Perfekt (Vergangenheit)

📝 Almanca Perfekt (Dili Geçmiş Zaman)

Almancada Perfekt, geçmişte olmuş bitmiş olayları anlatmak için kullanılır ve özellikle günlük konuşma dilinde en sık tercih edilen geçmiş zaman yapısıdır.

🌟 Temel Giriş Cümleleri

Ich habe meine Schulaufgaben gemacht.(Okul ödevlerimi yaptım.)

➔ Okunuşu: [ih haa-bı may-nı şuul-auf-gaa-bın gı-maht]

Manuel ist nach Köln gefahren.(Manuel Köln’e gitti.)

➔ Okunuşu: [ma-nu-el ist nah köln gı-faa-rın]

Die Buben haben ein Baumhaus gebaut.(Oğlanlar bir ağaç ev inşa etti.)

➔ Okunuşu: [dii buu-bın haa-bın ayn baum-haus gı-baut]

Perfekt cümle yapısı; haben veya sein yardımcı fiillerinin şimdiki zaman (Präsens) çekimi ile esas fiilin üçüncü hali olan Partizip II (Partizip Perfekt) formunun birleşmesiyle kurulur.

Temel Formül: Özne + haben veya sein (çekimli) + Diğer Ögeler + Partizip II (Fiilin 3. Hali)

Örnek: Er hat Deutsch gelernt. [er hat doyç gı-lernt] – O Almanca öğrendi.

⚙️ Yardımcı Fiil Çekim Şablonu

Şahıshaben(Sahip olmak)🗣️ Okunuşusein(Olmak)🗣️ Okunuşu
ichhabe[haa-bı]bin[bin]
duhast[hast]bist[bist]
er, es, siehat[hat]ist[ist]
wirhaben[haa-bın]sind[zınt]
ihrhabt[hapt]seid[zayt]
Sie / siehaben[haa-bın]sind[zınt]

1) Zayıf (Düzenli) Fiillerde Geçmiş Zaman

Düzenli fiillerde fiilin mastar takısı (-en veya -n) atılarak kökü bulunur. Partizip II formu, fiil kökünün başına “ge-“ ve sonuna “-t” takısı getirilerek türetilir. Fiil kökü d, t, m, n harflerinden biriyle bitiyorsa, okunuşu kolaylaştırmak için sona “-et” eklenir.

$$\mathbf{\text{Formül: ge}} + \mathbf{\text{Fiil Kökü}} + \mathbf{\text{-(e)t}} \quad \text{$$$$}$$

kochen [ko-hın] ➔ gekocht [ge-koh-t] (pişirmek)

arbeiten [ar-bay-tın] ➔ gearbeitet [ge-ar-bay-tet] (çalışmak)

hören [höö-rın] ➔ gehört [ge-höört] (duymak)

spielen [şpii-lın] ➔ gespielt [ge-şpiilt] (oynamak)

tanzen [tan-tsın] ➔ getanzt [ge-tantst] (dans etmek)

atmen [at-mın] ➔ geatmet [ge-at-met] (nefes almak)

💬 Cümle Örnekleri:

In Deutschland hat er lebenslang sehr hart gearbeitet.(Almanya’da hayatı boyunca çok ağır çalıştı.)

➔ Okunuşu: [in doyç-lant hat er lee-bıns-lang zeer hart gı-ar-bay-tet]

Mein Freund hat sich seit einem Monat nicht gemeldet.(Arkadaşımdan bir aydır haber alamıyorum.)

➔ Okunuşu: [mayn frooynt hat zıh zayt ay-nym moo-nat niht gı-mel-det]

Habt ihr die Reihenzahlen im Kopf gerechnet?(Bir dizi sayıyı zihninizden mi hesapladınız?)

➔ Okunuşu: [hapt iir dii ray-ın-tsaa-lın im kopf gı-reh-net]

Der junge Mann hat das Kind vor dem Ertrinken gerettet.(Genç adam çocuğu boğulmaktan kurtardı.)

➔ Okunuşu: [deer yung-ı man hat das kınt foor deem er-trıng-kın gı-ret-tet]

2) Kuvvetli (Düzensiz) Fiillerde Geçmiş Zaman

Düzensiz fiillerde Partizip II yapılırken fiil kökünün başına “ge-“, sonuna ise “-en” getirilir; ayrıca fiil kökündeki ünlü harf genellikle ses değişimine (Stammvokalwechsel) uğrar.

bleiben [blay-bın] ➔ geblieben [ge-blii-bın] (kalmak)

finden [fın-dın] ➔ gefunden [ge-fun-dın] (bulmak)

schließen [şlii-sın] ➔ geschlossen [ge-şlos-sın] (kapatmak)

fliegen [flii-gyn] ➔ geflogen [ge-floo-gyn] (uçmak)

💬 Cümle Örnekleri:

Schlaubi hat ein Buch gelesen.(Şirin Baba bir kitap okudu.)

➔ Okunuşu: [şlau-bi hat ayn buuh gı-lee-zın]

Alex hat eine leckere Torte gebacken.(Alex lezzetli bir pasta pişirdi.)

➔ Okunuşu: [a-leks hat ay-nı le-kı-rı tor-tı gı-ba-kın]

Irina ist im Winter Ski gefahren.(Irina kışın kayak yaptı.)

➔ Okunuşu: [i-ri-na ist im vın-tər şii gı-faa-rın]

Sarah hat den ersten Preis gewonnen.(Sarah birincilik ödülünü kazandı.)

➔ Okunuşu: [zaa-ra hat deen eers-tın prays gı-von-nyn]

Baby Schlumpf hat Milch getrunken.(Bebek Şirin süt içti.)

➔ Okunuşu: [bey-bi şlumpf hat mılh gı-trung-kın]

3) Karışık Fiillerde Geçmiş Zaman (Mischverben)

Bu gruptaki fiiller, Partizip II formunu oluştururken hem düzenli fiillerdeki gibi “-t” takısı alırlar hem de düzensiz fiillerdeki gibi köklerindeki ünlü harf değişime uğrar. Tarz fiilleri (Modalverben) ve wissen fiili bu gruba dâhildir.

nennen [nen-nyn] ➔ genannt [ge-nan-t] (adlandırmak)

kennen [ken-nyn] ➔ gekannt [ge-kan-t] (tanımak)

denken [den-kın] ➔ gedacht [ge-dah-t] (düşünmek)

bringen [brıng-ın] ➔ gebracht [ge-brah-t] (getirmek)

wissen [vıs-sın] ➔ gewusst [ge-vus-t] (bilmek)

4) Sonu “-ieren” ile Biten ve “ge-” Ön Ekiyle Başlayan Fiiller

Mastar hali “-ieren” ile biten yabancı kökenli fiiller ile hâlihazırda “ge-“ ön ekiyle başlayan bazı fiiller, Partizip II formlarında başa tekrar “ge-“ ön eki almazlar.

gebären [gı-bee-rın] ➔ geboren [gı-boo-rın] (doğurmak)

informieren [ın-for-miirın] ➔ informiert [ın-for-miirt] (bilgilendirmek)

💬 Cümle Örnekleri:

Der Reiseführer hat den Touristen informiert.(Rehber turisti bilgilendirdi.)

➔ Okunuşu: [deer ray-zı-füü-rır hat deen tu-rıs-tın ın-for-miirt]

Ich bin im Jahr 1980 geboren.(1980 yılında doğdum.)

➔ Okunuşu: [ih bin im yaar noyn-tseen-hun-dert ah-tsıh gı-boo-rın]

5) Olumsuz Cümle Yapısı (Negation)

Almancada fiil cümleleri “nicht” edatı ile, isim cümleleri ise “kein / keine” olumsuzluk belirteçleri ile olumsuz yapılır.

Sie haben sich nicht gefreut.(Sevinmediler.)

➔ Okunuşu: [zii haa-bın zıh niht gı-frooyt]

Er hat auf die Kinder nicht aufgepasst.(Çocuklara göz kulak olmadı.)

➔ Okunuşu: [er hat auf dii kın-dər niht auf-gı-past]

Ich habe gestern keine Lust gehabt.(Dün hiç isteğim yoktu.)

➔ Okunuşu: [ih haa-bı ges-tərn kay-nı lust gı-haapt]

Wir haben kein Geld dabeigehabt.(Yanımızda hiç para yoktu.)

➔ Okunuşu: [viir haa-bın kayn gelt da-bay-gı-haapt]

6) Soru Cümleleri (Fragen)

❓ A) Evet / Hayır Soruları (Ja / Nein Fragen)

Yardımcı fiille kurulan bu sorularda, çekimlenmiş yardımcı fiil (haben veya sein) cümlenin en başına getirilir.

Hast du die Passformalitäten erledigt?(Pasaport işlemlerini hallettin mi?)

➔ Okunuşu: [hast du dii pas-for-ma-li-tee-tın er-lee-dıht]

Hast du dich bei ihm wohlgefühlt?(Onun yanında kendini rahat hissettin mi?)

➔ Okunuşu: [hast du dih bay iim vool-gı-füült]

❓ B) Soru Sözcükleri ile Sorulan Sorular (W-Fragen)

Soru kelimesi (was, wer, wann, wie, wo vb.) en başa gelir, ardından çekimli yardımcı fiil ve özne takip eder.

Was hast du gestern gemacht?(Dün ne yaptın?)

➔ Okunuşu: [vas hast du ges-tərn gı-maht]

Wo bist du am Vormittag gewesen?(Öğleden önce neredeydin?)

➔ Okunuşu: [voo bist du am foor-mıt-taak gı-vee-zın]

7) Yardımcı Fiil Seçimi: “haben” mi, “sein” mi?

Almancada fiillerin çok büyük bir kısmı Perfekt zamanda “haben” yardımcı fiili ile çekimlenir. Geçişli (nesne alabilen) eylemlerde, dönüşlü (reflexive) eylemlerde, tarz fiillerinde (modal) ve belgisiz (unpersönlich) fiillerde her zaman haben kullanılır.

Kısacası; eylemde belirgin bir yer değişikliği veya durum değişikliği yoksa cümle haben ile kurulur.

🟢 A) Haben ile Kullanım Örnekleri:

Ich habe gestern einen Brief geschrieben.(Dün bir mektup yazdım.)

➔ Okunuşu: [ih haa-bı ges-tərn ay-nyn briif gı-şrii-bın]

Wir haben gestern viel gegessen.(Dün çok yedik.)

➔ Okunuşu: [viir haa-bın ges-tərn viil gı-ges-sın]

🔵 B) Durum Değişikliği Bildiren Fiiller (Zustandsänderung) ➔ sein

Eylemin anlamında bir durumdan başka bir duruma (faza) geçiş varsa yardımcı fiil olarak sein kullanılır:

Ich bin eingeschlafen.(Uykuya daldım.)

➔ Okunuşu: [ih bin ayn-gı-şlaa-fın]

Der Kranke ist heute Nacht gestorben.(Hasta bu gece vefat etti.)

➔ Okunuşu: [deer kran-kı ist hoy-tı naht gı-ştor-bın]

Der See ist noch nicht zugefroren.(Göl henüz donmadı.)

➔ Okunuşu: [deer zee ist noh niht tsuu-gı-froo-rın]

Der Autoreifen ist geplatzt.(Araba lastiği patladı.)

➔ Okunuşu: [deer au-to-ray-fın ist gı-platst]

🚗 C) Yer Değişikliği Bildiren Fiiller (Ortswechsel) ➔ sein

Fiziki olarak bir yerden başka bir yere hareket bildiren eylemlerde yardımcı fiil olarak sein kullanılır:

Heute sind meine Freunde gekommen.(Heute sind meine Freunde gekommen.)

➔ Okunuşu: [hoy-tı zınt may-nı frooyn-dı gı-kom-mın]

Wir sind nach Deutschland gefahren.(Biz Almanya’ya gittik.)

➔ Okunuşu: [viir zınt nah doyç-lant gı-faa-rın]

Sie sind am Wochenende ins Theater gegangen.(Hafta sonu tiyatroya gittiler.)

➔ Okunuşu: [zii zınt am voh-ın-en-dı ıns te-aa-tər gı-gang-ın]

İstisnai Durum: Durum bildiren sein(olmak) ve bleiben(kalmak) fiilleri de istisnai olarak sein yardımcı fiiliyle Perfekt kurulur:

Ich bin gestern im Büro gewesen.(Dün bürodaydım.)

➔ Okunuşu: [ih bin ges-tərn im bü-roo gı-vee-zın]

Dort ist er drei Monate geblieben.(Orada üç ay kaldı.)

➔ Okunuşu: [dort ist er dray moo-na-tı gı-blii-bın]

8) Ön Ek Alan Fiillerde Perfekt Yapısı

❌ A) Ayrılamayan Fiiller (Nicht trennbare Verben)

be-, emp-, ent-, er-, ge-, miss-, ver-, zer- ön ekleriyle başlayan ve ayrılamayan fiiller Partizip II’de başa ayrıca “ge-“ ön eki almazlar.

Ich habe die Rechnung bezahlt.(Faturayı ödedim.)

➔ Okunuşu: [ih haa-bı dii reh-nung bı-tsaalt]

Wofür habt ihr euch entschieden?(Ne için karar verdiniz?)

➔ Okunuşu: [vo-füür hapt iir oyh ent-şii-dın]

Nach dem Erdrutsch ist das Land völlig zerstört.(Heyelan sonrasında ülke tamamen harap oldu.)

➔ Okunuşu: [nah deem eert-rutş ist das lant föl-lıh tsər-ştöört]

🔄 B) Ayrılabilen Fiiller (Trennbare Verben)

ab-, an-, auf-, aus-, bei-, ein-, fest-, her-, hin-, los-, mit-, nach-, vor-, weg-, wieder-, zu-, zurück-, zusammen- gibi ayrılabilen ön eklerle kurulan fiillerde “ge-“ takısı, ayrılabilen ön ek ile fiil kökü arasına yerleşir.

Wir sind gestern in Bremen angekommen.(Dün Bremen’e vardık.)

➔ Okunuşu: [viir zınt ges-tərn in bree-mın an-gı-kom-mın]

Erdem hat sich zwei Jahre in Deutschland aufgehalten.(Erdem iki yıl Almanya’da kaldı.)

➔ Okunuşu: [er-dem hat zıh tsvay yaa-rı in doyç-lant auf-gı-hal-tın]

9) Tarz Fiilleri (Modalverben) ile Perfekt

Tarz fiilleriyle kurulan Perfekt cümlelerde haben yardımcı fiili özneye göre çekimlenir, esas fiil ve tarz fiili ise mastar (yalın) halde yan yana cümlenin en sonunda yer alır (çift mastar / Doppelinfinitiv kuralı).

Modal Fiilli Formül (Çift Mastar): Özne + haben (çekimli) + Diğer Ögeler + Esas Fiil (Mastar) + Tarz Fiili (Mastar)

Örnek: Er hat Deutsch lernen können. [er hat doyç ler-nyn kön-nyn] – O Almanca öğrenebildi (öğrenmeyi becerdi).

Er hat uns leider bald wieder verlassen müssen.(O maalesef bizi yakında tekrar terk etmek zorunda kaldı.)

➔ Okunuşu: [er hat uns lay-dər balt vii-dər fər-las-sın müs-ın]

Er hat nicht lange bleiben können.(O uzun süre kalamadı.)

➔ Okunuşu: [er hat niht lang-ı blay-bın kön-nyn]

Er hat das Essen nicht gemocht.(Yemeği beğenmedi / sevmedi.)

➔ Okunuşu: [er hat das es-sın niht gı-moht]

💡 Kılavuzdan Örnek Kelime ve Cümle Şablonları:

backen [ba-kın] ➔ hat gebacken [hat gı-ba-kın] | Fırında pişirmek

Cümle:Alex hat eine leckere Torte gebacken.

Okunuşu:[a-leks hat ay-nı le-kı-rı tor-tı gı-ba-kın]

Anlamı: Alex lezzetli bir pasta pişirdi.

bleiben [blay-bın] ➔ ist geblieben [ist gı-blii-bın] | Kalmak

Cümle:Wir sind gestern im Büro geblieben.

Okunuşu:[viir zınt ges-tərn im bü-roo gı-blii-bın]

Anlamı: Dün ofiste kaldık.

gelingen [gı-lıng-ın] ➔ ist gelungen [ist gı-lung-ın] | Başarmak, yolunda gitmek

Cümle:Es ist mir endlich gelungen.

Okunuşu:[es ist miir ent-lih gı-lung-ın]

Anlamı: Sonunda bunu başardım (benim için yolunda gitti).

schließen [şlii-sın] ➔ hat geschlossen [hat gı-şlos-sın] | Kapatmak, kilitlemek

Cümle:Er hat die Tür leise geschlossen.

Okunuşu:[er hat dii tüür lay-zı gı-şlos-sın]

Anlamı: Kapıyı sessizce kapattı.

backen [ba-kın] ➔ hat gebacken [hat gı-ba-kın] | Fırında pişirmek

Örnek Cümle:Alex hat eine leckere Torte gebacken.

Cümlenin Okunuşu:[a-leks hat ay-nı le-kı-rı tor-tı gı-ba-kın]

Cümlenin Anlamı: Alex lezzetli bir pasta pişirdi.

befehlen [bı-fee-lın] ➔ hat befohlen [hat bı-foo-lın] | Emretmek

Örnek Cümle:Der König hat dem Soldaten befohlen.

Cümlenin Okunuşu:[deer köö-nih hat deem zol-daa-tın bı-foo-lın]

Cümlenin Anlamı: Kral askere emretti.

beginnen [bı-gın-nyn] ➔ hat begonnen [hat bı-gon-nyn] | Başlamak

Örnek Cümle:Der Unterricht hat pünktlich begonnen.

Cümlenin Okunuşu:[deer un-tər-riht hat pünk-tlih bı-gon-nyn]

Cümlenin Anlamı: Ders tam zamanında başladı.

beißen [bay-sın] ➔ hat gebissen [hat gı-bıs-sın] | Isırmak

Örnek Cümle:Der Hund hat in den Apfel gebissen.

Cümlenin Okunuşu:[deer hunt hat in deen ap-fıl gı-bıs-sın]

Cümlenin Anlamı: Köpek elmayı ısırdı.

wissen [vıs-sın] ➔ hat gewusst [hat gı-vust] | Bilmek

Örnek Cümle:Ich habe die Antwort schon gestern gewusst.

Cümlenin Okunuşu:[ih haa-bı dii ant-vort şoon ges-tərn gı-vust]

Cümlenin Anlamı: Cevabı daha dünden biliyordum.

wringen [vrıng-ın] ➔ hat gewrungen [hat gı-vrung-ın] | Çamaşır sıkmak

Örnek Cümle:Sie hat das nasse Handtuch gewrungen.

Cümlenin Okunuşu:[zii hat das nas-sı hant-tuuh gı-vrung-ın]

Cümlenin Anlamı: Islak havluyu sıktı.

ziehen [tsii-hın] ➔ ist/hat gezogen [ist/hat gı-tsoo-gyn] | Çekmek / Taşınmak

Örnek Cümle:Wir sind im Sommer nach Berlin gezogen.

Cümlenin Okunuşu:[viir zınt im zom-mır nah ber-liin gı-tsoo-gyn]

Cümlenin Anlamı: Yazın Berlin’e taşındık.

zwingen [tsvıng-ın] ➔ hat gezwungen [hat gı-tsvung-ın] | Zorlamak

Örnek Cümle:Niemand hat mich zu dieser Entscheidung gezwungen.

Cümlenin Okunuşu:[nii-mant hat mih tsuu dii-zır ent-şay-dung gı-tsvung-ın]

Cümlenin Anlamı: Beni bu karara kimse zorlamadı.

🗂️ Düzensiz Fiillerin Çekim, Okunuş ve Anlam Listesi

Kaynak metninizdeki tüm düzensiz fiiller eksiksiz olarak, yazım hataları düzeltilerek ve Türkçe telaffuzlarıyla listelenmiştir:

backen [ba-kın] ➔ hat gebacken [hat gı-ba-kın] | Fırında pişirmek

befehlen [bı-fee-lın] ➔ hat befohlen [hat bı-foo-lın] | Emretmek

beginnen [bı-gın-nyn] ➔ hat begonnen [hat bı-gon-nyn] | Başlamak

beißen [bay-sın] ➔ hat gebissen [hat gı-bıs-sın] | Isırmak

bergen [ber-gyn] ➔ hat geborgen [hat gı-bor-gyn] | Korumak, muhafaza etmek

bersten [bers-tın] ➔ ist geborsten [ist gı-bor-stın] | Çatlamak, patlamak

betrügen [bı-trüü-gyn] ➔ hat betrogen [hat bı-troo-gyn] | Aldatmak, dolandırmak

bewegen [bı-vee-gyn] ➔ hat bewogen [hat bı-voo-gyn] | Harekete geçirmek, teşvik etmek

biegen [bii-gyn] ➔ hat gebogen [hat gı-boo-gyn] | Bükmek / Eğmek

bieten [bii-tın] ➔ hat geboten [hat gı-boo-tın] | Önermek, sunmak

binden [bın-dın] ➔ hat gebunden [hat gı-bun-dın] | Bağlamak

bitten [bıt-tın] ➔ hat gebeten [hat gı-bee-tın] | Rica etmek

blasen [blaa-zın] ➔ hat geblasen [hat gı-blaa-zın] | Üflemek, enstrüman çalmak

bleiben [blay-bın] ➔ ist geblieben [ist gı-blii-bın] | Kalmak

braten [braa-tın] ➔ hat gebraten [hat gı-braa-tın] | Kızartmak

brechen [bre-hın] ➔ ist/hat gebrochen [ist/hat gı-bro-hın] | Kırmak

brennen [bren-nyn] ➔ hat gebrannt [hat gı-brant] | Yanmak

bringen [brıng-ın] ➔ hat gebracht [hat gı-braht] | Getirmek

denken [den-kın] ➔ hat gedacht [hat gı-daht] | Düşünmek

dingen [dıng-ın] ➔ hat gedungen [hat gı-dung-ın] | Para ile adam tutmak, kiralamak

dreschen [dre-şın] ➔ hat gedroschen [hat gı-dro-şın] | Harman dövmek, dayak atmak

dringen [drıng-ın] ➔ ist/hat gedrungen [ist/hat gı-drung-ın] | Nüfuz etmek, zorla girmek

dünken [dün-kın] ➔ hat gedäucht [hat gı-doyht] | Gibi görünmek, zannetmek

dürfen [dür-fın] ➔ hat gedurft [hat gı-durft] | İzni olmak

empfangen [emp-fang-ın] ➔ hat empfangen [hat emp-fang-ın] | Kabul etmek, karşılamak

empfehlen [emp-fee-lın] ➔ hat empfohlen [hat emp-foo-lın] | Tavsiye etmek, önermek

empfinden [emp-fın-dın] ➔ hat empfunden [hat emp-fun-dın] | Hissetmek, duymak

erbleichen [er-blay-hın] ➔ ist erblichen [ist er-blii-hın] | Sararmak, beti benzi atmak

erlöschen [er-lö-şın] ➔ ist erloschen [ist er-lo-şın] | Sönmek

erschrecken [er-şre-kın] ➔ ist erschrocken [ist er-şrok-ın] | Korkmak

erwägen [er-vee-gyn] ➔ hat erwogen [hat er-voo-gyn] | Etraflıca düşünmek

essen [es-sın] ➔ hat gegessen [hat gı-ges-sın] | Yemek yemek

fahren [faa-rın] ➔ ist/hat gefahren [ist/hat gı-faa-rın] | Araçla gitmek / Sürmek

fallen [fal-lın] ➔ ist gefallen [ist gı-fal-lın] | Düşmek

fangen [fang-ın] ➔ hat gefangen [hat gı-fang-ın] | Yakalamak

fechten [feh-tın] ➔ hat gefochten [hat gı-foh-tın] | Eskrim yapmak

finden [fın-dın] ➔ hat gefunden [hat gı-fun-dın] | Bulmak

flechten [fleh-tın] ➔ hat geflochten [hat gı-floh-tın] | Örmek (saç, sepet vb.)

fliegen [flii-gyn] ➔ ist/hat geflogen [ist/hat gı-floo-gyn] | Uçmak / Uçurmak

fliehen [flii-hın] ➔ ist geflohen [ist gı-floo-hın] | Kaçmak

fließen [flii-sın] ➔ ist geflossen [ist gı-flos-sın] | Akmak

fressen [fres-sın] ➔ hat gefressen [hat gı-fres-sın] | (Hayvan için) Yemek yemek

frieren [frii-rın] ➔ hat gefroren [hat gı-froo-rın] | Donmak, üşümek

gären [gee-rın] ➔ ist/hat gegoren [ist/hat gı-goo-rın] | Mayalanmak

gebären [gı-bee-rın] ➔ hat geboren [hat gı-boo-rın] | Doğurmak

geben [gee-bın] ➔ hat gegeben [hat gı-gee-bın] | Vermek

gedeihen [gı-day-hın] ➔ ist gediehen [ist gı-dii-hın] | Büyümek, gelişmek

gehen [gee-hın] ➔ ist gegangen [ist gı-gang-ın] | Gitmek

gelingen [gı-lıng-ın] ➔ ist gelungen [ist gı-lung-ın] | Başarmak, yolunda gitmek

gelten [gel-tın] ➔ hat gegolten [hat gı-gol-tın] | Geçerli olmak

genesen [gı-nee-zın] ➔ ist genesen [ist gı-nee-zın] | İyileşmek

genießen [gı-nii-sın] ➔ hat genossen [hat gı-nos-sın] | Keyfini çıkarmak, tadını almak

geschehen [gı-şee-hın] ➔ ist geschehen [ist gı-şee-hın] | Olmak, meydana gelmek

gewinnen [gı-vın-nyn] ➔ hat gewonnen [hat gı-von-nyn] | Kazanmak

gießen [gii-sın] ➔ hat gegossen [hat gı-gos-sın] | Dökmek, sulamak

gleichen [glay-hın] ➔ hat geglichen [hat gı-glı-hın] | Benzemek

gleiten [glay-tın] ➔ ist geglitten [ist gı-glıt-tın] | Kaymak

glimmen [glım-mın] ➔ hat geglommen [hat gı-glom-mın] | İçin için yanmak

graben [graa-bın] ➔ hat gegraben [hat gı-graa-bın] | Kazmak

greifen [gray-fın] ➔ hat gegriffen [hat gı-grıf-fın] | Yakalamak, tutmak

haben [haa-bın] ➔ hat gehabt [hat gı-haapt] | Sahip olmak

halten [hal-tın] ➔ hat gehalten [hat gı-hal-tın] | Tutmak, durmak

hängen [heng-ın] ➔ ist gehangen / hat gehängt [ist gı-hang-ın / hat gı-hengkt] | Asılı olmak / Asmak

hauen [hau-ın] ➔ hat/ist gehauen [hat/ist gı-hau-ın] | Vurmak, dövmek / Hızla gitmek

heben [hee-bın] ➔ hat gehoben [hat gı-hoo-bın] | Kaldırmak

heißen [ay-sın] ➔ hat geheißen [hat gı-hay-sın] | Adlandırılmak, adı olmak

helfen [hel-fın] ➔ hat geholfen [hat gı-hol-fın] | Yardım etmek

kennen [ken-nyn] ➔ hat gekannt [hat gı-kant] | Tanımak

klimmen [klım-mın] ➔ ist geklommen [ist gı-klom-mın] | Tırmanmak

klingen [klıng-ın] ➔ hat geklungen [hat gı-klung-ın] | Çınlamak, ses çıkarmak

kneifen [knay-fın] ➔ hat gekniffen [hat gı-knıf-fın] | Çimdiklemek

kommen [kom-mın] ➔ ist gekommen [ist gı-kom-mın] | Gelmek

können [kön-nyn] ➔ hat gekonnt [hat gı-kont] | Yapabilmek

kriechen [krii-hın] ➔ ist gekrochen [ist gı-kroh-ın] | Sürünmek

laden [laa-dın] ➔ hat geladen [hat gı-laa-dın] | Yüklemek, davet etmek

lassen [las-sın] ➔ hat gelassen [hat gı-las-sın] | Bırakmak

laufen [lau-fın] ➔ ist gelaufen [ist gı-lau-fın] | Koşmak

leiden [lay-dın] ➔ hat gelitten [hat gı-lıt-tın] | Izdırap çekmek, acı çekmek

leihen [lay-hın] ➔ hat geliehen [hat gı-lii-hın] | Ödünç vermek / almak

lesen [lee-zın] ➔ hat gelesen [hat gı-lee-zın] | Okumak

liegen [lii-gyn] ➔ hat gelegen [hat gı-lee-gyn] | Yatmak, bulunmak

lügen [lüü-gyn] ➔ hat gelogen [hat gı-loo-gyn] | Yalan söylemek

mahlen [maa-lın] ➔ hat gemahlen [hat gı-maa-lın] | Un öğütmek

meiden [may-dın] ➔ hat gemieden [hat gı-mii-dın] | Kaçınmak, uzak durmak

melken [mel-kın] ➔ hat gemolken [hat gı-mol-kın] | Süt sağmak

messen [mes-sın] ➔ hat gemessen [hat gı-mes-sın] | Ölçmek

misslingen [mıs-lıng-ın] ➔ ist misslungen [ist mıs-lung-ın] | Başaramamak

mögen [möö-gyn] ➔ hat gemocht [hat gı-moht] | Sevmek, hoşlanmak

nehmen [nee-mın] ➔ hat genommen [hat gı-nom-mın] | Almak

nennen [nen-nyn] ➔ hat genannt [hat gı-nant] | Adlandırmak

pfeifen [pfay-fın] ➔ hat gepfiffen [hat gı-pfıf-fın] | Islık çalmak

preisen [pray-zın] ➔ hat gepriesen [hat gı-prii-zın] | Övmek

quellen [kvel-lın] ➔ ist gequollen [ist gı-kvol-lın] | Fışkırmak, şişmek

raten [raa-tın] ➔ hat geraten [hat gı-raa-tın] | Tavsiye vermek, tahmin etmek

reiben [ray-bın] ➔ hat gerieben [hat gı-rii-bın] | Ovuşturmak, sürtmek

reißen [ray-sın] ➔ ist/hat gerissen [ist/hat gı-rıs-sın] | Yırtmak, kuvvetle çekmek

reiten [ray-tın] ➔ ist/hat geritten [ist/hat gı-rıt-tın] | Ata binmek

rennen [ren-nyn] ➔ ist gerannt [ist gı-rant] | Koşmak, yarışmak

riechen [rii-hın] ➔ hat gerochen [hat gı-roh-ın] | Kokmak, koklamak

ringen [rıng-ın] ➔ hat gerungen [hat gı-rung-ın] | Güreşmek, mücadele etmek

rinnen [rın-nyn] ➔ ist geronnen [ist gı-ron-nyn] | Sızmak, akmak

rufen [ruu-fın] ➔ hat gerufen [hat gı-ruu-fın] | Çağırmak

salzen [zal-tsın] ➔ hat gesalzen [hat gı-zal-tsın] | Tuzlamak

saufen [zau-fın] ➔ hat gesoffen [hat gı-zof-fın] | Aşırı içmek, sarhoş olmak

saugen [zau-gyn] ➔ hat gesaugt / gesogen [hat gı-zaugt / gı-zoo-gyn] | Emmek, süpürmek

schaffen [şaf-fın] ➔ hat geschaffen [hat gı-şaf-fın] | Yaratmak, başarmak

schallen [şal-lın] ➔ hat geschallt [hat gı-şalt] | Çınlamak, yankılanmak

scheiden [şay-dın] ➔ hat/ist geschieden [hat/ist gı-şii-dın] | Ayırmak / Boşanmak

scheinen [şay-nyn] ➔ hat geschienen [hat gı-şii-nyn] | Görünmek, parıldamak

scheißen [şay-sın] ➔ hat geschissen [hat gı-şıs-sın] | Büyük abdest yapmak

schelten [şel-tın] ➔ hat gescholten [hat gı-şol-tın] | Azarlamak

scheren [şee-rın] ➔ hat geschoren [hat gı-şoo-rın] | Makasla kırkmak, tıraş etmek

schieben [şii-bın] ➔ hat geschoben [hat gı-şoo-bın] | İtmek

schießen [şii-sın] ➔ hat geschossen [hat gı-şos-sın] | Ateş etmek

schinden [şın-dın] ➔ hat geschunden [hat gı-şun-dın] | Eziyet etmek, derisini yüzmek

schlafen [şlaa-fın] ➔ hat geschlafen [hat gı-şlaa-fın] | Uyumak

schlagen [şlaa-gyn] ➔ hat geschlagen [hat gı-şlaa-gyn] | Vurmak, dövmek

schleichen [şlay-hın] ➔ ist geschlichen [ist gı-şlı-hın] | Sokulmak, süzülerek yürümek

schleifen [şlay-fın] ➔ hat geschliffen [hat gı-şlıf-fın] | Bilemek, yontmak

schleißen [şlay-sın] ➔ hat geschlissen [hat gı-şlıs-sın] | Yarmak, aşındırmak

schließen [şlii-sın] ➔ hat geschlossen [hat gı-şlos-sın] | Kapatmak, kilitlemek

schlingen [şlıng-ın] ➔ hat geschlungen [hat gı-şlung-ın] | Sarmak, oburca yutmak

schmeißen [şmay-sın] ➔ hat geschmissen [hat gı-şmıs-sın] | Atmak, fırlatmak

schmelzen [şmel-tsın] ➔ ist/hat geschmolzen [ist/hat gı-şmol-tsın] | Erimek, çözülmek

schneiden [şnay-dın] ➔ hat geschnitten [hat gı-şnıt-tın] | Kesmek

schreiben [şray-bın] ➔ hat geschrieben [hat gı-şrii-bın] | Yazmak

erschrecken [er-şre-kın] ➔ ist/hat erschrocken [ist/hat er-şrok-ın] | Korkmak, korkutmak

schreien [şray-ın] ➔ hat geschrien [hat gı-şriin] | Bağırmak

schreiten [şray-tın] ➔ ist geschritten [ist gı-şrıt-tın] | Adım atmak

schweigen [şvay-gyn] ➔ hat geschwiegen [hat gı-şvii-gyn] | Susmak

schwellen [şvel-lın] ➔ ist/hat geschwollen [ist/hat gı-şvol-lın] | Şişmek, kabarmak

schwimmen [şvım-mın] ➔ ist/hat geschwommen [ist/hat gı-şvom-mın] | Yüzmek

schwinden [şvın-dın] ➔ ist geschwunden [ist gı-şvun-dın] | Azalmak, eksilmek, kaybolmak

sein [zayn] ➔ ist gewesen [ist gı-vee-zın] | Olmak

schwören [şvöö-rın] ➔ hat geschworen [hat gı-şvoo-rın] | Yemin etmek, söz vermek

sehen [zee-hın] ➔ hat gesehen [hat gı-zee-hın] | Görmek

senden [zen-dın] ➔ hat gesandt / gesendet [hat gı-zant / gı-zen-det] | Göndermek, yayınlamak

singen [zıng-ın] ➔ hat gesungen [hat gı-zung-ın] | Şarkı söylemek

schwingen [şvıng-ın] ➔ hat geschwungen [hat gı-şvung-ın] | Sallamak, savurmak

sinken [zıng-kın] ➔ ist gesunken [ist gı-zung-kın] | Batmak, düşmek

sinnen [zın-nyn] ➔ hat gesonnen [hat gı-zon-nyn] | Derin düşüncelere dalmak

sitzen [zıt-tsın] ➔ hat gesessen [hat gı-zes-sın] | Oturmak

spalten [şpal-tın] ➔ hat gespalten [hat gı-şpal-tın] | Yarmak, bölmek

speien [şpay-ın] ➔ hat gespien [hat gı-şpiin] | Tükürmek

spinnen [şpın-nyn] ➔ hat gesponnen [hat gı-şpon-nyn] | İp eğirmek, uydurmak

sprechen [şpre-hın] ➔ hat gesprochen [hat gı-şpro-hın] | Konuşmak

spleißen [şplay-sın] ➔ hat gesplissen [hat gı-şplıs-sın] | Yarmak, yırtmak

sprießen [şprii-sın] ➔ ist gesprossen [ist gı-şpros-sın] | Filizlenmek, filiz sürmek

springen [şprıng-ın] ➔ ist gesprungen [ist gı-şprung-ın] | Atlamak, sıçramak

stechen [şte-hın] ➔ hat gestochen [hat gı-şto-hın] | Saplamak, batırmak, ısırmak

stehen [ştee-hın] ➔ ist/hat gestanden [ist/hat gı-ştan-dın] | Ayakta durmak

stehlen [ştee-lın] ➔ hat gestohlen [hat gı-ştoo-lın] | Çalmak

steigen [ştay-gyn] ➔ ist gestiegen [ist gı-ştii-gyn] | Yükselmek, artmak

sterben [şter-bın] ➔ ist gestorben [ist gı-ştor-bın] | Ölmek

stieben [ştii-bın] ➔ ist gestoben [ist gı-ştoo-bın] | Saçılmak, toz gibi dağılmak

stinken [ştıng-kın] ➔ hat gestunken [hat gı-ştung-kın] | Pis kokmak

stoßen [ştoo-sın] ➔ ist/hat gestoßen [ist/hat gı-ştoo-sın] | İtmek, çarpmak

streichen [ştray-hın] ➔ hat gestrichen [hat gı-ştrı-hın] | Sürmek, boyamak / Gezinmek

streiten [ştray-tın] ➔ hat gestritten [hat gı-ştrıt-tın] | Kavga etmek, tartışmak

tragen [traa-gyn] ➔ hat getragen [hat gı-traa-gyn] | Taşımak, giymek

treffen [tref-fın] ➔ hat getroffen [hat gı-trof-fın] | Rastlamak, karşılaşmak, buluşmak

treiben [tray-bın] ➔ hat/ist getrieben [hat/ist gı-trii-bın] | Sürmek, (spor) yapmak

treten [tree-tın] ➔ ist/hat getreten [ist/hat gı-tree-tın] | Adım atmak, tekmelemek

trinken [trıng-kın] ➔ hat getrunken [hat gı-trung-kın] | İçmek

trügen [trüü-gyn] ➔ hat getrogen [hat gı-troo-gyn] | Aldatmak, yanıltmak

tun [tuun] ➔ hat getan [hat gı-taan] | Yapmak, etmek

verbleichen [fər-blay-hın] ➔ ist verblichen [ist fər-blı-hın] | Solmak

verderben [fər-der-bın] ➔ ist/hat verdorben [ist/hat fər-dor-bın] | Bozulmak, bozmak, harap etmek

verdrießen [fər-drii-sın] ➔ hat verdrossen [hat fər-dros-sın] | Canını sıkmak, öfkelendirmek

vergessen [fər-ges-sın] ➔ hat vergessen [hat fər-ges-sın] | Unutmak

verlieren [fər-lii-rın] ➔ hat verloren [hat fər-loo-rın] | Kaybetmek, yenilmek

verschwinden [fər-şvın-dın] ➔ ist verschwunden [ist fər-şvun-dın] | Kaybolmak

verzeihen [fər-tsay-hın] ➔ hat verziehen [hat fər-tsii-hın] | Bağışlamak, affetmek

wachsen [vah-sın] ➔ ist gewachsen [ist gı-vah-sın] | Büyümek, gelişmek

wägen [vee-gyn] ➔ hat gewogen [hat gı-voo-gyn] | Ölçüp biçmek, tartmak

waschen [va-şın] ➔ hat gewaschen [hat gı-va-şın] | Yıkamak

weichen [vay-hın] ➔ ist gewichen [ist gı-vı-hın] | Geri çekilmek

weisen [vay-zın] ➔ hat gewiesen [hat gı-vii-zın] | Göstermek, işaret etmek

wenden [ven-dın] ➔ hat gewandt / gewendet [hat gı-vant / gı-ven-det] | Çevirmek, döndürmek

werben [ver-bın] ➔ hat geworben [hat gı-vor-bın] | Reklam yapmak, müşteri/üye kazanmak

werfen [ver-fın] ➔ hat geworfen [hat gı-vor-fın] | Fırlatmak, atmak

wiegen [vii-gyn] ➔ hat gewogen [hat gı-voo-gyn] | Tartmak

winden [vın-dın] ➔ hat gewunden [hat gı-vun-dın] | Sarmak, kıvırmak

wissen [vıs-sın] ➔ hat gewusst [hat gı-vust] | Bilmek

wringen [vrıng-ın] ➔ hat gewrungen [hat gı-vrung-ın] | Çamaşır sıkmak, bükmek

ziehen [tsii-hın] ➔ ist/hat gezogen [ist/hat gı-tsoo-gyn] | Çekmek / Taşınmak

zwingen [tsvıng-ın] ➔ hat gezwungen [hat gı-tsvung-ın] | Zorlamak

Yorum bırakın

Scroll to Top