İngilizce de “iki fiil yanyana geldiğinde“ ya arasına “to” konur ya da 2. fiile “-ing“ takısı
eklenir. Eğer ki iki fiil arasında TO varsa buna “infinitive”, Ya da ikinci fiilinn sonuna -ing
ekleniyorsa buna da ”gerund” diye adlandırırız.
Öncelikle “Gerund Konusunu“ daha sonra da “Infinitive konusunu“ açıklayalım . Sonra
örneklerle konuyu pekiştirelim.
Gerund’ un Kullanımı (Use of the Gerund)
Gerund fiilin sonuna ing eklenmesiyle oluşuyor demiştik. Burda ing ekini alan fiil
İSİMLEŞMİŞ FİİL , Türkçe de fiilimsi dediğimiz yapı anlamına gelmektedir.
I like running in the morning. (Sabahları koşmayı severim.)
He likes listening to classical music. (O klasik müzik dinlemeyi sever.)
She doesn’t enjoy dancing. (O dans etmeyi sevmez.)
Tabi ki her -ing ekini alan fiil, isim olmak zorunda değildir.
I saw a running boy yesterday. ( Dün koşan bir çocuk gördüm.)
Yukarda ki cümle de running ismi nitelendirmek için sıfat manasında kullanılmıştır.
Aşağıda ki fiillerden sonra gelen fiiller Gerund eki alırlar. Burda çoğunlukla kullanılan
fiileri ele aldık.
Lose: Kaybetmek
Like : Beğenmek
Dislike : Beğenmemek
Enjoy: Hoşlanmak
Avoid : Sakınmak , Kaçınmak
Hate : Nefret Etmek
Finish :Bitirmek
Miss: Özlemek, Kaçırmak
Look forward to : Dört gözle beklemek
Begin : başlamak
Stop: Durmak
Continue : Devam etmek
Start : Başlamak
Try : Denemek
Deny: İnkar etmek
Admit: Kabul etmek
Postpone : Ertelemek
Anticipate: Ummak
Imagine: Hayal Etmek
Mention : bahsetmek
Propose : Önermek
Suggest : Önermek
Bu fiillerden sonra gelenler genellikle gerundlu kullanılmaktadır.
Örnekler:
He admitted breaking the glass. (O bardağı kırdığını kabul etti.)
I miss living in Kayseri. (Kayseri de Yaşamayı özlüyorum.)
I hate watching tv. (Televizyon izlemekten nefret ederim.)
He remembers going to the cinema with her. (O , onla sinemaya gideceğini hatırladı.)
I suggested going to the sea. (Denize Gitmeyi önerdim.)
They postponed going on holiday this summer. (Onlar bu yaz tatile gitmeyi ertelediler.)
I tried wearing jeans. (Kot pantolon giyinmeyi denedim.)
Gerund cümlede özne olarak kullanılabilir.
Swimming in this river is impossible. (Bu nehirde yüzmek imkansızdır.)
Playing tennis is my favourite sport. (Tenis oynama benim favori sporumdur.)
Studying lesson is boring than watching tv. (Ders çalışmak, Televizyon izlemekten sıkıcıdır.)
Gerund cümlede edatlardan, sonra kullanılabilir.
They didn’t tell me about going on holiday. (Onlar bana tatile gidecekleri hakkında bişey
sölemediler.)
After running two hours, I felt tired. (İki saat koşmadan sonra kendimi yorgun hissettim.)
Instead of sleeping, You must study your exams. (Uyumak yerine, Sınavlarına çalışmalısın.)
I’m good at swimming. (Yüzmede iyiyimdir.)
I look forward to hearing from you. (Senden haber almayı dört gözle bekliyorum.)
I’m good at persuading. (İkna etmede iyiyimdir.)
Gerund cümlede sıfat olarak kullanılabilir.
I saw a running boy yesterday. ( Dün koşan bir çocuk gördüm.)
I saw a speaking bird. (Konuşan kuş gördüm.)
Infinitive Kullanımı ( Use Of The Infinitive)
Bu konuda ise infinitive konusunu anlatacağız. Burda ki anlam ise genel de “-mak için -mek
için” manalarına gelmektedir. Mesela ” I took a credit to buy a new car. (Yeni bir araba satın
almak için kredi çektim.” Bu cümlede ‘ to buy ‘ yapısı infinitive dir. Örneklerle daha iyi
anlaşılacaktır.
I have determined to sell my house in Ankara and move to Kaş. (Ankara´daki evimi satıp
Kaş´a taşınmaya karar verdim.)
It appears too impossible to reach an agreement. (Bir anlaşmaya ulaşmak imkansız gibi
görünüyor.)
I managed to pass the exam. (Geçme sınavını ben yönettim.)
He wants to speak to the history teacher. (Tarih öğretmeniyle konuşmayı istiyor.)
He wants you to speak to the history teacher. (Tarih öğretmeniyle konuşmanı istiyor.)
She would like to share the room with you. (Odayı senle paylaşmak istiyor.)
She would like you to share the room with her. (Odayı onunla paylaşmanı istiyor.)
Kendilerinden sonra To infinitive yapısını alan fiileri inceleyelim.
Seem: Görünmek
Want : İstemek
Offer: Teklif etmek
Decide: Karar vermek
Hope: Ummak
Afford: Gücü Yetmek
Promise: Söz vermek
Plan: Plan yapmak
Continue: Devam etmek
Arrange : Düzenlemek
Agree: Katılmak
Learn: Öğrenmek
Teach: Öğretmek
Ask : Sormak
Refuse : Reddetmek
Appear: Gözükmek, Görünmek
Happen: Meydana gelmek
Repair : Tamir Etmek
Wait: Beklemek
Determine: Belirlemek, Tayin etmek, Tespit etmek
Persuade: İkna Etmek
Oblige: Zorlamak
Stop : Durmak, Bırakmak
Start: Başlamak
Genel itibariyle bu fiillerden sonra to infinitive yapısıyla diğer fiil devam ettirilir.
Örnekler;
He fought to save his homeland. (Anavatanını korumak için savaştı.)
We are trying to save on electricity. (Elektrikten tasarruf etmeye çalışıyoruz.)
He adviced me to save money. (O bana parayı tasarruflu kullanmamı tavsiye etti.)
She told me to prepare the breakfast. (Bana kahvaltıyı hazırlamamı söyledi.)
They persuaded him to go swimming. (Onlar onu yüzmeye gitmeye ikna ettiler.)
I obliged him to resign. (Onu istifa etmesi için zorladım)
I am going to the supermarket to buy some foods. ( Biraz yiyecek almak için markete
gidiyorum.)
I have already decided what to do. (Ne yapacağıma çoktan karar verdim.)
She learnt to drive a car. (O araba sürmeyi öğrendi.)
o Bazı fiiller Hem gerund hem de infinitive alabilirler.
Mesela;
Stop, Start, Remember, try, forget, begin, continue, finish, prefer gibi…
Why did you like watching tv? (Niçin televizyon izlemeyi severdin?)
Would you like to eat dessert ? (Tatlı yemek İster misin?)
I won’t be able to stop smoking. (Sigara içmeyi bırakamayacağım.) (Bırakmak,
kesmek manasında olduğunda gerund)
We stopped to eat something there. (Bişeyler yemek için orada durduk.) (Durmak manasında ise infinitive li.)
Karışık Cümleler
It was kind of you to invite me to your house.( Beni evinize davet etmeniz kibarlığınızdı.)
It is foolish of her to accept his offer. (Onun teklifini kabul etmek, onun aptallığıdır.)
It was careless of her to break the glasses. (Bardakları kırması onun dikkatsizliği idi.)
I was the fisrst to win the race. (Yarışı ilk kazanan bendim.)
He is the cleverest person to solve this problem. (O bu problemi çözecek en zeki kişidir.)
Anna is too angry to talk to today. (Anna bugün kendiyle konuşulmayacak kadar sinirlidir.)
He stopped smoking. (Sigara içmeyi bitirdi.)
Gerund ve Infinitive konusunu anlatmaya çalıştım. Yararlı olması dileğiyle.
ALINTI: http://www.ingilizcemiz.net/gerund-and-infinitive.html
PREPOSİTİON(edat) + Verb + Ing’ lı gerund ve inf.
I’m good AT DRAWING people
I’m not interested IN SKIING
Yani edat barındıran bir cümle kurduğumuzda 2.fiil ING takısı ile kullanılır.
NOTICE: Fiilimsi kelimeler her zaman 2.fiillerdir. Asıl fiiller ise ÖZNEYE en yakın
olanlardır. Yani ilk fiiller.
NOTICE: Konuşmalarda (aöf kitabınızda kullanılan) like,hate,love fiillerinde TO VERB,
VERB+ING’den daha çok kullanılır.
Object pronouns(NESNE ZAMİRLERİ benim,onun,bizlerin[her,his,them,us…vs.]);
everybody, nobody
I=me, You=you, He=Him, She=Her, we=us, they=them”
I’m a singer. That’s ME on the CD. (BEN şarkıcıyım. Cd’deki BENİM.)
You’re a musician? I’d like to hear YOU.(SEN müzisyen misin? SENİ dinlemek isterim.)
She’s pretty good. I like HER.(O çok iyi. ONU seviyorum.)
He’s not a good singer. I don’t like HIM.(O iyi bir şarkıcı değil. ONU sevmiyorum.)
It’s nice song. I like IT.(O güzel şarkı. ONU severim.)
We play in a band. Come listen to US.(BİZ bandoda çalıyoruz. BİZİ dinlemeye gel.)
They’re local guys. Do you like THEM?(ONLAR yerel. ONLARI seviyor musun?)
Everybody/Everyone: Herkes
Nobody/No one: Kimse
ÖRNEK:
Everybody/Everyone is talking too much. (Herkes çok fazla konuşuyor.)
Nobody/No one is talking. (Kimse konuşmuyor.)
NOTICE: Konuşmalarda Everybody ve Nobody diğerlerinden daha fazla kullanılır.
Bunlar her zaman O şahiz zamiri olarak kabul görür, bu yüzden zamanlarda O şahıs zamirine
ait ekleri getirmen gerek. Örneğin geniş zaman da EVERYBODY TALKS TOO MUCH gibi
AÇIKLAMA:
Şimdi, ilk önce Object pronouns konusunu açıklamaya çalışayım. Nesne zamirleri yani.
Türkçe olarak; “Şarkı çok güzel” diye bir cümle kurduğumuzda ve şarkı ile ilgili konuşmaya
devam ettiğimizde, burada özne olan ŞARKI’yı tekrar etmeye gerek duymayız. Onun yerine
“BU” zamirini kullanırız. Öyle değil mi? “Bunu yazan çok duyguluymuş.” diyebiliyoruz;
yerine “Şarkıyı yazan…” demeye gerek duymadan. İşte İngilizcede de böyle bir kural söz
konusu. Elbette bizde “bu,bizi,şunlar..vb.” iken ingilizcede nesne zamirleri “me, you, it, us,
her,him, them” şeklinde gidiyor.” I=me, You=you, He=Him, She=Her, we=us, they=them”
şeklindedir.
Everybody ve everyone ise orada yazdığı gibi, ek bir şeyi yok. Şöyle bir ek bilgi vereyim
sadece. Bunlar her zaman O şahiz zamiri olarak kabul görür, bu yüzden zamanlarda O şahıs
zamirine ait ekleri getirmen gerek. Örneğin geniş zaman da EVERYBODY TALKS TOO
MUCH gibi.