Read Time:7 Minute, 47 Second

Simple Present Tense

FREQUENCY ADVERBS(sıklık zarfları)

always : daima,her zaman

usually : genellikle

generally : genellikle

frequently : sık sık

often : sık sık

sometimes : bazen

occasionally : ara sıra

seldom : nadiren

rarely : çok seyrek

scarcely : çok seyrek

hardly ever : neredeyse hiç

never : asla,hiç

on Mondays : pazartesi günleri

in May(s) : Mayısları

at the weekands : hafta sonları

in the morning(s) : sabahları

in the aftternoon(s) : öğleden sonraları

in the evening(s) : akşamları

at noon(s) : öğleleri

at night(s) : geceleri

everyday : hergün

everyweek : herhafta

once : bir kez

once a week : haftada bir kez

every other day : gün aşırı

every six months : altı ayda bir

every three weeks : her üç haftada bir

twice : iki kez

twice a week : haftada iki kez

three times : üç kez

three times a day : günde üç kez

 

OLUMLU CÜMLE

 

I                     verb

You

He                                          a) son harfleri “–ch,-sh,-o,-x,-s” ile biten fiiller geniş zaman,olumlu         

She            verb + s               cümle  3.tekil şahıslarla kullanılacakları zaman es takısı alırlar.

It                                            brush + s à brushes

We                                         b)bir sessiz ve hemen ardından y ile biten fiillerde y düşer yerine i geldikten sonra es takısı alır.

You              verb                  study + s à studies

They

 

1.I ………….. my tiger in my free time.(tickle) Boş zamanlarımda kaplanımı gıdıklarım.

2.Jack ………….. his lion’s tail in the mornings.(pull)Jack sabahları aslanının kuyruğunu çeker.

3.My son …………..his centipede’s feet twice a day.(count) Oğlum kırkayağını günde iki kez besler.

4.Mary ………….. her crocodile’s teet everyday.(brush) Mary timsahının dişerini hergün fırçalar.

5.We always ………….. with our turtlle.(run) Biz daima kaplımbağamızla koşarız.

6.Yunus ………….. his dolphin everyday.(feed) Yunus hergün yunusunu besler.

7.My father ………….. in London.(live) Babam Londra’da yaşar.

8.I sometimes ………….. with Cindy.(dance) Ben bazen Cindy ile dans ederim.

9.My grandfather ………….. at night.(snore) büyükbabam geceleri horlar.

10.We ………….. backgammon at the weekends.(play)biz haftasonları tavla oynarız.

11.My neighbour ………….. at night.(drum) komşum geceleri davul çalar.

(tickle,pulls,counts,brushes,run,feeds,lives,dance,snores,play,drums)

 

FİİLLER

 

Drink

Paint

Study

Work

Cook

Wait

Eat

Buy

Sell

Drive

Run

Walk

Read

Write

Sing

Smoke

Make

Count

Imagine

Dream

Play

Talk

Speak

Listen to

Snore

Drum

Invent

Invite

Faint

Blush

Socer up

Wink (at)

Frawn

Hesitate

Threaten

Smile (at)

Laugh (at)

Cough

Chase

Catch

Hijack

Hitchhike

Give up

Flow

Stop

Start

Finish

Fear

Search

Investigate

Invest in

Make up

Promise

Lead

Turn on

Switch on

Turn off

Switch off

Turn up

Turn down

Try

Understand

Bark

Scratch

 

Içmek

Boyamak

Ders çalışmak

Çalışmak

Pişirmek

Beklemek

Yemek

Satın almak

Satmak

Kullanmak

Koşmak

Yürümek

Okumak

Yazmak

Şarkı söylemek

Sigara içmek

Yapmak

Saymak

Hayal etmek

Rüya görmek

Oynamak,çalmak

Konuşmak

Konşmak

Dinlemek

Horlamak

Davul çalmak

Icat etmek

Davet etmek

Bayılmak

Yüzü kızarmak

Ayılmak

Göz kırpmak

Kaşlarını çatmak

Tereddüt etmek

Tehdit etmek

Gülümsemek

Gülmek

Öksürmek

Kovalamak

Yakalamak

Uçak kaçırmak

Otostop çekmek

Vazgeçmek

Akmak

Durmak

Başlamak

Bitirmek

Korkmak

Araştırma yapmak

Araştırma yapmak

(e) para yatırmak

makyajyapmak,uydurmk

söz vermek

yönlendirmek

açmak (tv,musluk vs)

açmak (tv,musluk vs)

kapamak(tv,musluk vs)

kapamak(tv,musluk vs)

sesini açmak

sesini kısmak

denemek,çabalamak

anlamak

havlamak

kaşımak,tırmalamak

 

Know

Doubt

Hate

Like

Fry

Fly

Grill

Boil

Interrupt

Get up

Get off

Get on

Take

Bring

Take on

Take off

Land

Postpone

Put off

Cancel

Gossip

Gamble

Tickle

Knit

Sign

Resign

Vote

Elect

Commit suicide

Polish

Pull

Push

Stay

Sleep

Bring up

Grow

Milk

Water

Fertilise

Apply for

Dismiss

Provide

Conquer

Forget

Remember

Steal

Rub

Win

Kick

Punch (at)

Pinch (at)

Permit

Fight

Vomit

Spill

Drop

Grate

Peel

Die

Kill

Lend

Borrow

Itch

 

 

Bilmek,tanımak

Şüphelenmek

Nefret etmek

Hoşlanmak

Kızartmak

Uçmak

Izgara yapmak

Kaynamak

Sözünü kesmek

Kalkmak

Inmek (otobüs vs)

Binmek  (otobüs vs)

Alamak,götürmek

Getirmek

Giyinmek

Soyunmak

Havalanmak,konmak

Ertelemek

Ertelemek

Iptal etmek

Dedikodu etmek

Kumar oynamak

Gıdıklamak

Örgü örmek

Imzalamak

Istifa etmek

Oy vermek

Seçmek,elemek

Intihar etmek

Cilalamak

Çekmek

Itmek

Kalmak

Uyumak

Büyütmek (çocuk)

Yetiştirmek (sebze vs)

Süt sağmak

Sulamak

Gübrelemek

Müracat etmek

Işten çıkartmak

Sağlamak

Fethetmek

Unutmak

Hatırlamak

Çalmak

Soygun yapmak

Kazanmak

Tekme atmak

(e) yumruk atmak

(e) çimdik atmak

izin vermek

kavga etmek,savaşmak

kızmak

dökmek

düşmek

rendelemek

kabuklarını soymak

ölmek

öldürmek

borç vermek

borç almak

kaşınmak

 

 

OLUMSUZ CÜMLE 

I                                              I drink sage tea in the morning.(sabahları adaçayı içerim.)

You         don’t                      I don’t drink sage tea in the morning.(sabahları adaçayı içmem.)

 

He                                               Old people govern Turkey.(Türkiyeyi yaşlı insanlar yönetir.)

She          doesn’t          verb      Old people don’t govern Turkey.(Türkiyeyi yaşlı insanlar yönetmez.)       

It                                                 My horse neighs at night.(atım gecelri kişner.)   

We                                             My horse doesn’t neighs at night.(atım gecelri kişnemez.)                                

You         don’t                     

They                                       They work on saturday.(onlar Cumartesi çalışırlar.)

                                               They don’t work on saturday.(onlar Cumartesi çalışmazlar.)

 

My brother gets up very early.(kardeşim çok erken kalkar.)

My brother doesn’t get up very early.(kardeşim çok erken kalkmaz.)

My mother grates onions by crying.(annem ağlayarak soğan doğrar.)

My mother doesn’t grate onions by crying.(annem ağlayarak soğan doğramaz.)

I teach English.

I don’t teach English.

 

NOTE

İngilizcede birisi anlamına gelen somebody,someone,herkes anlamına gelen everybody,everyone,hiçkimse anlamına gelen nobody,noone  kelimeleri 3. tekil şahıs kabul edilirler. Dolayısıyla somebody,someone, everybody,everyone, nobody,noone  geniş zaman cümlesi içerisinde kullanıldıkları zaman fiile s takısı aldırırlar.

Everybody likes the sea. (herkes denizi sever.)

 

Nobody ve noone kelimeleri cümleyi kendibaşına olumsuz yaptıklarından cümle içerisinde kullanıldıkları zaman ayrıza don’t veya doesn’t olumsuz yardımcı fiillerini almazlar. Olumlu cümlelerdeki 3. tekil şahıslarda fiilin sonuna gelen s takısını doesn’t yardımcı fiili olumsuz cümlede kaldırdığından,nobody ve noone ile doesn’t ayrıca kullanılmayacağından nobody’nin özne olduğu geniş zaman cümlelerinde fiilin sonundaki s takısı devam eder.

Nobody swims in winter.(kışın kimse yüzmez.)

 

Never kelimeside kendi anlamıyla cümleyi olumsuz yapar.Nobody de anlatılan kurallar aynen geçerlidir.

I never drink milk.

She never drinks milk.

 

SORU CÜMLESİ

 

Do        I                                             *What do you do at the weekends?(haftasonları ne yaparsın?)

           You                                          I go fishing with my son. (oğlumla balığa giderim.)

Does    He                                          *Do you get up early in the mornings?(sabahları erken kalkarmısın?)

            She                 verb                Yes ,I do / No, I don’t

            It

            we

do        you

            they

 

Başbakan hergün güvercinlerini besler mi? Does the prime minister feed his pigeons everyday?

Yes , He does. / No, He doesn’t.

 

Fill in the blanks by using the given verbs in Simple Present

1.John sometimes ……….. the ducks.(feed)(+) àJohn bazebn ördekleri besler

2.Mary and I usually ………. in the mornings.(run)(+) Mary ve ben sabahları genellikle koşarız.

3.Steve ………. on Sundays.(work)(-)àSteve Pazar günleri çalışmaz.

4.We ………. anybody in the elections.(vote)(-)àSeçimde kimseye oy vermeyiz.

5. ….. You …….. your lynx at the weekends?(tickle)à Sen vaşağını haftasonları gıdıklar mısın?

6.How often ………. You ………. to the cinema?(go)à Hangi sıklıkta sinemaya gidersin?

7.My brother ………. tong in front of the Mental Hospital.(sell)àkardeşim akıl hastanesinin önünde maşa satar.

8. Where  ………. You ……….  ? (live) à Nerede yaşarsın?

9. Steve never ………. Physics.(study)à Steve asla fizik çalışmaz.

10. How ………. your son go to scholl?(go)à Oğlun okula nasıl gider?

(feeds,run,doesn’t work,don’t vote,tickle,do-go,sells,do-live,studies,does,make,postpones,doesn’t do,don’t wash,looks,play,don’t do,works,do,studies)

 

NOTE

Who İngilizcede Whom’un da görevini yaparak kim anlamının haricinde kimi,kime kelimelerinin de anlamını üstlenir.

Who soru kelimesinin kim anlamın geldiği durmlarda özne belli olamıyacağından , who’dan sonra does-do kullanılamaz. Böyle bir cümle olumlu düz cümleymiş gibi düşünülür. Who cümlenin öznesiyiş gibi bir yapı oluşturulur. Tekil özne olarak kabul edilir. Kendisinden sonra hemen fiil gelir. Fiil s takısı alır.

*Who works in your family? à Ailende kim çalışır?

Ancak who kelimesinin kimi ya da kime anlamlarına geldiği durumlarda özne belli olacağından normal soru cümle yapısı oluşturulur.

*Who do you visit at the weekends? à haftasonları kimi ziyaret edersiniz?

Nerede yaşarsın? à Where do you live?  (I live in Istanbul)

Nerede çalışırsın? à Where do you work? (I work in EMI)

İşe nasıl gidersin? à How do you go to work? (I go to work by bus.)

Boş zamanlarında ne yaparsın? à What do you do in your free time?

Ne kadar sık sinemaya gidersin? à How often do you go to the cinema?

 

WHAT KIND OF…….?

What kind of books do you read? (Ne tür kitap okursun?)

I read novels.(Roman okurum.)

What kind of films do you watch? (Ne tür filmler seyredersin?)

I watch adventure films(macera) / horror(korku)/science-fiction(bilim-kurgu)/actions

What kind of programs do you like? (Ne tür programlar seversin?)

I like documentaries(belgesel) / tv series(tv dizileri)/ news(haberler)

What kind of music do you like? (Ne tür müzik seversin?)

I like classical music/ jazz/rock/pop/folk music

What kind of sports do you like? (Ne tür sporları seversin?)

I like team sports(takım sporları)/water sports(su sporları)/wrestling(güreş)/pole-vault(sırıkla atlama)/javelin(cit atma)/ice-skating(buz pateni)/weight-lifting(halter)

What kind of people do you like? (Ne tür insanlardan oşlanırsın?)

I like brave(cesur)/easy-going(uysal)/hard working(çalışkan)/bust(açıksözlü)/honest (dürüst)

What kind of food do you like? (Ne tür yemeklerden hoşlanırsın?)

I like sea food(deniz ürünleri) / meat (et)/ vegetables(sebze) / desserts (tatlı)

About Post Author

Erdem OVAT

1985-1988 Dörtler Köyü İlköğretim Okulu 1988- 1993 Sakıp Sabancı İlköğretim Okulu 1993-1996 Orhan Çobanoğlu Lisesi 1997-2000 Almanya'da Turist 2001-2002 Vatani Görev Isparta Muş'ta yaptım 2002-2004 Açiköğretim Lisesinden Üstün Başarı 2005-2010 Hacettepe Üniversitesi Alman Dili Öğretmenliğinde Mezun Oldum 2010-2011 Halk Eğitim Merkezinde Almanca Öğretmenliğine Başladım 2011-2013 Çeşitli Özel Dersane ve Okullarda çalıştım 2013- .... Milli Eğitimde Almanca Öğretmeni olarak çalışmaya devam ediyorum
Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleppy
Sleppy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın