Vergi Uyuşmazlığı ve Çözüm Yolu Kavramı
Vergi Uyuşmazlığı Kavramı, Tanımı ve Özellikleri
Vergi uyuşmazlığı, vergilendirme yetkisine sahip merkezi ve yerel idarelerle yükümlü arasında, yetki ve
görevlerin yerine getirilmesinde hukuk kurallarına aykırı hareket nedeniyle oluşan görüş ayrılıklarıdır. Vergi uyuşmazlığının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Vergi uyuşmazlığından taraflardan hiyerarşik olarak alt konumda olan vergi yükümlüsü ve vergi
sorumlusu, üst konumda olan ise devletin organı olan vergi idaresidir,
Uyuşmazlık konusu, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerdir,
Uyuşmazlığın nedeni, hukuk kurallarına göre birbiri ile örtüşmeyen görüş ayrılıklarına göre
davranılmasıdır,
Uyuşmazlık, hukuk kurallarına aykırı davranmaktır.
Vergi uyuşmazlığı hem yükümlü hem de vergi idaresinden kaynaklan
15
Uyuşmazlığın Türleri
Maddi ve biçimsel vergi yükümlülüklerine aykırı davranışlar sonucu vergi idaresi ile yükümlü arasındaki
düşünce ve görüş farklılığı olarak ortaya çıkan uyuşmazlıkta, vergi cezası olarak ortaya çıkabilir. Bu
cezalardan bir kısmı bağımsız yargı organları tarafından belirlenirken bir kısmı da vergi idaresi tarafından
belirlenmektedir.
Vergi uyuşmazlıklarının bir diğer nedeni ise vergi idaresinin yapmış olduğu idari işlemlerdir. İdari işlemler
düzenleyici işlem şeklinde olabileceği gibi, yönetsel işlem şeklinde de olabilir. İdarenin işlemlerinden
doğan uyuşmazlıklar, yasaların idareye vermiş olduğu yetki ve görevlerin kullanılması sırasında otaya
çıkar. Vergi uyuşmazlığı, vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusunun vergisel ödevleri zamanında ve
hukuka uygun olarak yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkabilir.
Vergi uyuşmazlığı, vergi yükümlüsü ya da vergi sorumlusunun vergisel ödevleri zamanında ve hukuka
uygun olarak yerine getirmemesi durumunda ortaya çıkabilir.
İdari İşlemlerin Unsurları
İdari işlemlerin hukuka uygun olabilmesi için beş hususta hukuka uygun olması gerekir. İdari işlemler bu
beş hususta hukuka uygun değilse iptal nedeni olarak kabul edilmiştir. Bunlar:
Yetki, Şekil, Sebep, Konu,
Maksattır. İdari İşlemlerde Yetki Unsuru
İdari işlemlerde yetki, idare adına irade açıklaması yapmaya yetkili kişilerin kamu tüzel kişisi adına
hukuki işlemler yapabilme yeteneğidir. İdare hukukunda yetkiler istisnai niteliktedir. Yasalar açıkça yetki
vermedikçe makamlar kendisi yetki kullanamaz.
İdare hukukunda yetki dört ana başlık altında incelenmektedir. Bunlar kişi, konu, yer ve zaman itibariyle
yetki kurallarıdır.
Kişi Bakımından Yetki; Kişi bakımından yetki, kamu tüzel kişisi adına idari işlemi yapmaya yetkili kişiyi
ifade eder.
Konu Bakımından Yetki; İdari işlemde konu, işlemin neden olduğu hukuki sonuçtur. İdari makamların
görev alanları, kendilerinin varlığına imkân veren yasalarla belirtilmiştir.
Yer Bakımından Yetki; İdari makamların yetkileri, kimilerinde Türkiye genelinde olabildiği hâlde,
kimilerinde de bulunduğu yerin coğrafi veya idari sınırları ile sınırlıdır.
Zaman Bakımından Yetki; Zaman bakımından yetki, idari makamların kamu yönünden sahip oldukları
yetkiyi kullanabilecekleri zaman dilimini ifade eder. Bunun için sürenin başlangıç ve bitişinin iyi tespit
edilmiş olması gerekir.
İdari İşlemlerde Şekil Unsuru
İdari işlemlerde şekil, idarenin iradesinin açıklanması aşamasında izlenmesi gereken usulü ve idari
işlemin hukuk düzeninde aldığı biçimi ifade eder.
Başlıca şekil unsurları şunlardır. Yazılı biçim olmalıdır Gerekli bilgileri içermelidir Gerekçe ve imza içermelidir
İdari İşlemlerde Sebep Unsuru
Sebep, idareyi bir işlem yapmaya sevk eden hukuki veya fiili etkendir. İdareyi böyle bir işlem yapmaya
yönelten sebebin hem gerçek hem de hukuka uygun olması gerekir.
İdari işlemlerde Konu Unsuru
İdari işlemlerde konu unsuru, işlemin hukuk düzeninde oluşturduğu sonuçtur. Tarh işlemi açısından
irdelersek vergi alacağının miktar olarak tespit edilmesidir.
İdari İşlemlerde Amaç
16
Amaç, idari işlemlerde ulaşılması arzu edilen sonuçtur. Amaç, idari işlem yapan kamu personelinin
içinden geçirdiği ve ulaşmak istediği son merhaledir. Kamu erkinin vermiş olduğu yetki, kamu yararına
hizmet etmesi için kullanılır.
Çözüm Yolu Kavramı ve Özellikleri
Vergi uyuşmazlıklarında çözüm yolu, vergi yükümlüsü veya vergi idaresinin uyuşmazlığı ortadan
kaldırmaya yönelik hukuki araçlardan yararlanarak hukuk zemininde anlaşmaları ya da her iki tarafın,
sonucuna uymak zorunda oldukları yargı mercilerinin kararı ile anlaşmazlığı sona erdirme yöntemleridir. Bu tanıma göre vergi uyuşmazlıklarının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:
Çözüm yolunda bir tarafta vergi yükümlüsü diğer tarafta ise vergi idaresi yer alır.
Vergi uyuşmazlığı, vergi yükümlüsünün ödevlerini yerine getirmemesi veya vergi idaresinin bir
işlemi ile ortaya çıkar.
Çözüm yolunda uyuşmazlığın konusunu oluşturan vergi veya ceza, kısmen veya tamamen ortadan
kalkar.
Çözüm yolunda, taraflardan her ikisi de birlikte anlaşmaları gerektiğini bilir. Anlaşmamaları
hâlinde yargı yoluna gidebilirler.
Vergi Uyuşmazlıklarının İdari Aşamada Çözümlenmesi (Barışçıl Çözüm Yolları)
Vergi Hataları ve Düzeltme
Vergi hatası, vergiye ilişkin hesaplarda veya vergilemede yapılan hatalar yüzünden, verginin hukuka
aykırı olarak fazla veya eksik istenmesi veya alınmasıdır. Yapılan hatalar yükümlünün lehine veya
aleyhine olabileceği gibi vergi idaresinin lehine veya aleyhine de olabilir.
Vergi cezalarında yapılan hatalar da hata düzeltme kapsamında yer alır. VUK’un 375. maddesinde, vergi
cezalarında yapılan hataların VUK’ da yer alan vergi hataları için belirlenmiş usul ve şartlara göre,
düzeltileceği öngörülmüştür. Danıştay vergi hatalarının düzeltilmesinde vergi kavramını, gecikme faizi
ve gecikme zammını kapsayacak şekilde geniş yorumlamaktadır.
Vergi hataları hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak iki şekilde düzenlenmiştir.
Hesap Hataları
Hesap hataları, vergi miktarını etkileyen maddi hatalar ve hesaplama yanlışlıkları olarak
tanımlanabilir.
Matrah Hataları; Verginin matrahında hata, vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname,
tekâlif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya
hesaplanmış olmasıdır.
Vergi Miktarında Hatalar; Verginin miktarında hata, vergi oran ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, matrah hatalarında belirtilen belgelerde verginin
eksik veya fazla hesaplanmış ya da gösterilmiş olmasıdır.
Mükerrer Vergileme; Mükerrer vergileme, aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme
dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.
Vergilendirme Hataları
Yükümlünün Şahsında Hata; Yükümlünün şahsında hata, bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir
kişiden istenmesi veya alınmasıdır.
Yükümlülükte Hata; Yükümlülükte hata, vergiye tabi olmadığı veya vergiden muaf bulunduğu açık olan
kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır
Verginin Konusunda Hata; Verginin konusunda hata, açık olarak vergi konusuna girmeyen veya vergiden
müstesna bulunan (istisna edilen) gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi
istenmesi veya alınmasıdı
17
Vergilendirme veya Muafiyet Döneminde Hata; Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata, istenen
verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süresi itibariyle eksik ya da
fazla hesaplanmış olmasıdır.
Vergi Hatalarının Ortaya Çıkarılması ve Düzeltilmesi
Vergi hataları, hatalı işlemi yapan memurun hatayı bulması veya görmesi ile üst amirlerin incelemesi
sonucunda hataların görülmesi veya yükümlünün müracaatı ile ortaya çıkartılabilir.
Vergi hatalarını düzeltme yetkisi ilgili vergi dairesi müdürüne aittir. Bu hatalar düzeltme fişine
dayanılarak düzeltilir. Düzeltme fişi, ilgili memur tarafından düzenlenerek vergi dairesi müdürüne
imzalattırılır. Düzeltme sonucu ilave vergi tarhiyatına gidilmiş ise durum ihbarname ile mükellefe tebliğ
edilir. Hatanın yükümlü aleyhine yapılmış olması hâlinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil
olunmuş ise reddolunur.
Düzeltme işlemi vergi idaresince resen yapılabileceği gibi yükümlünün başvurusu üzerine de
yapılabilmektedir. Yükümlüler, vergi işlemlerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile
isteyebilmektedirler. Düzeltme isteği vergi dairesi tarafından reddedildiği takdirde yükümlü hiyerarşik başvuru ile üst mercie
gidebilir. Buna şikâyet yolu adı verilmektedir. Şikâyet yolu ile düzeltme istemi Maliye Bakanlığına karşı
yapılır. Bu istemin reddine karşı açılacak davalar ise vergi mahkemelerinde bakılır.
Uzlaşma
Uzlaşma, “vergi yükümlüsü ya da ceza sorumlusu ile vergi idaresi arasında, vergi veya ceza nedeniyle
ortaya çıkan uyuşmazlıkları yargı yoluna gidilmeksizin çözümleyen bir anlaşmadır”.
Uzlaşma, tarhiyat öncesi ve tarhiyat sonrası olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir.
Tarhiyat Öncesi Uzlaşma
Tarhiyat öncesi uzlaşma, tarhiyat aşamasından önce, idare ile yükümlü veya ceza muhatabı arasında
tarh edilecek vergi ve kesilecek cezalarda uzlaşılmasıdır. Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerince tarh
edilecek vergiler ile vergi ziyaı cezası, usulsüzlük ve özel usulsüzlük tarhiyat öncesi uzlaşma
kapsamındadır. Kaçakçılık cezası ile kaçakçılık fiilleriyle işlenmiş vergi ziyaı cezası uzlaşma kapsamı
dışındadır.
Tarhiyat Sonrası Uzlaşma
Tarhiyat sonrası uzlaşma, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin tarha yetkili olduğu VUK
kapsamındaki vergilerin tarhı ile vergi zıyaı cezası kesildikten sonra, (kaçakçılık fiilleriyle işlenenler hariç
olmak üzere) VUK’ ta belirtilen nedenlere dayalı olarak verilen vergi ve cezaların uzlaşma komisyonunda
karşılıklı görüşülerek uyuşmazlığın kısmen veya tamamen sona erdirilmesidir.
Tarhiyat Sonrası Uzlaşmanın Kapsamı; Tarha yetkili idare açılışından kapsama alanı içerisinde yer alan
mali yükümlülükler, Maliye Bakanlığına bağlı vergi dairelerinin tarha yetkili olduğu mali
yükümlülüklerdir.
Tarhiyat sonrası uzlaşma kapsamındaki ceza, sadece vergi zıyaı cezasıdır. Vergi zıyaı, kaçakçılık fiilleriyle
işlenmiş ise, kesilecek vergi zıyaı uzlaşma kapsamı dışındadır.
Tarhiyat Sonrası Uzlaşma Komisyonları; Vergi Dairesi Uzlaşma Komisyonları: Vergi dairesi müdürü
başkanlığında bir müdür yardımcısı, bir gelir uzmanı veya şeften oluşur.
Defterdarlık Uzlaşma Komisyonları: Defterdar, komisyonun başkanıdır, kendisi bulunmadığı hâllerde
vekâlet vereceği defterdar yardımcısının başkanlığında, gelir müdürü ve vergi dairesi müdüründen
oluşur.
Vergi Dairesi Başkanlığı Uzlaşma Komisyonu: Vergi Dairesi Başkanı, komisyonun başkanıdır. Eğer kendisi
katılmıyorsa vekâlet vereceği grup müdürünün başkanlığında toplanır. Vergi dairesi başkanınca
belirlenen grup müdürleri veya müdür ile vergi dairesi müdüründen oluşur.
18
Vergi Daireleri Koordinasyon Uzlaşma Komisyonu: Gelir idare başkan yardımcısı veya gelir idaresi daire
başkanlarından birinin veya birinci hukuk müşavirinin başkanlığında kurulur. Grup başkanları ve/veya
müdürlerinden oluşan iki üyeden oluşur.
Merkezi Uzlaşma Komisyonu: Gelir idaresi başkanı, komisyonun başkanlığını yürütür. Gelir idaresi
başkan yardımcısı, gelir idaresi başkanından oluşur.
Uzlaşma İstemi ve Süresi; Uzlaşma istemi, yükümlü tarafından uzlaşma komisyonuna bizzat yazılı
başvurmayı gerektirir. Dilekçenin taahhütlü olarak posta ile gönderilmesi de mümkündür. Buradan çıkan
sonuç, tarhiyat sonrası uzlaşmada sözlü başvuru söz konusu değildir. Uzlaşma, resmi vekâleti haiz vekil
aracılığı ile de talep edilebilir. Vergi yükümlüsünün küçük veya kısıtlı olması hâlinde, uzlaşma istemi
kanuni temsilcisi olan veli veya vasiler aracılığı ile yapılabilir.
Uzlaşma dilekçesi, yükümlünün bağlı bulunduğu vergi dairesi veya uzlaşmaya yetkili komisyonların
sekretarya hizmetleri yürütmekle görevli birine verilir.
Uzlaşma başvuru süresi 30 gündür. Sürenin başlangıcı, vergi veya ceza ihbarnamesinin yükümlüye tebliğ
edildiği tarihi izleyen günden itibaren başlar.
Uzlaşma sekretaryası, görüşmenin tarih, yer ve saatini, görüşme tarihinden en az 15 gün önce
yükümlüye veya vekiline bildirmesi gerekir. Yükümlünün istemi hâlinde 15 günlük süreye bağlı
kalınmaksızın daha önceki bir tarih de uzlaşma tarihi olarak belirlenebilir.
Uzlaşmanın Sonuçları; Uzlaşmanın sağlanması, uzlaşmadan beklenen sonuçların gerçekleşmesi adına
tarafların toplanmasını gerektirir. Belirtilen yer, gün ve saatte komisyon üyeleri ve yükümlü toplanırlar.
Uzlaşma Sağlanmaması ve Sonuçları; Uzlaşma sağlanmaması, yönetmelikte “uzlaşmanın temin
edilemediği” ve “uzlaşmanın vaki olmadığı” kavramları ile ifade edilmektedir.
Uzlaşmanın temin edilmemesi şu hâllerde gerçekleşmektedir: Yükümlü veya vekilinin uzlaşma
komisyonunun davetine katılmaması, yani belirtilen yer, gün ve saatte uzlaşma mahalline gelmemesi,
komisyon toplantısına katılmasına rağmen tutanağı imzalamaması, uzlaşma tutanağını ihtirazi kayıt
(çekince) koyarak imzalamak istemesidir. Bu üç hâlde uzlaşmanın temin edilmediği sonucuna varılır.
Uzlaşmanın temin edilmemesi sonucunda, yükümlü tekrar uzlaşma isteminde bulunamaz.
Belediye ve İl Özel İdarelerince Alınan Vergilerde Uzlaşma
Belediye ve il özel idareleri tarafından alınan ve ikmalen, resen ve idarece tarh ve tebliğ edilen vergi,
resim ve harçlar ile bunlara ilişkin kesilecek vergi zıyaı cezaları (kaçakçılık fiilleriyle işlenenler hariç)
nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıkların komisyon ve yükümlünün anlaşmasıyla çözümlenmesine uzlaşma
adı verilir.
İl Özel İdaresi Gelirleri; İl özel idareleri açısından kapsam içerisinde olan vergiler, il özel idare bütçeleri
içerisinde yer alan vergi, resim ve harçlar olarak belirtilmiştir.
Belediye Gelirleri; 1 nu. uzlaşma tebliği ile belediyelerin uzlaşabilecekleri vergi, resim ve harçlar ayrı ayrı
gösterilmiştir.
Emlak vergisi uyarınca tahsil edilen bina ve arazi vergileri, Belediye Gelirleri Kanunu gereğince tahsilatı
belediyeler tarafından yapılan vergilerdir.
Uzlaşma İstemi ve Süresi; Uzlaşma istemi, yetkili uzlaşma komisyonu başkanlığına dilekçe ile yapılır.
Yükümlü kanuni ehliyete sahip ise başvuru bizzat kendisi tarafından yapılmalıdır.
Uzlaşma, tarh edilen vergi ve ceza ihbarnamesinin tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 30 gün
içerisinde istenebilir.
Uzlaşmanın Sağlanması ve Sonuçları; Uzlaşma günü yükümlünün komisyona gelmesiyle birlikte uzlaşma
görüşmelerine başlanır. Yükümlü, uzlaşma görüşmelerine, bağlı bulunduğu meslek odasından bir temsilci
veya serbest muhasebeci ve mali müşavirler odasından bir meslek mensubu getirebilir. Bu kişiler
uzlaşma tutanaklarına imza atamazlar. Sadece görüşlerini açıklamak üzere katılabilirler.
Uzlaşmanın sağlanamamasının sonuçları şunlardır; İl özel idaresi ve belediye açısından bakıldığında, tarh
ve tebliğ edilmiş vergi ve cezanın tahsilat işlemlerine başlanılmasıdır. Bu aşamada koruma önlemleri ve
haciz işlemlerine başlanabilecektir.
Vergi Uyuşmazlıklarının Yargısal Çözümü
19
Vergi Yargılamasında Görevli Mahkemeler
Vergi Mahkemeleri
Vergi mahkemeleri, vergi uyuşmazlıklarına ilişkin olarak Danıştay’ın ilk derece mahkeme sıfatıyla baktığı
davaların dışında kalan davalarda genel ve ilk derece mahkemesi olarak görev yapan bir yargı
kuruluşudur. Bu mahkemeler, bölgelerin coğrafi durumları ve iş hacimleri dikkate alınarak Adalet
Bakanlığı tarafından kurulur.
Vergi mahkemelerinin görevleri şunlardır:
Genel bütçeye, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlarla benzeri mali
yükümlülükler, bunların zam ve cezaları ile tarifelere ilişkin davaları, Birinci bentte belirtilen konularda 6183 sayılı AATUHK’ nin uygulanmasına ilişkin davaları, Diğer kanunlarla verilen işleri çözümler.
Vergi mahkemeleri, kural olarak kurul hâlinde çalışmaktadır. Ancak genel bütçeye, il özel idareleri,
belediye ve köylere ait vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlülükler ve bunlardan AATUHK’ nin
uygulanmasına ilişkin uyuşmazlıklardan kaynaklanan ve toplam değeri bir milyar lirayı ( 2012 yılı için )
aşmayan davalar tek hâkimle karara bağlanır.
Bölge İdare Mahkemeleri
Bölge İdare Mahkemeleri, yargı çevresi içerisindeki idare ve vergi mahkemelerinin tek hâkim tarafından
verilen kararlarını itiraz mercii olarak inceleyen ve kesin karara kavuşturan mahkemelerdir. BİM yargı
çevresi içindeki idare ve vergi mahkemeleri arasında çıkan görev ve yetki uyuşmazlıklarını da kesin karara
bağlar. Ayrıca, diğer kanunlarla verilen görevleri yerine getirirler. Bölge İdare Mahkemeleri, bölgenin
coğrafi durumu ve iş hacmi dikkate alınarak Adalet Bakanlığı tarafından kurulur. Bölge İdare
Mahkemeleri, genel görevli bağımsız mahkemelerdir. Bu mahkemeler bir başkan ve iki üyeden oluşur.
Danıştay
Danıştay, Anayasa’da yerini almış yüksek idare mahkemesi, danışma ve inceleme merciidir. Vergi
yargılamasında, bazı hâllerde ilk yargı mercii olarak görev yaparken asıl önemli görevi, vergi
mahkemelerinin kurul hâlinde verdiği kararları temyiz mercii olarak incelemesidir.
Danıştay biri idari daire olarak on iki tanesi de dava dairesi olarak görev yapan on üç daireden oluşur. Her daire bir başkan ve en az dört üyeden kurulur. Görüşme için gereken sayı dörttür. Vergi ve İdari Dava
Daireleri yanında İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, Başkanlık Kurulu ve Yüksek Disiplin Kurulu’ndan
oluşur.
Vergi Yargılaması Usulü
Vergi Davasının Açılması
Hangi işlemlerin vergi davasına konu olabileceği yasada düzenlenmiştir. Bunlar, verginin tarh edilmesi,
cezanın kesilmesi, tadilat ve takdir komisyonu kararlarının tebliğ edilmiş olması, kesinti yoluyla alınan
vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve verginin kesilmiş olması durumlarıdır. Vergi davaları
tarh aşamasında açılabileceği gibi tahsil aşamasında da açılabilir. Vergi alacağını güvence altına almak
için yapılan işlemler de vergi davasına konu olabilir.
Vergi Tarhının Davaya Konu Olması
Verginin tarhı, beyanname verme suretiyle yapılmış ise vergi davasına iki hâl dışında konu olmaz. Çünkü
yükümlü kendi beyan etmiş olduğu matrahlara karşı dava açamaz. Vergi davasına konu olan hâllerden
biri, ihtirazi kayıtla beyanname verilmesi; diğeri ise vergi hatasında düzeltme talebi ilgili vergi dairesince
reddi ve şikâyet yoluyla bir üst merciye yapılan hata düzeltme isteğinin Maliye Bakanlığı tarafından
reddedilmesi hâlinde vergi davası açılabilir. Dava vergi mahkemesinde görülür.
Vergi Cezasının Kesilmiş Olması
Vergi davasına konu edilen ceza kesme işlemi, vergi dairesi tarafından kesilen idari cezalardır. Bu işlemler
idari olması nedeniyle vergi davasına konu edilebilir. Kesilen cezanın vergi davasına konu edilebilmesi
için, tebliğ edilmiş olması da şarttır.
Takdir Komisyonu Kararlarının Tebliğ Edilmiş Olmas
20
Takdir komisyonun kararlarına karşı yükümlüler doğrudan dava açamazlar. Yükümlüler sadece, emsal
bedel tespitine ilişkin kararlara karşı dava açabilirler. Bunun dışında, arsa ve arazi metre kare değer
tespitine ilişkin kararlara karşı, kendilerine karar tebliğ edilen kamu kurum ve kuruluşları dava
açabilmektedir. Örneğin, belediyeler, ticaret odaları gibi.
Verginin Kaynakta Kesinti Yöntemiyle Alınması
Kaynakta kesilen vergilerin davaya konu edilebilmesi için, istihkak sahiplerine ödemenin yapılmış ve
verginin kesilmiş olması gerekir. Bu iki şart gerçekleşmedikçe vergi davası açılamaz.
Tahsil Aşamasına İlişkin İşlemler
Tahsil aşamasında dava konusu edilebilecek işlemler ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk ve ödeme emrinin
tebliğ edilmesidir. İhtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk kararlarının alınması veya uygulamaya konulması, ödeme emrinde ise ödeme emrinin tebliğ edilmesi ile vergi davası açılabilecektir.
Yetkili ve Görevli Mahkeme
Genel bütçe, il özel idareleri, belediye ve köylere ait vergi ve benzeri mali yükümlülükler ve bunlara
ilişkin zam ve cezaların tarhiyat ve tahsilat işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar vergi mahkemelerinde
görülür.
Vergi uyuşmazlıklarında yetkili mahkeme;
Uyuşmazlık konusu vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülükleri tarh ve tahakkuk ettiren,
zam ve cezaları kesen,
Şikâyet yoluyla hata düzeltme taleplerinin reddine ilişkin işlemlerde; vergi, resim, harç ve benzeri
mali yükümleri tarh ve tahakkuk ettiren,
AATUHK’ nin uygulanmasında, ihtiyati haciz ve ihtiyat tahakkuk kararını alan, ödeme emrini
düzenleyen,
Diğer uyuşmazlıklarda dava konusu işlemi yapan vergi dairesinin yargı alanı içerisinde yer aldığı
vergi mahkemesidir.
Dava Dilekçesi ve Dava Açma Süresi
Vergi davası, ilgili mahkeme başkanlığına yazılı ve imzalı olarak verilen bir dilekçe ile açılabilir.Dava
dilekçesinin, İYUK’ da öngörülen bazı unsurları taşıması gerekir.
Dava dilekçesinde bulunması gerekli hususular şunlardır:
Tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları, unvanları ve adresleri,
Davanın konusu, sebepleri ve dayandığı deliller,
Davaya konu olan idari işlemin yazılı bildirim tarihi,
Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin ve bunların zam ve cezalarına ilişkin davalarda
uyuşmazlık konusu,
Vergi davalarında davanın ilgili bulunduğu verginin veya cezanın nevi ve yılı, tebliğ edilen
ihbarnamenin tarihi, numarası ve mükellefin hesap numarasıdır.
Vergi mahkemelerinde dava açma süresi, özel kanunlarda aksine bir hüküm olmadıkça Danıştay’da
altmış; vergi mahkemelerinde 30 gündür.Ancak kanunlardaki özel süreler, bu genel sürelerin dışında
kalmaktadır. Vergi uyuşmazlıklarına özgü olarak, vergi kanunlarında farklı sürelere yer verildiği hâller de
bulunmaktadır. Özel dava açma süreleri şunlardır:
Takdir komisyonları tarafından takdir edilen arsa metrekare değer tespitlerine karşı 15 gün; bina
metre kare normal inşaat maliyet bedellerinin tespitine karşı Resmi Gazete’de ilan edildiği
tarihten itibaren 15 gün içerisinde dava açılabilir.
Uzlaşmanın temin edilememesi hâlinde, kalan süre 15 günden az ise 15 gün içerisinde, 15 günden
fazla ise kalan süre içerisinde,
Tahsilât işlemleri olan ihtiyati haciz, ihtiyati tahakkuk, ödeme emri ve ödemeye davette
(teminatın paraya çevrilmesinde) dava açma süresi 7 gündür.
Vergi Davasının Gör
21
Vergi mahkemelerinde davanın açılması ile tahsilat ilke olarak kendiliğinden durur. İhtirazi kayıtla verilen
beyannameler üzerinden tarh edilen vergilerle tahsilat işlemlerinde yürütme kendiliğinden durmaz.
Vergi mahkemesinden yürütmenin durdurulması kararı alınması gerekir.
İlk inceleme, görev ve yetki, idari merci tecavüzü, ehliyet, davaya konu işlemin kesin ve yürütülmesi
gereken bir işlem olup olmadığı, husumet, süre aşımı ve dava dilekçesinin düzeni, tek dilekçe ile dava
açılmasının kanuna uygun olup olmadığı yönlerinden incelenir.
İlk inceleme sonucunda kanuna aykırılık görülürse;
Adli ve askeri yargının görevli olduğu konularda açılan dava reddedilir. İdari yargının görevli
olduğu konularda ise görevli veya yetkili olmayan mahkemeye açılan davanın, görev veya yetki
yönünden reddedilerek dava dosyasının görevli veya yetkili mahkemeye gönderilmesine,
Dava ehliyetinin yokluğu, idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin
bulunmaması, davanın süresinde açılmamış olması hâllerinde davanın reddine,
Davanın hasım gösterilmeden veya yanlış hasım gösterilerek açılması hâlinde, dava dilekçesinin
tespit edilecek gerçek hasma tebliğine,
Dava dilekçesinin kanuna uygun olmadığının ya da tek dilekçe ile dava açmanın mümkün
olmadığının belirlenmesi hâlinde, dava dilekçelerinin kanuna uygun şekilde yeniden düzenlenmek
veya noksanları tamamlanmak üzere dilekçeler reddedilir. Bu durumda 30 gün içerisinde dava
dilekçesinin yeniden düzenlenerek verilmesi gerekir. Ayrıca, fiil ehliyeti olmayan kişiler veya
avukat olmayan vekilleri tarafından dava açılmış ise, 30 gün içinde bizzat veya bir avukat
vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine,
İdari merci tecavüzü hâlinde dilekçelerin görevli idare merciine karar vermek üzere
gönderilmesine karar verilir.
Yargı Kararlarına Karşı Başvuru Yolları
İtiraz
İtiraz, vergi mahkemelerinin tek hâkimle verilen nihai (son) kararlarına karşı yargı çevresindeki bölge
idare mahkemesine gidilen bir yargı yoludur. İtiraz yoluna, vergi mahkemesinin nihai kararının tebliğ
edildiği tarihten itibaren 30 gün içerisinde başvurulması gerekir.
Temyiz
Temyiz, ilk derece mahkemelerinin kurul hâlinde verdiği fakat kesinleşmemiş son kararlarına karşı, kararların hukuka uygunluk denetiminin sağlanması amacıyla Danıştay’da dava açılmasıdır.
Temyiz başvurusu, son kararın tebliğinden başlayarak 30 gün içinde yapılabilir. Ancak takdir
komisyonlarının arsa ve araziye uygulanacak asgari ölçüde birim değer tespitlerine karşı açılan davalarda
mahkeme kararından itibaren 15 gün içinde temyiz davası açılabilir.
Kanun Yararına Temyiz
BİM kararları ile vergi mahkemesinin ve Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak görev yapması
durumunda, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan niteliği bakımından
yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenler, ilgili bakanlıkların gerekli görmesi hâllerinde veya
kendiliğinden başsavcı tarafından kanun yararına temyiz olunabilir.
Yargılamanın Yenilenmesi
Vergi mahkemesi, BİM ve Danıştay’ın kesin kararları aleyhine olağanüstü bir kanun yolu olan
yargılamanın yenilenmesi yoluna gidilebilir. Bu kararlar için öncelikle olağan kanun yollarının tüketilmiş
olması gerekir. Dava aleyhine sonuçlanmış olan tarafa, karar kesinleşmiş olsa bile haklılığını ileri
sürebilme imkânı veren bu olağanüstü kanun yoluna yargılanmanın yenilenmesi adı verilir.
Yargılamanın yenilenmesi nedenleri şunlardır:
Zorlayıcı sebepler nedeniyle veya lehine karar verilen tarafın eyleminden doğan bir sebeple elde
edilemeyen bir belgenin, kararın verilmesinden sonra ele geçirilmiş olması, Karara esas olarak alınan belgenin, sahteliğine hükmedilmiş veya resmi makam veya mahkeme
önünde sahteliğinin ikrar edilmiş olması, Karara esas olarak alınan bir mahkeme kararının, kesinleşen bir mahkeme kararıyla bozularak
ortadan kalkması, Bilirkişinin kasıtlı olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunduğunun mahkeme kararıyla belirlen
22
Lehine karar verilen tarafın, karara etkisi olan bir hile kullanmış olması, Vekil ya da kanuni temsilci olmayan kimselerle davanın görülüp karara bağlanmış olması, Çekinmek zorunda olan başkan, üye ya da hâkimin katılmasıyla karar verilmiş olması, Tarafları, konusu ve nedeni aynı olan bir dava hakkında verilen karara aykırı yeni bir kararın
verilmesine neden olabilecek kanuni bir dayanak yokken aynı mahkeme ya da başka bir
mahkeme tarafından önceki kararın aksine bir karar verilmiş olması, Hükmün İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin ve eki protokollerinin ihlali
suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ nin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş
olmasıdır. Yeniden yargılama yoluna, tarafları, konusu ve nedeni aynı olan davalarda on yıl, diğer
nedenlerde ise 60 gün içinde gidilmesi gerekir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ nin bozma
kararlarında ise yargılamanın yenilenmesi için dava açma süresi kararın tebliğinden itibaren bir
yıldır. Yargılamanın yenilenmesi, kararı veren mahkeme tarafından görüşülerek karara bağlanır
Kararın Düzeltilmesi
Kararın düzeltilmesi, Danıştay’ın dava daireleri ile Vergi Dava Daireleri Kurulunun temyiz üzerine
verdikleri kararlar ile bölge idare mahkemelerinin itiraz üzerine verdikleri kararlar hakkında, bir defaya
mahsus olmak üzere; kararı veren mahkeme tarafından kararın tekrar gözden geçirilmesi ve varsa
yanlışlıkların düzeltilmesine imkân veren olağan bir kanun yoludur. Kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün
içinde taraflarca;
Kararın esasına etkisi olan iddia ve itirazların kararda karşılanmamış olması, Kararda birbirine aykırı hükümlerin bulunması, Kararın usul ve kanuna aykırı olması, Hükmün esasını etkileyen belgelerde hile ve sahtekârlığın ortaya çıkmış olduğu, ileri sürülerek
kararın düzeltilmesi istenebilir. Kararın Açıklanması
Danıştay, BİM ve vergi mahkemelerince verilen kararları yeterince açık olmayabilir ya da birbirine aykırı
hükümler taşıyabilirler. Taraflardan her biri bu yola gidebilir. İlgili merciler talebi yerinde görmüş ise,
kararın açıklanması ve aykırılığın giderilmesi gerçekleştirilir.
Yanlışlıkların Düzeltilmesi
Tarafların, adı-soyadı, sıfatı ve hesap hataları yapılması hâlinde tarafların istemi üzerine yanlışlıkların
düzeltilmesi yoluna gidilebilir. Mahkeme, yanlışların düzeltilmesini kabul etmiş ise düzeltme kararın
altına yazılarak düzeltilir. Düzeltme taraflara da tebliğ edilir