Konuşma anında yapılan eylemler için kullanılır. Türkçedeki şimdiki zamanı karşılamaktadır.
He is writing a letter to his mother.
| Present continuous tense’in cümle yapısı | |||
| OLUMLU | OLUMSUZ | SORU | |
| uzun şekil | kısa şekil | ||
| I am playing | I am not playing | I’m not playing | Am I playing? |
| You are playing | You are not playing | You’re not playing | Are you playing? |
| He/she/it is playing | He/she/it is not playing | He/she/it’s not playing | Is he/she/it playing? |
| We are playing | We are not playing | We aren’t playing | Are we playing? |
| You are playing | You are not playing | You’re not playing | Are you playing? |
| They are playing | They are not playing | They aren’t playing | Are they playing? |
You arelearningEnglish now. (Şu anda İngilizce öğreniyorsun.)
They are reading their books. (Şu anda kitaplarını okuyorlar.)
What are you doing? (Ne yapıyorsun (şu anda?)
Why aren’t you doing your homework? (Neden ödevini yapmıyorsun?)
I am teaching English. (İngilizce öğretiyorum.)
Madonna is riding a bike. (Madonna bisiklet sürüyor.)
Isshe writinga letter now? (Şimdi o bir mektup mu yazıyor?)
Isit snowingoutside? (Dışarıda kar mı yağıyor?)
Are they surfing on the internet? (Onlar internette sörf mü yapıyorlar?)
Isn’t she writing a letter now? (Şimdi o bir mektup yazmıyor mu?)
| work | working | |
| play | playing | |
| assist | assisting | |
| bazi fiillerde, son harf tekrarlanır (vowels = a, e, i, o, u) | ||
| stop | stopping | |
| run | running | |
| begin | beginning | |
| sonu “-ie” ile biten fiillerde bu iki harf de düşer, yerine “y” eklenir. | ||
| lie | lying | |
| die | dying | |
| sonu “-e” ile biten fiillerde, son harf düşer | ||
| come | coming | |
| mistake | mistaking | |
have: sahip olmak see: görmek hear: işitmek notice: farkına varmak smell: kokusunu duymakfeel: hissetmek believe: inanmak think: zannetmek know: bilmek understand: anlamak remember: hatırlamak forget: unutmak suppose : farzetmek mean: demek istemek want: istemek wish: arzu etmek
forgive: affetmek love: sevmek hate: nefret etmek like: sevmek, hoşlanmak care: önem vermek seem: görünmek belong to: ait olmak contain: içine almak possess: sahip olmak desire: arzu etmek
She has four sisters. (Dört kız kardeşi var.)
You see a horse in the field now. Şimdi tarlada bir at görüyorsunuz.)
Do you hear the noise? (Gürültüyü işitiyor musun?)
Does she notice the missing part? (Eksik kısmın farkına varıyor mu?)
We smell something burning. (Yanan bir şey kokusu duyuyoruz.)
She feels better today. (Bugün kendisini daha iyi hissediyor.)
I don’t believeyou. (Sana inanmıyorum.)
They think we won’t keep our promise. (Bizim vaadimizi tutmayacağımızı zannediyorlar.)
I know you are in a hurry. (Acelen olduğunu biliyorum.)
The girl understandsthem now. (Kız şimdi onları anlıyor.)
I forget the new words quickly. (Yeni sözcükleri çabuk unutuyorum.)
What does this word mean? (Bu sözcük ne anlamına geliyor?)
We wish you a pleasant journey. (Size güzel bir seyahat diliyoruz.)
They forget to give us the key. (Anahtarı bize vermeyi unutuyorlar.)
They love their countries. (Ülkelerini seviyorlar.)
She likes her dog very much. (Köpeğini çok seviyor.)