# Ünite 5 Vergi Kabahat ve Suçları

- Bağlantı: https://eegitimim.com/unite-5-vergi-kabahat-ve-suclari/
- Yayımlanma: 2026-06-05T08:07:47+03:00
- Yazar: admin

## Vergi Kabahat ve Suçlarının İşlevi

Vergi sisteminin temel amacı, devlete Anayasa ile verilen görevlerin yerine getirilebilmesi
için ihtiyaç duyduğu geliri sağlamaktır. Başka bir deyişle vergi borcunu (alacağını),
başta kanunilik ve eşitlik ilkeleri olmak üzere hukuka uygun şekilde tespit (tarh)
ve tahsil etmek, kısaca vergi toplamaktır.Vergi ödevlisi, gelirini ve servetini 
fazlalaştırmak için bu ödevlere pek uymak istemez, mümkün olduğunca az vergi ödemek
ister. Diğer vergi ödevlilerinin vergi kaçırdıklarını ve vergi denetimindeki zayıflıklar
nedeniyle bunların çok azının yakalandığını görmek, daha az vergi ödemek için hukuka
aykırı davranışlar içine girmesini iyice kolaylaştırır.Kanun koyucu, korumak istediği
hukuki yararın yüksek olması hâlinde, bu hukuki yarara karşıgerçekleştirilen filleri“
suç” kabul etmektedir. Suç, Hürriyeti bağlayıcı ceza (hapis cezası) Adli para 
cezası Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma, Eşya müsaderesi gibi bazı güvenlik
tedbirleri uygulanır.Buna karşılık, korunmak istenen hukuki yararın yüksek bir hukuki
yarar olmaması veya korunan hukuki yarara karşı önemli sayılmayacak bir ihlalin 
varlığı hâlinde ise burada bir “kabahat”in varlığı kabul edilir ve çoğunlukla “ 
idari para cezası” gibi hürriyeti bağlayıcı cezaya oranla daha basit yaptırımlar
uygulanır.Suçun işlenip işlenmediğinin tespiti hâkim tarafından yapılır ve eğer 
işlenmişse cezası da yine hâkim tarafından verilir. Karşılığında ağır yaptırımlar
ve güvenlik tedbirleri uygulanmakta olduğu için, suçun soruşturulmasından kovuşturulmasına,
hükmün verilmesinden ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazına kadar tüm süreç kanunlarla
düzenlenir.Buna karşılık, bir kabahatin işlenip işlenmediğinin tespiti idare tarafından
yapılır ve eğer işlenmişse cezası idare tarafından verilir. İdarenin verdiği bu 
karar, bir “idari işlem” şeklinde ortaya çıkar ve bütün idari işlemler gibi yargı
denetimine açıktır.Kabahat ve suç şeklindeki bu ikili yapı, vergi hukukunda da kabul
edilmiş; vergi sisteminin işleyişi, sadece kabahatler ya da sadece suçlarla değil,
her ikisiyle birlikte güvence altına alınmıştır.Kaçakçılık suçunun özel görünüş 
şekilleri: Özel belgede sahtecilik yapma Özel belgeye bozma, yok etme ve gizleme
suçu Bilişim sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme ve değiştirme suçuGöreve
ilişkin sırrın açıklaması suçunun özel görünüş şekilleri: Vergi mahremiyetinin 
ihlali suçu Özel hayatın gizliliğini ihlali suçu Ticari sır, bankacılık sırrı 
ve müşteri sırrı niteliğindeki bilgi ve belgelerin açıklanması suçuGörevi kötüye
kullanma suçunun özel görünüş şekilleri: Mükellefin vergi kanunlarının uygulanmasına
ilişkin özel işlerini yapma suçu.Vergi Kabahat ve Suçlarının Pozitif Hukuktaki Ana
KaynaklarıVergi suç tipleri ile cezaları, gerek vergi kabahat tipleri ile idari 
yaptırımları VUK’da düzenlenmişlerdir.Dolayısıyla herhangi bir davranışın/hareketin
bir vergi kabahati ya da vergi suçu teşkil eden bir davranış/fiil/hareket olup olmadığı,
VUK’daki ilgili düzenlemeler çerçevesinde tespit edilecektir.

**Vergi Suçları: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun genel hükümleri (TCK)
 5271 
sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin 
İnfazı Hakkında Kanun (CGİK) Adli Sicil Kanunu, Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri
Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun taVergi kabahatleri
ise 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri
Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun 2577 sayılı İdari Yargılama
Usulü Kanunu’na tabidirler.Vergi Kabahat ve Suçlarına İlişkin Anayasal İlke Ve EsaslarVergi
ceza hukukunu düzenleyen başlıca anayasal ilke ve esasları şu şekilde sıralamak 
mümkündür: “kanunilik ilkesi”, “kıyas yasağı”, “belirlilik ilkesi”, “geriye yürüme
yasağı”, “lehte kanun uygulanması esası, “ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi” 
ve buna bağlı olarak “kusur ilkesi”, “eşitlik ilkesi”, “ölçülülükilkesi”, “sözleşmeden
doğan yükümlülüğe aykırılık nedeniyle hapis cezası verilmesi yasağı”, “ölüm cezası
ve genel müsadere cezası yasağı”, “insan haysiyetiyle bağdaşmayan ceza yasağı”, “
idarenin hürriyeti bağlayıcı ceza verememesi esası”, adil yargılanma hakkı ve bu
hakkın içinde yer alan “kendini ve yakınlarını suçlamama hakkı” ve “kanuna aykırı
olarak elde edilmiş bulguları delil olarak kullanma yasağı”, “hak arama özgürlüğü”,“
kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede tarafından yargılanma hakkı”,“
makul süre içinde yargılanma hakkı”, “yargılamanın açık ve duruşmalı olması hakkı”,“
silahların eşitliği ilkesi”, “hakkaniyete uygun şekilde yargılanma hakkı”, “gerekçeli
karar” gibi hak, yasak,özgürlük ve ilkeler ile “suçsuzluk karînesi”. Kanunilik ilkesi
gereğince, gerek hukuka aykırı kabul edilen davranışın/filin (kabahatin/suçun) ve
gerek karşılığında uygulanacak olan yaptırımın kanun koyucu tarafından, yani kanunla
belirlenmesi şarttır. Bu konuda yürütmenin söz yetkisi yoktur. Kanunilik ilkesi,
yürütmeyi dışarıda bırakıp düzenlemenin muhakkak kanun koyucu tarafından yapılmasını
emretmek suretiyle hukuki güvenliği en üst düzeydesağlamaya hizmet eden bir ilkedir.
Belirlilik ilkesi, kanun ile düzenlenmesi gereken suç-ceza (adli yaptırım) ve kabahat-
idari yaptırımın, kanunda açık, anlaşılır, belirsiz hukuki kavramlara yer verilmeden
muğlak ifadeler kullanılmadan düzenlenmesi gerekir. Dolayısıyla kanunilik ilkesi
gereğince kanunla düzenlenecek bu konular, belirlilik ilkesi gereğince açık ve anlaşılır
şekilde düzenleneceklerdir.Geriye yürüme yasağı, yapıldığı anda kanunla kabahat 
ya da suç olarak kabul edilmemiş olan bir davranışın/filin, -davranış/fiil gerçekleştirildikten
sonra çıkartılan bir kanunla kabahat ya da suç olarak kabul edilmesi ile kabahat
ya da suç karşılığında öngörülen yaptırımın, kabahat ya da suç teşkil eden davranışın/
filin gerçekleşmesinden- sonra çıkartılan bir kanunla artırılmasını yasaklamaktadır.
Geriye yürüme yasağına ilişkin düzenlemeden hareketle, doktrinde, lehte kanun uygulaması
kabul edilmektedir.Kusur ilkesi, bir kimsenin kabahatli ya da suçlu olabilmesi için,
öncelikle kusurlu olması, başka bir deyişle kabahat ya da suç teşkil eden davranışı/
fili kusurlu şekilde gerçekleştirilmiş olması gerekir. Cezalandırma için kusur şarttır:
Kusursuz kabahat ve suç olmaz.Vergi ödevlisinin kusurunu ortadan kaldıran yanılma
ve mücbir sebep hallerinde idari yaptırım uygulanmasını açıkça yasaklamaktadır. 
Kusur, kast ya da taksir şeklinde karşımıza çıkar Suçlar için kast şartken kabahatlerin
taksirli olarak da işlenebilmesi mümkündür.Kast, suçun ya da kabahatin kanuni tanımındaki
unsurların, bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir, Taksir ise dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle bir davranışın suçun kanunî tanımında belirtilen
neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.Ceza sorumluluğun şahsiliği ilkesini,
kusur ilkesinin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmek gerekir.Çünkü kabahat ya
da suç ancak kusurlu olarak işlenebileceğine göre, sadece bu kimseye yapt uygulanması
gerekir: Kabahat ya da suç ile hiçbir ilişkisi bulunmayan kimsenin kusuru olmadığına
göre, cezalandırılması da mümkün değildir. Herkes, kusurlu olarak yaptığı kendi 
fiilinden sorumludur.Eşitlik ilkesi, kimseye dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi
düşüncesi, felsefi inancı, dini, mezhebi ve benzeri sebeplerle ayrımcı davranılmamasını;
aynı kabahati/suçu işleyen herkese, aynı idari/adli yaptırımını uygulanmasını emretmektedir.
Ölçülülük ilkesi, gerek yasaklanacak davranışın/filin seçiminde, gerek bunun kabahat
ya da suç olarak- nitelendirilmesinde ve gerek uygulanacak yaptırımın türü ve miktarını
tespitte önem taşıyan bir ilkedir.Kısmen ölçülülük ilkesiyle bağlantılı olarak değinilmesi
gereken diğer üç ilke ise “ölüm cezası ve genel müsadere cezası yasağı”, “insan 
haysiyetiyle bağdaşmayan ceza yasağı” ve “idarenin hürriyeti bağlayıcı ceza verememesi
esası”dır.Suç karşılığında en fazla hapis cezası verilebilir, ama bunun ötesine 
geçilip vücut ve mal bütünlüğüne dokunulamaz. Kabahat karşılığında ise hapis cezası
verilmesi dahi mümkün değildir, hürriyete dokunmayan yaptırımlar uygulanabilir.Ancak,
her durumda, gerek kabahat ve gerek suç karşılığında uygulanacak yaptırımın, asla
insan haysiyeti ile bağdaşmaz bir ceza olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, insan
haysiyetiyle bağdaşmayan ceza yasağı, hem kabahat hem de suçlar karşılığında uygulanacak
yaptırımlar bakımından bir genel sınır teşkil etmektedir.Suçsuzluk karînesi vergi
suçları bakımından suçsuzluk karînesi, aksi yönde kesinleşmiş bir mahkeme kararı
ortaya çıkana kadar kişinin masum olarak kabul edilmesini; vergi kabahatleri bakımından
ise ilgilinin vergi kabahati işlediği temeline dayalı idari yaptırıma (idari işleme)
karşı dava açılması halinde, idari işlemin hukuka uygun olduğu şeklindeki karinenin
geçerlilik taşımamasını sağlamaktadır. Adil yargılanma hakkı ise gerek vergi kabahatleri
ve gerek vergi suçları bakımından, soruşturma ve kovuşturma ile idari yaptırım ve
ceza uygulama usulünün, temel hak ve özgürlükler ile hukukun diğer alanlardaki kurallara
uygun ve adil şekilde yürütülmesini garanti altına almaktadır.Öngörülen İdari Ve
Adli YaptırımlarVergi Kabahatleri ve İdari YaptırımlarıVergi Ziyaı Kabahati ve YaptırımıMükellefin
en önemli ödevi, vergi borcunu -hukukun emrettiği şekilde- ödemesidir. Çünkü en 
başta açıklandığı üzere, vergilendirme sisteminin temel amacı budur:Devlete verilen
görevlerin finansmanı için gerekli geliri vergiler yoluyla elde etmek. İşte, vergi
ceza sisteminde yer alan bütün kabahat ve suç tipleri arasından mükellefin bu maddi
ödevini yerine getirmesini sağlamaya yönelik tek hukuka aykırılık tipi, “vergi ziyaı
kabahati”dir. Vergi kaybı (/vergi ziyaı) ise şu hallerden birinin varlığı halinde
kabul edilmektedir:

 1.  Tahakkukun zamanında gerçekleşmemesi,
 2.  Tahakkukun eksik gerçekleşmesi,
 3.  Tahsil edilen verginin haksız yere iadesi.
     Vergi ziyaı kabahati, vergi borcunun
     geç ödenmesi (ya da geç tahsil) ya da eksik ödenmesi (eksik tahsil) halinde değil;
     aksine verginin tahsilinden önceki aşamanın (tahakkukun) geciktirilmesi ya da 
     eksik gerçekleştirilmesi halinde mevcuttur.Vergi ziyaı kabahati, sadece mükellefler
     ve vergi sorumluları tarafından işlenebilecek bir kabahattir.Vergi ziyaı kabahati
     işleyene, idari para cezası kesilir. Bu para cezası, kayba uğratılan verginin 
     bir katıtutarında olur. Para cezası, kabahatin işlendiği zaman değil, aksine idare
     tarafından tespit edildiği zaman dikkate alınarak kesildiği için, “verginin kayba
     uğratıldığı zaman diliminin uzunluğu”, kesilecek ceza bakımından bir önem taşımaz.
     Buna karşılık, -beyannamenin, vergi incelemesine başlanmasından veya dosyanın 
     takdir komisyonuna sevkinden sonra verilmemiş olması şartıyla-, vergi beyannamesinin
     kanuni süresi geçtikten sonra verilerek tahakkukun gerçekleştirilmesi ise uygulanacak
     para cezasını yarı yarıyaazaltan bir durumdur.**Usulsüzlük Kabahatleri ve YaptırımlarıVergi
     ziyaı kabahati maddi vergi ödevinin yerine getirilmesini sağlamaya yönelikken 
     usulsüzlükkabahatleri şekli vergi ödevlerinin yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir.
     Çünkü usulsüzlük, vergikanunlarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine riayet 
     edilmemesidir.Genel usulsüzlükler de kendi aralarında birinci derece genel usulsüzlükler
     ve ikinci derece genelusulsüzlükler olmak üzere iki gruptan oluşmaktadırlar.Birinci
     derece genel usulsüzlükler şunlardır:
 4.  Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması, 2. VUK’a göre tutulması
     mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması, 3. Defter kayıtlarının
     ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan vermeyecek
     derecede noksan, usulsüz veya karışık olması, 4. Çiftçiler tarafından 245’inci
     madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davete müddetinde icabet
     edilmemesi,
 5.  VUK md.215-219 arasındaki kayıt nizamına ilişkin hükümlere uyulmamış olması, 6.
     İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi, 7. Tasdiki mecburi olan defterlerden 
     herhangi birinin hiç tasdik ettirilmemiş olması ya da kanuni sürenin sonundan 
     başlayarak bir ay geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olması, 8. Diğer ücretler 
     üzerinden alınan Gelir Vergisi’nin, tarh zamanı geçtiği halde halen tarh ettirilmemiş
     olması, 9. Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342’nci maddenin ikinci fıkrasında
     belirtilen süre içerisinde verilmiş olması. İkinci derece genel usulsüzlükler 
     ise şu şekilde sıralanabilir:
 6.  Veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin, beyanname verme süresinin sonundan
     itibaren on beş
     gün içinde verilmiş olması, 2. Ekim ve sayım beyanlarının süresi
     içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru bir şekilde yapılmaması,
     3. İşe başlamayı bildirmek hariç, vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında
     yapılmamış olması, 4. Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak on beş gün
     geçtiği halde alınmamış olması, 5. Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi 
     birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundan başlayarak bir ay içinde yaptırılmış
     olması, 6. Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli
     şekil ve muhteviyatı ve ekleriyle bunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere
     ilişkin hükümlere uymamış olması, 7. Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını
     bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikalarınbulunmaması veya ibraz edilmemesi. 
     Her iki grup genel usulsüzlük de, kural olarak mükellef ya da vergi sorumluları
     tarafından işlenebilirler.Çünkü bunlar, mükellefe ait olan ödevlerin hukuka uygun
     şekilde yerine getirilmemesi halinde sözkonusu olan kabahatlerdir.Genel usulsüzlükler,
     idari para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Verilecek cezalar, VUK’a ekli bircetvelde,
     maktu şekilde düzenlenmiştir. Birinci derece genel usulsüzlükler, ikinci derece
     olanlara oranla, daha ağır şekilde cezalandırılmışlardır. Cezalar, eşitlik ilkesine
     aykırı şekilde genel usulsüzlük kabahatiişleyen mükellefin türüne göre (örn. sermaye
     şirketi veya serbest meslek erbabı veya kazancı basitusulde tespit edilen) farklı
     olup aynı kabahati işlemiş olan mükelleflere sırf farklı gruplarda yer almaları
     nedeniyle farklı cezalar belirlenmiştir.
 7.  Özel usulsüzlük kabahat halleri:
 8.  Bilgi verme ödevinin ihlali
 9.  Defter ve belgeler ile diğer kayıtların ibraz edilmemesi
 10. Bilirkişilik görevinin yerine
 11. İnceleme esnasında yapılması gereken ödevlerin yerine getirilmemesi
 12. Gayrimenkulun rayiç bedelinin tespiti esnasında yapılması gerekli ödevlerin yerine
     getirilmemesi
 13. Maliye Bakanlığı tarafından VUK md.257 temelinde öngörülen ödevlerin yerine getirilmemesi
     
     Özel usulsüzlükler ise şunlardır:
 14. Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest
     meslek
     makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya meblağlarının gerçeğe aykırı
     olması, 2. Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve
     yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi, taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük
     müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğu getirilen belgelerin
     düzenlenmemesi, kullanılmaması, bulundurulmaması, aslı ile suretinde farklı meblağların
     yer alması ya da gerçeğe aykırı olarak düzenlenmeleri, 3. Stopaj yoluyla vergilendirilen
     çiftçilerin, nihai tüketicilerin, vergiden muaf serbest meslek erbabının ve diğer
     ücretlilerin, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu,
     perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini
     almamaları (cezanın kesilebilmesi için, belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi
     incelenmesine yetkili olanlar ya da Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından bu konuda
     görevlendirilmiş olanlar tarafından yapılması şarttır), 4. Günlük kasa defteri,
     günlük perakende satış ve hasılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günü
     gününe kayıt edilme mecburiyeti getirilen def- terlere günü gününe kayıt zorunluluğuna
     uyulmaması, bu defterlerin işyerlerinde bulundurmamaları ve yetkili memurlara 
     ibraz edilmemeleri (halihazırda, günlük kasa defteri, günlük perakende satış ve
     hâsılat defteri tutma mecburiyeti mevcut değildir),
 15. Levha bulundurma veya asma zorunluluğuna,
 16. VUK’a göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali
     tablolara ilişkin usul
     ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programları
     nın üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kural ve standartlara uyulmaması, 7.
     Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerde ve
     düzenlenecek belgelerde vergi numarasını kullanmama, 8. Belge basımı ile ilgili
     bildirim görevinin -matbaa işletmecisi tarafından- tamamen veya kısmen yerine 
     getirilmemesi, 9. 4358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası
     kullanma zorunluluğu getirilen kurum ve kuruluşlarca yaptıkları işlemlere ilişkin
     bildirimleri Maliye Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlar (yazı, manyetik
     ortam, disket, mikro film, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirilmemesi,
 17. VUK md.127,gereğince, Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen
     durdurmama. **Vergi Suç ve Adli Yaptırımları (Cezaları)
     Vergi Kaçakçılığı Suçu
     ve Cezası
     
     Kaçakçılık suçu bir hareket suçudur ve hareketin gerçekleşmesiyle birlikte
     suçun maddi unsurunuoluşturur.Kaçakçılık suçu ancak vergi kanunları gereğince 
     tutulması, düzenlenmesi, saklanması ve ibraz edilmesi mecburiyeti bulunan defter,
     kayıt ve belgeler üzerinde işlenebilecek bir suçtur. Bu bağlamda, kaçakçılıksuçuna
     yol açan hareketleri, üç grup içinde şöyle sıralamak gerekir:Vergi kanunlarına
     göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;a. 1. Defter
     ve kayıtlarda muhasebe hilesi yapmak,
 18. gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap
     açmak,
 19. defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri, vergi matrahının azalması sonucunu
     doğuracak şekilde
     tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına
     kaydetmek (çift kayıt),
 20. defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek,
 21. defter, kayıt ve belgeleri gizlemek, yani, varlığı noter tasdik kayıtları veya
     sair suretlerle sabit olduğu
     halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili
     kimselere defter ve belgeleri ibraz etmemek,
 22. muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (:gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla
     birlikte bu
     muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı 
     şekilde yansıtan belge) düzenlemek veya bu belgeyb. 1. defter, kayıt ve belgeleri
     yok etmek,
 23. defter sayfalarını yok ederek yerine başka yaprak koymak veya hiç yaprak koymamak,
 24. belgelerin asıl veya suretlerini tamamen ya da kısmen sahte olarak düzenlemek 
     bu belgeleri
     kullanmak (Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde
     bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.),c. VUK hükümlerine göre ancak Maliye 
     Bakanlığı ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri, bakanlık ile
     anlaşması olmadığı halde basmak veya bilerek kullanmak.İlk gruba giren fiillerle
     işlenen kaçakçılık suçunun cezası on sekiz aydan üç yıla kadar; ikinci gruba giren
     fiillerle işlenen kaçakçılık suçunun cezası üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası
     ve üçüncü gruba giren fiillerle işlenen kaçakçılık suçunun cezası ise iki yıldan
     beş yıla kadar hapis cezasıdır.**Vergi Mahremiyetinin İhlali Suçu ve CezasıVergi
     mahremiyetinin ihlali suçu mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına,
     muamele ve hesap durumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine
     ilişkin sırların veya gizli kalması gereken diğer hususların ifşa edilmesi veya
     kendisinin ya da üçüncü şahısların yararına kullanılmasıdır. Vergi mahremiyetinin
     ihlali suçu bir özgü suç olup ancak şu kimseler tarafından işlenebilir:
 25. vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar
 26. Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay da görevli olanlar
 27. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler
 28. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler.
     Bu kimseler bakımından yasak, sadece 
     görev esnasında değil, görevden ayrıldıktan sonra da devametmektedir. Suçun cezası,
     bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.**Mükellefin
     Özel İşlerini Yapma Suçu ve CezasıSuçun maddi unsuru, mükelleflerin vergi kanunlarının
     uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve sair özel işlerini yapmaktır. Yapılan iş
     karşılığında ücret alınmış olup olmaması önem taşımaz. Suçun manevi unsuru ise
     diğer vergi suçlarında olduğu gibi, kasttır. Mükellefin özel işlerini yapma suçu
     da bir özgü suçtur; ancak VUK md.6, son fıkrada sayılan memurlar tarafından işlenebilir.
     Bunlar ise;
 29. vergi muameleleri ve incelemeleri ile görevli memurlar
 30. vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olan memurlardır.
     
     Suçun cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Suça yol açan hareketlerle
     vergi ziyaına nedenolunması halinde, kişiye ayrıca vergi ziyaı kabahati nedeniyle
     idari para cezası da verilecektir. Vergi **Kabahat ve Suçlarının Özel Görünüş 
     Şekilleri****Teşebbüs**Teşebbüs, işlenmeye kastedilen bir kabahat ya da suçun 
     elverişli hareketlerle doğrudan doğruyaicrasına başlanılmasına rağmen, elde olmayan
     nedenlerle tamamlanamaması halidir.Kabahate teşebbüs kural olarak cezalandırılmaz;
     aksi, ancak bu konuda ilgili kanunda açık hüküm varsa mümkündür.Bir suça teşebbüsten
     bahsedebilmek için;1.Suç işleme kastının bulunması, 2.Doğrudan doğruya icraya 
     başlanmış olması, 3. İcranın suça elverişli hareketlerle yapılması, 4.Elde olmayan
     nedenlerle suçun tamamlanmamış olması gereklidir.İştirak İştirak, kabahatin ya
     da suçun birden fazla kişinin katkısıyla işlenmesi halinde söz konusuKabahate 
     ya da suça iştirak için, kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir Şilin varlığı yeterlidir.
     Birden fazla kişinin suçun kanuni tanımında yer alan Şili birlikte gerçekleştirmesi(
     müşterek faillik), suçunişlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanması (dolaylı
     faillik), başkasını suç işlemeye azmettirmesi yahut da, suçun işlenmesine yardım
     etmesi halinde, iştirakin mevcudiyeti kabul edilmiştir.Kabahatin işlenişine birden
     fazla kişinin iştirak etmesi halinde bu kişilerin her biri hakkında, fail olarakidari
     para cezası verilir. Özel faillik niteliğinin arandığı durumlarda, kabahate iştirak
     eden ve bu niteliğitaşımayan kişi hakkında da fail olarak para cezası kesilir.
     Vergi suçunun kanunî tanımında yer alan Şili birlikte gerçekleştiren kişilerin
     her biri ile suçunişlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi, fail olarak
     sorumlu tutulur. Kusur yeteneğiolmayanları suçun işlenmesinde araç olarak kullanan
     kişinin cezası ise üçte birden yarısına kadar artırılırBaşkasını vergi suçu işlemeye
     azmettiren kişi, işlenen suçun cezası ile cezalandırılır.Çocukların suça azmettirilmesi
     hali ile üstsoy ve altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suçaazmettirme
     hâlinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına kadar artırılır.Azmettirenin
     belli olmaması hâlinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer
     suç ortağıhakkında verilecek cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir. Vergi
     suçunun işlenmesine yardım edenkişiye ise cezanın yarısı verilir.İçtimaİçtima 
     toplanma anlamına gelmekte olup, kabahat ya da suçların bir kişide toplanmasını
     ifade eder.Başka bir deyişle, bir kişinin birden fazla kabahat ve/veya suç işlemesi
     söz konusudur. İçtimanın önemi,verilecek ceza bakımından ortaya çıkar. Çünkü içtimanın
     varlığı halinde artık birden fazla yaptırımuygulanmaz, bir kabahat ya da suç için
     uygulanacak yaptırım esas alınıp, onun üzerinden -işlenen diğerkabahat ve suçlar
     da dikkate alınarak- uygulanacak yaptırım belirlenir. TCK’de üç içtima şekli kabuledilmiştir:
     1) Bileşik suç,2) Zincirleme suç3) Fikri içtima.TCK md.42 gereğince, biri diğerinin
     unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiilsayılan suça
     bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.TCK md.43 gereğince
     zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda
     birkişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla
     kişiye karşı tek fiilleişlenmesidir. Bu durumda, bir cezaya hükmedilir. Ancak 
     bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadarartırılır.Fikri içtima, bir fiil ile
     birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermektir. Bu durumda, bunlardanen
     ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırma yapılırBir fiil ile birden fazla
     kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idari paracezası
     öngörülmüşse, en ağır idari para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak
     kanunda idari paracezasından başka idari yaptırımlar da öngörülmüş ise bu yaptırımların
     her birinin uygulanmasına kararverilir.Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde
     her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idari para cezasıverilir. Kesintisiz
     fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idari yaptırım kararı verilinceye 
     kadar fiil teksayılır. Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise 
     sadece suçtan dolayı yaptırımuygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanmayan
     hallerde kabahat dolayısıyla yaptırımuygulanır.Vergisel İdari ve Adli Yaptırımları
     Azaltan Ya Da Sona Erdiren Kimi DurumlarCezada İndirimİşlenen kabahat nedeniyle
     karşılığında idari para cezası kesildikten sonra, suçlarda ise henüz cezatespiti
     aşamasında, ilgili makamca dikkate alınması gereken ve -idari ya da adli- yaptırımı
     azaltannedenlere, “cezada indirim nedenleri” denilir8İdari para cezasını kanun
     yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşinödeme,
     kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.” Dolayısıyla,
     kendisine paracezası kesilen kimse, kesilen cezayı hemen (kanun yoluna başvuru
     süresi içinde) öderse dava açmahakkından feragat etmese dahi, derhal dörtte bir
     oranında bir indirimden yararlanacaktır.İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen
     vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden artakalan vergi ziyaı,
     usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerintebliği
     tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde
     veya 6183 sayılıKanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden
     itibaren üç ay içinde ödeyeceğinibildirirse:
 31. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,
 32. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir. Mükellef veya
     vergi sorumlusu
     ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıdaki yazılı
     süre içinde ödemez veya dava konusuyaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.
     Eğer kesilen para cezasına karşı dava açılırsa, artık md.376’daki indirimden faydalanılması
     mümkündeğildir. Dolayısıyla, vergi suçları karşılığında verilecek nihai ceza belirlemesinde
     dikkate alınmasıgereken cezayı etkileyici genel nedenler, teşebbüs, iştirak, zincirleme
     suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü,akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını
     gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirimnedenleridir. Bunlardan
     bazıları, duruma göre, cezayı indirme değil, aksine somut olayda cezayı arttırmanedeni
     de teşkil edebilirler. Bunların haricinde özel bir ceza indirim nedeni, VUK md.
     360’da karşımızaçıkmaktadır. Buna göre, kaçakçılık suçunun işlenişine iştirak 
     eden suç ortağının suçun işlenmesindemenfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza
     Kanunu’nun suça iştirak hükümlerine göre hakkındaverilecek cezanın yarısı indirilecektir.
     UzlaşmaUzlaşma, tarafların, aralarındaki “anlaşmazlığı” birlik sağlayarak ortadan
     kaldırmalarına yönelik birçözüm yoludur.Uzlaşma konusu yapılabilecek kabahat türleri
     bakımından bir ayırım yapılmıştır. Şöyle ki tarhiyat öncesiuzlaşma her tür vergi
     kabahati neticesinde kesilecek idari para cezaları (gerek vergi ziyaı kabahati
     vegerek usulsüzlük kabahati nedeniyle kesilecek cezalar) bakımından mümkünken,
     tarhiyat sonrasıuzlaşma sadece vergi ziyaı kabahati için kesilecek idari para 
     cezası bakımından mümkündür. Dolayısıyla,tarhiyat sonrasında kesilen usulsüzlük
     cezaları için uzlaşma yolu kapatılmıştır.Kaçakçılık suçuna yol açan bir fiille
     işlenmiş vergi ziyaı kabahatinin varlığı halinde uzlaşma, ne tarhiyatöncesinde
     ne de tarhiyat sonrasında mümkündür. Kaçakçılık suçunun varlığı, kabahatler bakımından
     dauzlaşma yolunu tamamen engellemektedir.PişmanlıkPişmanlık, kabahati ya da suçu
     işleyen kimsenin, kabahatin ya da suçun tamamlanmasından sonrayaptığından üzüntü
     ve pişmanlık duyarak, kendi serbest iradesiyle, kabahat ya da suçun yol açacağı
     zararıönlemek ya da zarar meydana gelmişse bu zararı ortadan kaldırmak için harekete
     geçmesini teşvik etmeamacına dayanır.Pişmanlıktan yararlanmak için:1) Vergi ziyaı
     kabahati ile kaçakçılık suçunun işlenmesinden sonra2) İlgili makamların bu kabahat
     veya suçun varlığından haberdar olmalarından3) Mükellef nezdinde herhangi bir 
     vergi incelemesine başlanılmasından ya da olayın takdirkomisyonuna intikal ettirilmesinden4)
     Kaçakçılık suçu teşkil eden fiilerin işlendiğinin tespitinden önce, kabahat veya
     suçu işleyenmükellefin, vergi ziyaı gerektiren cezasını gerektiren fiilerin işlendiği
     bir dilekçe ile (yazılı olarak)İlgili makamlara kendiliğinden haber vermesi halinde
     kabul edilir.Zamanaşı9Zamanaşımı, kabahatler karşılığında soruşturma yapılıp idari
     para cezası verilmesini (soruşturmazamanaşımı) ve eğer ceza verilmişse bunun tahsilini(
     yerine getirme zamanaşımı); suçlarda ise kamudavası açılmasını (dava zamanaşımı)
     ve suçun cezalandırılmasını (ceza zamanaşımı) engelleyen birdurumdur.İlgilisi 
     tarafından ileri sürülmese dahi, ilgili tüm makamlar tarafından re’sen dikkate
     alınması gerekir.KabhK md.20 gereğince, soruşturma zamanaşımı süresi;a) Yüz bin
     TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Elli bin
     TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört,c) Elli bin
     TL’den az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır. Yerine getirme
     zamanaşımı süresi ise KabhK md.21 gereğince, a) Elli bin Türk Lirası veya daha
     fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde yedi,b) Yirmi bin Türk lirası
     veya daha fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde beş, c) On bin Türk
     lirası veya daha fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde dört,d) On 
     bin Türk Lirasından az idari para cezasına karar verilmesi halinde üç yıldır.Süre,
     kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından
     itibaren işlemeyebaşlar. Vergi suçları bakımından dava zamanaşımı sekiz yıl olup
     bu süre, “tamamlanmış suçlarda suçun işlendiğigünden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda
     son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintiningerçekleştiği ve
     zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Bu süreningeçmesiyle
     birlikte artık kamu davası düşer. Vergi suçlarında ceza zamanaşımı ise on yıl 
     olup süre,hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı
     günden itibaren işlemeye başlarve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
     Ceza zamanaşımı dolduktan sonra cezanın infazı artıkmümkün değildir.ÖlümKusur 
     ilkesi ve buna bağlı olarak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin bir sonucu
     olarak ancak kusurluşekilde kabahat ya da suç işleyenlere idari ve ya adli yaptırım
     uygulanabileceğinden, ölüm halinde -idariya da adli- yaptırımın başka birine (
     örn. mirasçıya) geçmesi mümkün değildir. Kendisine idari para cezasıkesilen kimsenin
     ölümü ile birlikte idari para cezaları düşer; hükümlünün ölümü ise hapis ve henüz
     infazedilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Suç nedeniyle açılmış olan
     kamu davası sürerken sanığınölmesi halinde, davanın düşürülmesine karar verilir.
     AfAf, işlenmiş vergi kabahat ve suçları karşılığında uygulanan idari yaptırım 
     ve cezaların, kanun koyucutarafından kısmen ya da tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
     Af uygulamasının çıkardığı olumsuz sonuçlar:1) Vergi ahlakını zayıflatmakta2) 
     Yeni af beklentileri yaratarak vergi ödevlerinin tamamen ya da kısmen yerine getirilmemesineyol
     açmakta3) Af lobileri yaratmakta4) Aftan yararlanamayanlarda adaletsizliğe dayalı
     öfke, aldatılmışlık ve aptal yerine konmaduygusuna sebep olmakta5) Vergilendirme
     ve özellikle denetim faaliyetinin etkin şekilde yapılmamasına yol açmaktad
