# Vergi Hukuku Final Konuları

- Bağlantı: https://eegitimim.com/vergi-hukuku-final-konulari/
- Yayımlanma: 2026-06-04T11:54:08+03:00
- Yazar: admin

⌊Loader⌉ Loading…

 ⌊EAD Logo⌉ Taking too long?

 ⌊Reload⌉ Reload document

 | [ ⌊Open⌉ Open in new tab ](https://eegitimim.com/wp-content/uploads/2026/05/Vergi-Hukuku-Final.pdf)

[Download ](https://eegitimim.com/wp-content/uploads/2026/05/Vergi-Hukuku-Final.pdf)

Ünite 5 – Vergi Kabahat ve Suçları
Vergi Kabahat ve Suçlarının İşleviVergi sisteminin
temel amacı, devlete Anayasa ile verilen görevlerin yerine getirilebilmesi için 
ihtiyaçduyduğu geliri sağlamaktır. Başka bir deyişle vergi borcunu (alacağını), 
başta kanunilik ve eşitlik ilkeleriolmak üzere hukuka uygun şekilde tespit (tarh)
ve tahsil etmek, kısaca vergi toplamaktır.Vergi ödevlisi, gelirini ve servetini 
fazlalaştırmak için bu ödevlere pek uymak istemez, mümkünolduğunca az vergi ödemek
ister. Diğer vergi ödevlilerinin vergi kaçırdıklarını ve vergi denetimindekizayıflıklar
nedeniyle bunların çok azının yakalandığını görmek, daha az vergi ödemek için hukuka
aykırıdavranışlar içine girmesini iyice kolaylaştırır.Kanun koyucu, korumak istediği
hukuki yararın yüksek olması hâlinde, bu hukuki yarara karşıgerçekleştirilen filleri“
suç” kabul etmektedir. Suç, Hürriyeti bağlayıcı ceza (hapis cezası) Adli para 
cezası Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakma, Eşya müsaderesi gibi bazı güvenlik
tedbirleri uygulanır.Buna karşılık, korunmak istenen hukuki yararın yüksek bir hukuki
yarar olmaması veya korunan hukukiyarara karşı önemli sayılmayacak bir ihlalin varlığı
hâlinde ise burada bir “kabahat”in varlığı kabul edilirve çoğunlukla “ idari para
cezası” gibi hürriyeti bağlayıcı cezaya oranla daha basit yaptırımlar uygulanır.
Suçun işlenip işlenmediğinin tespiti hâkim tarafından yapılır ve eğer işlenmişse
cezası da yine hâkimtarafından verilir. Karşılığında ağır yaptırımlar ve güvenlik
tedbirleri uygulanmakta olduğu için, suçunsoruşturulmasından kovuşturulmasına, hükmün
verilmesinden ceza ve güvenlik tedbirlerinin infazınakadar tüm süreç kanunlarla 
düzenlenir.Buna karşılık, bir kabahatin işlenip işlenmediğinin tespiti idare tarafından
yapılır ve eğer işlenmişse cezasıidare tarafından verilir. İdarenin verdiği bu karar,
bir “idari işlem” şeklinde ortaya çıkar ve bütün idariişlemler gibi yargı denetimine
açıktır.Kabahat ve suç şeklindeki bu ikili yapı, vergi hukukunda da kabul edilmiş;
vergi sisteminin işleyişi, sadecekabahatler ya da sadece suçlarla değil, her ikisiyle
birlikte güvence altına alınmıştır.Kaçakçılık suçunun özel görünüş şekilleri: Özel
belgede sahtecilik yapma Özel belgeye bozma, yok etme ve gizleme suçu Bilişim 
sistemini engelleme, bozma, verileri yok etme ve değiştirme suçuGöreve ilişkin sırrın
açıklaması suçunun özel görünüş şekilleri: Vergi mahremiyetinin ihlali suçu Özel
hayatın gizliliğini ihlali suçu Ticari sır, bankacılık sırrı ve müşteri sırrı niteliğindeki
bilgi ve belgelerin açıklanması suçuGörevi kötüye kullanma suçunun özel görünüş 
şekilleri: Mükellefin vergi kanunlarının uygulanmasına ilişkin özel işlerini yapma
suçu.Vergi Kabahat ve Suçlarının Pozitif Hukuktaki Ana KaynaklarıVergi suç tipleri
ile cezaları, gerek vergi kabahat tipleri ile idari yaptırımları VUK’da düzenlenmişlerdir.
Dolayısıyla herhangi bir davranışın/hareketin bir vergi kabahati ya da vergi suçu
teşkil eden birdavranış/fiil/hareket olup olmadığı, VUK’daki ilgili düzenlemeler
çerçevesinde tespit edilecektir.Vergi Suçları: 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun
genel hükümleri (TCK) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 5275 sayılı Ceza
ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGİK) Adli Sicil Kanunu, Adli 
Yargı İlk Derece Mahkemeleri Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri
Hakkında Kanun ta2Vergi kabahatleri ise 2575 sayılı Danıştay Kanunu, 2576 sayılı
Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri Vergi Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri
Hakkında Kanun 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’na tabidirler.Vergi Kabahat
ve Suçlarına İlişkin Anayasal İlke Ve EsaslarVergi ceza hukukunu düzenleyen başlıca
anayasal ilke ve esasları şu şekilde sıralamak mümkündür:“kanunilik ilkesi”, “kıyas
yasağı”, “belirlilik ilkesi”, “geriye yürüme yasağı”, “lehte kanun uygulanmasıesası,“
ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi” ve buna bağlı olarak “kusur ilkesi”, “eşitlik
ilkesi”, “ölçülülükilkesi”, “sözleşmeden doğan yükümlülüğe aykırılık nedeniyle hapis
cezası verilmesi yasağı”, “ölüm cezasıve genel müsadere cezası yasağı”, “insan haysiyetiyle
bağdaşmayan ceza yasağı”, “idarenin hürriyetibağlayıcı ceza verememesi esası”, adil
yargılanma hakkı ve bu hakkın içinde yer alan “kendini veyakınlarını suçlamama hakkı”
ve “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguları delil olarak kullanmayasağı”, “hak
arama özgürlüğü”, “kanunla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkemede tarafındanyargılanma
hakkı”, “makul süre içinde yargılanma hakkı”, “yargılamanın açık ve duruşmalı olması
hakkı”,“silahların eşitliği ilkesi”, “hakkaniyete uygun şekilde yargılanma hakkı”,“
gerekçeli karar” gibi hak, yasak,özgürlük ve ilkeler ile “suçsuzluk karînesi”.Kanunilik
ilkesi gereğince, gerek hukuka aykırı kabul edilen davranışın/filin (kabahatin/suçun)
ve gerekkarşılığında uygulanacak olan yaptırımın kanun koyucu tarafından, yani kanunla
belirlenmesi şarttır. Bukonuda yürütmenin söz yetkisi yoktur. Kanunilik ilkesi, 
yürütmeyi dışarıda bırakıp düzenlemeninmuhakkak kanun koyucu tarafından yapılmasını
emretmek suretiyle hukuki güvenliği en üst düzeydesağlamaya hizmet eden bir ilkedir.
Belirlilik ilkesi, kanun ile düzenlenmesi gereken suç-ceza (adli yaptırım) ve kabahat-
idari yaptırımın,kanunda açık, anlaşılır, belirsiz hukuki kavramlara yer verilmeden
muğlak ifadeler kullanılmadandüzenlenmesi gerekir. Dolayısıyla kanunilik ilkesi 
gereğince kanunla düzenlenecek bu konular, belirlilikilkesi gereğince açık ve anlaşılır
şekilde düzenleneceklerdir.Geriye yürüme yasağı, yapıldığı anda kanunla kabahat 
ya da suç olarak kabul edilmemiş olan birdavranışın/filin, -davranış/fiil gerçekleştirildikten
sonra çıkartılan bir kanunla kabahat ya da suç olarakkabul edilmesi ile kabahat 
ya da suç karşılığında öngörülen yaptırımın, kabahat ya da suç teşkil edendavranışın/
filin gerçekleşmesinden- sonra çıkartılan bir kanunla artırılmasını yasaklamaktadır.
Geriyeyürüme yasağına ilişkin düzenlemeden hareketle, doktrinde, lehte kanun uygulaması
kabuledilmektedir.Kusur ilkesi, bir kimsenin kabahatli ya da suçlu olabilmesi için,
öncelikle kusurlu olması, başka bir deyişlekabahat ya da suç teşkil eden davranışı/
fili kusurlu şekilde gerçekleştirilmiş olması gerekir. Cezalandırmaiçin kusur şarttır:
Kusursuz kabahat ve suç olmaz.Vergi ödevlisinin kusurunu ortadan kaldıran yanılma
ve mücbir sebep hallerinde idari yaptırımuygulanmasını açıkça yasaklamaktadır. Kusur,
kast ya da taksir şeklinde karşımıza çıkar Suçlar için kastşartken kabahatlerin 
taksirli olarak da işlenebilmesi mümkündür.Kast, suçun ya da kabahatin kanuni tanımındaki
unsurların, bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir, Taksir ise dikkat ve özen
yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle bir davranışın suçun kanunî tanımındabelirtilen
neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.Ceza sorumluluğun şahsiliği ilkesini,
kusur ilkesinin doğal bir sonucu olarak değerlendirilmek gerekir.Çünkü kabahat ya
da suç ancak kusurlu olarak işlenebileceğine göre, sadece bu kimseye yapt3uygulanması
gerekir: Kabahat ya da suç ile hiçbir ilişkisi bulunmayan kimsenin kusuru olmadığına
göre,cezalandırılması da mümkün değildir. Herkes, kusurlu olarak yaptığı kendi fiilinden
sorumludur.Eşitlik ilkesi, kimseye dili, ırkı, rengi, cinsiyeti, siyasi düşüncesi,
felsefi inancı, dini, mezhebi ve benzerisebeplerle ayrımcı davranılmamasını; aynı
kabahati/suçu işleyen herkese, aynı idari/adli yaptırımınıuygulanmasını emretmektedir.
Ölçülülük ilkesi, gerek yasaklanacak davranışın/filin seçiminde, gerek bunun kabahat
ya da suç olarak- nitelendirilmesinde ve gerek uygulanacak yaptırımın türü ve miktarını
tespitte önem taşıyan bir ilkedir.Kısmen ölçülülük ilkesiyle bağlantılı olarak değinilmesi
gereken diğer üç ilke ise “ölüm cezası ve genelmüsadere cezası yasağı”, “insan haysiyetiyle
bağdaşmayan ceza yasağı” ve “idarenin hürriyeti bağlayıcıceza verememesi esası”dır.
Suç karşılığında en fazla hapis cezası verilebilir, ama bunun ötesine geçilip vücut
ve mal bütünlüğünedokunulamaz. Kabahat karşılığında ise hapis cezası verilmesi dahi
mümkün değildir, hürriyetedokunmayan yaptırımlar uygulanabilir.Ancak, her durumda,
gerek kabahat ve gerek suç karşılığında uygulanacak yaptırımın, asla insan haysiyetiile
bağdaşmaz bir ceza olmaması gerekmektedir. Dolayısıyla, insan haysiyetiyle bağdaşmayan
cezayasağı, hem kabahat hem de suçlar karşılığında uygulanacak yaptırımlar bakımından
bir genel sınır teşkiletmektedir.Suçsuzluk karînesi vergi suçları bakımından suçsuzluk
karînesi, aksi yönde kesinleşmiş bir mahkemekararı ortaya çıkana kadar kişinin masum
olarak kabul edilmesini; vergi kabahatleri bakımından iseilgilinin vergi kabahati
işlediği temeline dayalı idari yaptırıma (idari işleme) karşı dava açılması halinde,
idari işlemin hukuka uygun olduğu şeklindeki karinenin geçerlilik taşımamasını sağlamaktadır.
Adilyargılanma hakkı ise gerek vergi kabahatleri ve gerek vergi suçları bakımından,
soruşturma vekovuşturma ile idari yaptırım ve ceza uygulama usulünün, temel hak 
ve özgürlükler ile hukukun diğeralanlardaki kurallara uygun ve adil şekilde yürütülmesini
garanti altına almaktadır.Öngörülen İdari Ve Adli YaptırımlarVergi Kabahatleri ve
İdari YaptırımlarıVergi Ziyaı Kabahati ve YaptırımıMükellefin en önemli ödevi, vergi
borcunu -hukukun emrettiği şekilde- ödemesidir. Çünkü en baştaaçıklandığı üzere,
vergilendirme sisteminin temel amacı budur:Devlete verilen görevlerin finansmanı
için gerekli geliri vergiler yoluyla elde etmek. İşte, vergi cezasisteminde yer 
alan bütün kabahat ve suç tipleri arasından mükellefin bu maddi ödevini yerinegetirmesini
sağlamaya yönelik tek hukuka aykırılık tipi, “vergi ziyaı kabahati”dir.Vergi kaybı(/
vergi ziyaı) ise şu hallerden birinin varlığı halinde kabul edilmektedir:

 1.  Tahakkukun zamanında gerçekleşmemesi,
 2.  Tahakkukun eksik gerçekleşmesi,
 3.  Tahsil edilen verginin haksız yere iadesi.
     Vergi ziyaı kabahati, vergi borcunun
     geç ödenmesi (ya da geç tahsil) ya da eksik ödenmesi (eksik tahsil)halinde değil;
     aksine verginin tahsilinden önceki aşamanın (tahakkukun) geciktirilmesi ya da 
     eksikgerçekleştirilmesi halinde mevcuttur.Vergi ziyaı kabahati, sadece mükellefler
     ve vergi sorumluları tarafından işlenebilecek bir kabahattir.Vergi ziyaı kabahati
     işleyene, idari para cezası kesilir. Bu para cezası, kayba uğratılan verginin 
     bir katıtutarında olur. Para cezası, kabahatin işlendiği zaman değil, aksine idare
     tarafından tespit edildiği zamandikkate alınarak kesildiği için, “verginin kayba
     uğratıldığı zaman diliminin uzunluğu”, kesilecek cezabakımından bir önem taşımaz.
     Buna karşılık, -beyannamenin, vergi incelemesine başlanmasından veyadosyanın takdir
     komisyonuna sevkinden sonra verilmemiş olması şartıyla-, vergi beyannamesinin 
     kanuni4süresi geçtikten sonra verilerek tahakkukun gerçekleştirilmesi ise uygulanacak
     para cezasını yarı yarıyaazaltan bir durumdur.Usulsüzlük Kabahatleri ve YaptırımlarıVergi
     ziyaı kabahati maddi vergi ödevinin yerine getirilmesini sağlamaya yönelikken 
     usulsüzlükkabahatleri şekli vergi ödevlerinin yerine getirilmesini sağlamaya yöneliktir.
     Çünkü usulsüzlük, vergikanunlarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine riayet 
     edilmemesidir.Genel usulsüzlükler de kendi aralarında birinci derece genel usulsüzlükler
     ve ikinci derece genelusulsüzlükler olmak üzere iki gruptan oluşmaktadırlar.Birinci
     derece genel usulsüzlükler şunlardır:
 4.  Vergi ve harç beyannamelerinin süresinde verilmemiş olması, 2. VUK’a göre tutulması
     mecburi olan defterlerden herhangi birinin tutulmamış olması, 3. Defter kayıtlarının
     ve bunlarla ilgili vesikaların doğru bir vergi incelemesi yapılmasına imkan
     vermeyecek
     derecede noksan, usulsüz veya karışık olması, 4. Çiftçiler tarafından 245’inci
     madde hükmüne göre muhtar ve ihtiyar heyetlerince yapılan davetemüddetinde icabet
     edilmemesi,
 5.  VUK md.215-219 arasındaki kayıt nizamına ilişkin hükümlere uyulmamış olması, 6.
     İşe başlamanın zamanında bildirilmemesi, 7. Tasdiki mecburi olan defterlerden 
     herhangi birinin hiç tasdik ettirilmemiş olması ya da kanuni sürenin
     sonundan 
     başlayarak bir ay geçtikten sonra tasdik ettirilmiş olması, 8. Diğer ücretler 
     üzerinden alınan Gelir Vergisi’nin, tarh zamanı geçtiği halde halen tarh ettirilmemişolması,
     9. Veraset ve intikal vergisi beyannamesinin 342’nci maddenin ikinci fıkrasında
     belirtilen süre içerisindeverilmiş olması. İkinci derece genel usulsüzlükler ise
     şu şekilde sıralanabilir:
 6.  Veraset ve intikal vergisi beyannamelerinin, beyanname verme süresinin sonundan
     itibaren on beş
     gün içinde verilmiş olması, 2. Ekim ve sayım beyanlarının süresi
     içinde veya kanunda istenilen bilgileri ihtiva edecek doğru birşekilde yapılmaması,
     3. İşe başlamayı bildirmek hariç, vergi kanunlarında yazılı bildirmelerin zamanında
     yapılmamış olması, 4. Vergi karnesinin süresinin sonundan başlayarak on beş gün
     geçtiği halde alınmamış olması, 5. Tasdiki mecburi olan defterlerden herhangi 
     birinin tasdik muamelesinin, süresinin sonundanbaşlayarak bir ay içinde yaptırılmış
     olması, 6. Vergi beyannameleri, bildirimler, evrak ve vesikaların kanunen belli
     şekil ve muhteviyatı ve ekleriylebunlarla ilgili olarak yapılan diğer düzenlemelere
     ilişkin hükümlere uymamış olması, 7. Hesap veya muamelelerin doğruluk veya açıklığını
     bozmamak şartıyla bazı evrak ve vesikalarınbulunmaması veya ibraz edilmemesi. 
     Her iki grup genel usulsüzlük de, kural olarak mükellef ya da vergi sorumluları
     tarafından işlenebilirler.Çünkü bunlar, mükellefe ait olan ödevlerin hukuka uygun
     şekilde yerine getirilmemesi halinde sözkonusu olan kabahatlerdir.Genel usulsüzlükler,
     idari para cezası ile cezalandırılmaktadırlar. Verilecek cezalar, VUK’a ekli bircetvelde,
     maktu şekilde düzenlenmiştir. Birinci derece genel usulsüzlükler, ikinci derece
     olanlara oranla,daha ağır şekilde cezalandırılmışlardır. Cezalar, eşitlik ilkesine
     aykırı şekilde genel usulsüzlük kabahatiişleyen mükellefin türüne göre (örn. sermaye
     şirketi veya serbest meslek erbabı veya kazancı basitusulde tespit edilen) farklı
     olup aynı kabahati işlemiş olan mükelleflere sırf farklı gruplarda yer almalarınedeniyle
     farklı cezalar belirlenmiştir.Özel usulsüzlük kabahat halleri:
 7.  Bilgi verme ödevinin ihlali
 8.  Defter ve belgeler ile diğer kayıtların ibraz edilmemesi
 9.  Bilirkişilik görevinin yerine
     5
 10. İnceleme esnasında yapılması gereken ödevlerin yerine getirilmemesi
 11. Gayrimenkulun rayiç bedelinin tespiti esnasında yapılması gerekli ödevlerin yerine
     getirilmemesi
 12. Maliye Bakanlığı tarafından VUK md.257 temelinde öngörülen ödevlerin yerine getirilmemesi
     
     Özel usulsüzlükler ise şunlardır:
 13. Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest
     meslek
     makbuzlarının verilmemesi, alınmaması veya meblağlarının gerçeğe aykırı
     olması, 2. Perakende satış fişi, ödeme kaydedici cihazla verilen fiş, giriş ve
     yolcu taşıma bileti, sevk irsaliyesi,taşıma irsaliyesi, yolcu listesi, günlük 
     müşteri listesi ile Maliye Bakanlığınca düzenlenme zorunluluğugetirilen belgelerin
     düzenlenmemesi, kullanılmaması, bulundurulmaması, aslı ile suretinde farklımeblağların
     yer alması ya da gerçeğe aykırı olarak düzenlenmeleri, 3. Stopaj yoluyla vergilendirilen
     çiftçilerin, nihai tüketicilerin, vergiden muaf serbest meslek erbabının vediğer
     ücretlilerin, fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu, serbest meslek makbuzu,
     perakende satışfişi, ödeme kaydedici cihaz fişi ve giriş ve yolcu taşıma biletlerini
     almamaları (cezanın kesilebilmesi için,belge alınmadığına ilişkin tespitin vergi
     incelenmesine yetkili olanlar ya da Gelir İdaresi Başkanlığıtarafından bu konuda
     görevlendirilmiş olanlar tarafından yapılması şarttır), 4. Günlük kasa defteri,
     günlük perakende satış ve hasılat defteri ile Maliye Bakanlığınca tutulma ve günügününe
     kayıt edilme mecburiyeti getirilen def- terlere günü gününe kayıt zorunluluğuna
     uyulmaması, budefterlerin işyerlerinde bulundurmamaları ve yetkili memurlara ibraz
     edilmemeleri (halihazırda, günlükkasa defteri, günlük perakende satış ve hâsılat
     defteri tutma mecburiyeti mevcut değildir),
 14. Levha bulundurma veya asma zorunluluğuna,
 15. VUK’a göre belirlenen muhasebe standartlarına, tek düzen hesap planına ve mali
     tablolara ilişkin usul
     ve esaslar ile muhasebeye yönelik bilgisayar programları
     nın üretilmesine ve kullanılmasına ilişkin kuralve standartlara uyulmaması, 7.
     Kamu kurum ve kuruluşları ile gerçek ve tüzel kişilerce yapılacak işlemlerde ve
     düzenlenecekbelgelerde vergi numarasını kullanmama, 8. Belge basımı ile ilgili
     bildirim görevinin -matbaa işletmecisi tarafından- tamamen veya kısmen yerinegetirilmemesi,
     9. 4358 sayılı Kanun uyarınca işlemlerinde vergi kimlik numarası kullanma zorunluluğu
     getirilen kurum vekuruluşlarca yaptıkları işlemlere ilişkin bildirimleri Maliye
     Bakanlığının belirleyeceği standartlarda, araçlar(yazı, manyetik ortam, disket,
     mikro film, mikro fiş gibi) ve zamanlarda yerine getirilmemesi,
 16. VUK md.127,gereğince, Maliye Bakanlığının özel işaretli görevlisinin ikazına rağmen
     durdurmama. Vergi Suç ve Adli Yaptırımları (Cezaları)
     Vergi Kaçakçılığı Suçu ve
     CezasıKaçakçılık suçu bir hareket suçudur ve hareketin gerçekleşmesiyle birlikte
     suçun maddi unsurunuoluşturur.Kaçakçılık suçu ancak vergi kanunları gereğince 
     tutulması, düzenlenmesi, saklanması ve ibraz edilmesimecburiyeti bulunan defter,
     kayıt ve belgeler üzerinde işlenebilecek bir suçtur. Bu bağlamda, kaçakçılıksuçuna
     yol açan hareketleri, üç grup içinde şöyle sıralamak gerekir:Vergi kanunlarına
     göre tutulan veya düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;a. 1. Defter
     ve kayıtlarda muhasebe hilesi yapmak,
 17. gerçek olmayan veya kayda konu işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap
     açmak,
 18. defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri, vergi matrahının azalması sonucunu
     doğuracak şekilde
     tamamen veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt ortamlarına
     kaydetmek (çift kayıt),
 19. defter, kayıt ve belgeleri tahrif etmek,
 20. defter, kayıt ve belgeleri gizlemek, yani, varlığı noter tasdik kayıtları veya
     sair suretlerle sabit olduğu
     halde, inceleme sırasında vergi incelemesine yetkili
     kimselere defter ve belgeleri ibraz etmemek,
 21. muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge (:gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla
     birlikte bu
     muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı 
     şekilde yansıtan belge) düzenlemekveya bu belgey6b. 1. defter, kayıt ve belgeleri
     yok etmek,
 22. defter sayfalarını yok ederek yerine başka yaprak koymak veya hiç yaprak koymamak,
 23. belgelerin asıl veya suretlerini tamamen ya da kısmen sahte olarak düzenlemek 
     bu belgeleri
     kullanmak (Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde
     bunlar varmış gibi düzenlenenbelgedir.),c. VUK hükümlerine göre ancak Maliye Bakanlığı
     ile anlaşması bulunan kişilerin basabileceği belgeleri,bakanlık ile anlaşması 
     olmadığı halde basmak veya bilerek kullanmak.İlk gruba giren fiillerle işlenen
     kaçakçılık suçunun cezası on sekiz aydan üç yıla kadar; ikinci gruba girenfiillerle
     işlenen kaçakçılık suçunun cezası üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası ve üçüncü
     gruba girenfiillerle işlenen kaçakçılık suçunun cezası ise iki yıldan beş yıla
     kadar hapis cezasıdır.Vergi Mahremiyetinin İhlali Suçu ve CezasıVergi mahremiyetinin
     ihlali suçu mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin şahıslarına, muamele ve
     hesapdurumlarına, işlerine, işletmelerine, servetlerine veya mesleklerine ilişkin
     sırların veya gizli kalmasıgereken diğer hususların ifşa edilmesi veya kendisinin
     ya da üçüncü şahısların yararına kullanılmasıdır. Vergi mahremiyetinin ihlali 
     suçu bir özgü suç olup ancak şu kimseler tarafından işlenebilir:
 24. vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar
 25. Vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay da görevli olanlar
 26. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler
 27. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler.
     Bu kimseler bakımından yasak, sadece 
     görev esnasında değil, görevden ayrıldıktan sonra da devametmektedir. Suçun cezası,
     bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır.Mükellefin
     Özel İşlerini Yapma Suçu ve CezasıSuçun maddi unsuru, mükelleflerin vergi kanunlarının
     uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve sair özel işleriniyapmaktır. Yapılan iş 
     karşılığında ücret alınmış olup olmaması önem taşımaz. Suçun manevi unsuru isediğer
     vergi suçlarında olduğu gibi, kasttır. Mükellefin özel işlerini yapma suçu da 
     bir özgü suçtur; ancak VUK md.6, son fıkrada sayılan memurlartarafından işlenebilir.
     Bunlar ise;
 28. vergi muameleleri ve incelemeleri ile görevli memurlar
 29. vergi mahkemeleri, bölge idare mahkemeleri ve Danıştay’da görevli olan memurlardır.
     
     Suçun cezası, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıdır. Suça yol açan hareketlerle
     vergi ziyaına nedenolunması halinde, kişiye ayrıca vergi ziyaı kabahati nedeniyle
     idari para cezası da verilecektir. Vergi Kabahat ve Suçlarının Özel Görünüş ŞekilleriTeşebbüsTeşebbüs,
     işlenmeye kastedilen bir kabahat ya da suçun elverişli hareketlerle doğrudan doğruyaicrasına
     başlanılmasına rağmen, elde olmayan nedenlerle tamamlanamaması halidir.Kabahate
     teşebbüs kural olarak cezalandırılmaz; aksi, ancak bu konuda ilgili kanunda açık
     hüküm varsamümkündür.Bir suça teşebbüsten bahsedebilmek için;1.Suç işleme kastının
     bulunması, 2.Doğrudan doğruya icraya başlanmış olması, 3. İcranın suça elverişli
     hareketlerle yapılması, 4.Elde olmayan nedenlerle suçun tamamlanmamış olması gereklidir.
     İştirakİştirak, kabahatin ya da suçun birden fazla kişinin katkısıyla işlenmesi
     halinde söz konusu7Kabahate ya da suça iştirak için, kasten ve hukuka aykırı işlenmiş
     bir Şilin varlığı yeterlidir. Birden fazlakişinin suçun kanuni tanımında yer alan
     Şili birlikte gerçekleştirmesi (müşterek faillik), suçunişlenmesinde bir başkasını
     araç olarak kullanması (dolaylı faillik), başkasını suç işlemeye azmettirmesiyahut
     da, suçun işlenmesine yardım etmesi halinde, iştirakin mevcudiyeti kabul edilmiştir.
     Kabahatin işlenişine birden fazla kişinin iştirak etmesi halinde bu kişilerin 
     her biri hakkında, fail olarakidari para cezası verilir. Özel faillik niteliğinin
     arandığı durumlarda, kabahate iştirak eden ve bu niteliğitaşımayan kişi hakkında
     da fail olarak para cezası kesilir. Vergi suçunun kanunî tanımında yer alan Şili
     birlikte gerçekleştiren kişilerin her biri ile suçunişlenmesinde bir başkasını
     araç olarak kullanan kişi, fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneğiolmayanları
     suçun işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası ise üçte birden yarısına
     kadar artırılırBaşkasını vergi suçu işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun cezası
     ile cezalandırılır.Çocukların suça azmettirilmesi hali ile üstsoy ve altsoy ilişkisinden
     doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suçaazmettirme hâlinde, azmettirenin cezası 
     üçte birden yarısına kadar artırılır.Azmettirenin belli olmaması hâlinde, kim 
     olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan fail veya diğer suç ortağıhakkında verilecek
     cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir. Vergi suçunun işlenmesine yardım
     edenkişiye ise cezanın yarısı verilir.İçtimaİçtima toplanma anlamına gelmekte 
     olup, kabahat ya da suçların bir kişide toplanmasını ifade eder.Başka bir deyişle,
     bir kişinin birden fazla kabahat ve/veya suç işlemesi söz konusudur. İçtimanın
     önemi,verilecek ceza bakımından ortaya çıkar. Çünkü içtimanın varlığı halinde 
     artık birden fazla yaptırımuygulanmaz, bir kabahat ya da suç için uygulanacak 
     yaptırım esas alınıp, onun üzerinden -işlenen diğerkabahat ve suçlar da dikkate
     alınarak- uygulanacak yaptırım belirlenir. TCK’de üç içtima şekli kabuledilmiştir:
     1) Bileşik suç,2) Zincirleme suç3) Fikri içtima.TCK md.42 gereğince, biri diğerinin
     unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiilsayılan suça
     bileşik suç denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.TCK md.43 gereğince
     zincirleme suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda
     birkişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ya da aynı suçun birden fazla
     kişiye karşı tek fiilleişlenmesidir. Bu durumda, bir cezaya hükmedilir. Ancak 
     bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadarartırılır.Fikri içtima, bir fiil ile
     birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet vermektir. Bu durumda, bunlardanen
     ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırma yapılırBir fiil ile birden fazla
     kabahatin işlenmesi halinde bu kabahatlere ilişkin tanımlarda sadece idari paracezası
     öngörülmüşse, en ağır idari para cezası verilir. Bu kabahatlerle ilgili olarak
     kanunda idari paracezasından başka idari yaptırımlar da öngörülmüş ise bu yaptırımların
     her birinin uygulanmasına kararverilir.Aynı kabahatin birden fazla işlenmesi halinde
     her bir kabahatle ilgili olarak ayrı ayrı idari para cezasıverilir. Kesintisiz
     fiille işlenebilen kabahatlerde, bu nedenle idari yaptırım kararı verilinceye 
     kadar fiil teksayılır. Bir fiil hem kabahat hem de suç olarak tanımlanmış ise 
     sadece suçtan dolayı yaptırımuygulanabilir. Ancak, suçtan dolayı yaptırım uygulanmayan
     hallerde kabahat dolayısıyla yaptırımuygulanır.Vergisel İdari ve Adli Yaptırımları
     Azaltan Ya Da Sona Erdiren Kimi DurumlarCezada İndirimİşlenen kabahat nedeniyle
     karşılığında idari para cezası kesildikten sonra, suçlarda ise henüz cezatespiti
     aşamasında, ilgili makamca dikkate alınması gereken ve -idari ya da adli- yaptırımı
     azaltannedenlere, “cezada indirim nedenleri” denilir8İdari para cezasını kanun
     yoluna başvurmadan önce ödeyen kişiden bunun dörtte üçü tahsil edilir. Peşinödeme,
     kişinin bu karara karşı kanun yoluna başvurma hakkını etkilemez.” Dolayısıyla,
     kendisine paracezası kesilen kimse, kesilen cezayı hemen (kanun yoluna başvuru
     süresi içinde) öderse dava açmahakkından feragat etmese dahi, derhal dörtte bir
     oranında bir indirimden yararlanacaktır.İkmalen, re’sen veya idarece tarh edilen
     vergi veya vergi farkını ve aşağıda gösterilen indirimlerden artakalan vergi ziyaı,
     usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarını mükellef veya vergi sorumlusu ihbarnamelerintebliği
     tarihinden itibaren otuz gün içinde ilgili vergi dairesine başvurarak vadesinde
     veya 6183 sayılıKanunda belirtilen türden teminat göstererek vadenin bitmesinden
     itibaren üç ay içinde ödeyeceğinibildirirse:
 30. Vergi ziyaı cezasında birinci defada yarısı, müteakiben kesilenlerde üçte biri,
 31. Usulsüzlük veya özel usulsüzlük cezalarının üçte biri indirilir. Mükellef veya
     vergi sorumlusu
     ödeyeceğini bildirdiği vergi ve vergi cezasını yukarıdaki yazılı
     süre içinde ödemez veya dava konusuyaparsa bu madde hükmünden faydalandırılmaz.
     Eğer kesilen para cezasına karşı dava açılırsa, artık md.376’daki indirimden faydalanılması
     mümkündeğildir. Dolayısıyla, vergi suçları karşılığında verilecek nihai ceza belirlemesinde
     dikkate alınmasıgereken cezayı etkileyici genel nedenler, teşebbüs, iştirak, zincirleme
     suç, haksız tahrik, yaş küçüklüğü,akıl hastalığı ve cezada indirim yapılmasını
     gerektiren şahsî sebeplere ilişkin hükümler ile takdiri indirimnedenleridir. Bunlardan
     bazıları, duruma göre, cezayı indirme değil, aksine somut olayda cezayı arttırmanedeni
     de teşkil edebilirler. Bunların haricinde özel bir ceza indirim nedeni, VUK md.
     360’da karşımızaçıkmaktadır. Buna göre, kaçakçılık suçunun işlenişine iştirak 
     eden suç ortağının suçun işlenmesindemenfaatinin bulunmaması halinde, Türk Ceza
     Kanunu’nun suça iştirak hükümlerine göre hakkındaverilecek cezanın yarısı indirilecektir.
     UzlaşmaUzlaşma, tarafların, aralarındaki “anlaşmazlığı” birlik sağlayarak ortadan
     kaldırmalarına yönelik birçözüm yoludur.Uzlaşma konusu yapılabilecek kabahat türleri
     bakımından bir ayırım yapılmıştır. Şöyle ki tarhiyat öncesiuzlaşma her tür vergi
     kabahati neticesinde kesilecek idari para cezaları (gerek vergi ziyaı kabahati
     vegerek usulsüzlük kabahati nedeniyle kesilecek cezalar) bakımından mümkünken,
     tarhiyat sonrasıuzlaşma sadece vergi ziyaı kabahati için kesilecek idari para 
     cezası bakımından mümkündür. Dolayısıyla,tarhiyat sonrasında kesilen usulsüzlük
     cezaları için uzlaşma yolu kapatılmıştır.Kaçakçılık suçuna yol açan bir fiille
     işlenmiş vergi ziyaı kabahatinin varlığı halinde uzlaşma, ne tarhiyatöncesinde
     ne de tarhiyat sonrasında mümkündür. Kaçakçılık suçunun varlığı, kabahatler bakımından
     dauzlaşma yolunu tamamen engellemektedir.PişmanlıkPişmanlık, kabahati ya da suçu
     işleyen kimsenin, kabahatin ya da suçun tamamlanmasından sonrayaptığından üzüntü
     ve pişmanlık duyarak, kendi serbest iradesiyle, kabahat ya da suçun yol açacağı
     zararıönlemek ya da zarar meydana gelmişse bu zararı ortadan kaldırmak için harekete
     geçmesini teşvik etmeamacına dayanır.Pişmanlıktan yararlanmak için:1) Vergi ziyaı
     kabahati ile kaçakçılık suçunun işlenmesinden sonra2) İlgili makamların bu kabahat
     veya suçun varlığından haberdar olmalarından3) Mükellef nezdinde herhangi bir 
     vergi incelemesine başlanılmasından ya da olayın takdirkomisyonuna intikal ettirilmesinden4)
     Kaçakçılık suçu teşkil eden fiilerin işlendiğinin tespitinden önce, kabahat veya
     suçu işleyenmükellefin, vergi ziyaı gerektiren cezasını gerektiren fiilerin işlendiği
     bir dilekçe ile (yazılı olarak)İlgili makamlara kendiliğinden haber vermesi halinde
     kabul edilir.Zamanaşı9Zamanaşımı, kabahatler karşılığında soruşturma yapılıp idari
     para cezası verilmesini (soruşturmazamanaşımı) ve eğer ceza verilmişse bunun tahsilini(
     yerine getirme zamanaşımı); suçlarda ise kamudavası açılmasını (dava zamanaşımı)
     ve suçun cezalandırılmasını (ceza zamanaşımı) engelleyen birdurumdur.İlgilisi 
     tarafından ileri sürülmese dahi, ilgili tüm makamlar tarafından re’sen dikkate
     alınması gerekir.KabhK md.20 gereğince, soruşturma zamanaşımı süresi;a) Yüz bin
     TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde beş, b) Elli bin
     TL veya daha fazla idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde dört,c) Elli bin
     TL’den az idarî para cezasını gerektiren kabahatlerde üç yıldır. Yerine getirme
     zamanaşımı süresi ise KabhK md.21 gereğince, a) Elli bin Türk Lirası veya daha
     fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde yedi,b) Yirmi bin Türk lirası
     veya daha fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde beş, c) On bin Türk
     lirası veya daha fazla idari para cezasına karar verilmesi halinde dört,d) On 
     bin Türk Lirasından az idari para cezasına karar verilmesi halinde üç yıldır.Süre,
     kararın kesinleşmesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından
     itibaren işlemeyebaşlar. Vergi suçları bakımından dava zamanaşımı sekiz yıl olup
     bu süre, “tamamlanmış suçlarda suçun işlendiğigünden, teşebbüs hâlinde kalan suçlarda
     son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintiningerçekleştiği ve
     zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. Bu süreningeçmesiyle
     birlikte artık kamu davası düşer. Vergi suçlarında ceza zamanaşımı ise on yıl 
     olup süre,hükmün kesinleştiği veya infazın herhangi bir suretle kesintiye uğradığı
     günden itibaren işlemeye başlarve kalan ceza miktarı esas alınarak süre hesaplanır.
     Ceza zamanaşımı dolduktan sonra cezanın infazı artıkmümkün değildir.ÖlümKusur 
     ilkesi ve buna bağlı olarak ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesinin bir sonucu
     olarak ancak kusurluşekilde kabahat ya da suç işleyenlere idari ve ya adli yaptırım
     uygulanabileceğinden, ölüm halinde -idariya da adli- yaptırımın başka birine (
     örn. mirasçıya) geçmesi mümkün değildir. Kendisine idari para cezasıkesilen kimsenin
     ölümü ile birlikte idari para cezaları düşer; hükümlünün ölümü ise hapis ve henüz
     infazedilmemiş adlî para cezalarını ortadan kaldırır. Suç nedeniyle açılmış olan
     kamu davası sürerken sanığınölmesi halinde, davanın düşürülmesine karar verilir.
     AfAf, işlenmiş vergi kabahat ve suçları karşılığında uygulanan idari yaptırım 
     ve cezaların, kanun koyucutarafından kısmen ya da tamamen ortadan kaldırılmasıdır.
     Af uygulamasının çıkardığı olumsuz sonuçlar:1) Vergi ahlakını zayıflatmakta2) 
     Yeni af beklentileri yaratarak vergi ödevlerinin tamamen ya da kısmen yerine getirilmemesineyol
     açmakta3) Af lobileri yaratmakta4) Aftan yararlanamayanlarda adaletsizliğe dayalı
     öfke, aldatılmışlık ve aptal yerine konmaduygusuna sebep olmakta5) Vergilendirme
     ve özellikle denetim faaliyetinin etkin şekilde yapılmamasına yol açmaktad10Ünite
     6 – Vergi Hukukunda Cebri İcra SüreciCebri İcra Kavramı ve KapsamıCebri icra, 
     vadenin dolmasına rağmen yükümlünün kendi iradesi ile vergi borcunu hâlâ ödememesihâlinde,
     vergi idaresi harekete geçerek vergi alacağını zor (cebir) ile tahsile yönelmesidir.
     Cebri icra yolu ile alınacak alacakların kapsamında , vergi ve benzeri harç, resim,
     idari vergi cezaları vegecikme zam ve faizlerini kamu gücüne dayanılarak alınan
     diğer gelirleridir. Vergi dairesi, idare, tahsildairesi olarak doğrudan doğruya
     harekete geçerek vergi alacağını ve vergi cezalarını takip etmekte vecebren tahsil
     yoluyla alacaklarını tahsil etmektedir. Buna Resen icra yetkisi denir.Vergi hukukunda
     cebri icra, devletin kamu gücüne dayanan gelirlerinin zor kullanılarak tahsil 
     edilmesidir.Bu kuralları inceleyen vergi hukukunun alt kolu için “vergi icra hukuku”
     kavramı kullanılmaktadır.Vergi hukukunda cebri icra süreci: Güvence önlemleri
     Cebren tahsil olmak üzere iki başlık altında incelenir.Güvence önlemleri: Teminat,
     İhtiyati haciz, İhtiyati tahakkuk,  Rüçhan hakkı,  Tasarrufların iptali işlemleridir.
     Cebren tahsil işlemleri ise Teminatın paraya çevrilmesi, Haciz,  İflastır. 
     Vergi Alacağı İçin Güvence ÖnlemleriTeminatTeminat, kaçakçılık fiillerinin tespiti,
     vergi ziyaı cezasının kesilme işlemlerine başlanılması hâllerindeistenir. Yükümlünün
     Türkiye’de yerleşim yerinin olmaması yanında hareketlerinin vergi alacağınıntehlikede
     olduğunu göstermesi hâllerinde idarenin takdiri ile istenebilir.Teminat olarak
     şunlar gösterilebilir; Para, Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen
     süresiz teminat mektupları,  Hazine Müsteşarlığı’nca çıkarılan devlet iç borçlanma
     senetleri veya bu senetler yerinedüzenlenen belgeler, Hükümetçe belli edilecek
     milli esham (hisse senetleri) ve tahviller (borç senetleri) (bu hissesenedi ve
     tahviller, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden %15noksanıyla
     değerlendirilir), İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü kişiler tarafından gösterilen
     ve alacaklı kamu idarelerince hacizvarakalarına (haciz belgesi) dayanılarak haczedilen
     menkul ve gayrimenkul mallardır.Yukarıdaki şekilde teminat sağlayamayanlar, muteber
     bir kişiyi müteselsil kefil ve müşterek müteselsilborçlu gösterebilir. Bu kişiyi
     kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi serbesttir. Kefalet, borç sözleşmelerinin
     özel türlerinden biridir. Bu sözleşme ile kefil, borçlunun borcuna karşılıkolarak
     alacaklıya borcu ödeyeceğini taahhüt11Şahsi kefil göstermeyi gerektiren neden 
     iki tanedir: Vergi borçlusunun teminat göstermesini gerektiren nedenlerden birinin
     olması,  Vergi borçlusunun teminat gösterememesi veya gösterdiği teminatın kabul
     edilmemesidir.Şahsi kefilin kabulünün şartları şunlardır:  Şahsi kefilin toplumda
     itibarlı kişi olması gerekir,  Ekonomik gücü ve mali durumunun kefil olmaya elverişli
     olması gerekir.Kefil gösterme işlemi şöyle gerçekleşir. Tahsil dairesi tarafından
     kabul edileceği belirtilen kefil ile borçluarasında noter huzurunda kefalet sözleşmesi
     düzenlenir.Sözleşmede, tarafların kimlik bilgileri ve ne kadar vergi borcu için
     kefil olunduğu belirtilir. Taraflar venoter tarafından imzalanır. Bu sözleşme 
     ile tahsil dairesine müracaat edilir. Kabul edilmesi hâlinde,güvence önlemi olarak
     kefil gösterilmiş olur. Böylece vergi alacağı güvence altına alınmış olur.Rüçhan
     Hakkı“Rüçhan hakkı” adı verilen haciz ve iflasta kamu alacaklısına alacağın tahsili
     bakımından bir ayrıcalıktanınmasıdır.  Üçüncü kişilerin haciz koydurduğu bir 
     mal paraya çevrilmeden önce kamu alacaklısı da takibegeçtiği takdirde hacze iştirak
     edebilmektedir. Satış bedeli özel alacaklı ile hazine arasında garameten paylaştırılır.
     Garameten paylaştırma, borçlunun paraya çevrilen varlıklarının, belli sıradaki
     alacaklılara yetmemesi durumunda,alacaklıların alacağı oranında tatmin edilmesidir.
     Garameten paylaştırma, borçlunun varlıklarınıntüm alacaklıları tatmin edemediği
     hâllerde önem arz eder. Kamu alacaklısının rüçhan hakkı rehinli alacaklar karşısında
     geçerli değildir.  Vergi borçlusunun iflas yoluyla takibinde, kamu alacağının
     kayda değer bir rüçhan hakkındanbahsetmek mümkün değildir.İhtiyatî Hacizİhtiyati
     haciz, kanunda sayılan nedenlerin meydana gelmesi hâlinde vergi dairesi başkanı
     veyamahallin en büyük memurunun kararı ile borçlunun haczedilebilen malları üzerine
     tasarruf hakkınınsınırlandırılması işlemidir. Buna göre; Borçludan teminat istenilmesini
     gerektiren hâller varsa, Borçlunun ikametgâhı bilinmiyorsa borçlu kaçmışsa ya
     da kaçması, mallarını kaçırması ve hileliyollara sapma olasılığı varsa, Belli
     sürelerde teminat veya kefil göstermemiş ya da gösterdiği kefil kabul edilmemişse,
     Mal bildiriminde bulunmamış veya eksik bildirimde bulunmuşsa, Borçlu hakkında
     para cezasını gerektiren fiili dolayısıyla kamu davası açılmışsa, İptali istenen
     işlem ve tasarruf konusu malları elden çıkarmışsa, elden çıkaranın da diğer mallarıhakkında
     uygulanmak üzere elden çıkarma işlemlerinin iptalini gerektirecek şartlar varsa
     ihtiyatihaciz yoluna gidilir. Borçlunun sonradan teminat göstermesi durumunda 
     ihtiyatî haciz, haczi koyan mercii tarafındankaldırılır. İhtiyatî haciz işlemine
     karşı yedi gün içinde vergi mahkemesinde dava açılarak ihtiyatî haciznedenlerine
     itiraz edilebilmektedir.İhtiyatî TahakkukHenüz tahakkuk etmemiş yani ileride tahakkuk
     edecek olan bir vergi alacağının önceden tahsilgüvenliğini sağlamak için yapılan
     tahakkuk işlemine ihtiyati tahakkuk adı verilir.İhtiyatî tahakkuk, kamu alacakları
     içerisinde sadece vergi ve benzeri mali yükümlülükler için öngörülenbir güvence
     önlemidir. Tahakkuk kavramı da vergilere özgü bir kavramdır.İleride tahakkuk edebilecek
     vergi borcunun tahsilini güvence altına almak üzere defterdarın veya vergidairesi
     başkanının kararıyla uygulanan bu önlem için gerekli olan şartlar yasada belirtilmektedir.
     Bunagöre; Teminat istenmesini gerektiren durumların bulu12 Borçlunun belli bir
     ikametgâhının olmaması,  Borçlunun kaçması, kaçma, mallarını kaçırma ya da hileli
     yollara sapma ihtimalinin bulunması,  Borçlunun belli süre içinde mal bildiriminde
     bulunmaması ya da eksik bildirimde bulunması,  Borçlunun kamu alacağının tahsiline
     engel olmaya veya tahsilini zorlaştırmaya yönelik eylemlerdebulunması nedeniyle
     tatbikata girişilmişse, Borçlunun işletmesinin muvazaalı olduğu ve gerçekte başkasına
     ait olduğu hakkında deliller eldeedilmesi hâlinde vergi dairesi müdürünce defterdardan
     ihtiyatî tahakkuk uygulamasıistenebilmektedir.İhtiyatî tahakkuk üzerine ihtiyatî
     haciz tatbik olunanlar, ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15’incimadde
     gereğince yedi gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılabilir.Hükümsüz
     Sayılan İşlemlerKamu borçlusunun gerçekleştirdiği bir kısım temlik işlemleriyle
     borç taahhütlerinin, adli yargıda açılacakdavalar ile hükümsüz saydırılması suretiyle
     kamu alacağının tahsilinin sağlanmasına yönelikdüzenlemelere hükümsüz sayılan 
     işlemler adı verilmektedir. Buna göre; zaman aşımı süresi içindekalmak şartıyla
     Kamu borçlusunun yaptığı bağışlar, İvazsız tasarruflar, Belli yakınlıktaki kimselere
     temlik edilip (mülkiyetine geçirilip) de bağışlama sayılan tasarruflar, Kamu 
     alacağının tahsilini imkânsız kılmak için yapılan işlemler.Bu gruptaki güvence
     önlemleri esas itibariyle borçlunun “mal kaçırmak” üzere giriştiği işlemleriniptaline
     yöneliktir.Karşılıksız bağışların iptali, kesinleşmiş vergi alacağı ödenmemesine
     rağmen ödeme tarihindenitibaren iki yıl içindeki bağışlarla ödeme tarihinden sonraki
     bağışları kapsar.Vergi borçlusunun vergi borcunu ödememesine ve mal bildiriminde
     bulunmamasına rağmen,vade tarihinden önceki iki yıl ve vade tarihinden sonraki
     bazı tasarrufları da iptal ettirilebilir. İptal davası tahsil dairesi tarafından
     vergi borçlusu ile ilişkide bulunan kişiler ile mirasçılarına vekötü niyetli üçüncü
     kişilere karşı açılabilir.İptal davası, tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren
     beş yıllık zaman aşımı süresi içerisindeaçılabilir.Diğer Önlemler Kamu alacağını
     kesmek zorunda olanların sorumluluğu, Takasın işlerlik kazanabilmesi için vergi
     dairesinin kabul şartlarına bağlı kalması, Ödenmeyen vergi borcundan tasfiye 
     memurun sorumlu tutulması, Sermayesi paylara bölünmemiş şirketlerde şirketin 
     feshinin istenebilmesi Ödenmeyen kamu borçlarından kanuni temsilcilerin kendi
     malvarlıklarıyla sorumlu tutulmasısayılabilir.Kamu Alacaklarının Cebren TahsiliVadesinde
     ödenmeyen kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmaktadır. Yazılı şekle tabi olan
     ödemeemrinde, borcun yedi gün içinde ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması
     gerektiği bildirilir. Ödemeemrinde borcun asıl ve ikincil borçların mahiyeti ve
     miktarı, nereye ödeneceği belirtilir. Borç 7 gün içindeödenmez ya da ödeme emrine
     karşı dava açılmazsa veya borçlu dava açıp davayı kaybederse alacağıncebren tahsili
     yoluna gidilir.Eğer borçlu teminat göstermişse borç 7 gün içinde ödenmediği takdirde,
     teminat paraya çevrilir; kefaletsöz konusu ise kefil takip edilir. Teminata bağlanan
     alacakların vadesinde ödenmemesi durumundaödeme emrinin gönderilmesine gerek yoktur.
     Borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi hâlde teminatınparaya çevrileceği hususu borçluya
     bir yazı ile bildirilir. Gönderilen bu yazı, ödeme emri hükmündedir. Cebren tahsil
     usulünün bir başka çeşidi ise haciz ve paraya çevirmedir. Bunların yanında bir13yoluyla
     takip vardır. Kamu alacağının iflas yoluyla takibi İcra ve İflas Kanunu hükümleri
     çerçevesindegerçekleştirilir.Ödeme EmriKamu borçlusunun vadesinde kamu borcunu
     kendi iradesiyle ödememesi hâlinde, kamu alacağı hukukicebre dayanılarak tahsil
     edilmektedir. Kamu borcunu vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içindeborçlarını ödemeleri
     veya mal bildiriminde bulunmaları gereği “ödeme emri” ile tebliğ edilmektedir.
     Kendisine ödeme emri tebliğ edilen kamu borçlusu mal bildiriminde bulunmaktan 
     kaçınabilir. Kamu icrahukukunda, süresinde mal bildiriminde bulunmayanların üç
     aya kadar hapse zorlanacağının kamuborçlusuna ikaz amaçlı bildirilmesi gerekmektedir.
     Kendine ödeme emri tebliğ olunan kişi, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği
     ya da borcunzamanaşımına uğradığı gerekçeleri ile tebliğ tarihinden itibaren yedi
     gün içinde alacaklı tahsil dairesineait itiraz işlerine bakan vergi mahkemesinde
     dava açabilmektedir.Bu davaların üç nedeni olabilir: Borcun olmaması (veya ödenmiş
     olması), Borcun kısmen ödenmiş olması,  Borcun zaman aşımına uğramış olmasıdır.
     Ödeme emrine karşı açılan davalar İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre
     çözümlenirİtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan kamu borçlusundan, hakkındaki
     itirazın reddolunduğumiktardaki kamu alacağı %10 zamla tahsil edilir.HacizKendisine
     ödeme emri tebliğ edilen kamu borçlusu 7 gün içerisinde mal bildiriminde bulunarak
     borcunuödememişse bildirdiği mallarından, mal bildiriminde bulunmamışsa tahsil
     dairesinin tespit ettiğimallarından borcuna yetecek kadarı haczedilir. Haciz işlemleri,
     tahsil dairesince düzenlenen ve alacaklı kamu idaresinin, vergi dairesi başkanı
     yoksamahallin en büyük memuru(Vali) veya görevlendireceği memur tarafından tasdik
     edilen hacizbelgesine dayanılarak yapılır. Haciz şu unsurlardan oluşur: Haciz,
     vergi borcunu usulüne uygun olarak ödemeyen vergi mükellefinin malları üzerineuygulanır.
     Haczedilecek mal, mükellef tarafından beyan edilen mallar olabileceği gibi, idare
     tarafından tespitedilen mallar da olabilir. Mükellefin beyan ettiği mallar kendi
     menfaatine en uygun olanmallardır. Haczedilecek mallar mükellefin mülkiyetinde
     olan taşınır veya taşınmaz mal olabileceği gibi, hakveya üçüncü kişilerde bulunan
     mallar da olabilir. Haczedilecek mal miktarı, vergi borcunu karşılamaya yetecek
     kadar olmalıdır. Vergi borcundanfazla malın haczedilmesi, mükellefin zarar görmesine
     neden olacağı için kanuni değildir. Haczedilecek mallar kamu gücü kullanılmak
     suretiyle alınabilir. Vergi borçlusunun, haczedilecekmallar konusunda bir direnme
     göstermemesi gerekir. Direnmiş olsa bile, güvenlik güçleri aracılığıile zor kullanılarak
     haciz uygulanacaktır.Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 70’inci
     maddesi haczedilemeyecek malların nelerolduğunu 13 bent hâlinde belirtmiştir. 
     Bu hüküm, özellikle sosyal düşüncelerle borçlunun ve ailesininasgari yaşama şartlarının
     korunması amacı çerçevesinde, haczedilemeyecek malları belirtmektedir.Haczedilen
     her türlü mallar satılarak paraya çevrilir. Satıştan elde edilen bedelden, takip
     masrafları vetakip edilen kamu alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısmı borçlunun
     ödeme zamanı gelmişborçlarına mahsup edilir. Artanı, hacze iştirak etmiş başka
     daire yoksa borçluya verilir, hacze iştirak e14başka daire varsa artan kısımdan
     evvela bu dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, arta kalan borçluyaverilir.
     Yapılan takip sonucunda, borçlunun haczedilebilir malı olmadığı veya bulunan malların
     satış bedeliborcunu karşılamadığı takdirde, borçlu aciz hâlinde sayılmaktadır.
     Haczedilen mallar açık artırmayöntemiyle satılır. Her tahsil dairesinin belirlediği
     günde satılır. Bozulacak ve değer kaybedecek mallarpazarlık usulüyle de satılabilir.
     İhalenin ilk artırma oturumunda malların tahmin edilen bedellerinin en az%75 i
     teklif edilmesi gerekir. Yeterli teklif olmaması hâlinde ikinci artırmada bu şart
     aranmaz. Mallarsatıldıktan sonra vergi alacağı tahsil edilir. Artan değer varsa
     bu da borçluya iade edilir.İflasAlacaklı kamu idaresi, kamu alacağının tahsili
     için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde, tacir olankamu borçlusunun iflasını
     isteyebilir. İflas, ticari işlemlerinin yapıldığı yerdeki icra dairesine müracaatedilir.
     Ödeme emri tebliğ edilir ve borç ödenmemiş ise ticaret mahkemesinde iflas davası
     açılabilir. İflaseden borçlunun, kamu borçlarının iflas masasına yazılmasını sağlamak
     üzere iflas idaresi, hakkında iflasaçılan kimseleri bulunduğu yerdeki kamu idarelerine
     zamanında bildirmek zorundadır. Verginintahsilinde doğrudan iflas yoluna gidilmemektedir.
     Çünkü iflas vergi mükellefi için ağır sonuçlardoğurmaktadır. Ancak özel alacaklılar
     iflas yoluna gitmişse kamu alacakları da iflas masasına kaydedilir.KonkordatoKonkordato,
     elinde olmayan sebeplerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan dürüstborçluları
     korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Buna göre iflas anlaşması, borçlununalacaklılarının
     çoğunluğu ve alacakların en az 2/3’ üne sahip alacaklıların onayı ile yaptığı 
     ve icramahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir anlaşmadır.Konkordato hükümlerinden
     yararlanmak isteyen herhangi bir borçlu, icra mahkemesine başvurur. Borçludilekçesinde,
     konkordato projesini bildirir ve ayrıntılı bir bilançosunu da verir.Konkordatonun
     icra mahkemesi tarafından tasdiki için şu şartların bulunması gereklidir. Borçlu
     dürüst olmalıdır. Asgari yüzde elli ödeme taahhüdünde bulunmalıdır. Teklif edilen
     ödeme, borçlunun malvarlığı ile orantılı olmalıdır. Konkordato alacaklıların 
     üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmiş olmalıdır. Borçlu, konkordatonun tasdik edilmesi
     hâlinde alacaklılara ödeyeceği miktar için yeterli miktardateminat vermelidir.
     Yargılama harç ve masraflarını depo etmelidir.İcra mahkemesi, yukarıda sayılan
     şartların mevcut olduğu kanısına varırsa konkordatonun tasdikine kararverir. Konkordato
     tasdik edilse bile kamu alacakları için bağlayıcı değildir. Bu itibarla kamu alacakları,
     konkordatoya bağlı olmaksızın takip edilebilir.Ünite 7 – Vergi Uyuşmazlıkları 
     ve Çözüm YollarıVergi Uyuşmazlığı ve Çözüm Yolu KavramıVergi Uyuşmazlığı Kavramı,
     Tanımı ve ÖzellikleriVergi uyuşmazlığı, vergilendirme yetkisine sahip merkezi 
     ve yerel idarelerle yükümlü arasında, yetki vegörevlerin yerine getirilmesinde
     hukuk kurallarına aykırı hareket nedeniyle oluşan görüş ayrılıklarıdır. Vergi 
     uyuşmazlığının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: Vergi uyuşmazlığından taraflardan
     hiyerarşik olarak alt konumda olan vergi yükümlüsü ve vergisorumlusu, üst konumda
     olan ise devletin organı olan vergi idaresidir, Uyuşmazlık konusu, vergi ve benzeri
     mali yükümlülüklerdir, Uyuşmazlığın nedeni, hukuk kurallarına göre birbiri ile
     örtüşmeyen görüş ayrılıklarına göredavranılmasıdır, Uyuşmazlık, hukuk kurallarına
     aykırı davranmaktır. Vergi uyuşmazlığı hem yükümlü hem de vergi idaresinden kaynaklan15Uyuşmazlığın
     TürleriMaddi ve biçimsel vergi yükümlülüklerine aykırı davranışlar sonucu vergi
     idaresi ile yükümlü arasındakidüşünce ve görüş farklılığı olarak ortaya çıkan 
     uyuşmazlıkta, vergi cezası olarak ortaya çıkabilir. Bucezalardan bir kısmı bağımsız
     yargı organları tarafından belirlenirken bir kısmı da vergi idaresi tarafındanbelirlenmektedir.
     Vergi uyuşmazlıklarının bir diğer nedeni ise vergi idaresinin yapmış olduğu idari
     işlemlerdir. İdari işlemlerdüzenleyici işlem şeklinde olabileceği gibi, yönetsel
     işlem şeklinde de olabilir. İdarenin işlemlerindendoğan uyuşmazlıklar, yasaların
     idareye vermiş olduğu yetki ve görevlerin kullanılması sırasında otayaçıkar. Vergi
     uyuşmazlığı, vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusunun vergisel ödevleri zamanında
     vehukuka uygun olarak yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkabilir.Vergi uyuşmazlığı,
     vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusunun vergisel ödevleri zamanında ve hukukauygun
     olarak yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkabilir.İdari İşlemlerin Unsurlarıİdari
     işlemlerin hukuka uygun olabilmesi için beş hususta hukuka uygun olması gerekir.
     İdari işlemler bubeş hususta hukuka uygun değilse iptal nedeni olarak kabul edilmiştir.
     Bunlar: Yetki,  Şekil,  Sebep,  Konu, Maksattır. İdari İşlemlerde Yetki Unsuruİdari
     işlemlerde yetki, idare adına irade açıklaması yapmaya yetkili kişilerin kamu 
     tüzel kişisi adınahukuki işlemler yapabilme yeteneğidir. İdare hukukunda yetkiler
     istisnai niteliktedir. Yasalar açıkça yetkivermedikçe makamlar kendisi yetki kullanamaz.
     İdare hukukunda yetki dört ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar kişi, konu,
     yer ve zaman itibariyleyetki kurallarıdır.Kişi Bakımından Yetki; Kişi bakımından
     yetki, kamu tüzel kişisi adına idari işlemi yapmaya yetkili kişiyiifade eder.Konu
     Bakımından Yetki; İdari işlemde konu, işlemin neden olduğu hukuki sonuçtur. İdari
     makamlarıngörev alanları, kendilerinin varlığına imkân veren yasalarla belirtilmiştir.
     Yer Bakımından Yetki; İdari makamların yetkileri, kimilerinde Türkiye genelinde
     olabildiği hâlde,kimilerinde de bulunduğu yerin coğrafi veya idari sınırları ile
     sınırlıdır.Zaman Bakımından Yetki; Zaman bakımından yetki, idari makamların kamu
     yönünden sahip olduklarıyetkiyi kullanabilecekleri zaman dilimini ifade eder. 
     Bunun için sürenin başlangıç ve bitişinin iyi tespitedilmiş olması gerekir.İdari
     İşlemlerde Şekil Unsuruİdari işlemlerde şekil, idarenin iradesinin açıklanması
     aşamasında izlenmesi gereken usulü ve idariişlemin hukuk düzeninde aldığı biçimi
     ifade eder.Başlıca şekil unsurları şunlardır.  Yazılı biçim olmalıdır  Gerekli
     bilgileri içermelidir  Gerekçe ve imza içermelidirİdari İşlemlerde Sebep UnsuruSebep,
     idareyi bir işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiili etkendir. İdareyi böyle 
     bir işlem yapmayayönelten sebebin hem gerçek hem de hukuka uygun olması gerekir.
     İdari işlemlerde Konu Unsuruİdari işlemlerde konu unsuru, işlemin hukuk düzeninde
     oluşturduğu sonuçtur. Tarh işlemi açısındanirdelersek vergi alacağının miktar 
     olarak tespit edilmesidir.İdari İşlemlerde Amaç16Amaç, idari işlemlerde ulaşılması
     arzu edilen sonuçtur. Amaç, idari işlem yapan kamu personelininiçinden geçirdiği
     ve ulaşmak istediği son merhaledir. Kamu erkinin vermiş olduğu yetki, kamu yararınahizmet
     etmesi için kullanılır.Çözüm Yolu Kavramı ve ÖzellikleriVergi uyuşmazlıklarında
     çözüm yolu, vergi yükümlüsü veya vergi idaresinin uyuşmazlığı ortadankaldırmaya
     yönelik hukuki araçlardan yararlanarak hukuk zemininde anlaşmaları ya da her iki
     tarafın,sonucuna uymak zorunda oldukları yargı mercilerinin kararı ile anlaşmazlığı
     sona erdirme yöntemleridir. Bu tanıma göre vergi uyuşmazlıklarının özelliklerini
     şöyle sıralayabiliriz: Çözüm yolunda bir tarafta vergi yükümlüsü diğer tarafta
     ise vergi idaresi yer alır. Vergi uyuşmazlığı, vergi yükümlüsünün ödevlerini 
     yerine getirmemesi veya vergi idaresinin birişlemi ile ortaya çıkar. Çözüm yolunda
     uyuşmazlığın konusunu oluşturan vergi veya ceza, kısmen veya tamamen ortadankalkar.
     Çözüm yolunda, taraflardan her ikisi de birlikte anlaşmaları gerektiğini bilir.
     Anlaşmamalarıhâlinde yargı yoluna gidebilirler.Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada
     Çözümlenmesi (Barışçıl Çözüm Yolları)Vergi Hataları ve DüzeltmeVergi hatası, vergiye
     ilişkin hesaplarda veya vergilemede yapılan hatalar yüzünden, verginin hukukaaykırı
     olarak fazla veya eksik istenmesi veya alınmasıdır. Yapılan hatalar yükümlünün
     lehine veyaaleyhine olabileceği gibi vergi idaresinin lehine veya aleyhine de 
     olabilir.Vergi cezalarında yapılan hatalar da hata düzeltme kapsamında yer alır.
     VUK’un 375. maddesinde, vergicezalarında yapılan hataların VUK’ da yer alan vergi
     hataları için belirlenmiş usul ve şartlara göre,düzeltileceği öngörülmüştür. Danıştay
     vergi hatalarının düzeltilmesinde vergi kavramını, gecikme faizive gecikme zammını
     kapsayacak şekilde geniş yorumlamaktadır.Vergi hataları hesap hataları ve vergilendirme
     hataları olarak iki şekilde düzenlenmiştir.Hesap HatalarıHesap hataları, vergi
     miktarını etkileyen maddi hatalar ve hesaplama yanlışlıkları olaraktanımlanabilir.
     Matrah Hataları; Verginin matrahında hata, vergilendirme ile ilgili beyanname,
     tahakkuk fişi, ihbarname,tekâlif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların 
     veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veyahesaplanmış olmasıdır.Vergi
     Miktarında Hatalar; Verginin miktarında hata, vergi oran ve tarifelerinin yanlış
     uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, matrah hatalarında
     belirtilen belgelerde verginineksik veya fazla hesaplanmış ya da gösterilmiş olmasıdır.
     Mükerrer Vergileme; Mükerrer vergileme, aynı vergi kanununun uygulanmasında belli
     bir vergilendirmedönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi
     veya alınmasıdır.Vergilendirme HatalarıYükümlünün Şahsında Hata; Yükümlünün şahsında
     hata, bir verginin asıl borçlusu yerine başka birkişiden istenmesi veya alınmasıdır.
     Yükümlülükte Hata; Yükümlülükte hata, vergiye tabi olmadığı veya vergiden muaf
     bulunduğu açık olankimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdırVerginin Konusunda
     Hata; Verginin konusunda hata, açık olarak vergi konusuna girmeyen veya vergidenmüstesna
     bulunan (istisna edilen) gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden
     vergiistenmesi veya alınmasıdı17Vergilendirme veya Muafiyet Döneminde Hata; Vergilendirme
     veya muafiyet döneminde hata, istenenverginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin
     yanlış gösterilmiş veya süresi itibariyle eksik ya dafazla hesaplanmış olmasıdır.
     Vergi Hatalarının Ortaya Çıkarılması ve DüzeltilmesiVergi hataları, hatalı işlemi
     yapan memurun hatayı bulması veya görmesi ile üst amirlerin incelemesisonucunda
     hataların görülmesi veya yükümlünün müracaatı ile ortaya çıkartılabilir.Vergi 
     hatalarını düzeltme yetkisi ilgili vergi dairesi müdürüne aittir. Bu hatalar düzeltme
     fişinedayanılarak düzeltilir. Düzeltme fişi, ilgili memur tarafından düzenlenerek
     vergi dairesi müdürüneimzalattırılır. Düzeltme sonucu ilave vergi tarhiyatına 
     gidilmiş ise durum ihbarname ile mükellefe tebliğedilir. Hatanın yükümlü aleyhine
     yapılmış olması hâlinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsilolunmuş
     ise reddolunur.Düzeltme işlemi vergi idaresince resen yapılabileceği gibi yükümlünün
     başvurusu üzerine deyapılabilmektedir. Yükümlüler, vergi işlemlerindeki hataların
     düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ileisteyebilmektedirler. Düzeltme isteği
     vergi dairesi tarafından reddedildiği takdirde yükümlü hiyerarşik başvuru ile 
     üst merciegidebilir. Buna şikâyet yolu adı verilmektedir. Şikâyet yolu ile düzeltme
     istemi Maliye Bakanlığına karşıyapılır. Bu istemin reddine karşı açılacak davalar
     ise vergi mahkemelerinde bakılır.UzlaşmaUzlaşma, “vergi yükümlüsü ya da ceza sorumlusu
     ile vergi idaresi arasında, vergi veya ceza nedeniyleortaya çıkan uyuşmazlıkları
     yargı yoluna gidilmeksizin çözümleyen bir anlaşmadır”.Uzlaşma, tarhiyat öncesi
     ve tarhiyat sonrası olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir.Tarhiyat Öncesi UzlaşmaTarhiyat
     öncesi uzlaşma, tarhiyat aşamasından önce, idare ile yükümlü veya ceza muhatabı
     arasındatarh edilecek vergi ve kesilecek cezalarda uzlaşılmasıdır. Maliye Bakanlığına
     bağlı vergi dairelerince tarhedilecek vergiler ile vergi ziyaı cezası, usulsüzlük
     ve özel usulsüzlük tarhiyat öncesi uzlaşmakapsamındadır. Kaçakçılık cezası ile
     kaçakçılık fiilleriyle işlenmiş vergi ziyaı cezası uzlaşma kapsamıdışındadır.Tarhiyat
     Sonrası UzlaşmaTarhiyat sonrası uzlaşma, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin
     tarha yetkili olduğu VUKkapsamındaki vergilerin tarhı ile vergi zıyaı cezası kesildikten
     sonra, (kaçakçılık fiilleriyle işlenenler hariçolmak üzere) VUK’ ta belirtilen
     nedenlere dayalı olarak verilen vergi ve cezaların uzlaşma komisyonundakarşılıklı
     görüşülerek uyuşmazlığın kısmen veya tamamen sona erdirilmesidir.Tarhiyat Sonrası
     Uzlaşmanın Kapsamı; Tarha yetkili idare açılışından kapsama alanı içerisinde yer
     alanmali yükümlülükler, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin tarha yetkili
     olduğu maliyükümlülüklerdir.Tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamındaki ceza, sadece
     vergi zıyaı cezasıdır. Vergi zıyaı, kaçakçılık fiilleriyleişlenmiş ise, kesilecek
     vergi zıyaı uzlaşma kapsamı dışındadır.Tarhiyat Sonrası Uzlaşma Komisyonları; 
     Vergi Dairesi Uzlaşma Komisyonları: Vergi dairesi müdürübaşkanlığında bir müdür
     yardımcısı, bir gelir uzmanı veya şeften oluşur.Defterdarlık Uzlaşma Komisyonları:
     Defterdar, komisyonun başkanıdır, kendisi bulunmadığı hâllerdevekâlet vereceği
     defterdar yardımcısının başkanlığında, gelir müdürü ve vergi dairesi müdüründenoluşur.
     Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu: Vergi Dairesi Başkanı, komisyonun 
     başkanıdır. Eğer kendisikatılmıyorsa vekâlet vereceği grup müdürünün başkanlığında
     toplanır. Vergi dairesi başkanıncabelirlenen grup müdürleri veya müdür ile vergi
     dairesi müdüründen oluşur.18Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu: Gelir
     idare başkan yardımcısı veya gelir idaresi dairebaşkanlarından birinin veya birinci
     hukuk müşavirinin başkanlığında kurulur. Grup başkanları ve/veyamüdürlerinden 
     oluşan iki üyeden oluşur.Merkezi Uzlaşma Komisyonu: Gelir idaresi başkanı, komisyonun
     başkanlığını yürütür. Gelir idaresibaşkan yardımcısı, gelir idaresi başkanından
     oluşur.Uzlaşma İstemi ve Süresi; Uzlaşma istemi, yükümlü tarafından uzlaşma komisyonuna
     bizzat yazılıbaşvurmayı gerektirir. Dilekçenin taahhütlü olarak posta ile gönderilmesi
     de mümkündür. Buradan çıkansonuç, tarhiyat sonrası uzlaşmada sözlü başvuru söz
     konusu değildir. Uzlaşma, resmi vekâleti haiz vekilaracılığı ile de talep edilebilir.
     Vergi yükümlüsünün küçük veya kısıtlı olması hâlinde, uzlaşma istemikanuni temsilcisi
     olan veli veya vasiler aracılığı ile yapılabilir.Uzlaşma dilekçesi, yükümlünün
     bağlı bulunduğu vergi dairesi veya uzlaşmaya yetkili komisyonlarınsekretarya hizmetleri
     yürütmekle görevli birine verilir.Uzlaşma başvuru süresi 30 gündür. Sürenin başlangıcı,
     vergi veya ceza ihbarnamesinin yükümlüye tebliğedildiği tarihi izleyen günden 
     itibaren başlar.Uzlaşma sekretaryası, görüşmenin tarih, yer ve saatini, görüşme
     tarihinden en az 15 gün önceyükümlüye veya vekiline bildirmesi gerekir. Yükümlünün
     istemi hâlinde 15 günlük süreye bağlıkalınmaksızın daha önceki bir tarih de uzlaşma
     tarihi olarak belirlenebilir.Uzlaşmanın Sonuçları; Uzlaşmanın sağlanması, uzlaşmadan
     beklenen sonuçların gerçekleşmesi adınatarafların toplanmasını gerektirir. Belirtilen
     yer, gün ve saatte komisyon üyeleri ve yükümlü toplanırlar.Uzlaşma Sağlanmaması
     ve Sonuçları; Uzlaşma sağlanmaması, yönetmelikte “uzlaşmanın teminedilemediği”
     ve “uzlaşmanın vaki olmadığı” kavramları ile ifade edilmektedir.Uzlaşmanın temin
     edilmemesi şu hâllerde gerçekleşmektedir: Yükümlü veya vekilinin uzlaşmakomisyonunun
     davetine katılmaması, yani belirtilen yer, gün ve saatte uzlaşma mahalline gelmemesi,
     komisyon toplantısına katılmasına rağmen tutanağı imzalamaması, uzlaşma tutanağını
     ihtirazi kayıt(çekince) koyarak imzalamak istemesidir. Bu üç hâlde uzlaşmanın 
     temin edilmediği sonucuna varılır.Uzlaşmanın temin edilmemesi sonucunda, yükümlü
     tekrar uzlaşma isteminde bulunamaz.Belediye ve İl Özel İdarelerince Alınan Vergilerde
     UzlaşmaBelediye ve il özel idareleri tarafından alınan ve ikmalen, resen ve idarece
     tarh ve tebliğ edilen vergi,resim ve harçlar ile bunlara ilişkin kesilecek vergi
     zıyaı cezaları (kaçakçılık fiilleriyle işlenenler hariç)nedeniyle ortaya çıkan
     uyuşmazlıkların komisyon ve yükümlünün anlaşmasıyla çözümlenmesine uzlaşmaadı 
     verilir.İl Özel İdaresi Gelirleri; İl özel idareleri açısından kapsam içerisinde
     olan vergiler, il özel idare bütçeleriiçerisinde yer alan vergi, resim ve harçlar
     olarak belirtilmiştir.Belediye Gelirleri; 1 nu. uzlaşma tebliği ile belediyelerin
     uzlaşabilecekleri vergi, resim ve harçlar ayrı ayrıgösterilmiştir.Emlak vergisi
     uyarınca tahsil edilen bina ve arazi vergileri, Belediye Gelirleri Kanunu gereğince
     tahsilatıbelediyeler tarafından yapılan vergilerdir.Uzlaşma İstemi ve Süresi; 
     Uzlaşma istemi, yetkili uzlaşma komisyonu başkanlığına dilekçe ile yapılır.Yükümlü
     kanuni ehliyete sahip ise başvuru bizzat kendisi tarafından yapılmalıdır.Uzlaşma,
     tarh edilen vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden
     itibaren 30 güniçerisinde istenebilir.Uzlaşmanın Sağlanması ve Sonuçları; Uzlaşma
     günü yükümlünün komisyona gelmesiyle birlikte uzlaşmagörüşmelerine başlanır. Yükümlü,
     uzlaşma görüşmelerine, bağlı bulunduğu meslek odasından bir temsilciveya serbest
     muhasebeci ve mali müşavirler odasından bir meslek mensubu getirebilir. Bu kişileruzlaşma
     tutanaklarına imza atamazlar. Sadece görüşlerini açıklamak üzere katılabilirler.
     Uzlaşmanın sağlanamamasının sonuçları şunlardır; İl özel idaresi ve belediye açısından
     bakıldığında, tarhve tebliğ edilmiş vergi ve cezanın tahsilat işlemlerine başlanılmasıdır.
     Bu aşamada koruma önlemleri vehaciz işlemlerine başlanabilecektir.Vergi Uyuşmazlıklarının
     Yargısal Çözümü19Vergi Yargılamasında Görevli MahkemelerVergi MahkemeleriVergi
     mahkemeleri, vergi uyuşmazlıklarına ilişkin olarak Danıştay’ın ilk derece mahkeme
     sıfatıyla baktığıdavaların dışında kalan davalarda genel ve ilk derece mahkemesi
     olarak görev yapan bir yargıkuruluşudur. Bu mahkemeler, bölgelerin coğrafi durumları
     ve iş hacimleri dikkate alınarak AdaletBakanlığı tarafından kurulur.Vergi mahkemelerinin
     görevleri şunlardır: Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait
     vergi, resim ve harçlarla benzeri maliyükümlülükler, bunların zam ve cezaları 
     ile tarifelere ilişkin davaları,  Birinci bentte belirtilen konularda 6183 sayılı
     AATUHK’ nin uygulanmasına ilişkin davaları,  Diğer kanunlarla verilen işleri 
     çözümler.Vergi mahkemeleri, kural olarak kurul hâlinde çalışmaktadır. Ancak genel
     bütçeye, il özel idareleri,belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile
     benzeri mali yükümlülükler ve bunlardan AATUHK’ ninuygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklardan
     kaynaklanan ve toplam değeri bir milyar lirayı ( 2012 yılı için )aşmayan davalar
     tek hâkimle karara bağlanır.Bölge İdare MahkemeleriBölge İdare Mahkemeleri, yargı
     çevresi içerisindeki idare ve vergi mahkemelerinin tek hâkim tarafındanverilen
     kararlarını itiraz mercii olarak inceleyen ve kesin karara kavuşturan mahkemelerdir.
     BİM yargıçevresi içindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki
     uyuşmazlıklarını da kesin kararabağlar. Ayrıca, diğer kanunlarla verilen görevleri
     yerine getirirler. Bölge İdare Mahkemeleri, bölgenincoğrafi durumu ve iş hacmi
     dikkate alınarak Adalet Bakanlığı tarafından kurulur. Bölge İdareMahkemeleri, 
     genel görevli bağımsız mahkemelerdir. Bu mahkemeler bir başkan ve iki üyeden oluşur.
     DanıştayDanıştay, Anayasa’da yerini almış yüksek idare mahkemesi, danışma ve inceleme
     merciidir. Vergiyargılamasında, bazı hâllerde ilk yargı mercii olarak görev yaparken
     asıl önemli görevi, vergimahkemelerinin kurul hâlinde verdiği kararları temyiz
     mercii olarak incelemesidir.Danıştay biri idari daire olarak on iki tanesi de 
     dava dairesi olarak görev yapan on üç daireden oluşur. Her daire bir başkan ve
     en az dört üyeden kurulur. Görüşme için gereken sayı dörttür. Vergi ve İdari DavaDaireleri
     yanında İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, Başkanlık Kurulu ve Yüksek Disiplin
     Kurulu’ndanoluşur.Vergi Yargılaması UsulüVergi Davasının AçılmasıHangi işlemlerin
     vergi davasına konu olabileceği yasada düzenlenmiştir. Bunlar, verginin tarh edilmesi,
     cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması,
     kesinti yoluyla alınanvergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve verginin
     kesilmiş olması durumlarıdır. Vergi davalarıtarh aşamasında açılabileceği gibi
     tahsil aşamasında da açılabilir. Vergi alacağını güvence altına almakiçin yapılan
     işlemler de vergi davasına konu olabilir.Vergi Tarhının Davaya Konu OlmasıVerginin
     tarhı, beyanname verme suretiyle yapılmış ise vergi davasına iki hâl dışında konu
     olmaz. Çünküyükümlü kendi beyan etmiş olduğu matrahlara karşı dava açamaz. Vergi
     davasına konu olan hâllerdenbiri, ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi; diğeri
     ise vergi hatasında düzeltme talebi ilgili vergi dairesincereddi ve şikâyet yoluyla
     bir üst merciye yapılan hata düzeltme isteğinin Maliye Bakanlığı tarafındanreddedilmesi
     hâlinde vergi davası açılabilir. Dava vergi mahkemesinde görülür.Vergi Cezasının
     Kesilmiş OlmasıVergi davasına konu edilen ceza kesme işlemi, vergi dairesi tarafından
     kesilen idari cezalardır. Bu işlemleridari olması nedeniyle vergi davasına konu
     edilebilir. Kesilen cezanın vergi davasına konu edilebilmesiiçin, tebliğ edilmiş
     olması da şarttır.Takdir Komisyonu Kararlarının Tebliğ Edilmiş Olmas20Takdir komisyonun
     kararlarına karşı yükümlüler doğrudan dava açamazlar. Yükümlüler sadece, emsalbedel
     tespitine ilişkin kararlara karşı dava açabilirler. Bunun dışında, arsa ve arazi
     metre kare değertespitine ilişkin kararlara karşı, kendilerine karar tebliğ edilen
     kamu kurum ve kuruluşları davaaçabilmektedir. Örneğin, belediyeler, ticaret odaları
     gibi.Verginin Kaynakta Kesinti Yöntemiyle AlınmasıKaynakta kesilen vergilerin 
     davaya konu edilebilmesi için, istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış veverginin
     kesilmiş olması gerekir. Bu iki şart gerçekleşmedikçe vergi davası açılamaz.Tahsil
     Aşamasına İlişkin İşlemlerTahsil aşamasında dava konusu edilebilecek işlemler 
     ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve ödeme emrinintebliğ edilmesidir. İhtiyati
     haciz ve ihtiyati tahakkuk kararlarının alınması veya uygulamaya konulması, ödeme
     emrinde ise ödeme emrinin tebliğ edilmesi ile vergi davası açılabilecektir.Yetkili
     ve Görevli MahkemeGenel bütçe, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi
     ve benzeri mali yükümlülükler ve bunlarailişkin zam ve cezaların tarhiyat ve tahsilat
     işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar vergi mahkemelerindegörülür.Vergi uyuşmazlıklarında
     yetkili mahkeme; Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri
     tarh ve tahakkuk ettiren,zam ve cezaları kesen, Şikâyet yoluyla hata düzeltme
     taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzerimali yükümleri
     tarh ve tahakkuk ettiren, AATUHK’ nin uygulanmasında, ihtiyati haciz ve ihtiyat
     tahakkuk kararını alan, ödeme emrinidüzenleyen, Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu
     işlemi yapan vergi dairesinin yargı alanı içerisinde yer aldığıvergi mahkemesidir.
     Dava Dilekçesi ve Dava Açma SüresiVergi davası, ilgili mahkeme başkanlığına yazılı
     ve imzalı olarak verilen bir dilekçe ile açılabilir.Davadilekçesinin, İYUK’ da
     öngörülen bazı unsurları taşıması gerekir.Dava dilekçesinde bulunması gerekli 
     hususular şunlardır: Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad
     ve soyadları, unvanları ve adresleri, Davanın konusu, sebepleri ve dayandığı 
     deliller, Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi, Vergi, resim,
     harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalardauyuşmazlık
     konusu, Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya cezanın nevi
     ve yılı, tebliğ edilenihbarnamenin tarihi, numarası ve mükellefin hesap numarasıdır.
     Vergi mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda aksine bir hüküm olmadıkça
     Danıştay’daaltmış; vergi mahkemelerinde 30 gündür.Ancak kanunlardaki özel süreler,
     bu genel sürelerin dışındakalmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarına özgü olarak, vergi
     kanunlarında farklı sürelere yer verildiği hâller debulunmaktadır. Özel dava açma
     süreleri şunlardır: Takdir komisyonları tarafından takdir edilen arsa metrekare
     değer tespitlerine karşı 15 gün; binametre kare normal inşaat maliyet bedellerinin
     tespitine karşı Resmi Gazete’de ilan edildiğitarihten itibaren 15 gün içerisinde
     dava açılabilir. Uzlaşmanın temin edilememesi hâlinde, kalan süre 15 günden az
     ise 15 gün içerisinde, 15 gündenfazla ise kalan süre içerisinde, Tahsilât işlemleri
     olan ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, ödeme emri ve ödemeye davette(teminatın
     paraya çevrilmesinde) dava açma süresi 7 gündür.Vergi Davasının Gör21Vergi mahkemelerinde
     davanın açılması ile tahsilat ilke olarak kendiliğinden durur. İhtirazi kayıtla
     verilenbeyannameler üzerinden tarh edilen vergilerle tahsilat işlemlerinde yürütme
     kendiliğinden durmaz.Vergi mahkemesinden yürütmenin durdurulması kararı alınması
     gerekir.İlk inceleme, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, davaya konu
     işlemin kesin ve yürütülmesigereken bir işlem olup olmadığı, husumet, süre aşımı
     ve dava dilekçesinin düzeni, tek dilekçe ile davaaçılmasının kanuna uygun olup
     olmadığı yönlerinden incelenir.İlk inceleme sonucunda kanuna aykırılık görülürse;
     Adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan dava reddedilir. İdari
     yargının görevliolduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan
     davanın, görev veya yetkiyönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili
     mahkemeye gönderilmesine, Dava ehliyetinin yokluğu, idari davaya konu olacak 
     kesin ve yürütülmesi gereken bir işleminbulunmaması, davanın süresinde açılmamış
     olması hâllerinde davanın reddine, Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım
     gösterilerek açılması hâlinde, dava dilekçesinintespit edilecek gerçek hasma tebliğine,
     Dava dilekçesinin kanuna uygun olmadığının ya da tek dilekçe ile dava açmanın 
     mümkünolmadığının belirlenmesi hâlinde, dava dilekçelerinin kanuna uygun şekilde
     yeniden düzenlenmekveya noksanları tamamlanmak üzere dilekçeler reddedilir. Bu
     durumda 30 gün içerisinde davadilekçesinin yeniden düzenlenerek verilmesi gerekir.
     Ayrıca, fiil ehliyeti olmayan kişiler veyaavukat olmayan vekilleri tarafından 
     dava açılmış ise, 30 gün içinde bizzat veya bir avukatvasıtasıyla dava açılmak
     üzere dilekçelerin reddine, İdari merci tecavüzü hâlinde dilekçelerin görevli
     idare merciine karar vermek üzeregönderilmesine karar verilir.Yargı Kararlarına
     Karşı Başvuru Yollarıİtirazİtiraz, vergi mahkemelerinin tek hâkimle verilen nihai(
     son) kararlarına karşı yargı çevresindeki bölgeidare mahkemesine gidilen bir yargı
     yoludur. İtiraz yoluna, vergi mahkemesinin nihai kararının tebliğedildiği tarihten
     itibaren 30 gün içerisinde başvurulması gerekir.TemyizTemyiz, ilk derece mahkemelerinin
     kurul hâlinde verdiği fakat kesinleşmemiş son kararlarına karşı, kararların hukuka
     uygunluk denetiminin sağlanması amacıyla Danıştay’da dava açılmasıdır.Temyiz başvurusu,
     son kararın tebliğinden başlayarak 30 gün içinde yapılabilir. Ancak takdirkomisyonlarının
     arsa ve araziye uygulanacak asgari ölçüde birim değer tespitlerine karşı açılan
     davalardamahkeme kararından itibaren 15 gün içinde temyiz davası açılabilir.Kanun
     Yararına TemyizBİM kararları ile vergi mahkemesinin ve Danıştay’ın ilk derece 
     mahkemesi olarak görev yapmasıdurumunda, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş
     bulunan kararlardan niteliği bakımındanyürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade
     edenler, ilgili bakanlıkların gerekli görmesi hâllerinde veyakendiliğinden başsavcı
     tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.Yargılamanın YenilenmesiVergi mahkemesi,
     BİM ve Danıştay’ın kesin kararları aleyhine olağanüstü bir kanun yolu olanyargılamanın
     yenilenmesi yoluna gidilebilir. Bu kararlar için öncelikle olağan kanun yollarının
     tüketilmişolması gerekir. Dava aleyhine sonuçlanmış olan tarafa, karar kesinleşmiş
     olsa bile haklılığını ilerisürebilme imkânı veren bu olağanüstü kanun yoluna yargılanmanın
     yenilenmesi adı verilir.Yargılamanın yenilenmesi nedenleri şunlardır: Zorlayıcı
     sebepler nedeniyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple
     eldeedilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması,
     Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya resmi makam veya
     mahkemeönünde sahteliğinin ikrar edilmiş olması,  Karara esas olarak alınan bir
     mahkeme kararının, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularakortadan kalkması,
     Bilirkişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla
     belirlen22 Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış
     olması,  Vekil ya da kanuni temsilci olmayan kimselerle davanın görülüp karara
     bağlanmış olması,  Çekinmek zorunda olan başkan, üye ya da hâkimin katılmasıyla
     karar verilmiş olması,  Tarafları, konusu ve nedeni aynı olan bir dava hakkında
     verilen karara aykırı yeni bir kararınverilmesine neden olabilecek kanuni bir 
     dayanak yokken aynı mahkeme ya da başka birmahkeme tarafından önceki kararın aksine
     bir karar verilmiş olması,  Hükmün İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya
     Dair Sözleşmenin ve eki protokollerinin ihlalisuretiyle verildiğinin Avrupa İnsan
     Hakları Mahkemesi’ nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmişolmasıdır. Yeniden 
     yargılama yoluna, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davalarda on yıl, diğernedenlerde
     ise 60 gün içinde gidilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ nin bozmakararlarında
     ise yargılamanın yenilenmesi için dava açma süresi kararın tebliğinden itibaren
     biryıldır. Yargılamanın yenilenmesi, kararı veren mahkeme tarafından görüşülerek
     karara bağlanırKararın DüzeltilmesiKararın düzeltilmesi, Danıştay’ın dava daireleri
     ile Vergi Dava Daireleri Kurulunun temyiz üzerineverdikleri kararlar ile bölge
     idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defayamahsus
     olmak üzere; kararı veren mahkeme tarafından kararın tekrar gözden geçirilmesi
     ve varsayanlışlıkların düzeltilmesine imkân veren olağan bir kanun yoludur. Kararın
     tebliğ tarihini izleyen 15 güniçinde taraflarca; Kararın esasına etkisi olan 
     iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması,  Kararda birbirine aykırı 
     hükümlerin bulunması,  Kararın usul ve kanuna aykırı olması,  Hükmün esasını
     etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olduğu, ileri sürülerekkararın
     düzeltilmesi istenebilir. Kararın AçıklanmasıDanıştay, BİM ve vergi mahkemelerince
     verilen kararları yeterince açık olmayabilir ya da birbirine aykırıhükümler taşıyabilirler.
     Taraflardan her biri bu yola gidebilir. İlgili merciler talebi yerinde görmüş 
     ise,kararın açıklanması ve aykırılığın giderilmesi gerçekleştirilir.Yanlışlıkların
     DüzeltilmesiTarafların, adı-soyadı, sıfatı ve hesap hataları yapılması hâlinde
     tarafların istemi üzerine yanlışlıklarındüzeltilmesi yoluna gidilebilir. Mahkeme,
     yanlışların düzeltilmesini kabul etmiş ise düzeltme kararınaltına yazılarak düzeltilir.
     Düzeltme taraflara da tebliğ edilirÜnite 8 – Uluslararası Vergi HukukuUluslararası
     Vergi Hukukunun KonusuUluslararası vergi hukuku, en geniş anlamıyla, devletlerin
     yabancı unsurlu mali olay ve ilişkilerhakkında uyguladıkları vergisel hukuk kurallarının
     bütünüdür. Uluslararası vergi hukuku, vergihukukunun alt dallarından birini teşkil
     eder. Uluslararası vergi hukukunun kaynaklarından biri,devletlerin uluslararası
     hukukun kavram ve kurallarına uygun olarak akdettiği vergi anlaşmalarıdır. Butürden
     anlaşmalar, devletlerin vergilendirme yetkisinin karşılıklı olarak sınırlandırılması
     na ilişkinhükümler içerebileceği gibi, vergilendirme yetkisinin icrasında işbirliği
     ve yardım esaslarını dadüzenleyebilir.Uluslararası vergi hukuku, vergi anlaşmaları
     ağına ilaveten, uluslarüstü ekonomik bütünleşmelere katılımanlaşmalarından doğan
     ve çeşitli vergiler bakımından üye devletlere ulusal hukuk kurallarınıuyumlaştırma
     mükellefiyeti getiren uluslarüstü kuralları da içerir.Uluslararası vergi hukukunun
     konusu devletlerarasında yapılan vergi konulu anlaşmalarla sınırlı değildir.Devletlerin
     ulusal hukuklarında yer alan, ancak sınır ötesi olay ve ilişkiler bakımından hukuki
     sonuçdoğuran vergisel iç hukuk düzenlemeleri de birer iç hukuk hükmü olmalarına
     karşın uluslararası vergihukukunun inceleme alanındadır.Uluslararası Çifte Vergilendirme
     K23Uluslararası çifte vergilendirme iki (veya daha fazla) devletin, aynı vergi
     yükümlüsünü, aynı vergikonusu ile bağlantılı olarak ve aynı vergilendirme dönemi
     için benzer vergilerle vergilendirmesidir. Vergi yükümlüsünün elde ettiği gelir,
     bir devlette sırf o devletin ülkesinde elde edildiği için, diğer birdevlette ise
     yükümlü ile o devlet arasında ikametgâh veya uyrukluk esasına dayalı bir ilişki
     bulunduğuiçin vergilendirilebilir. Bu durumun doğal sonucu, vergi yükümlüsünün
     elde ettiği aynı gelir unsurunun çeşitlidevletlerin vergilendirme yetkisine konu
     olabilmesidir.Uluslararası çifte vergilendirmenin ayırt edici unsuru, vergilendirmenin
     birden fazla devletteyapılmasıdır. Bununla beraber, uluslararası çifte vergilendirmenin
     iki türünün bulunduğunu da ilaveetmek gerekir. Uluslararası çifte vergilendirme,
     uluslararası hukuksal çifte vergilendirme ve uluslararasıekonomik çifte vergilendirme
     olarak ikiye ayrılır.Uluslararası hukuksal çifte vergilendirmede, aynı vergi yükümlüsü
     aynı vergi konusu için iki farklı devlettevergilendirilir. Buna karşılık, uluslararası
     ekonomik çifte vergilendirmede, aynı vergi konusu farklı vergiyükümlülerinin elinde
     ve iki farklı devlette vergilendirilmektedir. Burada ele alınan çifte vergilendirme
     türü uluslararası hukuksal çifte vergilendirmedir.Uluslararası hukuksal çifte 
     vergilendirme kavramının evrensel olarak kabul gören tanımı şöyledir:Uluslararası
     Çifte VergilendirmeninNedenleri ve SonuçlarıVergilendirme Yetkisinin KapsamıUluslararası
     hukukun iki ilkesi, devletin yer ve kişi bakımından yetkisinin çerçevesi ve niteliği
     konusundabir düzen getirir:Birincisi, bir devlet egemenliğini ancak “ülkesi üzerinde”
     kullanabilir. Devlet yetkilerinin yer itibariylesınırını gösteren bu ilke “ülkesel
     egemenlik” olarak adlandırılır.İkincisi, bir ulusal hukuk düzenine dâhil kuralların“
     kişisel egemenlik” altında bulunan kişilereuygulanabilmesidir. Devletin kişisel
     egemenliği altında bulunan kişiler, devlete uyrukluk(tabiiyet = vatandaşlık = 
     yurttaşlık) bağıyla bağlı olan kişilerdir.İkametgâh İlkesiİkametgâh ilkesine göre
     vergilendirme, bir devletin “ülkesel egemenliği” altında ikamet eden kişilerindünya
     çapındaki gelirlerini vergilendirmesidir. Vergilendirmeye temel olan ölçüt ikametgâhınbulunduğu
     yerdir. Bu açıdan ülkesellik genişleyerek kişisellik kazanır. Buradaki hukuksal
     ilişki “kişisel bağ”temeline dayanır ve kaynağını “kişisel anlamda ülkesel egemenlikten”
     alır.İkametgâh ilkesine dayanan vergilendirmede kişinin hem yurt içi gelirleri
     hem de yurt dışı gelirlerivergilendirilir. Buradaki yükümlülük türü tam yükümlülük
     olarak adlandırılır.Birçok ülke, ikametgâh ilkesini uygulayarak ülkesinde yerleşik(
     mukim) kişilerin hem ülke içi hem de ülkedışı kaynaklardan elde ettiği gelirleri
     vergilendirmektedir. Türkiye’de de gelir ve kurumlar vergilerindetam yükümlülük
     bu çerçevede düzenlenmiştir.Kaynak İlkesiKaynak ilkesine göre vergilendirme, bir
     devletin “ülkesel egemenliği” altında bulunan vergi konuları vevergi doğurucu 
     olayları vergilendirmesi esasına dayanır. Bu ilkede vergilendirmeye temel olan
     husus,gelirin doğduğu veya malların bulunduğu yerdir. Kaynak ilkesi, bir devletin
     vergi yasalarını, ülkesindebulunan yerli ya da yabancı herkese ve bütün hukuksal
     işlemlere uygulaması anlamına gelir. Bu ilkekaynağını “kişisel olmayan anlamda
     ülkesel egemenlikten” alır.Kaynak ilkesine dayanan vergilendirmede, vergi yükümlüsünün
     sadece ülke içi gelirleri vergilendirilir.Buradaki yükümlülük türü dar yükümlülük
     olarak adlandırılır.Kaynak ilkesi, bütün devletler tarafından vergilendirmeye 
     esas alınan bir ilkedir. Türkiye’de de gelir vekurumlar vergisinde ikametgâh ilkesi
     tam yükümlüğün temelini oluştururken, dar yükümlülükte kaynakilkesi benimsenmiştir.
     Uyrukluk İlke24Uyrukluk ilkesine göre vergilendirme, vergilendirme yetkisini kullanan
     devletin “kişisel egemenliği”altındaki vatandaşlarının dünya çapındaki gelir ve
     servetlerini vergilendirmesidir. Uyrukluk, bir devletile vatandaşı arasındaki 
     siyasi bağı ifade eder. Uyrukluk ilkesi, bugün çok az ülke tarafından uygulanan
     birilke niteliğindedir.Vergilendirme Yetkilerinin ÇakışmasıTam Yükümlülükler Arası
     ÇakışmaTam yükümlülükler arası çakışma hâlinde, iki devlet aynı kişiyi dünya çapındaki
     gelirleri üzerinden tamyükümlüğe tabi tutmaktadır. Bu çakışma şu şekillerde olabilir:
     Uyrukluk ilkesini uygulayan bir devlet ile ikametgâh ilkesini uygulayan diğer 
     devletinvergilendirme yetkilerinin çakışması İki ikametgâh ilkesinin çakışması
     İki uyrukluk ilkesinin çakışmasıBu durumda, devletlerden birinin mukimi olan bir
     kişi diğer devletten gelir elde etmektedir. İkametdevleti ikametgâh ilkesi dolayısıyla
     kişiyi yurt içi ve yurt dışı gelirleri üzerinden tam yükümlülük esasındavergilendirir.
     Diğer devlet ise kaynak ilkesi çerçevesinde, kaynak ülkesi sıfatıyla ülkesinde
     doğan geliri daryükümlülük esasına göre vergilendirir. Uluslararası çifte vergilendirmenin
     en sık rastlanan şekli budur.Dar Yükümlülükler Arası ÇakışmaBu durumda, her iki
     devlet, kendi mukimi olmayan bir kişiyi, gelirin ülkesinde elde edilmesi dolayısıyladar
     yükümlülüğe tabi tutarak vergilendirir. Mukim olmayan bir kişinin, devletlerden
     birindeki işyerinindiğer devletten gelir elde etmesi hâlinde iki devletin de kaynak
     ilkesi uyarınca vergilendirme yapması buduruma bir örnektir. Kaynak ilkelerinin
     çakışması, devletlerin her birinin, seçtikleri farklı ölçütlernedeniyle kendisini
     kaynak ülkesi olarak nitelendirmesinden de doğabilir.Uluslararası Çifte Vergilendirmenin
     SonuçlarıBir vergi yükümlüsünün birden fazla ülkede faaliyette bulunmasının sonucu
     olarak elde ettiği gelirlerüzerinden birden fazla devlette vergi ödemek durumunda
     bırakılması, hem hukuksal hem de ekonomiksonuçları olan patolojik bir durumdur.
     Vergi koyma yetkisinin bir iç hukuk meselesi olması, vergiadaletinin uluslararası
     alanda da gözetilmesi gereğini ortadan kaldırmaz. Uluslararası çifte vergilendirme,
     vergi yükümlülerinin mali güçlerine bağlı olarak eşit vergilendirilmesi ilkesi
     ile çatışan, vergi adaletineters düşen bir olgudur.Uluslararası çifte vergilendirme,
     ulusal mükellefiyetlerle karşılaştırıldığında yabancı yatırım faaliyetlerinekarşı
     ayrımcılık yaratır. Bu nedenle de ortadan kaldırılması gereken bir olgu olarak
     değerlendirilir.Uluslararası çifte vergilendirmenin bir diğer sonucu ekonomik 
     etkilerinde görülür.Çifte vergilendirmeden kaynaklanan vergi yükü maliyetleri 
     arttırır ve dolayısıyla fiyatlara yansır.Uluslararası piyasada faaliyet gösteren
     vergi yükümlülerinin rekabet güçlerini tahrip eden uluslararasıçifte vergilendirme,
     küresel planda mal, sermaye, teknoloji ve insan hareketini olumsuz yönde etkiler.
     Buaçıdan, çifte vergilendirme, uluslararası ekonomik faaliyetlerin önünde bir 
     engel ve ortadan kaldırılmasıgereken bir olgu olarak değerlendirilir.Uluslararası
     Çifte Vergilendirmeyi Ortadan Kaldırma YöntemleriUluslararası çifte vergilendirmenin
     ortadan kaldırılması için alınan önlemlerden ilki, devletlerin tek taraşıolarak
     yabancı kaynaklı gelirler üzerindeki vergilendirme yetkilerini yasal düzenlemelerlesınırlandırmalarına
     dayanır. Bu önlemler vergiyi veya matrahı ölçüt alarak oluşturulabilir. Vergiyi
     temel alanönlemler, mahsup yöntemi ve vergi oranının indirimi olarak adlandırılır.
     Matrahı esas alanlar ise istisnave matrahtan indirim yöntemidir.Vergi Oranının
     İndirimi YöntemiBu yöntemde, uluslararası çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması
     amacıyla gelirin tamamına veyabir kısmına uygulanan vergi oranları indirilir. 
     Bu yöntem, devletler tarafından tek taraşı olar25uygulanabileceği gibi karşılıklı
     olarak da uygulanabilir ancak vergilerin ve oranların çeşitliliği nedeniyle,bu
     yöntemin uluslararası çifte vergilendirmeyi ortadan kaldırması tesadüfe bağlı 
     bir şans olarakdeğerlendirilmektedir.Matrahtan İndirim YöntemiBu yöntemde, yabancı
     ülkede ödenen vergilerin dâhili vergiden değil, toplam matrahtan indirilmesiöngörülür.
     Bu durumda, yurt dışında ödenen vergiler, yurt dışındaki yatırıma ilişkin bir 
     maliyet unsurugibi indirilebilir bir gider olarak kabul edilir. Bu yolla, uluslararası
     çifte vergilendirme tamamen değilancak kısmen ortadan kaldırılabilmektedir.Mahsup
     YöntemiBu yöntemin ayırt edici yönü, ikametgâh ülkesinin, dış ülkede ödenen vergiyi
     yurt içinde ödenecekvergiden mahsup etmesidir. Bu durumda, ikametgâh ülkesi yabancı
     vergiye kendi ülkesinde ödenmiş birvergi gibi muamele yapar. Dış vergi oranı iç
     vergi oranından düşük olduğu zaman, ikametgâh ülkesine içverginin dış vergiyi 
     aşan kısmı ödenir. Dış verginin iç vergiden yüksek olması hâlinde ise ikametgâh
     ülkesiherhangi bir vergi tahsil etmez, fakat fazla kısım da iade edilmez.Türk 
     gelir vergisi sisteminde, tam yükümlülerin yurt dışında elde ettikleri kazançlar
     bakımından ortayaçıkabilecek uluslararası çifte vergilendirmenin ortadan kaldırılması
     amacıyla mahsup yöntemi kabuledilmiştir. İkametgâh esasına dayalı tam yükümlülükte
     kabul edilen mahsup yöntemi normal mahsupyöntemidir.İstisna YöntemiBu yöntemde,
     yurt dışında elde edilen gelir, ikametgâh veya kaynak ülkesinde vergiden istisnaedilmektedir.
     Burada ikametgâh ülkesi, yurt dışı gelirlerin vergilendirilmesinde kaynak ülkenin
     münhasırvergilendirme yetkisini kabul eder ve dolayısıyla mukimlerinin dünya çapındaki
     gelirlerini vergilendirmeesasından vazgeçmiş olur. Kaynak ilkesini uygulayan devletler
     bakımından ise yabancı ülkede elde edilengelir tamamen hesap dışı bırakılır.Türk
     gelir vergisi sisteminde istisna yöntemi uygulaması sınırlı bir alanda kabul görmüştür.
     Bu yöntemsadece uyrukluk esasına dayalı vergilendirmede uygulanır.Uluslararası
     YöntemlerVergi AnlaşmalarıBir uluslararası anlaşma türü olan vergi anlaşmalarının
     tanımına kaynak oluşturur: Vergi anlaşması, uluslararası hukukun kişisi olan iki
     devletin aynı gelir üzerinde kullandıkları vergilendirme yetkilerininçakışmasından
     doğan uluslararası çifte vergilendirmeyi önlemek ve ortadan kaldırmak amacıylaaralarında
     yaptıkları hukuksal bir işlemdir.Vergi Anlaşması TürleriVergi anlaşmalarının ilk
     türü kapsayıcı anlaşmalardır. Bu tür anlaşmalar, bir veya daha fazla vergiye ilişkinbütün
     durumları kapsayan, her türlü gelir ve servetten doğan çifte vergilendirmenin 
     önlenmesini konualan anlaşmalardır. Kapsayıcı anlaşmalarda, bilgi değişimi, idari
     yardımlaşma ve uluslararası vergikaçakçılığının önlenmesi gibi hükümler de yer
     alır.Vergi anlaşmalarının ikinci türü sınırlı anlaşmalardır. Bunlar, gelirin belirli
     unsurları üzerine yapılananlaşmalardır. Bu durumda gelirin tamamı değil belirli
     bir kısmı üzerindeki çifte vergilendirmeninönlenmesi amaçlanmaktadır.Uluslararası
     Çifte Vergilendirmenin Ortadan Kaldırılmasında Vergi Anlaşması ModelleriOECD Vergi
     Anlaşması ModeliUluslararası çifte vergilendirme problemi ile ilgili uluslararası
     çalışmalar, ilk kez Milletler Cemiyetitarafından 1922 yılında başlatılmış, Ekonomik
     İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ile Birleşmiş Milletlerin (BM)araştırmaları ile devam
     etmiştir.Modelin Yaklaşımı26OECD Modeli ikametgâh ilkesine dayanır. Modelde vergilendirme
     yetkisinin kullanımı ağırlıklı olarakvergi yükümlüsünün mukim olduğu devlete aittir.
     Kaynak ülkenin vergilendirme yetkisi ise vergiyükümlüsünün bu devletteki taşınmazlarından
     gelir elde etmesi veya bu devletteki faaliyetlerini bir işyeriaracılığıyla sürdürmesi
     hâllerinde kabul edilmiştir. OECD Modelinde, ikametgâh devletinin vergilendirmesiasıl,
     kaynak devletinin vergilendirmesi ise talidirModelin İçeriğiOECD Vergi Anlaşması
     Modeli 7 bölüm ve 31 maddeden oluşmaktadır.OECD Modelinde yer alan hükümlerin 
     genel içeriği aşağıdaki gibidir:1.maddede, anlaşmanın, anlaşmaya taraf olan devletlerden
     birinde veya her ikisinde mukim kişilereuygulanacağı belirtilmiştir.2.maddede,
     anlaşma kapsamına giren vergiler belirlenmektedir.3.maddede, “kişi”, “şirket”,“
     bir akit devlet işletmesi” ve “yetkili makam” gibi anlaşmada sık sıkkullanılan
     kavramların tanımlaması yapılmaktadır.4.maddede, “mukim” kavramı hükme bağlanmaktadır.
     5.maddede, işyeri tanımı yapılmaktadır.6.maddeye göre, taşınmaz gelirlerinin vergilendirilmesinde
     vergilendirme yetkisini kullanacak devlet,taşınmazların bulunduğu devlettir.7.
     maddede, ticari kazançların vergilendirilmesi8.madde, deniz, iç suyolları ve hava
     taşımacılığından doğan kazançların, işletmenin etkin yönetimmerkezinin bulunduğu
     devletçe vergilendirilmesini düzenleme altına almaktadır.9.madde bağlı işletmelerin
     vergilendirilmesi ile ilgili maddedir.10.madde temettüler (kâr payları) hakkında
     düzenleme getirmektedir.11.madde, faizlerde vergilendirme yetkisini kullanma hakkını
     faizlerin gerçek lehdarının mukimi olduğudevlete vermiştir.12.maddeye göre, bir
     akit devlette doğan ve diğer akit devlet mukimine ödenen gayri maddi hakbedelleri
     sadece hak sahiplerinin mukimi olduğu devlette vergilendirilebilir.13.madde, sermaye
     değer artış kazançları ile ilgilidir.14.madde serbest meslek kazançlarını düzenleyen
     maddedir ancak iptal edilmiştir. Bu gelirler 7.maddekapsamında değerlendirilmektedir.
     15 ile 21.maddelerde, çeşitli meslek gruplarının mukim oldukları devletin dışında
     faaliyet gösterip gelirelde etmeleri durumunda ne şekilde vergilendirme yapılacağı
     düzenlenmektedir.22.madde servete ilişkindir.23.madde, mahsup veya istisna yöntemlerini
     düzenlemektedir.24.madde ülke vatandaşları arasında yapılabilecek ayrımcılığı 
     önlemeyi amaçlamaktadır.25.madde, anlaşmaya taraf olan devletlerin anlaşmanın 
     uygulanmasından doğabilecek uyuşmazlıklarıçözümleme yöntemi hükme bağlanmaktadır.
     26.maddede bilgi alışverişi düzenlenmektedir.27.maddede, verginin tahsilinde idari
     yardımlaşma düzenlenmektedir.28.maddede, anlaşma hükümlerinin, diplomasi ve konsolosluk
     memurlarının, gerek uluslararası hukukkurallarına ve gerekse özel anlaşma hükümlerine
     göre yararlandıkları vergi ayrıcalıklarını etkilemeyeceğibelirtilmiştir.29.madde,
     anlaşmanın uygulama alanının genişletilmesi ile ilgilidir.30.madde, anlaşmanın
     yürürlük tarihine ilişkin düzenlemeyi içermektedir.31.madde, anlaşmanın hangi 
     hâllerde yürürlükten kalkacağını saptamakt27BM Vergi Anlaşması ModeliModelin YaklaşımıOECD
     Modelinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında akdedilen anlaşmalarda 
     yetersiz kalmasınedeniyle, gelişmekte olan ülkelerin çıkarlarını koruyacak şekilde
     alternatif olarak düzenlenen BMModeli, kaynak ülkenin vergilendirmesine ağırlık
     vermektedir.BM Modeline hakim olan görüşe göre, anlaşmalar, taraf devletlerin 
     hukuki ve ekonomik koşullarını gözönüne alarak anlaşmadan elde edilecek fayda 
     ile hazineye yüklenen fedakârlıkları dengelemelidir.Gerçekten, sermaye ithalatçısı
     durumunda olan ve dış ülkelerde yatırımı bulunmayan gelişmekte olanülkeler, vergi
     sistemlerini kaynak esasına dayandırır.BM Modeli, esas olarak OECD Modeli temel
     alınarak hazırlanmıştır. Bu modelin referans alınmasınınnedeni sadece en yakın
     tarihli metin olmasından değil, aynı zamanda çifte vergilendirme konusundakibütün
     deneyimin bir birikimi kabul edilmesindendir. İki Model arasındaki temel yaklaşım
     farkına rağmen,birçok noktada ortaklık da bulunur.Modelin İçeriğiBirçok hüküm 
     bakımından OECD Modeli ile aynı olan bu BM Modelinin farklı noktaları şunlardır:
 32. İşyeri kavramının tanımı, OECD Modeline nazaran kaynak ülkenin vergilendirme yetkisini
     kullanma
     hakkını arttıracak tarzda genişletilmiştir.
 33. Temettülerin vergilendirilmesiyle ilgili 10.madde OECD Modelini yansıtmaktadır.
     Vergi oranı da ikili
     görüşmelerde belirlenmeye bırakılmıştır.
 34. BM Modeli, bir akit devlette doğan ve diğer akit devlet mukimine ödenen faizin
     her iki devlet
     tarafından da vergilendirilmesini kabul etmekle beraber, kaynak
     devletinde uygulanacak azami vergioranını akit devletlerin iradesine bırakmıştır.
     Oysa OECD Modelinde bu oran %10 olarak belirlenmiş vemadde metninde yer almıştır.
 35. BM Modeli, OECD Modelinden farklı olarak gayri maddi hak bedellerine ilişkin vergilendirme
     yetkisini
     kullanma hakkını her iki devlet arasında paylaştırmıştı r.
 36. Serbest meslek kazançlarında kaynak devletinin vergilendirme yetkisini kullanmasına
     olanak tanıyan
     düzenlemeler getirilmiştir.
 37. Uluslararası taşımacılık kazançları için tercihli seçenekler sunulmuştur.
     Türk
     Vergi AnlaşmalarıTürkiye’nin Vergi Anlaşmalarına YaklaşımıTürkiye’nin taraf olduğu
     ve yürürlükte bulunan vergi anlaşmalarının sayısı 31 Aralık 2011 tarihi itibariyle73’
     tür. Türk vergi anlaşmaları, gelir ve/veya servet vergileri konusunda olup kapsayıcı
     anlaşmamahiyetindedir. Türkiye’nin sadece bir adet sınırlı anlaşması mevcut olup
     bu anlaşma hava taşımacılıkgelirlerinde karşılıklı vergi muafiyetini düzenlemektedir.
     Türkiye’nin vergi anlaşmalarına temel yaklaşımı şu şekilde ifade edilebilir: Türkiye
     ilke olarak diğerülkelerle, Türkiye’ye üstün teknoloji, sermaye ve hizmet ithalinin
     veya Türkiye’den bu ülkelere sermaye,üstün teknoloji ve hizmet ihracının mevcut
     veya böyle bir potansiyelin olması hâlinde vergi anlaşmasıyapmıştır. Türkiye’nin
     anlaşmalardan beklentisi, anlaşmayla güvence altına alınan diğer akit devletsermayesinin
     Türkiye’ye daha büyük bir öncelik vereceği düşüncesine dayanmaktadır. Türkiye,
     bu sayedehem yabancı işletmelerin doğrudan doğruya ödeyecekleri gelir ve kurumlar
     vergilerinde hem deçalıştırdıkları işçilerin ve ek kapasite yaratacakları diğer
     Türk işletmelerinin ödeyecekleri vergide artışbeklentisi içindedir. Türkiye, akdettiği
     anlaşmalarla başlangıçta katlanacağı mali fedakârlığın kısazamanda kazanca dönüşeceği
     anlayışındadır.Türk Vergi Anlaşmalarının Niteliği1982 Anayasasının 90(5).maddesine
     göre, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalarkanun hükmündedir.
     Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesinebaşvurulamaz.
     Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerar28antlaşmalarla
     kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklardamilletlerarası
     antlaşma hükümleri esas alınır”. Bu çerçevede, Türkiye’nin taraf olduğu vergi 
     anlaşmaları içhukuk bakımından birer vergi kanunu hükmünde olmakla birlikte, yürürlükteki
     vergi kanunlarına nazaranözel niteliktedir; bu nedenle vergi kanunlarına nazaran
     öncelikle uygulanırlar.NorFuLL Paylaşım Mekanı2014′
