ingilizce

9 sinif ingilizce unit 5 daily routines konu anlatimi

Okuma Süresi:13 Dakika, 28 Saniye

UNIT 5 DAILY ROUTINES “günlük işler”

Let’s start : hadi başlayalım

Let’s learn : hadi öğrenelim

Let’s listen to music : hadi müzik dinleyelim

Match (v) : eşleştir(mek)

Phrase (n) : ifade

phraseS : ifadeLER

get up : kalkmak

have breakfast : kahvaltı yapmak

get on the bus : otobüse bin(mek)

play computer games: bilgisayar oyunlara oyna(mak)

study lessons : ders(lere) çalışmak

go to bed : yatağa gitmek, yatmak

I get up. : kalkarım

I have breakfast. : Kahvahtı yaparım.

I get on the bus. : Otobüse binerim.

I play computer games. Bilgisayar oyunları oynarım.

I study lessons. : Ders çalışırım.

I go to bed. : Yatağa giderim. J Yatarım.

You get up. : Kalkarsın.

We have breakfast. : Kahvaltı yaparız.

They get on the bus. : Otobüse binerler.

I get up.

He getS up. : O kalkar.

We get on the bus.

Ahmet getS on the bus. : Ahmet otobüse biner.

He getS on the bus. : O otobüse biner.

You have breakfast.

She HAS breakfast. : O kahvaltı yapar.

I play computer games.

Ayla playS computer games. : Ayla bilgisayar oyunları oynar.

She playS computer games. : O bilgisayar oyunları oynar.

Görüldüğü gibi özne üçüncü tekil şahıs (he, she, it) olduğu zaman fiile –S takısı geliyor, “HAVE fiili –S takısı almaz, üçüncü tekil şahıslarda yerine HAS kullanılır.”

Examples:

Drink (v) : iç(mek)

I drink milk. : Süt içerim.

Deniz drinkS milk. : Deniz süt içer.

She drinkS milk. : O süt içer.

They clean the board. : Onlar tahtayı temizler.

Veysel cleanS the board. : Veysel tahtayı temizler.

He cleanS the board. : O tahtayı temizler.

You read books. : Siz kitap okursunuz.

The teacher readS books. : Öğretmen kitap okur.

He readS books. : O kitap okur.

Choose (v) : seç

Activity (n) : aktivite

activitIES : aktiviteLER

activities you do : yaptığınız aktiviteler

books you read : okuduğunuz kitaplar

games you play : oynadığınız oyunlar

songs you sing : söylediğiniz şarkılar

players you like : sevdiğiniz oyuncular

every day : her gün

activities you do every day: her gün yaptığınız aktiviteler, etkinlikler, işler

together x alone : birlikte x yalnız

what time is it? : Saat kaç?

It is one o’clock. : Saat bir.

Her hangi bir şeyin SAAT KAÇta olduğu soruluyorsa!!!

What time is LUNCH? : Öğle yemeği SAAT KAÇta?

LUNCH is AT one o’clock. : Öğle yemeği saat birDE.

It is AT one o’clock. : O saat birDE.

What time is breakfast? : Breakfast is at 07.00 a.m.

: It is at 07.00 am.

What time is lunch? : Lunch is at 12.05 pm.

What time is dinner? : Dinner is at 17.30 pm.

I have got a car. : Ben bir arabaya sahibim.

I HAVE a car. : Ben bir arabaya sahibim. “present simple – geniş zaman”

We have got four classes in the mornings. “Sabahları dört derse sahibiz.”

We HAVE four classes in the mornings. “Sabahları dört derse sahibiz.”

How many: kaç tane (sayılabilen çoğul isimlerle kullanılır)

How many bookS : kaç tane kitap

How many carS : kaç tane araba

How many classES have you got in the mornings? “Sabahları kaç tane derse sahipsiniz?”

“Sabahları kaç saat dersiniz var?”

How many classES DO you have in the mornings? “Sabahları kaç tane derse sahipsiniz?”

“Sabahları kaç saat dersiniz var?”

After school : okuldan sonra

I play football after school. “Okuldan sonra top oynarım.”

I do my homework after school. “Okuldan sonra ödevimi yaparım.”

One of them : onlardan biri

Two of them : onlardan ikisi

One of them is expensive. “Onlardan biri pahalıdır.”

TWO of them ARE cheap. “Onların ikisi ucuzdur.”

I LOVE playing football. “Futbol oynamaya bayılırım, bayılıyorum.”

I LOVE fishing. “Balık tutmaya bayılırım, bayılıyorum.”

I LOVE listening to music. “Müzik dinlemeye bayılırım, bayılırım.”

“İki tane fiil yan yana gelmez. “love – play, love – fish, love – listen” Birinci fiilin “love” özelliğine göre ikinici fiil “play” ya –ing takısı alır ya da arada, birinci fiilden sonra, TO olur.”

I love reading. Okumaya bayılırım. “love – read” “love + readING”

I want to read. Okumak isterim. “want – read” “want TO read”

CAN : – e bilir

Can play : oynayabilir

I can play : Oynayabilirim.

Swim (v) : yüz

CAN swim : yüzebilir

He can swim : O yüzebilir.

Speak (v) : konuş

CAN speak : konuşABİLİR

We can speak : konuşABİLİRiz.

Write (v) :yaz

CAN write : yazABİLİR

You can write : yazABALİRsiniz.

How nice! : Ne kadar güzel, hoş!

How expensive : Ne kadar pahalı!

How small! : Ne kadar küçük!

HOW soru kelimesinden sonra SIFAT geldiğine dikkat ediniz.

How old : kaç yaşında?

How much : ne kadar?

How many : kaç tane?

How OLD are you? : Kaç yaşındasınız? “old: yaşlı”

WHAT is your AGE? : Yaşınız nedir? “Kaç yaşındasınız?” “age: yaş”

How HIGH is the mountain? : Dağ ne kadar YÜKSEKtir? “sıfat”

WHAT is its HEIGHT? : Onun YÜKSEKLİĞi nedir? “isim”

Nice to meet you: Tanıştığımıza sevindim.

It is nice. O güzeldir. “Güzeldir.”

It is nice TO LEARN Öğrenmek güzeldir.

It is nice TO sleep Uyumak güzeldir.

It is nice TO be here. Burada olmak güzeldir.

The first: birinci 1. 1st

The second: ikinci 2. 2nd

The third üçüncü 3. 3rd

The fourth dördüncü 4. 4th

The fifth beşinci 5. 5th

Hasan’s first day : Hasan’ın birinci günü

His first day : onun birinci günü

Sports club : spor kulübü

A member of the sports club : spor kulübünün bir üyesi

TWO memberS of the sports club : spor kulübünün İKİ üyesi

Where : Nerede?

What time : saat kaçta?

How many : kaç tane?

When : ne zaman?

Make (v) : yap

Similar : benzer

A similar dialogue : benzer bir diyalog

Act the dialogue out : diyaloğu gerçekleştirin, oynayın,

Act IT out : onu gerçekleştirin, oynayın.

Tell (v) : söylemek

Unit five is ABOUT daily routines. “Ünite beş günlük, sıradan, işler HAKKINDAdır.”

The passage is ABOUT cars. “Parça arabalarHAKKINDAdır.”

Boring (adjective) : sıkıcı

Interesting (adjective): zevkli, ilginç

Between : iki şeyin arasında

Between Ali and Veli : Ali’yle Veli’nin arasında

Between the carS : iki arabanın arasında

AN activity : bir aktivite, etkinlik

TWO activitIES : iki aktivite, iki etkinlik

The activities you hear : duyduğun aktiviteler

The apples you eat : yediğin elmalar

The chair you sit : oturduğun sandalye

IMPERATIVES “EMİRLER”

Olumlu Olumsuz

Run DON’T run koş koşMA

Come DON’T come gel gelME

Speak DON’T speak konuş konuşMA

Play DON’T play oyna oynaMA

I run. Ben koşarım.

I DON’T run. Ben koşMAm.

They play Onlar oynar.

They DON’T play Onlar oynaMAzlar.

We speak Konuşuruz.

We DON’T speak KonuşMAyız.

You walk Siz yürürsünüz

You DON’T walk Siz yürüMEzsiniz.

Cümleyi OLUMSUZ yapmak için YARDIMCI FİİLE NOT eklenir.

Verilen örneklerde DON’T run, DON’T play, DON’T speak, DON’T walk

(DON’T = DO NOT) not yardımcı fiille birleştirilmiştir.

I run Koşarım (Olumlu cümlede yardımcı fiil kullanılmıyor.”

I don’t run Koşmam

I do not run Koşmam

DO you run? Koşar mısın?

They play Oynarlar (Olumlu cümlede yardımcı fiil kullanılmıyor.”

They don’t play Oynamazlar

They do not play Oynamazlar

DO they play? Oynarlar mı?

We speak konuşuruz (Olumlu cümlede yardımcı fiil kullanılmıyor.”

We don’t speak Konuşmayız

We do not speak Konuşmayız

DO you speak? Konuşur musunuz?

Eğer cümlenin öznesi HE, she, IT ise fiile –S, -ES, -IES takılarından biri eklenir.

I run Ben koşarım. He runS O koşar.

They play Onlar oynarlar. She playS O oynar.

We speak Biz konuşuruz. He speakS O konuşur

Geniş zamanda “Present Simple” iki tane yardımcı fiil vardır. Bunlar DO ve DOES yardımcı fiilleridir.

Yukarıda emirlerin “fiillerin” nasıl olumsuz yapıldığını gördük.

Run “koş” don’t run “koşma”

Play “oyna” don’t play “oynama”

Speak “konuş” don’t speak “konuşma”

Walk “yürü” don’t walk “yürüme”

Ben, Sen, Biz, Siz, Onlar zamirleri için DO yardımcı fiilini kullanılır.

I read “okurum” I don’t read. “okumam”

You write “yazarsın” you don’t write “yazmazsın”

We sleep “uyuruz” we don’t sleep “uyumayız”

You drink “içersiniz” you don’t drink “içmezsiniz”

O “he, she, it” zamirleri için DOES yardımcı fiili kullanılır.

I don’t read.

He DOESN’T read “O okumaz.”

You don’t write

She DOESN’T write “O yazmaz.”

We don’t sleep

It DOESN’T sleep “O uyumaz.”

They don’t drink

Ahmet DOESN’T drink “Ahmet içmez.”

Geniş zamanda üçüncü tekil şahıslarda fiillere genellikle –S takısı eklenir ancak eğer fiil “ch, sh, x, z, ss” harfleri ile bitiyorsa fiile –ES,

“y” harfi ile bitiyorsa -IES takısı eklenir.

he reads Ahmet drinkS

she sleeps Ayla writeS

“ch, sh, x, z, ss” harfleri ile bitiyorsa fiile –ES,

he watchES “izler” She washES “O yıkar.”

he missES “özler” Ali fishES “Ali balık tutar.”

he fixES “O ayarlar”

Eğer fiil “y” harfi ile “studY, frY, trY” bitiyorsa -IES takısı eklenir.

he studIES “O ders çalışır.”

She frIES “O kızartır”

The cat trIES “Kedi dener”

Geniş zamanda kullanılan iki tane yardımcı fiil vardır. “DO, DOES”

Bu yardımcı fiiller olumlu cümlede kullanılmazlar.

Cümleleri olumsuz veya soru yaparken cümlede kullanılan fiile bakarız,

eğer fiil yalın haldeyse (v1) DO yardımcı fiilini,

eğer fiil –s, -es, -ies, takılarından birini almışsa DOES yardımcı fiilini kullanırız.

I run. (fiil yalın halde) I DON’T run.

He runS (fiilde –S takısı var) He DOESN’T run.

They watch (fiil yalın halde) They DON’T watch.

She watchES (Fiilde –ES takısı var) She DOESN’T watch.

Cümlede DOES yardımcı fiilini kullandığımızda fiildeki –s, -es, -ies, takısını kaldırırız.

Olumlu cümle Olumsuz cümle Soru cümlesi

Esma runS “Esma koşar” Esma DOESN’T run DOES Esma run?

Fatma drinkS “Fatma içer” Fatma DOESN’T drink DOES Fatma drink?

Yasemin readS “Yasemin okur” Yasemin DOESN’T read DOES Yasemin read?

He teachES “O öğretir” He DOESN’T teach DOES he teach?

The cat catchES “Kedi yakalar” The cat DOESN’T catch DOES the cat catch?

Our lessons start at half past eight.

“Cümledeki fiil yalın halde olduğuna göre cümleyi soru veya olumsuz yapmak için DO yardımcı fiili kullanılır.”

DO your lessons start at half past eight? “Dersleriniz saat sekiz buçukta mı başlar?”

Our lessons DON’T start at half past nine. “Derslerimiz dokuz buçukta başlamaz.”

The first lesson startS at half past eight.

“Cümledeki fiilde –S takısı olduğuna göre cümleyi soru veya olumsuz yapmak için DOES yardımcı fiili kullanılır ve fiildeki –S takısı kaldırılır.”

DOES the first lesson start at half past eight? “Birinci ders sekiz buçukta mı başlar?”

The first lesson DOESN’T start at half past nine? “Birinci ders dokuz buçukta başlamaz”

(+) Mehmet speakS English. (+) He speakS English.

(-) DOES Mehmet speak English? (-) DOES he speak English?

(?) Mehmet DOESn’t speak English. (?) He DOESn’t speak English.

How many times a week? Haftada kaç kere

How many times a year? Yılda kaç kere

How many times a day? Günde kaç kere

How many times a month? Ayda kaç kere

How many times a month do you go to the cinema?

“Ayda kaç kez sinemaya gidersiniz?”

How many times a day do you BRUSH your teeth?

“Günde kaç kez dişlerinizi fırçalarsınız?”

How many times a week do you have a bath?

“Haftada kaç kez banyo yaparsınız?”

Once : bir kere

Twice : iki kere

Three timeS : üç kere

Four timeS : dört kere

Once a day : günde bir kere

Twice a week : haftada iki kez

Three times a month : ayda üç kez

How many times a month do you go to the cinema?

I go to the cinema ONCE A MONTH. “Ayda bir kez sinemaya giderim.”

How many times a day do you brush your teeth?

I brush my teeth twice a day. “Günde iki kez dişlerimi fırçalarım.”

Like : sevmek

DISlike : sevmemek

Dislike = DON’T like

What SUBJECTs : hangi dersler, hangi konular

What lessonS : hangi dersler

The person in the Picture : resimdeki adam

What do you think about Ahmet? “Ahmet hakkında ne düşünüyorsunuz?”

HIM “Onun hakkında ne düşünüyorsunuz?”

Tell (v) : söyle

Tell US : BİZE söyle

Can you tell us? Bize söyleyebilir misin?

After : sonra

Before : önce

After midnight : gece yarısından sonra

Take : almak, götürmek

I take my dog for A WALK. “köpeğimi yürüyüşe götürürüm.”

Leave FOR work : iş için ayrılmak, işe gitmek

Each : her

Each day : her gün

Live programmes : canlı programlar

Live music : canlı müzik

What kind of filmS : Ne tür filmLER

What kind of music : Ne tür müzik

What kind of bookS : ne tür kitapLAR

BE INTERESTED IN : ilgilenmek, merakı olmak

I am interested in English. “İngilizceye merağım var.”

She is interested in music. “Müzikle ilgileniyor.”

They are interested in computers. “Bilgisayarlara meraklılar.”

I love you. “Seni seviyorum.”

THAT I love you. “seni sevdiğimi”

Everybody knowS THAT I love you. “Seni sevdiğimi herkes biliyor.”

He is right. “O haklıdır.”

THAT he is right. “Haklı olduğunu”

I belive THAT he is right. “Haklı olduğuna inanıyorum.”

Virtual : sanal

Real : gerçek

Traditional : geleneksel

Up to date : modern, çağdaş

Contemporary : modern, çağdaş

Quick : çabuk, hızlı

QuickLY : çabucak, çabuk bir şekilde

Be quick : Çabuk ol, acele et = hurry up

Walk quickLY : HIZLI yürü

Wooden : tahtadan, ahşap

Detached : ayrı, müstakil, tek başına

A japanese house : bir Japon evi

A traditional japanese house: geleneksel bir Japon evi

A wooden house : ahşap bir ev

A detached house : müstakil bir ev

West : batı

Western : batılı, batı tarzı, batıya ait

Decorate (v) : dekore etmek, DONATMAK

BE + VERB 3 = EDİLGEN YAPI, PASİF YAPI

“Verb 3: fiilin üçüncü hali, love1, loved2, loved3- run1, rAn2, rUn3 vs”

LOVE : sevmek

Be loveD : sevilmek

(be= am, is, are …)

Kick (v) : tekme atmak, tepmek J

Be kickED : tekme yemek, tepilmek

Pay (v) : ödemek, parasını vermek

Be PAID : ödenmek, paranın alınması

I love : Severim, ben severim.

I am loved. Sevilirim, ben sevilirim.

He kickS. O tekme atar. Teper.

He is kickED: O tekme yer. Tepilir.

They pay: Onlar paraları öder, onlar parayı verir

They are PAID: Onlara paraları ödenir, onlara paraları verilir

ON special ocasions: özel durumlarda

IN daily life : günlük yaşamda

Kind : tür, çeşit

Type : çeşit, cins

Types of films : film çeşitleri

Define (v) : tanımlamak, anlatmak, açıklamak

Definition (n) : tanım, tarif, izah

-ED li sıfatlar, -ING li sıfatlar

Boring: sıkıcı The film is boring. “Film sıkıcı.”

Bored: sıkılmış I am bored. “Sıkıldım.”

Interesting: ilginç, ilgi çekici The book is interesting. “Film ilginç.”

Interested: meraklı, ilgili I am interested. “İlgilendim, meraklandım, ilgi duydum.”

Frightening: korkutucu The film is frightening. “Film korkutucu.”

frightenED: korkmuş I am frightened. “Korktum.”

A boring man: sıkıcı bir adam

A bored man: sıkılmış bir adam

Alien : uzaylı,yabancı

Stranger : yabancı

Foreigner : yabancı, ecnebi

English is a foreign language. “İngilizce yabancı bir dildir.”

Turkish is our NATIVE language. “Türkçe bizim ANA, yerli dilimizdir.”

Turkish is our MOTHER language. “Türkçe bizim ANA dilimizdir.”

Foreign x native, mother

How do you feel? Nasıl hissedersiniz? Ne hissedersiniz?

What do you think? Ne düşünüyorsunuz?

How do you feel = what do you think?

Like = enjoy “sevmek, beğenmek, hoşlanmak”

Don’t like = DISlike

Love x hate “nefret etmek”

What do you think OF HORROR FILMS? “Korku filmleri hakkında ne düşünüyorsun”

THEM

I think : bence, bana göre,

I think they are interesting. Bence onlar ilginç.

Delicious : lezzetli

Mouth watering : ağız sulandıran

I can see Ali and Veli. I can see them.

I want. İsterim, istiyorum

I want to play. Oynamak isterim, istiyorum.

I want to read. Okumak istiyorum.

I want to write. Yazmak istiyorum.

I THINK they want to come. Sanırım gelmek istiyorlar.

I THINK they want to sit. Sanırım oturmak istiyorlar.

I don’t like Julia Roberts. I don’t like HER. “onu – bayan”

I don’t like Berk. I don’t like HIM. “onu – bay”

Crazy : deli, çatlak, çılgın

Be crazy about : birisini aşırı sevmek

I am crazy about Brooke Shields.

I am a student.

Ali is a student, TOO. “Ali DE bir öğrencidir.”

I have got a car.

Ali has got a car, TOO. “Ali DE bir arabaya sahiptir.”

I like English.

Ali likeS English, TOO. “Ali DE İngilizceyi sever.”

I can run fast.

Ali can run fast, TOO. “Ali DE hızlı koşar.”

AT work : işte

ON the way : yolda

On the net : nette

Busy : boş değil, meşgul

Free : boş, özgür

My favourite footballer: sevdiğim futbolcu

Easy kolay x difficult, zor

A typical day: tipik, sıradan, rutin bir gün

Typical= routine

Tiring: yorucu My weekdays are tiring. “hafta içi günlerim yorucu”

Tired: yorgun I am tired. “Yorgunum.”

Put on: giyinmek = get dressed x put OFF “giysi çıkırmak”

A glass of orange juice : bir bardak portakal suyu

A bar of chocolate : bir kalıp çikolata

A bunch of flowers : bir demet çiçek

Drive TO the club : arabayla kulübe gitmek

Food : yiyecek

Kinds of food : yiyecek türleri

Different kinds of food : farklı yiyecek türleri

Cuisine (n) : mutfak, yemek pişirme stili

Turkish cuisine : Türk mutfağı

For lunch : öğle yemeği için

Coach (n): : antrenör,

Coach = trainer

Happy
Happy
0
Sad
Sad
0
Excited
Excited
0
Sleepy
Sleepy
0
Angry
Angry
0
Surprise
Surprise
0

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%
%d blogcu bunu beğendi: