Cebri İcra Kavramı ve Kapsamı
Cebri icra, vadenin dolmasına rağmen yükümlünün kendi iradesi ile vergi borcunu hâlâ ödememesi
hâlinde, vergi idaresi harekete geçerek vergi alacağını zor (cebir) ile tahsile yönelmesidir.
Cebri icra yolu ile alınacak alacakların kapsamında , vergi ve benzeri harç, resim, idari vergi cezaları ve
gecikme zam ve faizlerini kamu gücüne dayanılarak alınan diğer gelirleridir. Vergi dairesi, idare, tahsil
dairesi olarak doğrudan doğruya harekete geçerek vergi alacağını ve vergi cezalarını takip etmekte ve
cebren tahsil yoluyla alacaklarını tahsil etmektedir. Buna Resen icra yetkisi denir.
Vergi hukukunda cebri icra, devletin kamu gücüne dayanan gelirlerinin zor kullanılarak tahsil edilmesidir.
Bu kuralları inceleyen vergi hukukunun alt kolu için “vergi icra hukuku” kavramı kullanılmaktadır.
Vergi hukukunda cebri icra süreci:
Güvence önlemleri
Cebren tahsil olmak üzere iki başlık altında incelenir.
Güvence önlemleri:
Teminat, İhtiyati haciz,
İhtiyati tahakkuk, Rüçhan hakkı, Tasarrufların iptali işlemleridir.
Cebren tahsil işlemleri ise
Teminatın paraya çevrilmesi,
Haciz, İflastır. Vergi Alacağı İçin Güvence Önlemleri
Teminat
Teminat, kaçakçılık fiillerinin tespiti, vergi ziyaı cezasının kesilme işlemlerine başlanılması hâllerinde
istenir. Yükümlünün Türkiye’de yerleşim yerinin olmaması yanında hareketlerinin vergi alacağının
tehlikede olduğunu göstermesi hâllerinde idarenin takdiri ile istenebilir.
Teminat olarak şunlar gösterilebilir;
Para,
Bankalar ve özel finans kurumları tarafından verilen süresiz teminat mektupları, Hazine Müsteşarlığı’nca çıkarılan devlet iç borçlanma senetleri veya bu senetler yerine
düzenlenen belgeler,
Hükümetçe belli edilecek milli esham (hisse senetleri) ve tahviller (borç senetleri) (bu hisse
senedi ve tahviller, teminatın kabul edilmesine en yakın borsa cetvelleri üzerinden %15
noksanıyla değerlendirilir),
İlgililer veya ilgililer lehine üçüncü kişiler tarafından gösterilen ve alacaklı kamu idarelerince haciz
varakalarına (haciz belgesi) dayanılarak haczedilen menkul ve gayrimenkul mallardır.
Yukarıdaki şekilde teminat sağlayamayanlar, muteber bir kişiyi müteselsil kefil ve müşterek müteselsil
borçlu gösterebilir. Bu kişiyi kabul edip etmemekte alacaklı tahsil dairesi serbesttir. Kefalet, borç sözleşmelerinin özel türlerinden biridir. Bu sözleşme ile kefil, borçlunun borcuna karşılık
olarak alacaklıya borcu ödeyeceğini taahhüt
11
Şahsi kefil göstermeyi gerektiren neden iki tanedir:
Vergi borçlusunun teminat göstermesini gerektiren nedenlerden birinin olması, Vergi borçlusunun teminat gösterememesi veya gösterdiği teminatın kabul edilmemesidir.
Şahsi kefilin kabulünün şartları şunlardır: Şahsi kefilin toplumda itibarlı kişi olması gerekir, Ekonomik gücü ve mali durumunun kefil olmaya elverişli olması gerekir.
Kefil gösterme işlemi şöyle gerçekleşir. Tahsil dairesi tarafından kabul edileceği belirtilen kefil ile borçlu
arasında noter huzurunda kefalet sözleşmesi düzenlenir.
Sözleşmede, tarafların kimlik bilgileri ve ne kadar vergi borcu için kefil olunduğu belirtilir. Taraflar ve
noter tarafından imzalanır. Bu sözleşme ile tahsil dairesine müracaat edilir. Kabul edilmesi hâlinde,
güvence önlemi olarak kefil gösterilmiş olur. Böylece vergi alacağı güvence altına alınmış olur.
Rüçhan Hakkı
“Rüçhan hakkı” adı verilen haciz ve iflasta kamu alacaklısına alacağın tahsili bakımından bir ayrıcalık
tanınmasıdır. Üçüncü kişilerin haciz koydurduğu bir mal paraya çevrilmeden önce kamu alacaklısı da takibe
geçtiği takdirde hacze iştirak edebilmektedir.
Satış bedeli özel alacaklı ile hazine arasında garameten paylaştırılır. Garameten paylaştırma, borçlunun paraya çevrilen varlıklarının, belli sıradaki alacaklılara yetmemesi durumunda,
alacaklıların alacağı oranında tatmin edilmesidir. Garameten paylaştırma, borçlunun varlıklarının
tüm alacaklıları tatmin edemediği hâllerde önem arz eder.
Kamu alacaklısının rüçhan hakkı rehinli alacaklar karşısında geçerli değildir. Vergi borçlusunun iflas yoluyla takibinde, kamu alacağının kayda değer bir rüçhan hakkından
bahsetmek mümkün değildir.
İhtiyatî Haciz
İhtiyati haciz, kanunda sayılan nedenlerin meydana gelmesi hâlinde vergi dairesi başkanı veya
mahallin en büyük memurunun kararı ile borçlunun haczedilebilen malları üzerine tasarruf hakkının
sınırlandırılması işlemidir. Buna göre;
Borçludan teminat istenilmesini gerektiren hâller varsa,
Borçlunun ikametgâhı bilinmiyorsa borçlu kaçmışsa ya da kaçması, mallarını kaçırması ve hileli
yollara sapma olasılığı varsa,
Belli sürelerde teminat veya kefil göstermemiş ya da gösterdiği kefil kabul edilmemişse,
Mal bildiriminde bulunmamış veya eksik bildirimde bulunmuşsa,
Borçlu hakkında para cezasını gerektiren fiili dolayısıyla kamu davası açılmışsa,
İptali istenen işlem ve tasarruf konusu malları elden çıkarmışsa, elden çıkaranın da diğer malları
hakkında uygulanmak üzere elden çıkarma işlemlerinin iptalini gerektirecek şartlar varsa ihtiyati
haciz yoluna gidilir. Borçlunun sonradan teminat göstermesi durumunda ihtiyatî haciz, haczi koyan mercii tarafından
kaldırılır. İhtiyatî haciz işlemine karşı yedi gün içinde vergi mahkemesinde dava açılarak ihtiyatî haciz
nedenlerine itiraz edilebilmektedir.
İhtiyatî Tahakkuk
Henüz tahakkuk etmemiş yani ileride tahakkuk edecek olan bir vergi alacağının önceden tahsil
güvenliğini sağlamak için yapılan tahakkuk işlemine ihtiyati tahakkuk adı verilir.
İhtiyatî tahakkuk, kamu alacakları içerisinde sadece vergi ve benzeri mali yükümlülükler için öngörülen
bir güvence önlemidir. Tahakkuk kavramı da vergilere özgü bir kavramdır.
İleride tahakkuk edebilecek vergi borcunun tahsilini güvence altına almak üzere defterdarın veya vergi
dairesi başkanının kararıyla uygulanan bu önlem için gerekli olan şartlar yasada belirtilmektedir. Buna
göre;
Teminat istenmesini gerektiren durumların bulu
12
Borçlunun belli bir ikametgâhının olmaması, Borçlunun kaçması, kaçma, mallarını kaçırma ya da hileli yollara sapma ihtimalinin bulunması, Borçlunun belli süre içinde mal bildiriminde bulunmaması ya da eksik bildirimde bulunması, Borçlunun kamu alacağının tahsiline engel olmaya veya tahsilini zorlaştırmaya yönelik eylemlerde
bulunması nedeniyle tatbikata girişilmişse,
Borçlunun işletmesinin muvazaalı olduğu ve gerçekte başkasına ait olduğu hakkında deliller elde
edilmesi hâlinde vergi dairesi müdürünce defterdardan ihtiyatî tahakkuk uygulaması
istenebilmektedir.
İhtiyatî tahakkuk üzerine ihtiyatî haciz tatbik olunanlar, ihtiyati tahakkuk sebeplerine ve miktarına 15’inci
madde gereğince yedi gün içerisinde vergi mahkemesi nezdinde dava açılabilir.
Hükümsüz Sayılan İşlemler
Kamu borçlusunun gerçekleştirdiği bir kısım temlik işlemleriyle borç taahhütlerinin, adli yargıda açılacak
davalar ile hükümsüz saydırılması suretiyle kamu alacağının tahsilinin sağlanmasına yönelik
düzenlemelere hükümsüz sayılan işlemler adı verilmektedir. Buna göre; zaman aşımı süresi içinde
kalmak şartıyla
Kamu borçlusunun yaptığı bağışlar,
İvazsız tasarruflar,
Belli yakınlıktaki kimselere temlik edilip (mülkiyetine geçirilip) de bağışlama sayılan tasarruflar,
Kamu alacağının tahsilini imkânsız kılmak için yapılan işlemler.
Bu gruptaki güvence önlemleri esas itibariyle borçlunun “mal kaçırmak” üzere giriştiği işlemlerin
iptaline yöneliktir.
Karşılıksız bağışların iptali, kesinleşmiş vergi alacağı ödenmemesine rağmen ödeme tarihinden
itibaren iki yıl içindeki bağışlarla ödeme tarihinden sonraki bağışları kapsar.
Vergi borçlusunun vergi borcunu ödememesine ve mal bildiriminde bulunmamasına rağmen,
vade tarihinden önceki iki yıl ve vade tarihinden sonraki bazı tasarrufları da iptal ettirilebilir. İptal davası tahsil dairesi tarafından vergi borçlusu ile ilişkide bulunan kişiler ile mirasçılarına ve
kötü niyetli üçüncü kişilere karşı açılabilir.
İptal davası, tasarrufun gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıllık zaman aşımı süresi içerisinde
açılabilir.
Diğer Önlemler
Kamu alacağını kesmek zorunda olanların sorumluluğu,
Takasın işlerlik kazanabilmesi için vergi dairesinin kabul şartlarına bağlı kalması,
Ödenmeyen vergi borcundan tasfiye memurun sorumlu tutulması,
Sermayesi paylara bölünmemiş şirketlerde şirketin feshinin istenebilmesi
Ödenmeyen kamu borçlarından kanuni temsilcilerin kendi malvarlıklarıyla sorumlu tutulması
sayılabilir.
Kamu Alacaklarının Cebren Tahsili
Vadesinde ödenmeyen kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmaktadır. Yazılı şekle tabi olan ödeme
emrinde, borcun yedi gün içinde ödenmesi veya mal bildiriminde bulunulması gerektiği bildirilir. Ödeme
emrinde borcun asıl ve ikincil borçların mahiyeti ve miktarı, nereye ödeneceği belirtilir. Borç 7 gün içinde
ödenmez ya da ödeme emrine karşı dava açılmazsa veya borçlu dava açıp davayı kaybederse alacağın
cebren tahsili yoluna gidilir.
Eğer borçlu teminat göstermişse borç 7 gün içinde ödenmediği takdirde, teminat paraya çevrilir; kefalet
söz konusu ise kefil takip edilir. Teminata bağlanan alacakların vadesinde ödenmemesi durumunda
ödeme emrinin gönderilmesine gerek yoktur. Borcun 7 gün içinde ödenmesi, aksi hâlde teminatın
paraya çevrileceği hususu borçluya bir yazı ile bildirilir. Gönderilen bu yazı, ödeme emri hükmündedir. Cebren tahsil usulünün bir başka çeşidi ise haciz ve paraya çevirmedir. Bunların yanında bir
13
yoluyla takip vardır. Kamu alacağının iflas yoluyla takibi İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde
gerçekleştirilir.
Ödeme Emri
Kamu borçlusunun vadesinde kamu borcunu kendi iradesiyle ödememesi hâlinde, kamu alacağı hukuki
cebre dayanılarak tahsil edilmektedir. Kamu borcunu vadesinde ödemeyenlere, yedi gün içinde
borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları gereği “ödeme emri” ile tebliğ edilmektedir.
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen kamu borçlusu mal bildiriminde bulunmaktan kaçınabilir. Kamu icra
hukukunda, süresinde mal bildiriminde bulunmayanların üç aya kadar hapse zorlanacağının kamu
borçlusuna ikaz amaçlı bildirilmesi gerekmektedir.
Kendine ödeme emri tebliğ olunan kişi, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği ya da borcun
zamanaşımına uğradığı gerekçeleri ile tebliğ tarihinden itibaren yedi gün içinde alacaklı tahsil dairesine
ait itiraz işlerine bakan vergi mahkemesinde dava açabilmektedir.
Bu davaların üç nedeni olabilir:
Borcun olmaması (veya ödenmiş olması),
Borcun kısmen ödenmiş olması, Borcun zaman aşımına uğramış olmasıdır.
Ödeme emrine karşı açılan davalar İdari Yargılama Usulü Kanunu hükümlerine göre çözümlenir
İtirazında tamamen veya kısmen haksız çıkan kamu borçlusundan, hakkındaki itirazın reddolunduğu
miktardaki kamu alacağı %10 zamla tahsil edilir.
Haciz
Kendisine ödeme emri tebliğ edilen kamu borçlusu 7 gün içerisinde mal bildiriminde bulunarak borcunu
ödememişse bildirdiği mallarından, mal bildiriminde bulunmamışsa tahsil dairesinin tespit ettiği
mallarından borcuna yetecek kadarı haczedilir. Haciz işlemleri, tahsil dairesince düzenlenen ve alacaklı kamu idaresinin, vergi dairesi başkanı yoksa
mahallin en büyük memuru(Vali) veya görevlendireceği memur tarafından tasdik edilen haciz
belgesine dayanılarak yapılır. Haciz şu unsurlardan oluşur:
Haciz, vergi borcunu usulüne uygun olarak ödemeyen vergi mükellefinin malları üzerine
uygulanır.
Haczedilecek mal, mükellef tarafından beyan edilen mallar olabileceği gibi, idare tarafından tespit
edilen mallar da olabilir. Mükellefin beyan ettiği mallar kendi menfaatine en uygun olan
mallardır.
Haczedilecek mallar mükellefin mülkiyetinde olan taşınır veya taşınmaz mal olabileceği gibi, hak
veya üçüncü kişilerde bulunan mallar da olabilir.
Haczedilecek mal miktarı, vergi borcunu karşılamaya yetecek kadar olmalıdır. Vergi borcundan
fazla malın haczedilmesi, mükellefin zarar görmesine neden olacağı için kanuni değildir.
Haczedilecek mallar kamu gücü kullanılmak suretiyle alınabilir. Vergi borçlusunun, haczedilecek
mallar konusunda bir direnme göstermemesi gerekir. Direnmiş olsa bile, güvenlik güçleri aracılığı
ile zor kullanılarak haciz uygulanacaktır.
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 70’inci maddesi haczedilemeyecek malların neler
olduğunu 13 bent hâlinde belirtmiştir. Bu hüküm, özellikle sosyal düşüncelerle borçlunun ve ailesinin
asgari yaşama şartlarının korunması amacı çerçevesinde, haczedilemeyecek malları belirtmektedir.
Haczedilen her türlü mallar satılarak paraya çevrilir. Satıştan elde edilen bedelden, takip masrafları ve
takip edilen kamu alacağı düşüldükten sonra geriye kalan kısmı borçlunun ödeme zamanı gelmiş
borçlarına mahsup edilir. Artanı, hacze iştirak etmiş başka daire yoksa borçluya verilir, hacze iştirak e
14
başka daire varsa artan kısımdan evvela bu dairelerin alacakları ayrıldıktan sonra, arta kalan borçluya
verilir.
Yapılan takip sonucunda, borçlunun haczedilebilir malı olmadığı veya bulunan malların satış bedeli
borcunu karşılamadığı takdirde, borçlu aciz hâlinde sayılmaktadır. Haczedilen mallar açık artırma
yöntemiyle satılır. Her tahsil dairesinin belirlediği günde satılır. Bozulacak ve değer kaybedecek mallar
pazarlık usulüyle de satılabilir. İhalenin ilk artırma oturumunda malların tahmin edilen bedellerinin en az
%75 i teklif edilmesi gerekir. Yeterli teklif olmaması hâlinde ikinci artırmada bu şart aranmaz. Mallar
satıldıktan sonra vergi alacağı tahsil edilir. Artan değer varsa bu da borçluya iade edilir.
İflas
Alacaklı kamu idaresi, kamu alacağının tahsili için İcra ve İflas Kanunu hükümleri çerçevesinde, tacir olan
kamu borçlusunun iflasını isteyebilir. İflas, ticari işlemlerinin yapıldığı yerdeki icra dairesine müracaat
edilir. Ödeme emri tebliğ edilir ve borç ödenmemiş ise ticaret mahkemesinde iflas davası açılabilir. İflas
eden borçlunun, kamu borçlarının iflas masasına yazılmasını sağlamak üzere iflas idaresi, hakkında iflas
açılan kimseleri bulunduğu yerdeki kamu idarelerine zamanında bildirmek zorundadır. Verginin
tahsilinde doğrudan iflas yoluna gidilmemektedir. Çünkü iflas vergi mükellefi için ağır sonuçlar
doğurmaktadır. Ancak özel alacaklılar iflas yoluna gitmişse kamu alacakları da iflas masasına kaydedilir.
Konkordato
Konkordato, elinde olmayan sebeplerle işleri iyi gitmeyen ve mali durumu bozulmuş olan dürüst
borçluları korumak için kabul edilmiş bir müessesedir. Buna göre iflas anlaşması, borçlunun
alacaklılarının çoğunluğu ve alacakların en az 2/3’ üne sahip alacaklıların onayı ile yaptığı ve icra
mahkemesinin tasdiki ile hüküm ifade eden bir anlaşmadır.
Konkordato hükümlerinden yararlanmak isteyen herhangi bir borçlu, icra mahkemesine başvurur. Borçlu
dilekçesinde, konkordato projesini bildirir ve ayrıntılı bir bilançosunu da verir.
Konkordatonun icra mahkemesi tarafından tasdiki için şu şartların bulunması gereklidir.
Borçlu dürüst olmalıdır.
Asgari yüzde elli ödeme taahhüdünde bulunmalıdır.
Teklif edilen ödeme, borçlunun malvarlığı ile orantılı olmalıdır.
Konkordato alacaklıların üçte iki çoğunluğuyla kabul edilmiş olmalıdır.
Borçlu, konkordatonun tasdik edilmesi hâlinde alacaklılara ödeyeceği miktar için yeterli miktarda
teminat vermelidir.
Yargılama harç ve masraflarını depo etmelidir.
İcra mahkemesi, yukarıda sayılan şartların mevcut olduğu kanısına varırsa konkordatonun tasdikine karar
verir. Konkordato tasdik edilse bile kamu alacakları için bağlayıcı değildir. Bu itibarla kamu alacakları, konkordatoya bağlı olmaksızın takip edilebilir.