Sıfatlar,nitel ve nicel yönden betimledikleri sözcükleri derecelendirebilir. (degreesofcomparison – karşılaştırma derecesi) denen ÜÇ HALDEN VE YA ŞEKİLDEN BİRİNDE BULUNURLAR
| 1-THE COMPARATIVE FORM (Daha üstünlük ) |
| 2-THE EQUAL DEGREE (Eşit karşilaştirmalar) |
| 3-SUPERLATIVE DEGREE (En üstün) |
THE COMPARATIVE FORM (Daha üstünlük)
Tek heceli sıfatlar
Bir şahıs veya şeye ait sıfatın, başka bir şahıs veya aynı sıfattan daha üstün olduğunu belirtmek için kul- lanılan derece şeklidir. Bunu yapmak için sıfata, kısa bir sözcükse “ ER “EKLENİR, uzun bir sözcükse ÖNÜNE MORE GETİRİLİR. er ve more Türkçedeki “DAHA” sözcüğünün karşılığıdır.
- Tek hecelli sıfata, kısa bir sözcükse “ ER “EKLENIR,
| sıfat | anlamı | “er”eki | anlamı |
| fast | hızlı | faster | daha hızlı |
| old | eski | older | daha eski |
| tall | uzun | taller | daha uzun |
- Eğer sıfat –y ile bitiyorsa ve –y den önceki harf sesli ise –Y DÜŞER “ IER “GELIR.
| sıfat | anlamı | “er “eki | anlamı |
| happy | mutlu | happier | daha mutlu |
| easy | kolay | easier | daha kolay |
| tall | uzun | taller | daha uzun |
- Eğer tek heceli sıfat bir sesli ve bir sessiz ile bitiyorsa, son harf IKIENIR.
| sıfat | anlamı | “er “ eki | anlamı |
| big | büyük | bigger | daha büyük |
| fat | şişman | fatter | daha şişman |
| thin | ince | thinner | daha ince |
A tower is higherthana house. (Bir kule bir evden daha yüksektir.)
Towers are higherthanhouses. (Kuleler evlerden daha yüksektir.)
She is shorterthanmy sister. (O, kız kardeşimden daha kısadır.)
Helen is not olderthanMary Helen, (Mary’den daha yaşlı değildir.)
Are they cheaper than our carpets (Onlar bizim halılarımızdan daha ucuz mudur?)
English is easier than Japanese. (İngilizce Japoncadan daha kolaydır)
Karen is shorter than her twelve-year-old son. (Karen 12 yaşındaki oğlundan daha kısadır.)
My suitcase is heavier than your suitcase. (Benim bavulum seninkinden daha ağır)
Wool is warmer than cotton. (Yün pamuktan daha sıcaktır)
Trains are fasterthanbuses. (Trenler otobüslerden daha hızlıdır.)
İki-heceli sifatlar
| important önemli | more important daha önemli | the most important en önemli |
| beautiful güzel | more beautiful daha güzel | the most beautiful en güzel |
| expensive pahalı | more expensive daha pahalı | the most expensive en pahalı |
| necessary gerekli | more necessary daha gerekli | the most necessary en gerekli |
She is more intelligentthan she looks. (O göründüğünden daha zekidir.)
Her new dress is more beautiful than her old one. (Yeni elbisesi eskisinden daha güzel.)
She is more beautiful than my sister. (O, kız kardeşimden daha güzeldir.)
The waiter is more careful than your son (Garson senin oğlundan daha. dikkatlidir.)
Your story is more interesting than mine. (Seninhikayenbenimkindendahailginç)
IRREGULAR COMPARISONS (düzensiz sıfatlar)
A holiday by the sea is better than a holiday in the mountains.
Düzensiz sifatlarin bazilari
| positive | comparative | superlative |
| bad | worse | worst |
| badly | worse | worst |
| far(distance) | farther | farthest |
| good | better | best |
| ill | worse | worst |
| late | later | latest or last |
| less | lesser | least |
| little (amount) | less | least |
| many | more | most |
| much | more | most |
| well | better | best |
| old | older/elder | oldest/eldest |
This book is better than the other book (Bukitapdiğerkitaptandahaiyi(dir))
This is the best school in the city (Bu, şehirdeki en iyi okuldur )
His French is bad (Fransızcası kötü(dür))
His French is worse than mine (Onun Fransızcası benimkinden daha kötü(dür)
My mother drives better than my father. (Annem, babamdan daha iyi araba kullanır.)
He sings badly, but I sing worse. (O kötü şarkı söyler ama ben daha kötü söylerim.)
I live furtherfrom the centre than you. (Ben sana göre merkezden daha uzakta yaşıyorum.)