İçeriğe geç

Maliye Politikası 2 Anlatım

MALİYE POLİTİKASI II
Sınav öncesinde son tekrar için hazırladığımız bu Gümüş Not;
Altın Notlar, Altın Sorular ve Çıkmış Sorular kaynaklarımızın tümünden hazırlık yapan öğrencilerimizin anlayacağı şekilde kısaltılarak sizlere sunulmuştur.
Türkiye’de 1980 öncesi ekonomik yapının belirleyici özelliği devlet öncülüğünde yürütülen ithal ikameci
sanayileşme politikasıdır ve Türkiye’de de 1963 yılında başlanan planlı kalkınmanın vazgeçilmez bir
parçasıdır.
Türkiye ekonomisini 1970’lerin sonunda istikrars ızlığa götüren temel nedenler yapısal niteliğe sahiptir.
1978 ve 1979’da devalüasyon yapılmış ve enflasyon bu dönemde hızla artmıştır. 1980’lerden sonra ortaya
çıkan sorunların temel sebebini büyük miktarlara ulaşan kamu açıkları olmuştur.
1980 sonrasında açık ya da ihracata dayalı büyüme politikası olarak adlandırılan bu yeni bakış açısı
sadece Türkiye’de değil, ABD ve İngiltere’de de istikrar politikalarının ana eksenini oluşturmuştur
Bu yeni yöneliş çözümü parasal düzenlemelerde aramakta ve devletin ekonomideki rolünü azaltarak piyasa
mekanizmas ına işlerlik kazandırmayı öngörmekteydi.Bu kapsamda döviz kurunun piyasada belirlenmesi
esasına geçilmiştir Bu kapsamda talebi kısmak amaçlı KDV uygulamaya konulmuştur.
5 Nisan Kararlarının amaçları;
Enflasyonu düşürmek, TL istikrar sağlamak, Sürdürülebilir büyüme ve kalkınma sağlamak ve İhracatı
artırmaktır.
Nominal çıpa olarak döviz kurunun kullanılmıştır.
Güçlü ekonomiye geçiş programın nihai amacı, mali disiplin, fiyat istikrarı ve istikrarlı bir büyüme
sürecini başlatacak yapısal bir dönüşümü sağlamaktır.
Güçlü Ekonomiye Geçiş Programının en önemli sonucu 1980’lerden sonra ilk defa tek haneli enflasyonun
görülmesidir.
Net Hata ve Noksan:Ödemeler dengesinde,nereden sağlandığı veya nereye ödendiği bilinmeyen döviz
gelir ve giderleridir
Türkiye’de küresel krizin etkisiyle 2009-2010 yıllarında faiz dışı fazlanın milli gelire oranı ortalama olarak
%1’in altına düşmüştür
Görev Zararı:Siyasal otorite tarafından kamu iktisadi teşebbüslerine verilen görevler veya bu teşebbüslerin
ürettiği mal ve hizmet fiyatlarının maliyetin altında belirlenmesi sonucu ortaya çıkan zarardır.
Ekonomik büyüme konusunda uluslararası alanda gelişmiş ülkeler hakim oyuncu rolü oynar. Potansiyel
büyüme oranı ya da doğal büyüme oranı; tam istihdam ve tam kullanım ile belirli bir zaman boyutunda
ulaşabileceği en yüksek büyüme oranıdır.
Reel büyüme oranı, nominal büyüme oranından enflasyon oranının çıkarılması ile bulunur
Gayrisafi milli gelirden yıpranma ve aşınma paylarını (amortisman) çıkardıktan sonra bulunan değere safi
milli gelir adı verilir.
Nitel iyileşme, nicel ekonomik gelişme ile birlikte sosyal göstergelerdeki gelişmeleri ifade eder.
Dış dünyaya kapalı bir ekonomide Harrod-Domar modelinde büyüme emek ve sermaye faktörleri ile
açıklanmaktadır
Dengeli bir büyüme için sermaye ve emek artış hızları aynı olmalıdır. İçsel büyüme modelleri, üretim
faktörlerinin piyasa işleyiş mekanizmaları çerçevesinde oluşan değişimlerle verimliliğinin artırılarak daha
yüksek gelir düzeyine ulaşılması olgusunu aç ıklar.
Verginin Gelir Etkisi: Ortalama vergi yükünün emek arzını yükseltmesidir.
Verginin İkame Etkisi: Marjinal vergi oranlarının emek arzını kısma etkisidir
Yabancı yatırımlar için daha fazla imkan sağlayan ve bu yatırımlara daha cazip görünen ülkeler yükselen
piyasalar olarak tanımlanır.
Ekonomik kalkınma, bir ülkenin zenginleşmesi ile beraber, o ülkede yaşayan insanların yaşam

Ara Sınav Öncesi
GÜMÜŞ NOTLAR
MALİYE POLİTİKASI II
Sınav öncesinde son tekrar için hazırladığımız bu Gümüş Not;
Altın Notlar, Altın Sorular ve Çıkmış Sorular kaynaklarımızın tümünden hazırlık yapan öğrencilerimizin anlayacağı şekilde kısaltılarak sizlere sunulmuştur.
standardının da artmasıdır.
Gelişmekte Olan Ülkelerin Özellikleri; Kişi başına gelir düzeyi düşüktür, Tasarruflar düşüktür, Nüfus artış
hızı yüksektir, Üretim yapısı tarım ağırlıklıdır, Gelir dağılımı adaletsizdir, Eğitim düzeyi düşüktür ve Sağlık
hizmetlerinin miktarı ve kalitesi düşüktür.
Lewis’in ikili yapı modeli gelişmeyi açıklamakta kullanılır. Üçlü Ekonomik Yapı: Gelişmekte olan ülkelerde
geleneksel tarım yapısından modern sanayi yapısına geçerken ortaya çıkan hizmet ağırlıklı
kentsel/informel sektörü içeren ekonomik yapıdır
Yapısal Uyum:1980’lerde en etkin kalkınma politikası ile eş anlamlı olarak kullanılan, piyasa aksaklıklarını
gidererek ekonominin arz tarafını güçlendirmeyi amaçlayan kalkınma stratejisidir
Gelişmekte olan ülkelerde kamu gelirleri açısından en önemli sorunlardan birisi vergi kapasitesinin düşük
olması ve vergi gayretinin yetersiz olmas ıdır
Vergi Kapasitesi: Bir ekonomide, veri üretim düzeyinde, mevcut vergi sistemi ile toplanabilecek vergi
miktarıdır.
Vergi Gayreti: Bir ekonomide vergi idaresinin vergi toplama ve vergi mükelleflerinin vergi ödeme çabaları
sonucunda vergi kapasitesinin kullanılabilen bölümüdür
Arz Yanlı Ekonomi Yaklaşımı: Üretim maliyetleri üzerindeki vergi ve benzeri yüklerin hafifletilmesi ile
büyümenin hızlanacağı ve beklendiğinin aksine vergi gelirlerinin artacağını savunan görüştür.
Tobin Vergisi: İstikrarsızlık yaratan etkilerin hafifletilmesi amac ıyla kısa vadeli sermaye hareketleri veya
sıcak para olarak adlandırılan finansal hareketler üzerinden alınacak düşük oranlı vergidir
Ekonomik büyüme ile kalkınma arasındaki temel fark, yaşam standartlarında meydana gelen değişikliğin
içerilmesidir.
İnsani Gelişme Göstergesi katsayıları Mahbubul Haq tarafından geliştirilmiştir. İGG ekonomik büyümeyi
de içerisine alır. Her iki ölçümde de kişi başına gelir hesaplamalara dahil edilir
Sosyal Tasarruf Oranı: Üretilen milli gelirden kamusal amaçlara tahsis edilen fonlardır.
1923-1929 döneminde Türkiye liberal uygulamalara yönelinmeye başlamıştır. 1923 yılında çıkarılmış
olan Teşvik-i Sanayi Kanunu Muvakkatı bu dönemde baz ı ufak değişikliklerle yasalaştırılarak
uygulamaya sokulmuştur.
1934 yılında Birinci Sanayi Planı ile devletçilik başlatılmış oldu
1950, çok partili dönemin başlangıç yılıdır. İktidar değişikliğinin arifesinde 1947y ılında Amerika Birleşik
Devletleri’nin savaşta yıkılmış Avrupa’yı ayağa kaldırma projesi olarak Marshall Planı devreye
sokulmuştur. Marshall Planı, Türkiye’de demiryolu projesinin karayolu politikasına dönüşmesine ve tarım
alanında hızla makineleşerek tarımdaki gizli işsizlerin kentsel alanlara yönelmesine yol açmıştır
Türkiye, 1958 yılına ağır borçlu olarak ulaşmış bunun üzerine, Türkiye alacaklı devletlerle Paris
Anlaşması’nı imzalayarak borçlarını uzun vadeye atmak (konsolidasyon/moratoryum) zorunda kalmıştır.
Güçlü Ekonomiye Geçi ş Programı dört ana ilkeyi kapsar.
Faiz dışı fazla oluşturabilmek, Ücret artışlarının sınırlandırmak, Özeleştirmeler, Dış bor

Bir yanıt yazın

Optimized by Optimole