# Ünite 8 Uluslararası Vergi Hukuku

- Bağlantı: https://eegitimim.com/unite-8-uluslararasi-vergi-hukuku/
- Yayımlanma: 2026-06-05T08:08:56+03:00
- Yazar: admin

Uluslararası Vergi Hukukunun KonusuUluslararası vergi hukuku, en geniş anlamıyla,
devletlerin yabancı unsurlu mali olay ve ilişkilerhakkında uyguladıkları vergisel
hukuk kurallarının bütünüdür. Uluslararası vergi hukuku, vergihukukunun alt dallarından
birini teşkil eder. Uluslararası vergi hukukunun kaynaklarından biri,devletlerin
uluslararası hukukun kavram ve kurallarına uygun olarak akdettiği vergi anlaşmalarıdır.
Butürden anlaşmalar, devletlerin vergilendirme yetkisinin karşılıklı olarak sınırlandırılması
na ilişkinhükümler içerebileceği gibi, vergilendirme yetkisinin icrasında işbirliği
ve yardım esaslarını dadüzenleyebilir.Uluslararası vergi hukuku, vergi anlaşmaları
ağına ilaveten, uluslarüstü ekonomik bütünleşmelere katılımanlaşmalarından doğan
ve çeşitli vergiler bakımından üye devletlere ulusal hukuk kurallarınıuyumlaştırma
mükellefiyeti getiren uluslarüstü kuralları da içerir.Uluslararası vergi hukukunun
konusu devletlerarasında yapılan vergi konulu anlaşmalarla sınırlı değildir.Devletlerin
ulusal hukuklarında yer alan, ancak sınır ötesi olay ve ilişkiler bakımından hukuki
sonuçdoğuran vergisel iç hukuk düzenlemeleri de birer iç hukuk hükmü olmalarına 
karşın uluslararası vergihukukunun inceleme alanındadır.Uluslararası Çifte Vergilendirme
K23Uluslararası çifte vergilendirme iki (veya daha fazla) devletin, aynı vergi yükümlüsünü,
aynı vergikonusu ile bağlantılı olarak ve aynı vergilendirme dönemi için benzer 
vergilerle vergilendirmesidir. Vergi yükümlüsünün elde ettiği gelir, bir devlette
sırf o devletin ülkesinde elde edildiği için, diğer birdevlette ise yükümlü ile 
o devlet arasında ikametgâh veya uyrukluk esasına dayalı bir ilişki bulunduğuiçin
vergilendirilebilir. Bu durumun doğal sonucu, vergi yükümlüsünün elde ettiği aynı
gelir unsurunun çeşitlidevletlerin vergilendirme yetkisine konu olabilmesidir.Uluslararası
çifte vergilendirmenin ayırt edici unsuru, vergilendirmenin birden fazla devletteyapılmasıdır.
Bununla beraber, uluslararası çifte vergilendirmenin iki türünün bulunduğunu da 
ilaveetmek gerekir. Uluslararası çifte vergilendirme, uluslararası hukuksal çifte
vergilendirme ve uluslararasıekonomik çifte vergilendirme olarak ikiye ayrılır.Uluslararası
hukuksal çifte vergilendirmede, aynı vergi yükümlüsü aynı vergi konusu için iki 
farklı devlettevergilendirilir. Buna karşılık, uluslararası ekonomik çifte vergilendirmede,
aynı vergi konusu farklı vergiyükümlülerinin elinde ve iki farklı devlette vergilendirilmektedir.
Burada ele alınan çifte vergilendirme türü uluslararası hukuksal çifte vergilendirmedir.
Uluslararası hukuksal çifte vergilendirme kavramının evrensel olarak kabul gören
tanımı şöyledir:Uluslararası Çifte VergilendirmeninNedenleri ve SonuçlarıVergilendirme
Yetkisinin KapsamıUluslararası hukukun iki ilkesi, devletin yer ve kişi bakımından
yetkisinin çerçevesi ve niteliği konusundabir düzen getirir:Birincisi, bir devlet
egemenliğini ancak “ülkesi üzerinde” kullanabilir. Devlet yetkilerinin yer itibariylesınırını
gösteren bu ilke “ülkesel egemenlik” olarak adlandırılır.İkincisi, bir ulusal hukuk
düzenine dâhil kuralların “kişisel egemenlik” altında bulunan kişilereuygulanabilmesidir.
Devletin kişisel egemenliği altında bulunan kişiler, devlete uyrukluk(tabiiyet =
vatandaşlık = yurttaşlık) bağıyla bağlı olan kişilerdir.İkametgâh İlkesiİkametgâh
ilkesine göre vergilendirme, bir devletin “ülkesel egemenliği” altında ikamet eden
kişilerindünya çapındaki gelirlerini vergilendirmesidir. Vergilendirmeye temel olan
ölçüt ikametgâhınbulunduğu yerdir. Bu açıdan ülkesellik genişleyerek kişisellik 
kazanır. Buradaki hukuksal ilişki “kişisel bağ”temeline dayanır ve kaynağını “kişisel
anlamda ülkesel egemenlikten” alır.İkametgâh ilkesine dayanan vergilendirmede kişinin
hem yurt içi gelirleri hem de yurt dışı gelirlerivergilendirilir. Buradaki yükümlülük
türü tam yükümlülük olarak adlandırılır.Birçok ülke, ikametgâh ilkesini uygulayarak
ülkesinde yerleşik (mukim) kişilerin hem ülke içi hem de ülkedışı kaynaklardan elde
ettiği gelirleri vergilendirmektedir. Türkiye’de de gelir ve kurumlar vergilerindetam
yükümlülük bu çerçevede düzenlenmiştir.Kaynak İlkesiKaynak ilkesine göre vergilendirme,
bir devletin “ülkesel egemenliği” altında bulunan vergi konuları vevergi doğurucu
olayları vergilendirmesi esasına dayanır. Bu ilkede vergilendirmeye temel olan husus,
gelirin doğduğu veya malların bulunduğu yerdir. Kaynak ilkesi, bir devletin vergi
yasalarını, ülkesindebulunan yerli ya da yabancı herkese ve bütün hukuksal işlemlere
uygulaması anlamına gelir. Bu ilkekaynağını “kişisel olmayan anlamda ülkesel egemenlikten”
alır.Kaynak ilkesine dayanan vergilendirmede, vergi yükümlüsünün sadece ülke içi
gelirleri vergilendirilir.Buradaki yükümlülük türü dar yükümlülük olarak adlandırılır.
Kaynak ilkesi, bütün devletler tarafından vergilendirmeye esas alınan bir ilkedir.
Türkiye’de de gelir vekurumlar vergisinde ikametgâh ilkesi tam yükümlüğün temelini
oluştururken, dar yükümlülükte kaynakilkesi benimsenmiştir.Uyrukluk İlke24Uyrukluk
ilkesine göre vergilendirme, vergilendirme yetkisini kullanan devletin “kişisel 
egemenliği”altındaki vatandaşlarının dünya çapındaki gelir ve servetlerini vergilendirmesidir.
Uyrukluk, bir devletile vatandaşı arasındaki siyasi bağı ifade eder. Uyrukluk ilkesi,
bugün çok az ülke tarafından uygulanan birilke niteliğindedir.Vergilendirme Yetkilerinin
ÇakışmasıTam Yükümlülükler Arası ÇakışmaTam yükümlülükler arası çakışma hâlinde,
iki devlet aynı kişiyi dünya çapındaki gelirleri üzerinden tamyükümlüğe tabi tutmaktadır.
Bu çakışma şu şekillerde olabilir: Uyrukluk ilkesini uygulayan bir devlet ile ikametgâh
ilkesini uygulayan diğer devletinvergilendirme yetkilerinin çakışması İki ikametgâh
ilkesinin çakışması İki uyrukluk ilkesinin çakışmasıBu durumda, devletlerden birinin
mukimi olan bir kişi diğer devletten gelir elde etmektedir. İkametdevleti ikametgâh
ilkesi dolayısıyla kişiyi yurt içi ve yurt dışı gelirleri üzerinden tam yükümlülük
esasındavergilendirir. Diğer devlet ise kaynak ilkesi çerçevesinde, kaynak ülkesi
sıfatıyla ülkesinde doğan geliri daryükümlülük esasına göre vergilendirir. Uluslararası
çifte vergilendirmenin en sık rastlanan şekli budur.Dar Yükümlülükler Arası ÇakışmaBu
durumda, her iki devlet, kendi mukimi olmayan bir kişiyi, gelirin ülkesinde elde
edilmesi dolayısıyladar yükümlülüğe tabi tutarak vergilendirir. Mukim olmayan bir
kişinin, devletlerden birindeki işyerinindiğer devletten gelir elde etmesi hâlinde
iki devletin de kaynak ilkesi uyarınca vergilendirme yapması buduruma bir örnektir.
Kaynak ilkelerinin çakışması, devletlerin her birinin, seçtikleri farklı ölçütlernedeniyle
kendisini kaynak ülkesi olarak nitelendirmesinden de doğabilir.Uluslararası Çifte
Vergilendirmenin SonuçlarıBir vergi yükümlüsünün birden fazla ülkede faaliyette 
bulunmasının sonucu olarak elde ettiği gelirlerüzerinden birden fazla devlette vergi
ödemek durumunda bırakılması, hem hukuksal hem de ekonomiksonuçları olan patolojik
bir durumdur. Vergi koyma yetkisinin bir iç hukuk meselesi olması, vergiadaletinin
uluslararası alanda da gözetilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. Uluslararası çifte
vergilendirme,vergi yükümlülerinin mali güçlerine bağlı olarak eşit vergilendirilmesi
ilkesi ile çatışan, vergi adaletineters düşen bir olgudur.Uluslararası çifte vergilendirme,
ulusal mükellefiyetlerle karşılaştırıldığında yabancı yatırım faaliyetlerinekarşı
ayrımcılık yaratır. Bu nedenle de ortadan kaldırılması gereken bir olgu olarak değerlendirilir.
Uluslararası çifte vergilendirmenin bir diğer sonucu ekonomik etkilerinde görülür.
Çifte vergilendirmeden kaynaklanan vergi yükü maliyetleri arttırır ve dolayısıyla
fiyatlara yansır.Uluslararası piyasada faaliyet gösteren vergi yükümlülerinin rekabet
güçlerini tahrip eden uluslararasıçifte vergilendirme, küresel planda mal, sermaye,
teknoloji ve insan hareketini olumsuz yönde etkiler. Buaçıdan, çifte vergilendirme,
uluslararası ekonomik faaliyetlerin önünde bir engel ve ortadan kaldırılmasıgereken
bir olgu olarak değerlendirilir.Uluslararası Çifte Vergilendirmeyi Ortadan Kaldırma
YöntemleriUluslararası çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması için alınan önlemlerden
ilki, devletlerin tek taraşıolarak yabancı kaynaklı gelirler üzerindeki vergilendirme
yetkilerini yasal düzenlemelerlesınırlandırmalarına dayanır. Bu önlemler vergiyi
veya matrahı ölçüt alarak oluşturulabilir. Vergiyi temel alanönlemler, mahsup yöntemi
ve vergi oranının indirimi olarak adlandırılır. Matrahı esas alanlar ise istisnave
matrahtan indirim yöntemidir.Vergi Oranının İndirimi YöntemiBu yöntemde, uluslararası
çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması amacıyla gelirin tamamına veyabir kısmına
uygulanan vergi oranları indirilir. Bu yöntem, devletler tarafından tek taraşı olar25uygulanabileceği
gibi karşılıklı olarak da uygulanabilir ancak vergilerin ve oranların çeşitliliği
nedeniyle,bu yöntemin uluslararası çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırması tesadüfe
bağlı bir şans olarakdeğerlendirilmektedir.Matrahtan İndirim YöntemiBu yöntemde,
yabancı ülkede ödenen vergilerin dâhili vergiden değil, toplam matrahtan indirilmesiöngörülür.
Bu durumda, yurt dışında ödenen vergiler, yurt dışındaki yatırıma ilişkin bir maliyet
unsurugibi indirilebilir bir gider olarak kabul edilir. Bu yolla, uluslararası çifte
vergilendirme tamamen değilancak kısmen ortadan kaldırılabilmektedir.Mahsup YöntemiBu
yöntemin ayırt edici yönü, ikametgâh ülkesinin, dış ülkede ödenen vergiyi yurt içinde
ödenecekvergiden mahsup etmesidir. Bu durumda, ikametgâh ülkesi yabancı vergiye 
kendi ülkesinde ödenmiş birvergi gibi muamele yapar. Dış vergi oranı iç vergi oranından
düşük olduğu zaman, ikametgâh ülkesine içverginin dış vergiyi aşan kısmı ödenir.
Dış verginin iç vergiden yüksek olması hâlinde ise ikametgâh ülkesiherhangi bir 
vergi tahsil etmez, fakat fazla kısım da iade edilmez.Türk gelir vergisi sisteminde,
tam yükümlülerin yurt dışında elde ettikleri kazançlar bakımından ortayaçıkabilecek
uluslararası çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması amacıyla mahsup yöntemi
kabuledilmiştir. İkametgâh esasına dayalı tam yükümlülükte kabul edilen mahsup yöntemi
normal mahsupyöntemidir.İstisna YöntemiBu yöntemde, yurt dışında elde edilen gelir,
ikametgâh veya kaynak ülkesinde vergiden istisnaedilmektedir. Burada ikametgâh ülkesi,
yurt dışı gelirlerin vergilendirilmesinde kaynak ülkenin münhasırvergilendirme yetkisini
kabul eder ve dolayısıyla mukimlerinin dünya çapındaki gelirlerini vergilendirmeesasından
vazgeçmiş olur. Kaynak ilkesini uygulayan devletler bakımından ise yabancı ülkede
elde edilengelir tamamen hesap dışı bırakılır.Türk gelir vergisi sisteminde istisna
yöntemi uygulaması sınırlı bir alanda kabul görmüştür. Bu yöntemsadece uyrukluk 
esasına dayalı vergilendirmede uygulanır.Uluslararası YöntemlerVergi AnlaşmalarıBir
uluslararası anlaşma türü olan vergi anlaşmalarının tanımına kaynak oluşturur: Vergi
anlaşması, uluslararası hukukun kişisi olan iki devletin aynı gelir üzerinde kullandıkları
vergilendirme yetkilerininçakışmasından doğan uluslararası çifte vergilendirmeyi
önlemek ve ortadan kaldırmak amacıylaaralarında yaptıkları hukuksal bir işlemdir.
Vergi Anlaşması TürleriVergi anlaşmalarının ilk türü kapsayıcı anlaşmalardır. Bu
tür anlaşmalar, bir veya daha fazla vergiye ilişkinbütün durumları kapsayan, her
türlü gelir ve servetten doğan çifte vergilendirmenin önlenmesini konualan anlaşmalardır.
Kapsayıcı anlaşmalarda, bilgi değişimi, idari yardımlaşma ve uluslararası vergikaçakçılığının
önlenmesi gibi hükümler de yer alır.Vergi anlaşmalarının ikinci türü sınırlı anlaşmalardır.
Bunlar, gelirin belirli unsurları üzerine yapılananlaşmalardır. Bu durumda gelirin
tamamı değil belirli bir kısmı üzerindeki çifte vergilendirmeninönlenmesi amaçlanmaktadır.
Uluslararası Çifte Vergilendirmenin Ortadan Kaldırılmasında Vergi Anlaşması ModelleriOECD
Vergi Anlaşması ModeliUluslararası çifte vergilendirme problemi ile ilgili uluslararası
çalışmalar, ilk kez Milletler Cemiyetitarafından 1922 yılında başlatılmış, Ekonomik
İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ile Birleşmiş Milletlerin (BM)araştırmaları ile devam
etmiştir.Modelin Yaklaşımı26OECD Modeli ikametgâh ilkesine dayanır. Modelde vergilendirme
yetkisinin kullanımı ağırlıklı olarakvergi yükümlüsünün mukim olduğu devlete aittir.
Kaynak ülkenin vergilendirme yetkisi ise vergiyükümlüsünün bu devletteki taşınmazlarından
gelir elde etmesi veya bu devletteki faaliyetlerini bir işyeriaracılığıyla sürdürmesi
hâllerinde kabul edilmiştir. OECD Modelinde, ikametgâh devletinin vergilendirmesiasıl,
kaynak devletinin vergilendirmesi ise talidirModelin İçeriğiOECD Vergi Anlaşması
Modeli 7 bölüm ve 31 maddeden oluşmaktadır.OECD Modelinde yer alan hükümlerin genel
içeriği aşağıdaki gibidir:1.maddede, anlaşmanın, anlaşmaya taraf olan devletlerden
birinde veya her ikisinde mukim kişilereuygulanacağı belirtilmiştir.2.maddede, anlaşma
kapsamına giren vergiler belirlenmektedir.3.maddede, “kişi”, “şirket”, “bir akit
devlet işletmesi” ve “yetkili makam” gibi anlaşmada sık sıkkullanılan kavramların
tanımlaması yapılmaktadır.4.maddede, “mukim” kavramı hükme bağlanmaktadır.5.maddede,
işyeri tanımı yapılmaktadır.6.maddeye göre, taşınmaz gelirlerinin vergilendirilmesinde
vergilendirme yetkisini kullanacak devlet,taşınmazların bulunduğu devlettir.7.maddede,
ticari kazançların vergilendirilmesi8.madde, deniz, iç suyolları ve hava taşımacılığından
doğan kazançların, işletmenin etkin yönetimmerkezinin bulunduğu devletçe vergilendirilmesini
düzenleme altına almaktadır.9.madde bağlı işletmelerin vergilendirilmesi ile ilgili
maddedir.10.madde temettüler (kâr payları) hakkında düzenleme getirmektedir.11.madde,
faizlerde vergilendirme yetkisini kullanma hakkını faizlerin gerçek lehdarının mukimi
olduğudevlete vermiştir.12.maddeye göre, bir akit devlette doğan ve diğer akit devlet
mukimine ödenen gayri maddi hakbedelleri sadece hak sahiplerinin mukimi olduğu devlette
vergilendirilebilir.13.madde, sermaye değer artış kazançları ile ilgilidir.14.madde
serbest meslek kazançlarını düzenleyen maddedir ancak iptal edilmiştir. Bu gelirler
7.maddekapsamında değerlendirilmektedir.15 ile 21.maddelerde, çeşitli meslek gruplarının
mukim oldukları devletin dışında faaliyet gösterip gelirelde etmeleri durumunda 
ne şekilde vergilendirme yapılacağı düzenlenmektedir.22.madde servete ilişkindir.
23.madde, mahsup veya istisna yöntemlerini düzenlemektedir.24.madde ülke vatandaşları
arasında yapılabilecek ayrımcılığı önlemeyi amaçlamaktadır.25.madde, anlaşmaya taraf
olan devletlerin anlaşmanın uygulanmasından doğabilecek uyuşmazlıklarıçözümleme 
yöntemi hükme bağlanmaktadır.26.maddede bilgi alışverişi düzenlenmektedir.27.maddede,
verginin tahsilinde idari yardımlaşma düzenlenmektedir.28.maddede, anlaşma hükümlerinin,
diplomasi ve konsolosluk memurlarının, gerek uluslararası hukukkurallarına ve gerekse
özel anlaşma hükümlerine göre yararlandıkları vergi ayrıcalıklarını etkilemeyeceğibelirtilmiştir.
29.madde, anlaşmanın uygulama alanının genişletilmesi ile ilgilidir.30.madde, anlaşmanın
yürürlük tarihine ilişkin düzenlemeyi içermektedir.31.madde, anlaşmanın hangi hâllerde
yürürlükten kalkacağını saptamakt27BM Vergi Anlaşması ModeliModelin YaklaşımıOECD
Modelinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında akdedilen anlaşmalarda yetersiz
kalmasınedeniyle, gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını koruyacak şekilde alternatif
olarak düzenlenen BMModeli, kaynak ülkenin vergilendirmesine ağırlık vermektedir.
BM Modeline hakim olan görüşe göre, anlaşmalar, taraf devletlerin hukuki ve ekonomik
koşullarını gözönüne alarak anlaşmadan elde edilecek fayda ile hazineye yüklenen
fedakârlıkları dengelemelidir.Gerçekten, sermaye ithalatçısı durumunda olan ve dış
ülkelerde yatırımı bulunmayan gelişmekte olanülkeler, vergi sistemlerini kaynak 
esasına dayandırır.BM Modeli, esas olarak OECD Modeli temel alınarak hazırlanmıştır.
Bu modelin referans alınmasınınnedeni sadece en yakın tarihli metin olmasından değil,
aynı zamanda çifte vergilendirme konusundakibütün deneyimin bir birikimi kabul edilmesindendir.
İki Model arasındaki temel yaklaşım farkına rağmen,birçok noktada ortaklık da bulunur.
Modelin İçeriğiBirçok hüküm bakımından OECD Modeli ile aynı olan bu BM Modelinin
farklı noktaları şunlardır:

 1. İşyeri kavramının tanımı, OECD Modeline nazaran kaynak ülkenin vergilendirme yetkisini
    kullanma
    hakkını arttıracak tarzda genişletilmiştir.
 2. Temettülerin vergilendirilmesiyle ilgili 10.madde OECD Modelini yansıtmaktadır.
    Vergi oranı da ikili
    görüşmelerde belirlenmeye bırakılmıştır.
 3. BM Modeli, bir akit devlette doğan ve diğer akit devlet mukimine ödenen faizin 
    her iki devlet
    tarafından da vergilendirilmesini kabul etmekle beraber, kaynak 
    devletinde uygulanacak azami vergioranını akit devletlerin iradesine bırakmıştır.
    Oysa OECD Modelinde bu oran %10 olarak belirlenmiş vemadde metninde yer almıştır.
 4. BM Modeli, OECD Modelinden farklı olarak gayri maddi hak bedellerine ilişkin vergilendirme
    yetkisini
    kullanma hakkını her iki devlet arasında paylaştırmıştı r.
 5. Serbest meslek kazançlarında kaynak devletinin vergilendirme yetkisini kullanmasına
    olanak tanıyan
    düzenlemeler getirilmiştir.
 6. Uluslararası taşımacılık kazançları için tercihli seçenekler sunulmuştur.
    Türk 
    Vergi AnlaşmalarıTürkiye’nin Vergi Anlaşmalarına YaklaşımıTürkiye’nin taraf olduğu
    ve yürürlükte bulunan vergi anlaşmalarının sayısı 31 Aralık 2011 tarihi itibariyle73’
    tür. Türk vergi anlaşmaları, gelir ve/veya servet vergileri konusunda olup kapsayıcı
    anlaşmamahiyetindedir. Türkiye’nin sadece bir adet sınırlı anlaşması mevcut olup
    bu anlaşma hava taşımacılıkgelirlerinde karşılıklı vergi muafiyetini düzenlemektedir.
    Türkiye’nin vergi anlaşmalarına temel yaklaşımı şu şekilde ifade edilebilir: Türkiye
    ilke olarak diğerülkelerle, Türkiye’ye üstün teknoloji, sermaye ve hizmet ithalinin
    veya Türkiye’den bu ülkelere sermaye,üstün teknoloji ve hizmet ihracının mevcut
    veya böyle bir potansiyelin olması hâlinde vergi anlaşmasıyapmıştır. Türkiye’nin
    anlaşmalardan beklentisi, anlaşmayla güvence altına alınan diğer akit devletsermayesinin
    Türkiye’ye daha büyük bir öncelik vereceği düşüncesine dayanmaktadır. Türkiye, 
    bu sayedehem yabancı işletmelerin doğrudan doğruya ödeyecekleri gelir ve kurumlar
    vergilerinde hem deçalıştırdıkları işçilerin ve ek kapasite yaratacakları diğer
    Türk işletmelerinin ödeyecekleri vergide artışbeklentisi içindedir. Türkiye, akdettiği
    anlaşmalarla başlangıçta katlanacağı mali fedakârlığın kısazamanda kazanca dönüşeceği
    anlayışındadır.Türk Vergi Anlaşmalarının Niteliği1982 Anayasasının 90(5).maddesine
    göre, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalarkanun hükmündedir.
    Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesinebaşvurulamaz.
    Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerar28antlaşmalarla
    kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklardamilletlerarası
    antlaşma hükümleri esas alınır”. Bu çerçevede, Türkiye’nin taraf olduğu vergi anlaşmaları
    içhukuk bakımından birer vergi kanunu hükmünde olmakla birlikte, yürürlükteki vergi
    kanunlarına nazaranözel niteliktedir; bu nedenle vergi kanunlarına nazaran öncelikle
    uygulanırlar.NorFuLL Paylaşım Mekanı2014′
