İçeriğe geç

iklim elemanları sunum

iklim elemanları sunum indir

Loader Loading…
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

Yükle/Download/Herunterladen/скачать

İKLİM BİLGİSİ

Geniş bir sahada, uzun yıllar boyunca (40 – 50 yıl) devam eden atmosfer olaylarının ortalamasına iklim denir.

Yerin ve atmosferin ısı kaynağı güneştir. Atmosfer yerden yansıyan ışınlarla ısındığı için alt katları sıcak, üst katları soğuktur. Yükseldikçe sıcaklık her 200 metrede 1 derece azalır.

Sıcaklık iklim elemanları içinde en fazla etkiye sahiptir.

  • İklim elemanlarını kontrol eder; dağılış ve etkinliklerini kontrol eden elemandır.
  • Yeryüzünün ve atmosferin ısınmasında magmanın etkisi yoktur.
  • İklim elemanlarından sadece birinin bilinmesi ile bir bölgenin iklimi hakkında fikir yürütülemez.

Görsel notu: Sis Dağından Ağasar Vadisinın Sisi Görünümü.

İnsanların;

  • Yeryüzüne dağılışlarını,
  • Ekonomik faaliyetlerini,
  • Yiyecek ve giyeceklerini,
  • Fizyolojik gelişmelerini,
  • Karakterlerini,
  • Kültür faaliyetlerini etkiler.
  1. Endüstrinin dağılışını etkiler.
  2. Konut tipini ve malzemesini etkiler.
  3. Ulaşım faaliyetlerini etkiler.
  4. Turizm faaliyetlerini etkiler.
  5. Tarım faaliyetlerini etkiler.
  6. Tarım ürünleri çeşitliliğini etkiler.
  7. Toprak oluşumunu ve verimlilik derecesini etkiler.
  8. Yeryüzü şekillerinin oluşumunu etkiler.
  9. Bitki örtüsü çeşitliliğini etkiler.
  10. Göllerin oluşumunu ve göl sularının kimyasal özelliğini etkiler.
  11. Akarsu debilerini ve rejimlerini etkiler.
  12. Hayvan türleri ve dağılışını etkiler.
  13. Dış kuvvetlerin etki alanlarını ve dağılışını etkiler.
  14. Kayaların çözülme türünü belirler.
  15. Erozyonu etkiler.
  16. Kalıcı kar sınırı yükseltisini etkiler.
  17. Denizlerin tuzluluk oranlarını etkiler.

HAVA DURUMU

Dar bir sahada, kısa süre içerisinde görülen atmosfer olaylarına hava durumu denir. İklim ve hava durumunun karşılaştırılması:

  • İklim, geniş sahaları incelerken; hava durumu dar sahaları inceler.
  • İklim uzun süreli atmosfer olaylarının ortalamasını incelerken; hava durumu günlük değişken atmosfer olaylarını inceler.
  • İklimde değişkenlik az iken, hava durumunda fazladır.
  • İklim belirtilirken kurak, yağışlı, soğuk gibi ifadeler kullanılırken; hava durumunda güneşli, rüzgarlı, yağmurlu gibi ifadeler kullanılır.

Geniş sahalarda, uzun yıllar devam eden atmosfer olaylarının ortalamalarını tespit ederek iklim bölgelerini ve karakterlerini inceleyen bilim dalına klimatoloji denir. İklim bölgeleri ve karakterleri tespit edilirken iklim elemanları (sıcaklık, basınç, rüzgar, nem, yağış) ayrı ayrı ele alınarak ortalamaları incelenir.

İklim Sisteminin Temel Elemanları

METEOROLOJİ

Dar sahalarda, kısa süreli atmosfer olaylarını inceleyen bilim dalına meteoroloji denir. İklim elemanlarının günlük gösterdiği değerler belirli aralıklarla ölçülerek kayda geçirilir. Kaydedilen bu değerler bültenler halinde yayınlanır. Yayınlanan bu bültenlerden yararlanarak her gün için geçici hava haritaları çizilir. Bu haritalara sinoptik haritalar denir. Sinoptik haritalara bakılarak hava tahminleri yapılır. Hava tahmini, havanın bir gün sonra yağışlı, kurak, donlu, sisli, açık, kapalı, parçalı bulutlu, soğuk, sıcak geçeceği hususunda bilgi verir. Meteoroloji istasyonlarında iklim elemanlarına ait değerlerin ölçülerek kayda geçirilmesine rasat ya da gözlem denir.

Rasatlar Greenwich’in yerel saatine göre, Türkiye saati ile 2, 8, 14 ve 20 saatlerinde bütün Dünya’da aynı anda yapılırlar. Bunlara sinoptik rasatlar denir. 2, 8, 14 ve 20 saatlerinde ölçülen değerlerden ortalama değerler elde edilir. Bu değerlerle en düşük (minimum) ve en yüksek (maksimum) değerler tespit edilir. Bunlara uç değerler ya da ekstrem değerler denir.

Ölçüm Aletleri

  • Termometre ile sıcaklık
  • Barometre ile basınç
  • Higrometre ile nem
  • Evaporimetre ile buharlaşma
  • Anemometre ile rüzgar
  • Plüviyometre ile yağış
  • Nefometre ile bulutluluk

SİNOPTİK ve KLİMATOLOJİK

Meteorolojide SİNOPTİK ve KLİMATOLOJİK olmak üzere iki çeşit yer gözlemi yapılmaktadır. Hava tahmininde kullanılan gözlemler sinoptik gözlemlerdir. Sinoptik gözlemler bütün dünyada meteoroloji istasyonlarında GMT saatine göre aynı anda yapılır. Bu saate göre, İngiltere’deki Greenwich’ten geçen boylam derecesi başlangıç kabul edilir ve bu başlangıç boylamında 12.00 GMT’de yapılan bir sinoptik rasat mahalli olarak Türkiye’de öğleden sonra 15.00’de, Hindistan’da akşam 18.00’de, Avustralya’da gece 22.00’de ve Orta Amerika’da ise sabah 05.00’de yapılır. Bu gözlemlerin hepsi de 12.00 GMT gözlemi olarak isimlendirilir.

Sinoptik gözlemler GMT saati ile ve üçer saatlik aralıklarla günde 8 defa yapılır. 00.00, 06.00, 12.00, 18.00 GMT’de yapılan gözlemler Ana Sinoptik; 03.00, 09.00, 15.00, 21.00 GMT’de yapılan gözlemler de Ara Sinoptik Gözlem olarak isimlendirilir.

Sinoptik istasyon bir havaalanında bulunuyorsa, burada ayrıca havacılıkla ilgili olarak METAR veya AERO gözlemleri de yapılır.

Yer gözlemlerinde;

  • Rüzgar yönü, hızı ve hamlesi
  • Hava sıcaklığı
  • İşba sıcaklığı, ıslak termometre sıcaklığı, nisbi nem ve su buharı basıncı
  • Toprak üstü minimum sıcaklığı
  • Hava basıncı; aktüel basınç, deniz seviyesine indirgenmiş basınç ve tandans durumu ile miktarı
  • Hava hadiseleri; halihazır ve geçmiş hava
  • Yatay görüş uzaklığı
  • Bulutluluk; kapalılık miktarları, cinsleri ve taban yükseklikleri
  • Yerin hali, toplam ve taze kar kalınlığı
  • Günlük buharlaşma, güneşlenme ve radyasyon miktarları
  • Yağış miktarı ve günlük toplam yağış miktarı
  • Denizin hali ve denize doğru görüş uzaklığı
  • Deniz suyu sıcaklığı
  • Ölçülen bu değerler kodlanarak milli meteoroloji merkezlerine, buradan da uluslararası toplama merkezlerine gönderilir. Uluslararası merkezde toplanan bilgiler tekrar bütün ülkelere dağıtılır.

Klimatolojik Gözlemler

Yerel saat dikkate alınarak yapılan gözlemlerdir. Örneğin, Türkiye’de herhangi bir meteoroloji istasyonunun yerel saatinin 7.00, 14.00 ve 21.00 olduğu anlarda yapılır. Ancak her atmosfer olayının farklı gözlem saatleri olabilir. Örneğin, değişen rüzgâr yön ve hızlarının her an kaydedilmesi, yağış miktarının günde bir defa ölçülmesi ve hava basıncının 3 saat ara ile ölçümünün yapılması gibi. Bu gözlemler, coğrafya için daha çok önemlidir.

Fenolojik Gözlemler

Kültür bitkilerinin yaşam dönemlerini tespit etmek için yapılan rasatlardır. Bu tür gözlemler, bitkilerin çimlenme, çiçek açma, meyve verme ve olgunlaşma tarihleri kaydedilerek yapılır.

Atmosfer ve Özellikleri

Dünya’yı gazlardan meydana gelen bir geosfer (tabaka) kuşatır. Buna atmosfer denir.

Atmosfer, yerçekimi etkisiyle iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunların yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.

Görsel başlığı: Atmosferin (fiziksel-kimyasal özelliklerine göre) katları.

Troposfer

Atmosferin, yeryüzüne temas eden, alt bölümüdür. Tüm gazların %75’inin bulunduğu bu katmanda yoğunluk en fazladır. Troposfer, yerden havaya yansıyan ışınlarla alttan yukarıya doğru ısınır. Bu nedenle alt kısımları daha sıcaktır. Yerden yükseldikçe sıcaklık her 100 m’de yaklaşık 0,5°C azalır. Su buharının tamamı troposferde bulunduğu için tüm meteorolojik olaylar burada oluşur. Güçlü yatay ve dikey hava hareketleri görülür. Yerden yüksekliği 6 – 16 km arasında değişir.

İklim olayları Troposfer’in 3 – 4 km’lik kısmında meydana gelir. Çünkü iklim olaylarında çok etkili olan su buharı Troposfer’in 3 – 4 km’lik kısmında bulunur. Troposfer daha çok yerden yansıyan ışınlarla ısınır.

Atmosfer’deki gazların %75’i Troposfer katında bulunmaktadır. Troposfer’deki gazların oranı şöyledir:

  • Azot: %78
  • Oksijen: %21
  • Diğer gazlar: %1 (Karbondioksit, ozon, neon, vb.)

Troposfer içerisinde yükseldikçe gazların oranı değişmediği halde miktarları azalmaktadır. Buna bağlı olarak yoğunluk da azalır.

Stratosfer

Troposferin üstündeki katmandır. Yatay hava hareketleri görülür. Su buharı hemen hemen hiç bulunmadığı için dikey hava hareketleri oluşamaz. Bu nedenle sıcaklık dağılışı oldukça düzgündür. Sıcaklık her yerde yaklaşık -50°C’dir. Üst sınırı yerden 25 – 30 km yüksekliktedir.

Şemosfer

Stratosfer ile İyonosfer arasındaki katmandır. Stratosfer ile Şemosfer arasındaki 19-45 km’ler arasında oksijen azot haline gelerek ultraviyole ışınlarını tutar. Üst sınırı yerden 80-90 km yüksekliktedir.

İyonosfer

Mor ötesi (ultraviyole) ışınlarının, molekülleri parçalayarak iyonlar haline getirdiği katmandır. Yerçekimi azaldığı için iklim üzerinde belirgin bir etkisi yoktur. Radyo dalgalarını yansıtır. Üst sınırı yerden 250 – 300 km yüksekliktedir.

Eksosfer (Jeokronyum)

En üst tabakadır. Yerçekimi çok azaldığından gazlar çok seyrektir. Hidrojen ve helyum gibi hafif gazlar bulunur. Atmosfer ile uzay arasında geçiş alanıdır. Kesin sınırı bilinmemekle birlikte üst sınırının yerden yaklaşık 10.000 km yükseklikte olduğu kabul edilmiştir.

Atmosfer’in Faydaları

  • İklim olayları meydana gelir.
  • Canlı yaşamı için gerekli gazları ihtiva eder.
  • Güneş’ten gelen zararlı ışınları tutar.
  • Dünya’nın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller.
  • Dünya ile birlikte dönerek sürtünmeden doğacak yanmayı engeller.
  • Uzaydan gelen meteorların parçalanmasına neden olur.
  • Güneş ışınlarının dağılmasını sağlayarak gölgede kalan kısımların da aydınlanmasını sağlar; gölgelerin tam karanlık olmasını önler.
  • Işığı, sesi, sıcaklığı geçirir ve iletilmesini sağlar.
  • Hava akımları sayesinde gündüz olan kesimlerin aşırı sıcak, gece olan kesimlerin de aşırı soğuk olmasını engeller.

ATMOSFERİN YAPISI

Atmosferin yapısı, rengi, sıcaklığı, basıncı, canlı yaşamına uygunluğu atmosferin önemli özelliklerindendir.

  1. ATMOSFERİN YAPISI: Atmosfer çeşitli gazlardan oluşmuştur. Atmosferde %78 azot, %21 oksijen, %1 su buharı, karbondioksit vb. gazlar vardır.
  2. ATMOSFERİN RENGİ: Atmosfer saydam ve renksizdir. Ancak Güneş ve yıldızlardan gelen mavi renkli ışınları tutup dağıtarak mavi görünür.
  3. ATMOSFERİN SAYDAMLIĞI: Atmosferdeki gazlar ışığı geçirdiğinden atmosfer saydam görünümlüdür. Ancak ışığı tutan sis, pus ve toz saydamlığı azaltır.
  4. ATMOSFERİN SICAKLIĞI: Atmosferdeki gazlar, özellikle su buharı, güneşten gelen ve yerden yansıyan ışınları tutarak ısınır. Atmosfer, Güneş’ten gelen ısıyı tutarak yerin fazla ısınmasını önler; yerden yansıyan ısıyı tutarak fazla soğumayı önler. Böylece atmosfer ısıyı canlıların yaşamına uygun hale getirir. Ayrıca çok ısınan bölgelerin ısısını az ısınan bölgelere dağıtarak Dünya’da ısı dengesini kurmaya çalışır.

ENLER – YAĞIŞI EN BOL OLAN İKLİM

Yağmurlu gün sayısı en fazla olduğu dünyanın en yağışlı bölgesi Hawaii’deki Kauai adasındaki Waiale-ale Dağıdır. Bu bölgeye her yıl 350 gün boyunca yağmur yağar. Yıllık ortalama yağış miktarı 11.455 mm’dir.

En uzun kuraklığın görüldüğü yer Şili’de Atakama Çölü’ndeki Kalama bölgesidir. Burası aynı zamanda dünyanın en kurak bölgesidir. Bölgeye 1971 yılına kadar 400 yıl hiç yağmur yağmadığı söylenmektedir.

Şu ana kadar kaydedilen en yüksek hava basıncı Sibirya’da bulunan Agata’da kaydedilmiştir. Burada hava basıncı deniz seviyesinde 1083.8 mb olarak ölçülmüştür.

En düşük hava basıncı ise 870 mb olarak 1979’da Büyük Okyanus’un üzerinde görülen Tip adlı kasırganın merkezinde ölçülmüştür. 450 km/saat olarak ölçülen en hızlı yüzey rüzgarı ABD’nin Teksas eyaletinde görülen bir hortum sırasında oluşmuştur.

Birleşmiş Milletlere bağlı Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO)’nün verilerine göre dünyada bugüne kadar yıllık en düşük sıcaklık -89,2 derece ile Antarktika’nın Vostok bölgesinde ölçülmüştür. En yüksek sıcaklık ise 13 Eylül 1922’de 57 derece ile Libya / El Azizia’da meydana geldi. (Meteoroloji uzmanları sıcaklıkları hep gölgede ölçerler.)

TÜRKİYE’DE ENLER

Yetkililerden edinilen bilgilere göre; Türkiye’de bugüne kadar yıllık yağış miktarı en çok 1931 senesinde (4045,3 mm) ile Rize’de meydana geldi. En yüksek kar kalınlığı ise 5 metre 25 cm ile 1954’ün Şubat’ında Bitlis’te kaydedildi.

En düşük sıcaklık eksi 45,6 derece ile 20 Ocak 1972’de Ağrı’da; en yüksek sıcaklık ise 19 Temmuz 1973 tarihinde 48,5 derece ile Dalaman’da yaşandı.

İKLİM ELEMANLARI

  1. Sıcaklık
  2. Basınç
  3. Rüzgarlar
  4. Nem
  5. Yağış

Sıcaklığın yeryüzüne dağılışını etkileyen faktörler

  • Dünya’nın şekli ve enlem
  • Yaşanan mevsim
  • Bakı
  • Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yol
  • Güneşlenme süresi
  • Yükselti
  • Kara ve denizlerin dağılışı
  • Nem miktarı
  • Okyanus akıntıları
  • Toprak nemi ve taşların cinsi
  • Bitki örtüsü
  • Kar örtüsü

1. Güneş ışınlarının yeryüzüne düşme açısı

Yeryüzünde sıcaklık dağılışını etkileyen en önemli faktördür. Güneş ışınları bir yere ne kadar dik düşerse, orası o kadar fazla ısınır. Düşme açısı küçüldükçe ısınma azalır.

Görsel açıklaması: Her ikisi 1’er cm²’lik yüzeye sahip iki ışın demetinin yere dikey ve yatay düşmesi, güneş ışınlarının geliş açısının zeminin güneşlenme şiddetine etkisine iyi bir örnek gösterir. A demeti a karesinde yoğunlaşırken, B demeti b dikdörtgenine yayılmaktadır. Bu durum yüksek enlemlerde (Dönenceler arası) ve dağların Güneş’e dönük yamaçlarında sıcaklığın neden daha yüksek olduğunu açık bir şekilde göstermektedir.

Bakı ve eğim, güneş ışınlarının geliş açısını etkiler. Yukarıda Kuzey Yarım Küre’de 21 Haziran ve 21 Aralık tarihlerinde güneş ışınlarının geliş açısı gösterilmiştir.

Güneş Işınlarının Düşme Açısını Belirleyen Etkenler

a. Dünya’nın şekli ve enlem: Dünya’nın şekline bağlı olarak, Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe güneş ışınlarının yere düşme açıları küçülür. Bunun sonucunda da Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır.

Görsel açıklaması: Enlemlere göre güneş ışınlarının yere düşme açısı. Ekvator’dan uzaklaştıkça ışınlar yere daha yatık açıyla düşmektedir.

  • Kutuplara yakın yerden gelen okyanus akıntıları soğuk iken, Ekvator’a yakın yerden gelenler sıcak su akıntısı şeklindedir.
  • Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
  • Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı kutuplara doğru azalır.
  • Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
  • Bitki örtüsü aralıksız kuşaklar oluşturur.

b. Yaşanan Mevsim: Dünya’nın eksen eğikliği ve yıllık hareketine bağlı olarak güneş ışınlarının düşme açısı yıl boyunca değişir. Buna göre Kuzey Yarımküre, yaz mevsiminde güneş ışınlarını daha dik, kışın daha eğik alır. Güneş ışınlarının ufukla yaptığı açı yıl boyunca değişmektedir.

Görsel açıklaması: Orta enlemlerde öğle vakti Güneş’in mevsimlere göre ufuk düzlemi üzerindeki konumu. Yer ekseninin eğik olmasına bağlı olarak, Dünya’nın yıllık hareketiyle, güneşin ufuk üzerinde yükselmesi ve güneş ışınlarının yere düşme açısı yıl içerisinde değişir.

Görsel açıklaması: Yer ekseninin eğik olmasına bağlı olarak, her yarım küre aynı miktarda güneş enerjisi almaz. Yukarıdaki şekilde Kuzey Yarım Küre 21 Haziran’da güneş enerjisinin 7/10’unu alırken, Güney Yarımküre 3/10’unu alır. 21 Aralık’ta her iki yarım kürede bu durumun tersi yaşanır. Bu durum iki yarım kürede aynı anda farklı sıcaklık ve mevsim şartlarının yaşanmasını açık bir şekilde göstermektedir.

Günün saati: Güneş ışınlarının düşme açısı günün saatine göre değişir. Sabah ve akşam saatlerinde ışınlar yatık düşer ve atmosferde daha uzun yol (tutulma fazla) geçerek gelirler. Bu yüzden bu saatlerde sıcaklık azdır. Öğle saatlerinde ışınlar dik düşer ve atmosferde daha kısa yol izleyerek gelir; sıcaklık yüksektir. Ancak en yüksek sıcaklık Güneş ışınlarının en dik geldiği 12’de ölçülmez. En yüksek sıcaklık enerji birikiminin en yüksek olduğu öğleden sonra (13 – 14) ölçülür. En düşük sıcaklık ise sıcaklık kaybının en fazla olduğu an olan Güneş’in doğuş anıdır (05-06). Çünkü gün boyunca ısınan yeryüzü gece boyunca sıcaklık kaybeder.

Görsel açıklaması: Dünyanın ekseni etrafındaki hareketine bağlı olarak, gün içinde Güneş’in ufuk üzerindeki görünümü ve güneş ışınlarının yere düşme açısı değişir.

Görsel açıklaması: Güneyden kuzeye doğru sırasıyla Kızıldeniz’den Akdeniz’e, Karadeniz’e, Baltık Denizi’ne ve Arktik Deniz’e doğru tuzluluk oranı azalır.

  • Kutuplara yakın yerden gelen okyanus akıntıları soğuk iken, Ekvator’a yakın yerden gelenler sıcak su akıntısı şeklindedir.
  • Denizlerin sıcaklığı ve tuzluluğu kutuplara doğru azalır.
  • Tarımın yükselti sınırı, Toktağan kar sınırı (Daimi kar sınırı), Orman üst sınırı kutuplara doğru azalır.
  • Akarsuların donma süresi kutuplara doğru uzar.
  • Bitki örtüsü aralıksız kuşaklar oluşturur.

Güneş’e dönük olan yamaçlarda:

  • Sıcaklık daha fazladır.
  • Güneş ışınları daha dik açıyla gelir.
  • Güneşlenme süresi daha uzun olur.
  • Orman sınırı daha yüksek olur.
  • Kalıcı karlar daha yükseklerde bulunur.
  • Aynı tür bitkilerde olgunlaşma süresi daha kısadır.
  • Buharlaşma çoktur ve tarım ürünlerinin su ihtiyacı daha fazla olur.

Görsel açıklaması: Yer şekillerinin eğiminden dolayı bakının etkisiyle, Dünya’nın şekline bağlı olarak, Kuzey Yarım Küre’de güneye bakan; Güney Yarım Küre’de ise kuzeye bakan yamaçlar daha çok ısınır.

2. Güneş ışınlarının atmosferde katettiği yol

  • a) Güneş ışınlarının atmosferde aldığı yol uzadıkça enerji kaybı o oranda artar. Dik açı ile gelen ışınlar daha kısa bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha az kayba uğrar (Ekvator çevresi gibi).
  • b) Dar açı ile gelen ışınlar ise daha uzun bir yoldan yeryüzüne ulaşır ve daha fazla kayba uğrar (Kutup çevreleri gibi).
  • c) Günün Saati: Dünya’nın günlük hareketine bağlı olarak, güneş ışınlarının bir noktaya geliş açısı gün boyunca değişme gösterir. Güneş ışınları sabah ve akşam eğik açıyla, öğle vakti ise gelebileceği en dik açı ile gelir.
  • d) Bakı ve eğim: Güneş ışınlarının düşme açısı, yer şekillerinin Güneş’e bakma durumuna göre (bakıya göre) ve yer şekillerinin eğimine göre değişir.

Görsel açıklaması: Bir ışık demeti dik geldiği yüzeyde (A) dar; yatık geldiği yüzeyde (B) geniş alana yayılır. Bunun yanında dik açıyla gelen güneş ışınları atmosferde az yol (a) alırken, yatay ışınlar daha uzun yol (b) alır.

3. Güneşlenme Süresi

Güneşlenme süresi arttıkça sıcaklık artar. Yaz aylarında güneşlenme süresi fazla olduğundan sıcaklık değerleri yüksektir. Yine gün içinde en yüksek sıcaklıkların tam öğle vakti değil, öğleden birkaç saat sonra olması güneşlenme süresi ile ilgilidir. Geceleri ise Güneş’ten enerji alınmadığı için soğuma görülür. Bu sebeple günün en soğuk anı, sabah Güneş doğmadan önceki andır.

Kutuplarda güneşlenme süresi uzun olmasına rağmen sıcaklık değerleri 0°C’nin üzerine çıkamaz. Çünkü güneş ışınları çok dar açıyla gelir.

Albedo

Dünya güneşten gelen enerjiden tam olarak yararlanamaz. Bu enerjinin %33’ü bulutlardan ve atmosferden uzaya geri yansır. Buna albedo denir; geri kalan enerji ise yer atmosferinin ısıtılmasına ve aydınlatılmasına yarar.

Görsel etiketleri: UZAY, %25 Yansıma, %8 Işıma, %9, %15 Emülme, %25 Dağılma, YERYÜZÜ %27, %16.

Güneş sabitesi

Güneş sabitesi dünyanın güneşe yaklaşıp uzaklaşmasıyla değişir. Dünya güneşe en yakın olduğu 3 Ocak günü güneş sabitesi artar, en uzak olduğu 4 Temmuz tarihinde güneş sabitesi azalır. Yeryüzüne güneşten gelen enerji solar konstant ile belirlenir. Atmosferin üst sınırında 1 cm²’ye dakikada gelen kalori miktarına solar konstant yani güneş sabitesi denir.

4. Yükselti

Troposfer katında, yerden yükseldikçe sıcaklık değerleri her 100 m’de 0,5 °C azalırken, alçaldıkça her 100 m’de 0,5°C artar. Bunun iki nedeni vardır:

  • Troposfer’in yerden geriye yansıyan ışınlarla ısınması,
  • Havada ısıyı tutan nemin yeryüzüne yakın yerlerde yoğunluğunun fazla olmasıdır.

Yükseltinin sıcaklık üzerindeki etkisine şu örnekler verilebilir:

  • Yükseltiden dolayı sıcaklık azaldığı için tarım ürünlerinin olgunlaşması da gecikir.
  • Bir dağ yamacında yükselen hava kütlesi yağış bırakır.
  • Yükseldikçe sıcaklık azalmasına bağlı olarak bitki örtüsü, geniş yapraklı orman, karışık orman, iğne yapraklı orman ve dağ çayırları şeklinde sıralama gösterir.
  • Aynı enlemde farklı yükseltiye sahip kentlerde sıcaklık değerleri de farklıdır.

Sıcaklık Terselmesi (Inversion)

Kışın soğuk ve durgun havalarda soğuk hava çökerek zemine yerleşir. Sıcak hava da onun üzerinde yükselir. Böylece yükseldikçe sıcaklık azalacağı yerde artar. Buna sıcaklık terselmesi denir. Bu olay kışın şehirlerde hava kirliliğini daha da artırır.

5. Kara ve Denizlerin Dağılışı

Aynı miktarda güneş enerjisi alan karalar ve denizler aynı derecede ısınmazlar. Karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk ısınırken, denizler daha az ve geç ısınırlar. Yine karalar denizlere oranla daha fazla ve çabuk soğurken, denizler daha az ve geç soğurlar. Bu durumun iki temel sebebi vardır:

  • Kara ve denizlerin ısınma ısılarının farklı olması
  • Karaların katı, denizlerin ise sıvı ve hareketli bir yapıya sahip olması

Denizler karalara oranla geç ısınıp geç soğuduğu için, karasal iklimlerde en sıcak ay Temmuz, en soğuk ay Ocak iken; denizel iklimlerde en sıcak ay Ağustos, en soğuk ay Şubat’tır.

6. Nem Miktarı

Görsel açıklaması: Gökyüzünün açık olduğu, bulutsuz kış gecelerinde, yerden ışımayla enerji kaybı fazla olur.

Nem, bir yerin fazla ısınması ve soğumasını önler. Sıcaklık farkını azaltır. Güneş ışınlarının dik ve dike yakın geldiği Ekvator çevresi Dünya’nın en sıcak yerleri olması gerekirken, nemin fazlalığından dolayı olmamıştır. Dünya’nın en sıcak yerleri ise Dönenceler civarı (Tropikal çöller) olmuştur.

Kış mevsiminde, havanın bulutlu olduğu günlerde ısı kaybı azaldığından sıcaklık değerleri yüksektir. Havanın bulutsuz olduğu günlerde ise ısı kaybı daha fazla olduğundan sıcaklık değerleri düşüktür. Kuru ve ayaz bir hava yaşanır. Nemin fazla olduğu deniz yüzeylerinde, vadilerde ve alçak ovalarda nemin fazlalığından dolayı sıcaklık kaybı az iken, dağ zirvelerinde nemin azlığından dolayı sıcaklık kaybı fazladır.

Deniz Akıntıları

Ekvator’dan kutuplara giden akıntılar sıcaklığı arttırırken, kutuplardan gelenler sıcaklığı azaltırlar. Akıntılar sayesinde kıtaların 50-70 derece enlemleri arasındaki batı kıyıları doğu kıyılarından sıcaktır. Akıntılar sıcaklık kuşaklarının genişliğini etkilediği için sıcaklık kuşaklarının genişliği enleme uymaz.

  • Muson rüzgarları ve sürekli rüzgarların etkisiyle okyanuslarda meydana gelen hareketlerdir.
  • Okyanus akıntılarının karşılaşma alanlarında balıkçılık çok gelişmiştir. Sebebi; balıklar için önemli besin kaynağı olan planktonların çok fazla olmasıdır. Ayrıca sis olayı da fazla olur.
  • Akıntılar geldikleri bölgelerin sıcaklık değerlerini gittikleri yerlere götürürler.

Termik Ekvatorun yer Ekvator’undan sapmalar göstermesinin nedenlerinden biri okyanus akıntılarıdır.

Sıcak su akıntıları: Gulfstream, Alaska, Brezilya, Kroşiva, Ekvator
Soğuk su akıntıları: Labrada, Kuzey Yarım Kaliforniya, Humboldt, Benguela, Oyoşivo

Görsel açıklaması: Kuzey Yarım Küre Sıcaklığı Azaltır, Sıcaklığı Arttırır; Güney Yarım Küre Sıcaklığı Azaltır, Sıcaklığı Arttırır.

Nemli topraklar

Nemli topraklar daha geç ısınır. Suyun özgün ısısından dolayı. Nemli topraklar aşırı derecede ısınmaz. Taşın yüzeyinin parlak veya pürüzlü oluşu ısınma ve soğumayı etkilemektedir.

Bitki örtüsü

Toprak örtüsü üzerinde koruyucu bir etki yapar. Gündüzleri aşırı ısınma, geceleri ışıma ile enerji kaybını önleyerek aşırı soğumayı engeller.

Kar örtüsü

Kar örtüsü parlak ve beyaz olduğundan güneş ışınlarının önemli bir kısmını yansıtır. Toprakta ise ışıma ile kayıp önlenir.

Sıcaklığın yeryüzüne dağılışı izoterm adı verilen eş sıcaklık eğrileri ile gösterilir. Sıcaklık haritalarına ise izoterm haritaları denir.

  • a) GERÇEK İZOTERM HARİTALARI: Yükseltinin etkisi dikkate alınarak çizilen sıcaklık haritalarıdır.
  • b) İNDİRGENMİŞ İZOTERM HARİTALARI: Her yer deniz seviyesinde kabul edilir. Yükseltinin etkisi ortadan kaldırılmıştır.

NOT: Bir yerin gerçek sıcaklığı ile indirgenmiş sıcaklığı arasında fark fazla ise o yerin yükseltisi fazladır. Fark az ise yükselti de azdır.

Meridyenlerin en sıcak noktalarının birleştirilmesiyle elde edilen çizgidir. Yer Ekvatoruna göre Termik Ekvator Çizgisi sapmalar gösterir. Bunun sebebi; okyanus akıntıları ve karasallıktır. Her yerin gerçek sıcaklığına, yükseltiden dolayı kaybettiği sıcaklığın eklenmesiyle indirgenmiş sıcaklık bulunur. Örneğin, 1000 m yükseklikteki bir yerin gerçek sıcaklığı 16°C ise, buranın indirgenmiş sıcaklığı…

Dünya üzerinde sıcaklık dağılışını incelemek için daha çok yıllık ortalama sıcaklık dağılım haritası ya da ekstrem ayları (en soğuk ve en sıcak) temsil eden Ocak ve Temmuz izoterm haritaları kullanılır.

Dünya Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

Yeryüzünde üç farklı sıcaklık kuşağı oluşmuştur:

  • Sıcak Kuşak: Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin üzerindedir.
  • Ilıman Kuşak: Yıllık ortalama sıcaklık 20°C’nin altındadır. Ancak en soğuk ay ortalaması 10°C’nin üzerindedir.
  • Soğuk Kuşak: Bu kuşakta en sıcak ayın ortalaması dahi 10°C’nin altındadır.

Görsel etiketleri: 90°, Soğuk, 68°30′, Ilıman Kuşak, 30°30′, Sıcak Kuşak, 0°, 27°, Ilıman Kuşak, 48°, Soğuk, 90°.

Genel olarak (Dünya’nın şekli sonucu)

  • Ekvator’dan kutuplara gidildikçe sıcaklık azalır. Ancak en yüksek sıcaklıklara dönenceler çevresinde rastlanmaktadır.
  • Kuzey Yarımküre, Güney Yarımküre’den daha sıcaktır. Çünkü Kuzey Yarımküre’de karalar, Güney Yarımküre’de denizler daha fazla yer kaplar.
  • Kuzey Yarımküre’de, yüksek enlemlerdeki karaların batı kıyıları, doğu kıyılarına göre daha sıcaktır. Sebebi, sıcak okyanus akıntılarıdır (Gulf-stream, Alaska, vb.).
  • Kuzey Yarımküre’deki sıcaklık farkları Güney Yarımküre’den daha fazladır. Sebebi, kara-deniz dağılışıdır.
  • Termik Ekvator ortalama 8° kuzeye kaymıştır. Sebebi, kuzeyde karaların fazla olması ve sıcak okyanus akıntılarının etkisidir.

Dünya’da Sıcaklığın Dağılışı

Sıcaklığın yeryüzündeki coğrafi dağılışını ve bu dağılışın nedenlerini yıllık ortalama izoterm haritaları yardımıyla incelemek mümkündür. Aylık ortalama izoterm haritaları ise sıcaklığın aylar arasındaki değişimi hakkında bilgi verir.

Dünya Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı

Kuzey Yarım Küre’de Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı:

  • Ocak ayı kış mevsimine rastlar.
  • En düşük sıcaklıklar Kuzeydoğu Sibirya ve Kanada’da görülür. Buralardaki sıcaklık değerleri yıl boyunca -20°C’nin altındadır.
  • Yüksek sıcaklıklar Ekvator ile Yengeç Dönencesi arasında, denizler üzerinde görülür.
  • İzoterm eğrileri karalar üzerinde güneye, denizler üzerinde kuzeye doğru sapma gösterir. Bu durum, karaların denizlerden daha soğuk olduğunun kanıtıdır.

Güney Yarım Küre’de Ocak Ayı Sıcaklık Dağılışı:

  • Ocak ayı yaz mevsimine rastlar.
  • En soğuk yer Güney Kutbu’dur.
  • En yüksek sıcaklıklar Güney Afrika’da Kalahari Çölü’nde, Güney Amerika’da Patagonya Çölü’nde ve Kuzey Avustralya’da görülür.
  • İzoterm eğrileri karalar üzerinde güneye, denizler üzerinde kuzeye doğru sapma gösterir.
  • 50–60° güney enlemleri arasında karaların az yer kaplaması nedeniyle izotermler oldukça düzgün uzanır.

Sonuçlar:

  • Kuzey Yarım Küre’de izotermlerin gidişi enlemlere uyum sağlamaz. Çünkü bu yarım kürede karalar geniş yer kaplar.
  • Güney Yarım Küre’de izotermlerin gidişi daha düzenlidir. Çünkü bu yarım kürede karalar daha az yer kaplar.
  • Her iki yarım kürede okyanus akıntıları, izotermlerin enlemlerden sapmasına neden olur.

Dünya Yıllık Ortalama Sıcaklık Dağılışı

  • Sıcaklık Ekvator’dan kutuplara doğru azalır.
  • En düşük sıcaklıklar kutup bölgelerindeki karalar üzerindedir.
  • Alçak enlemlerde karalar denizlerden, yüksek enlemlerde denizler karalardan daha sıcaktır.
  • 0° – 45° Kuzey enlemleri arasında sıcaklık değerleri, karaların geniş yer kaplaması nedeniyle Güney Yarım Küre’ye göre yüksektir. 45° Güney enleminden sonra Güney Yarım Küre, Kuzey Yarım Küre’den daha sıcaktır.
  • Termik ekvator, Avustralya çevresi dışında Güney Yarım Küre’ye inmez. Çünkü bu yarım kürede soğuk su akıntıları daha etkilidir.
  • Kuzey Yarım Küre’de ılıman kuşak okyanuslarının doğu kıyıları batı kıyılarından daha sıcaktır.

Dünya Yıllık Sıcaklık Farkı:

  • En düşük sıcaklık farkı enlemin etkisine bağlı olarak Ekvator çevresinde görülür.
  • En yüksek sıcaklık farkı 65°C ile Sibirya’da görülür.
  • Kanada’nın kuzeyinde ise 45°C’ye ulaşan sıcaklık farkına rastlanır.
  • Aynı enlemlerde bulunmalarına karşı Sibirya’da yıllık sıcaklık farkı Kanada’dakinden daha yüksektir. Çünkü Sibirya’da karasallığın etkisi daha belirgindir.
  • Ilıman kuşak okyanusların batı kıyılarında sıcaklık farkları soğuk su akıntılarının etkisiyle daha yüksektir.

Dünya Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı

Kuzey Yarım Küre’de Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı:

  • Temmuz ayı yaz mevsimine rastlar.
  • Sıcaklık değerleri yüksektir. Çünkü karalar bu yarım kürede geniş yer kaplar.
  • En sıcak yerler, 15. ve 40. paraleller arasındaki karalar üzerindedir.
  • İzoterm eğrileri karalar üzerinde kuzeye, denizler üzerinde güneye doğru sapma gösterir.
  • 0°C izoterm eğrisi, Grönland’ın kuzeyi ve kutup çevresinden geçer.

Güney Yarım Küre’de Temmuz Ayı Sıcaklık Dağılışı:

  • Temmuz ayı kış mevsimine rastlar.
  • Antarktika Kıtası -10°C izoterm eğrisi ile çevrelenmiştir.
  • 50° – 60° enlemleri arasından geçen 0°C izoterm eğrisi oldukça düzgün uzanışlıdır.
  • İzoterm eğrileri, karalar üzerinde Ekvator’a, denizler üzerinde güneye doğru sapma gösterir.

Sonuçlar:

  • Kuzey Yarım Küre’de izotermlerin gidişi enlemlere uyum sağlamaz. Çünkü bu yarım kürede karalar geniş yer kaplar.
  • Güney Yarım Küre’de izotermlerin gidişi daha düzenlidir. Çünkü bu yarım kürede karalar daha az yer kaplar.
  • Okyanus akıntıları, izotermlerin enlemlerden sapmasına neden olur.

Yıllık Sıcaklık Farkları

En sıcak ve en soğuk ayların ortalama sıcaklık dereceleri arasındaki farka yıllık sıcaklık farkı denir. İzoterm amplitüd haritası:

  • a) En yüksek sıcaklık farkı, dönenceler çevresinde, orta kuşak karalarının iç kesimlerinde ve çöllerde görülür.
  • b) En düşük sıcaklık farkı Ekvator çevresinde ve okyanuslarda görülür.
  • c) Ekvator çevresinde ve denizel etkilere açık yerlerde sıcaklık farkları azalır. Orta kuşakta karaların batı kıyılarında yıllık fark az, doğu kıyılarında fazladır.

Kıtalara Göre Kaydedilen En Yüksek Sıcaklıklar

KıtaSıcaklıkYerTarih
Afrika57El Aziziye13-Eyl-22
Kuzey Amerika56.6Death Valley, CA01-Tem-13
Asya53.8Tirat Tsvi, İsrail21-Haz-42
Avustralya53.3Cloncurry, Queensland16 Ocak 1889
Avrupa50Seville, İspanya4 Ağustos 1881
Güney Amerika48.8Rivadavia, Arjantin11-Ara-05
Okyanusya42.2Tuguegarao, Filipinler29-Nis-12
Antarktika15Vanda Station, Scott Coast05-Oca-74

Kıtalara Göre Kaydedilen En Düşük Sıcaklıklar

KıtaSıcaklık
Antarktika-89.2
Asya-67.7
Grönland-66
Kuzey Amerika-62.7
Avrupa-55
Güney Amerika-32.7
Afrika-23.8
Avustralya-23

Türkiye’de Kaydedilen En Düşük ve En Yüksek Değerler

  • En Yüksek Sıcaklık: 48.8°C Mardin-Kocatepe, 14 Ağustos 1993
  • En Düşük Sıcaklık: -46.4°C Van-Çaldıran, 9 Ocak 1990
  • En Yüksek Yıllık Ortalama Sıcaklık: 21.3°C Hatay-İskenderun, 1962
  • En Düşük Yıllık Ortalama Sıcaklık: 1.8°C Sarıkamış, 1972
  • Yıllık En Yüksek Toplam Yağış: 4045.3 mm Rize, 1931
  • Yıllık En Düşük Toplam Yağış: 114.5 mm Iğdır, 1970
  • Günlük En Yüksek Yağış: 469.9 mm Kemer, 11 Aralık 1971
  • En Yüksek Kar Kalınlığı: 525 cm Bitlis, Şubat 1954
  • En Yüksek Basınç: 1045.2 mb Zonguldak-Ereğli, 1 Ocak 1973
  • En Düşük Basınç: 747.2 mb Van-Başkale, 21 Şubat 2001
  • En Yüksek Rüzgar Hızı: 48.9 m/s Tokat, 1 Ocak 1978

BASINÇ ve Basınca Etki Eden Faktörler

Atmosferi oluşturan gazların yeryüzüne yaptığı etkiye basınç denir. Basınç barometre ile ölçülür. Basıncın değeri milibar (mb) denilen birimle belirtilir. Aynı basınca sahip olan noktaların birleştirilmesiyle oluşturulan iç içe kapalı eğrilere ise izobar adı verilmektedir. Atmosferin yeryüzüne yaptığı basınç her yerde aynı değildir.

Görsel etiketleri: Boşluk, Cam Tüp, Cıva, Cıva Sütunun Yüksekliği (760 mm), Atmosfer Basıncı, Cıva Dolu Kap.

Dünya’da Kaydedilen En Düşük ve En Yüksek Değerler

  • En Yüksek Sıcaklık: 57°C El Azizia Libya, 13-Eyl-22
  • En Düşük Sıcaklık: -89.2°C Vostok-Antarktika, 21-Tem-83
  • En Yüksek Yıllık Ortalama Sıcaklık: 34.4°C Dallo-Etiyopya
  • En Düşük Yıllık Ortalama Sıcaklık: -56.7°C Plateau-Antarktika
  • Yıllık En Yüksek Toplam Yağış: 2646.7 cm Cherrapunji-Hindistan, Ağustos 1860
  • Yıllık En Düşük Toplam Yağış: 0.08 cm Arica-Şili

Atmosfer basıncını etkileyen faktörler

1. Yerçekimi

Yerçekiminin etkisiyle gazlar Dünya’yı çepeçevre kuşatmıştır. Yükseklere doğru çıkıldıkça ve alçak enlemlere doğru geldikçe yerçekimi azalır. Buna bağlı olarak basınç da azalır. Yerçekimi ile basınç arasında doğru orantı vardır. Yerçekimi arttıkça basınç artar, yerçekimi azaldıkça basınç azalır.

Görsel etiketleri: TROPOSFERİN ÜST SINIRI, Kutup Rüzgarları, Kutupsal termik yüksek basınç, 90°, Kutup rüzgarları, Subpolar dinamik alçak basınç, Batı Rüzgarları, 60°, Batı rüzgarları, Subtropikal dinamik yüksek basınç, 30°, Alize rüzgarları, 0°, Ekvatoral termik alçak basınç.

Temmuz ayında, Kuzey Yarımküre’de yaz mevsimi yaşanır. Bu ayda, Dünya’nın en sıcak yerleri Büyük Sahra, Arabistan Yarımadası’nın iç kısımları, İran, Orta Asya, Meksika, Amerika’nın orta kesimleri ve Arizona çevresidir. Kuzey Yarımküre’deki 20°C sıcaklık eğrisinin Ekvator’a doğru kıvrılmasının nedeni, soğuk su akıntılarıdır. Aynı eğri, karaların fazla ısınması nedeniyle, kara içlerinde kuzeye doğru büyük kıvrımlar yapmaktadır. Asya kıtasının büyüklüğü, denizel etkilerden uzaklık, sıcaklık artışına neden olduğundan, kıvrım Kuzey Amerika’dakine oranla daha kuzeye uzanmıştır. Kuzey Yarımküre’deki 10°C sıcaklık eğrisinin kıtaların doğusunda güneye, batısında kuzeye kıvrılmasının nedeni soğuk ve sıcak akıntılardır. Kuzey Yarımküre’de, yazın fazla ısınmadan dolayı Temmuz ayında 0°C izoterm eğrisi yoktur. Güney Yarımküre’de Temmuz ayında kış mevsimi görülür. Temmuz ayında en soğuk yer Antarktika’dır. -10°C eğrisi Antarktika kıtasını çevrelemektedir. Güney Yarımküre’de 0°C ve 10°C sıcaklık eğrileri denizler üzerinde yer aldığından oldukça düzenli uzanış gösterirler.

2. Yükselti

Yükseldikçe basınç azalır. Bunun nedeni, yükseklere doğru çıkıldıkça atmosferi oluşturan gazların yoğunluklarının yerçekimi etkisiyle azalmasıdır. Basınç ile yükselti arasında ters orantı vardır. Yükselti arttıkça basınç azalır.

3. Termik Etkenler (Sıcaklık)

Sıcaklığın artmasıyla hava genişler, hafifler ve yükselir. Yükselen havanın yere yaptığı basıncın azalmasıyla alçak basınç alanları doğar. Sıcaklığın azalmasıyla soğuyan havanın hacmi daralır, ağırlaşır ve alçalır. Alçalan havanın yere yaptığı basıncın artmasıyla yüksek basınç alanları doğar. Bu şekilde, ısınma ve soğumaya bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine termik basınç merkezleri denir. Örneğin, Ekvator çevresi sürekli sıcak olduğundan burada termik alçak basınçlar oluşmuştur. Kutuplar civarı ise sürekli soğuk olduğundan burada da termik yüksek basınçlar oluşmuştur. Sıcaklık ile basınç arasında ters orantı vardır. Sıcaklık azaldıkça basınç artar, sıcaklık arttıkça basınç azalır.

Normal atmosfer basıncının değerleri şöyledir:

  • Yükselti değeri: 760 mm
  • Ağırlık değeri: 1033,6 gr/cm²
  • Kuvvet değeri: 1013 milibar (mb)

Yüksek Basınç (Antisiklon): 1013 milibardan daha yüksek olan basınçlara yüksek basınç denir. Yüksek basıncın görüldüğü yerlerde alçalıcı hava hareketleri vardır.

4. Dinamik Etkenler

Hava kütlelerinin alçalarak yığılması veya yükselerek seyrekleşmesi sonucunda ortaya çıkar. Örneğin, Troposfer’in üst kısımlarında, Ekvator’dan kutuplara doğru esen Ters (üst) Alize rüzgarları Dünya’nın dönme hareketinin etkisiyle 30° enlemleri civarında alçalarak yüksek basınç alanlarını oluştururlar. Bununla birlikte, Batı ve Kutup rüzgarları da 60° enlemleri civarında karşılaşınca yükselirler ve burada alçak basınç alanlarını oluştururlar.

İşte, bu şekildeki hava hareketlerine bağlı olarak oluşan basınç merkezlerine de dinamik basınç merkezleri denir. Yukarıda anlatılan ve basıncı etkileyen yükselti, yerçekimi, termik ve dinamik etkenler atmosferin yoğunluğuna etki eder. Bu yoğunluk ise basıncın alçak, yüksek ya da normal olmasını sağlar. Demek ki yoğunluk basıncı etkileyen bir faktör değil, basıncın kendisidir.

Yoğunluk ile basınç arasında doğru orantı bulunmaktadır. Atmosfer basıncı, yere yaptığı basınç derecesine göre üçe ayrılır:

  • Normal Basınç: 45° enlemlerinde, deniz seviyesinde, 0°C sıcaklıkta, 760 mm yüksekliğindeki cıva sütununun yaptığı basınca eşit olan atmosfer basıncına normal basınç denir.
  • Alçak Basınç (Siklon): 1013 milibardan daha az olan basınçlara alçak basınç denir. Alçak basıncın görüldüğü yerlerde yükselici hava hareketleri vardır.

Yeryüzündeki Başlıca Basınç Alanları

YÜKSEK BASINÇ ALANLARINDA

  • Alçalıcı hava hareketi vardır. Bu sebeple yağış oluşmaz.
  • Hava hareketi merkezden çevreye doğrudur.
  • Hava genellikle açıktır. Bu sebeple yerin ısı kaybı fazladır.
  • Termik Y.B alanı soğuk, Dinamik Y.B alanı sıcaktır.

ALÇAK BASINÇ ALANLARINDA

  • Yükselici hava hareketi vardır. Yükselen hava soğur ve yağış bırakır.
  • Hava hareketi çevreden merkeze doğrudur.
  • Hava genellikle kapalıdır. Bu sebeple yerin ısı kaybı azdır.
  • Termik A.B alanı sıcak, Dinamik A.B alanı soğuktur.

YERYÜZÜNDE SÜREKLİ BASINÇ KUŞAKLARI

Yeryüzündeki sürekli basınç kuşakları iki nedene bağlı olarak oluşur:

  1. Sıcaklığın yeryüzündeki dağılışı (Termik nedenler)
  2. Dünyanın günlük hareketi (Dinamik etkenler)

A) TERMİK KÖKENLİ BASINÇ KUŞAKLARI

1) EKVATORAL ALÇAK BASINÇ KUŞAĞI (TROPİKAL SİKLON): Ekvator ve çevresi yıl boyunca Güneş ışınlarını dik veya dike yakın aldığından, burada sıcaklıklar yıl boyunca yüksek olur. Burada ısınan hava yükselir ve termik kökenli alçak basınç alanları oluşur. Bu durum yıl boyunca devam eder.

2) KUTUPSAL YÜKSEK BASINÇ KUŞAĞI: Kutuplar Güneş ışınlarını eğik alır ve yıl boyunca soğuk olur. Soğuk hava sıkışır, ağırlaşır ve aşağıya doğru alçalır. Böylece buralarda termik kökenli basınç kuşağı oluşur. Kutuplardaki termik yüksek basınç alanı kışın genişler, yazın daralır.

B) DİNAMİK KÖKENLİ BASINÇ KUŞAKLARI

1) SUBTROPİKAL YÜKSEK BASINÇ KUŞAĞI (ANTİSİKLON): Ekvatoral bölgede ısınarak yükselen hava kütleleri 3-5 km yükseldikten sonra bir kısmı güney, bir kısmı da kuzey yarımkürede 30. enlemlere doğru ters alizeler şeklinde eserken Dünyanın günlük hareketinden dolayı 30. enlemlerde aşağıya doğru alçalırlar. Böylece 30. enlemlerde basınç artar, dinamik kökenli yüksek basınç alanları oluşur. Bunlara Subtropikal antisiklonlar da denir. Özellikle okyanuslar üzerinde daha belirgindir. Bu kuşakta en önemli basınç merkezleri Hawaii ve Asor yüksek basınç merkezleridir.

NOT: 30. enlemlerde alçalıcı hava hareketleri olduğundan buralarda yağış oluşumu son derece zordur. Bundan dolayı bu kuşakta kara içlerinde Dünyanın en geniş ve en sıcak çölleri oluşmuştur (Büyük Sahra, Arap Yarımadası’ndaki çöller, Meksika ve Avustralya’daki çöller).

2) SUBPOLAR ALÇAK BASINÇ KUŞAĞI (KUTUPALTI): Kutup bölgelerinden gelen soğuk hava kütleleri (kutup rüzgarları), 30. enlemlerden gelen sıcak hava kütleleri (batı rüzgarları) 60. enlemlerde karşılaşırlar. Burada karşılaşan hava kütleleri yükselirler (Dünyanın günlük hareketi de bu durumu destekler). Hava kütlelerinin yükselmesi ile birlikte 60. enlemlerde atmosfer basıncı azalır, subpolar siklon alanları oluşur. Bu basınç kuşağı özellikle okyanuslar üzerinde daha belirgindir. Bu kuşaktaki en önemli basınç merkezlerinden biri Atlas Okyanusu’nda bulunan İzlanda alçak basınç merkezidir. 60. enlemlerde bulunan dinamik basınç alanlarında hava kütleleri yükselerek soğur ve bol yağış oluşturur.

DÜNYA YILLIK İZOBAR HARİTASI İNCELENDİĞİNDE

  • Ekvatoral bölgede bütün Dünyayı çevreleyen bir alçak basınç kuşağı uzanır. Bu durumun ortaya çıkmasının temel nedeni Ekvatoral bölgenin yıl boyunca sıcak olması ve ısınan havanın yükselmeye uğramasıdır. Buna göre Ekvatoral bölgenin çevresinde yıl boyunca sürekli termik kökenli alçak basınç etkilidir.
  • En yüksek basınç değerleri Yengeç ve Oğlak dönencelerine yakın 30. enlemler üzerinde görülür. Bunun temel nedeni Dünyanın günlük hareketinden dolayı 30. enlemlerde alçalıcı hava hareketlerinin etkili olmasıdır.
  • Bu kuşakta bazı yerlerde yüksek basınç merkezleri merkezleşmiştir. Bunların en önemlileri Asor ve Hawaii yüksek basınç merkezleridir.
    1. enlemlerde dinamik kökenli basınç merkezleri oluşmuştur. Bu kuşak güney yarımkürede kesintisiz olduğu halde, kuzey yarımkürede kesintiye uğramış, Atlas Okyanusu’na sıkışmıştır.
  • 60° kuzey enleminde ve İzlanda adası üzerinde İzlanda alçak basınç merkezi oluşmuştur. Kuzey yarımkürede bu kuşağın kesintiye uğramasının nedeni Sibirya ve Kanada yüksek basınç alanlarının araya girmesidir.
  • Her iki yarımkürede de kutup bölgeleri termik kökenli birer yüksek basınç alanı konumundadır. Bu durumun temel nedeni kutup bölgelerinin yıl boyunca soğuk olması ve alçalıcı hava kütlelerinin etkisi altında olmasıdır.

OCAK AYI İZOBAR HARİTASI İNCELENDİĞİNDE

  • Ekvatoral bölgede yer alan termik alçak basınç kuşağı biraz güneye kaymıştır.
  • Kuzey yarımküredeki karalar üzerine YB, güney yarımküredeki karalar üzerine AB alanları yerleşmiştir.
  • Ocak ayında kuzey yarımkürede kış mevsimi yaşandığı için Asor ve Hawaii adaları civarındaki YB alanlarının basınç değeri havanın soğumasına bağlı olarak daha da yükselmiş ve etki alanını arttırarak karaları içine almıştır.
  • Kuzey yarımkürede karalar üzerinde şiddetli soğumaya bağlı olarak oluşan ve çok geniş alanları kaplayan termik kökenli YB alanları oluşmuştur. Bu yüksek basınç alanları Asya ve Avrupa’nın kuzeyini içine alırken Kuzey Amerika’da da ABD ve Kanada’yı içine almıştır.
  • Asor ve Hawaii antisiklonu ile birleşerek genişleyen bu YB kuşağı Kuzey Amerika ve Asya üzerinde birer merkez oluşturmuştur.
  • Bunlardan Kuzey Amerika’nın iç kısımlarındakinin basınç değeri 1021 mb civarında, Asya’nın kuzeyinde, Sibirya üzerindekinin basınç değeri ise 1032 mb civarındadır. Asya’dakinin basınç değerinin daha yüksek olması, buranın daha büyük kara parçası olmasındandır.

TEMMUZ AYI İZOBAR HARİTASI İNCELENDİĞİNDE

  • Bu mevsimde kuzey yarımküredeki ısınma ve güney yarımküredeki soğuma nedeniyle Ekvatoral bölgedeki alçak basınç kuşağı güneyde daralırken kuzeyde kutup altı alçak basınç alanları ile birleşecek şekilde genişlemiştir.
  • Kuzey Amerika’da ve Asya’da iki AB merkezi oluşmuştur. Bu merkezlerin oluşum nedeni termiktir.
  • Aleut ve İzlanda adaları civarındaki dinamik AB alanları daralmıştır.
  • Güney yarımkürede bu ay kış mevsimini yaşadığından karalar soğumuştur. Okyanus üzerindeki dinamik YB alanları ile karalar üzerindeki termik YB alanları birleşerek bir YB kuşağı oluşturmuştur.
  • Güney kutbu fazla soğumadan dolayı yine YB alanıdır.

RÜZGARLAR

Yüksek basınç (antisiklon) alanlarından alçak basınç (siklon) alanlarına doğru olan yatay hava akımlarına rüzgâr denir. Rüzgârın yönü coğrafi yönlerle ifade edilir. Rüzgâr hızı anemometre adı verilen aletle ölçülür. Rüzgârın hızı ve yönü çok çeşitli etmenlerin kontrolü altındadır.

Görsel açıklaması: Basınç farkı eşit olduğundan yatay mesafe yolu kısa olan bölgede esen rüzgarın hızı fazladır (Sürtünme az olduğundan).

Rüzgar ve Rüzgar’a Etki Eden Faktörler

Birbirine yakın olan noktalar arasında izobar yüzeylerinin eğimi fazladır ve rüzgâr hızlı eser. Birbirine uzak olan noktalar arasında ise izobar yüzeylerinin eğimi azdır ve rüzgâr yavaş eser. Her iki merkezde yer şekillerinin uzanışı birbirine benzerdir.

Görsel açıklaması: Rüzgargülüne bakarak o yerin yer şekillerinin uzanışı hakkında bilgi elde edebiliriz.

Rüzgârın yönünü etkileyen faktörler

  • a. Basınç merkezlerinin konumu: Rüzgârın yönünü belirleyen öncelikle basınç merkezlerinin konumudur. Basınç merkezleri yer değiştirdikçe rüzgârın yönü de değişir.
  • b. Yeryüzü şekilleri: Rüzgârlar basınç merkezleri arasında hareket ederken yeryüzü şekillerine çarparak yön değiştirirler.
  • c. Dünya’nın Dönmesi: Dünya’nın dönüşüne bağlı olarak rüzgârlar düz çizgiler yerine saparak hareket ederler. Bu sapmalar ise onlara hız kaybettirir.
  • d. Sürtünme: Engebeli arazilerde rüzgârlar çok fazla engellerle karşılaştığı için hızları azalır. Bundan dolayı rüzgârların hızı, sürtünmenin azaldığı düz ve açık alanlarda fazladır.

Rüzgârın hızı arttıkça

  • Sıcaklığı azalır.
  • Soğutucu etki yapar.
  • Buharlaşma artar.
  • Nem açığı ortaya çıkar.

Rüzgârın hızını etkileyen faktörler

a. Basınç farkı: Rüzgârın hızı basınç farkıyla doğru orantılıdır. Basınç farkı çok ise rüzgâr hızlı, basınç farkı az ise rüzgâr yavaş eser.

Bir bölgede rüzgârın yıl içerisinde en fazla estiği yöne hakim rüzgâr yönü denir. Hakim rüzgâr yönü yer şekillerine göre ortaya çıkar.

İzobar haritalarında iki nokta arasındaki basınç farkına gradyan denir. İzobar eğrilerinin sık olduğu yerlerde gradyan kuvvetli, seyrek olduğu yerlerde gradyan zayıftır. İki bölge arasındaki basınç farkının sona ermesi ile rüzgâr etkinliği kaybeder.

Aynı basınç farklarına sahip, birbirinden farklı uzaklıktaki noktalar arasında rüzgârların hızı farklıdır.

Yukarıdaki grafiğe rüzgâr gülü diyagramı adı verilir. Bu grafikte A merkezine rüzgârların büyük bir çoğunlukla kuzeydoğu ve güneybatı yönlerinden estiği dikkate alınırsa, bu yerleşim yerinin kuzey-doğu-güneybatı uzantılı bir vadide yer aldığı söylenebilir.

Dünya’nın kendi ekseni etrafında dönmesi sonucunda rüzgârlar basınç merkezleri arasındaki en kısa yolu izleyemezler. Rüzgârlar, Kuzey Yarımküre’de hareket yönünün sağına, Güney Yarımküre’de ise hareket yönünün soluna saparlar.

Yüksek basınç alanlarında rüzgârlar merkezden çevreye doğru hareket ederler. Alçak basınç alanlarında ise rüzgârlar çevreden merkeze doğru hareket ederler.

Sürekli (Yıllık) Rüzgarlar

Dünya üzerindeki sürekli alçak ve yüksek basınç alanları arasında esen rüzgârlardır. Sürekli rüzgârlar üçe ayrılır:

a. Alize Rüzgârları

30° Kuzey ve 30° Güney enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, Ekvator’daki termik alçak basınç alanına doğru esen rüzgârlardır.

Özellikleri:

  • Dünya’nın dönmesi sonucu yön değiştirirler. Kuzey Yarımküre’de kuzeydoğudan, Güney Yarımküre’de güneydoğudan eserler.
  • Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.
  • Tropikal kuşaktaki karaların doğu kıyılarına bol yağış bırakırlar. Bu nedenle Doğu rüzgârları da denir.
  • Sürekli olmaları ve yönlerinin belli olması nedeniyle yelkenli gemiler döneminde bu rüzgarlardan faydalanılmıştır. Bu nedenle bu rüzgarlara ticaret rüzgârları (trade winds) da denilmiştir.
  • Ekvatoral bölgede karşılaşan Alizeler, 3-4 km kadar yükselerek kutuplara doğru hareket ederler. Bunlara da ters alize (üst alize) adı verilir. Ters alizeler, dönenceler üzerinde alçalarak tropikal çöllerin oluşmasına sebep olurlar.
  • Sıcak okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.

b. Batı Rüzgârları

30° enlemlerindeki dinamik yüksek basınç alanlarından, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.

Özellikleri:

  • Dünya’nın dönmesi sonucu, Kuzey Yarımküre’de güneybatıdan, Güney Yarımküre’de kuzeybatıdan eserler.
  • Başlangıçta sıcak ve kurudurlar. Ancak denizler üzerinden geçerken nem kazanırlar.
  • Orta kuşaktaki karaların batı kıyılarına bol yağış bırakırlar.
  • 60° enlemleri civarında Kutup rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.

c. Kutup Rüzgârları

Kutuplardaki termik yüksek basınçlardan, 60° enlemlerindeki dinamik alçak basınç alanlarına doğru esen rüzgârlardır.

Özellikleri:

  • Dünya’nın dönme hareketinin etkisiyle, Kuzey Yarımküre’de kuzeydoğudan, Güney Yarımküre’de ise güneydoğudan eserler.
  • Soğuk ve kuru oldukları için etkili oldukları alanlarda sıcaklığı azaltarak kar yağışlarına neden olurlar.
  • 60° enlemleri civarında Batı rüzgârları ile karşılaşarak cephe yağışlarına yol açarlar.
  • Soğuk okyanus akıntılarının oluşumuna neden olurlar.

Devirli (Mevsimlik) Rüzgârlar

Kıtalar ve okyanuslar arasındaki ısınma ve sıcaklık farkları sonucu meydana gelen rüzgârlardır. Mevsimlik rüzgarların en tanınmış olanı musonlardır. Muson rüzgârları ikiye ayrılır:

a. Yaz Musonu

Yaz mevsiminde karalar denizlere göre daha fazla ısınırlar. Bu sebeple buralarda alçak basınç alanları oluşur. Aynı mevsimde deniz ve okyanuslar daha serin oldukları için yüksek basınç alanı durumundadırlar. Bunun sonucunda deniz ve okyanuslardan kara içlerine doğru büyük bir hava akımı olur. Bu rüzgârlara yaz musonu denir.

b. Kış Musonu

Kış musonları kara kaynaklı oldukları için soğuk ve kurudurlar. Bu nedenle başlangıçta yağış getirmezler. Ancak denizler üzerinden geçtikten sonra bir karaya varırlarsa yamaç yağışlarına yol açarlar.

Kış musonları ile yağış alan yerler:

  • Avustralya’nın kuzeyi
  • Endonezya Adaları’nın kuzeyi ve batısı
  • Japon Adaları’nın batısı
  • Afrika’nın doğusu
  • Hindistan’ın doğusunda Doğu Gat Dağları

Yaz musonları deniz ve okyanuslardan kaynaklandıkları için bol nem taşırlar. Bundan dolayı etkili oldukları yerlere bol yağış bırakırlar. Örneğin yaz musonları, Hint Okyanusu’ndan Asya’nın iç kesimlerine doğru eserken Güneydoğu Asya’ya bol yağış bırakırlar.

Görüldüğü yerler:

  • Ön ve Güney Asya ile Hint Okyanusu arasında
  • Doğu Asya ile Büyük Okyanus’a bağlı denizler arasında
  • Kuzey Amerika ile Meksika Körfezi arasında
  • Batı Afrika ile Gine Körfezi arasında
  • Doğu Afrika ile Hint Okyanusu arasında

Herhangi bir bölgede muson rüzgârlarının görülmesi, orada muson iklimi görüldüğü anlamına gelmez. Muson iklimi en belirgin olarak yalnızca Doğu, Güneydoğu ve Güney Asya’da görülür. Dünya’da en geniş muson alanı Doğu, Güneydoğu ve Güney Asya’dır.

Yerel Rüzgârlar

Bir bölgede kısa süre içerisinde esen rüzgârlara yerel rüzgârlar denir. Esiş süreleri kısadır ve etki alanları dardır.

Görsel etiketleri: Mistral, Bora, Fön, Kriveç, Poyraz, Yıldız, Karayel, Etesien, İmbat, Lodos, Sirokko, Hamsin, Samyeli.

a. Meltem Rüzgârları

Gün boyunca oluşan sıcaklık ve basınç farkları sonucu meydana gelirler. Gün içinde yön değiştirirler ve zıt yönde eserler. Basınç farkı az olduğundan hızları azdır. Meltem rüzgârları ikiye ayrılır:

Deniz ve Kara Meltemleri:

  • Gündüz, karalar daha çok ısınacağı için alçak basınç alanı, denizler ise yüksek basınç alanıdır. Bunun sonucunda denizden karaya doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra deniz meltemi denir.
  • Gece ise karalar daha fazla soğuyarak yüksek basınç alanı durumuna geçerler. Denizler daha sıcaktır ve basınç azdır. Bunun sonucunda karadan denize doğru rüzgâr eser. Bu rüzgâra kara meltemi denir.
  • Deniz meltemi İzmir’de sıcak yaz günlerinde çok kuvvetli olarak meydana gelir ve imbat adıyla tanınır.

Dağ-Vadi Meltemleri:

  • Gündüz dağ yamaçları ısınarak alçak basınç alanı oluşturur, vadilerden dağa doğru rüzgâr eser. Gece ise dağ yamaçları soğuyarak yüksek basınç alanı oluşturur, dağdan vadiye doğru rüzgâr eser.

Föhn Rüzgârı

Föhn rüzgârı, İsviçre’de Alpler’in kuzey yamaçlarında görüldüğünden bu ismi almıştır. Bu rüzgârların etkili olduğu yerlerde:

  • Sıcaklık artar.
  • Bitkilerin olgunlaşma ve hasat süresi kısalır.
  • Havanın nem açığını artırır.

Türkiye’de Toroslar ve Kuzey Anadolu Dağları’nın denize bakan yamaçlarında kışın ve ilkbaharda görülür.

Görsel açıklaması: Alçalırken 100 m’de 1°C, Yükselirken 100 m’de 0,5°C; 3000 m’de 0°C, 500 m’de 25°C, 15°C.

Sirokko

Kuzey Afrika’da, Büyük Sahra Çölü’nden sıcak ve kuru olarak Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Fas, Tunus ve Cezayir’de etkisi belirgindir. Akdeniz’i geçerken nem kazanır. İspanya, Fransa ve İtalya’nın güney kıyılarında yağış bırakır.

Hamsin

Sudan’dan gelen ve Mısır’dan Akdeniz’e doğru esen rüzgârdır. Sıcak, kuru ve boğucu bir rüzgârdır.

Bora

Dalmaçya kıyılarında, Dinar Alpleri’nden Adriya Denizi’ne doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Hızları fazladır.

Mistral

Fransa’nın Rhone vadisini izleyerek Akdeniz’e doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır.

Krivetz (Kriviç)

Romanya’da, Aşağı Tuna Ovası’na doğru esen soğuk ve kuru rüzgârdır. Bükreş’te krivetz etkili olduğunda sıcaklık 10-15°C düşer.

d. Tropikal Rüzgârlar

Sıcak kuşakta, ani basınç farklarından kaynaklanan ve hızları saatte 100-150 km’ye kadar çıkabilen rüzgârlardır. Daha çok okyanuslar üzerinde oluşurlar. Belirli yollar izleyerek karaların üzerine de sokulurlar. Sarmal hava hareketleri halinde olduklarından genellikle hortumlara sebep olurlar. Çevrelerine büyük zarar verirler.

Tropikal rüzgârlara, Asya denizlerinde ve Avustralya’nın Büyük Okyanus kıyılarında Tayfun (Çince “Büyük rüzgar” demektir), Meksika Körfezi kıyılarında Hurricane (Hariken), Afrika’nın bazı kesimlerinde ve Latin Amerika kıyılarında da Tornado (Hortum) adı verilir.

Ülkemizde görülen yerel rüzgârlar, Türkiye’nin iklimi konusunda geniş bir şekilde anlatılacaktır. Bu nedenle burada değinilmemiştir.

NEMLİLİK VE YAĞIŞ

Atmosfer içerisindeki su buharına nem denir. Nem higrometre adı verilen aletle ölçülür. Havanın nemi gram (gr) olarak ifade edilmektedir.

Havadaki su buharı, buharlaşma ve terlemeyle kazanılır. Buharlaşma yeryüzündeki su alanlarının (göl, deniz, okyanus, akarsu) üzerinde oluşur. Terleme ise bitkilerde olur.

Karalar üzerine düşen yağış sularının bir kısmı canlılar tarafından kullanılır. Bir kısmı yer altına sızar. Bir kısmı da buharlaşarak tekrar atmosfere geri döner. Diğer bir bölümü de akarsular yardımıyla deniz ve okyanuslara ulaşır. Demek ki Dünya üzerindeki sular, atmosfer ile denizler ve karalar arasında sürekli olarak dolaşır. Buna su dolaşımı (su döngüsü) denir.

Su buharının miktarı hacim itibariyle hiçbir zaman havanın %4’ünü aşmaz.

NOT: Su buharının miktarı az olmasına karşılık etkileri oldukça önemlidir. Sıcaklık farkları, bitki örtüsü, ekonomik etkinlikler, enerji transferi, nüfus ve yerleşme gibi olayları doğrudan etkiler.

Mutlak nemde etkili faktörler:

  • Buharlaşma yüzeyi: Buharlaşma yüzeylerinden (okyanus, deniz, akarsu, göl, bitki örtüsü gibi) uzaklaştıkça mutlak nem azalır. Örnek: deniz kıyısından kara içlerine, ormanlık alandan ormansız alana gidildikçe mutlak nem azalır.
  • Sıcaklık: Sıcaklık arttıkça buharlaşma artacağından dolayı genellikle mutlak nem de artar. Örnek: Ekvator’dan kutuplara doğru mutlak nem azalır. Ayrıca alçak alandan yüksek alanlara, yazdan kışa, gündüzden geceye geçildiğinde mutlak nem azalır.

NOT: Sıcaklık arttıkça her zaman mutlak nem artmayabilir. Ama sıcak denizlere yaklaştıkça mutlak nem her zaman artar.

Mutlak nem Ekvator çevresindeki denizler üzerinde çok fazla iken, dönenceler çevresindeki çöl alanlarında çok azdır.

Atmosferin içerdiği su buharı (nem) şu ifadelerle belirtilir:

1. Mutlak Nem

1 m³ hava içerisinde bulunan su buharının gram olarak ağırlığına mutlak nem denir. Mutlak nem, sıcaklık ve buharlaşmanın fazla olduğu Ekvatoral bölgelerde çok, soğuk kutup bölgeleri ile yüksek dağlarda azdır.

2. Maksimum Nem

1 m³ havanın belli sıcaklıkta taşıyabileceği en fazla nem miktarına maksimum nem denir. Maksimum nem sıcaklığa bağlı olarak değişir. Sıcaklık arttıkça hava genişleyeceğinden taşıyabileceği nem miktarı artar. Sıcaklık azaldıkça hava daralır ve böylece taşıyabileceği nem miktarı azalır. Sıcaklıkla maksimum nem doğru orantılıdır.

Havanın her sıcaklıkta taşıdığı nem miktarı farklıdır. Örneğin, 1 m³ hava -20°C’de bünyesine en fazla 1,06 gr nem alabilirken, aynı hava kütlesi 40°C’de 50,09 gr nem alabilmektedir.

3. Bağıl Nem (Nisbi Nem)

Mutlak nemin maksimum neme oranı havanın neme doyma oranını verir. Bu orana bağıl nem denir. Yüzde (%) olarak ifade edilir.

Bağıl nem ile sıcaklık ters orantılıdır. Sıcaklık düştükçe maksimum nem azalacağından bağıl nem yükselir. Sıcaklık değerleri yükseldikçe maksimum nem artacağından bağıl nem düşer. Bağıl nem çölde azdır.

  • Bağıl nem, havada bulunan nemin yüzde cinsinden değeridir.
  • Bağıl nem, havanın nem açığını veya neme doyma oranını verir.
  • Bir yerde yağış olabilmesi için bağıl nemin %100’ü aşması gerekir.

Bağıl Nem = Mutlak Nem × 100 / Doyma Noktası

  • Sıcaklık arttıkça bağıl nem azalır. Sebebi: ısınan havanın hacmi genişler, alabileceği nem artar.
  • Sıcaklık azaldıkça havanın hacmi daralır, alabileceği nem azalır. Böylece havanın nem açığı azalır, yani bağıl nem artar.
  • Bağıl nem azaldıkça buharlaşma artar. Bağıl nem arttıkça buharlaşma azalır.

Önemli Notlar

  • NOT1: Bağıl nem Ekvator çevresindeki denizler üzerinde çok yüksek iken, çöl bölgelerinde çok düşüktür.
  • NOT2: Bağıl nemi %100 olan bir havada diğer koşullar elverişli olsa bile buharlaşma meydana gelmez. Buharlaşmanın gerçekleşebilmesi için mutlaka havanın nem açığının olması gerekir.
  • NOT3: Bağıl nem, mutlak nem miktarıyla doğru orantılı, sıcaklıkla ters orantılıdır.
  • NOT4: Mutlak nem miktarı maksimum nem miktarına eşit olursa hava doyma noktasına ulaşır ve oransal nemi %100 olur. Böyle hava kütlelerine doymuş hava denir. Hava doyma noktasından daha çok su buharı taşıyorsa aşırı doymuş hava adını alır.

Yoğuşma (Yoğunlaşma)

Havadaki su buharının tekrar sıvı ya da katı haldeki suya dönüşmesine yoğunlaşma (yoğuşma) denir.

Yoğunlaşmanın meydana gelmesi

Yoğunlaşmanın meydana gelmesi, havanın nem bakımından doyma noktasını aşmasına bağlıdır. Havadaki bağıl nemin yüzde 100’e ulaştığı noktaya doyma noktası denir. Doyma noktası aşıldığı takdirde hava su buharının fazlasını taşıyamaz. Fazla olan su buharı sıvı ya da katı hale dönüşür.

Örneğin, 1 m³ havanın 25°C sıcaklıkta taşıyabileceği nem 19,5 gramdır. 15°C’de ise 10,5 gram kadar nem taşır. Buna göre 25°C’de doymuş havanın sıcaklığı 15°C’ye düşerse doyma noktası aşılmış olur. Arta kalan 19,5 – 10,5 = 9 gr nem yoğunlaşır.

Bir hava kütlesi;

  • Soğuk bir hava kütlesi ile karşılaşırsa,
  • Soğuk bir bölgeden geçerse,
  • Yükselmeye uğrarsa,
    sıcaklığı azalır ve havanın nem taşıma kapasitesi azalacağından yoğunlaşma meydana gelir.

Yine aynı hava kütlesi;

  • Sıcak bir hava kütlesiyle karşılaşırsa,
  • Sıcak bir bölgeden geçerse,
  • Alçalmaya uğrarsa,
    sıcaklığı artar ve havanın nem taşıma kapasitesi artacağından yoğunlaşma sona erer.
  • NOT1: Havanın yerden soğumasıyla sis, yükselerek soğumasıyla da bulutlar oluşur.
  • NOT2: Havanın alçalarak ısınması yüksek basınç alanlarında ve Föhn rüzgarlarında görülür.

Yükselen hava kütlesi yoğuşma safhaları bakımından kuru, yağmur, dolu ve kar safhası şeklinde olmak üzere dört safhadır.

Havanın alttan soğuması sonucu oluşan yoğunlaşma biçimine sis denir. Başka bir deyişle sis, bulutun yere inmiş şeklidir. Sıcaklık azaldıkça sis yoğunluğu artar.

Havanın yükselerek soğuması sonucu bulutlar oluşur. Bulutluluğu ölçen alete nefometre denir. Sıcaklık azaldıkça bulut yoğunluğu artar. Ancak bu durum her zaman doğru değildir. Örnek: Kutuplarda ve troposferin üst katlarında nem az olduğundan bulut yoğunluğu buralarda azdır.

NOT: Sis ve bulut arasındaki temel farklılık oluştukları yükseltidir.

Yoğunlaşma sonucunda çok küçük su taneciklerinin bir araya gelmesiyle bulutlar oluşur. Bulutlar oluştukları yükseklikler dikkate alınarak üç gruba ayrılır:

  • Yüksek bulutlar (Sirüs’ler): Saçak, tüy ya da ince iplikler biçimindeki bulutlardır. Yüksek bulutlar genelde yağış getirmezler. Bunlar bir siklonun yaklaştığının ve havanın bozacağının habercisidirler.
  • Orta yükseklikteki bulutlar (Kümülüs’ler): Kümeler biçimindeki bulutlardır. Genelde alt kısımları düz ve siyah olur. Alt kısımlarının düz olmasının sebebi yoğunlaşmanın aynı seviyeden başlamasıdır. Siyah olmasının sebebi ise iri su taneciklerinden oluşmasıdır. Bu gruptaki bazı bulutlar yükseklere doğru büyür ve sağanak şeklinde şiddetli yağmurlar getirir.
  • Alçak bulutlar (Stratüs’ler): Yer’in üstünde asılı gri bir tabaka gibi duran koyu renkli bulutlardır. Genelde yağışlara yol açarlar.

Yukarıdaki bulutlar ana bulutlardır. Ancak gökyüzünde özelliklerine göre siro-kümülüs, kümülo-nimbüs, siro-stratüs gibi adlarla anılan karma bulutlar da görülür. Ayrıca yağış bırakan bütün bulutlara nimbus adı verilmektedir.

Bulutlar

Serbest atmosferde buz kristalleri ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur. Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce, ister konvektif faaliyetle olsun, isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun; yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir.

Yüksek Bulutlar – Cirrus

Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Bu bulutlar genellikle Cirrocumulus ve Altocumulus bulutları ile Cumulonimbus bulutlarının üst kısımlarından meydana gelir. Cirrus bulutları çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir.

Yüksek Bulutlar – Cirrocumulus

Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeci klerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi, ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler. Cirrocumulusler, Cirrus veya Cirrostratus bulutlarının şekil değiştirmesinden veya parçalar halindeki Altocumuluslerin küçülmesinden meydana gelirler. Bu bulutlar tamamen buz kristallerinden ibaret olup, bazen aşırı soğumuş su damlacıkları da görülür.

Yüksek Bulutlar – Cirrostratus

Cirrostratuslar gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplar ve genellikle Hale olayını meydana getirirler. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler.

Orta Bulutlar – Altocumulus

Altocumulus bulutları genellikle gölgeli, beyaz renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür.

Orta Bulutlar – Altostratus

Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki gri veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan Güneş, sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut hale olayını göstermez.

Orta Bulutlar – Nimbostratus

Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir.

Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için en alçak bulut seviyesinden yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar.

Alçak Bulutlar – Stratus

Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Stratus’lerden çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus hale olayını meydana getirmez. Bu bulutlar bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus’lerin karakteristik yağışı çisenti olup, rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler.

Alçak Bulutlar – Stratocumulus

Stratocumulus’ler gri veya beyazımtırak renkte ya da her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusu meydana getiren elemanlar genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir.

Alçak Bulutlar – Cumulus

Üst kısımları karnabahar görünümünde olan; küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Cumulus’lerin güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler.

Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip Cumulus’lerde yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana gelir.

Alçak Bulutlar – Cumulonimbus

Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus’lerle bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler.

Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu varsa bulut Cumulonimbus bulutudur.

Bu bulutlar tek bulut halinde oldukları gibi, birçok Cumulonimbus bulutunun meydana getirmiş olduğu büyük bir bulut silsilesi halinde de olabilirler. Böyle bir Cumulonimbus grubu içindeki her Cumulonimbus bulutuna Oraj meydana getirmesi sebebiyle Oraj Hücresi adı verilir.

Bulutlar enlem derecelerine göre değişiklik gösterir.

BULUTLARKutup BölgelerindeOrta EnlemlerindeTropik Bölgelerinde
Yüksek Bulutlar3000-8000 Metre5000-13000 Metre8000-18000 Metre
Orta Bulutlar2000-4000 Metre2000-7000 Metre2000-8000 Metre
Alçak Bulutlar0-2000 Metre0-2000 Metre0-2000 Metre

Kışın Şimşek Neden Çakmaz?

Şimşek oluşumu için konvektif faaliyeti gerektirecek yer ve yüksek seviye sıcaklıklarının uygun olması gerekir. Genellikle kümülonimbus bulutunu oluşturacak şartların oluşması gerekir. Buna en uygun mevsim bahar ayları ve zaman zaman yaz mevsimidir. Kışın da hatta kar yağarken de şimşek ve gök gürültüsü olur ancak bu nadirdir. Şimşeğin oluşumunu gerçekleştirecek konvektif faaliyet için genellikle yer ve yerden 5 km yukarıdaki hava sıcaklıkları arasında 40 derece fark olması gerekir. Örneğin yer 20 derece, yukarı seviye -20 derece olunca bu şartlar gerçekleşir. Tabii ki yerdeki ve yere yakın seviyelerdeki nem ve rüzgar akışı da önemlidir. Bu şartlar bizim bulunduğumuz enlemlerde genellikle bahar aylarında gerçekleşir.

Hava Tahmini Nasıl Hazırlanır

Belirli bir ülke, bölge veya merkezde, bir zaman dilimi içinde görülebilecek meteorolojik olayların gözlem ve analizlere dayanılarak subjektif veya objektif yöntemler kullanılarak önceden öngörülme çalışmaları hava tahmini olarak adlandırılır. Hava Tahmini Üç Aşamalıdır:

  1. Gözlemler
  2. Analiz
  3. Tahmin

Gözlemler

  • Yer Gözlemleri
  • Gemi Gözlemleri
  • Yüksek Hava Gözlemleri
  • Radar Bilgileri
  • Uydu Görüntüleri
  • Otomatik Gözlem İstasyonları

Toplanan gözlem verileri yer haritasına işlendikten sonra eşbasınç eğrileri oluşturulur. Alçak ve yüksek basınç alanları tespit edilir. İki farklı hava kütlesini birbirinden ayıran hattı temsil eden cepheler analiz edilir.

Cepheleriyle birlikte analiz edilmiş haritalardaki hava kütlelerinin yerleri uydu resimleri, prognostik haritaları ve radar bilgileri ile karşılaştırılır.

Yapılan bütün analizler; atmosferin durumunu gösteren değişkenlerin (sıcaklık, rüzgar, nem ve basınç) zamana ve yere bağlı değişimlerini ifade eden denklemlerin (hareket, termodinamik, süreklilik, hidrostatik eşitlik) matematik çözümleri yapılarak gelecekteki durumunu tahmin etme işlemi olan sayısal hava tahmini ile de mukayese edilir.

Hava Tahminleri

Yapılan bütün analizler son defa bütün uzman ve tecrübeli personelin katıldığı brifingde tekrar değerlendirilir. Hava kütlelerinin tahmini yapılacak sahayı etkilemesi beklenen süre ve şiddeti hakkında son kararlar verilerek hava tahmin raporları oluşturulur.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nde Hazırlanan Raporlar:

  • Türkiye’de Hava: Sabah, öğle ve akşam olmak üzere günde üç defa tüm Türkiye için hazırlanır.
  • Sabah Hava Tahmin Raporu
  • Öğle Hava Tahmin Raporu
  • Akşam Hava Tahmin Raporu
  • TV Bölgeler Hava Raporu
  • Basın Raporu
  • Haftalık Hava Tahmin Raporu
  • 3 Günlük Rüzgar Tahmini
  • Deniz Tahmin Raporu
  • Denizlerimizde 3 Günlük Hava
  • Meteorolojik İhbar

Bu raporların haricinde analiz merkezinde her gün 50’ye yakın değişik amaçlar için değişik formatlarda raporlar hazırlanır ve ilgili yerlere bildirilir.

Belirli bir anda gökyüzünün bulutlarla kaplı kısmının tüm gökyüzüne olan oranına bulutluluk denir. Bulutluluk oranı çeşitli aynalardan oluşan ve Nefometre adı verilen bir aletle ölçülür. Buna göre gökyüzünün oranı 10 kabul edilerek:

  • 0-2 oranı Açık havayı
  • 2-8 oranı Bulutlu havayı
  • 8-10 oranı Kapalı havayı ifade eder.

Sis

Sis, yeryüzüne çok yakın oluşmuş ya da yeryüzüne çökmüş bulutlardır. Sıcak ve nemli bir havanın daha soğuk bir yerle teması sonucu sis oluşur. Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşması da sislere yol açar. Başlıca sis oluşum şekilleri şunlardır:

  • a. Rüzgar, ılık denizlerden soğuk karaya eserse karada sis oluşur.
  • b. Rüzgar, sıcak denizlerden soğuk denizlere esince soğuk sular üzerinde sis oluşur.
  • c. Rüzgar, sıcak karalardan soğuk denizlere esince deniz üzerinde sis oluşur.
  • d. Serin denizler üzerindeki alçalma hareketi, deniz üzerinde sis oluşturur.
  • e. Yere dokunan yoğunlaşmalarda sis oluşur, yükseklerde ise bulutlar oluşur.

Yağış Türleri ve Etkileri

Sıcak cephelerden, alttaki soğuk hava içine olan yağış, yerde sis oluşturur.

Atmosferdeki su buharının yoğunlaşarak sıvı ya da katı biçimde yeryüzüne düşmesine yağış denir. Başlıca yağış türleri şunlardır:

  1. Çiy: Havadaki su buharının soğuk zeminler üzerinde su tanecikleri şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Özellikle bahar aylarında görülür.
  2. Kırağı: Havadaki su buharının soğuk cisimler üzerinde 0°C’den düşük sıcaklıklarda kristaller şeklinde yoğunlaşmasıyla oluşur. Sonbahar aylarında ya da kış başlarında görülür.
  3. Kırç: Havadaki su buharının çok soğumuş ağaç dalları, tel, saçak vb. cisimler üzerinde yoğunlaşarak buz tabakası haline gelmesidir. Kırağıdan ayrılan yönü, kristallerin üst üste yığılarak buz tabakası haline gelmesidir.
  4. Yağmur: Bulutu oluşturan su taneciklerinin büyümesiyle oluşan su damlalarıdır. Yoğunlaşmanın devam etmesi ile ağırlığı artan su damlaları yağış şeklinde yere düşer.
  5. Kar: Su buharının yükseklerde 0°C altında yavaş yavaş yoğunlaşmasıyla oluşan buz kristalleri yere düşer. Bu tür yağışlara kar denir.
  6. Dolu: Hava sıcaklığının birden bire ve büyük ölçüde azalması sonucu yağmur damlaları donarak buz parçacıkları halinde yere düşer. Bu yağışlara da dolu denir.

Bir yere düşen yağmur miktarı plüviyometre denilen aletle ölçülür. Kar halindeki yağışların miktarı da su olarak hesaplanır. Bu yolla bulunan yağış miktarı 1 m²’ye düşen suyun cm veya mm cinsinden yüksekliğiyle ifade edilir. Toplam yağışın mevsimlere dağılışına ise yağış rejimi denir.

NOT1: Çiğ, kırağı ve kırç günlük sıcaklık farklarının yüksek olduğu ilkbahar ve sonbahar aylarında görülür. Çiğ en çok ilkbaharda, kırağı ve kırç ise sonbaharda gerçekleşir.
NOT2: Havanın yerden soğumasıyla çiğ, kırağı ve kırç; yükselerek soğumasıyla da yağmur, kar ve dolu yağışları oluşur.

Oluşum Nedenlerine Göre Yağışlar

Atmosferin sıcaklık ve nem bakımından aynı özellik gösteren büyük parçalarına hava kütlesi denir.

Hava kütlesinin oluşum alanı deniz yüzeyine rastlıyorsa bu hava kütlesine denizel hava kütlesi denir. Kara üzerinde oluşan hava kütlelerine de karasal hava kütlesi denir.

Hava kütleleri oluştukları yere göre de isim alırlar. Başlıcaları tropikal ve kutup hava kütleleridir. Hava kütlelerinin yer değiştirmesi hava durumu bakımından önemlidir.

Örneğin, Tropikal bölgede oluşmuş bir hava kütlesi Türkiye’yi kapladığı zaman sıcaklık yükselir. Kuzey kutup bölgesinden gelen bir hava kütlesinin yayılmasında ise Türkiye’de sıcaklık azalır.

Farklı özellikteki hava kütlelerini birbirinden ayıran sınıra ise cephe denir. Cephelerde çeşitli atmosfer olayları meydana gelir. Cephe boyunca karşılaşan iki hava kütlesinden sıcak olan, soğuk olanın üzerinde yükselir. Yükselme soğumaya, bulutların oluşmasına, sislere ve yağışlara neden olur.

Yağışlar oluşumlarına göre üç gruba ayrılır:

1. Yamaç Yağışları (Orografik Yağışlar)

Nemli hava kütlelerinin, yatay yönde hareket ederken dağ yamaçlarına çarparak yükselmesi ve soğuması sonucu oluşan yağışlardır.

Dünya’da en çok Güneydoğu Asya’da, Orta kuşaktaki karaların batı kıyılarında, Amerika’nın Kayalık Dağları’nda, özellikle Sierra Nevada Dağları’nın kuzeye bakan yamaçlarında ve sıcak kuşaktaki karaların doğu kıyılarında görülür. Türkiye’de ise Toroslar’ın güneybatıya, Karadeniz Dağları ile İstrancalar’ın kuzeye bakan yamaçlarında fazlaca görülür.

Hava kütleleri yamaç boyunca yükselirken en fazla yağışı 500-1000 m yükseltiler arasına bırakırlar. Yükselti arttıkça (1000 m’lerden sonra) mutlak nem azaldığı için yağış da azalır.

Görsel etiketleri: Nemli ve Sıcak Hava, Deniz, 600 m, Deniz Seviyesi, İrtifa 3000 m, Dulda yamaç, Fön Rüzgarı, Rüzgar Gölgesi, Sıcak ve kuru.

2. Konveksiyonel Yağışlar (Yükselim Yağışları)

Güneşli ve rüzgarsız günlerde ısınan hava yükselerek soğur. Belli bir yükseltiden sonra nemin yoğunlaşması ile yağış meydana gelir.

Dünya’da en çok Ekvatoral bölgede rastlanır. Ülkemizde ise İç Anadolu Bölgesi’nde ilkbaharda görülen yağışlar konveksiyonel yağışlardır. Bu yağışlar halk arasında kırkikindi yağışları olarak bilinir.

Görsel etiketleri: Rüzgar, Kumulus Bulutları, Yoğunlaşma Seviyesi, Sıcak Hava Kabarcığı.

3. Cephe Yağışları (Frontal Yağışlar)

Sıcak ve soğuk hava kütlelerinin karşılaşma alanlarında meydana gelen yağışlardır.

Dünya’da en çok Orta kuşakta ve 60° enlemleri civarında görülür. Türkiye’de özellikle kış mevsiminde görülen yağışların çoğu cephesel kökenlidir.

Kış mevsiminde kutuplardan kaynaklanan soğuk hava ile Ekvatoral bölgeden kaynaklanan sıcak hava kütleleri Akdeniz üzerinde karşılaşırlar. Böylece Akdeniz tali cephesi meydana gelir. Cephe boyunca da yağışlar görülür. Anadolu üzerinde de Sibirya yüksek basıncı ile İzlanda alçak basıncı ve Asor yüksek basıncına bağlı cephe yağışları görülür.

Görsel etiketleri: Soğuk Hava, Sıcak Hava, Yüzeyde Sıcak Hava, Cumulonimbus, 400 km.

Yağışın Yeryüzüne Dağılışı

A) EN YAĞIŞLI YERLER

Sürekli rüzgarların karşılaşma alanları ve denizden karaya doğru esen rüzgarların görüldükleri yerlerdir.

B) EN AZ YAĞIŞ ALAN YERLER

Yüksek basınç alanları ile deniz etkisine kapalı orta kuşak karaların iç kesimleridir.

  1. 30° ENLEMLERİ ÇEVRESİ: Her iki yarımkürede dinamik yüksek basıncın etkisiyle oluşan alçalıcı hava hareketleriyle çöller oluşmuştur.
  2. KUTUP BÖLGELERİ: Termik yüksek basıncın etkisiyle yağış azdır.
  3. KITALARIN İÇ KESİMLERİ: Dağlarla çevrili alanlarda nemli hava kütleleri ulaşamadığından yağış azdır.

İKLİM TİPLERİ

1- EKVATORAL İKLİM

Görüldüğü yerler: 10 kuzey ve güney enlemleri arasında etkilidir. Özellikle Amazon ve Kongo Havzaları ile Malezya, Filipinler ve Papua Yeni Gine’de etkilidir.

Özellikleri:

  • Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C’nin üstündedir.
  • Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan iklimdir (1-2 °C civarında). Sebepleri: Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.
  • Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvator’a dik geldiği tarihlerde görülür. Buharlaşma arttığı için.
  • Yağışlar oluşum bakımından konveksiyon yağışlarına örnektir.
  • Yıllık yağış miktarı 2000 mm’nin üstündedir.
  • Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır.
  • Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır.
  • Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.

Yağış grafiği: O Ş M N M H T A E E K A aylarına göre yağış mm ve sıcaklık °C.

2- Yazı Yağışlı Tropikal (Savan) İklimi

Görüldüğü yerler: Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında görülür (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında).

Özellikleri:

  • Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
  • Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi yağışlı, kışlar kuraktır.
  • Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir.
  • Yıllık yağış miktarı 1000-1200 mm arasındadır.
  • Bitki örtüsü savandır. Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

3- Muson İklimi

Görüldüğü yerler: Muson rüzgarlarının etkili olduğu Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da etkilidir.

Özellikleri:

  • Muson rüzgarlarından dolayı bu iklimde yaz mevsimi yağışlı, kışlar kuraktır. Bu yönüyle savan iklimi ile benzerlik gösterir.
  • Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C’nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı Savan iklimine göre fazladır. (Not: İlk metinde 20 °C yazmaktadır; aynı içerikteki ikinci metinde 10 °C olarak geçmektedir.)
  • Yıllık yağış miktarı 1000-1500 mm civarındadır. Ancak kıyı kesimlerde bu yağış miktarı çok daha fazla olabilmektedir. Örnek: Hindistan’ın kuzeydoğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış almaktadır (Dünyanın en fazla yağış alan yeridir).
  • Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4- ÇÖL İKLİMLERİ

Yağış miktarlarının 150 mm’nin altında olan bölgelerde çöl iklimleri görülür. Çöl iklimleri görüldüğü yere göre:

a) Sıcak Çöller (Tropikal)

Dönenceler çevresinde görülür. Oluşmasında dünyanın günlük hareketinden kaynaklanan dinamik yüksek basınç etkilidir.

Görüldüğü yerler: Afrika’nın kuzeyi (Büyük Sahra), Arabistan Yarımadası, Basra Körfezi çevresi, Hindistan’ın kuzeybatısı (Tar Çölü), Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Afrika’nın güneybatısındaki Namib ve Kalahari çölleri, Güney Amerika’daki Patagonya, Atakama, Peru çölleri ve Kuzey Amerika’daki Meksika çölleridir.

Özellikleri:

  • Mutlak ve bağıl nem çok düşüktür. Bu sebeple günlük sıcaklık farkı en fazla olan iklimdir.
  • Belirli bir yağış mevsimi yoktur; bazı yıllar hiç yağış olmayabilir.
  • Mekanik çözülmenin en fazla olduğu iklimdir.
  • Yıllık sıcaklık farkı günlük sıcaklık farkı kadar yüksek değildir. Çünkü güneş ışınları bu alanlara yıl boyunca dike yakın açıyla düşmektedir.
  • Bitki örtüsü yok denecek kadar azdır. Cılız ot ve çalılıklarla kaktüs iklimin doğal bitki örtüsünü oluştururlar.
  • Çöllerde yer altı su seviyesinin yüzeye yakın olduğu veya çıktığı yerler olan vahalar canlı yaşamı için elverişli yerleri oluşturur.

b) Karasal Çöller

Ilıman kuşak kara içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Buralarda çöl özellikleri görülme sebebi yağış azlığıdır.

Görüldüğü yerler: Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin), Arizona (A.B.D.) çölleridir.

c) Soğuk Çöller

Kutuplarda görülür. Çöl denmesinin sebebi yağış azlığıdır. Yağış azlığının da sebebi sıcaklığın düşük olmasıdır. Sıcaklık düşük olduğu için buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağış da az olmaktadır. Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.

B- ORTA KUŞAK İKLİMLERİ

5- Akdeniz İklimi

Görüldüğü yerler: Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler (Libya, Mısır ve Lübnan hariç; buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyeti’nde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

Özellikleri:

  • Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır.
  • Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır.
  • En sıcak ay ortalaması 28-30°C, en soğuk ay ortalaması 8-10 °C’dir. Yıllık ortalama 18°C’dir.
  • Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür.
  • En fazla yağış kışın, en az yağış yazın düşer.
  • Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu iklimde görülür.
  • Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600-1000 mm arasındadır.
  • Bitki örtüsü maki dediğimiz bodur bitki topluluğudur. Maki; mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu vb. bitkilerden oluşur.
  • Akdeniz iklimi yurdumuzda Akdeniz, Ege, G. Marmara ve G.D. Anadolu Bölgesi’nin batısında görülür. Ancak Akdeniz Bölgesi’nden uzaklaştıkça enlem, yükselti ve karasallığın etkisiyle bozulmaya uğrar.

6- Ilıman Okyanus İklimi

Görüldüğü yerler: Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K. Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir.

Özellikleri:

  • Yazlar serin, kışlar ılıktır.
  • Her mevsim yağışlıdır.
  • En sıcak ay ortalaması 24-25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C’dir. Yıllık ortalama 13-15 °C’dir.
  • Günlük ve yıllık sıcaklık farkı azdır. Nemlilik fazla olduğu için.
  • Yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır. Yükseltisi fazla olan yerlerde bu miktar artmaktadır.
  • En fazla yağış sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür.
  • Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.
  • Bitki örtüsü ormandır.

7- Orta Kuşak Karasal İklim

Görüldüğü yerler: Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Yurdumuzda ise Doğu Anadolu Bölgesi’nde Erzurum-Kars Bölümü’nde görülür.

Özellikleri:

  • Kış erken gelir, çok soğuk olur. Kar ortalama 80-90 gün toprak üstünde kalır.
  • Yaz da erken gelir ve çok sıcak olur. Karlar hızla erir.
  • En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Bazen sıcaklık 30 °C’ye kadar çıkabilmektedir.
  • En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C’ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir.
  • Yıllık sıcaklık ortalaması 3-5 °C’dir.
  • Yıllık sıcaklık farkı 40-50 °C’ye kadar ulaşabilmektedir.
  • En fazla yağış ilkbahar ve yaz dönemlerinde düşmektedir. Karasallık arttıkça yağışlar yaz mevsimine kaymaktadır. Ör. Erzurum-Kars bölümünde olduğu gibi.
  • En az yağış kışın düşmektedir ve kar şeklindedir.
  • Yıllık yağış ortalaması 500-600 mm civarındadır.
  • Bitki örtüsü iğne yapraklı ormandır. Sibirya çevresindeki iğne yapraklı ormanlara Tayga denir. Taygalar dünya ormanlarının %15’ini oluşturur. Yağışın az olduğu yerlerde bozkır görülür. Yaz yağışından dolayı bozkırlar yaz boyunca yeşil kalan çayır şeklindedir.
  • Karasal iklimin temel özelliği yıllık sıcaklık farkının fazla olmasıdır.

8- Step İklimi

Görüldüğü yerler: Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesi’nde ve Ergene Bölümü’nde görülen karasal iklim buna örnektir.

NOT: İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara Antropojen Bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından böyle alanlarda yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.

Özellikleri:

  • Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlı geçer.
  • En sıcak ay ortalaması 20-25 °C’dir. En soğuk ay ortalaması 0, -1 °C’dir. Yıllık ortalama 9-11 °C’dir. (İlk metinde 0, -2 °C olarak da geçmektedir.)
  • En fazla yağış ilkbaharda, en az yağış yaz mevsiminde düşer.
  • İlkbaharda görülen yağışlar genelde konveksiyon (Kırkikindi) yağışı şeklindedir.
  • Yıllık yağış miktarı 250-350 mm civarındadır. (İlk metinde 300-500 mm olarak da geçmektedir.)
  • Bitki örtüsü ilkbahar yağışları ile yeşeren, yaz başlarında sararan/kuruyan ot topluluğundan oluşan bozkırdır. Bozkır bitki örtüsü içinde geven, deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır.

9- Tundra İklimi

Görüldüğü yerler: Sibirya, İskandinavya Yarımadası’nın kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde, Grönland Adası’nın kıyı kesimlerinde görülür.

Özellikleri:

  • En sıcak ay ortalaması 10 °C’yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C’lara kadar iner.
  • Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.
  • Yıllık yağış miktarı 200-250 mm civarındadır.
  • Bitki örtüsü yosun, ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür.

Genel olarak, 65°-80° Kuzey enlemleri arasında görülür. Sıcaklığın çok düşük olduğu bir iklim tipidir. Bu iklimde en sıcak ayın ortalaması dahi 10°C’yi geçmez. Kışın değerler -30°C ile -40°C’ye iner. Yıllık sıcaklık farkının 65°C’yi bulduğu yerler vardır. Yağışlar ortalama 200-250 mm kadardır. En fazla yağış yaz aylarında görülür. Tabii bitki örtüsü çalı, yosun ve yazın yeşeren kurakçıl otlardan oluşan tundralardır. Tundra iklimi, Avrupa’nın kuzey kıyıları, Kuzey Sibirya, Kuzey Kanada, Grönland Adası kıyıları ve Orta kuşaktaki yüksek dağlarda etkili olmaktadır.

Sıcaklık ve nem, bitki hayatını doğrudan etkiler. Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık ve nem oranı azalır. Buna bağlı olarak bitki örtüsü de seyrekleşir. Belirli bir yükseklikten sonra cılızlaşır ve doğal olarak ortadan kalkar. Bir yamaca düşen yağış miktarı aynı ise, yükseldikçe bitki örtüsündeki değişme sıcaklık azalmasıyla ilgilidir. Ancak sıcaklık şartları aynı ise farklılaşma nem miktarının değişmesiyle ilgilidir.

Yükseklere çıkıldıkça bitki toplulukları geniş yapraklı orman, karışık ormanlar, iğne yapraklı ormanlar ve dağ çayırları şeklinde kuşaklara ayrılır. Dağların Güneş’e bakan yamaçlarında bitkilerin olgunlaşma süreleri daha kısadır. Ormanın ve ağacın yetişme sınırı daha yüksektir.

10- Kutup İklimi

Görüldüğü yerler: Kutup çevrelerinde görülür.

Özellikleri:

  • Sıcaklık bütün yıl 0 °C’nin altındadır. Zemin buzlarla kaplıdır. Bitki örtüsü yoktur. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen sıcaklık yükselmez. Sebebi güneş ışınlarının eğik açılarla gelmesidir. Sıcaklık düşük olduğundan buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Yağış da azdır. Bu sebeple kutup iklimine soğuk çöl iklimi de denir.

Karlar ve buzullarla kaplı kutup bölgelerinde görülür. Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C’nin altındadır. Sıcaklık çoğu zaman -40°C’ye, hatta daha altına iner. Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Yağışlar son derece az ve kar şeklindedir. Ortalama yağış 200 mm civarındadır. Bu iklim tipinde bitki örtüsü yoktur.

Kutup iklimi, Kuzey Kutbu çevresinde, Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir. Kutup bölgelerinde deniz yüzeyinin donmasıyla oluşan geniş buz örtülerine bankiz denir. Ortalama kalınlıkları 2 m kadardır. Karalarda oluşan ve koparak denize düşen buz dağlarına ise aysberg adı verilmektedir.

İklim ve bitki toplulukları arasında sıkı bir ilişki vardır. Kutup iklimi haricinde diğer bütün iklimlerin kendine has karakteristik bitki örtüsü vardır. Farklı bölgelerdeki benzer iklim varlığını benzer tabii bitki örtüsü kanıtlar. Bitki örtüleri yer şekillerinden dolayı yeryüzünde aralıksız kuşaklar oluşturamazlar. Ancak genel olarak Ekvator’dan kutuplara doğru geniş yapraklı ormanlar, karışık ormanlar ve iğne yapraklı ormanlar şeklinde kuşaklar meydana gelmiştir.

ENLEMLERE GÖRE BİTKİ ÖRTÜSÜNÜN DAĞILIŞI

  • 0-30° KUZEY VE GÜNEY: GENİŞ YAPRAKLI ORMANLAR
  • 30-60° KUZEY VE GÜNEY: KARIŞIK ORMANLAR
  • 60-90° KUZEY VE GÜNEY: İĞNE YAPRAKLI ORMANLAR

Sıcaklık ve nem, bitki hayatını doğrudan etkiler. Yükseklere çıkıldıkça sıcaklık ve nem oranı azalır. Buna bağlı olarak bitki örtüsü de seyrekleşir. Belirli bir yükseklikten sonra cılızlaşır ve doğal olarak ortadan kalkar. Bir yamaca düşen yağış miktarı aynı ise, yükseldikçe bitki örtüsündeki değişme sıcaklık azalmasıyla ilgilidir. Ancak sıcaklık şartları aynı ise farklılaşma nem miktarının değişmesi ile ilgilidir.

İklim Tipleri (özet tekrar)

  1. Ekvatoral İklim: 10° kuzey ve güney enlemleri arasında etkilidir. Amazon ve Kongo Havzaları ile Malezya, Filipinler ve Papua Yeni Gine’de görülür. Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C’nin üstündedir. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en azdır (1-2 °C). Her mevsim düzenli yağış alır; en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvator’a dik geldiği tarihlerde görülür. Yağışlar konveksiyon yağışıdır. Yıllık yağış 2000 mm’nin üstündedir. Bitki örtüsü yağmur ormanlarıdır. Topraklar laterittir.
  2. Savan İklimi: 10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülür. Güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer. Yaz yağışlı, kış kuraktır. Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir. Yıllık yağış 1000-1200 mm arasındadır. Bitki örtüsü savandır.
  3. Muson İklimi: Muson rüzgarlarının etkili olduğu Güney, Güneydoğu ve Doğu Asya’da görülür. Yaz yağışlı, kış kuraktır. Sıcaklık ortalaması bütün yıl 10 °C’nin üstündedir. Yıllık sıcaklık farkı Savan iklimine göre fazladır. Yıllık yağış 1000-1500 mm civarındadır; kıyı kesimlerde daha fazla olabilir. Çerapunçi 12000 mm yağış alır. Bitki örtüsü kışın yaprağını döken geniş yapraklı muson ormanlarıdır; tipik ağacı teak’tır.
  4. Çöl İklimleri: Yağış miktarı 150 mm’nin altında olan bölgelerde görülür.
    • a) Sıcak Çöller (Tropikal): Dönenceler çevresinde görülür; oluşumunda dinamik yüksek basınç etkilidir. Görüldüğü yerler: Büyük Sahra, Arabistan Yarımadası, Basra Körfezi çevresi, Tar Çölü, Avustralya’nın iç kısımları ve batısı, Namib ve Kalahari çölleri, Patagonya, Atakama, Peru çölleri, Meksika çölleri. Mutlak ve bağıl nem çok düşüktür; günlük sıcaklık farkı en fazladır. Belirli yağış mevsimi yoktur. Mekanik çözülme en fazladır. Bitki örtüsü yok denecek kadar azdır; cılız ot, çalı ve kaktüsler bulunur. Vahalar canlı yaşamı için elverişlidir.
    • b) Karasal Çöller: Ilıman kuşak kara içlerinde, etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Yağış azlığı nedeniyle çöl özellikleri görülür. Görüldüğü yerler: Kızılkum, Karakum, Gobi, Taklamakan, Arizona çölleri.
    • c) Soğuk Çöller: Kutuplarda görülür. Yağış azlığının sebebi sıcaklığın düşük olmasıdır. Zemin buzla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.
  5. Akdeniz İklimi: Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler (Libya, Mısır ve Lübnan hariç), Avustralya’nın güneybatısı, Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kaliforniya çevresinde görülür. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar ılık ve yağışlıdır. En sıcak ay 28-30°C, en soğuk ay 8-10°C, yıllık ortalama 18°C’dir. Kar ve don ender görülür. En fazla yağış kışın, en az yazın düşer. Kış yağışları cepheseldir. Yıllık yağış 600-1000 mm arasındadır. Bitki örtüsü makidir (mersin, defne, kocayemiş, zeytin, zakkum, keçiboynuzu vb.). Türkiye’de Akdeniz, Ege, Güney Marmara ve Güneydoğu Anadolu’nun batısında görülür.
  6. Ilıman Okyanus İklimi: Batı rüzgarları sebebiyle ılıman kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve Kuzeybatı Avrupa, Amerika’nın batısı). Türkiye’de Karadeniz kıyılarında etkilidir. Yazlar serin, kışlar ılıktır. Her mevsim yağışlıdır. En sıcak ay 24-25°C, en soğuk ay 5-6°C, yıllık ortalama 13-15°C’dir. Günlük ve yıllık sıcaklık farkı azdır. Yıllık yağış 1500 mm civarındadır. En fazla yağış sonbaharda, en az ilkbaharda görülür. Yağış oluşumu yamaç yağışıdır. Bitki örtüsü ormandır.
  7. Orta Kuşak Karasal İklim: Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında görülür. Türkiye’de Erzurum-Kars Bölümü’nde görülür. Kış erken gelir ve çok soğuktur; kar 80-90 gün toprakta kalır. Yaz erken gelir ve çok sıcaktır. En sıcak ay 20°C civarı (bazen 30°C), en soğuk ay -10°C civarı (bazen -40°C) olur. Yıllık sıcaklık ortalaması 3-5°C, yıllık sıcaklık farkı 40-50°C’ye ulaşır. En fazla yağış ilkbahar ve yazın düşer; karasallık arttıkça yaz yağışları artar. En az yağış kışın ve kar şeklindedir. Yıllık yağış 500-600 mm civarındadır. Bitki örtüsü iğne yapraklı ormandır (Sibirya’da Tayga). Yağışın az olduğu yerlerde bozkır görülür; yaz yağışı nedeniyle bozkırlar yaz boyunca yeşil kalan çayır şeklindedir. Karasal iklimin temel özelliği yıllık sıcaklık farkının fazla olmasıdır.
  8. Step İklimi: Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Türkiye’de İç Anadolu ve Ergene Bölümü’nde görülen karasal iklim buna örnektir. Antropojen bozkır: İnsanlar tarafından ormanların tahrip edilmesiyle oluşan bozkırlardır. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve kar yağışlıdır. En sıcak ay 20-25°C, en soğuk ay 0, -2°C civarındadır. En fazla yağış ilkbaharda, en az yazın düşer. İlkbahar yağışları genelde konveksiyon (Kırkikindi) yağışıdır. Yıllık yağış 250-350 mm civarındadır. Bitki örtüsü ilkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur (bozkır). İçinde geven, deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler bulunur.
  9. Tundra İklimi: Sibirya, İskandinavya Yarımadası’nın kuzeyi, Kanada’nın kuzeyi, Grönland kıyılarında görülür. En sıcak ay 10°C’yi geçmez; kışın -30, -40°C’ye iner. Toprak yılın büyük kısmında donmuştur; yazın üst kısımdaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur. Yıllık yağış 200-250 mm civarındadır. Bitki örtüsü yosun, ot ve cılız çalılıklardan oluşan tundradır.
  10. Kutup İklimi: Kutup çevrelerinde görülür. Sıcaklık bütün yıl 0°C’nin altındadır. Zemin buzla kaplıdır, bitki örtüsü yoktur. Güneşlenme süresi uzun olsa da sıcaklık yükselmez; sebebi güneş ışınlarının eğik gelmesidir. Nem ve yağış azdır; bu nedenle soğuk çöl iklimi de denir. Ortalama yağış 200 mm civarındadır. Kuzey Kutbu çevresinde, Grönland’ın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir. Deniz yüzeyinin donmasıyla oluşan geniş buz örtülerine bankiz (ortalama 2 m kalınlık), karalardan koparak denize düşen buz dağlarına aysberg denir.

Bir yanıt yazın