeliğe resmen davet etti.9 Temmuz 1932 yılında Büyük Millet Meclisi Cemiyete katılma kararı aldı.
b- Balkan Antantı ( 9 Şubat 1934 )
I. Dünya Savaşı’ndan sonra İtalya’nın Balkanlar’da ve Doğu Akdeniz’de yayılmacı bir politika
izlemesi Balkan devletlerini tedirgin etti. Kendi aralarında da sorunları bulunun Balkan ülkeleri
kendilerine yönelen tehlike karşısında ortak hareket etme kararı aldı. Özellikle Yunanistan ile devam
eden sorunlarımızın çözülmesi iki taraf arasında dostane ilişkilerin başlamasına zemin hazırladı. Hatta
Yunan başbakanı Venizilos Atatürk’ü 12 Ocak 1934’te Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Bu
gelişmeler üzerine bir araya gelen Türkiye, Romanya, Yunanistan ve Yugoslavya arasında 9 Şubat
1934’te Balkan Paktı kuruldu. Buna göre; imzacı devletler Balkanlardaki sınırlarını korumak ve
bölgede yayılmacı siyaset izleyen devletlere karşı ortak hareket etme kararı aldılar. Bu antant ilerde
Türkiye’nin Montrö Konferansı’nda ortak bir tavır belirleyerek Türkiye’yi desteklemiş ve Boğazlar
statüsünün Türkiye lehine değişmesine katkı sağlamıştır.1936 yılından itibaren yayılmacı devletlerin
politikaları karşısında başarılı olmayan antant II. Dünya Savaşı’nın başlamasıyla önemini yitirmiştir.
c- Montreux ( Montrö ) Boğazlar Sözleşmesi (20 Temmuz 1936 )
Lozan Antlaşması ile “Uluslararası Boğazlar Komisyonu”na bırakılmasını kabul eden
Türkiye,1930’lardan itibaren yayılmacı bir politika izleyen İtalya’ya karşı bu sorunu ilk defa 1933
yılında toplanan “Londra Silahsızlanma Konferansı” nda dile getirdi. İtalya’nın 1935’te Habeşistan’a
saldırması, Almanya’nın da Ren Bölgesi’ne asker sevk etmesi üzerine Türkiye Boğazlar Sözleşmesi’nin
değiştirilmesi konusunda harekete geçti. Bu süreçte de SSCB, Balkan Antantı’na üye olan devletler
Türkiye’ye destek verdi. İngiltere ise İtalya’nın amaçlarını bildiği için bu girişimi desteklediğini bildirdi.
Türkiye sorunun çözülmesi amacıyla bir konferans yapılmasını istedi. Bunun üzerine 22 Haziran
1936’da İsviçre’nin Montrö kentinde konferans toplandı. Türkiye, Avustralya, İngiltere, Yunanistan,
Japonya, Romanya, SSCB, Fransa ve Yugoslavya arasında Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
Buna göre; Boğazlar Komisyonu kaldırılarak Türkiye’ye Boğazlar ve çevresinde asker bulundurma
hakkı verildi. Savaş gemilerinin geçişi de Türkiye’nin iznine bırakıldı. Türkiye’nin girmediği bir savaşta
ise savaş gemilerinin boğazlardan geçmesi yasaklandı.
d- Sadabat Paktı ( 8 Temmuz 1937)
İtalya’nın ve Almanya’nın yayılmacı politikaları karşısında Türkiye, İran, Irak ve Afganistan
arasında Tahran’da Şah’ın yazlık Sadabat Sarayı’nda karşılıklı imzalar atılarak bu pakt kuruldu. Buna
göre pakta üye devletler birbirlerine saldırmayacak ve bölgede barış ve istikrarın korunması amacıyla
çalışacaklardır. Yapılan bu girişim İslam dünyasında da olumlu karşılandı.1939 tarihinde II. Dünya
Savaşı’nın çıkmasıyla pakt önemini yitirdi. Savaştan sonra durum normalleşince İran paktın
canlandırılması için tekrar görüşmelere başladı. 1955 yılında Bağdat Paktı’nın kurulmasıyla, Sadabat
Paktı önemini iyice yitirdi.1980’de İran-Irak Savaşı’nın çıkmasıyla pakt ömrünü tamamladı.
e- Hatay Meselesi ve Hatay’ın Anavatana Katılması (30 Haziran 1939 )

1935’te Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki mandasını kaldırdı ve İskenderun Sancağı’nı da
Suriye’ye bıraktı. Bu durum Türkiye tarafından tepkiyle karşılandı. İtalya ve Almanya’nın yayılmacı
politikalarını 1936 tarihinde artırmasıyla Fransa Türkiye ile ilişkilerini yumuşatma eğilimine gitti.
Fransa sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürme teklifinde bulundu. Cemiyet ise İskenderun ve
Antakya’nın içişlerinde serbest, dış işlerinde ise Suriye’ye bağlı olması kararını aldı. Daha sonra Fransa
ile yapılan müzakereler soncu Hatay’ın toprak bütünlüğünün her iki ülke tarafından korunması kararı
alındı ve Türk askeri Hatay’a girdi.
1938 yılında ise her iki ülkenin gözetiminde yapılan seçimler sonucu ‘Hatay Cumhuriyeti’ kuruldu.
İlk Cumhurbaşkanı Tayfun Sökmen olurken, Başbakanlığına da Abdurrahman Melek getirildi. Hatay
devleti yöneticilerin Türkiye’ye katılma talebi ile toplanan Hatay Millet Meclisi 1939 yılında yaptığı
toplantı sonucu Hatay’ın anavatana katılması kararı aldı.23 Temmuz 1939 günü yapılan bir törenle ise
Hatay Türkiye’ye katıldı.

  1. Ünite II. DÜNYA SAVAŞI (1939-45)
  2. Savaş Öncesindeki Gelişmeler
    a. Japonya
    Japonya, 1920’li ve 1930’lu yıllarda Uzak Doğu’nun en güçlü devleti oldu. Japonya, 1931’de
    Mançurya’yı işgal ederek Çin’e yöneldi. Asya’daki faaliyetlerinde serbest kalmak amacıyla, 1933’de
    Milletler Cemiyetinden; 1934’te Washington Antlaşması’ndan çekildi. Aynı zamanda 1934’te, ‘’Asya,
    Asyalılarındır.’’ diyerek Batılıların Çin’le olan münasebetlerini kesmelerini istedi. Japonya’nın
    yayılmacı politikası, Uzak Doğu’da güçler dengesini bozdu. Bu bölgede çıkarları olan İngiltere ve ABD
    gibi devletler, önce Japonya’nın bu tutumuna tepkisiz kaldı. Ancak Japonya’nın 1937’de Çin’e
    saldırması üzerine bu devletler Çin’e yardıma başladı. 1938’de Japonya doğu ve orta Çin’in
    topraklarını ele geçirdi. Batılıların doğu Asya’dan atılmasını öngören ‘’Yeni Düzen’’i ilan etti.
    Japonya’nın emperyalist tutumu nedeniyle Uzak Doğu, II. Dünya Savaşı’nın cephelerinden biri oldu.

b. İtalya
İtalya’nın uzun süreden beri gerçekleştirmek istediği sömürgecilik emelleri, Mussolini ile
birlikte ‘’Roma İmparatorluğunun yeniden kuruluşu’’ adı ile milli bir ideal hale geldi. İtalya’nın bu dış
politikası rahatsızlık kaynağı oldu. İlk problem Yugoslavya ile yaşandı. ‘’Serbest Şehir’’ olarak
bağımsızlık statüsüne kavuşturulan Fiume, Mussolini’nin Yugoslavya’ya baskısı sonucunda 1924’te
İtalya’ya katıldı.
Milletlerarası bir komisyonda görevli İtalya temsilcisinin Yunanistan’da öldürülmesi üzerine
İtalya, Yunanistan’a ait Korfu Adası’nı işgal etti.

1924 yılı sonunda İtalya, Arnavutluk’taki bir iç meseleyi fırsat bilerek ekonomik ve siyasi desteği
ile Arnavutluk’u nüfuzu altına aldı.
Ayrıca 1931’de Japonya’nın Mançurya’ya saldırması, Almanya’nın Versay şartlarından kurtulma
girişimlerine İngiltere ve Fransa’nın tepkisiz kalması İtalya’yı Habeşistan’ın işgali konusunda harekete
geçirdi. İtalya’nın 1934’te başlattığı Habeşistan saldırısı 1936’da işgalle sonuçlandı. İtalya’nın
Habeşistan’a saldırısı ile Almanya, Locarno Antlaşması’nı feshetti. Avrupa’daki mevcut durum
bozuldu.
c. Almanya
Hitler’le birlikte Alman dış politikası yeniden şekillendi. Bu politikanın ilk hedefi Versay
Antlaşması’nın maddelerinden kurtulmaktı. İkinci hedefi Almanya dışında Almanların yaşadıkları
toprakları almak ve topraklarını sınır tanımadan genişletmekti.
1 Mart 1935’te Versay Antlaşması’yla Fransa’ya bırakılan Saar Bölgesi, halk oylaması sonucunda
Alman yönetimine geçti. Versay’ın getirdiği askeri kısıtlamalardan kurtulmak isteyen Almanya, gizlice
silahlanmaya başlayarak Ekim 1933’te Silahsızlanma Konferansı ve Milletler Cemiyetinden çekildi.
1934’ten itibaren kara, deniz ve hava kuvvetlerini güçlendirme çalışmalarını başlattı. Modern silah,
araç ve gereç yapımına önem vererek asker sayısını 300 bine çıkardı. Daha sonrada askerliği zorunlu
hale getirip asker sayısını 550 bine çıkardı.
Versay Barış Antlaşması’nı tamamen ortadan kaldırmaya kararlı olan Almanya, 7 Mart 1936’da,
askerden arındırılan Ren Bölgesi’ne asker gönderdi. Fransa bu durumu kabul etmek zorunda kaldı.
Almanya, 13 Mart 1938’de de Avusturya ile birleştiğini ilan ederek burayı ilhak etti.
Çekoslovakya’nın Südetler bölgesinde 3,5 milyon Alman yaşamaktaydı. Burayı ilhak etmek isteyen
Hitler’in bu ülkedeki Nazilerin çıkardıkları karışıklıklardan yararlanmak istemesi, iki ülke ilişkilerini bir
bunalıma dönüştürdü. Hitler, 28 Mayıs 1938’de Çekoslovakya’yı işgal etme kararı aldı. Ara buluculuk
faaliyetlerinin sonuç vermemesi Avrupa’da genel bir savaş ihtimalini ortaya çıkardı. İngiltere’nin
önerisi üzerine Almanya, Fransa, İtalya ve İngiltere arasında 29 Eylülde Münih Konferansı toplandı.
Bu konferansta Südet, Almanya’ya verilirken Çekoslovakya toprakları İngiltere ve Fransa’nın garantisi
altına alındı. Münih Konferansı’na davet edilmeyen ve Çekoslovakya ile ilgili kararlarda kendisine
danışılmayan SSCB, Batılı devletlerden uzaklaşıp Almanya’ya yakınlaştı.
Münih Konferansı’nın ardından 2 Ekimde Polonya, Çekoslovakya’nın Teschen Bölgesi’ni işgal etti.
d. Savaş Yılı: 1939
Münih Konferansı’yla Çekoslovakya’dan Südet bölgesini alan Almanya, 15 Mart 1939’da Prag’a
girerek Çekoslovakya’yı işgal etti. Tamamı Almanlardan oluşmayan Çekoslovakya’nın işgaliyle, ‘’Hayat
Sahası’’ politikası uygulamaya koyuldu. Hitler Memel’i de Litvanya’dan istedi ve imzalanan bir
antlaşma ile Memel Alman yönetimine geçti.
Almanya’nın işgallerinden cesaret alan İtalya, 7 Nisanda, 1926’dan beri nüfuzu altında
Arnavutluk’u işgal etti. Bu işgal Almanya tarafından desteklenirken İngiltere ve Fransa tarafından sert
tepkiyle karşılandı. Alman ve İtalyan ittifakı 22 Mayısta ‘’Çelik Pakt’’ ile pekiştirildi.

Almanya’nın ticari bir anlaşmayla Romanya’yı da nüfuzu altına alması, İngiltere’nin yatıştırma
politikasından vazgeçmesinde etkili oldu. Almaya, Versay’la serbest şehir statüsüne geçirilen Danzig’i
Polonya’dan istedi. Bu istek kabul edilmeyince Almanya Polonya’yı işgal etmeye karar verdi. Ancak
İtalya’nın 1942 yılı sonuna kadar savaşa girmeyeceğini bildirmesi üzerine Almaya SSCB’ye yaklaştı. 23
Ağustosta ‘’SSCB – Almanya Saldırmazlık Paktı’’ imzalandı. Almanya’nın 1 Eylülde Polonya’ya
saldırması üzerine İngiltere ve Fransa 3 Eylülde Almanya’ya savaş açtı.
II. Dünya Savaşı’nın başlamasından sonra SSCB’nin de katılmasıyla Polonya işgali hız kazandı. Daha
sonra SSCB, Estonya, Letonya ve Litvanya’yı işgal etti. Finlandiya bütün çabalarına rağmen bazı sınır
bölgelerini SSCB’ye vermek zorunda kaldı (1940).
A. SAVAŞ YILLARI
3 Eylül’de Almanya’ya karşı savaş ilan eden Fransa ve İngiltere, hemen savaşa girebilecek güçte
değildi. Bu yüzden Mihver Devletler savaşın ilk üç yılı içerisinde müttefiklere karşı üstünlük sağladı.
Savaş, Avrupa, Pasifik ve Kuzey Afrika olmak üzere üç cephede cereyan etti.

  1. Avrupa’da Savaş
    İngiltere ve Fransa, Alman ekonomisini zayıflatarak savaşın süresini kısaltmak istedi. Bu iki devlet,
    İsveç’te Norveç yoluyla Almanya’ya gelen kömür cevherinin gelişini durdurmak için Norveç kıyılarını
    mayınladı. Bunun üzerine Fransa’ya saldırmayı planlayan Almanya, Danimarka ile Norveç’i ele geçirdi.
    10 Mayıs 1940’ta Hollanda, Belçika kısa sürede ele geçirdi. Ardından Almanya Fransa’nın kendileri
    için oluşturduğu savunma hattını (Maginot Hattı) aşarak Fransa’yı ele geçirdi. 22 Haziranda
    Almanya ile Fransa ateşkes kararı aldı. Yapılan anlaşma ile Fransa topraklarının büyük bir bölümünü
    işgal eden Almanya, kalan bölümde de kendi kontrolünde Vichy hükümetini kurdu. Ağustos
    sonlarında Hitler, İngiltere’ye karşı hava saldırısı başlattıysa da başarılı olamadı. Hitler, hava ve deniz
    kuvvetleri açısından üstün olan İngiltere’ye karşı başarı kazanmanın zor olduğunu anladı. Hayat sahası
    için gerekli zenginlikleri doğuda aramaya karar vererek SSCB’yi hedef seçti. Aynı zamanda SSCB’nin
    Alman hayat sahası içindeki Balkanlar ve Boğazlara doğru genişlemesi ve silahlanması, Almanya’nın
    çıkarlarına uygun değildi. Finlandiya’nın işgalinde SSCB ordusunun zorlanması Hitler’i saldırı için
    cesaretlendirdi.
    Almanya, SSCB işgalinden önce Balkanlara yönelerek Romanya ve Bulgaristan ile ittifak
    antlaşmaları yaptı. Kısa sürede Yugoslavya ve Yunanistan’ı ele geçirdi. Daha sonra 22 Haziran
    1941’de SSCB’ye saldırarak ‘’Barbarossa’’ harekâtını başlattı. Bu harekâtla 6 ay içinde SSCB’yi teslim
    almak isteyen Almanya, iklim şartlarından dolayı hedefine ulaşamadı. Buna karşılık iklime alışık
    Ruslar, Alman hatlarının en ileri uzantılarını durdurarak sınırlı da olsa onları geriletti.
    Almanya, 1942 ilkbaharında ikinci saldırıya geçti ise de Moskova düşmedi. Aynı zamanda Almanya
    güneye doğru yöneldi. Amacı Kafkaslar üzerinden İran’a geçerek petrol kaynaklarını ele geçirmek,
    Batılıların İran yolu ile SSCB’ye yardımını engellemek ve Hindistan’a ulaşarak Japonya ile
    birleşmekti. Alman ordusu Mayıs ayında Kırım’ı alarak Kafkaslara girdi ve ‘’Maikop petroller bölgesi’’
    düştü. Böylece SSCB’nin kömür ve elektrik kaynaklarının yarısı ele geçirildi. SSCB’nin orduları
    Stalingrad’a çekildi. 22 Ağustosta Stalingrad’da başlayan ve üç ay süren mücadele, Almanların
    yenilgisiyle sonuçlandı. Bu yenilgi Mihver Devletler için bir dönüm noktası oldu.
  2. Kuzey Afrika’da Savaş

1940’ta Fransa savaş dışı kalırken İtalya’nın savaşa girmesi Akdeniz ve Doğu Afrika’da İngiltere’yi
zor durumda bıraktı. Savaşın ilk haftalarında İtalya, Cebelitarık, Malta, İskenderiye ve Süveyş’i;
İngiltere ise Rodos’u ve İtalya’nın endüstri bölgelerini bombaladı.
Akdeniz’e kesin hâkim olmak isteyen İtalyanlar bu kolay başarıdan sonra İngilizleri tüm Afrika’dan
çıkarabileceklerini düşünüp Süveyş harekatına karar verdiler. 1940 Eylülünde İtalyanlar, Trablusgarp
üzerinden saldırıya geçerek bir haftada 150 km batısına kadar geldiler. Bu noktada karşı saldırıya
geçen İngilizler, beş gün içinde Mısır’dan çıkardığı gibi Mart 1941’de İtalyan işgalindeki Bingazi’yi ele
geçirdiler.
İtalya, 31 Mart 1941’de Almanya’nın müdahalesi ile Kuzey Afrika’da yeni bir harekât başlattı.
Almanya, bu harekâta büyük önem veriyordu. Plana göre İtalya güneyden; Almanya Kafkaslar ve İran
üzerinden Mısır’a gelip Orta Doğu Bölgesi’ni kıskaç içine alacaktı. Japonya’nın, Birmanya ve
Hindistan üzerinden İran’a gelmesiyle savaş sona erecekti. Bu yüzden Almanya, bu harekâta hem
kara hem de hava kuvvetleri ile destek verdi.
Bingazi, Derne, Tobruk ve Sallum ortak Almanya – İtalya saldırısı ile İngiltere’den alındı. Bu
durum üzerine İngilizler karşı saldırıya geçerek Alman – İtalyan kuvvetlerini Mısır ve Libya’dan attıkları
gibi Bingazi’ye kadar ilerleyişini de sürdürdü. Bu harekâtla İngiltere İtalya’nın sömürgelerini elinden
alırken Kuzey Afrika’nın büyük bir bölümünü ele geçirdi.1943 Mayısına gelindiğinde tüm Alman ve
İtalyan birlikleri teslim oldu. Müttefikler 250.000 kadar Mihver askerini tutsak aldılar. Bundan sonra
müttefikler Avrupa’ya yöneldi.

  1. Asya ve Pasifik’te Savaş
    a. Savaş Öncesi ABD
    II. Dünya Savaşı çıktığı zaman Amerikan kamuoyu, Hitlerin diktatör (totaliter) rejimi, saldırgan
    politikası, Yahudilere karşı tutumu, demokratik rejimlere karşı bakışı ve antlaşmaları çiğnemesi
    sebebiyle Almanya’ya karşıydı. Ancak tarafsızlık politikası gereği ABD başkanı Roosevelt, savaş
    sırasında bir demeç vererek Amerikan halkından düşüncelerinde bile tarafsız kalmalarını istedi. Alman
    ilerleyişi durdurulamayınca 1940’da İngiltere’ye para ve silah yardımı yaptı. 1941’de Amerika ‘’Ödünç
    Verme ve Kiralama Yasası’’nı çıkardı. Buna göre her ülke yiyecek ve savaş malzemesini dâhil her türlü
    yardımı ‘’bedeli savaş sonunda ödenmek şartıyla’’ alabilecekti.
    9 – 10 Ağustos 1941’de ABD ve İngiltere bir araya gelerek Atlantik Bildirisi’ni yayınladı.
    b. Pearl Harlbour Baskını ve ABD’nin Savaşa Girişi
    Japonya, I. Dünya Savaşı’ndan sonra Pasifik bölgesinde ABD ve İngiltere’nin baskısı altında
    kalmıştı. Japon yöneticiler II. Dünya Savaşı ile bu baskıdan kurtulmak istedi. İlk adım olarak da Hainan
    Adası’nı ele geçirdi. 1940’ta da Fransa, Almanya’ya yenilince Almanya’nın Vichy hükümetine baskısı
    sonucu Japonya, Fransa’ya ait Çinhindi’nden stratejik üsler aldı.
    Roosevelt, Japonya’ya petrol ambargosu koyarak Japon ekonomisini yıprattı. Bu meseleyi
    diplomatik yollarla çözemeyen Japonya, 7 Aralık 1941’de ABD’nin Pasifik üstünlüğünü simgeleyen
    Hawaii takımadalarından Honolulu’daki deniz ve hava üssü Pearl Harlbour’a saldırdı. Kısa sürede
    ABD’nin Pasifik Donanması’yla hava filosunun büyük bölümü etkisiz hale getirildi. Bu saldırı üzerine

ABD savaşa girmiş oldu. Ancak Japonya’nın ABD’nin Hawaii’deki petrol depolarını vurmaması ve
askeri açıdan önemli bir üssü işgal etmemesi, harekâtın stratejik açıdan başarılı olmasını engelledi.
Pasifik Savaşları
1942’te gelindiğinde Almanya Avrupa’da; Japonya Uzak Doğu’da üstünlüğü elinde tutmaktaydı.
Japonya, Pearl Harlbour saldırısından sonra güneye doğru yöneldi. ABD’nin Manila; İngiltere’nin ise
Singapur ve Hong Kong’ta üslerini ele geçirdi. Nisan 1942’de Japonya, Avustralya’da durduruldu.
Mayısta Amerikan ve Japon filoları Mercan Denizi’nde karşılaştı ve Japonya burada yenildi. Savaş
sırasında ABD donanmasının toparlandığını gören Japonya, vakit kaybetmeden ABD’nin Midway
üssüne saldırı planladı. 4 Haziranda gerçekleştirilen Japonya’nın Midway saldırısı, başarısızlıkla
sonuçlandı. Bu gelişme Pasifik’teki savaşın seyrini etkileyecek bir dönüm noktası oldu.
B. BARIŞA DOĞRU

  1. Avrupa’da Savaşın Sona Ermesi
    14 – 24 Ocak 1943’te Roosevelt ve Churchill, Kazablanka Konferansı’nda aldıkları kararla
    ‘’Mihver Devletlerin kayıtsız şartsız teslim alınması’’ için harekete geçtiler.
    İtalya’yı Kuzey Afrika’dan atan Müttefikler Avrupa’ya yöneldi. Saldırı için en uygun yer İtalya idi.
    İngiltere ve ABD’nin bu harekâtı Stalingrad ölçüsünde bir başarı olmamakla beraber Mihver
    Devletlerin Avrupa’daki yenilmezliği sona erdi. Müttefikler ancak Haziran 1944’te Roma’ya girip
    1945 yılının başında Kuzey İtalya’yı ele geçirebildi.
    6 Haziran 1944’te Alman işgali altındaki Fransa’ya İngiliz ve ABD birlikleri Normandiya kıyılarından
    girmeye başladılar. Almanların çok iyi tahkim ettikleri için hiç beklemedikleri Normandiya’dan
    Müttefik donanması büyük bir çıkartma yaptı. Müttefik birlikleri büyük kayıplara rağmen başarılı oldu
    ve Fransa’nın güneyinden gelen birliklerle birleşerek 26 Ağustosta Paris’e ulaştı.
    II. Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru gelecekteki barışın esaslarını saptamak amacıyla Roosevelt,
    Churchill ve Stalin arasında 4 – 11 Şubat 1945’te Yalta Konferansı yapıldı. Churchill, Balkanlardaki
    İngiliz etkisinin sona ermesinden, savaş sonunda ABD’nin Avrupa’dan çekilmesinden sonra güçlü bir
    SSCB ile tek başına kalmaktan çekiniyordu. Bu nedenle, Fransa’nın da Almanya ve Avusturya’nın
    işgaline katılmasını sağladı. SSCB, Doğu Avrupa’dan ordularını çekmek ve serbest seçimlerin
    yapılmasını sağlamak için söz verdi. Ancak çekilmenin şartları ile Polonya’nın gelecekteki sınırları
    konusunda açıklık getirmedi. Almanya’dan tazminat almayı da garantileyen SSCB, Japonya’ya karşı
    savaşa girmesine karşılık kurulacak Birleşmiş Milletlerde üç sandalye (Sovyetler Birliği, Belarus ve
    Ukrayna) aldı. Böylece SSCB konferanstan en karlı çıkan devlet oldu. Konferansta SSCB’nin
    Japonya’ya karşı savaşa girmesi karara bağlandı.
    Daha sonra gerçekleşen San Francisco Konferansı sırasında 7 Mayıs 1945’te Almanya kayıtsız
    şartsız teslim olmuş ve Avrupa’da savaş sona ermişti. Bunun üzerine Müttefikler arasında Berlin
    yakınlarında Potsdam’da ABD, İngiltere ve SSCB arasında 17 Temmuz – 2 Ağustos tarihleri arasında
    yeni bir konferans toplandı. Bu konferansa SSCB adına Stalin, ABD adına Truman katıldı. İngiltere
    Başbakanı Churchill ise konferans sürerken ülkesindeki seçimlerde yenilgiye uğrayınca yerini rakibi
    Attle’ye devretti.

Potsdam Konferansı’nda, Almanya’nın teslim olmasından sonra ortaya çıkan sorunlar, yapılacak
olan barış antlaşmalarının temel şartları ve yöntemleri belirlendi. Görüşmelerde Avrupa,
Müttefiklerin istekleri doğrultusunda şekillendirildi. Almanya, dört işgal bölgesine ayrılarak ABD,
İngiltere, Fransa ve SSCB yönetimine bırakıldı. Ayrıca Almanya için ekonomik ve askeri kısıtlama ve
yükümlülükler getirildi. Savaş suçlularının tutuklanmasına ve diğer ülkelerde bulunan Almanların
Almanya’ya götürülmesine karar verildi. Avusturya ve başkenti Viyana’nın dört işgal bölgesine
ayrılması, İtalya ile koşulları ağır olmayan bir barış anlaşması imzalanması karara bağlandı.

  1. Pasifik’te Savaşın Sona Ermesi
    6 Ağustosta Hiroşima’ya atılan ilk atom bombası ile 70.000 kişi, 9 Ağustosta Nagazaki’ye atılan
    ikinci bomba ile 80.000 kişi öldü. ABD’nin Hiroşima üzerine atom bombası kullanmasının ardından
    SSCB, 8 Ağustosta Japonya’ya savaş ilan etti ve Mançurya’yı ve 38. enlemin kuzeyindeki Kore
    topraklarını işgale başladı. Japonya, Nagazaki’nin bombalanması üzerine barış istemişti. Japonya 14
    Ağustosta kayıtsız şartsız teslim oldu. 2 Eylül 1945’te ateşkes antlaşması imzalandı ve II. Dünya
    Savaşı sona erdi.
    C. SAVAŞIN ETKİLERİ
    a. Siyasi Sonuçlar
    II. Dünya Savaşı’nın Müttefiklerce kazanılması ile Faşizm ve Nazizm gibi akımlar tasfiye edildi.
    Asya, Afrika ve Orta Doğu’da yaşayan halklar, II. Dünya Savaşı’nda, emperyalist devletlerin zayıflığını
    görerek bu devletlere karşı mücadeleye başladı. 1942’de Hindistan, Endonezya gibi ülkelerde milli
    kurtuluş hareketleri oluştu.
    Savaşın mağlup devletleri İtalya ve Almanya’nın toprakları işgal edildi. Müttefik ordularının
    denetimi altında başkentleri Berlin ve Viyana da dâhil olmak üzere, Almanya ve Avusturya toprakları
    dört işgal bölgesine ayrıldı. Savaşın diğer mağlup devletleri Japonya, ABD orduları tarafından işgal
    edildi.. Avrupa kıtasının yarısına hâkim olan SSCB, savaş sonunda büyük bir güç haline geldi.
    II. Dünya Savaşı’ndan en az etkilenen ABD, atom bombasına sahip olmakla önemli bir avantaj elde
    etti. Birleşmiş Milletlerin New York’u, Uluslararası Para Fonunun (IMF) Washington’u merkez olarak
    seçmesi ABD’nin gücünü ve Avrupa merkezli uluslararası sistemin sona erdiğini göstermekteydi..
    II. Dünya Savaşı sırasında dünya barışını sağlamak amacıyla ABD ve İngiltere, Atlantik Bildirisi’ni
    yayınlayarak Birleşmiş Milletler Teşkilatının temelini attı. Şubat 1945’te Yalta Konferansı’nda ABD,
    İngiltere ve SSCB, Mart 1945’e kadar Mihver Devletlere savaş ilan eden devletlerin Birleşmiş
    Milletlere üye olarak kabul edilmesine karar verdi. Aynı yıl Birleşmiş Milletleri resmen kurmak için
    San Francisco Konferansı toplandı. Bu konferans’ta ABD, SSCB, İngiltere, Çin ve daha sonra
    Fransa’nın katılımıyla oluşan büyük devletler teşkilat üzerinde kesin üstünlük kurmak ve bunu
    antlaşmaya eklemek istedi. Konferans sonunda Birleşmiş Milletler Antlaşması kabul edilerek Birleşmiş
    Milletler Teşkilatı kuruldu ve Milletler Cemiyeti 19 Nisan 1946’da yetkilerini bu Teşkilata devretti.
    b. Ekonomik Sonuçlar
    Washington’da, 45 ülkenin imzasıyla ‘’Uluslararası Para Fonu’’ (IMF) kuruldu. Ayrıca
    ‘’Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası’’ oluşturularak üye devletlerin yeniden yapılanma ve
    kalkınma çabalarına maddi destek sağlanması amaçlandı.

c. Toplumsal Sonuçlar
Hava saldırıları, karne uygulaması, işgal edilen ülkelerin talan edilmesi, sivil esirlerin öldürülmesi,
verem, tifüs gibi hastalıkların yayılması ayrıca Nazilerin üstün ırk yaratma gayesiyle engellileri,
Yahudileri, Romanları, Sintileri, ten rengi farklı olanları toplama kamplarında yok etmeleri neticesinde
60 milyona yakın kişi hayatını kaybetti. Bunlardan yaklaşık 21 milyonu SSCB vatandaşı, 13,5 milyonu
Çinli, 7 milyonu Alman’dı.
İnsan Hakları İhlalleri
Kasım 1945’ten Ekim 1945’ya kadar Nürnberg’de, uluslararası bir mahkeme tarafından suçlu
görülen Nazi Alman yöneticileri, Nazi Partisi siyasi liderleri ve diğer suçlular da mahkeme karşısına
çıkarılarak yargılandı. II. Dünya Savaşı’nda yaşananlardan dolayı ‘’Soykırım Suçunun Önlenmesi ve
Cezalandırılmasına İlişkin sözleşme’’ 9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul
edildi. Savaş sırasında işlenen insanlık suçları ‘’soykırım’’ olarak adlandırıldı. Bu kapsama giren suçlar
ve suçluların cezalandırılması ile ilgili kararlar alındı. 10 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Teşkilatı,
‘’İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’’ni kabul etti.
E. SAVAŞ YILLARINDA TÜRKİYE

  1. II. Dünya Savaşı’nda Türk Dış Politikası
    İngiltere, Türkiye’nin kendi yanında savaşa katılması durumunda her türlü yardımı yapmaya
    hazır olduğunu belirtti. Yunanistan’ın Almanlarca işgali ve Bulgaristan’ın Mihver Devletler safında
    savaşa girmesi, Türkiye sınırına kadar dayandırdı. Bu gelişmelerden sonra Almanya, Türkiye ile
    İngiltere’nin yakınlaşmasını önlemeye çalıştı. 18 Haziran 1941’de Almanya ile Türkiye arasında bir
    saldırmazlık paktı imzalandı. 22 Haziranda Alman ordularının SSCB üzerine saldırıya geçmesiyle
    Türkiye üzerindeki baskı azaldı.
    Almanların Kasım 1942’de Stalingrad yenilgisinden sonra Müttefiklerin Türkiye üzerindeki
    beklentilerinin artmasıyla İngiltere ve Türkiye 30 Ocak 1943’te Adana Konferansı’nda bir araya geldi.
    Yapılan Görüşmelerde, Türkiye’nin savaşa katılmak için hazırlıksız olduğu ve özellikle SSCB’nin
    savaştan galip çıkması halinde duyduğu ciddi endişeler dile getirildi. Bunun üzerine İngiltere ve
    Türkiye dışişleri bakanları 5-6 Kasım tarihlerinde Kahire’de bir araya geldi. Türkiye Müttefiklerin
    savaşa girmesi konusundaki teklifleri reddederek savaş dışı kalmayı sürdürdü.
    Müttefiklerin isteği üzerine Türkiye’yi savaşa katılma konusunda ikna etmek isteyen Roosevelt ve
    Churchill, İnönü’yü Kahire’ye davet etti. Böylelikle 4-6 Aralık gerçekleşen Kahire görüşmelerinde
    İnönü Türkiye’nin ihtiyacı olan silah ve malzemenin sağlanması şartıyla savaşa katılmayı ilke olarak
    kabul etti. Ancak 1944 yılı başlarında Türk ve İngiliz askeri yetkililerinin Türkiye’nin ihtiyaçlarının
    tespiti konusundaki çalışmaları sonucu ulaşamamıştır.
    Türkiye 23 Şubat 1945’te savaş sonrası düzenin oluşturulacağı San Francisco Konferansı’na
    katılabilmek ve Yalta Konferansı kararları uyarınca Birleşmiş Milletler Teşkilatının asil üyeleri
    arasında yer alabilmek için Almanya’ya savaş açtı
  2. II. Dünya Savaşı’nın Türkiye’ye Etkileri

Türkiye II. Dünya Savaşı’na fiilen katılmamasına rağmen, savaşın getirdiği ağır ekonomik
şartları tümüyle yaşadı.
Savaş yıllarında Türkiye’de izlenen ekonomik politika, büyümeyi ve gelişmeyi hızlandırmak
hedefinden ziyade mal darlığını hafifletmek, fiyat artışlarını frenlemek, karaborsa ile mücadele
etmek ve sosyal adaleti sağlamak gibi hedeflere yönelmiştir. Bu malların yüksek kar elde edilerek
satılması mevcut hükümetleri bazı kararlar almak zorunda bıraktı. Yersiz fiyat yükselmelerine engel
olmak amacıyla fiyatları yükseltilen maddelere “narh koyma“ bu kararlardan bir tanesiydi. 18 Ocak
1940’ta çıkan ve 1942’de değişikliğe uğrayan “Milli Korunma Kanunu“ alınan tedbirlerin dayanak
noktası oldu. Bu kanun ile üretim, dağıtım ve tüketim ilişkileri tümüyle devlet kontrolü altına alındı.
Milli Korunma Kanunu’nun 6. Maddesine dayanarak Petrol Ofisi, Et ve Balık Kurumu gibi bazı
kurumlar oluşturuldu.
1942’de büyük kentlerde karne uygulamasına geçildi. Ticaret Ofisi ve İaşe Müsteşarlığı gibi
yeni kurumlar oluşturuldu. Her ülke savaş zamanlarında az çok görülen karaborsa ve fiyat artışları
kent nüfusunu etkiledi.Aşırı ve vergilendirilemeyen kazançlar ile yüksek enflasyon da dikkate alınarak
Varlık Vergisi ve Toprak Mahsulleri Vergisi olmak üzere iki olağanüstü vergi uygulaması getirildi.
Varlık Vergisi Kanunu, 11 Kasım 1942’de kabul edildi. Verginin amacı savaşı fırsata
dönüştüren işletmelerin haksız kazançlarının önüne geçmekti. Fakat varlık vergisi uygulamada
sermaye sahibi bazı gayrimüslim yurttaşların aleyhine bir takım sonuçlar doğurdu. Yurt içinde ve yurt
dışında tartışmalara yol açan vergi uygulaması 15 Mart 1944’te kaldırıldı. Varlık vergisi alınmayan
çiftçilerden de 1944’te ayni olarak alınan Toprak Mahsulleri Vergisi 1946’da kaldırıldı.
Türkiye’de yaşanan ekonomik sıkıntılar sonucunda 1940 ve 1945 yıllarında nüfus artışında
azalma görüldü. Ayrıca ‘’II. Beş Yıllık Sanayi Planı“ ise uygulanamadı.
Bu dönemde savaş şartlarına rağmen devlet harcamalarının bir kısmı eğitim ve kültüre ayrıldı.
Bir yandan ilkokul yapımına hız verilirken diğer taraftan 1940’ta çıkarılan bir kanunla köylülerin
kendi yörelerinde ve pratik bilgilerle eğitilmesini öngören Köy Enstitüleri kuruldu.
Şiirde serbest nazımı savunan Orhan Veli Kanık, Oktay Rıfat Horozcu, Melih Cevdet Anday’ın
öncülüğünü yaptığı “Garip Akımı“ bu dönemde ortaya çıktı. Peyami Safa, Ahmet Hamdi Tanpınar,
Bedri Rahmi Eyüboğlu, Behçet Necatigil ve Sait Faik Abasıyanık bu dönemin önemli şair ve
yazarlarındadır.
Ankara Radyosu deneme yayınlarından sonra 1943’te sürekli yayına geçti. Bu dönemde halk
müziği derleme çalışmalarının dinleyenlere sunulduğu “Yurttan Sesler’’ programları yapıldı. Sadettin
Kaynak başta olmak üzere bazı bestekârlar ise halk türküsü tarzında şarkılar bestelediler. Safiye Ayla,
Müzeyyen Senar, Hamiyet Yüceses, Perihan Altındağ Sözeri gibi dönemin önemli sanatçıları radyo
programları ve taş plaklarla kendilerini halka tanıttılar.

  1. Ünite SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ
    II. Dünya Savaşı’nda sonra dünyada bir kere daha güçler dengesi değişti.

Dünya tekrar iki kutba ayrılarak uzun yıllar her alanda birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen SSCB ile
ABD arasında yaşanacak ‘Soğuk Savaş’ dönemini başlattı. Bu sürecin içinde yer almak istemeyen ve
yeni bağımsızlığını kazanan devletler ise Üçüncü Dünya’ya da ‘Bağlantısızlar’ adı verilen bir blokta yer
almayı tercih ettiler.
A. BLOKLARIN KURULUŞU

  1. Doğu Blok’unun Kurulması
    SSCB savaş sonunda ise işgal ettiği bölgelerden çekilmeyerek kendi rejimini yaymaya başladı.
    Özellikle Bulgaristan, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya’da muhaliflerin tasfiye
    edilmesini sağlayarak kendine yakın uydu devletler kurdu. Savaş sırasında işgal ettiği Berlin’den ise
    diğer işgal eden devletler olan İngiltere, Fransa ve ABD’nin baskılarına rağmen çıkmadı. Buda ‘Berlin
    Buhranı’nın çıkmasına neden oldu. Berlin aylarca SSCB tarafından abluka altına alındı. Bunun üzerine
    işgalci devletler ise işgal ettikleri bölgeleri birleştirerek Federal Alman Cumhuriyeti’ni kurdu. SSCB ise
    bu gelişmeler üzerine kendi işgal bölgelerinde kendine bağlı Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni
    kurdu. Çok sayıda kişinin Federal Almanya tarafına geçmesi üzerine SSCB tarafından Berlin Duvarı
    inşa edildi ve böylece gerginlik sona erdirildi.
    a- Doğu Bloğu İçerisindeki Gelişmeler
    Sovyet Rusya’nın destek verdiği Mao Zedong 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu.
    Kore ise Yalta Konferansı’nda alınan bir kararla 38. Enlem sınır olmak kaydıyla Güney ve Kuzey
    olarak ikiye ayrıldı. 1948’de ABD destekli Güney Kore’de cumhuriyet, SSCB destekli Kuzey Kore’de ise
    komünist rejim kuruldu.
    Küba’da ise Fidel Castro Batista’ya karşı verdiği uzun mücadelelerden sonra kendi hükümetini
    kurdu. Ancak ABD Fidel Castro hükümetini desteklemedi.
    Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması
    SSCB, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Fransa ve İtalya
    komünist partilerin liderleriyle işbirliği yaparak 1947’de Cominform’u (Kominform) kurdular.
    Yine komünist ülkeler 1949 yılında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla Comecon’u
    (Komekon) kurdular. Bu kuruluşa SSCB, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya
    öncülük ederken daha sonra Arnavutluk, Demokratik Almanya, Moğolistan ve Küba’da katıldı. 1949
    yılında ise NATO’nun askeri etkinliklerini artırması sonucu
    1955’te SSCB, Arnavutluk, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya ve
    Demokratik Almanya tarafından Varşova Paktı kuruldu.

b- Sosyalist Blokta Sarsıntılar
 SSCB – Yugoslavya İlişkileri
Moskova’nın tam denetimine girmek istemeyen Yugoslavya Tito’nun önderliğinde SSCB’ye karşı
çıkmaya başladı. Bunun üzerine Yugoslavya 1948 yılında Cominform’dan çıkartıldı.

 SSCB – Macaristan İlişkileri
Ekonomik sıkıntılar yaşayan Macar işçileri 1953’te İmre Nagi önderliğinde ayaklandılar. Mecbur
kalan SSCB İmre Nagi’yi ülkenin başbakanı olarak atadı.. SSCB İmre Nagi’yi başbakan yapmasına
rağmen ayaklanmayı durduramayınca Budapeşte’yi işgal etti.
SSCB – Çekoslovakya İlişkileri
1967’de ise Aleksander Dubcek liderliğinde ‘insancıl komünizm’ hareketi başladı. Bu hareketin
amacı, komünist sitemin baskıcı değil insan haklarını esas alarak uygulanmasıydı. Bu hareketi
çıkarlarına aykırı bulan SSCB,1968 yılında Çekoslovakya’yı işgal ederek ‘insancıl komünizm’
hareketine son verdi.

  1. Batı Blokunun Kurulması

a. Truman Doktrini (1947)
ABD başkanı Harry Truman SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı ortaya konulan ABD dış
politikasında değişikliktir. Buna göre Truman, dünyanın iki bloğa ayrıldığını, SSCB – ABD
mücadelesinin başladığını, Avrupa’da eskiden etkin bir devlet olan İngiltere’nin yerini ABD’ye
bıraktığını söylemiştir.
b. Marshall Planı (1948)
II. Dünya Savaşı’ndan zarar gören ve SSCB tehditlerine maruz kalan 16 Avrupa devletine yapılan
‘Dış Yardım Kanunu’nun bilinen ismidir. Bu yardımları alan ülkeler arasında Türkiye ve Yunanistan’da
bulunmaktadır. Marshall Planı doğrultusunda 16 Avrupa ülkesi kendi aralarında ‘Avrupa Ekonomik
ve İşbirliği Antlaşması’nı imzalamıştır.
c. NATO’nun Kuruluşu (1949)
SSCB’nin Avrupa’da yayılmacı politikasına karşı İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg
bir araya gelerek ‘Batı Avrupa Birliği’ni kurdular. Ancak SSCB’ye güçleri yetmeyen bu devletler
ABD’nin bu savunma paktını desteklemesin istediler. Bunun üzerine ABD, İngiltere, Fransa, Belçika,
Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İzlanda, Norveç, Portekiz, Kanada ve İtalya bir araya gelerek
‘Kuzey Atlantik Savunma Örgütü’nü kurudular. Kuruluşa Türkiye ve Yunanistan 1952 senesinde üye
olmuşlardır.

d. Avrupa Konseyi’nin Kuruluşu (1949)
İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İsveç, İrlanda ve İtalya
tarafından 5 Mayıs 1949’da kurulmuştur. Konseyin amacı, üye ülkeler arasında başta ekonomi olmak
üzere insan hakları, hukuk, medya, sağlık, eğitim, kültür, spor ve benzeri birçok konuda işbirliği
yapmaktır. Konseye Türkiye’de 1949’da üye olmuştur.
e. Avrupa Ekonomik Topluluğu ( AET ) (1951)

Avrupa ülkeleri arsında birlik oluşturmasını amaçlayan bu girişimin öncülüğünü Fransız Dış İşleri
bakanı Schuman tarafından 1950’de ortaya atıldı. Schuman Fransız ve Alman kömür ve çelik üretimini
denetleyecek bir örgütün kurulmasını istedi. Bunun üzerine Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda,
İtalya ve Federal Almanya bir araya gelerek 1951’de ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurdular.
Girişimin başarıya ulaşmasıyla daha geniş bir ekonomik birleşmeyi hedefleyen Avrupa ülkeleri bu
seferde 1957 yılında yaptıkları Roma Antlaşması ile de ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurdular.
B. PAYLAŞILAMAYAN ORTA DOĞU

  1. İsrail’in Kuruluşu (1948)
    İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour’un 2 Kasım 1917’de Siyonist Federasyonu Başkanı’na gönderdiği
    mektupla Filistin’de bir Yahudi Devleti’nin kurulduğunu kabul etmesi ve bölgeye Yahudi göçüne izin
    veren tarihi ‘‘Balfour Deklarasyonu’’ydu. Bu tarihten sonra Filistin’e yüz binlerce Yahudi göç etti. II.
    Dünya Savaşı’nda bu sorun 1947 yılında Birleşmiş Milletlere götürüldü. Birleşmiş Milletler ise yaptığı
    toplantı sonrasında Filistin topraklarında iki devletli bir yapının oluşturulmasını ve Kudüs’ünde tarafsız
    bir şehir olması kararını verdi. İngiltere’nin 1948’de Filistin üzerindeki mandasını kaldırmasıyla
    Yahudiler İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan ettiler. Bu devleti ilk tanıyan devlet ise ABD oldu.
    NOT: İsrail Devleti’nin ilk tanıyan devlet ABD, ilk tanıyan Müslüman ülke Türkiye, ilk tanıyan Arap
    devleti ise Mısır olmuştur.
  2. Eisenhower Doktrini
    Mısır devlet başkanı Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğini açıklamasıyla Süveyş Krizi ortaya
    çıktı. Bölgenin SSCB’nin kontrolüne girmesini istemeyen ABD başkanı Eisenhower 5 Ocak 1957 yılında
    Amerikan Kongresi’nde tarihe ‘Eisenhower Doktrini’ diye geçecek olan isteklerini kabul ettirdi. Buna
    göre doktrinin amacı; Orta Doğu ülkelerine ekonomik ve askeri yardım yapma, bölgeye olası bir
    saldırı SSCB saldırısına karşı ABD askerlerini bölgeye göndermekti. Bu doktrini kabul eden ve
    yararlanan ülkeler ise; Türkiye, Lübnan, Afganistan, Irak, Mısır, Tunus, Fas, Pakistan ve İsrail olurken,
    Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Ürdün ise doktrine tepki gösterdi.
    C. Uzakdoğu’da Çatışma
  3. Uzak Doğu’da Hâkimiyet Mücadeleleri
    a. Kore Savaşı (1950-1953 )
    II. Dünya Savaşı’nın sonucunda 38.enlem sınır kabul edilerek kuzeyde SSCB kontrolünde Kore Halk
    Cumhuriyeti,. Moskova’nın talimatıyla Güney Kore’ye saldırdı. Bunun üzerine ABD Birleşmiş
    Milletlerin yardımıyla askeri bir kuvvet hazırlayıp bölgeye gönderdi. Türkiye’de bölgeye barış gücü adı
    altında Tuğgeneral Tahsin Yazıcı önderliğinde 5090 kişiyle katıldı. Türkiye bu savaştan 741 şehit,2147
    yaralı ile çıkmıştır. Türkiye’nin barışa yönelik bu hareketi ABD tarafından büyük bir memnuniyetle
    karşılanmış ve Türkiye’nin NATO’ya girişi hızlanmıştır.
    b. SEATO’nun Kuruluşu ( 1954 )
    ABD Uzakdoğu’da etkinliğini artırabilmek amacıyla Tayland, Filipinler, Pakistan, ABD, Fransa,
    İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya ile birlikte Güney Doğu Asya Anlaşma Teşkilatı’nı (SEATO) kurdu.

D. Asya ve Afrika’nın Kurtuluşu

  1. Güney Asya’daki Gelişmeler
    19.yüzyıldan beri İngiltere’nin sömürgesinde olan Hindistan’daki ilk bağımsızlık ayaklanmaları
    1917’de Mahatma Gandhi’nin önderliğinde başladı. Bu durum Hindistan’daki Müslümanları da
    cesaretlendirdi ve 23 Mart 1940’ta toplanan ‘Müslümanlar Birliği Cemiyeti Kongresi’ sonucunda
    Muhammed Ali Cinnah’ın önderliğinde Hindistan’dan ayrı Pakistan Devleti’nin kurulması kararı
    alındı. Bunun üzerine İngiltere 1946’da Hint Yarımadası’nda Hindistan ve Pakistan adıyla yeni iki
    dominyon devlet kurulduğunu açıkladı.1947 yılında da İngilizlerin bölgeden askerlerini çekmesiyle
    Hint Yarımadası’nda bağımsız bir Hindistan ve Pakistan devletleri kuruldu.
    Bölge ülkeleri Soğuk Savaş döneminde ekonomik ve ticari alanda işbirliği yapmak için ASEAN’ı
    ( Güneydoğu Asya Milletleri Birliği ) kurdular. 1967 yılında kurulan bu teşkilatın kurucu üyeleri;
    Filipinler, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’dur.
    E. SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE TÜRKİYE
  2. Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası
    a. Türkiye’nin NATO’ya Girişi (1952)
    . Türkiye’nin BM’nin oluşturduğu Kore Savaşı’na asker göndermesi, savaşta Türk askerlerinin
    üstün cesareti, Türkiye’nin stratejik konumu, NATO’nun SSCB’ye yakın olan Türkiye’de üs kurma
    düşüncesi sonucunda 15 Eylül 1951’de NATO Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya girmesine karar
    verdi. TBMM’de 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya girişini onayladı.
    c. Balkan Paktı’nın Kurulması ( 1953 )
    Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan’ın 2 Şubat 1953’te “Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nı
    imzalamasıyla Balkan Paktı kuruldu. Paktın amacı ise; üye ülkeler arasında ekonomik ve kültürel
    işbirliğini geliştirmek, sorunları barışçıl yollarla çözmek, ortak savunma konusunda işbirliği
    yapmaktı.

d. Bağdat Paktı’nın Kurulması (1955)
24 Şubat 1955’te Türkiye – Irak arasında imzalanarak bu pakt kuruldu. Paktın amacı; Orta Doğu’da
yaşanan istikrarsız ortamda savunma ve güvenliği sağlamaktı. Daha sonra bu Pakta İngiltere, İran ve
Pakistan’da katıldı.1958’de Irak’ta krallık rejiminin yıkılması sonucu, Irak Pakt’tan ayrıldı. Irak’ın
ayrılmasıyla Paktın merkezi Ankara’ya taşındı. 1959’da ise adı ‘Merkezi Antlaşma Örgütü’ ( CENTO )
olarak değiştirildi. 20 yıl devam eden bu örgütten İran ve Pakistan’ın ayrılması sonucu Pakt fiilen
sona erdi

  1. Türkiye’de Hayat
    a. Siyaset

II. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın demokrasi fikirleri ülkemiz aydınlarını da etkilemişti. Özellikle
aydınların yazıları ve halkın demokrasi talepleri çok partili hayata geçişte etkili oldu. İsmet İnönü’nün
de çok partili hayata geçilmesini isteyen demeçlerde bulunmasından hemen sonra Nuri Demirağ
tarafından ‘Milli Kalkınma Partisi’ kuruldu. (1945) Milli Kalkınma Partisi’nin kurulmasından sonra
CHP milletvekilleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün parti
kanunlarında değişiklik yapılmasını istediği kanunun CHP yönetimi tarafından reddedilmesi üzerine
“Dörtlü Takrir” diye nitelendirilen bu milletvekilleri CHP’den ayrılarak 1946 yılında Demokrat Parti’yi
( DP ) kurdular. Bu gelişmeler sonucunda aynı yıl 13 parti daha kuruldu ve ilk defa 1946 seçimlerinde
birden fazla siyasi parti seçimlere girdi. Seçimleri CHP kazanırken DP 69 milletvekili ile Meclis’e girdi.
Ancak DP’nin Meclis içinde CHP’ye karşı yeteri derecede muhalefet yapamadığını düşünen bir grup
milletvekili DP’den ayrılarak “Millet Partisi”ni kurdu. Böylece Meclis’te 3 parti yer aldı. 1950
seçimlerinde ise DP % 55,2 oy alarak birinci parti oldu. Böylece 27 yıllık CHP iktidarı sona ererken
Demokrat Parti iktidarı başlamış oldu.
22 Mayıs 1950’de Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. Başbakan ise
Adnan Menderes oldu. Bu dönemde memurlara hafta sonu tatilleri ücretli hale getirilmesi, işçilere
sendikalaşma hakkının verilmesi, genel af çıkarılması, Marshall yardımlarının alınması, NATO’ya üye
olunması ve ekonomik büyümenin gerçekleşmesi sonucunda Demokrat Parti 1954’te yapılan
seçimlerden % 58,4 oy alarak yeniden birinci parti olarak çıktı.
b. Ekonomi
1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle ekonomide;
 Marshall yardımlarından gelen tarım aletleri sonucu üretim arttı.
 Dışarıdan krediler alınarak ithal makineler satın alındı. Traktör sayısı artırıldı.
 1950 – 1953 arasında Türkiye %11 oranında büyüdü.
 17 Kamu İktisadi Teşekkülü kuruldu. ( Devletçilik politikası doğrultusunda )
 Karayollarına önem verildi. İthal otomobil ve kamyon sayıları arttı. Demiryolu üretimi
durdu.
c. Sosyal ve Kültürel Hayat
 İnsanların refah seviyesini yükseltmesiyle tüketim arttı. Köyden kente göçler başladı.
 Caz, Rock and Roll Türkiye’de yayıldı. Radyo ve plaklar önem kazandı.
 Zeki Müren, Neşet Ertaş ve Müzeyyen Senar dönemin ünlü sanatçıları oldu.
 Garip, Hisarcılar ve İkinci Yeniciler edebiyat alanında yeni akımlar olarak ortaya çıktı.
 Verem Savaş Dispanserleri ile Ankara Ebe ve Hemşire Okulu hizmete açıldı.
F. SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE DÜNYA
 Sanayi ülkeleri büyük bir ekonomik büyüme yaşadı. İşsizlik azaldı, nüfus artışı hızlandı.
 Televizyon günlük hayatın bir parçası oldu. Rock and Roll sanatçısı Elvis Presley ünlendi.
 ‘ENİAC’ adlı ilk bilgisayar üretildi. İlk uydu ‘SPUTNİK-1’ SSCB tarafından uzaya gönderildi.
 Uçak ve telefon kullanımı yaygınlaştı. Birçok ressam, şair ve bilim adamı Paris’ten New York’a
göç etti. New York ‘Batı’nın başkenti’ unvanını Paris’ten aldı.
 Akdeniz Oyunları ilk defa Mısır’ın İskenderiye kentinde yapılmaya başlandı.

 UEFA Kupası ilk defa düzenlendi. (1955 – 1956 ) İlk kupayı Real Madrid kazandı.

4.Ünite YUMUŞAMA DÖNEMİ
A. ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DEĞİŞİM SÜRECİ
Doğu ve Batı bloklarının gerginliğini azaltmak amacıyla karşılıklı görüşmelerin başladığı döneme
“Yumuşama (Detant)” denir. Yumuşama Dönemi’ne geçilmesinin en önemli nedeni SSCB ve ABD’nin
nükleer silahlanma yarışında eşit hale gelmesi ve dünyanın olası bir nükleer saldırıya hedef hale
gelmesidir. Bu sebeple ABD Başkanı John Kennedy ile SSCB Başkanı Nikita Kruşçev 1961 senesinde
bir araya gelerek “Yumuşama Dönemi’’ni başlattılar.

  1. Yumuşama Dönemi Politikaları

1 Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ABD’li masa tenisçileri (ping-pong) Çin’in davet etmesi
ve ardından da ABD’nin Çin’e uyguladığı ticari ambargoyu kaldırması iki devlet arasındaki ilişkileri
geliştirdi. Bunun üzerine Çin daha önce ayrıldığı BM’ye tekrar üye oldu.

  1. Nükleer Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri
    1969 yılında ABD ile SSCB Helsinki’de bir araya gelerek “Stratejik Silahları Azaltma Görüşmeleri’’
    ( SALT – I )’ni başlattılar. Sadece savunma füzelerinin sınırlandırılması için yapılan görüşmeler sonucu
    1972’de Moskova’da “SALT-I Antlaşması” imzalandı. 1979’da Viyana’da imzalan “SALT-II Antlaşması”
    SSCB’nin Afganistan’ı işgali nedeniyle uygulanamadı.
  2. Helsinki Konferansı
    Her iki blok arasında başlayan yumuşama dönemini fırsat bilen diğer Avrupa ülkeleri iki blok
    arasındaki sorunların çözümü için Helsinki’de bir araya geldiler. Yapılan görüşmeler sonucu “Helsinki
    Nihai Senedi” imzalandı. Buna göre;
     Konferansa katılan devletler birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyacak.
     Devletler sorunları tehdit ve kuvvet kullanarak değil, barışçıl yollardan çözmek için uğraşacak.
     Katılan devletler birbirlerinin iç ya da dış politikalarına müdahalede bulunmayacak.
     Her devlet ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmadan temel özgürlüklere ve insan haklarına
    saygı gösterecek.
    B. YUMUŞAMA DÖNEMİ ÇATIŞMALARI
  3. Küba Buhranı
    SSCB 1962 yılında Küba’ya füzelerini yerleştirmeye başladı. Bunun üzerine her iki taraf arasında
    yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamayınca ABD Küba Kıyılarına savaş gemilerini gönderdi. Ancak

nükleer savaş ihtimaline karşı her iki ülkede geri adım atmak zorunda kaldı. Bunun üzerine SSCB
Küba’daki füzelerini, ABD ise Türkiye’de bulunan Jüpiter füzelerini sökme kararı aldı.

  1. Vietnam Savaşı
    SSCB’nin kontrolündeki Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’a saldırdı. Bunun üzerine Güney Vietnam
    ABD’den yardım istedi. ABD’de 1965’te Kuzey Vietnam’ı bombalayarak savaşı başlattı. Vietnamlılar
    karşısında büyük kayıplar verilmesi ABD’de büyük tartışmalara ve protestolara neden oldu. Protesto
    edenler arasında Vietnam Savaşı sırasında askere çağrılan Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu
    Muhammed Ali’de bulunmaktaydı. Muhammed Ali “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki
    onlarla savaşayım.” diyerek askere gitmeyi reddetti. Kamuoyu baskıları karşısında zor durumda kalan
    ABD 1968 yılında Paris’te Kuzey Vietnam ile barış görüşmelerine başladı. Yeni başkan olan Nixon ABD
    askerlerini Vietnam’dan çıkarma kararı aldı. 1973’te “Vietnam Barışı” imzalanarak savaş sona erdi.
    1975’te ise Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’ı ele geçirerek birleşik “Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti”ni
    kurdular.
  2. Keşmir Meselesi
    Hindistan ile Pakistan’ın kuruldukları andan itibaren birbirleriyle yaşadıkları en önemli sorundur.
    Çoğunluğu Müslüman olan bu bölgenin yönetimini elinde tutan Keşmir Mihracesi burayı Hindistan’a
    verince 1948 yılında iki ülke ilk kez savaştı. 1966’da SSCB’nin aracılığında “Taşkent Deklarasyonu”
    imzalanarak her iki devlet savaş öncesi sınırlarına geri döndü.
  3. Afganistan’ın SSCB Tarafından İşgali
    1973 yılında Afganistan’da Cumhuriyet ilan edildi. SSCB’nin de destek vermesiyle ülkede sosyalist
    bir hükümet kuruldu. Bunun üzerine SSCB 1979’da Afganistan’ı, mevcut hükümeti koruma adına işgal
    etti. Bu olay tüm dünyada kınandı. ABD bu gelişme üzerine SALT-II Antlaşması’nı onaylamaktan
    vazgeçti. 1988’de Cenevre’de yapılan görüşmeler sonucu SSCB,1989’da Afganistan’dan askerlerini
    geri çekti.

C. BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMA
Doğu ve Batı Bloklarının dışında kalan ülkeler kendilerini “Bağlantısızlar”, “Üçüncü Dünya Ülkeleri”
veya “Tarafsızlar” olarak ifade etti. Bu hareketin liderliğini Hindistan, Mısır ve Yugoslavya üstlendi.
Bunun üzerine 1955’te yeni kurulan ve sömürgeciliğe karşı başarı elde eden 24 ülke Endonezya’nın
Bandung kentinde bir araya geldiler. Amaçları her iki blokun dışında kalmayı sürdürerek bu iki süper
gücün karşısında varlıklarını korumaktı. Yapılan konferans sonucu “barış içinde bir arada yaşamanın
beş ilkesi” belirlendi. Buna ilkeler; siyasi bağımsızlık, askeri ittifaklara katılmama, kendi
topraklarında başka devletlere askeri üs kurma izni vermeme, ikili ittifaklara girmeme ve
sömürgeciliğe karşı başlatılan milli kurtuluş savaşlarına destek vermedir.
D. ARAP İSRAİL SAVAŞI

1948 – 49 ( Arap – İsrail Savaşı ): Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak birleşerek yeni kurulan İsrail’e
saldırdı. Savaşı İsrail kazandı. “Mülteci Sorunu” ortaya çıktı. İsrail’i ABD, SSCB ve İngiltere destekledi.
1956 ( Mısır – İsrail Savaşı ): Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi sonucu ortaya çıktı.
İngilizlerin ve Fransızların kışkırtması sonucu İsrail Mısır’a saldırdı. İngiltere ve Fransa durumdan
faydalanıp Süveyşi işgal edince ABD ve SSCB’nin tepkisiyle geri adım atmak zorunda kaldı. Savaşı İsrail
kazandı. SSCB bu süreçte Mısır’ın yanında yer aldı. Ortadoğu’da SSCB – ABD mücadelesi başladı.

1967 ( Arap – İsrail ( 6 Gün ) Savaşı): Mısır’ın Akabe Körfezini İsrail’e kapatması ve Filistin
Kurtuluş Örgütü’ne yardım etmesi sonucu ortaya çıktı. Mısır, Ürdün ve Suriye İsrail’e yenildi. İsrail
bu savaş sonucunda Suriye’ye ait Golan Tepelerini, Doğu Kudüs’ü, Sina Yarımadası’nı ve Gazze’yi ele
geçirdi. SSCB bu süreçte Arap ülkelerini destekleyerek bölgedeki gücünü artırırken ABD’ye giderek
tepkiler artmaya başladı.
1973 ( Yom Kippur Savaşı ) : Mısır ve Suriye 1967 yılında kaybettikleri toprakları geri almak için
İsrail’e saldırdı. Savaşı yine İsrail kazandı. Ancak buna rağmen Mısır, ABD’nin de İsrail’e baskı yapması
sonucu Sina Yarımadası’nın bir kısmını İsrail’den geri aldı ve Süveyş Kanalı’nda tek hâkim devlet oldu.
Bu süreçte ABD’ni yine İsrail’in yanında tavır takınması üzerine Arap ülkeleri Batılı devletlere petrol
ambargosu koyarak “1973 Petrol Krizi”ni ortaya çıkardılar.
1973’te Arap – İsrail savaşlarına son vermek ve bölgedeki eski itibarını kazanmak isteyen ABD, Dış
işleri Bakanı Henry Kissinger’i bölge barışını sağlamak için görevlendirdi. Kissinger barışın
sağlanabilmesi için defalarca İsrail ve Arap ülkelerini ziyaret etti. “Mekik Diplomasi” adı verilen bu
süreç sonucun Mısır ile İsrail arasında savaş sona erdirilerek 17 Eylül 1978’de Mısır Devlet Başkanı
Enver Sedat ile İsrail Devlet Başkanı Menahem Begin arasında “Camp David Antlaşması” imzalandı.
Böylece Mısır, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu.

  1. İslam Konferansı Örgütü
    1969 senesinde İsrail’in işgalinde bulunan Kudüs’teki El – Aksa Camisi’nin kundaklanması ve
    caminin yakılmak istenmesi üzerine Ürdün Kralı Hüseyin’in önerisi ile Arap devletlerinin dışişleri
    bakanları Kahire’de toplanarak “İslam Zirvesi” yapılmasına karar verdiler. Bu karar doğrultusunda
    Fas’ın başkenti Rabat’ta aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkenin katılımıyla “İslam Zirvesi”
    toplandı. Kuruluşun ismi 2012 yılında “İslam İşbirliği Teşkilatı”( İİT ) olarak değiştirildi. Örgütün Genel
    Sekreterliğini 2005’ten 2014 kadar Türk kökenli Ekmeleddin İhsanoğlu yapmıştır
    E. ULUSLARASI POLİTİKADA PETROLÜN YERİ
    II. Dünya Savaşı’ndan sonra petrolü Batılı ülkelere ucuz vermek istemeyen Suudi Arabistan, Irak,
    Kuveyt, İran ve Venezüella bir araya gelerek 1960 yılında “Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı
    ( OPEC )”nı kurdular. Kuruluşun amacı; petrol fiyatlarını yüksek seviyelere çıkarmaktı. Bu amaçlarına
    da 1970 senelerinde ulaştılar. Yine bu dönemlerde ortaya çıkan 1967 Arap- İsrail Savaşı’ndan sonra da

petrolü İsrail’e karşı siyasi bir silah olarak kullanmak isteyen Arap ülkeleri de bir araya gelerek “Petrol
İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı ( OAPEC) ”nı kurdular. Ancak OAPEC başarılı olamadı.

F. İRAN-IRAK SAVAŞI (1980-1988)

  1. Irak’ta Rejim Değişikliği
    1958’de yapılan bir askeri müdahale sonucu ülkede monarşi rejimi yıkılarak cumhuriyet ilan edildi.
    Sosyalist bir sistemle birleşik bir laik bir Arap toplumu hedefleyen Baas Partisi 1968’de Irak’ta
    yönetimde söz sahibi oldu.
  2. İran’da Rejim Değişikliği
    1928’ten itibaren İran’ı yöneten Pehlevi Hanedanlığının uygulamaları halk tarafından
    benimsenmemişti. Batı İran’ın amacı ise Basra Körfezi’ne ve su yollarına egemen olmaktı. Halkın
    uygulamalara karşı başlattığı protestoların yönetim tarafından dikkate alınmaması ayaklanmaya
    sebep oldu. 1978’de sürgündeki lider Ayetullah Humeyni’nin ülkeye dönmesiyle İran İslam
    Cumhuriyeti kuruldu.
  3. Savaş ve Sonuçlar
    İran-Irak Savaşı’nda Suriye ve Libya İran’ı; diğer Arap devletleri ise Irak’ı desteklediler.
    BM’nin kararı ile 6 Ağustos 1988’de ateşkes gerçekleşti ve savaş sona erdi. Irak’ın 1990’da Kuveyt’i
    işgal etmesi ve ABD’nin bu işgale müdahale ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Irak işgal ettiği İran
    topraklarından çekildi. Böylece İran kaybettiği toprakları geri aldı.
    Sekiz yıl gibi uzun süren bir savaş sonucunda iki ülkeden yaklaşık bir milyon insan hayatını
    kaybetti.
    NOT: Bu savaşta Irak’ı destekleyen ABD’nin savaş sırasında çıkarı için İran’a da silah sattığı ortaya
    çıktı. Tarihe “İrangate Olayı” olarak geçen bu olay sonucunda Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Yarbay
    Oliver North suçlu bulunurken, dönemin ABD Başkanı Reagan’ın suçunun olmadığı sonucuna varıldı.

G. YUMUŞAMA DÖNEMİNDE DÜNYA
1- Ekonomi
Dünya ekonomisindeki büyümeye bağlı olarak talep fazlası ürünlerin pazarlama ihtiyacı reklam
sektörünün önemini artırdı. Uydu teknolojisi sayesinde de televizyon programları uluslararası bir
boyut kazandı. İlk kez “1964 Tokyo Olimpiyatları” canlı televizyon yayını ile tüm dünyaya ulaştırıldı.
2- Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler
SSCB’nin 1957’de ilk uzay aracı olan Sputnik’i uzaya fırlatmasından bir yıl sonra ABD, Ulusal
Havacılık ve Uzay Dairesini (NASA) kurarak ilk uydusunu uzaya gönderdi. 1961’de Rus kozmonot Yuri
Gagarin, Vostok-1 uzay aracı ile ilk kez uzaya giden insan oldu. 1962’de ABD aynı şekilde karşılık

vererek uzayda rekabet hızlandırdı. 1969’da ise Amerikalı astronot Neil Armstrong’un aya inmesi ile
ABD uzay yarışında liderliği ele geçirdi.
Savaş yıllarında yapılan bilgisayar geliştirilerek 1970’te kişisel bilgisayar üretildi. 1978’de üretilen
APPLE’ın fabrikalarda kullanılmasıyla bilgisayar, sanayi alanına girmiş oldu. 1969 yılında ilk olarak
ABD’de bilim adamları arasındaki iletişimi sağlamak maksadı ile deneme niteliğinde olan “ARPANET”
ABD’deki bütün üniversitelerin araştırma kuruluşlarının bilgisayarlarını bünyesinde toplayarak
büyüdü.
3- Kültürel Hayat
Müzik alanında 1950’lerde ortaya çıkan “Rock And Roll” tarzı bu dönemde de etkisini
sürdürmüştür. Heavy Metal müzik türü ve bu türün temsilcisi olan Rolling Stones grubu döneme
damgasını vurmuştur.1951 yılından itibaren yapılan Akdeniz Oyunlarının tamamına katılan Türkiye,
1974’de düzenlenen altıncı Akdeniz Oyunlarına İzmir’de ev sahipliği yaptı.

H. TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Türkiye’nin Soğuk Savaş Döneminde Batı ittifakına dâhil olarak bu doğrultuda dış politika izlediği
belirtilmiştir. Bu dönemde Kıbrıs, Ege sorunları, Orta Doğu’da Arap-İsrail Savaşları ve Ermeni terörü
Türk dış politikasının belirlenmesinde etkili olmuştur.
1- Türk – Yunan İlişkileri
a. Kıbrıs Meselesi
Kıbrıs’taki Rumlar, İngiliz yönetimi altındayken Adayı Yunanistan’a katma idealleri (Enosis)
doğrultusunda faaliyetlerde bulundular. Yunanistan ise, 1951’de Kıbrıs’ın kendisine verilmesi için
İngiltere’ye resmen başvurdu. Bu girişimi olumsuz karşılanan Yunanistan, 1954’te Kıbrıs sorununu
BM’ye taşıyarak meseleyi uluslararası bir konu haline getirdi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Kıbrıs
konusunda harekete geçmesinde önemli rol oynadı. Böylece Kıbrıs sorunu, Türk dış politikasının en
önemli konularından birisi haline geldi.
1960’tan önce Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki isteklerinin BM tarafından reddedilmesi üzerine
Rumlar, Kıbrıs’ta EOKA yer altı örgütünü kurarak önce İngilizler, sonra da Türklere yönelik tedhiş
hareketlerine başladılar. Bu örgütün amacı: İngiltere’yi Kıbrıs’tan atmak, Türkleri imha etmek ve
Enosis’i gerçekleştirmekti. 1959’da Türkiye ve Yunanistan başbakanları Zürih’te bir araya gelerek
Kıbrıs anlaşmazlığını çözümlemek için görüşmelere başladılar. 11 Şubat 1959’da Kıbrıs’ta bağımsız bir
cumhuriyet kurulması kararı alınarak Zürih Antlaşması yapıldı. Daha sonra Türkiye, Yunanistan ve
İngiltere Londra’da bağımsız bir Kıbrıs Devleti’nin kurulmasına karar verildi ve Londra Antlaşması
imzalandı.
Zürih ve Londra Anlaşmaları doğrultusunda 16 Ağustos 1960’ta bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti ilan
edildi. Cumhurbaşkanlığına Rum lider Makarios, yardımcılığına da Türk lider Dr. Fazıl Küçük getirildi.
Kıbrıs’ta sağlanan barış ortamı uzun sürmedi. Yunanistan’ın asker ve silah göndererek desteklediği
EOKA, Türklere karşı tedhiş hareketlerine devam etti. Kıbrıs Türkleri de bu faaliyetlere 1955’te
kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) vasıtasıyla karşı koymaya çalıştı. 24 Aralıkta “Kanlı Noel”

denilen ve 24 Türk’ün şehit edildiği olay üzerine Türk savaş uçakları Lefkoşa üzerinde ilk uyarı
uçuşunu yaptı.
1964’te Yunanistan’ın Ada’ya daha çok asker ve silah göndermesi Rum çetelerinin saldırıya
geçmesi Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale kararı almasına yol açtı. Ancak bu kararın uygulanmasını
istemeyen ABD Başkanı Johnson, yazdığı mektupla Türkiye’yi kararından vazgeçirmeye çalıştı.
1966 yılında ise Patris Gazetesi’nde yayınlanan bir habere göre; Türk halkının ani bir şekilde yok
edilerek ve Ada’nın Kıbrıs’a bağlanacağı Akritas Planı planı ortaya çıktı.
Ancak Enosis’in hemen gerçekleşmesini isteyen EOKA üyeleri Yunanistan’dan aldıkları destekle
15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı bir darbe gerçekleştirdi. EOKA üyeleri Nikos Sampson’u
Cumhurbaşkanlığına getirirken “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ilan ettiler.
Türkiye oluşan bu ani gelişme sonrası darbenin Yunan müdahalesi olduğunu belirterek garanti
antlaşmasının kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak Enosis’e engel olmak, adada barışı yeniden
kurmak ve bölgedeki Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla 20 Temmuz 1974’te “Kıbrıs Barış
Harekâtı”nı başlattı. ABD ise bu harekâtı gerekçe göstererek Türkiye’ye yapmakta olduğu ekonomik
yardımları kesti ve Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başladı. Bunun üzerine Türkiye 1969’da
ABD ile yapılan “Savunma ve İşbirliği Antlaşması”nı fesh etti ve ülkede bulunan tüm ABD üs ve
tesislerine el koydu.1978’de ABD ambargoyu kaldırınca ilişkiler tekrar normalleşti.
Harekât sonunda Türkler adanın kuzeyinde, Rumlar ise adanın güneyine yerleşti. Yapılan
görüşmelerden de bir sonuç alınamayınca 1975’te Rauf Denktaş’ın liderliğinde “Kıbrıs Türk Federe
Devleti” kuruldu. Ancak BM Genel Kurulu 1983 yılında yaptıkları bir toplantı sonrasından Kıbrıs
Rumlarını “Kıbrıs Hükümeti” olarak tanıma kararı aldı. Bu gelişmeler üzerine Türkiye 15 Kasım 1983’te
“Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni kurdu

Ege Adaları Meselesi
Yunanistan II.Dünya Savaşı’nda sonra Ege’de bulunan tüm adalara sahip olup Ege Denizi’ne
tamamen sahip olmak istemesi sonucu bu sorun ortaya çıktı.Bu sorunlar Ege adalarını
silahlandırılması,kıta sahanlığı,karasularının 12 mile çıkarılması ve Fır hattı ( Ege Hava Sahası) ’dır.
 Ege Adalarının Silahlandırılması
Yunanistan Ege Adaları’nı NATO tatbikatları kapsamın aldırarak silahlandırma faaliyetlerine yasal
dayanak aramıştır. Özellikle Limni Adası’nın bu tatbikatlarda kullanılmasını NATO’dan istemesine
Türkiye tepki göstermiş ve Limni’nin statüsünün değiştirilemeyeceğini belirtmiştir.
 Kıta Sahanlığı Sorunu
Kıta Sahanlığı; karasularının bittiği yerden başlayan ve denizaltından devam eden ve kıyıya sahip
olan her devletin 200 deniz milini aşmayacak şekilde belirlenmiş kara devamına denir. Yunanistan’ın
bölgede petrol arama çalışmalarına başlaması ve bu petrol çalışması yapılacak bölgenin Türkiye

karasularına kadar gelmesi ilişkileri gerginleştirdi. 1976’da Türkiye’nin Sismik-I adlı araştırma gemisi
ile Ege Denizi’nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan konuyu BM Güvenlik Konseyi ve Lahey
Uluslararası Adalet Divanı’na götürdü. Bunun üzerine her iki ülke temsilcilerinin katılımıyla “Bern
Deklarasyonu” imzalandı. Buna göre her iki devlet kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmamayı
kabul etti.
 Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması Kanunu
Lozan Barış Antlaşması’nda 3 mil olarak kabul edilen kara suları genişliği 1936 senesinde
Yunanistan tarafından 6 mile çıkarılmıştır. Ancak Yunanistan’ın 6 milden 12 mile çıkarma isteğini ise
Türkiye ise savaş nedeni saymıştır. Çünkü bu sayede uluslararası sularında bir kısmı Yunanistan’ın
olacak böylece Boğazlar ve Batı Anadolu Yunan tehdidine açık hale gelecekti.
 Ege Hava Sahası ( FIR Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi ) Sorunu
1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında bu sorun ortaya çıkmıştır. Türkiye bu harekât
sırasında NOTAM (Havacılara İhbar Bildirimi ) sonucunda kendine ait yeni bir FIR hattı oluşturdu.
Buna göre Türkiye yönüne uçan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk
yetkililerine bildirmek zorundaydı. Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Denizi’ni
“tehlikeli bölge” ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açıkladı. Ancak bu karardan her iki
ülkede zarar görünce 1977’te yapılan görüşmelere sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı kararlar
geçersiz sayıldı ve Ege hava sahası trafiğe tekrar açıldı.
2- Ermeni İddiaları
Türkiye içinde azınlık statüsünü kabul etmeyen Ermeniler, Ermeni diasporası ve bazı politik
çevreler sözde soykırımı dünyaya tanıtmak ve bunu Türkiye’ye kabul ettirmek, Türkiye’den tazminat
ve toprak almak ve en sonunda da büyük Ermenistan hedeflerine ulaşabilmek için ‘’ASALA’’ adı
verilen ‘’Ermenistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu’’nu kurdular. Bu örgüt ilk eylemini 1973’te Los
Angeles Başkonsolosu Mehmet Bayder ve yardımcısı Bahadır Demir’i şehit ederek yaptı. Bu olaydan
sonra örgüt Türkiye’nin dış temsilcilerini ve diplomatlarını şehit etmeye devam etti. 1994’e kadar 35
diplomatımız ASALA tarafından şehit edildi.
NOT: Ermeniler 4T olarak adlandırılan bir plan doğrultusunda hareket ettiler. Buna göre sözde Ermeni
soykırımı dünya devletleri tarafından tanınacak, bu iddiaları daha sonra Türkiye’nin de tanınması
sağlanacak, sonra sözde soykırımda ölenler için Türkiye’den tazminat alınacak ve en sonunda da
bölgeden göç eden Ermenilerin toprakları kendilerine iade edilecek.
TÜRKİYE’DE BUNALIMLI YILLAR (1960 – 1983)

  1. Siyaset
    1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti’ye karşı bir takım subaylar 27 Mayıs 1960 yılında
    hükümete karşı askeri müdahalede bulundu. Bu müdahale sonucu Meclis kapandı, siyasi partilerin
    faaliyetleri askıya alındı. Birçok milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı yargılandı. Bu
    yargılama sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye
    Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.

Bu darbeyi yapan Milli Birlik Komitesi ülkede tekrar anayasa yapmak için ülkenin farklı
kesimlerinden ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın da yardımıyla yeni bir anayasa hazırlandı. Kurucu Meclis
tarafından hazırlanan bu anayasa 1961de yapılan halk oylaması sonucu kabul edildi.
Anayasa’nın yürürlüğe girmesiyle siyasi parti faaliyetleri de tekrar başladı. 15 Ekim 1961’de darbe
sonucu yapılan ilk seçimlere CHP(Cumhuriyet Halk Partisi), AP (Adalet Partisi), CKMP (Cumhuriyetçi
Köylü Millet Partisi) ve YTP (Yeni Türkiye Partisi) katıldı. Seçimleri çok az bir oy farkı ile Adalet Partisi
önünde CHP kazandı. Ancak CHP daha önceki yıllar gibi tek başına iktidar olamadı.
1965 seçimlerini ise Adalet Partisi kazandı. Süleyman Demirel’in Başbakanlığı başladı. Ancak DP
iktidarının önü bu seferde 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasına kadar devam etti. Askerin siyasete
müdahalesi sonucu Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Bunun üzerine Nihat Erim başbakanlığında
geniş tabanlı bir hükümet kuruldu. 1973 yılında yapılan seçimlerde ise hiçbir parti tek başına iktidar
olacak çoğunluğu sağlayamadı. 25 Aralık 1973’te ise İsmet İnönü vefat etti ve devlet töreniyle
Anıtkabir’e defnedildi.Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koydu.
Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren kendi başkanlığında üst düzey komutanlardan
oluşan Milli Güvenlik Konseyi’ni (MGK) oluşturdu. Bülent Ulusu’nun başkanlığında ise bir hükümet
(Bakanlar Kurulu) kuruldu. Prof. Orhan Aldıkaçtı başkanlığında ise hazırlanan anayasa 7 Kasım
1982’de halkoyuna sunularak kabul edildi. 6 Kasım 1983’te Anavatan Partisi (ANAP), Halkçı Parti (HP)
ve Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nin katıldığı seçimlerden ANAP birinci parti çıktı ve Turgut
Özal başkanlığında tek başına iktidar ANAP oldu.

  1. Ekonomi
    1960’tan itibaren planlı ve kalkınmayı hedef alan bir ekonomi modeli benimsendi. Bu planların
    hazırlanması ve hükümete danışmanlık yapılaması amacıyla da Devlet Planlama Teşkilatı (DPT)
    kuruldu.1970’lerden itibaren ise enflasyonun yükselmesi ve alınan dış borçlarının ödenememesi,
    siyasi iktidarsızlıklar, 1973 petrol krizi, 1974 Amerikan ambargosu ve yurtdışında yaşayan işçi
    vatandaşlarımızdan gelen döviz miktarının azalması ekonomik gerilemeye neden oldu. Birçok tüketim
    malı karaborsaya düştü. Türk lirası değerini kaybetti. Bunun üzerine serbest piyasa ekonomisine geçişi
    sağlamak amacıyla 24 Ocak kararları ilan edildi.
  2. Sosyal ve Kültürel Hayat
     1960 – 80 arası köyden kente göçler devam etti. Bunun sonucunda gecekondulaşma (çarpık
    kentleşme) altyapı ve üstyapı sorunları ortaya çıktı.
     1960’lardan itibaren ‘’Toplumculuk’’ adı verilen edebi akım ortaya çıktı. (Nazım Hikmet ve
    Ahmet Arif temsilcileri arasındadır.)
     Necip Fazıl Kısakürek tüm şiirlerini ‘’Çile’’ adlı kitabında topladı.
     Ülkenin sorunları ise Adalet Ağaoğlu ve Vedat Türkali’nin romanlarında yer aldı.
     Gezi, hatıra türünde Yusuf Ziya Ortaç, deneme türünde Nurullah Ataç, Mahmut Kaplan ve
    Cemil Meriç öne çıktı.
     Dormen, Birleşik Sanatçılar Topluluğu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu günlük konuları
    eleştirel bir biçimde eğlenceli olarak ele aldı.
     Sinemada Zeki Alasya, Metin Akpınar, Adile Naşit, Şener Şen, Kemal Sunal, Münir Özkul,
    Tarık Akan, Kartal Tibet, Ediz Hun, Filiz Akın, Türkan Şoray ve Fatma Girik ön plana çıkan
    erkek ve kadın oyuncular oldu.

 Metin Erksan’ın yönetmenliğindeki ‘’Susuz Yaz’’ filmi, Berlin Film Festivali’nde ‘’Altın Ayı’’
ödülünü kazandı.
 1964’te Antalya Film Festivali düzenlenmeye başladı.
 ‘’Arabesk’’ adı verilen yeni bir anlayış ortaya çıktı.
 1965’te Altın Mikrofon Yarışması düzenlenmeye başladı. Türk müziğine yeni sesler
kazandırmak için yapılan bu yarışmanın ilkini ‘’Gençliğe Veda’’ şarkısıyla Yıldırım Gürses
kazandı. Yine bu yarışma ile Cem Karaca ve Erkin Koray isimleri de Türk Müziğine
kazandırıldı.
 Barış Manço önderliğinde Anadolu-Rock adı altında yeni bir müzik türü Moğollar Grubu ile
ortaya çıktı.

V.Ünite Küreselleşen Dünya
A. SSCB’DE DEĞİŞİM VE SONUÇLARI

  1. SSCB’de Politika Değişiklikleri ve Nedenleri
    , Ocak 1987’de açıklık ve yeniden yapılanma programlarıyla, komünist iktidarın tepki çeken
    baskıcılığını, demokratik bazı uygulamalarla halk egemenliğine yaklaştırmak için glasnostu, kasım
    ayında ise ekonomik yapıda radikal değişikliklerle ülke ekonomisini canlandırmayı, ekonomiye yeni
    bir dinamizm kazandırmak için perestroikayı açıkladı.
    NOT: 26 Kasım 1983’te ABD ile SSCB nükleer savaşın eşiğinden döndü. Moskova yakınlarında
    bulunan Serpukhov-15 istasyonunda Rus füze erken uyarı sistemi ABD tarafından beş adet
    kıtalararası balistik füze gönderildiğini tespit etti. Ancak bu uyarının hata olduğunu anlayan Stanislav
    Petrov adındaki komutan herhangi bir girişimde bulunmadı. İlerleyen saatlerde bu olayın güneş ışığı
    yansımasından kaynaklandığı anlaşıldı. Petrov dünyayı olası bir nükleer savaşın eşiğinden döndürdüğü
    için 2004 yılında kendisine “Dünya Vatandaşı” ödülü verildi.
  2. SSCB’nin Dağılması
    Gorbaçov, SSCB içindeki Letonya, Estonya ve Litvanya’da başlayan bağımsızlık hareketlerine çözüm
    bulmak için Aralık 1990’da “Egemen Devletler Birliği Antlaşması” fikrini ortaya attı. Buna göre
    SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerdeki bağımsızlık ilanlarına karşı Gorbaçov’un gerekli tedbirleri almadığını
    düşünen ve bu antlaşmaya karşı olan ordu içindeki bazı komutanlar, bakanlar ve KGB liderinin
    aralarında bulunduğu bir grup, 18 Ağustos 1991 günü Gorbaçov’a karşı bir darbe yaptı.
    Ortaya çıkan bu karışıklıklardan yararlanan SSCB’ye bağlı cumhuriyetlerin tamamına yakını
    bağımsızlıklarını ilan etti ve SSCB yıkıldı. Devlet Başkanlığı görevine bir süre daha devam eden
    Gorbaçov, 25 Aralık 1991’de bu görevinden de istifa etti ve yerine Boris Yeltsin geçti.
  3. SSCB’nin Dağılmasının Doğu Avrupa’ya Etkileri
    ABD ile SSCB arasında var olan “Dehşet Dengesi” sona erdi. Bu devletlerden Çekoslovakya hiçbir
    çatışma olmadan “Kadife Devrim” adı verilen bir gelişmeyle Çek Cumhuriyeti ve Slovakya olarak ikiye
    ayrıldı.
  4. SSCB’nin Dağılmasının Dünya Güçler Dengesi Üzerine Etkileri
    . 1996’da Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın “Şanghay Beşlisi” adı ile kurdukları iş
    birliği yapılanması 2001’de Özbekistan’ın da katılımıyla “Şanghay iş Birliği Örgütü” adını aldı.
  5. Türk Cumhuriyetleri Bağımsız Oluyor
    a. Azerbaycan
    Azerbaycan 1918’de Mehmet Emin Resulzade önderliğinde bağımsızlığını ilan etmelerine rağmen
    kısa bir süre sonra SSCB yönetimine girmiştir. Ebulfeyz Elçibey’in önderliğinde “Halk Cephesi” adıyla
    bir teşkilat kuruldu. SSCB’nin dağılmasından sonra 1991’de yeniden bağımsızlığını ilan eden
    Azerbaycan’ı ilk tanıyan ülke Türkiye oldu. 1993’te cumhurbaşkanı olan Haydar Aliyev’in “Biz bir
    millet, iki devletiz.” sözleri Türk-Azeri ilişkilerine egemen olmuştur. Mehmet Emin Resulzade,
    Bahtiyar Vahapzade gibi birçok ünlü şair ve yazar yetişmiştir.
     Dağlık Karabağ Sorunu
    1985’ten sonra SSCB’deki iç gelişmelerinden faydalanan Ermenistan, Karabağ’ı kendisine
    bağlamak istemiştir. Azerilerden silahlar toplanırken Ermenistan Meclisi bu kararnameyi kendi
    topraklarında uygulamamıştır. Azerilerin tamamen silahsız kalması üzerine Karabağ, Ermenistan
    tarafından işgal edildi. Hocalı başta olmak üzere birçok kentte çok sayıda sivil öldürülmüş veya göçe
    zorlanmıştır.
    b. Kazakistan
    Gorbaçov tarafından Kazakistan’ın başına getirilen Nursultan Nazarbayev, SSCB’nin dağılmasından
    sonra 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Kazakistan’ı tanıyan ilk devlet Türkiye oldu. Kazakistan,
    1991’de Semey Nükleer Deneme Alanı’nı kapatarak dünya tarihinde ilk defa gönüllü olarak kendi
    nükleer silah deposundan vazgeçen ülke olmuştur.
    c. Kırgızistan
    1990 sonbaharında yapılan seçimlerde Askar Akayev cumhurbaşkanı seçildi. Şubat 1991’de
    başkent Frunze’nin adı Bişkek (devrim öncesi adı) olarak değiştirildi. SSCB’nin dağılması üzerine 31
    Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkiye, Kırgızistan’ı bağımsızlığını tanıyan ilk ülkedir.
    Kırgızistan’ın yetiştirdiği ve bütün dünyada tanınan önemli bir yazar olan Cengiz Aytmatov’un
    romanları ülkemizde de büyük ilgi görmektedir.
    NOT: Kırgızistan’da 2005 senesinde başlayan “Lale Devrimi” sonucunda Askar Akayev görevini
    bırakmak zorunda kalmıştır.2011 yılından itibaren ise Kırgızistan’daki Cumhurbaşkanlığı görevini
    “Almazbek Atambayev” yürütmektedir.
    d. Özbekistan
    SSCB’nin dağılması üzerine, 31 Ağustos 1991’de Özbekistan bağımsızlığını ilan etti ve Kerimov,
    cumhurbaşkanı seçildi. 2013 yılı itibari ile de Cumhurbaşkanlığı görevini İslam Kerimov
    sürdürmektedir.
    e. Türkmenistan

1985’te ise Türkmenistan Komünist Partisi Başkanlığına Saparmurad Niyazov getirildi.
Türkmenler arasındaki kabileciliği ortadan kaldırıp birliği sağlayan Niyazov, Türkmen dilinin resmi dil
olmasını sağladı. Türkmenistan 1991’de bağımsızlığını ilan etti. Türkmenistan’ın bağımsızlığını
tanıyan ilk ülke ise Türkiye oldu.
NOT: Saparmurad Niyazov’un 2006 yılında vefat etmesinden sonra yapılan Cumhurbaşkanlığı
seçimlerini Gurbangulı Berdimuhammedov kazanmıştır ve 2015 yılı itibariyle de bu görevini
sürdürmektedir.

  1. Bağımsız Devletler Topluluğu ( BDT )
    Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT), SSCB’nin dağılmasının ardından 21 Aralık 1991’de “Almatı
    Zirvesi” sonucu Azerbaycan, Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Moldova, Kırgızistan, Rusya,
    Tacikistan, Türkmenistan, Özbekistan, Ukrayna’nın katılımı ile kurulmuştur. Daha sonra ise Aralık
    1993’te Gürcistan katılmıştır. Ancak Gürcistan, 2008 Güney Osetya Savaşı sonrasında Meclis kararı
    ile 15 Ağustos 2008’de BDT’den ayrılmıştır.
    TiKA (Türk İş Birliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı)
    TiKA, 24 Ocak 1992’de başta Türk dilinin konuşulduğu ülkeler ve Türkiye’ye komşu ülkeler olmak
    üzere; gelişmekte olan ülkelerin kalkınmalarına yardımcı olmak, bu ülkelerle ekonomik, teknik,
    sosyo-kültürel ve eğitim alanlarında iş birliğini geliştirmek, ülkelerin kalkınma ihtiyaç ve hedeflerini,
    yapılabilecek iş birliği ve yardım konularını belirlemek, gerekli program ve projeleri hazırlamak için
    kurulmuştur. Pazar ekonomisine geçiş çabalarını desteklemek, TiKA’nın görev ve
    sorumluluklarındandır.

C. DOĞU BLOKUNDAN SONRA AVRUPA’DA YENİ ARAYIŞLAR

  1. İki Almanya’dan Tek Devlete
    1989’da Demokratik Almanya’nın kendi vatandaşlarına ülkeden çıkış vizesi vermesi üzerine on
    binlerce kişinin Batılı ülkelerin büyükelçiliklerine sığındı. Demokratik Almanya’daki özgürlük isteyen
    halk hareketleri sonunda 9 Kasımda Berlin Duvarı geçişlere açıldı ve 14 Ocak 1990’dan sonra da
    yıkılmaya başlandı. 3 Ekim 1990’da iki Almanya resmen birleşti.
    Avrupa Ekonomik Topluluğundan (AET) Avrupa Birliğine (AB)
    1957’de imzalanan Roma Antlaşması ile “Avrupa Ekonomik Topluluğu” adını alan birliğin
    politikalarının başarıya ulaşması sonucunda 1972’de üye sayısı altıdan dokuza çıktı.
    7 Şubat 1992’de imzalanan ve Kasım 1993’te yürürlüğe giren Maastricht Antlaşması ile Avrupa
    Topluluğu, “Avrupa Birliği” adını aldı. Avrupa Birliği 1 Temmuz 2013 itibariyle Hırvatistan’ın da
    birliğe katılması ile üye sayısını yirmi sekize yükseltmiştir.
    a. Maastricht Kriterleri
    Hollanda’nın Maastricht kentinde imzalanan Avrupa Birliği Antlaşması’nda (Maastricht
    Antlaşması), Ekonomik ve Parasal Birliğin (EPB) aşamaları, bu aşamalarda izlenecek ekonomik ve
    parasal politikalarla bu politikaların uygulanması için gerekli kurumsal değişiklikler ayrıntılı olarak

düzenlenmiştir. Bu düzenlemeler çerçevesinde, üye ülke ekonomileri arasındaki farklılıkların
giderilebilmesi için, “Maastricht Kriterleri” olarak adlandırılan yakınlaşma kriterleri tespit edilmiş ve
bunlara uyulmaması durumunda uygulanacak yaptırımlar belirlenmiştir. Bu kriterler şunlardır:
 Üyelerin yıllık ortalama enflasyon oranı, en düşük yıllık enflasyona sahip üç üye devletin
enflasyon ortalamasını en fazla 1,5 puan geçebilir.
 Üye devletlerin bütçe açığı oranı gayri safi yurt içi hâsılasının (bir ülke sınırları içerisinde belli
bir zaman içinde, üretilen tüm mal ve hizmetlerin para birimi cinsinden değeri) % 3’ünü
aşmaması gerekir.
 Üye devletlerin kamu borcunun, gayri safi yurt içi hâsılalarının % 60’ını geçmemesi gerekir.
 Her üye devletin uzun vadeli faiz oranı, en düşük orana sahip üç üye devletin faiz oranını en
fazla 2 puan aşabilir.
 Üye devletlerin ulusal paraları, Avrupa Döviz Kuru mekanizmasının izin verdiği normal
dalgalanma sınırları içinde kalmalıdır.
b. Kopenhag Kriterleri
22 Haziran 1993 tarihinde yapılan Kopenhag Zirvesi’nde da adaylık için başvuruda bulunan
ülkelerin tam üyeliğe kabul edilmeden önce aday ülkeler; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan
hakları, azınlık hakları ve işleyen bir piyasa ekonomisi alanlarında belirli bir seviyeye gelmiş
olmalıdırlar. AB, bu kriterlere uygun gördüğü birçok Doğu Avrupa ülkesini özellikle 2004 yılından
sonra tam üyeliğe almıştır.

c. AB ve Dünya

  1. NATO’nun Avrupa’da Genişlemesi
    Doğu Blokunun yıkılmasından sonra şan Doğu Avrupa ülkeleri NATO’ya girerek güvenlik sorunlarını
    çözmekle beraber ABD ve Batılı ülkelerle siyasi ve ekonomik bağlarını güçlendirmeyi amaçlamışlardır.
    Bu amaçla Ocak 1999’da ilan edilen “Barış İçin Ortaklık (BiO)” adıyla bir ortaklık programı
    uygulamaya konularak NATO ile yakınlaşmaları ve farklı tarihlerde üye olma imkânı sağlanmıştır.
    Ancak Makedonya’nın üyeliği Yunanistan tarafından, Kıbrıs Rum Yönetimi’nin de üyeliği Türkiye
    tarafından veto edilmiştir.
    D. TÜRKiYE VE AVRUPA BiRLiĞİ
  2. Türkiye’nin AB Serüveni
    a. Ankara Anlaşması ve Katma Protokol
    Türkiye, Temmuz 1959’da Topluluğa tam üyelik için başvurmuştur. AET tarafından verilen cevapta,
    Türkiye’nin kalkınma düzeyinin tam üyeliğin gereklerini yerine getirmeye yeterli olmadığı bildirilmiş
    ve tam üyelik şartları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortaklık anlaşması imzalanması
    önerilmişti. Bu gelişmeler sonucunda 12 Eylül 1963’te “Ankara Anlaşması” imzalanmıştır. Ancak
    Ankara Anlaşması, geçiş dönemi hükümleri ve tarafların üstleneceği yükümlülükleri belirten Katma
    Protokol (1973) öngörüldüğü şekilde uygulanamamıştır.
    AB ile başlangıçta sadece ekonomik olan sorunlar, Yunanistan’ın 1980’de Topluluğa tam üye
    olması ile siyasi boyut da kazanmıştır. Çünkü AB’ye üyeliğin kabulü için oybirliği şartı aranmaktadır.

Türkiye ile arasındaki sorunların kendi politikasına uygun şekilde çözümü için Yunanistan’ın veto
hakkını bir koz olarak kullanması sonucu Topluluk ile Türkiye arasındaki ilişkiler dondurularak mali iş
birliğine son verilmiştir.
b. Türkiye’nin Gümrük Birliğine Girişi
Türkiye, 14 Nisan 1987’de tekrar AB’ye tam üyelik müracaatında bulunmuştur. AB Komisyonu
tarafından 1989’da verilen cevapta, Türkiye’nin AB’ye üyelik konusundaki ehliyeti kabul edilmekle
birlikte, gelecekteki genişleme sürecine kadar beklenmesi ve Gümrük Birliği sürecinin tamamlanması
önerilmiştir. Yapılan müzakereler sonunda Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği, 1 Ocak 1996
tarihinde yürürlüğe girmiştir.
c. Avrupa Birliğinin Genişleme Süreci ve Türkiye
Avrupa Birliği, 1993 Kopenhag Zirve Toplantısı’nda 12-13 Aralık 1997 tarihlerinde Lüksemburg’da
yapılan Avrupa Birliği Zirvesi’nde Türkiye’nin tam üyeliğe ehliyeti bir kez daha teyit edilmiştir. 15-16
Haziran 1998 tarihinde gerçekleşen AB “Cardiff Zirvesi” Sonuç Belgesi’nin genişleme ile ilgili
bölümünde, adayların tam üyeliğe hazırlanma durumunu incelemek üzere kurulmuş olan gözden
geçirme mekanizmasına Türkiye de dâhil edilmiştir. Belgede ayrıca, Komisyon tarafından Türkiye’yi
tam üyeliğe hazırlamak için sunulan “Avrupa Stratejisi” onaylanmıştır. AB Komisyonunun 1999’da
açıkladığı raporda, Türkiye tam üyeliğe aday gösterilmiş ve ülkemize de somut bir “Katılma Ortaklığı
Stratejisi” önerilmiştir.10-11 Aralık 1999 tarihlerinde Helsinki’de yapılan AB Devlet ve Hükümet
Başkanları Zirvesi’nde Türkiye, oy birliği ile Avrupa Birliğine aday ülke olarak kabul edilmiştir. Bu
süreçte Türkiye AB fonları tarafından finansı sağlanan Socrates( Genel Eğitim),Leonardo da Vinci (
Mesleki Eğitim ), Hayat Boyu Öğrenme (LLP ) ve Gençlik ( Youthbin Action) Programlarına tam üye
olarak katılarak ülkemizde bununla ilgili “Ulusal Ajans” adı verilen bir yapılanmayı gerçekleştirmiştir.
E. YENİ OLUŞUM SÜRECİNDE BALKANLAR

  1. Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’nin Dağılması
    1945’te yapılan seçimleri kazanan Tito, Yugoslavya Federal Halk Cumhuriyeti’ni kurarak ülkedeki
    krallık yönetimine son verdi. Yugoslavya; Slovenya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan,
    Makedonya Federal Cumhuriyetleri ile Voyvodina ve Kosova özerk bölgelerinden oluşturuldu. 1974
    Anayasası ile Tito ömür boyu devlet başkanı seçildi. Tito’nun 1980’de ölümünden sonra Aralık
    1987’de Slobodan Miloşeviç’in bir darbeyle Sırp Komünist Partisinin başına geçmesi ile Avrupa’nın 4.
    büyük ordusu olan Yugoslavya Federal Ordusu (JNA), Sırpların kontrolüne geçti. Buna karşılık
    Slovenya Cumhuriyeti Parlamentosu 7 Haziran 1989’da Slovenya halkının kendi geleceğini kendisinin
    belirlemesi yönünde karar alarak 2 Temmuz 1990’da da bağımsızlığını ilan etti. Bunu Hırvatistan
    Parlamentosunun bağımsızlık kararı takip etti. Böylece Yugoslavya’da parçalanma süreci başlamış
    oldu. Aynı yıl içinde Makedonya ve Bosna-Hersek de bağımsızlıklarını ilan edince Yugoslavya’ya oluş
    turan altı devletten dördü; Slovenya, Hırvatistan, Makedonya ve Bosna-Hersek devletten ayrılmış
    oldu.
    Bosna-Hersek’in bağımsızlık kararı 29 Şubat 1992’de, Bosnalı Sırpların seçimi boykot etmelerine
    rağmen referandumla onaylandı. 6 Nisan’da da AT Bosna-Hersek’in bağımsızlığını tanıdı. Bu durumu
    kabul etmeyen Sırbistan, “Büyük Sırbistan” hayalini gerçekleştirebilmek için yanındaki milis grupları
    da silahlandırarak silahsız Boşnaklara karşı savaş başlattı. Temmuz 1995’te General Ratko Mladiç

komutasındaki Sırp güçleri, daha önce BM Güvenlik Konseyi tarafından “güvenli bölge” ilan edilmiş
olan Serebrenika’yı işgal etti ve binlerce sivili topluca katletti. Bu gelişme üzerine NATO harekete
geçerek 30 Ağustos 1995’te Sırp hedeflerine yönelik kapsamlı hava operasyonları başlattı. Üç hafta
süren bu harekât sonucunda Sırplar ateşkes yapmayı kabul etti. 14 Aralık 1995’te Yugoslavya Federal
Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Slobodan Miloşeviç ve Hırvatistan Cumhurbaşkanı Franyo Tucman ve
eski Bosna-Hersek Cumhurbaşkanı “Bilge Lider” lakaplı Aliya İzzetbegoviç tarafından “Dayton
Antlaşması” imzalanarak Bosna Savaşı sona erdi.

  1. Arnavutluk’ta Demokratikleşme Süreci
    II. Dünya Savaşı’nda İtalyanlar tarafından işgal edilen Arnavutluk Enver Hoca liderliğinde, İtalyan
    ve Almanlara karşı mücadele verdi ve savaş sonunda Komünist Partisinin yönetimine girdi. Enver
    Hoca döneminde bütün kilise ve camiler kapatılmış ve Arnavutluk, 1967 yılında resmi olarak
    dünyadaki ilk ateist devlet olmuştur. Nisan 1985’te Enver Hoca’nın ölümünden sonra Ramiz Alia,
    Arnavutluk Komünist Partisi liderliğine ve devlet başkanlığına getirildi.

F. ORTA DOĞU VE AFGANİSTAN’DAKİ GELİŞMELER

  1. Körfez Savaşları
    Irak, borçlarını ödeyebilmek, sanayileşmesini sürdürmek ve askeri yönden yeniden güçlenebilmek
    için, Kuveyt’in günlük limitten fazla petrol çıkararak kendisini zarara uğrattığı iddiasını öne sürerek bu
    devletten 24 milyar dolar istedi. Bu isteklerin kabul edilmemesi üzerine Irak birlikleri, 2 Ağustos 1990
    günü Basra Körfezi’nin doğusunu ve Kuveyt’teki zengin petrol yataklarını ele geçirerek bölgede daha
    etkili olma amacıyla Kuveyt’i işgal etti.
    Kuveyt’in işgali Irak’ı kendileri için bir tehdit unsuru olarak gören İran, Suudi Arabistan ve Birleşik
    Arap Emirlikleri başta olmak üzere bölge ülkelerinin politikalarıyla da uyuşmuyordu. Bu nedenlerle
    Irak’ın Kuveyt’i işgaliyle başlayan “Körfez Krizi”, aynı zamanda bir dünya sorunu hâline geldi.Irak’ın
    Kuveyt’ten çekilmesini sağlamak amacıyla Güvenlik Konseyi kararıyla oluşturulan koalisyon güçlerine
    ABD ve Avrupa devletlerinin yanında Mısır, Bahreyn, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ve
    Suriye gibi Arap ülkeleri de destek verdi. BM Güvenlik Konseyi kararına göre koalisyon güçleri 17
    Ocak’ta hava saldırısına başladı. Bu saldırılar sonucu Irak, askeri gücünün büyük bölümünü kaybetti.
    Mayıs 1991’de, 36. paralelin kuzeyini kontrol altında tutmak ve Irak’ın ateşkes koşullarına uyup
    uymadığını kontrol etmek için uluslararası “Çekiç Güç” kuruldu. Merkezi Türkiye’deki İncirlik Üssü
    olan bu güç; Amerikan, İngiliz, Fransız ve Türk hava birliklerinden oluşuyordu. 20 Mart 2003’de ABD
    ve İngiltere Irak’a saldırı başlattı.ABD ve İngiliz kuvvetleri 9-10 Nisan’da Bağdat’a girdi. Devlet Başkanı
    Saddam Hüseyin, 30 Aralık 2006’da idam edildi. Yapılan uzun çalışmalar sonucunda 13 Temmuz
    2003’te “Geçici Irak Yönetim Konseyi” oluşturuldu ve seçimler 30 Ocak 2005’te yapıldı. Celal
    Talabani cumhurbaşkanlığına seçildi. Hükümetin kurulmasının ardından Ekim ayında anayasa
    referanduma sunuldu ve kabul edildi. Koalisyon askerleri ise 2003’ten beri işgal ettikleri Irak’tan 31
    Aralık 2011 tarihinde geri çekildi ve Körfez Savaşı resmen sona erdi.
  2. Filistin Sorunu ve Orta Doğu Barış Görüşmeleri
    Filistin’deki örgütler İsrail’e karşı 1964’te Yaser Arafat önderliğinde ve Filistin Kurtuluş Örgütü
    (FKÖ) çatısı atında birleştiler. a BM, 1974’te FKÖ’yü Filistin’in tek temsilcisi olarak tanıdı. Filistin
    topraklarında FKÖ’nün yönlendirmesiyle İsrail’e karşı “ayaklanma” (intifada) başladı. Ancak İsrail’in
    insan hakları ihlalleri dünyada yankı uyandırdı ve İsrail’i uluslar arası kamuoyunda zor durumda
    bıraktı. 14 Kasım 1988’de Filistin Ulusal Konseyi tarafından “Bağımsız Filistin Devleti” ilan edildi.
    1989’da Yaser Arafat FKÖ merkez konseyi tarafından Filistin Devlet Başkanlığına seçildi. 1993’te
    “Oslo Görüşmeleri” sonunda ise FKÖ İsrail’i, İsrail’de FKÖ’yü Filistin halkının temsilcisi olarak tanıdı.
    İsrail’in BM Güvenlik Konseyi kararlarını ve dünya kamuoyunun tepkisini dikkate almayarak,
    2004’te Gazze’ye saldırılarını yeniden başlattı.“Refah Operasyonu” adı verilen saldırılar Yaser
    Arafat’ın ölümü sonrasında Filistin Devlet Başkanı olan Mahmut Abbas tarafından İsrail’le ateşkes
    imzalanması ile son buldu. Yapılan anlaşmaya göre İsrail 2005’te Gazze’deki 21 ve Batı Şeria’da ki dört
    yerleşim yerinden çekilmeyi tamamladı.
    2007 sonlarında İsrail ile Filistin arasında iki devletli çözüm esasına dayanan “Anna Polis”
    toplantısı yapıldıysa da sonuç alınamadı. 2008 sonlarında İsrail’in muhalif Filistinli örgütleri gerekçe
    göstererek Gazze üzerine başlattığı saldırılarda çoğunluğu sivil, yüzlerce insan hayatını kaybetti. İsrail
    son olarak 31 Mayıs 2011 tarihinde Gazze’ye yardım malzemesi götüren “Mavi Marmara” adlı bir
    bandıralı gemiye uluslar arası sularda askeri operasyon yaparak 9 Türk vatandaşını şehit etti. Tüm
    dünya tarafından kınanan bu olay sonrası İsrail ile Türkiye ilişkileri koptu. İsrail bu olaydan iki yıl sonra
    (22.03.2013) Türkiye’den resmen özür diledi ve şehit olanların yakınlarına da tazminat ödemeyi kabul
    etti.
  3. Afganistan’daki Gelişmeler
    Afganistan’da Şubat 1989’da SSCB birliklerinin çekilmesinden sonra bu durumdan yararlanan
    Molla Muhammet Ömer liderliğindeki Taliban (öğrenciler) grubu, 1996’da Kâbil merkez olmak üzere
    ülkenin yaklaşık % 70’ini kontrolü altına alarak İslam Devletini kurdu. Taliban yönetimine karşı olanlar
    da Ahmet Şah Mesut liderliğinde ülkenin kuzeyinde toplanarak “Kuzey İttifakı” adı altında
    örgütlendi.
    11 Eylül 2001’de ABD’nin Newyork şehrindeki “Dünya Ticaret Merkezi”ne (İkiz Kuleler) ve ABD
    Savunma Bakanlığı’na (Pentagon) terör saldırısında bulunuldu. ABD bu saldırılardan sorumlu tuttuğu
    terör örgütü liderinin Afganistan’da bulunduğunu iddia ederek 7 Ekim 2001 tarihinde Afganistan’a
    hava taarruzu başlattı. Hava operasyonları karşısında çaresiz kalan Taliban yönetimi Kasım 2001’de
    yönetimden uzaklaştırıldı. Afganistan’da Taliban yönetimi yıkılarak yerine Hamid Karzai liderliğindeki
    hükümet, 22 Aralık 2001’de göreve başladı. Bu hükümetin ülkede güvenliği sağlamasına destek
    olarak BM Güvenlik Konseyi tarafından Türkiye’nin de aktif rol aldığı “Uluslararası Güvenlik Destek
    Gücü” (ISAF) kuruldu.
    4.Orta Doğu’da Su Sorunu
    Orta Doğu’nun başlıca su kaynakları: Dicle, Fırat, Asi, Şeria ve Nil nehirleridir.
    1970’li yılların başlarından itibaren Türkiye’nin GAP (Güneydoğu Anadolu Projesi)’ı uygulamak
    üzere çalışmalara başlaması, Dicle ve Fırat nehirlerinden yararlanan Suriye ve Irak tarafından tepkiyle

karşılandı. Bu gelişme Suriye ve Irak başta olmak üzere Arap devletlerinin sert tepkisi ile karşılandı.
Böylece Dicle ve Fırat’ın sularının kullanımı ve paylaşılmasından doğan “su sorunu” ortaya çıktı.
Türkiye ise, Fırat Nehri’nden, Suriye’ye saniyede 500 metreküp su bırakmayı kabul etti. Ayrıca Fırat ve
Dicle’nin suyunu Arap Yarımadası’na kadar akıtacak “Barış Suyu Projesi”ni ortaya attı. Türkiye’nin su
sorununu aşmaya yönelik çalışmaları Suriye’nin paylaşım stratejisi nedeniyle bir sonuç vermedi.
Ayrıca Fırat Nehri üzerinde “Birecik Barajı”nın yapılmaya başlanması Suriye’nin, Dicle üzerinde “Ilısu
Barajı”nın yapılması Suriye ve Irak’ın tepkilerine sebep oldu.
G. DÜNYADAKi GELİŞMELER

  1. Bilimsel ve Teknolojik Gelişmelerin Etkileri
    Günümüzde insanları etkileyen, bilimsel alanda devrim niteliğindeki en önemli gelişme
    “nanoteknoloji”dir. Bu çalışmalar sonucunda ise 1996’da “Dolly” adı verilen koyun kopyalandı.
    Ülkemizde de 2007 yılında “Oyalı ” adı verilen ilk koyun kopyalandı.
    1986’daki Çernobil kazası çevre sorunlarına duyarlılığı arttırmıştır.
    H. DEĞİŞEN DÜNYA VE TÜRK DIŞ POLİTİKASI
    TÜRK DIŞ POLİTİKASININ GENEL ÖZELLİKLERİ
  2. Rusya Federasyonu
    2000’li yıllara girilirken Türkiye-Rusya ilişkileri hızlı bir şekilde gelişmeye başlamıştır. Şu anda
    Rusya, Rus doğal gazını Karadeniz’in altından döşenen bir boru hattıyla Samsun’a ulaştıran “Mavi
    Akım Projesi”nden dolayı Türkiye’nin en fazla ihracat yaptığı ülke hâline gelmiştir.
  3. Kafkasya
    Bu süreçte Türkiye ve Azerbaycan’ın siyasi, ekonomik ve stratejik açıdan ortak menfaatlere sahip
    olması iki ülkeyi yakınlaştırmıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Petrol Boru Hattı, 2005’te tamamlanarak
    faaliyete geçmiştir.
  4. Orta Doğu
    Arap Baharı diye adlandırılan ve ilk olarak Tunus’ta başlayıp sonra tüm Arap dünyasına yayılan
    isyan ve gösteriler Suriye’ye de sıçradı. Özellikle Suriye devlet başkanı Beşar Esad’ın halkın
    demokratik taleplerine karşı bir girişimde bulunmaması nedeniyle ülkede 2011 yılından itibaren iç
    savaş ortaya çıktı. Yüz binlerce Suriyeli bu iç savaştan kaçarak Türkiye’ye sığındı. Bu gelişme 2013 yılı
    itibariyle Suriye ile aramızdaki en önemli sorunu oluşturmaktadır.
    Türkiye, İsrail’in kuruluşundan itibaren ilişkilerini Arap ülkelerini de dikkate alarak sınırlı bir
    düzeyde tutmuştu. 2000’li yıllarda İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını Türkiye’nin “devlet terörü”
    olarak nitelendirmesi, İsrail’in Kuzey Irak’taki oluşumu desteklemesi ve 30 Ocak 2009 tarihinde
    Davos’ta yapılan Dünya Ekonomik Forumu toplantısında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile İsrail
    Cumhurbaşkanı Şimon Peres arasında yaşanan söz düellosu (One Minute Olayı ) ve 31 Mayıs 2011
    tarihinde Gazze’ye yardım malzemesi götüren “Mavi Marmara” adlı insani yardım gemisine açık
    sularda askeri operasyon yapılması Türkiye-İsrail ilişkilerini bozmuştur.
  5. Balkanlar
    17 Şubat 2008’de bağımsızlığını ilan eden Kosova’yı ilk tanıyan ülkelerden birisi Türkiye’dir. 1980-
    1990 arasında Bulgaristan’da sayıları 1,5 milyonu bulan ve ülke nüfusunun % 15’ini teşkil eden Türk
    azınlığın, isimlerini zorla değiştirmek yoluyla Bulgarlaştırmaya (asimilasyon) tabi tutulması
    Bulgaristan’la ilişkilerimizde önemli bir sorun olmuştur. 1985 Şubatında, Türkiye’nin yapılanlara tepki
    göstermesi 1989 Haziranında Türkiye soydaşlarımızı kabule hazır olduğunu açıklayınca 300 bin
    soydaşımız Türkiye’ye göç etti. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege Denizi’yle ilgili sorunlar, azınlıklar
    ve Kıbrıs sorunu uzun yıllardan beri devam etmekteydi. Buna ek olarak Ocak 1996’da Ege
    Denizi’ndeki Kardak Kayalıkları yüzünden Türkiye ve Yunanistan savaşın eşiğine kadar gelmiştir.
    Türkiye ile Yunanistan arasında uzun yıllardır devam eden Batı Trakya sorunu bu dönemde de devam
    etmiştir. Yunanistan Batı Trakya’da yaşayanlar “Türk değil Müslüman azınlıktır.” tezini savunmaya
    devam etmiş ve Türklerin eğitim, kültür, siyaset, ibadet vb. alanlardaki sorunları çözülememiştir. 26
    Ocak 1990’da Batı Trakya Türkleri liderlerinden Dr. Sadık Ahmet’in “Türk” kelimesini kullanması
    yüzünden yargılanıp cezalandırılması Türkler tarafından protesto edildi.

Kıbrıs sorununun çözümü için BM Genel Sekreteri Kofi Annan’ın taraflara sunduğu plana göre:
Kurulacak Birleşik Kıbrıs Cumhuriyeti’ndeki bakanlıkların en az üçte biri Türklerden oluşacak, devlet
başkanlığı ve başbakanlık makamları on ayda bir Türkler ve Rumlar arasında değişecekti. Annan Planı
uzun müzakerelerden sonra taraflarca kabul edilerek Nisan 2004’te referanduma sunulmuştur. Bu
plana Türkler (% 65) evet derken, Rumlar (% 76) hayır oyu kullandılar. Buna rağmen Mart 2008’de
alınan bir kararla iki tarafı birbirinden ayıran Lokmacı Sınır Kapısı açılmıştır.

  1. Türk Ordusu ve Dünya Barışı
    Türkiye Kore (ilk), Somali, Bosna-Hersek, Adriyatik Denizi, Arnavutluk, Kosova, Afganistan ve
    Lübnan’a asker göndermiştir.
    I. 1980 SONRASI TÜRKiYE
  2. Siyasi Gelişmeler
    1987’de yapılan referandum ile 12 Eylül askerî müdahalesi sonucunda siyaset yasağı konan
    Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan ve Alparslan Türkeş’in siyasi yasakları kalktı.
    Kasım 1987 seçimlerinden ANAP yine birinci parti olarak çıktı.31 Ekim 1989’da TBMM kararıyla
    cumhurbaşkanı olan Turgut Özal’ın yerine Yıldırım Akbulut başbakan oldu. Turgut Özal’ın 1993
    yılında ölümü ile Süleyman Demirel cumhurbaşkanı oldu. Süleyman Demirel’in yerine Tansu Çiller
    DYP genel başkanı ve Türkiye’nin ilk kadın başbakanı oldu. AB ile “Gümrük Birliği Anlaşması”
    imzalandı.1995 ile 2001 yılları arasında Türkiye’yi Necmettin Erbakan, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit
    başbakanlığındaki koalisyon hükümetleri yönetti. Bu dönemde Türkiye’nin Avrupa Birliğine tam
    üyeliğini sağlamak için önemli çalışmalar yapılırken hazırlanan “Ulusal Program” çerçevesinde AB’ye
    uyum yasaları çıkarıldı. Mayıs 2000’de Ahmet Necdet Sezer cumhurbaşkanı seçildi. 2002, 2007 ve
    2011’de yapılan seçimlerde tek başına iktidara gelen Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin kurduğu
    hükümet ülkeyi yönetmektedir.
  3. Kültürel Gelişmeler ve Sosyal Hayat

1980’li yıllarda arabesk müziğin de etkisiyle nispeten durgun bir dönem geçiren Türk Pop Müziği,
Sezen Aksu, Erol Evgin ve Barış Manço gibi isimlerle birlikte 1990’dan sonra özellikle gençler
tarafından ilgiyle takip edilmiştir. Tarkan ile daha geniş kitlelere ulaşan Türk Pop Müziği, Sertab
Erener’in 2003 yılında Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazanmasıyla uluslararası alanda da önemli bir
başarı kazanmıştır. Mazhar-Fuat-Özkan (MFÖ) müzik grubu da halkın yoğun ilgisini çekmiştir.
Türkiye’de ilk renkli televizyon yayını 1984’te başladı. 1990’da ilk özel televizyon kanalının açıldı.
Bu dönemde çekilen birçok yerli film, beğeni ile izlendi ve uluslararası film festivallerinde ödüller aldı.
Nuri Bilge Ceylan “Üç Maymun” adlı filmiyle Cannes Film Festivali’nde en iyi yönetmen ödülünü aldı
gibi film Oscar ödüllerine de aday gösterilmiştir.
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü alması edebiyat alanında en önemli uluslararası başarı
olmuştur. Bu dönemde ülkemizde görülen toplumsal gelişmelerin en önemlilerinden biri de eğitim
alanında olmuştur. Millî Eğitim Bakanlığının başlattığı “Haydi kızlar okula”, “Ana-kız okuldayız” ve
sivil toplum kuruluşlarının başlattığı kampanyalar sayesinde kız çocukların ve kadınların eğitime daha
fazla katılmaları sağlanmıştır.
• Bu Dönemde Diğer Önemli Gelişmeler
1993 yılında Türkiye’de ODTÜ’den ilk internet bağlantısının kurulması ve bilgisayar kullanıcılarının
sayısının hızla artması, özellikle genç nüfus üzerinde çok etkili oldu. Türk sporu 1980’lerin
sonlarından itibaren uluslararası alanda büyük başarılar elde etmiştir. Naim Süleymanoğlu’nun 1988
Seul Olimpiyatları’nda altın madalya kazanmasıyla başlayan süreç, birçok branşta olimpiyat
madalyaları kazanılmasıyla devam etmiştir. En çok altın madalya Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu
başta olmak üzere halterci sporcular tarafından kazanılmıştır.1992 Barselona Olimpiyat Oyunlarında
Mehmet Akif Pirim grekoromen güreşte 24 yıl aradan sonra şampiyon olmuştur. 1996 Atlanta
Olimpiyatları’nda Türkiye son 36 yılın en başarılı sonucunu elde ederek, oyunları 4 altın, 1 gümüş ve 1
bronz madalyayla kapadı..Türk Millî Futbol Takımının 2002 Dünya Şampiyonası’nda ve 2008 Avrupa
Futbol Şampiyonası’nda 3. olması millî takım düzeyinde en önemli başarılardır.
I. KÜRESEL SORUNLAR

  1. Küresel Isınma
    Kyoto Protokolü
    Küresel ısınma sorunun çözümü için “BM iklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi”ne (BMYDÇS) bir
    ek niteliğindeki “Kyoto Protokolü” hazırlanmıştır. Aralık 1997’de Japonya’nın Kyoto şehrinde
    görüşülmeye başlayan Protokol, Şubat 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir.2012 yılında yapılan bir
    toplantı ile de protokolün süresi 2020’ye kadar uzatılmıştır. Türkiye ise bu protokolü 13.05.2009
    imzalamıştır.
  2. Çevre Kirliliği
    Çevre kirliliğini genel olarak hava, su, toprak ve gürültü kirliliği olarak sınıflandırabiliriz.
    Yeryüzündeki su kaynaklarının ancak % 1’i kullanılabilir tatlı su kaynağıdır. Son yıllarda küresel
    ısınmanın etkisiyle dünyada meydana gelen kuraklık, su kaynaklarının çok daha fazla önem
    kazanmasını sağladı.
  3. Nüfus Artışı ve işsizlik
  4. Yetersiz Beslenme ve Açlık
  5. Uluslararası Terör
  6. Salgın Hastalıklar
    a. AIDS
    1981’de ABD’de keşfedilen, cinsel ilişki ve kan yoluyla bulaşan bir hastalık olan AIDS için hâlen
    kesin olarak bilinen bir tedavi yöntemi yoktur.
    b. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı
    İlk olarak 1944’te Kırım’da tanımlandığı için Kırım Kanamalı Ateşi adı verilen hastalık, 1956’da
    Kongo’da da ortaya çıkınca “Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi” adını aldı. Kenelerden bulaşan Nairovirüs
    adı verilen bu virüsün sebep olduğu hastalık 2002’den itibaren Türkiye’de de görülmeye başlandı.
    c. Kuş Gribi
    Kanatlı hayvanlarda toplu ölümlere yol açan ve H5N1 virüsünün insanlarda meydana getirdiği
    hastalığa “kuş gribi” adı verilmiştir.
    d. SARS (Akut Solunum Yolu Yetmezliği Sendromu)
    İlk defa 2003’te Asya, Kuzey Amerika ve Avrupa’da saptanan SARS’ın nedeni henüz
    bilinmemektedir. Hastalığın temel yayılma yolu öksürüktür.
    e. Hepatit
    Karaciğerde meydana gelen iltihabi reaksiyon Türkiye’de yaygın olarak sarılık olarak tanımlanır.
    Ancak ülkemizde de hepatit denilince yaygın olarak hepatit B anlaşılır.
    f. Sıtma
    Hastalığa sebep olan parazitin dişi anofel sivrisinekleriyle insanlara bulaşmasıyla yayılan ateşli bir
    hastalıktır.
    g. A(H1N1) Virüsü (Domuz Gribi)
    A(H1N1) adı verilen virüsün neden olduğu hastalık domuz gribi olarak adlandırılmaktadır. Bu
    şekilde adlandırılmasının sebebi, hastalığa sebep olan virüsün domuzlarda görülen grip virüslerine çok
    benzemesidir.
Happy
Happy
0
Sad
Sad
0
Excited
Excited
0
Sleepy
Sleepy
0
Angry
Angry
0
Surprise
Surprise
0

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın