(I) “Aydınlık” bir şarkı başlar Buğdaylarda bereketin huzuru (II) “Mor yaşmaklı” kadınlar tarlada (III) “Acı” gıcırtılarla kağnılar yollarda Kurulmuş bostanlara çadır (IV) “Yeni” bir hayat yaylada Çardakta kilimlere dokunur sıla (V) “Kavunsu” kokar serinliği yelin Yukarıdaki dizelerde numaralanmış ve tırnak şaretiyle ayrılmış sözlerden hangisi bir ismi nitelememektedir?
? I
? IV
? II
? V
? III
Düşünme sırasında, nöron adı verilen milyonlarca sinir hücresi, birbirlerine ya da vücuttaki dokulara çok sayıda ileti gönderir ve alır. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için aşağıdakilerden hangisi yapılmalıdır?
? “düşünme sırasında” sözü atılmalı
? “ve” sözcüğü yerine “veya” getirilmeli
? “ve” sözcüğünden sonra “onlardan ileti” sözü getirilmeli
? “ya da” sözü “ve” ile değiştirilmeli
? “nöron adı verilen” sözü atılmalı
Ünlü Fransız ressam Paul Gauguin, Tahiti’de yaptığı resimlerle bir sergi açmış. Sergiyi gezen meraklılardan biri, ressama, “Üstat, ruhları bekleyen yerli kızın korkusunu ne güzel belirtmişsiniz!” diyerek beğenisini belli etmiş. Gauguin ise, “Evet, konu o; ama ben o re- simde maviyle yeşilin uyumunu göstermek istedim.” demiş. Bu parçada, anlatılan olayla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
? Sanatçının amacıyla izleyicinin algılayışının farklı olabileceği
? Farklı yorumların sanat yapıtlarının değerini artırdığı
? Bireyin, yabancısı olduğu kültürleri algılamada zorluk çektiği
? Görsel sanatlarda içeriğin tartışmalara yol açabileceği
? Resim sanatında konuya uygun renklerin seçilmesi gerektiği
Şarkılarımın pek çoğunu severim; ama “Şu en güzelidir.” diyemem. Çünkü ben yapıtlarını çok beğenip onlarla övünen biri değilim. Kendi işlerime belli bir mesafeden bakmayı seviyorum. İnsanın, yaptığı işleri sahiplenmesi güzel bir şey; ama onlara âşık olmak bir anlamda hastalık. Ben şarkılarıma âşık olmam ve onların eleştirilebilir olduğuna inanırım. Bu sözleri söyleyen kişi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir
? Kendini öteki sanatçılardan aşağıda gören
? Kendisiyle ilgili objektif değerlendirmeler yapan
? Sanat alanındaki çalışmaları eskilere dayanan
? Sanatında belli bir başarı gösterememiş olan
? Kendini değil, başkalarını övmek gerektiğine inanan
Bilinç akışı yöntemi, anlatıdaki karakterlerin aklından geçenlerin, duygu, düşünce ve anılarının aktarıldığı bir tekniktir. Bu yöntemle, duygu ve düşüncelerin hiçbir sıkı denetim ya da kısıtlamaya uğramadan olduğu gibi aktarılması sağlanır ve anlatı zenginleşir. Böylece okur, gerçeği farklı boyutlarda görme ayrıcalığına kavuşur. Bu parçadan, bilinç akışı yöntemiyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
? Karakterleri değişik yönleriyle tanıtır.
? Gerçeğin birden çok yüzü olduğunu düşündürür.
? Olaylara çok yönlü bakma olanağı verir.
? Son zamanlarda sıkça kullanılmaya başlanmıştır.
? Anlatılanlarda doğallık önem taşır.
Çevirmenlik genelde, yabancı dili çok iyi bilmekle özdeşleştirilir. Oysa, çevirmenlik becerisinin tümünü on basamaklı bir merdiven olarak düşünürsek bunun ilk üç basamağı yabancı dil, kalan yedi basamağıysa çevirisi yapılmak istenen dildir. Yani, yabancı dil bilmeden bu merdivene çıkılamayacağı kesindir; fa- kat —-. Düşüncenin akışına göre bu parçanın sonuna aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
? yine de çevirmenin bilgisine, yeteneğine kalmış bir durumdur bu
? çevrilecek dilin gelişim aşamalarını bilmek başarılı çeviri yapmanın öncelikli koşullarındandır
? çevrilecek yapıtın anlatım özellikleri de başarıda rol oynar
? çevirisi yapılmak istenen dili bütün olanaklarıyla bilmek ve kullanmak da temel koşuldur
? bir dil ne kadar güçlü olursa çevirisi o kadar güzel olur
Yazdığım oyunlarda kullandığım dil, seyircinin her gün kullandığı dildir. Oyunda yer alan kişilerse seyircinin ta kendisidir. Ele aldığım duygular, seyircinin duygularıdır. Seyirci, oyundaki durumu, kişilerin tutkularını hemen anlar. Seyircinin bunları anlaması için okulda, iş yerinde bir ön hazırlık yapmasına gerek yoktur. Görecek gözü, işitecek kulağı olsun, yeter. Böyle diyen bir oyun yazarı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
? Her düzeydeki insanın algılamasını önemser.
? Oyun kişileriyle izleyicileri özdeşleştirir.
? Sıradan insanın duygularını yansıtır.
? Yazdıklarında akla uygunluk arar.
? Açık ve anlaşılır bir anlatıma başvurur.
Su altı zenginlikleriyle öne çıkan Kuzey Kıbrıs, dalış sporuna ilgi duyanlar için (I) “birçok seçenek” sunuyor. Kıbrıs’ı barınak seçmiş (II) “iki binin üzerinde” Caretta caretta kaplumbağasını ya da (III) “beş yüz kadar” yeşil kaplumbağayı, bu kıyılarda (IV) “hemen hemen bütün bir yıl boyunca” yapılabilen dalışlarda görmek mümkün. Deniz kaplumbağaları Gazi Magosa’yı yıl boyunca hiç terk etmiyor. Öteki plajlardaysa (IV) “yalnızca yaz aylarında” görülebiliyor. Bu parçadaki numaralanmış ve tırnak işaretiyle ayrılmış sözlerin hangisinde kesinlik söz konusudur?
? IV
? I
? III
? II
? V
Yazın çevrelerinin dışında bir yaşamı vardı. Sanatçılarla birlikte olmanın, bir tür zaman yitimi olduğuna inanırdı. Bunun için de sürekli çalışırdı. Kente bile pek az inerdi. İndiği günlerde de hemen yalnızlığı özlerdi. Gazete ve dergilerin yönetim bürolarında görünmezdi. Evinde, küçük masasının başında yazardı birbirinden güzel şiirlerini. Bu yüzden onunla görüşmek kolay değildi. Bu parçada, sözü edilen sanatçıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
? Çalışma ortamının yaratıcılığı etkilediğini düşündüğüne
? Kent yaşamını yorucu bulduğuna
? Kendinden başka sanatçıya değer vermediğine
? İnsanlardan uzak bir yaşam sürmekten hoşlandığına
? Güncel olaylara ilgi duymadığına
O dönemde kadın yazarların sayısı parmakla gösterilecek kadar azdı. Edebiyata erkek yazarlar egemendi. Bu yazarların kadına bakış açısı toplumumuzdaki gibi çarpıklıklar içeriyordu. Bu yüzden, ticari amaçla, özellikle kadınların duygu dünyasına seslenen kitaplar yazılıyor, bunlara da “aşk romanı” deniyordu. Bu yanlış bir tutumdu. Türkiye değiştikçe, kadın yazarların sayısı arttıkça bu anlayış yavaş yavaş değişti. Bu nedenle, bu tür romanlarda anlatılan, “aşk”tan çok, kadınların çektiği sıkıntılar olmaya başladı. Artık eski bakış açısı yıkılmış ve kadınları anlama kaygısı gündeme gelmişti. Bu durum erkek yazarları da etkiledi. Bu parçaya göre edebiyatta anlayış değişikliği olduğu nereden anlaşılmaktadır?
? Romanlarda kadınların sorunlarına yer verilmesinden
? Toplumda kadın sorunlarının artmasınd
? Erkek yazarların da kadın romanları yazmasından
? Yazarların konuda çeşitlilik yaratma kaygısına düşmesinden
? Yalnızca duygulara seslenen yapıtların ilgi görmemesinden
Virgül, yazının anlaşılır olmasını, kolay okunmasını sağlar. Bağlaçlar da virgül gibi, yazının biçim ve anlam açısından anlaşılır olmasına, kolay okunmasına destek olur. Virgülü, bağlaçlardan önce ve sonra kullanmak, yazıyı, anlam açısından olduğu gibi görsel açıdan da olumsuz etkiler. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, yukarıda sözü edilen uyarıya aykırı bir virgül kullanımı vardır?
? Öyle bir bakıyordu ki üzülmemek, yardım etmemek olanaksızdı
? Hem evde hem yolda bağırarak, yüksek sesle konuşuyordu.
? Ne oldum dememeli ne olacağım, demeli.
? Soruları, evet ya da hayır, diye yanıtlamanız gerekiyor.
? Kim bilir nerelerden duyuyor, da koşup geliyor.
Tek kişilik bir gösteriydi sanki dersleri. Her yanını bir yığın felsefe terimiyle, kavramıyla doldurduğu yazı tahtasını kullanmayı ondan öğrendiğimi söylemeliyim. Ses tonundaki inişler çıkışlar, coşkulu dalgalanmalar… Anlattıklarına o denli içtenlikle inanırdı ki sizi de büyüsüne kaptırıp sürüklerdi. Onun derslerinden çıktığınızda tatlı bir yorgunluğun üzerinize çöktüğünü duyumsardınız. Böyle anlatılan bir öğretim üyesi aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
? Öğrencilerini yaşama hazırlayan
? Çevresindekileri, istekleri doğrultusunda yönlendiren
? Alanındaki başarılarıyla ünlenmiş olan
? Derslerinde somut örnekler veren
? Öğrencilerinde hayranlık duygusu uyandıran
Kente girmeden önce kısa bir mola veriyoruz. Yol kenarına kurulmuş ilginç bir yörük çadırına konuk oluyoruz. Çadırın sahipleri, bu dinlenme yerinde, yaylada kurdukları çadırın bir benzerini kurmuş. Nefis yayık ayranı hazır, dumanı tüten gözlemeler de… Yaşlı nine bir köşeye oturmuş: “Artık yaylalarda çadır da kalmadı, deve de.” diyor. 1950-1960’lardaki yayla kavramını anlatıyor; başı çeken deveyi süsleyişlerini, haftalar süren maceralı yolculuklarını… Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
? Neden-sonuç ilişkisiyle bağlanan cümlelere yer verilmiştir.
? Belirli yıllardaki yaşantıyla ilgili açıklamalar yapılmıştır.
? İçinde bulunulan çevreyle ilgili betimlemeler yapılmıştır.
Bodrum, (I) “MÖ” (II) “4. yy.da” kurulur. Ticarete ve denizciliğe elverişli olduğundan hızla gelişir. Toplanan vergilerle, ünlü (III) heykeltıraş ve mimarlar, (IV) “şehiri” (V) “daha da” geliştirip güzelleştirirler. Bu parçadaki numaralanmış tırnakla ayrılmış sözlerden hangisinin yazımı yanlıştır?
? III
? I
? V
? IV
? II
Bu (I) semt, (II) bölgeye (III) özgü (IV) yetişen (V) Osmanlı çileğiyle tanınır. Bu cümledeki anlatım bozukluğunu gidermek için numaralanmış sözlerden hangisi atılmalıdır?
? IV
? III
? I
? II
? V
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
? Ödünç verdiğiniz şeyleri geri isterken sıkılıyor musunuz?
? İşsizlik toplumsal açıdan ne gibi sorunlar yaratmaktadır?
? Eleştirel düşünce nedir, özellikleri nelerdir, anlatır mısınız?
? Bana kendinizi anlatın, desem kendinizle ilgili neler söylersiniz?
? İş görüşmesine giderken nasıl giyinmeniz gerektiğini biliyor musunuz?
Bu şairimiz: “Asıl şiirler, bazı yaşları bekler.” derdi. Kendisine: “Şairlerin kimi şiirleri yazmak için belli bir yaşa gelmesi gerektiğini mi, yoksa okurların kimi şiirleri anlamak için belli bir yaşa gelmesi gerektiğini mi kastettiniz?” diye sordum.“İkisini de. Ben her zaman nitelikli okurdan yana oldum. Benim okurlarım, şiirimden gerçekten haz duyacak ve onu değerlendirebilecek insanlar olsun; varsın sayıları az olsun! Hâlâ benim için önemli olan budur.” dedi. Bu parçaya göre, sözü edilen şair için aşağıdakilerden hangisi söylenebilir?
? Çok şiir okuyanın belli bir düzeye ulaşacağına inandığı
? Şiirleriyle okurları geliştirmeyi amaçladığı
? Kendi akranlarının beğeneceği türden şiirler yazdığı
? Henüz dilediği olgunluğa erişemediği
? Çok okura değil, düzeyli okura seslenmeyi ilke edindiği
Dünyanın çok okuyan halkları, kitap okuma zevkini, dünyanın dört bir yanında yazılmış, birbirinden güzel edebiyat başyapıtlarını okuyarak edindi. Bunları okuyarak edebiyat tutkunu oldular. Onlar, gece gündüz okudukları romanlar sayesinde birer edebiyat meraklısı ve giderek kitap kurdu oldular. Bizdeyse iyi çevrilmiş bir kitaba rastlamak piyango tutturmaktan farksız olduğundan, Türk okuru, Türk yazarlarıyla sınırlı kaldı. Bu yüzden edebiyat merakı da Türk edebiyatından öteye gidemedi. Bu parçada vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
? Bizde, edebi değer taşıyan yapıtlardan çok azının çevrildiği
? Kimi ulusların, bireyleri küçük yaşta kitap okumaya yönlendirdiği
? Türk okurunun, Türk yazarların yapıtlarını doğru değerlendiremediği
? Güzel yapıtların her ulusun edebiyatında yer almadığı
? Okurun edebiyat zevkini kazanmasında iyi çevirinin önemli olduğu
Bilimsel devrim, 16. ve 17. yüzyıllarda gerçekleştirilen yeni bilgi üretme yolunun adıdır. Bilimsel devrimle, gözlem, deney ve matematiğe dayanan araştırma yöntemiyle yeni bilgi üretimi başladı. Nedensellik ilkesine, mantıklı düşünceye dayanan bu araştırmaların, yeni bilgiler üreterek dünyayı değiştirdiği görüldü. Bu değişimden sosyal bilimler de etkilendi ve toplumları demokratik yaşama özendirdi. Böylece, aydınlanma çağı başladı. Yeni buluşlarla enerji elde edilerek sanayi devrimi gerçekleşti. Bu parçaya göre bilimsel devrimle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
? Birçok gelişmenin temelini oluşturduğu
? Akılcı düşünceye dayandığı
? Yapılan çalışmalarda somut verilerden yararlanıldığı
? Toplumsal yaşamda değişmeler oluşturduğu
? Bilimi, belli çevrelerin tekelinden kurtardığı
(I) Yaşam öyküsü yazma birtakım ön çalışmalar yapmayı gerektirir. (II) Yaşam öyküsünde devingenlik ve akıcılık sağlanmalıdır. (III) Bu amaçla ilkin yaşam öyküsü yazılacak kişiyle ilgili kaynaklar, belgeler saptanır. (IV) Kişinin mektuplarından, günlüklerinden yararlanılır. (V) Ayrıca o kişiyi tanıyanlardan da bilgiler toplanır. (VI) Bu hazırlıklar yapılmadan oluşturulacak yaşam öyküsü ilgi çekmeyeceği gibi, kişinin yaşam serüvenini de bütünüyle kuşatmaz. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
? V
? II
? III
? VI
? IV
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
? Tok olduğu için hiçbir şey yemek istemiyor.
? Arkadaşının neler anlattığını hatırlayamıyor
? Kedisinin nerede olduğu bulunamıyor.
? Kar yağdığı zaman yürüyüşe çıkamıyor.
? Bulundukları yerden film rahatça izlenemiyor.
Gezdikçe, tanıdıkça insanı içine alır Küre Dağları. Orada tüm canlıların birbirini dinlediği derin bir sessizlik hâkimdir. Önce hafiften esen rüzgâr çalınır kulağınıza. Dikkat edince kuşların kanat çırpışlarını duyarsınız. Doğaya kulak verince sesler ayrışmaya başlar. Bir kelebeğin çiçeğe konuşunu ya da yapraktaki çiğ damlasının yere düşüşünü, bir tomurcuğun çiçeğe geçişini duyumsarsınız. Bu parçada Küre Dağları’yla ilgili olarak vurgulanmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
? Doğal güzelliklerin en çok burada görüldüğü
? Canlıların doğadan yararlanmak için nasıl bir savaşım içinde olduğu
Yapılan bir araştırmaya göre, öğrencilerin üniversiteye başladıkları yıllarda boş zamanlarını değerlendirmede ilk sırayı kitap okuma alırken son sınıfta onun yerini gazete okuma almaktadır. Aynı araştırma, öğrencilerin çoğunluğunun, her gün yaklaşık iki saat televizyon izlediğini, sürekli olarak radyo dinlediğini de göstermektedir. Bu sonuçlara bakarak, üniversite gençliğinin —- söylenebilir. Bu nedenle öğrencilerin kitap, dergi gibi yayınlara üniversite kütüphanelerinde, yurtlarda, eğitim gördükleri bölümlerde kolayca ulaşmaları sağlanarak bu yayınlara olan ilgi artırılmalıdır. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
? güncel konulara yeterince ilgi göstermediği
? içinde bulunduğu ekonomik güçlükleri aşarken yeterli ölçüde desteklenmediği
? yazılı ve basılı kitle iletişim araçlarından yeterince yararlanmadığı
? öğrenim gördüğü alanla ilgili kitapları bulmada sorunlar yaşadığı
(I) Gerçekte hiçbir şair, belli bir kitlece okunmayı amaçlayarak yazmaz. (II) Çünkü sanatsal yaratı, özellikle de şiir, özneldir. (III) Bu ses, yüzlerce sesin içinden aynı tınıyı algılayan duyularla yakalanır ve ortak bir sese ya da koroya dönüşür. (IV) Artık başka insanları da aynı koroya katılmaya çağıran bir türkü olur. (V) Bu parçadaki numaralanmış yerlerden hangisine, “Şiir, şairin kendi sesini yansıtır ve söylediklerini kendi sesiyle özgünleştirir.” cümlesinin getirilmesi uygun olur?
? III
? II
? IV
? I
? V
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde ikileme, eylemin nasıl yapıldığını belirtmektedir?
? Önümüzden takur tukur sesler çıkaran bir kamyon gidiyordu.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, ayraç içindeki sözün anlamını içeren bir söz yoktur?
? Acılar da sevinçler gibidir, olgunlaştırır insanı. (sakınmak)
? Eğlenceyi de tadında bırakmak gerekir. (aşırılığa kaçmamak)
? Valizini alelacele toplayıp yola çıktı. (çabucak)
? Sevmenin verdiği özlemle dolup taşmalısın. (gereğinden çok)
? Kaleden bakınca, göz alabildiğine uzanan yemyeşil ova görünüyordu. (sınırsızcasına)
Burgazada’da her yer yürüyüş mesafesinde. Gün ortası olmasına karşın adada sessizlik hâkim; kuşların cıvıltısını, martılarla kargaları saymazsak tabii… Yaşlı bir adam evinin bahçesinde kahvesini yudumluyor ağır ağır. Daracık sokaklar, yapıtlarında adaları, özellikle Burgazada’yı, denizi, insanları, balıkları anlatan Sait Faik’in bir zamanlar evi olan müzeye çıkıyor. Beyaz badanalı ahşap müzenin kapıları ziyaretçilere açık. Kendi haline bırakılmış alçakgönüllü bahçe, pembe zakkumlar, sardunyalar, ortancalarla renk cümbüşü içinde. Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
? İnsana özgü bir nitelik doğaya aktarılmıştır.
? Varlıkları niteleyen sözcükler kullanılmıştır.
? Geçmişle bugün karşılaştırılmıştır.
? İşitme duyusuna seslenen ayrıntılara yer verilmiştir.
? Betimlemeye başvurulmuştur.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir yazım yanlışı vardır?
? Anladık ki söylediklerinde haklıymış.
? Olaylardan hem kendisi hemde ailesi etkilenmiş.
? Benim ne işle uğraştığımı biliyor mu ki?
? Söyleseydik o da bizimle gelir miydi?
? Orada karşılaştığı sorunları mı anlatıyor?
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde üslupla (biçemle) ilgili bir özelliğe değinilmiştir?
? Okur, kitabın bazı bölümlerinde duygulanıyor, bazı bölümlerinde gülüyor, kızıyor ya da üzülüyor
? Bu öykülerde, karşılaştıkları olayları ciddiye almayan kahramanlar ele alınıyor.
? O, söylediklerini belgelere, tarihsel gerçeklere dayandırmak istiyor.
? Romanda, eski konaklarla birlikte artık kullanılmayan bazı eşyalardan da söz ediliyor.
Hierapolis, Çökelez Dağı’nın güney eteğinde yer alan ve kaynak sularının içindeki kalsiyum karbonatın çökelmesiyle oluşan travertenlerin yanında kurulmuş. Pek çok tarihi yapıyı içinde barındıran bu kentin en önemli özelliği, dünyada eşi benzeri olmayan travertenleri. Hep toprak görmeye alışmış gözler için, uykudan henüz uyanıp da etkisinden kurtulunamayan bembeyaz bir düş sanki. Zaman içinde sararmaya yüz tutan travertenler, 1988’de UNESCO dünya mirası listesine alındıktan sonra, gerçek görünüşüne kavuşabildi. Bu tarihten sonra UNESCO’nun desteği ve yerel yöneticilerin, bilim adamlarının katkılarıyla, travertenleri kurtarma çalışmaları hızlandı. Bu parçada travertenlerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
? Kendine özgü nitelikler taşımasına
? Görenleri çok etkilemesine
? Gerekli bakım ve ilgiyi görmesine
? Öneminin dünyaca kabul edilmesine
? Dört mevsim de gezilip görülebildiğine
Büyük şair, iyi roman, kötü öykü gibi ayrımlar yapmak, hiçbir sanat anlayışına sığmaz. Gerçek eleştiri anlayışında bu en iyi, bu en kötü, diye çürük-sağlam ayırırcasına bir eleştiri yoktur. Yapılması gereken, yaratıcılığını, gücünü, özgünlüğünü değerlendirerek herkesi kendi yerine oturtmaktır. Bu parçada geçen “herkesi kendi yerine oturtmak” sözüyle anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
? Değerlendirmelerde kırıcı olmamak
? Sınıflandırmalardan kaçınmak
? Aşırı övgü ve yergilerden uzak durmak
? Haksızlıkları ortadan kaldırmak
? Olumlu ve olumsuz özellikleri görebilmek
“-mi” eki, aşağıdaki cümlelerin hangisine ötekilerden farklı bir anlam katmaktadır?
? Tohumlar çimlenmemiş miydi?
? İstedi mi her şeyi yapar, dedi
? Zilin çaldığını işitmediniz mi?
? Bugün törene mi gideceğiz, diye sordu
? Bu su içilir mi, diyerek musluğa yaklaştı.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde geleceğe yönelik bir eylemden söz edilmektedir?
? Kent planlamasında şehircilik ilkelerine uyulmadığı, yapılan incelemelerden kolayca anlaşılmaktadır.
? Üretime değil, tüketimi körükleyen yatırım politikalarına karşı olduğunu söylüyor.
? Ormanlara bir yaşam kaynağı, orman ürünlerine de kalkınma aracı olarak bakmayı yeni yeni öğreniyoruz.
? Üretilen enerjinin dağıtım ve kullanımında öncelikle ulusal çıkarlar gözetilecektir.
(I) Kaleden kent merkezine doğru indiğinizde, tarihi bedesten ve demirciler çarşısına varırsınız. (II) Burada şunu söylemeliyim: Eğer kendi aracınızla seyahat ediyorsanız, dar sokaklar yüzünden sıkıntı çekebilirsiniz; park yeri sorunu yaşayabilirsiniz. (III) Biraz daha aşağıya doğru devam ederseniz Kurtuluş Caddesi’ndeki Gedik Ahmet Paşa Külliyesi ve İmaret Camisi’ne ulaşırsınız. (IV) Mimar Ayaz Ağa’nın yaptığı külliye, yirmi altı kubbeli bir medrese, hamam ve imaretten oluşuyor. (V) Yapıtın hemen yan bölümünde bulunan Taş Medrese, kısa süre önce restore edilmiş ve sanat merkezine dönüştürülerek korunmuş. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde uyarı anlamı vardır?
? III
? II
? IV
? V
? I
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
? Sıranın kendilerine gelmelerini beklediler.
? Sabah erkenden kalkıp yola çıktılar.
? Çok yorulmuşlardı; erkenden yattılar.
? Yollar çok kalabalıktı; ağır ağır ilerleyebildiler.
? Törenden döner dönmez yemeklerini yediler.
Aşağıdaki cümlelerin hangisinde bir anlatım bozukluğu vardır?
? Bugünkü karşılaşmadan sonra, dereceye giren sporculara ödülleri verilecek.
? İşleri yoğun olduğu için çok istediği halde o geziye katılamayacakmış.
? Şimdi yanımızda olmayan kardeşimin eksikliğini çok arıyorum
? Onun ne kadar hırslı bir iş adamı olduğunu çevresindekiler iyi bilir.
(I) Kimyon ve hardal otundan üretilmiş parlak sarılar, taze ceviz kabuğundan damıtılmış yakıcı kızıl kahveler ve daha birçok renk… (II) Hepsi de doğal yollarla elde edilir ve uzun yıllar parlaklığını korur. (III) Türkiye’nin ulu dağlarını, sarp geçitlerini anlatan renkler, en az kendileri kadar etkileyici olan motif ve desenlerde boy gösteriyor. (IV) Muhabbet kuşu, koç boynuzu, yayla gülü ve hayat ağacı motiflerine canlılık kazandırıyor. (V) Bütün bu renk ve desenlerin düğüm düğüm sıralandığı kilimlerse görmüş geçirmiş bir Anadolu bilgesi gibi sessizce duruyorlar. (VI) Kilimlerde savaş zamanının acı ve sıkıntılarını, umutsuz aşkları ve bunları dokuyan kadınların ruhsal durumlarını görmek mümkün. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde karşılaştırma vardır?