aof

icra iflas hukuku ozet

Okuma Süresi:15 Dakika, 18 Saniye
Loader Loading…
EAD Logo Taking too long?

Reload Reload document
| Open Open in new tab

İndir/Yükle

I.ÜNİTE İcra İflas Hukukuna Giriş

Genel Hükümler

Cebri İcra

Hakları ihlal edilen kişiler öncelikle devlete başvurmak suretiyle haklarının korunmasını isterler. Yargı mercileri haksız tarafın, hak sahibine hakkını vermesini ister. Talebin reddedilmesi durumunda da hakkın icrasını zorla yerine getirir. Kişilerin kendi haklarını alma hakları yoktur.

1 Cebri icra kişinin kişilik haklarına ve şahsına yönelik olamaz, ancak mal varlığına yönelik olabilir. Takip Hukuku Maddi hukuktan kaynaklanan isteklerin devletin yetkili organları tarafından, yine devletin gücü kullanılarak yerine getirilmesine hizmet eden faaliyetlerin tümüne ( cebri icra faaliyeti ) adı verilir. Bu faaliyetleri düzenleyen hukuk dalına da ( takip hukuku ) veya cebri icra hukuku denir.

1 Hukukumuzda buna ( İHKAK-I HAK ) adı verilir.
2 Takip hukukunda, genel olarak ( alacaklı) ve ( borçlu ) olmak üzere iki taraf vardır. Talepte bulunan alacaklı, diğeri ise borçludur. Örneğin bir çocuğun teslimine ilişkin yürütülen takipte, talepte bulunan taraf alacaklı, diğer taraf ise borçlu kabul edilir.

Takip İşlemi

Genel anlamda, icra takiplerine yön ve şekil veren işlemlere takip işlemi denir. İcra takip işleminin ise üç unsuru bulunur. Bunlar ;

1) icra organları tarafından yapılması,

2) borçluya karşı yapılması,

3) cebri icranın ilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmasıdır. Yani icra takip işlemi, alacaklıyı borçlunun malvarlığından alacağını almaya yaklaştırmalıdır.

Cebri İcra Çeşitleri

 Cüzi İcra ( icra takibi )
 Külli İcra ( iflâs takibi )

1) İcra Takibi ( Cüzi İcra )

Bu tür icra takibinde borçlunun karşısında bir veya birkaç alacaklı bulunur. Alacaklı önce takip talebinde bulunur, takip gerçekleşince borçlunun mallarından bir kısmı haczedilir. Haczedilen mallar satılır ve alacaklının alacağı ödenir.

İlamlı İcra

Mahkeme yolu ile icradır. Hakkı ihlal edilen kişi mahkemeye başvurarak hakkını ister. Yargılama sonunda talepte bulunan haklı görülürse, borçlunun borcu ödemesi istenir. Borçlu buna rağmen borcunu ödemezse, alacaklı icra dairesine başvurup ( ilamın ) yani mahkeme kararının yerine getirilmesini ister. Borçluya icra emri gönderilir. Buna rağmen borçlu icra emrine uygun davranmazsa, icra emrinin konusu olan borç, zorla yerine getirilir.

İlamsız İcra

Hukukumuzda, ilamlı icra dışında, sadece para ve teminat alacakları için bir de ilamsız icra takibi kabul edilmiştir. Kişi bu icra yoluyla, mahkemeye başvurmadan doğrudan icra dairesine başvurarak takipte bulunabilir. Bunun için elinde herhangi bir belge bulunması da şart değildir. Ancak başarılı olabilmesi için belgeye ihtiyacı vardır.

Kiralanan taşınmazların tahliyesi, kira alacaklarının tahsil edilmesi ilamsız icra ile mümkün olabilmektedir.

Rehinin Paraya Çevrilmesi Yoluyla Takip

Bu takip yolu sadece rehinli alacaklarda uygulanabilir. Rehinli alacak sahibi doğrudan ilamlı ve ilamsız icra yoluna başvuramaz. Öncelikle rehinin satılmasını ve bedelinden alacağının ödenmesini isteyebilir.

2) Külli İcra ( İflâs )

Bu cebri icra türünde alacaklı, borçlunun tüm mal varlığına icra koydurabilir. Ancak bu takip yoluna sadece ( iflâsa ) tabi borçlular için başvurulabilir. İflas durumunda borçlar ödenirken bütün alacaklılar eşit kabul edilir, elde edilen para alacaklıların alacak oranlarına göre ( garameten ) paylaştırılır.

İhtiyat-i Haciz

Doğrudan alacağı tahsil etmeye yönelik bir takip yolu olmayıp, alacağı teminat altına almak amacıyla yapılan geçici bir hukuki korumadır.

Konkordato

Mali durumu bozulan borçluyu korumaya yönelik bir önlemdir. Bu önlemde borçlu ile alacaklılar arasında bir anlaşma yapılır. Bütün borçlar, belli bir süre içinde ve belli oranlarda tüm alacaklılara ödenir. Böylece bazı alacaklılar alacağının tamamını, bazıları da alamama gibi bir durumla karşılaşmaz. Borçlu da iflâs etmekten kurtulur.

İptal Davası

İflas edecek veya malları haczedilecek borçlunun, bir şekilde mallarını alacaklılardan kaçırması mümkündür. Kanun alacaklılara borçlunun bu şekildeki davranışlarını önlemek için dava açma hakkı vermiştir. Bu davaya ( iptal davası ) denir.

İcra İflas Hukukunun Kaynakları
 İcra İflas Kanunu
 İcra İflas Kanunu Nizamnamesi ( tüzüğü ),
 İcra İflas Kanunu Yönetmeliği
 Yargıtay İçtihatları

Yani elinde rehin varken, borçlunun başka malını haczetme gibi bir seçeneği yoktur. Öncelikle
rehnedilen malın paraya çevrilmesi gereklidir. Bu kanun ( İSVİÇRE)’den alınmıştır.

Amme Alacaklarının Tahsili

Kişi alacaklarında ( icra ve iflas kanunu ) uygulanırken, kamu alacaklarında ise ( amme alacaklarının tahsil usulü hakkında kanun ) hükümleri uygulanır. Ancak kamunun özel hukuktan kaynaklanan alacaklarında da icra ve iflas kanunu uygulanır.

İCRA ORGANLARI

Yürürlükteki hukuktan kaynaklanan bir hakkın yerine getirilmesini sağlayan, bunun için zor kullanma yetkisi bulunan organlara cebri icra organları adı verilir. Yargı mercileri içinde kabul edilirler.

İcra Dairesi

İcra işlerinin temel organıdır. İcra daireleri, her ( asliye hukuk mahkemesi )’nin yargı çevresinde kurulur ve müdürlükle yönetilir.

Görevleri
 takip talebini alır,
 takibin ilamlı veya ilamsız olmasına göre ( ödeme emri ) veya ( icra emri ) gönderir,
 borçlunun mallarını haczedip satar,
 sıra cetveli düzenler,
 satıştan elde edilen parayı alacaklılar arasında bölüştürür,
 gerekirse alacaklıya alacağının ödenemeyen kısmı için ( aciz belgesi ) verir,
 para ve teminat alacakları dışında kalan takipler için, borçluya ( icra emri ) gönderir,
 gerekirse, icra emrini zorla uygular,
 işlerine ilişkin tamamlayıcı işleri de yapar.

İcra Mahkemesi

Asliye hukuk mahkemesi teşkilatı bulunan yerlerde kurulurlar. Ayrıca bir icra mahkemesi bulunmayan yerlerde bu mahkemenin bakacağı işlere, ( asliye hukuk mahkemesi ) bakar.
Görevleri:
 icra dairesinin işlemlerine yapılan itirazları inceler,
 borçluların takibe yaptıkları itirazları inceler,
 hacizde ve iflâsta ( istihkak davalarını ) inceler,
 ihalenin feshini şikayet yolu ile inceler,
 icra ve iflas suçlarını inceleyip ceza verir,

Kanun, icra mahkemesi kararlarına karşı ( temyiz ) yoluna gidilebilmesi için özel hükümler koymuştur. Maliye bakanlığınca belirlenen parasal büyüklüğün üzerindeki kararlar temyize götürülebilir. ( İİK m.363 ). Aynı şekilde İcra Mahkemesi kararları ( karar düzeltme ) yoluna da götürülebilir.

İstinaf

İcra İflas Kanunu’nda yapılan değişiklikle, icra mahkemelerinin kararlarına karşı ( istinaf ) yoluna başvurulabileceği hükme bağlanmıştır. Ancak, henüz bölge adliye mahkemelerinin kuruluşu tamamlanmadığı için bu durum şu anda mümkün değildir. Kuruluş tamamlandığında icra mahkemelerinin tüm kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerinde istinaf yoluna başvurulacaktır.6

İCRA TAKİBİNİN TARAFLARI

İcra takibinde taraflar ( alacaklı ) ve ( borçlu )’dur. Hak ehliyetine sahip olanlar, taraf ehliyetine de sahiptirler. Bir kişi takip işlemini ( eğer kendisi baroya kayıtlı bir avukat ise ) kendisi yapabileceği gibi, bir vekil vasıtasıyla da yapabilir.

ŞİKAYET

İcra iflas daireleri İcra Mahkemelerinin devamlı gözetimi ve denetimi altındadırlar. Ayrıca Cumhuriyet Savcıları ve Adalet Müfettişleri de icra ve iflas dairelerini denetleyebilir. İlgililer, dairelerin işlemlerini ( icra mahkemeleri) ‘ne şikayet edebilirler.
Şikayet Nedenleri
 işlemin kanuna aykırı olması,
 işlemin olaya uygun olmaması
 bir hakkın yerine getirilmemesi,
 bir hakkın sebepsiz yere sürüncemede bırakılmasıdır.

Karar düzeltme de uygulanan sınır ( parasal sınır ) temyizde uygulanan sınırdır. ( 25.000 TL ). Günümüzde icra mahkemelerinin kararlarına karşı yapılan temyiz başvuruları YARGITAY’ın, 12., 15., 19, VE 21. dairelerinde incelenmektedir.

Şikayet, şikayete konu olan işlemi yapmış olan icra dairesinin bağlı bulunduğu İCRA MAHKEMESİ’ne yapılır ve karara bağlanır.

Bu durumum bir örnekle açıklayalım : A kişisi borcunu ödemediği için haciz kararı çıkarılır. A kişisi vaktinde itiraz etmediği için de haciz gerçekleşir. İcra müdürü A’nın kapısına dayanır. A’nın borcu 1000 liradır, ancak Müdür bu bedeli karşılayacak mallar olmasına rağmen A’nın antika değerindeki piyanosunu haczetmiştir. Bu durumda yapılan işlemin olaya uygun olmaması durumu ortaya çıkar.

Şikayetin Tarafları
 şikayet eden ( şikayet talebinde bulunan )
 şikayet olunan ( karşı taraf )’tır.

Şikayet eden kişinin medeni hakları kullanma ehliyetine sahip olması gerekir. Aksi taktirde yerine kanuni temsilcisi şikayette bulunmalıdır. Şikayet edenin, şikayet konusundan yararı olması gereklidir. Şikayetçi olunan ise, şikayet konusu işlemi yapan ( icra ve iflas dairesidir ).

Şikayet Süresi

Bu süre şikayet konusu olan işlemin öğrenildiği tarihten başlayarak yedi ( 7 ) gündür. Eğer şikayetin konusu olan işlem, ilgiliye tebliğ edilmişse, şikayet süresinin başlama tarihi ( tebliğ ) tarihidir. Karşı taraf, şikayet edenin işlemi daha önce bildiğini ispatlarsa, sürenin hesaplanmasında o tarih esas alınır. Sürenin geçirilmesinden sonra yapılacak şikayet dikkate alınmaz.

Şikayet Süresinde İstisnalar

Eğer şikayet, bir hakkın yerine getirilmemesi ve sebepsiz yere sürüncemede bırakılması sebebiyle yapılıyorsa, 7 günlük şikayet süresi dikkate alınmaz. İlgili her zaman şikayette bulunabilir.

İkinci bir istisna durumu da, kamu düzenine aykırılıktır. Kamu düzenine aykırı kararlarda şikayet süresi sınırlandırılamaz. Yargıtay bu şekilde karar vermiştir.

Şikayet Usulü

Şikayet edenin şikayetini mutlaka İcra Mahkemesi’ne yapması gereklidir. Şikayette yetkili mahkeme, kararı veren icra dairesinin bağlı bulunduğu icra mahkemesidir.

İstinabe İle Haciz

Eğer haciz olunacak mal, haciz işlemini yapacak icra dairesinin yetki alanı dışında ise, haciz işlemi, malın bulunduğu yerdeki icra dairesi tarafından ( istinabe ) yolu ile yapılır. Bu durumda eğer haciz işlemine itiraz yapılacaksa, itiraz yine haciz işlemini yapan dairenin bağlı bulunduğu mahkemeye yapılır.

Şikayetin Sonuçları
 Şikayet, süresi içinde yapılmamışsa ( usulen ); haklı nedenlerle yapılmamışsa ( esastan ) reddedilir.
 şikayet üzerine eğer icranın durdurulmasına karar verilmişse, şikayetin reddi durumunda icraya devam edilir,
 Mahkeme şikayet nedenlerini yerinde görürse şikayeti kabul eder.
 İcra mahkemesinin şikayet hakkında verdiği karardan dönmesi mümkün değildir,
 Karardan dönme ancak temyiz yoluyla mümkündür.

İCRA HARÇ VE GİDERLERİ

1) İcra Harçları
 maktu başvurma harcı ( takip talebinde bulunandan alınır )
 alacak tutarının binde beşi oranındaki peşin harç ( alacaklıdan alınır ),
 tahsil harcı ( takibin başarıyla sonuçlanması halinde alınır ),
 cezaevi harcı ( icra takibinin sonunda alacaklıdan alınır ).

2) İcra Giderleri

İcra organlarının icra takibini tam ve doğru şekilde yapmalarını sağlamak amacıyla harcanan paralardır.

Vekâlet ücreti

Yol ücreti, bilirkişi ücreti, haciz giderleri, paraya çevirme, paylaştırma giderleri, haczedilen şeyin muhafazası için harcanan paralar icra giderleri kapsamındadır. Bütün bu giderler alacaklı tarafından peşin olarak verilir.

Tatil ve Talik Halleri

Bazı durumlarda ve belirli zaman dilimleri içerisinde borçluya karşı icra takibinin yapılamayacağı öngörülmüştür. Bu zaman dilimleri ( tatil ) ve ( talik ) halleri olarak adlandırılır. Örneğin kanun koyucu, gece vaktinde haciz yapılamayacağını belirtmiştir.

Talik günlerinden kasıt borçlunun yakınlarından birisinin ölümü halidir. Ayrıca, borçlunun ölümü, asker olması, ağır hasta olması, konkordato mühleti içinde olması da ( talik ) hali olarak kabul edilir.

Bu konu için şöyle bir örnek verilebilir : Bedri Bey bir gece kulübü işletmektedir. Ahmet Bey Bedri Bey’e yüklü miktarda borç vermiştir. Ancak Ahmet Bey alacağını alamadığı için Bedri Bey hakkında icra takibi başlatmıştır. İcra müdürü gece vakti Bedri Bey’in işlettiği gece kulübüne gelmiş ve ( hasılat haczi ) gerçekleştirmiştir. İcra müdürünün bu şekilde davranması kanuna uygundur. AVUKATLIK ÜCRETİ de diyebiliriz. gece iş görülen yerler hariç. Kanun, talik halleri olarak sayılan bu hallerde, borçlunun mal kaçırma ihtimali varsa, haciz yapılabileceğini belirtmiştir.

II.ÜNİTE Genel Haciz Yoluyla Takip

Menfi Tespit ve İstirdat Davaları
İcra Takibinin İptali ve Taliki
Genel Haciz Yoluyla

Takip

Genel haciz yoluyla takip, alacaklının icra dairesine ( takip talebi ) vermesiyle başlar. Daire takip talebi üzerine borçluya ( ödeme emri ) gönderir. Borçlu ödeme emrine itiraz eder. İtirazı mahkemece haklı bulunursa takip sona erer.
Ancak itirazı haklı bulunmaz veya 7 günlük süre içinde itiraz etmezse takip kesinleşir.
Buna rağmen borçlu borcunu ödemezse, alacaklının talebi ile, borçlunun borcu ödemeye yetecek malları haczedilir. Eğer malları borcu ödemeye yetmezse alacaklıya ( aciz belgesi ) verilir.

İflâsa tabi borçlusu hakkında ( HACİZ ) veya ( İFLAS ) yollarından birisini seçen alacaklı, seçtiği bu yolu bir defaya mahsus olmak üzere değiştirebilir. Bunun için kendisinden bir kere daha harç alınmaz.

Genel haciz yoluna sadece ( para ) ve ( teminat ) alacakları için başvurulabilir. Elinde rehin bulunan bir alacaklı, alacaklarını öncelikle rehin tuttuğu şey üzerinden talep etmek zorundadır. Bu yola başvurmadan haciz yoluna başvuramaz. Ancak, rehin tutarı yetmezse haciz yoluna gidilebilir.
Sadece Türk parası ile ilgili alacaklar için değil aynı zamanda yabancı para alacakları için de genel haciz yoluna gidilebilir.

Görev ve Yetki

İcrada genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki icra dairesidir. Bunun haricinde bazı özel yetki kuralları da uygulanır. Örneğin, akdin yapıldığı yer icra dairesi de yetkilidir. Yetkisiz bir icra dairesi, yetkisiz olduğunu kendiliğinden gözetemez. Borçlunun daireye yetkisiz olduğunu bildirerek itirazda bulunması gerekir. Buna rağmen borçlu yedi ( 7 ) günlük itiraz süresi içinde bu hakkını kullanmazsa, yetkisiz icra dairesi yetkili hale gelir. Tarafların aralarında sözleşme yaparak bir icra dairesini yetkili yapmaları da mümkündür.

Takip Talebi

Takip talebi, alacaklının icra dairesine yaptığı yazılı veya sözlü talebi ile başlar. Talepte bulunandan ilkin, ,

a) maktu başvurma harcı, b) nispi peşin harç ve
c) ödeme emrinin tebliği ile olası d) itirazın alacaklıya tebliği için gerekli masraflar alınır.
Takip talebinde şunlara yer verilir;
 alacaklı ve borçlunun kimliği,
 adresleri ve vergi kimlik numarası
 alacağın TL ile tutarı,
 Alacak yabancı para üzerinden ise kur üzerinden değeri,
 alacak bir senede dayanıyorsa SENET,
 borcun sebebi,
 seçilen takip yolu

Yabancı para alacaklısı takip yaparken, yabancı para alacağını Türk parasına çevirmek zorundadır. Bu çeviri takip tarihindeki Merkez Bankası’nın efektif satış kuru esas alınarak yapılır.

Altın para için genel haciz yoluna gidilemez. Bunlar kıymetli mal oldukları için, ( İLAMLI İCRA ) Yoluna gidilebilir.

Alacaklı birden fazla borçlu için takip yapıyorsa, bunların hepsi için tek bir talep hazırlayabilir. Ancak alacaklıların isimlerini takip talebinde ayrı ayrı belirtmesi gerekir. Aynı şekilde bir borçludan birden fazla alacağı varsa, bütün alacaklarını bir takip talebi ile de yapabilir.
Takipte Bulunmanın Sonuçları
 talep üzerine, icra müdürü ödeme emrini borçlulara gönderir,
 icra dairesi takipte bulunana bedava ve pulsuz bir belge verir,
 takip talebi ile zamanaşımı kesilir,
 borçlu temerrüde düşer

Ödeme Emri

Alacaklının icra dairesine yaptığı takip talebi üzerine, dairenin borçluya gönderdiği yazıdır. Bu emir ile;
 borcun ve giderlerin yedi ( 7 ) gün içerisinde ödenmesi,
 itiraz edilecekse itirazın yedi ( 7 ) gün içinde edilmesi,
 7 gün içinde itirazda bulunulmadığı taktirde, mal beyanında bulunulması, bu da yapılmazsa ( hapis ile tazyik ) edileceği, ve ( hapis ) ile cezalandırılacağı,
 borç ödenmezse takibe devam edileceği, bildirilir.

Not

Bu ihtarda yer alan hususlar ayrıntısıyla bildirilmezse borçlu bildirilmeyen durum ile ilgili cezalandırılamaz. Örneğin Mal bildiriminde bulunmaması durumunda hapis cezası ile tazyik edileceği veya hapsedileceği bildirilmezse, borçlu bu ceza ile cezalandırılamaz.

Not
Borçlu eğer ödeme emrine itiraz ederse takip durur. Alacaklının bu itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu ise iki şekilde davranabilir. Ya borcunu öder ve takibi durdurur. Ya da borcunu ödemez ve hacze neden olur.

Ödeme Emrine İtiraz Sebepleri
Borçlu aşağıdaki gerekçelerden birisi ile ödeme emrine itiraz edebilir.
 borcun doğmadığı,
 borcun sona erdiği,
 zamanaşımına uğradığı,
 vadesinin gelmediği,
 şarta bağlı olduğu,
 senetteki imzanın kendisine ait olmadığı,
 borcun belirtildiği kadar olmadığı,

İmzaya İtiraz

Bir adi senede dayanılarak takip yapılması durumunda, alacaklı bu senetteki imzanın kendisine ait olmadığını söyleyerek itiraz edebilir. Ancak resmi senetlerdeki imzaya bu şekilde itiraz edilemez. Bunun için genel mahkemelerde sahtelik davası ( menfi tespit davası ) açılmalıdır.
Senetlerdeki imzaya itiraz açıkça belirtilmelidir. Örneğin borçlu sadece borç miktarına itiraz etmişse, bu senetteki imzayı ( ikrar ) ettiği anlamına gelir.

Borca İtiraz

İmzaya itiraz dışındaki bütün itirazlar borca itiraz sayılır. Borca itiraz ederken bunun ayrıca belirtilmesi gerekmez. Sadece ( itiraz ediyorum ) ifadesinin kullanılması yeterlidir. Borcun bir kısmına yapılan itiraz ( kısmi itiraz )’dır. Kısmi itirazlarda, itiraz edilen borç miktarı açıkça yazılmalıdır. ( Borcum bu kadar değil,
itiraz ediyorum ) demek yeterli değildir.

Gecikmiş İtiraz

Borçlu kusuru olmaksızın herhangi bir engel sebebiyle ödeme emrine itiraz edememişse, daha sonra itiraz etme hakkına sahiptir. Örneğin uzun süreli bir yurt dışı seyahatine çıkmış olması, ağır hasta olması, bir afetle karşılaşması durumlarında 7 günlük itiraz süresinden sonra da itiraz edebilir.

Gecikiş itiraz, malları haciz edilene kadar, engelin ortadan kalkmasından

itibaren 3 gün içerisinde yapılmalıdır.
İtirazın Sonuçları
 takibi durdurur,
 mal bildiriminde bulunmak zorunda kalmazsınız,
 kısmi itirazda itiraz edilen kısım için takibi durdurur,
 itiraz hükümden düşürülünceye kadar takibe devam edilmez.

İTİRAZIN HÜKÜMDEN DÜŞÜRÜLMESİ

Daha önce de belirtildiği gibi itiraz üzerine takip durur, takibe devam edilebilmesi için itirazın hükümden düşürülmesi gerekir. Bunun iki yolu vardır. Ya ( itirazın iptali davası ) açılmalı, ya da ( itirazın kaldırılması ) yoluna gidilmelidir.

1) İtirazın İptali Davası

Elinde belge olmayan alacaklılar itirazı hükümden düşürmek istiyorlarsa ( itirazın iptali davasını ) açmak zorundadırlar. Bu dava, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren bir yıl ( 1 ) içinde açılabilir. Davanın kabul edilmesi halinde borçlu davayı kaybetmiş olur, yargılama giderlerine mahkum edilir.
Alacaklı takibe devam edilmesini ve icraya geçilmesini isteyebilir. Borçlu ise mal bildiriminde bulunmak zorunda kalır.

2) İtirazın Kaldırılması

Elinde belge olmayan kişiler itirazı hükümden düşürmek için ( iptal davası ) açmak zorunda idiler. Ancak bu yol oldukça uzun bir yoldur ve borçlunun lehine bir işlemdir. Bu nedenle kanun koyucu işi sürüncemede bırakmamak için, elinde belge bulunan kişilerin dava açmadan doğrudan ( itirazın kaldırılması ) yoluna
başvurabileceklerini hükme bağlamıştır.
a) İtirazın Kesin Kaldırılması
Bu yola başvurabilmek için alacaklının, elinde ( İİK )’nın kabul ettiği belgelerin bulunması gereklidir.
Bu belgeler şunlardır :
 imzası inkâr edilmiş adi senet,
 noter senedi,
 resmi dairelerin ve yetkili makamların verdikleri belgeler,
 kredi kurumlarınca düzenlenen belgeler,

Alacaklı elinde bu belgeler varsa icra mahkemesine başvurmak suretiyle itirazın kaldırılmasını sağlayabilir. Bunların dışında başka belgeler ile icra mahkemesine başvurması mümkün değildir. Başvuracağı yer genel mahkemelerdir.
İcra mahkemesi alacaklıyı haklı görürse, itirazın kaldırılmasına karar verir, ayrıca borçluyu, hükmolunan miktarın % 20’sinden aşağı olmamak kaydıyla ( tazminat ) ödemeye mahkum eder. İTİRAZIN KALDIRILMASI yoluna baş vurma süresi, itirazın tebliğinden itibaren altı ( 6 ) aydır.

Örneğin ;
10.000 liralık bir borç için yapılan itirazda, borçlu hiç borcu olmadığını beyan ederse, alacaklı belgelerle haklılığını kabul ettirirse, itiraz reddedildiği gibi, alacaklı 10.000 liranın yanında isterse 2.000 liralık tazminat da isteyebilir.
Bu durumun tersi de mümkündür. Borçlunun itirazı haklı görünürse, alacaklı aynı miktarda tazminat ödemeye mahkum edilir.

b) İtirazın Geçici Kaldırılması

Bu yola, borçlunun, alacaklının elindeki adi senette yer alan imzaya itiraz etmesiyle başvurulabilir. Bu yolla açılacak davada borçlu hazır bulunmalıdır. Borçlu eğer duruşmada hazır bulunmazsa mahkeme ( itirazın geçici kaldırılmasına ) ve ayrıca, senette yazılı miktarın % 10’u oranındaki ( tazminat )’ı ödemeye mahkum edilir.
Mahkeme sonunda alacaklı haklı görülürse;
 itirazın geçici kaldırılmasına,
 borçlunun senette yazılı miktarın % 20’si kadar tazminat ödemesine,
 % 10’u oranında da para cezasına karar verir. Borçlunun haklı görülmesi durumunda ise;
 itirazın geçici kaldırılmasının reddine,
 alacaklının senette yazılı miktarın % 20’si kadar tazminat ödemesine karar verir.

Borçtan Kurtulma Davası

Borçlu, itirazın geçici kaldırılması kararından sonra, alacaklıya 7 gün içinde ( borçtan kurtulma ) davası açabilir. Bu davanın kabul edilebilmesi için borçlunun, dava konusu olan tutarın yüzde on beşini ( % 15 ) teminat olarak yatırması gereklidir.

MAL BEYANI

Takip kesinleştiğinde ve icra aşamasına gelindiğinde mahkeme borçludan mal beyanında bulunmasını ister. Borçlunun borçları beyanda bulunduğu malları haczedilerek ödenir. Eğer mallar borç için yeterli değilse alacaklıya ( aciz ) belgesi verilir. Alacaklı ileride borçlu mal edindiğinde alacağını bu belgeye
dayanarak isteyebilir. Borçtan iptal davası açıldığında, geçici haciz ( sadece malların haczedildiği ama satılamadığı haciz türü ) kesin hacze dönüşmez. Mal beyanında bütün mal varlığı değil, borca yetecek mal varlığının bildirimi yapılır.

Mal Beyanında Bulunmamanın Yaptırımı

Kanun koyucu mal beyanında bulunmayan kişilere iki türlü yaptırım öngörmüştür. Bunlardan ilki ( hapisle tazyik ) yaptırımıdır. İkincisi de borçlunun cezaya çarptırılmasıdır. Hapisle tazyik durumunda verilecek hapis cezası üç ( 3 ) ayı geçemez.
Mal beyanında hiç bulunulmaması veya süresi geçtikten sonra ( 7 günden sona ) yapılması durumunda da borçluya on gün ( 10 gün ) disiplin hapsi cezası verilir.

Menfi Tespit ve İstirdat Davası

Borçlu tarafından alacaklıya açılan bir davadır. Bu davanın borcun alacaklıya ödenmesine kadar açılması gerekir, eğer borç alacaklıya ödenmişse bu taktirde açılacak dava ( menfi tespit davası ) değil ( istirdat davasına ) dönüşür. Menfi tespit davası kabul edilirse, borçlunun borçlu olmadığı da kesinleşmiş olur.

Bunun tersi de mümkündür, yani alacaklı haklı çıkabilir. Bu durumda borçlu borç miktarının % 20’sinden az olmayan bir tazminata mahkum edilir.
İstirdat davasında ( geri alma davası da denebilir ) davayı açan, borcu olmadığı halde bir haciz işlemi ile ödemiş olduğu bir parayı geri almaya çalışır. Davayı açan kazanırsa, ödediği paranın harç ve giderleriyle birlikte kendisine verilmesini sağlar. Kaybederse sadece bu davanın giderlerini öder. ( Parayı zaten ödemiştir çünkü.)
İtfa
Alacaklı, alacağını almasına veya alacağın zamanaşımına uğraması durumunda da haksız bir şekilde takibe devam etmek isteyebilir. Kanun, bu durumlarda borçluya engel olma fırsatını vermiştir. Bu amaçla üç yol öngörülmüştür. Bunlar, ( itfa ) ( ihmâl ) ve ( zamanaşımı )’dır. İtfa ve Zamanaşımı yolları takip edilirse,
takibin iptali söz konusu olur; ihmal yolu takip edilirse takibin ertelenmesi mümkün olur.

BORCLU davayı kazandığı için, daha önce talep etmesi şartıyla kendisine isnat edilen borç miktarının % 20’nden aşağı olmamak üzere ( TAZMİNAT ) ödenir.

Burada ( İTFA )’dan kasıt, borcu sona erdiren her türlü sebeptir. Bu sebepler borcun bağışlanması, ibra edilmesi veya takası da olabilir. Örneğin borçlu borcunu icra dairesine öderse takibe gerek kalmaz. Eğer borçlu borcunu icra dairesine değil de, alacaklı ile yukarıda sayılan diğer yollarla kapatırsa, bu durumu
belgelendirmek şartıyla takibin iptal edilmesini sağlayabilir.

Happy
Happy
0
Sad
Sad
0
Excited
Excited
0
Sleepy
Sleepy
0
Angry
Angry
0
Surprise
Surprise
0

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%