İçeriğe geç

SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİ

      II. Dünya Savaşı’nda sonra dünyada bir kere daha güçler dengesi değişti.

Dünya tekrar iki kutba ayrılarak uzun yıllar her alanda birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen SSCB ile ABD arasında yaşanacak ‘Soğuk Savaş’ dönemini başlattı. Bu sürecin içinde yer almak istemeyen ve yeni bağımsızlığını kazanan devletler ise Üçüncü Dünya’ya da ‘Bağlantısızlar’ adı verilen bir blokta yer almayı tercih ettiler.          

A. BLOKLARIN KURULUŞU

1. Doğu Blok’unun Kurulması

SSCB savaş sonunda ise işgal ettiği bölgelerden çekilmeyerek kendi rejimini yaymaya başladı. Özellikle Bulgaristan, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan ve Romanya’da muhaliflerin tasfiye edilmesini sağlayarak kendine yakın uydu devletler kurdu. Savaş sırasında işgal ettiği Berlin’den ise diğer işgal eden devletler olan İngiltere, Fransa ve ABD’nin baskılarına rağmen çıkmadı. Buda ‘Berlin Buhranı’nın çıkmasına neden oldu. Berlin aylarca SSCB tarafından abluka altına alındı. Bunun üzerine işgalci devletler ise işgal ettikleri bölgeleri birleştirerek Federal Alman Cumhuriyeti’ni kurdu. SSCB ise bu gelişmeler üzerine kendi işgal bölgelerinde kendine bağlı Demokratik Alman Cumhuriyeti’ni kurdu. Çok sayıda kişinin Federal Almanya tarafına geçmesi üzerine SSCB tarafından Berlin Duvarı inşa edildi ve böylece gerginlik sona erdirildi.

  1. Doğu Bloğu İçerisindeki Gelişmeler

Sovyet Rusya’nın destek verdiği Mao Zedong 1949 yılında Çin Halk Cumhuriyeti’ni kurdu.

Kore ise Yalta Konferansı’nda alınan bir kararla 38. Enlem sınır olmak kaydıyla Güney ve Kuzey olarak ikiye ayrıldı. 1948’de ABD destekli Güney Kore’de cumhuriyet, SSCB destekli Kuzey Kore’de ise komünist rejim kuruldu.

Küba’da ise Fidel Castro Batista’ya karşı verdiği uzun mücadelelerden sonra kendi hükümetini kurdu. Ancak ABD Fidel Castro hükümetini desteklemedi.

Sovyet Modeline Göre Ekonomik ve Sosyal Düzenin Kurulması

SSCB, Yugoslavya, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya, Fransa ve İtalya komünist partilerin liderleriyle işbirliği yaparak 1947’de Cominform’u (Kominform) kurdular.

Yine komünist ülkeler 1949 yılında ekonomik işbirliği ve dayanışma amacıyla Comecon’u (Komekon) kurdular. Bu kuruluşa SSCB, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya öncülük ederken daha sonra Arnavutluk, Demokratik Almanya, Moğolistan ve Küba’da katıldı. 1949 yılında ise NATO’nun askeri etkinliklerini artırması sonucu

1955’te SSCB, Arnavutluk, Romanya, Macaristan, Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya ve Demokratik Almanya tarafından Varşova Paktı kuruldu.

  • Sosyalist Blokta Sarsıntılar
  • SSCB – Yugoslavya İlişkileri

      Moskova’nın tam denetimine girmek istemeyen Yugoslavya Tito’nun önderliğinde SSCB’ye karşı çıkmaya başladı. Bunun üzerine Yugoslavya 1948 yılında Cominform’dan çıkartıldı.      

  • SSCB – Macaristan İlişkileri

      Ekonomik sıkıntılar yaşayan Macar işçileri 1953’te İmre Nagi önderliğinde ayaklandılar. Mecbur kalan SSCB İmre Nagi’yi ülkenin başbakanı olarak atadı.. SSCB İmre Nagi’yi başbakan yapmasına rağmen ayaklanmayı durduramayınca Budapeşte’yi işgal etti.

SSCB – Çekoslovakya İlişkileri

      1967’de ise Aleksander Dubcek liderliğinde ‘insancıl komünizm’ hareketi başladı. Bu hareketin amacı, komünist sitemin baskıcı değil insan haklarını esas alarak uygulanmasıydı. Bu hareketi çıkarlarına aykırı bulan SSCB,1968 yılında Çekoslovakya’yı işgal ederek ‘insancıl komünizm’ hareketine son verdi.

2. Batı Blokunun Kurulması

  1. Truman Doktrini (1947)

      ABD başkanı Harry Truman SSCB’nin yayılmacı politikasına karşı ortaya konulan ABD dış politikasında değişikliktir. Buna göre Truman, dünyanın iki bloğa ayrıldığını, SSCBABD mücadelesinin başladığını, Avrupa’da eskiden etkin bir devlet olan İngiltere’nin yerini ABD’ye bıraktığını söylemiştir.

  • Marshall Planı (1948)

      II. Dünya Savaşı’ndan zarar gören ve SSCB tehditlerine maruz kalan 16 Avrupa devletine yapılan ‘Dış Yardım Kanunu’nun bilinen ismidir. Bu yardımları alan ülkeler arasında Türkiye ve Yunanistan’da bulunmaktadır. Marshall Planı doğrultusunda 16 Avrupa ülkesi kendi aralarında ‘Avrupa Ekonomik ve İşbirliği Antlaşması’nı imzalamıştır.

  • NATO’nun Kuruluşu (1949)

      SSCB’nin Avrupa’da yayılmacı politikasına karşı İngiltere, Fransa, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg bir araya gelerek ‘Batı Avrupa Birliği’ni kurdular. Ancak SSCB’ye güçleri yetmeyen bu devletler ABD’nin bu savunma paktını desteklemesin istediler. Bunun üzerine ABD, İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, İzlanda, Norveç, Portekiz, Kanada ve İtalya bir araya gelerek ‘Kuzey Atlantik Savunma Örgütü’nü kurudular. Kuruluşa Türkiye ve Yunanistan 1952 senesinde üye olmuşlardır.

  • Avrupa Konseyi’nin Kuruluşu (1949)

      İngiltere, Fransa, Belçika, Hollanda, Lüksemburg, Danimarka, Norveç, İsveç, İrlanda ve İtalya tarafından 5 Mayıs 1949’da kurulmuştur. Konseyin amacı, üye ülkeler arasında başta ekonomi olmak üzere insan hakları, hukuk, medya, sağlık, eğitim, kültür, spor ve benzeri birçok konuda işbirliği yapmaktır. Konseye Türkiye’de 1949’da üye olmuştur.

  • Avrupa Ekonomik Topluluğu ( AET ) (1951)

      Avrupa ülkeleri arsında birlik oluşturmasını amaçlayan bu girişimin öncülüğünü Fransız Dış İşleri bakanı Schuman tarafından 1950’de ortaya atıldı. Schuman Fransız ve Alman kömür ve çelik üretimini denetleyecek bir örgütün kurulmasını istedi. Bunun üzerine Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda, İtalya ve Federal Almanya bir araya gelerek 1951’de ‘Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu’nu kurdular. Girişimin başarıya ulaşmasıyla daha geniş bir ekonomik birleşmeyi hedefleyen Avrupa ülkeleri bu seferde 1957 yılında yaptıkları Roma Antlaşması ile de ‘Avrupa Ekonomik Topluluğu’nu kurdular.

B. PAYLAŞILAMAYAN ORTA DOĞU

  1. İsrail’in Kuruluşu (1948)

İngiltere Dışişleri Bakanı Balfour’un 2 Kasım 1917’de Siyonist Federasyonu Başkanı’na gönderdiği mektupla Filistin’de bir Yahudi Devleti’nin kurulduğunu kabul etmesi ve bölgeye Yahudi göçüne izin veren tarihi ‘‘Balfour Deklarasyonu’’ydu. Bu tarihten sonra Filistin’e yüz binlerce Yahudi göç etti. II. Dünya Savaşı’nda bu sorun 1947 yılında Birleşmiş Milletlere götürüldü. Birleşmiş Milletler ise yaptığı toplantı sonrasında Filistin topraklarında iki devletli bir yapının oluşturulmasını ve Kudüs’ünde tarafsız bir şehir olması kararını verdi. İngiltere’nin 1948’de Filistin üzerindeki mandasını kaldırmasıyla Yahudiler İsrail Devleti’nin kurulduğunu ilan ettiler. Bu devleti ilk tanıyan devlet ise ABD oldu.

NOT: İsrail Devleti’nin ilk tanıyan devlet ABD, ilk tanıyan Müslüman ülke Türkiye, ilk tanıyan Arap devleti ise Mısır olmuştur.

2. Eisenhower Doktrini

      Mısır devlet başkanı Nasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirdiğini açıklamasıyla Süveyş Krizi ortaya çıktı. Bölgenin SSCB’nin kontrolüne girmesini istemeyen ABD başkanı Eisenhower 5 Ocak 1957 yılında Amerikan Kongresi’nde tarihe ‘Eisenhower Doktrini’ diye geçecek olan isteklerini kabul ettirdi. Buna göre doktrinin amacı; Orta Doğu ülkelerine ekonomik ve askeri yardım yapma, bölgeye olası bir saldırı SSCB saldırısına karşı ABD askerlerini bölgeye göndermekti. Bu doktrini kabul eden ve yararlanan ülkeler ise; Türkiye, Lübnan, Afganistan, Irak, Mısır, Tunus, Fas, Pakistan ve İsrail olurken, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Ürdün ise doktrine tepki gösterdi.

C. Uzakdoğu’da Çatışma

1. Uzak Doğu’da Hâkimiyet Mücadeleleri

a. Kore Savaşı (1950-1953 )

      II. Dünya Savaşı’nın sonucunda 38.enlem sınır kabul edilerek kuzeyde SSCB kontrolünde Kore Halk Cumhuriyeti,. Moskova’nın talimatıyla Güney Kore’ye saldırdı. Bunun üzerine ABD Birleşmiş Milletlerin yardımıyla askeri bir kuvvet hazırlayıp bölgeye gönderdi. Türkiye’de bölgeye barış gücü adı altında Tuğgeneral Tahsin Yazıcı önderliğinde 5090 kişiyle katıldı. Türkiye bu savaştan 741 şehit,2147 yaralı ile çıkmıştır. Türkiye’nin barışa yönelik bu hareketi ABD tarafından büyük bir memnuniyetle karşılanmış ve Türkiye’nin NATO’ya girişi hızlanmıştır.

b. SEATO’nun Kuruluşu ( 1954 )

      ABD Uzakdoğu’da etkinliğini artırabilmek amacıyla Tayland, Filipinler, Pakistan, ABD, Fransa, İngiltere, Yeni Zelanda, Avustralya ile birlikte Güney Doğu Asya Anlaşma Teşkilatı’nı (SEATO) kurdu.

D. Asya ve Afrika’nın Kurtuluşu

1. Güney Asya’daki Gelişmeler

      19.yüzyıldan beri İngiltere’nin sömürgesinde olan Hindistan’daki ilk bağımsızlık ayaklanmaları 1917’de Mahatma Gandhi’nin önderliğinde başladı. Bu durum Hindistan’daki Müslümanları da cesaretlendirdi ve 23 Mart 1940’ta toplanan ‘Müslümanlar Birliği Cemiyeti Kongresi’ sonucunda Muhammed Ali Cinnah’ın önderliğinde Hindistan’dan ayrı Pakistan Devleti’nin kurulması kararı alındı. Bunun üzerine İngiltere 1946’da Hint Yarımadası’nda Hindistan ve Pakistan adıyla yeni iki dominyon devlet kurulduğunu açıkladı.1947 yılında da İngilizlerin bölgeden askerlerini çekmesiyle Hint Yarımadası’nda bağımsız bir Hindistan ve Pakistan devletleri kuruldu.

      Bölge ülkeleri Soğuk Savaş döneminde ekonomik ve ticari alanda işbirliği yapmak için ASEAN’ı        ( Güneydoğu Asya Milletleri Birliği ) kurdular. 1967 yılında kurulan bu teşkilatın kurucu üyeleri; Filipinler, Tayland, Malezya, Endonezya ve Singapur’dur.

E. SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE TÜRKİYE

               1. Soğuk Savaş Döneminde Türk Dış Politikası

               a. Türkiye’nin NATO’ya Girişi (1952)

      . Türkiye’nin BM’nin oluşturduğu Kore Savaşı’na asker göndermesi, savaşta Türk askerlerinin üstün cesareti, Türkiye’nin stratejik konumu, NATO’nun SSCB’ye yakın olan Türkiye’de üs kurma düşüncesi sonucunda 15 Eylül 1951’de NATO Türkiye ve Yunanistan’ın NATO’ya girmesine karar verdi. TBMM’de 18 Şubat 1952 tarihinde NATO’ya girişini onayladı.

               c. Balkan Paktı’nın Kurulması ( 1953 )

      Türkiye, Yugoslavya ve Yunanistan’ın 2 Şubat 1953’te “Dostluk ve İşbirliği Antlaşması”nı imzalamasıyla Balkan Paktı kuruldu. Paktın amacı ise; üye ülkeler arasında ekonomik ve kültürel işbirliğini geliştirmek, sorunları barışçıl yollarla çözmek, ortak savunma konusunda işbirliği yapmaktı.

               d. Bağdat Paktı’nın Kurulması (1955)

      24 Şubat 1955’te TürkiyeIrak arasında imzalanarak bu pakt kuruldu. Paktın amacı; Orta Doğu’da yaşanan istikrarsız ortamda savunma ve güvenliği sağlamaktı. Daha sonra bu Pakta İngiltere, İran ve Pakistan’da katıldı.1958’de Irak’ta krallık rejiminin yıkılması sonucu, Irak Pakt’tan ayrıldı. Irak’ın ayrılmasıyla Paktın merkezi Ankara’ya taşındı.  1959’da ise adı ‘Merkezi Antlaşma Örgütü’ ( CENTO ) olarak değiştirildi. 20 yıl devam eden bu örgütten İran ve Pakistan’ın ayrılması sonucu Pakt fiilen sona erdi

               2. Türkiye’de Hayat

               a. Siyaset

      II. Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın demokrasi fikirleri ülkemiz aydınlarını da etkilemişti. Özellikle aydınların yazıları ve halkın demokrasi talepleri çok partili hayata geçişte etkili oldu. İsmet İnönü’nün de çok partili hayata geçilmesini isteyen demeçlerde bulunmasından hemen sonra Nuri Demirağ tarafından ‘Milli Kalkınma Partisi’ kuruldu. (1945) Milli Kalkınma Partisi’nin kurulmasından sonra CHP milletvekilleri Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü’nün parti kanunlarında değişiklik yapılmasını istediği kanunun CHP yönetimi tarafından reddedilmesi üzerine “Dörtlü Takrir” diye nitelendirilen bu milletvekilleri CHP’den ayrılarak 1946 yılında Demokrat Parti’yi  ( DP ) kurdular. Bu gelişmeler sonucunda aynı yıl 13 parti daha kuruldu ve ilk defa 1946 seçimlerinde birden fazla siyasi parti seçimlere girdi. Seçimleri CHP kazanırken DP 69 milletvekili ile Meclis’e girdi. Ancak DP’nin Meclis içinde CHP’ye karşı yeteri derecede muhalefet yapamadığını düşünen bir grup milletvekili DP’den ayrılarak “Millet Partisi”ni kurdu. Böylece Meclis’te 3 parti yer aldı. 1950 seçimlerinde ise DP % 55,2 oy alarak birinci parti oldu. Böylece 27 yıllık CHP iktidarı sona ererken Demokrat Parti iktidarı başlamış oldu.

      22 Mayıs 1950’de Demokrat Parti Genel Başkanı Celal Bayar Cumhurbaşkanı seçildi. Başbakan ise Adnan Menderes oldu. Bu dönemde memurlara hafta sonu tatilleri ücretli hale getirilmesi, işçilere sendikalaşma hakkının verilmesi, genel af çıkarılması, Marshall yardımlarının alınması, NATO’ya üye olunması ve ekonomik büyümenin gerçekleşmesi sonucunda Demokrat Parti 1954’te yapılan seçimlerden % 58,4 oy alarak yeniden birinci parti olarak çıktı.

               b. Ekonomi

1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelişiyle ekonomide;

  • Marshall yardımlarından gelen tarım aletleri sonucu üretim arttı.
  • Dışarıdan krediler alınarak ithal makineler satın alındı. Traktör sayısı artırıldı.
  • 1950 – 1953 arasında Türkiye %11 oranında büyüdü.
  • 17 Kamu İktisadi Teşekkülü kuruldu. ( Devletçilik politikası doğrultusunda )
  • Karayollarına önem verildi. İthal otomobil ve kamyon sayıları arttı. Demiryolu üretimi durdu.

               c. Sosyal ve Kültürel Hayat

  • İnsanların refah seviyesini yükseltmesiyle tüketim arttı. Köyden kente göçler başladı.
  • Caz, Rock and Roll Türkiye’de yayıldı. Radyo ve plaklar önem kazandı.
  • Zeki Müren, Neşet Ertaş ve Müzeyyen Senar dönemin ünlü sanatçıları oldu.
  • Garip, Hisarcılar ve İkinci Yeniciler edebiyat alanında yeni akımlar olarak ortaya çıktı.
  • Verem Savaş Dispanserleri ile Ankara Ebe ve Hemşire Okulu hizmete açıldı.

F. SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNDE DÜNYA

  • Sanayi ülkeleri büyük bir ekonomik büyüme yaşadı. İşsizlik azaldı, nüfus artışı hızlandı.
  • Televizyon günlük hayatın bir parçası oldu. Rock and Roll sanatçısı Elvis Presley ünlendi.
  • ENİAC’ adlı ilk bilgisayar üretildi. İlk uydu ‘SPUTNİK-1’ SSCB tarafından uzaya gönderildi.
  • Uçak ve telefon kullanımı yaygınlaştı. Birçok ressam, şair ve bilim adamı Paris’ten New York’a göç etti. New YorkBatı’nın başkenti’ unvanını Paris’ten aldı.
  • Akdeniz Oyunları ilk defa Mısır’ın İskenderiye kentinde yapılmaya başlandı.
  • UEFA Kupası ilk defa düzenlendi. (1955 – 1956 ) İlk kupayı Real Madrid kazandı.

4.Ünite                                                            YUMUŞAMA DÖNEMİ

  1. ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE DEĞİŞİM SÜRECİ

      Doğu ve Batı bloklarının gerginliğini azaltmak amacıyla karşılıklı görüşmelerin başladığı döneme “Yumuşama (Detant)”  denir. Yumuşama Dönemi’ne geçilmesinin en önemli nedeni SSCB ve ABD’nin nükleer silahlanma yarışında eşit hale gelmesi ve dünyanın olası bir nükleer saldırıya hedef hale gelmesidir. Bu sebeple ABD Başkanı John Kennedy ile SSCB Başkanı Nikita Kruşçev 1961 senesinde bir araya gelerek “Yumuşama Dönemi’’ni başlattılar.

1. Yumuşama Dönemi Politikaları

1 Japonya’da yapılan Dünya Şampiyonası’nda ABD’li masa tenisçileri (ping-pong) Çin’in davet etmesi ve ardından da ABD’nin Çin’e uyguladığı ticari ambargoyu kaldırması iki devlet arasındaki ilişkileri geliştirdi. Bunun üzerine Çin daha önce ayrıldığı BM’ye tekrar üye oldu.

2. Nükleer Silahların Sınırlandırılması Görüşmeleri

      1969 yılında ABD ile SSCB Helsinki’de bir araya gelerek “Stratejik Silahları Azaltma Görüşmeleri’’

( SALT – I )’ni başlattılar. Sadece savunma füzelerinin sınırlandırılması için yapılan görüşmeler sonucu 1972’de Moskova’da “SALT-I Antlaşması” imzalandı. 1979’da Viyana’da imzalan “SALT-II Antlaşması”  SSCB’nin Afganistan’ı işgali nedeniyle uygulanamadı.

3. Helsinki Konferansı

      Her iki blok arasında başlayan yumuşama dönemini fırsat bilen diğer Avrupa ülkeleri iki blok arasındaki sorunların çözümü için Helsinki’de bir araya geldiler. Yapılan görüşmeler sonucu “Helsinki Nihai Senedi” imzalandı. Buna göre;

  • Konferansa katılan devletler birbirlerinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı duyacak.
  • Devletler sorunları tehdit ve kuvvet kullanarak değil, barışçıl yollardan çözmek için uğraşacak.
  • Katılan devletler birbirlerinin iç ya da dış politikalarına müdahalede bulunmayacak.
  • Her devlet ırk, cinsiyet, dil ve din ayrımı yapmadan temel özgürlüklere ve insan haklarına saygı gösterecek.
  • YUMUŞAMA DÖNEMİ ÇATIŞMALARI

     
2. Küba Buhranı


      SSCB 1962 yılında Küba’ya füzelerini yerleştirmeye başladı. Bunun üzerine her iki taraf arasında yapılan görüşmelerden bir sonuç alınamayınca ABD Küba Kıyılarına savaş gemilerini gönderdi. Ancak nükleer savaş ihtimaline karşı her iki ülkede geri adım atmak zorunda kaldı. Bunun üzerine SSCB Küba’daki füzelerini, ABD ise Türkiye’de bulunan Jüpiter füzelerini sökme kararı aldı.


3. Vietnam Savaşı


     SSCB’nin kontrolündeki Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’a saldırdı. Bunun üzerine Güney Vietnam ABD’den yardım istedi. ABD’de 1965’te Kuzey Vietnam’ı bombalayarak savaşı başlattı. Vietnamlılar karşısında büyük kayıplar verilmesi ABD’de büyük tartışmalara ve protestolara neden oldu. Protesto edenler arasında Vietnam Savaşı sırasında askere çağrılan Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonu Muhammed Ali’de bulunmaktaydı. Muhammed Ali “Vietnamlılar bana hiçbir kötülük yapmadılar ki onlarla savaşayım.” diyerek askere gitmeyi reddetti. Kamuoyu baskıları karşısında zor durumda kalan ABD 1968 yılında Paris’te Kuzey Vietnam ile barış görüşmelerine başladı. Yeni başkan olan Nixon ABD askerlerini Vietnam’dan çıkarma kararı aldı. 1973’te “Vietnam Barışı” imzalanarak savaş sona erdi. 1975’te ise Kuzey Vietnam, Güney Vietnam’ı ele geçirerek birleşik “Vietnam Sosyalist Cumhuriyeti”ni kurdular.

      4. Keşmir Meselesi


      Hindistan
ile Pakistan’ın kuruldukları andan itibaren birbirleriyle yaşadıkları en önemli sorundur. Çoğunluğu Müslüman olan bu bölgenin yönetimini elinde tutan Keşmir Mihracesi burayı Hindistan’a verince 1948 yılında iki ülke ilk kez savaştı. 1966’da SSCB’nin aracılığında “Taşkent Deklarasyonu” imzalanarak her iki devlet savaş öncesi sınırlarına geri döndü.


5. Afganistan’ın SSCB Tarafından İşgali

      1973 yılında Afganistan’da Cumhuriyet ilan edildi. SSCB’nin de destek vermesiyle ülkede sosyalist bir hükümet kuruldu. Bunun üzerine SSCB 1979’da Afganistan’ı, mevcut hükümeti koruma adına işgal etti. Bu olay tüm dünyada kınandı. ABD bu gelişme üzerine SALT-II Antlaşması’nı onaylamaktan vazgeçti. 1988’de Cenevre’de yapılan görüşmeler sonucu SSCB,1989’da Afganistan’dan askerlerini geri çekti.

C. BARIŞ İÇİNDE BİR ARADA YAŞAMA

Doğu ve Batı Bloklarının dışında kalan ülkeler kendilerini “Bağlantısızlar”, “Üçüncü Dünya Ülkeleri” veya “Tarafsızlar” olarak ifade etti. Bu hareketin liderliğini Hindistan, Mısır ve Yugoslavya üstlendi. Bunun üzerine 1955’te yeni kurulan ve sömürgeciliğe karşı başarı elde eden 24 ülke Endonezya’nın Bandung kentinde bir araya geldiler. Amaçları her iki blokun dışında kalmayı sürdürerek bu iki süper gücün karşısında varlıklarını korumaktı. Yapılan konferans sonucu “barış içinde bir arada yaşamanın beş ilkesi” belirlendi. Buna ilkeler; siyasi bağımsızlık, askeri ittifaklara katılmama, kendi topraklarında başka devletlere askeri üs kurma izni vermeme, ikili ittifaklara girmeme ve sömürgeciliğe karşı başlatılan milli kurtuluş savaşlarına destek vermedir.

  • ARAP İSRAİL SAVAŞI

 
     1948 – 49 ( Arap – İsrail Savaşı ): Mısır, Ürdün, Suriye, Lübnan, Irak birleşerek yeni kurulan İsrail’e saldırdı. Savaşı İsrail kazandı. “Mülteci Sorunu” ortaya çıktı. İsrail’i ABD, SSCB ve İngiltere destekledi.

     1956 ( Mısır – İsrail Savaşı ): Mısır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi sonucu ortaya çıktı. İngilizlerin ve Fransızların kışkırtması sonucu İsrail Mısır’a saldırdı. İngiltere ve Fransa durumdan faydalanıp Süveyşi işgal edince ABD ve SSCB’nin tepkisiyle geri adım atmak zorunda kaldı. Savaşı İsrail kazandı. SSCB bu süreçte Mısır’ın yanında yer aldı. Ortadoğu’da SSCBABD mücadelesi başladı.



     1967 ( Arap – İsrail ( 6 Gün ) Savaşı):
Mısır’ın Akabe Körfezini İsrail’e kapatması ve Filistin Kurtuluş Örgütü’ne yardım etmesi sonucu ortaya çıktı. Mısır, Ürdün ve Suriye İsrail’e yenildi. İsrail bu savaş sonucunda Suriye’ye ait Golan Tepelerini, Doğu Kudüs’ü, Sina Yarımadası’nı ve Gazze’yi ele geçirdi. SSCB bu süreçte Arap ülkelerini destekleyerek bölgedeki gücünü artırırken ABD’ye giderek tepkiler artmaya başladı.


     1973 ( Yom Kippur Savaşı ) : Mısır
ve Suriye 1967 yılında kaybettikleri toprakları geri almak için İsrail’e saldırdı. Savaşı yine İsrail kazandı. Ancak buna rağmen Mısır, ABD’nin de İsrail’e baskı yapması sonucu Sina Yarımadası’nın bir kısmını İsrail’den geri aldı ve Süveyş Kanalı’nda tek hâkim devlet oldu. Bu süreçte ABD’ni yine İsrail’in yanında tavır takınması üzerine Arap ülkeleri Batılı devletlere petrol ambargosu koyarak “1973 Petrol Krizi”ni ortaya çıkardılar.

      1973’te Arap – İsrail savaşlarına son vermek ve bölgedeki eski itibarını kazanmak isteyen ABD, Dış işleri Bakanı Henry Kissinger’i bölge barışını sağlamak için görevlendirdi. Kissinger barışın sağlanabilmesi için defalarca İsrail ve Arap ülkelerini ziyaret etti. “Mekik Diplomasi” adı verilen bu süreç sonucun Mısır ile İsrail arasında savaş sona erdirilerek 17 Eylül 1978’de Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ile İsrail Devlet Başkanı Menahem Begin arasında “Camp David Antlaşması” imzalandı. Böylece Mısır, İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu.

      2. İslam Konferansı Örgütü

     1969 senesinde İsrail’in işgalinde bulunan Kudüs’teki El – Aksa Camisi’nin kundaklanması ve caminin yakılmak istenmesi üzerine Ürdün Kralı Hüseyin’in önerisi ile Arap devletlerinin dışişleri bakanları Kahire’de toplanarak “İslam Zirvesi” yapılmasına karar verdiler. Bu karar doğrultusunda Fas’ın başkenti Rabat’ta aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkenin katılımıyla “İslam Zirvesi” toplandı. Kuruluşun ismi 2012 yılında “İslam İşbirliği Teşkilatı”( İİT ) olarak değiştirildi. Örgütün Genel Sekreterliğini 2005’ten 2014 kadar Türk kökenli Ekmeleddin İhsanoğlu yapmıştır


E. ULUSLARASI POLİTİKADA PETROLÜN YERİ

      II. Dünya Savaşı’ndan sonra petrolü Batılı ülkelere ucuz vermek istemeyen Suudi Arabistan, Irak, Kuveyt, İran ve Venezüella bir araya gelerek 1960 yılında “Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı

( OPEC )”nı kurdular. Kuruluşun amacı; petrol fiyatlarını yüksek seviyelere çıkarmaktı. Bu amaçlarına da 1970 senelerinde ulaştılar. Yine bu dönemlerde ortaya çıkan 1967 Arap- İsrail Savaşı’ndan sonra da petrolü İsrail’e karşı siyasi bir silah olarak kullanmak isteyen Arap ülkeleri de bir araya gelerek “Petrol İhraç Eden Arap Ülkeleri Teşkilatı ( OAPEC) ”nı kurdular. Ancak OAPEC başarılı olamadı.

F. İRAN-IRAK SAVAŞI (1980-1988)

               1. Irak’ta Rejim Değişikliği

      1958’de yapılan bir askeri müdahale sonucu ülkede monarşi rejimi yıkılarak cumhuriyet ilan edildi. Sosyalist bir sistemle birleşik bir laik bir Arap toplumu hedefleyen Baas Partisi 1968’de Irak’ta yönetimde söz sahibi oldu.

              2. İran’da Rejim Değişikliği

      1928’ten itibaren İran’ı yöneten Pehlevi Hanedanlığının uygulamaları halk tarafından benimsenmemişti. Batı İran’ın amacı ise Basra Körfezi’ne ve su yollarına egemen olmaktı. Halkın uygulamalara karşı başlattığı protestoların yönetim tarafından dikkate alınmaması ayaklanmaya sebep oldu. 1978’de sürgündeki lider Ayetullah Humeyni’nin ülkeye dönmesiyle İran İslam Cumhuriyeti kuruldu.

            3. Savaş ve Sonuçlar

      İran-Irak Savaşı’nda Suriye ve Libya İran’ı; diğer Arap devletleri ise Irak’ı desteklediler.

BM’nin kararı ile 6 Ağustos 1988’de ateşkes gerçekleşti ve savaş sona erdi. Irak’ın 1990’da Kuveyt’i işgal etmesi ve ABD’nin bu işgale müdahale ihtimalinin ortaya çıkması üzerine Irak işgal ettiği İran topraklarından çekildi. Böylece İran kaybettiği toprakları geri aldı.

      Sekiz yıl gibi uzun süren bir savaş sonucunda iki ülkeden yaklaşık bir milyon insan hayatını kaybetti.

NOT: Bu savaşta Irak’ı destekleyen ABD’nin savaş sırasında çıkarı için İran’a da silah sattığı ortaya çıktı. Tarihe “İrangate Olayı” olarak geçen bu olay sonucunda Ulusal Güvenlik Konseyi üyesi Yarbay Oliver North suçlu bulunurken, dönemin ABD Başkanı Reagan’ın suçunun olmadığı sonucuna varıldı.

           G. YUMUŞAMA DÖNEMİNDE DÜNYA

           1- Ekonomi

      Dünya ekonomisindeki büyümeye bağlı olarak talep fazlası ürünlerin pazarlama ihtiyacı reklam sektörünün önemini artırdı. Uydu teknolojisi sayesinde de televizyon programları uluslararası bir boyut kazandı. İlk kez “1964 Tokyo Olimpiyatlarıcanlı televizyon yayını ile tüm dünyaya ulaştırıldı.

           2- Bilimsel ve Teknolojik Gelişmeler  

     SSCB’nin 1957’de ilk uzay aracı olan Sputnik’i uzaya fırlatmasından bir yıl sonra ABD, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesini (NASA) kurarak ilk uydusunu uzaya gönderdi. 1961’de Rus kozmonot Yuri Gagarin, Vostok-1 uzay aracı ile ilk kez uzaya giden insan oldu. 1962’de ABD aynı şekilde karşılık vererek uzayda rekabet hızlandırdı. 1969’da ise Amerikalı astronot Neil Armstrong’un aya inmesi ile ABD uzay yarışında liderliği ele geçirdi.

      Savaş yıllarında yapılan bilgisayar geliştirilerek 1970’te kişisel bilgisayar üretildi. 1978’de üretilen APPLE’ın fabrikalarda kullanılmasıyla bilgisayar, sanayi alanına girmiş oldu. 1969 yılında ilk olarak ABD’de bilim adamları arasındaki iletişimi sağlamak maksadı ile deneme niteliğinde olan “ARPANET” ABD’deki bütün üniversitelerin araştırma kuruluşlarının bilgisayarlarını bünyesinde toplayarak büyüdü.

           3- Kültürel Hayat

      Müzik alanında 1950’lerde ortaya çıkan “Rock And Roll” tarzı bu dönemde de etkisini sürdürmüştür. Heavy Metal müzik türü ve bu türün temsilcisi olan Rolling Stones grubu döneme damgasını vurmuştur.1951 yılından itibaren yapılan Akdeniz Oyunlarının tamamına katılan Türkiye, 1974’de düzenlenen altıncı Akdeniz Oyunlarına İzmir’de ev sahipliği yaptı.

H. TÜRK DIŞ POLİTİKASI

     Türkiye’nin Soğuk Savaş Döneminde Batı ittifakına dâhil olarak bu doğrultuda dış politika izlediği belirtilmiştir. Bu dönemde Kıbrıs, Ege sorunları, Orta Doğu’da Arapİsrail Savaşları ve Ermeni terörü Türk dış politikasının belirlenmesinde etkili olmuştur.

  1. Türk – Yunan İlişkileri
  2. Kıbrıs Meselesi

    Kıbrıs’taki Rumlar, İngiliz yönetimi altındayken Adayı Yunanistan’a katma idealleri (Enosis) doğrultusunda faaliyetlerde bulundular. Yunanistan ise, 1951’de Kıbrıs’ın kendisine verilmesi için İngiltere’ye resmen başvurdu. Bu girişimi olumsuz karşılanan Yunanistan, 1954’te Kıbrıs sorununu BM’ye taşıyarak meseleyi uluslararası bir konu haline getirdi. Bu gelişmeler, Türkiye’nin Kıbrıs konusunda harekete geçmesinde önemli rol oynadı. Böylece Kıbrıs sorunu, Türk dış politikasının en önemli konularından birisi haline geldi.

      1960’tan önce Yunanistan’ın Kıbrıs konusundaki isteklerinin BM tarafından reddedilmesi üzerine Rumlar, Kıbrıs’ta EOKA yer altı örgütünü kurarak önce İngilizler, sonra da Türklere yönelik tedhiş hareketlerine başladılar. Bu örgütün amacı: İngiltere’yi Kıbrıs’tan atmak, Türkleri imha etmek ve Enosis’i gerçekleştirmekti. 1959’da Türkiye ve Yunanistan başbakanları Zürih’te bir araya gelerek Kıbrıs anlaşmazlığını çözümlemek için görüşmelere başladılar. 11 Şubat 1959’da Kıbrıs’ta bağımsız bir cumhuriyet kurulması kararı alınarak Zürih Antlaşması yapıldı. Daha sonra Türkiye, Yunanistan ve İngiltere Londra’da bağımsız bir Kıbrıs Devleti’nin kurulmasına karar verildi ve Londra Antlaşması imzalandı.

      Zürih ve Londra Anlaşmaları doğrultusunda 16 Ağustos 1960’ta bağımsız Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi. Cumhurbaşkanlığına Rum lider Makarios, yardımcılığına da Türk lider Dr. Fazıl Küçük getirildi.

      Kıbrıs’ta sağlanan barış ortamı uzun sürmedi. Yunanistan’ın asker ve silah göndererek desteklediği EOKA, Türklere karşı tedhiş hareketlerine devam etti. Kıbrıs Türkleri de bu faaliyetlere 1955’te kurulan Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) vasıtasıyla karşı koymaya çalıştı. 24 Aralıkta “Kanlı Noel” denilen ve 24 Türk’ün şehit edildiği olay üzerine Türk savaş uçakları Lefkoşa üzerinde ilk uyarı uçuşunu yaptı.

      1964’te Yunanistan’ın Ada’ya daha çok asker ve silah göndermesi Rum çetelerinin saldırıya geçmesi Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahale kararı almasına yol açtı. Ancak bu kararın uygulanmasını istemeyen ABD Başkanı Johnson, yazdığı mektupla Türkiye’yi kararından vazgeçirmeye çalıştı.

     1966 yılında ise Patris Gazetesi’nde yayınlanan bir habere göre; Türk halkının ani bir şekilde yok edilerek ve Ada’nın Kıbrıs’a bağlanacağı Akritas Planı planı ortaya çıktı.

      Ancak Enosis’in hemen gerçekleşmesini isteyen EOKA üyeleri Yunanistan’dan aldıkları destekle 15 Temmuz 1974’te Makarios’a karşı bir darbe gerçekleştirdi. EOKA üyeleri Nikos Sampson’u Cumhurbaşkanlığına getirirken “Kıbrıs Elen Cumhuriyeti” ilan ettiler.

      Türkiye oluşan bu ani gelişme sonrası darbenin Yunan müdahalesi olduğunu belirterek garanti antlaşmasının kendisine tanıdığı yetkiye dayanarak Enosis’e engel olmak, adada barışı yeniden kurmak ve bölgedeki Türklerin güvenliğini sağlamak amacıyla 20 Temmuz 1974’te “Kıbrıs Barış Harekâtı”nı başlattı. ABD ise bu harekâtı gerekçe göstererek Türkiye’ye yapmakta olduğu ekonomik yardımları kesti ve Türkiye’ye silah ambargosu uygulamaya başladı. Bunun üzerine Türkiye 1969’da ABD ile yapılan “Savunma ve İşbirliği Antlaşması”nı fesh etti ve ülkede bulunan tüm ABD üs ve tesislerine el koydu.1978’de ABD ambargoyu kaldırınca ilişkiler tekrar normalleşti.

      Harekât sonunda Türkler adanın kuzeyinde, Rumlar ise adanın güneyine yerleşti. Yapılan görüşmelerden de bir sonuç alınamayınca 1975’te Rauf Denktaş’ın liderliğinde “Kıbrıs Türk Federe Devleti” kuruldu. Ancak BM Genel Kurulu 1983 yılında yaptıkları bir toplantı sonrasından Kıbrıs Rumlarını “Kıbrıs Hükümeti” olarak tanıma kararı aldı. Bu gelişmeler üzerine Türkiye 15 Kasım 1983’te “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti”ni kurdu

Ege Adaları Meselesi

      Yunanistan II.Dünya Savaşı’nda sonra Ege’de bulunan tüm adalara sahip olup Ege Denizi’ne tamamen sahip olmak istemesi sonucu bu sorun ortaya çıktı.Bu sorunlar Ege adalarını silahlandırılması,kıta sahanlığı,karasularının 12 mile çıkarılması ve Fır hattı ( Ege Hava Sahası) ’dır.

  • Ege Adalarının Silahlandırılması

      Yunanistan Ege Adaları’nı NATO tatbikatları kapsamın aldırarak silahlandırma faaliyetlerine yasal dayanak aramıştır. Özellikle Limni Adası’nın bu tatbikatlarda kullanılmasını NATO’dan istemesine Türkiye tepki göstermiş ve Limni’nin statüsünün değiştirilemeyeceğini belirtmiştir.

  • Kıta Sahanlığı Sorunu

      Kıta Sahanlığı; karasularının bittiği yerden başlayan ve denizaltından devam eden ve kıyıya sahip olan her devletin 200 deniz milini aşmayacak şekilde belirlenmiş kara devamına denir. Yunanistan’ın bölgede petrol arama çalışmalarına başlaması ve bu petrol çalışması yapılacak bölgenin Türkiye karasularına kadar gelmesi ilişkileri gerginleştirdi. 1976’da Türkiye’nin Sismik-I adlı araştırma gemisi ile Ege Denizi’nde bir araştırma yapması üzerine Yunanistan konuyu BM Güvenlik Konseyi ve Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na götürdü. Bunun üzerine her iki ülke temsilcilerinin katılımıyla “Bern Deklarasyonu” imzalandı. Buna göre her iki devlet kıta sahanlığı ile ilgili hiçbir girişimde bulunmamayı kabul etti.

  • Kara Sularının 12 Mile Çıkarılması Kanunu

      Lozan Barış Antlaşması’nda 3 mil olarak kabul edilen kara suları genişliği 1936 senesinde Yunanistan tarafından 6 mile çıkarılmıştır. Ancak Yunanistan’ın 6 milden 12 mile çıkarma isteğini ise Türkiye ise savaş nedeni saymıştır. Çünkü bu sayede uluslararası sularında bir kısmı Yunanistan’ın olacak böylece Boğazlar ve Batı Anadolu Yunan tehdidine açık hale gelecekti.

  • Ege Hava Sahası ( FIR Hattı-Uçuş Bilgi Bölgesi ) Sorunu

      1974 yılında yapılan Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında bu sorun ortaya çıkmıştır. Türkiye bu harekât sırasında NOTAM (Havacılara İhbar Bildirimi ) sonucunda kendine ait yeni bir FIR hattı oluşturdu. Buna göre Türkiye yönüne uçan her uçak Türk kıyılarına 50 mil kala durumunu ve uçuş planını Türk yetkililerine bildirmek zorundaydı. Yunanistan ise Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında Ege Denizi’ni “tehlikeli bölge” ilan ederek hava sahasını tüm uçuşlara kapattığını açıkladı. Ancak bu karardan her iki ülkede zarar görünce 1977’te yapılan görüşmelere sonucu her iki ülkenin daha önce aldığı kararlar geçersiz sayıldı ve Ege hava sahası trafiğe tekrar açıldı.

  • Ermeni İddiaları

Türkiye içinde azınlık statüsünü kabul etmeyen Ermeniler, Ermeni diasporası ve bazı politik çevreler sözde soykırımı dünyaya tanıtmak ve bunu Türkiye’ye kabul ettirmek, Türkiye’den tazminat ve toprak almak ve en sonunda da büyük Ermenistan hedeflerine ulaşabilmek için ‘’ASALA’’ adı verilen ‘’Ermenistan Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu’’nu kurdular. Bu örgüt ilk eylemini 1973’te Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Bayderve yardımcısı Bahadır Demir’i şehit ederek yaptı. Bu olaydan sonra örgüt Türkiye’nin dış temsilcilerini ve diplomatlarını şehit etmeye devam etti. 1994’e kadar 35 diplomatımız ASALA tarafından şehit edildi.

NOT: Ermeniler 4T olarak adlandırılan bir plan doğrultusunda hareket ettiler. Buna göre sözde Ermeni soykırımı dünya devletleri tarafından tanınacak, bu iddiaları daha sonra Türkiye’nin de tanınması sağlanacak, sonra sözde soykırımda ölenler için Türkiye’den tazminat alınacak ve en sonunda da bölgeden göç eden Ermenilerin toprakları kendilerine iade edilecek.

TÜRKİYE’DE BUNALIMLI YILLAR (1960 – 1983)

  1. Siyaset

1950 yılında iktidara gelen Demokrat Parti’ye karşı bir takım subaylar 27 Mayıs 1960 yılında hükümete karşı askeri müdahalede bulundu. Bu müdahale sonucu Meclis kapandı, siyasi partilerin faaliyetleri askıya alındı. Birçok milletvekili, bakan, başbakan ve cumhurbaşkanı yargılandı. Bu yargılama sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatih Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.

Bu darbeyi yapan Milli Birlik Komitesi ülkede tekrar anayasa yapmak için ülkenin farklı kesimlerinden ve Sivil Toplum Kuruluşları’nın da yardımıyla yeni bir anayasa hazırlandı. Kurucu Meclis tarafından hazırlanan bu anayasa 1961de yapılan halk oylaması sonucu kabul edildi.

Anayasa’nın yürürlüğe girmesiyle siyasi parti faaliyetleri de tekrar başladı. 15 Ekim 1961’de darbe sonucu yapılan ilk seçimlere CHP(Cumhuriyet Halk Partisi), AP (Adalet Partisi), CKMP (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) ve YTP (Yeni Türkiye Partisi) katıldı. Seçimleri çok az bir oy farkı ile Adalet Partisi önünde CHP kazandı. Ancak CHP daha önceki yıllar gibi tek başına iktidar olamadı.

1965 seçimlerini ise Adalet Partisi kazandı. Süleyman Demirel’in Başbakanlığı başladı. Ancak DP iktidarının önü bu seferde 12 Mart 1971 Askeri Muhtırasına kadar devam etti. Askerin siyasete müdahalesi sonucu Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Bunun üzerine Nihat Erim başbakanlığında geniş tabanlı bir hükümet kuruldu. 1973 yılında yapılan seçimlerde ise hiçbir parti tek başına iktidar olacak çoğunluğu sağlayamadı. 25 Aralık 1973’te ise İsmet İnönü vefat etti ve devlet töreniyle Anıtkabir’e defnedildi.Türk Silahlı Kuvvetleri 12 Eylül 1980’de ülke yönetimine el koydu.
               Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren kendi başkanlığında üst düzey komutanlardan oluşan Milli Güvenlik Konseyi’ni (MGK) oluşturdu. Bülent Ulusu’nun başkanlığında ise bir hükümet (Bakanlar Kurulu) kuruldu. Prof. Orhan Aldıkaçtı başkanlığında ise hazırlanan anayasa 7 Kasım 1982’de halkoyuna sunularak kabul edildi. 6 Kasım 1983’te Anavatan Partisi (ANAP), Halkçı Parti (HP) ve Milliyetçi Demokrasi Partisi (MDP)’nin katıldığı seçimlerden ANAP birinci parti çıktı ve Turgut Özal başkanlığında tek başına iktidar ANAP oldu.

  • Ekonomi

1960’tan itibaren planlı ve kalkınmayı hedef alan bir ekonomi modeli benimsendi. Bu planların hazırlanması ve hükümete danışmanlık yapılaması amacıyla da Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kuruldu.1970’lerden itibaren ise enflasyonun yükselmesi ve alınan dış borçlarının ödenememesi, siyasi iktidarsızlıklar, 1973 petrol krizi, 1974 Amerikan ambargosu ve yurtdışında yaşayan işçi vatandaşlarımızdan gelen döviz miktarının azalması ekonomik gerilemeye neden oldu. Birçok tüketim malı karaborsaya düştü. Türk lirası değerini kaybetti. Bunun üzerine serbest piyasa ekonomisine geçişi sağlamak amacıyla 24 Ocak kararları ilan edildi.

  • Sosyal ve Kültürel Hayat
  • 1960 – 80 arası köyden kente göçler devam etti. Bunun sonucunda gecekondulaşma (çarpık kentleşme) altyapı ve üstyapı sorunları ortaya çıktı.
  • 1960’lardan itibaren ‘’Toplumculuk’’ adı verilen edebi akım ortaya çıktı. (Nazım Hikmet ve Ahmet Arif temsilcileri arasındadır.)
  • Necip Fazıl Kısakürek tüm şiirlerini ‘’Çile’’ adlı kitabında topladı.
  • Ülkenin sorunları ise Adalet Ağaoğlu ve Vedat Türkali’nin romanlarında yer aldı.
  • Gezi, hatıra türünde Yusuf Ziya Ortaç, deneme türünde Nurullah Ataç, Mahmut Kaplan ve Cemil Meriç öne çıktı.
  • Dormen, Birleşik Sanatçılar Topluluğu ve Devekuşu Kabare Tiyatrosu günlük konuları eleştirel bir biçimde eğlenceli olarak ele aldı.
  • Sinemada Zeki Alasya, Metin Akpınar, Adile Naşit, Şener Şen, Kemal Sunal, Münir Özkul, Tarık Akan, Kartal Tibet, Ediz Hun, Filiz Akın, Türkan Şoray ve Fatma Girik ön plana çıkan erkek ve kadın oyuncular oldu.
  • Metin Erksan’ın yönetmenliğindeki ‘’Susuz Yaz’’ filmi, Berlin Film Festivali’nde ‘’Altın Ayı’’ ödülünü kazandı.
  • 1964’te Antalya Film Festivali düzenlenmeye başladı.
  •  ‘’Arabesk’’ adı verilen yeni bir anlayış ortaya çıktı.
  • 1965’te Altın Mikrofon Yarışması düzenlenmeye başladı. Türk müziğine yeni sesler kazandırmak için yapılan bu yarışmanın ilkini ‘’Gençliğe Veda’’ şarkısıyla Yıldırım Gürses kazandı. Yine bu yarışma ile Cem Karaca ve Erkin Koray isimleri de Türk Müziğine kazandırıldı.
  • Barış Manço önderliğinde Anadolu-Rock adı altında yeni bir müzik türü Moğollar Grubu ile ortaya çıktı.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir